z jenerasyonu
Kaynak: DPA

Z Jenerasyonu ve Terörizmin Beşinci Dalgası

19. yüzyılın sonundan beri terörizm her biri yaklaşık kırk yıl süren dört dalgada gelişti. Dede-torun örneği devam ederse, beşinci dalganın sistemsel eleştirilere dayalı olması gerekir ve bu kez de küreselleşmeye tepki oluşturur. Bu da anti-liberallerin aşırı sağ güçlere yükselişini açıklayabilir.

Her bir jenerasyona belirli olaylar ve aktörler vasıtasıyla kimlik kazandırılır: Sıcak veya soğuk savaşlar vasıtasıyla ya da sadece 9/11’in sonuyla, Arabellion vasıtasıyla, İslami kış* ve ayrıca Amazon, Google veya Youtube tarafından başlatılanlar gibi daha az önemli değişiklik içermeyen daha hafif zaman değişiklikleri yoluyla…

Bu arada, milenyumun dönüşümünden kısa bir süre önce doğan ve bu teknik başarılarla büyüyen Z kuşağı, Youtube jenerasyonu veya Dijital Yerliler olarak jenerasyonlarla konuşmak doğal hale geldi. Z jenerasyonu üyeleri, çoğu 1960 ve 1980 yılları arasında doğan X Kuşağı üyeleri ebeveynlerinin aksine, 11 Eylül 2001’de ABD’ye yapılan saldırının anılarına pek sahip değildir. Oysa 11 Eylül onlar için bir dönüm noktasıydı. O gün gerçekleştirilen saldırılar önümüzdeki yılın 20. yıl dönümü olurken, bu yıl Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun* (RAF) 50. doğum yıldönümü.

Andreas Baader, 11 Eylül 2001 hakkında acaba ne derdi? Bin Ladin, El Kaide’nin ölümünden neredeyse çeyrek asır sonra kapitalizmin tam kalbinde ABD’yi vurdu. Baader tezahürat yapar mıydı? 1971’de Ulrike Meinhof “Kent Gerillası” kavramında Amerikan emperyalizminin dünyanın her yerinde anti-emperyalist bir mücadeleyle yenilebilecek bir kâğıt kaplan olduğunu yazmıştı. Bin Ladin’in yıllar sonra ABD’nin Somali’den çekilmesi hakkındaki yorumları da öyleydi.

Ama bu aynı zamanda RAF ve El Kaide’nin birlikte bir şeyler yapmış olabileceği anlamına mı geliyordu? İlk bakışta saçma bir karşılaştırma gibi görünen şey yeraltında manevra yapan ve böylece kendilerini kısıtlamalara ve tutarsızlıklara maruz bırakan insanlar arasındaki temel paralellikleri göstermektedir. RAF üyelerinin ebeveynlerinin faşist mirasından vazgeçmek istemeleri ve aynı zamanda Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (PFLP) ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) tarafından eğitilmiş olmaları, yani İsrail’e karşı savaşan iki örgüt yer altı savaşlarına yol açabilecek birçok çelişkinin sadece bir örneğidir.

9 Ekim 2019’da Halle’de bir sinagoga girmeye çalışan ve bu başarısız olunca yoldan geçen birini ve bir kebapçı müşterisini öldüren Stephan B.’ye göre “Büyük Mübadele’den” Yahudiler sorumlu. 2016’da Renaud Camus, sağcı terörist saldırıların ideolojik zemini olan “Büyük Değişime Karşı İsyan’ı” yayınladı. Camus’un kitabındaki seçkin eleştiri, paradoksal görünen başka bir paralelliği gösteriyor. Camus, beyazların göç tehdidi altında olduğunu anlatıyor. Ona göre elitler küresel kapitalizmin hizmetinde kasıtlı olarak bir nüfus mübadelesine girişmiş durumdalardır. Amacı, bireyin kapitalist bir sistemde birbirinin yerine geçebilir hale gelmesidir. Elitler ve kapitalizm eleştirileri farklı bir kılık altında mı? Sağcıları öğrenme buradaki solculardan mı geçiyor?

Şiddet ve Karşı-şiddet

RAF’tan İslam dinini kullanan radikal terörizme, oradan sağcı terörizme kadar terörizm, dalgalar halinde kendine form buldu. Bu ekonomik döngüler büyük dünya siyasi olaylardan ve devlet gücünden kopuk değildi elbette. Her bir dalgada yapısal özelliklerini keşfedebilirsiniz. Aynı zamanda kolayca karşılaştırmalar da çizebilirsiniz. Bu karşılaştırmalar tüm şiddet ve karşı şiddetin ortak bir nokta olduğunu göstermektedir.

Bu benzerliklerin temeline inmenin bir yolu, nedenlere ve motivasyonlara odaklanmaktır. Yoksulluğun, fırsat eksikliğinin ya da belki de eğitim eksikliğinin terörizmi açıklayabileceği sık sık varsayılmaktadır. Bununla birlikte, bu faktörlerin nedenselliği birçok çalışmada çürütülebilir. Örneğin, araştırmacılar Mısır hapishanelerindeki yüksek eğitim seviyesinin daha da büyük radikalizmle ilişkili olduğunu gözlemlediler.

Almanya’daki aşırı sağcılar arasında toplumun ortasından insanlar vardır. Ayrılıkçı hareketler çoğunlukla daha zengin bölgelerden olan Tirol, Québec ve aynı zamanda Katalonya’dan geliyor. Terörizme yatkın olanların ayrıcalıklı kişiler olduğu düşünülebilir. Ya da tam tersine, terörizmin bir ayrıcalık olduğu söylenebilir mi?

Anlatıların Rolü

Geçmişe ve geleceğe dair anlatılar genellikle terörist gruplarda çok önemli bir rol oynar. Sağcı teröristler eski Tapınak Şövalyeleri’nin emirlerine atıfta bulunur, İslam dinini kullanan radikal terörist İslam’ın görkemli günlerinden bahseder ve solcular anarşizm fikirlerini benimser. Varoluşlarını daha geniş bir tarihsel çerçeveye yerleştirerek meşrulaştırmanın yanı sıra, harekete geçmesi gereken gelecek vizyonları da vardır. Bazen bu vizyonlar kıyamet gibidir, bazen de hedef olarak yeni bir dünya savunulur.

Teröristlerin her zaman yoksulluk ve fırsat eksikliği mağduriyeti düzenine uymaması ve aynı zamanda da zaman ve mekânı yeniden yazması ne anlama gelir? Neden bazen ayrıcalıklı görünen insanlar kendi istekleriyle yer altında manevra yaparlar? Ya da bir adım geri atmak için yeraltı yolculuğuna ne kadar gönüllüdür? Hukuka aykırılığa giren insanlar sadece zorlama ve çelişkilerle dolu bir hayat seçmekle kalmıyor, zaten zorlanmalara maruz kalıyorlardı. Motivasyon durumu genellikle ilgili bireylerin kendileri kadar çeşitlidir. Eğer radikalleştiren bireylerin biyografilerine bakarsanız güçlü bir tutarsızlık göreceksiniz.

Usama Bin Ladin, Suudi Arabistanlı girişimci, multi-milyoner bir aileden geldi. Her şeye sahipmiş gibi göründüğünde nesi vardı? Andreas Baader liseyi bırakmak zorunda kaldı ve birkaç kez yasayla ihtilafa düştü. Mesleki eğitime başlamak yerine çömlekçilik yaptı ve çizdi. Onu ne harekete geçirdi ve son derece yetenekli olduğu düşünülmesine rağmen neden annesi tarafından finanse edilen özel okulu bırakmak zorunda kaldı? Halle’nin suikastçısı Stephan B. işsizdi, annesine göre her şeyi lanetledi ve durumu için “Yahudiler’i” suçladı. Kendisini isyan etmek istediği hangi kısıtlamalara tabi buldu? Björn Höcke, dedesinin Doğu Prusya ve babasının Yahudi karşıtlığı hakkındaki hikâyelerinden etkilenmiştir. Neden sık sık bir öğretmen olarak karizmanın önemi hakkında öğrencileriyle konuşmuştu?

