Ana Sayfa / Makale Çevirileri / Yüksek Orandaki Borcun İndirilmesi

Yüksek Orandaki Borcun İndirilmesi

İngilizce aslından çeviren: Gökhan ÖZENCİ

Vitor Gaspar ve Laura Jaramillo tarafından yazılmıştır.

Küresel borç düzeyi 2016 yılında 164 trilyon dolar ile yeni bir rekor kırdı ve bu rekor küresel GSYİH’nın %225’ine karşılık gelmektedir. Hem özel hem de kamu borcu son on yılın üzerine çıkmıştır. Yüksek borç, hükümetin finansmanını piyasa duyarlılığındaki ani değişikliklere karşı savunmasız hale getirmektedir. Ayrıca bu durum hükümetin bir kriz veya ekonomik darboğaza girme durumunda ekonomiye destek sağlama yeteneğini de sınırlar. Ülkeler, mali işlerinin durumunu güçlendirmek için ekonomik iyileşme tarafından sağlanan fırsat seçeneklerini kullanmalıdır. 2018’in Nisan ayının Mali İzleme Raporu, ülkelerin kamu açıklarını ve borcunu büyüme dostu bir şekilde nasıl azaltabileceğini araştırmaktadır.

Yüksek Kamu Borcu Bir Endişe Kaynağı

164 trilyon doların %63’ü finansal olmayan özel sektör borcuyken, %37’si’de kamu borcudur. Gelişmiş ekonomiler ise küresel borcun çoğundan sorumludur. Bununla beraber, son on yıldaki küresel borç artışının çoğunun sorumlusu da yükselen piyasa ekonomileri olmuştur. Çin’in tek başına, 2007 yılından itibaren, küresel borç düzeyine katkısı %43 oranında olmuştur. Buna karşılık, düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerden gelen katkı neredeyse fark edilmeyecek kadar azdır.

Küresel borcun artmasında kamu borcu önemli bir rol oynamaktadır. Gelişmiş ekonomilerde borcun GSYİH’ya oranı, II. Dünya Savaşı’ndan beri hiç görülmeyen seviyelerdedir. Son elli yılda, kamu borç oranları sürekli olarak artmaktadır. Gelişmekte olan ekonomilerin şu anki kamu borç seviyeleri sadece 1980’li yılların borç krizlerinde görülmüştür. Düşük gelirli gelişmekte olan ülkeler için, kamu borçlarının GSYİH’ya ortalama oranları tarihi zirvelerin oldukça altındadır. Fakat önceki zirveler için borç affetmesinden dolayı borç indirimini hatırlamak önemlidir. Dahası, düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerin borçları, son beş yılda yüzde 13 artış göstermiştir.

Borç ile birlikte, düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerdeki borç servisinin maliyeti de hızla artmaktadır. Son 10 yılda faiz yükü ikiye katlanarak vergilerin yüzde 20’sine yaklaşmıştır. Ülkelerin uluslararası finans piyasalarına erişim kazanması ve yurt dışı yerleşiklere yönelik iç borç ihraçlarının artması nedeniyle, artan maliyetler kısmen de olsa ayrıcalıklı olmayan borçlara olan bağımlılığı yansıtmaktadır. Yüksek devlet borçlarının ve açıklarının kaygı nedeni olmasının bazı nedenleri vardır.

Yüksek kamu borcuna sahip ülkeler, değişen finansman koşullarına karşı savunmasızdır ve bu da onların borçlanma kabiliyetlerini engelleyebilir ve ekonomiyi tehlikeye sokabilir. Ayrıca tarihsel deneyimler gösteriyor ki, bir finans krizinden sonra olduğu gibi yüksek borç ve açıklar durgunluğun süresiinin ve derinliğini arttırmaktadır. Çünkü hükümetler (devletler) ekonomiye yeterli mali desteği sağlamamaktadır.

Şimdi İse Yüksek Borç ve Açıkları Gidermek İçin Doğru Zaman

Büyüme çoğu ülkede hız kazanırken, talebi desteklemek için mali teşvik artık daha fazla uygun değildir. Bununla beraber, vergi değişikliklerindeki etkiyi kısa vadede ölçen veya çıktı üzerinde harcama olan mali çarpanların daha küçük olması beklenmektedir. Bu durum, kısa vadeli mali teşviklerden sağlanan faydaların sınırlı olduğu ve borç ile açıkları azaltmanın ekonomik maliyetlere göreceli olarak daha küçük olduğu anlamına gelmektedir. Borç ve açıkların azaltılması, bir ülkenin değişen pazar duyarlılığına olan savunmasızlığını azaltacaktır. Bu aynı zamanda, politika yapıcıların bir kriz durumda, kein olarak mali çarpanların daha büyük olduğu, harekete geçmek için yeterli kaynaklara sahip olmalarını sağlayacaktır.

Mali Politikalar Nasıl Olmalı?

Genel olarak, bizim tahminlerimiz çoğu ülkede borçların GSYİH’ya oranlarının önümüzdeki üç ile beş yıl içinde azalacağını göstermektedir. Ancak bu, politika taahhütlerine tam olarak cevap veren ülkelerdeki dayanaktır. Rehavete kapılmak için herhangi bir sebep bulunmamaktadır. Bir ülke haricinde, kamu borç oranlarının bütün gelişmiş ülkelerin ekonomilerinde düşeceği tahmin edilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde, revize edinilen vergi kanunu ve iki yıllık bütçe anlaşması 2020 yılına kadar ekonomik faaliyet seviyesinde bir genişlemeye yol açacaktır. Bu önlemler, önümüzdeki üç yıl içinde GSYİH’nın yüzde 5’inden fazla olacak olan 1 trilyon doların üzerinde genel açıklara yol açacaktır. Bu açık ise, kamu borçlarındaki yükseliş trendinin 2023 yılında kamu borcunun GSYİH’ya oranının yüzde 117’ye ulaşmasını sağlayacaktır. Tahminlerimiz, Kongre Bütçe Ofisi tarafından yakın zamanda yayınlananlarla niteliksel olarak benzerdir.

Nisan 2018 Mali İzlemesinde, politika yapıcıları, ekonomik faaliyetler zaten yükseldiği halde gerekmeyen teşvik sağlayan maliye politikalarından kaçınmaya çağırıyoruz. Bunun yerine, gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler mali planları olarak borçları ve açıkları kararlı bir şekilde aşağıya indirmeye çalışmalılar. Verimliliği artıran ve beşeri ile fiziki sermayeyi teşvik eden mali reformları da yasalaştırmalılar.

Düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerin vergi kapasitelerini güçlendirmeleri şarttır. Bu durum onların borçlarını ödeyebilmelerini sağlayacaktır. Ayrıca bu durum, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak için sağlık, eğitim ve kamu altyapısı gibi harcama önceliklerini finanse etmelerine yardımcı olacaktır. Kimse ülke ekonomilerinin yükselişini veya düşüşünü tahmin edemez. İhtiyatlı ve başarılı devletler, ufukta görünen fırtınalarla yüzleşmek için iyi olanaklar hazırlar.

Kaynak: https://blogs.imf.org/2018/04/18/bringing-down-high-debt/

Çevirmen Hakkında

Gökhan Özenci / TESA Ekonomi Masası Araştırmacı Yazarı / Çevirmeni

Trakya Üniversitesi

İktisat Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir