Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
turizm
Kaynak: UKinbound

Yeşil Turizm, Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma

ÖZET

İran İslam Cumhuriyeti’nin görüşüne ve turizm endüstrisine uyan net bir tanıma sahip olmak istiyorsak söylemeliyiz ki; turizm, insanın arayıcı doğasından kaynaklanan kültürel bir faaliyettir. Evrim sürecinde turizm gelişimi için planlama yaklaşımları arasından, diğer yaklaşımlardan daha fazla kabul gören bir yaklaşım olan sürdürülebilir turizme odaklanmaktı.

Bu, devletin turizmi, turistik bölgelerdeki tüm insan geçim kaynaklarının bir tamamlayıcısı olarak değerlendirdiği anlamına gelir. Günümüzde yeşil,  kültürel ve sürdürülebilir turizm, gelişmiş turizm biçimleridir. Bu aşamada turizm, beşerî bilimler perspektifinden ve yeni bir bilgi olarak görülen bağımsız bir bilimsel disiplin hâline geldi.

Anahtar Kelimeler: Turizm, Sürdürülebilir Turizm, Yeşil Turizm, Çevre, Sürdürülebilir Kalkınma

GİRİŞ

Turizm endüstrisi, bugün dünyanın en büyük endüstrisidir ve sürdürülebilir kalkınmanın temel direklerinden biri olarak bilinmektedir.  Turizm, mevcut durumuna ulaşmak için çeşitli gelişim aşamalarından geçmiştir. Bu endüstrinin ilk gelişme biçimi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın dört bir yanındaki insanların farklı yerlere seyahat etme ve ulaşım olanaklarını kolaylaştırma konusundaki büyük istekleri nedeniyle ortaya çıkan “kitle turizmi” olmuştur  ancak bu alanda çalışan gruplar turizme sadece ekonomik açıdan bakmışlardır.  Bu durumda en önemli endişe, kalacak yer bulmak ve insanları ağırlamaktı  ancak tek bir yerde çok sayıda turistin varlığı, çevrenin güzelliğini ve hassasiyetini bozdu ve yerli halkların kültürüne ve bütünlüğüne zarar verdi. Bu da çevrenin korunmasını ve turistlerin rahatlığını sağlayan başka fikirlere yol açtı.

Böylece kitle turizminden sonra alternatif turizm yaygınlaşmıştı ki kentsel, kırsal, ilarya, sağlık, eko-turizm, macera ve sorumlu turizm gibi farklı guruplara ayrılır ve bu grupların hepsine “yeşil” turizm adı verilmektedir.

Bu turizmin savunucuları, turizm alanındaki çalışmaların sistematik ve eksiksiz olması gerektiğine inanırlar.

Bu sistemi oluşturan unsurlar ayrıntılı olarak tanımlanmalı ve birbirleriyle olan ilişkileri incelenmelidir.

Bu kategorideki turizm kaynakları doğal, kültürel, etkinlik, aktivite ve hizmet-tesis olmak üzere 5 kategoriye ayrılmaktadır.

Bu bölünme, turistlerin ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra içinde bulunduğumuz çağ, gelecek nesillerin turizm kaynaklarından yararlanmalarına engel değildir.

Sürdürülebilir turizm gelişimine ulaşmak, bir toplumun ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel temellerine dikkat etmeye bağlıdır ki sürdürülebilir turizm gelişimini sağlamanın temel direklerinden biri olan çevrenin korunması gerekmektedir.

Amaç

Bu makale bir tür kütüphane araştırması olup, içeriği İran İslam Cumhuriyeti Çevre Bakanlığı’nın bilimsel internet sitelerinden ve bilim dergilerinden derlenmiştir.  Bu makalenin amacı, yeşil turizm ve eko-turizmin çevre üzerindeki etkilerini ve sürdürülebilir kalkınma ile ilişkisini tanıtmaktır.

Yeşil Turizm ve Eko-Turizm

Doğa ve turizm arasındaki ilişki iki perspektiften tartışılıp, “Eko-turizm”in canlı doğası ve “Jeo-turizm”in cansız doğası veya turizm ve su kaynakları ülkesi incelenebilir. Turizmin kollarından biri de dünya literatürüne 1970’li yıllardan itibaren giren ve turizme göre her yıl ikiye katlanan, yani doğaya sorumlu ve amaçlı geziler anlamına gelen eko-turizmdir. Eko-turizm, ekoloji ve turizm kelimelerinin birleşimidir. Eko-turizm, doğayla doğrudan ve dolaylı olarak ilgili olan turizm türlerini içerir ve ana motivasyonu, doğal cazibe merkezlerini ve yerli kültürü herhangi bir zarar vermeden ziyaret etmek ve kullanmaktır.

Biyoçeşitliliğin korunması ve toplumsal refahın sağlanmasına katılım eko-turizmin hedeflerinden biridir.  Yerel ekonomi ve çevre kültürünün teşvik edilmesi eko-turizmin olumlu etkileridir. Buna karşın kirlilik, çevresel bozulma ile hayvan ve bitki türlerinin neslinin tükenmesi olumsuz etkileridir. Eko-turizmi sürdürmek için organizasyon, uygun planlama, yerel katılım ve eğitim yoluyla elde edilebilecek sürdürülebilirliği göz önünde bulundurulmalıdır.

Eko-turizm, doğaya sorumlu bir gezidir. Çevreyi korur ve yerel halkın hayatını müreffeh kılmaktadır. Bazı uzmanlar bunu sürdürülebilir turizmin bir alt kategorisi olarak tanımlamaktadır.

Sadece doğal yerlere yapılan bir gezi olan doğa turizmine kıyasla eko-turizm, yerel halkın çıkarlarını çevresel, sosyokültürel ve ekonomik açılardan ele alır. Kurumsal bir doğa turisti sadece kuşları gözlemlemek için seyahat edebilirken; bireysel bir doğa turisti kuşları izlemek için yerel bir rehberle gider, yerel olarak işletilen bir konaklama tesisinde kalır ve ödediği masrafları karşılar.

Günümüzde ekonomik kalkınmalarıyla daha fazla ilgilenen ülkeler, turizmin en önemli dallarından biri olan eko-turizm nedeniyle turizm endüstrisini önemli bir ihtiyaç olarak görmekte ve buna ciddi önem vermektedirler. Son yıllarda birkaç kalkınma modeli ortaya koyan kalkınma uzmanları, son yıllarda kırsal kalkınma sürdürülebilirlik modellerine ciddi bir ilgi göstermişlerdir. Ülkemizde doğru yönetim yapılmadığı için bu potansiyel azalmıştır ve sonuç olarak bu alanda geri kalmış ülkelerden biriyiz ve Dünya Turizm Örgütü’nün (DTÖ) istatistik tablosunun en altında yer almaktayız.

Sürdürülebilir eko-turizm, turistlere bozulmamış ve çekici doğanın garantili ve kabul edilebilir bir görünümünü sunar. Sürdürülebilir eko-turizmin geliştirilmesinin sorumluluğu turizm yatırım şirketlerine aittir ancak eko-turizmin sürdürülebilir gelişimini sağlamak için İran aşağıdaki adımları atmalıdır:

Pazarlamaya müdahale ve planlama programını tamamlamak ve yapmak, yerel halkı bu alanda çalışmaya ve pazarlamaya teşvik etmek.

Sürdürülebilir kalkınma uzmanlarına göre eko-turizm ancak doğal kaynakların çok fazla tükenmesini ve yanlış kullanımını engellemezse sürdürülebilir olabilir. Bu; avlanma, balık tutma, plajların, göllerin ve diğer korunan alanların kullanımının kontrolü ve kısıtlanmasıyla mümkündür.

Ward (1997), doğa turizmi ve çevre koruma arasındaki bağlantının karşılıklı olması durumunda bunun faydalı olduğunu ve sürdürülebilirliği için umut olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, ev sahibi nüfusun şimdiki ve gelecekteki ihtiyaçları önceden tahmin edilmelidir. Gelecek nesiller de bunlardan yararlanmalıdır.

Eko-Turizmin v Olumlu ve Olumsuz Etkileri

Hem Kur’an’da hem de Sünnet’te İslam dini defalarca kültürel alışverişe ve seyahatten kaynaklanan barışçıl etkileşime atıfta bulunmuştur (Belmaki, 2003). Merg (1999) tarafından yapılan bir çalışmada eko-turizm için 5 önemli nokta ele alınmaktadır:

  • Doğaya yolculuk
  • Çevre bilinci
  • Doğayı koruma
  • Bölge kültürüne saygı
  • İnsan haklarına ve demokrasiye saygı

Kuşkusuz eko-turizm alanlarındaki turizm faaliyetlerinin doğrudan veya dolaylı olabilen çevresel sonuçları vardır.  Aşağıdakiler olumlu etkiler arasında yer almaktadır:

  • Turistleri çevre kültürüne ve kültürlerin yakınlığına teşvik etmek
  • Döviz alımı ve gayri safi milli gelirin artması ve konaklama, yemek vb.
  • Mal, ulaşım ve hizmet üretimi ve satışı gibi kategorilerde istihdam alanları yaratmak
  • Turistik faaliyetlerin toplandığı bir yerin geliştirilmesi

Olumlu sonuçların yanı sıra olumsuz çevresel etkilerin turizm faaliyetlerine de yansıdığı şüphesizdir. Bu olumsuz etkiler şunları içerir:

  • Orman ve meralarda yürüyüş nedeniyle doğal çevrenin tahribi
  • Orman yangınları, çalılar, bitki tahribatı
  • Su kıyılarında, göllerde, nehirlerde, kaynaklarda, parklarda ve açık alanlarda atıkların dağıtılması
  • Turist merkezlerinin yakınında düzensiz inşaatların meydana gelmesi
  • Araç trafiği ve kalabalık nedeniyle artan gürültü ve hava kirliliği
  • Yaban hayatı ve bitki türlerinin neslinin tükenmesi

Biyoçeşitliliğin kaybı, habitatların, bitki ve hayvan türlerinin kaybı ve çeşitli yaşam biçimlerinin basitleştirilmesi anlamına gelir. Biyoçeşitlilik; üçü de yakından ilişkili olan eko-turizmi, türleri ve genleri içerir. Azalan biyolojik çeşitlilik, en tehlikeli olanı habitat tahribi olan çevresel tehditlerden biridir.

Doğa turizmi ile doğal kaynakların korunması arasındaki ilişki çift yönlü bir ilişki olursa faydalı olacaktır ama aslında eko-turizm, doğal kaynaklara yönelik yıkıcı bir süreçtir. Ek olarak, ev sahibi nüfusun şimdiki ve gelecekteki ihtiyaçları önceden tahmin edilmeli ve eko-turist nesiller, yerli halkların deneyimlerinden farklı yeni çevresel deneyimler kazanabilmelidir.

Yeşil ve Sürdürülebilir Turizmin Gelişimi

Yeşil turizm, doğal kaynaklara dayanır ve yerel kültürden türetilir, ülkenin tüm bölgelerinde aynı şekilde yönlendirilmez ve planlanmaz. Bazı ülkelerde yeşil turizm terimi kırsal turizmi, yani yeşil alanlardaki turizmi ifade etse de, genellikle daha çevreci bir turizm türünü tanımlamak için kullanılır. Yeşil turizm, doğal ve sosyal çevre arasındaki bağlantıyı geliştirmenin en iyi yoludur. Diğer bir deyişle, bazı turizm türlerinin çevre üzerindeki zararlı etkilerine artan ilgi, yeşil turizm adı verilen özel bir turizm türünün oluşmasına yol açmıştır. Ülkemizde yeşil veya sürdürülebilir turizmi geliştirmek için aşağıdaki gibi bir dizi engelle karşılaşıyoruz:

  1. Ülkemiz ile turizm ülkeleri arasında havayolu şirketi olmaması
  2. Turizmde bilgi teknolojisi eksikliği
  3. Zayıf turizm reklamcılığı
  4. Başta doğal kaynaklar olmak üzere turizm kaynaklarının donatılmaması vs.

Bu engelleri aşmak ve sürdürülebilir turizme ulaşmak için üç önemli konuyu göz önünde bulundurmalıyız: Birincisi, insanların turizmin gelişimi ile ilgili kararlara dâhil olması ve bu katılımdan faydalanmasıdır. İkinci olarak, turistik mekânların kalitesini uluslararası standartlara yükseltmeliyiz ve üçüncü olarak turizmin faydalarının yerli halklara ulaşmasını engelleyen darboğazları ortadan kaldırmalıyız.

Sürdürülebilir ve entegre turizm gelişimi, yerel irade ve halkın katılımını gerektirir. Her hâlükârda ülkemize uygun turizm “yeşil turizm”dir ve bu turizm türü insanların normal durumuna uygundur, böylece günlük aktivitelerini tamamlar.

Sürdürülebilir turizmin gelişimi, tüm bölgelerde kaynakların ekonomik, sosyal ve estetik ihtiyaçları karşılayacak ve kültürel, ekolojik, biyolojik çeşitlilik ve yaşam destek sistemlerini sürdürecek şekilde yönetilmesini sağlayacaktır. Bu tanımda sürdürülebilir kalkınma, sadece doğal ve kültürel kaynakları korumakla kalmayıp aynı zamanda gelir ve istihdam yaratma kapasitesini artıran bir faaliyet olarak bilinmektedir. Sürdürülebilir turizmin amaçları şunlardır:

  1. Ev sahibi topluluğun yaşam kalitesinin iyileştirilmesi
  2. Ziyaretçiler için kaliteli deneyimler sağlama
  3. Ev sahibi topluluğun çevre koruması