Jenerasyonlar Boyunca…

Milyoner oğul, yeteneklinin okulu bırakması, işsiz, politikacı: Ortak paydada buluşmaları zor. Radikalleşme, radikalleşenler kadar bireyseldir. Bunlar arasında ayrıcalıklı ve daha az ayrıcalıklı, yüksek eğitimli ve daha az eğitimli, iyi durumda ve hayatta kalmak için mücadele edenler var. Bu nedenle bireylerin motivasyon analizinin ötesine geçmek ve aynı zamanda da bireylerin faaliyet gösterdiği kurum ve hareketlerin gelişimine ışık tutmak gerekir. Bireylerin tek başına incelenmesi, daha geniş çerçeveden kopuk ya da sadece üyeleri dikkate almadan kuruluşlara odaklanarak madalyonun sadece bir tarafına bakma riskini taşır. Bu nedenle hem bireyleri hem de kuruluşları etkileyen bir içeriğe odaklanmak daha etkilidir: Jenerasyonlar.

Güçlerin jenerasyonlar boyunca eylemi, bireyleri, örgütleri ve hareketleri benzer şekilde şekillendirir. Güçlerin jenerasyonlar arasına olan etkileri, kısıtlamalarla ilgilidir.

Bu tür zorlamalar örnek olarak, önceki jenerasyonlar travmalarını geçirdiklerinde ortaya çıkar. Sistematik tedavide, diğer şeylerin yanı sıra, problemler, çatışmalar veya görevlerin sonraki jenerasyonlara aktarıldığı çok kuşaklı bakış açısı alınır. Nazi döneminin mirasını günümüze kadar hissedebiliriz. Çocuklar genellikle ebeveynlerine karşı isyan ederken, torunlar bazen büyükanne ve büyükbabalarına yaklaşırlar. 1970’lerin RAF fenomeni, Nazi döneminden kalma ebeveynlerin işlenmemiş sorunlarına dayanır. Solcular faşist fikirlere karşı isyan ederken, sağcılar yine bunu üstleniyor.

Terörizmin nesiller boyu gelişmesi fikri, siyaset bilimci ve terörizm araştırmalarının öncüsü David Rapoport’un bir modeline karşılık gelmektedir. Rapoport’a göre terörizm, 1880’lerden bu yana her biri yaklaşık 40 yıl süren birbiriyle örtüşen dört tarihsel dalgada gelişti: anarşist dalga (1880’lerden 1920’lere), sömürge karşıtı dalga (1920’ler-1960’lar), Yeni Sol dalgası (1960’lar-1990’lar) ve 1970-80’ler civarında başlayan mevcut dini dalga. Rapoport’un varsaydığı gibi, devlet dışı terörizmin her dalgası 40 yıl sürerse ve dördüncü dalga 1979 civarında başlarsa, gelecekteki gelişmenin zirvesinde olmalıyız. Spesifik olarak: beşinci bir terörizm dalgası ortaya çıkmak üzere mi? Ve eğer öyleyse, geriye bakmaya değer mi?

Etki ve Tepki Modeli

Anarşizmin ya da anti-sömürgeciliğin Z jenerasyonuyla ne ilgisi var? Büyük ölçüde, belirli zorlamaların aktarıldığı bir jenerasyon modeli varsayılırsa bu durum ilgisini gösterir. Rapoport’a göre dört terör dalgasını olası bir kuşak modeli için kontrol etmek mantıklıdır. Bu amaçla, terörizmi devlet gücünün eylemlerine bir tepki olarak görmek de mantıklıdır. Terörist gruplar devletlerle etkileşime girer ve onları aşırı tepki vermeye kışkırtır. Böylece, anarşist dalga, sömürge karşıtı dalga, Yeni Sol dalgası; emperyalizm, sömürgecilik, kapitalizm ve terörle mücadele ile yan yana olabilir. Eylem ve tepki modeli, devlet ve devlet dışı şiddet geleceğe yansıtılabilir. Böylece beşinci bir terör dalgası küreselleşmeye bir tepki olarak hayal edilebilir.

Bu, önceki dalgaların modellerinden de çıkarılabilir. Önceki dört dalgaya bakarsanız, birinci ve üçüncü ile ikinci ve dördüncü dalgaların benzer olduğunu fark edeceksiniz. Birinci dalganın ve üçüncü dalganın yeni solunun anarşistleri sistemin eleştirisini yaydılar; sömürge karşıtı ikinci ve dini dördüncü dalgalar bölgesel iddialarla ilgiliydi. İslam dinini kullanan radikal gruplar, Filistin gibi bölgeleri muhaliflerinden ve Batılı işgalcilerden kurtarmak istiyor. Dini dalgadan grupların sadece din ile ilgilendiklerinin aksine genellikle sadece bir meşrulaştırma ya da laik emellerinin kılık değiştirmesi olarak hizmet eder.

Dalga atlamalı bir kuşak etkisi modelinde üçüncü dalganın sosyalist aktivistleri anarşist devrimcilerin “torunları” olarak anlaşılabilirken, İslam dinin kullnan radikal gruplar da kendilerini yeni sömürgeci baskının kurtarıcıları olarak görüyor. Bir dalganın sondan bir önceki dalgayı andırması gerçeği, “büyükanne ve büyükbabaların” mirasını “torunlara” aktardığı bir nesil modelinden bahsedilebileceğini akla getirir. “Çocuklar” “ebeveynlerine” isyan edip dalgalarını sürdürmezken, büyükanne ve büyükbabaların kuşağının fikirlerini benimsiyorlar.

Beşinci Dalga

Beşinci dalga için tekrarlayan gelişmeler hakkında bu gözlemlerden ne çıkarılabilir? Büyükanne-büyükbaba-torun modeli devam ederse, beşinci dalga da sistematik eleştirilere dayanmak zorunda kalacak. Eğer beşinci dalga baskın dünya düzeninin mevcut ifadesi olarak küreselleşmeye bir tepkiyse, tepkisi yerel olana geri çekilmek olabilir. Anti-liberal ve aşırı sağcı güçlerin güçlenmesi, Victor Orbán ve Donald Trump gibi popülistlerin yükselişiyle zaten belirgin olmuş ve Christchurch, Halle ve Hanau’daki son saldırılarda doğrulanan bir eğilim vardır.

Kısıtlamalar da gizli hareket ile ilgili bir şey var. Yeraltında her temas ve karşılaşma, bir tehdit haline gelebilir. Günümüzün sağcı teröristleri hangi kısıtlamalar altında faaliyet gösteriyor? Sağcı aşırılık aynı anda daha görünür ve görünmez hale geliyor. Örneğin, aşırı sağcı fenomenler seçimlerde daha görünür hale geliyor. AfD* ve çevresinin bir araya gelmesiyle çeşitli akımlar birleşiyor. AfD liderlerinin çoğu, radikal ortamdan yeterince ayırt edilmeden aşırı sağ ve aşırı fikirlere gerçekte olduğundan daha büyük bir yüz veriyor. Sosyal medyada sahte profillerle varlık gösteren hesaplar, sağın radikalleşmesine etki ederek büyük hareket oluşturmasına vesile olabiliyor.

Ancak aynı zamanda, doğası gereği bunu değerlendirmenin zor olduğu gizli gelişmeler de vardır. Polis ve ordunun sızmış olduğu, sürü terör eğiliminin beraberinde öngörülemeyen “failleri” de getirdiği ortaya çıkar. Buna tepki verme olasılıkları sınırlıdır. Siyasetteki görünür eylem, argüman zincirlerini yok ederek ya da önleme yitirerek tepki verebilir. Öte yandan baskı her zaman sadece tepkiseldir ve hatta sağcı terör yapılarının gelişmesine katkıda bulunabilir. Tek fail olgusu aynı zamanda terör kalıplarının devlet baskısına uyarılmasıdır. Bireyin eylemleri çok daha az fark edilir.

“Genç ve Aptal”

Z jenerasyonun önceki nesillere uygulanan kısıtlamalara tepkisi nedir? Doğru tehlikenin ortaya çıkarılması gerekmez mi? Bir yanıt formüle edilmeli mi?

Krizleri fırsat olarak görmenin bir yolu da budur. Nesiller sadece travmalarını ve problemlerini miras almakla kalmıyor, aynı zamanda problem çözmenin de kaynağı haline gelebiliyorlar. Özellikle İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) içindeki jenerasyonlar arası kavgaların, örgütü siyasi yolda ilerletmeye yardımcı olduğu görüldü. Enerjik ve fırtınalı gençler yıllar içinde fikirlerini değiştirebilirler. IRA liderleri de barış inisiyatifiyle gençleri kendileriyle aynı hataları yapmaktan korumak istedi.

1997’de Luxor’daki katliamdan sorumlu olan Mısırlı Gamaa İslamiya, coğrafi ve ideolojik olarak uzak başka bir örgütün liderleri de şiddete sırtlarını döndüler. Kavgacı geçmişleri hakkında şöyle dediler: “Genç ve aptaldık. Yirmi kitapta, Gamaa İslamiya’nın liderleri, örneğin hataları kabul etmenin ne anlama geldiğini, fikir değişimlerine ilişkin yansımalarını ortaya koydular. Bu kabulleniş, onlar için kolay olmaktan çok uzaktı. Binlerce insana önderlik etmek ve sonunda her şeyin bir hata olduğunu anlamak için hayatlarını riske atmak başka bunları takipçilerine iletebilmek bambaşka bir şeydir.”

Gamaa Islamija’nın sezgilerinden ne öğrenebiliriz? Belki de jenerasyonlar hatalarını anlayıp, aktarabilir mi? Halle’deki Max Planck Etnolojik Araştırma Enstitüsü’ndeki bir araştırma grubunda, çeşitli terörist grupların öğrenme süreçlerini karşılaştırmalı olarak inceledik. Özellikle öğrenme yeteneğine sahip olan gruplar, amaçlarının altında yatan değerleri ve normları açıkça sorgulayan ve böylece grup içinde bir bilgi süreci başlatan gruplardır. Özellikle liderler kendilerini aşmalı ve tabulara hitap etmelidir. Araştırmamız, örneğin, farklı kıtalarda ve farklı dünya görüşlerine sahip grupların birbirleriyle nasıl iletişim kurduğunu ve birbirlerinden nasıl öğrendiklerini gözlemlediğimiz zaman öğreticidir. Örneğin, Kuzey İrlanda’da IRA, Afrika Ulusal Kongresi’nden (ANC) müzakerelerde ne kadar ileri gidebileceğini öğrenirse ya da Hindistan, Vietnam veya Filistin’deki sömürge karşıtı mücadeleye dahil olursa… Ya da Gamaa İslamiya, İslam tartışmasını tetikleyip kendi bulgularını El Kaide’ye dönüştürdüğünde, İslam dinini kullanan radikal teröristlerin hayatı kimyasal bir laboratuvar olarak gördükleri için gerçekliğe dair iç görüden yoksun oldukları sonucuna varılır.

Terörist grupların nesiller onları bağlayan küresel olaylar tarafından şekillendirilir. Bazen de kendilerini birbirinden ayırarak bir şeyler öğrenirler. Bir röportajda, IRA’nın bir üyesi, IRA’nın altı milyona karşı altı kişilik bir grup olmadığını savunarak RAF’tan uzaklaştı. IRA gerçekten ağırlık taşıyor. Görünmezliğin taktik avantajları da mevcut. Üçüncü kuşak RAF üyelerinin suç üçlüsünü aramak, üçlünün ortaya çıkarabileceği destek ağı ne kadar küçükse o kadar zor.

Z Jenerasyonun Kısıtlamaları

Daha görünür terörist gruplar haline gelmek için, daha fazla sorumluluk almak ve bazen bu tür gruplarda hâkim tabu kırmak gerekir- yani mücadeleden vazgeçmek. Ne bazıları için bir tabu molası ne de diğerleri için tabular kırılmaya karşı koruma anlamına gelir. Ancak tartışılmazları mümkün kılmak, gelecek nesillerin umutsuz durumlara düşmesini ve kısıtlamalar altında kalmalarını önlemeye de yardımcı olabilir.

Z jenerasyonunun kısıtlamaları nelerdir? Hangi seçenekler onlara açık? Z jenerasyonu genellikle Youtube jenerasyonu veya Dijital Yerliler jenerasyonu olarak adlandırılır. Belki de internet konuşulamayanı konuşulabilir yapmak için gerekli araçları sunuyor mu? Yoksa nefret ve kışkırtma daha çok internette mi taşınıyor? Her iki varsayım için de argümanlar vardır. Bir yandan, filtre baloncukları ve beğeniler kendi şüphelerinizi engelleyebilir. Nefret, özellikle İnternet’teki belirli dinamikler tarafından da karşılanır, örneğin, en havalı kişi en sıradışı şeyi paylaştığında.

Öte yandan, şeffaflık getirebilecek yeni iletişim ve bilgi kanalları ortaya çıkıyor. Örneğin dijital kitaplıklar, geçmiş bağlamlara yeni bir bakış atabilmek için yardımcı olabilir. Yeni ortak kimlikler oluşturmak gerginlikleri azaltmaya yardımcı olabilir. İsrail ve Filistin arasındaki çatışmalarda tarihçiler de çatışma dönüşümünün ajanları haline gelebilirler. Tarihyazımının tanınmayla çok ilgisi vardır. Bilginin sayısallaştırılması bunda rol oynamalıdır.

Terörist grupların üyelerinin açıklamaları da bilgi süreçlerinin ve çatışma dönüşümünün kaynağı olabilir. Kitaplarından birinde Gamaa Islamija’nın liderleri, ne yazık ki insanların iki yaşamı olmadığını yazıyorlar- biri deneyim kazanmak için, diğeri de bu deneyimlerden öğrenmek için. Her ikisinin de bir ömür içinde gerçekleşmesi gerekir.

Her jenerasyon deneyim toplar, ancak aynı zamanda geçmiş veya gelecek nesillerin deneyimlerinden de öğrenebilir. Z jenerasyonunun bize terörizm hakkında ne öğreteceğini düşünüyorsunuz? Terörist gruplar, belki de şimdiki zamanları gizli ve baskı altında yaşamaktan ibaret olduğu için geçmişe ve geleceğe dair vizyonlar yaratıyor.

Burada ve Şimdi Öğrenme

Ama terörist gruplar da burada ve şimdi öğreniyorlar. Beklenmeyen olaylar aniden tarihin gidişatını alt üst edebilir ve tüm nesilleri şekillendirebilir. Yılın başında bizi bunaltan Covid-19 salgını, belli koşullar altında terörizmin eline geçebilir. Devletlerin başarısız olduğu yerlerde, terörist gruplar sık sık aralığa atlıyor ve potansiyel üyeleri seferber etmek için sosyal hizmetler sunuyorlar. Terörist gruplar yeni nişler işgal edebilirken, devletlerin tepkisi de son derece önemli. Koronavirüs karşısında bazı hükümet başkanlarının savaş retoriği, doğa ile mücadele içinde olduğumuzu gösteriyor. BM Genel Sekreteri Guterres’in küresel ateşkes çağrısı, bunun başka bir yolu olduğunu kanıtlıyor. En genç neslin iklimi koruma çabaları da başka bir yolun olduğunu gösteriyor.

Z jenerasyonu hangi geçmişleri, bugünleri ve gelecekleri yaratacak? Dijital yerliler tarihte hangi ayak izini bırakacaklar, hangi tabuları yıkacaklar?  Z jenerasyonu sadece internet veya şimdiki Korona salgını tarafından şekillendirilmeyecektir. Aynı zamanda ebeveynlerinin, büyükanne ve büyükbabalarının ve büyük büyük ebeveynlerinin etkilerinin bir sonucudur. Her birimiz zamanımızın çocuğuyuz. Her birimiz bazı izleri takip eder ve bazı izler bırakırız. Gamaa Islamija, havacılıkta olduğu gibi şiddetten vazgeçilmesi hakkında yazdı: İletişim olmazsa kaza yaparsınız. El Kaide onun tarafından sürücüsüz bir araba olarak tanımlandı. Gamaa Islamija’nın anlattıkları, birinin nasıl yoldan çıkabileceğini ve bu iletişimin yolda kalmaya nasıl yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Yazar: Dr. Carolin Görzig

Dr. Görzig, Halle’deki Max Planck Sosyal Antropoloji Enstitüsü’nde “Teröristler Nasıl Öğrenir” başlıklı araştırma grubuna başkanlık ediyor.

Kaynak: FAZ


*Arabellion=Arabischer Frühling=Islamischen Winter: İslam dinine inananlar için kış mevsimi berekettir ve bir ilkbahardır.

*RAF: Kızıl Ordu Fraksiyonu (Almanca: Rote Armee Fraktion), Baader-Meinhof Grubu olarak da bilinen radikal sol görüşlü bir örgüttür.

*AfD: Almanya için Alternatif (Almanca: Alternative für Deutschland), Almanya’da 2013 yılında kurulan sağ popülist ve Avrupa Birliği şüphecisi bir siyasi partidir.