Sürdürülebilir turizmin gelişimi çevre koruma, turizm kaynakları ve kültürel miras olmak üzere iki ana boyuta ve temel ve anahtar bir “kapasite geliştirme” kavramına sahiptir. Sürdürülebilir turizmin özellikleri şunlardır:

  1. Kaynakları sürdürülebilir bir şekilde korumak
  2. Uygun pazarlama ve reklam
  3. Kaynakların aşırı azaltılması ve kaynakların israfı
  4. Çeşitliliği korumak
  5. Planlamada stratejik olmak
  6. Çevreyi korumak için yerel ekonomik sistemi korumak
  7. İnsanların planlamaya yerel katılımı
  8. Deneyimli ve yetenekli insan gücü eğitimi
  9. Servis faaliyetlerinin kontrolü ve denetimi

Sürdürülebilir Kalkınma ve Turizm Planlaması:

Herhangi bir boyutta gelişim, planlama gerektirir. Aslında planlama sosyal, ekonomik, kültürel ve politik dâhil olmak üzere kalkınmada önemli ve kilit bir rol oynar. Turizmin gelişmesi, bir yandan turizm topluluğu üzerinde olumlu ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel etkilere sahip olabilirken, diğer yandan tüm boyutlarda, özellikle çevresel boyutta olumsuz etkilere sahip olabilir. Sürdürülebilir turizm felsefesi, sürdürülebilir kalkınmadan kaynaklanmaktadır ve bu nedenle sürdürülebilir kalkınmanın dünyadaki ekonomik, sosyal, kültürel ve politik ilerlemenin ilke ve temellerinden biri olduğu ve turistlerin bu alanda oynayabileceği rol nedeniyle, özellikle de İran gibi ülkelerde sürdürülebilir turizme dikkat edilmesi gerekliliği çok önemlidir. Aynı zamanda sürdürülebilir turizm, ülkelerde veya turistik destinasyonlarda bu endüstrinin olumsuz etkilerine yanıt verme ve bunlarla başa çıkma ihtiyacının bir sonucudur.

Turizm endüstrisi istihdama ve ekonomik kalkınmaya katkıda bulunsa da yıkıcı çevresel ve sosyal etkilere de sahiptir ve bunlardan bazıları şunlardır: kaynak tüketimi, kirlilik ve atık üretimi, yerli kültürün bozulması ve yok edilmesi, ilaçların yaygın kullanımı ve diğer etik konular. Sürdürülebilir turizm konusu burada devreye giriyor. Sürdürülebilir turizm, gelecek neslin ihtiyaçlarını karşılamak için kapasitesini kullanmadan, mevcut neslin ihtiyaçlarını karşılayan turizmdir.Sürdürülebilir turizm, ev sahibi topluluğun çevresini, ekonomisini ve kültürünü olumsuz etkilemeyecek şekilde planlanır ve uygulanır. Sürdürülebilir kalkınma ve yeşil turizm sadece eko-turizm kaynaklarından tasarruf etmek değil, aynı zamanda dünyayı kurtarmak anlamına da gelmektedir.

Çevrenin mutlak tahribatını sağlamak için küresel veya ulusal ölçekte ve özellikle yerel düzeyde tüm insanların-hem karar vericiler hem de diğer halklar- ilerleme ve kalkınmanın sürdürülebilir bir sürece sahip olması gerektiğini anlamalıdır ve meyvelerinden sadece şimdiki değil, gelecek nesiller de faydalanacaktır. İnsanları çevre sorunlarının farkında olan bir ülke diğer ülkelere göre daha şanslıdır.

Sürdürülebilir kalkınma kavramı, çevre sorunlarının siyasi tartışmaların ön saflarında yer aldığı bir dönemde ortaya çıkmış ve böylece çevresel değişim üzerinde bir baskı olarak hareket etmek yerine çevreyi korumanın bir aracı olarak ortaya çıkmıştır. Çevre kalitesinin iyileştirilmesi ve ekonomik kalkınmanın potansiyel olarak uyumlu, koordineli veya tamamlayıcı hedefler olduğu göz önüne alındığında, sürdürülebilir kalkınma 1970’lerde ortaya çıkan sınırlı büyüme potansiyeli hakkında ortaya çıkan çelişkili anlayışlardan kaynaklanan bazı gerilimleri azaltır.

Küresel ekonomi, doğal kaynakları çıkarması, işlemesi ve ardından kullanması gerektiğinden, çevreye ayrılmaz bir şekilde bağlıdır. Maddenin ve enerjinin korunumu ilkesine göre, tüm bu kaynaklar sonunda boşa harcanmalıdır ancak bu ilişki çevre üzerindeki baskı faktörünü önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenle büyümek ve gelişmek mümkün olsa bile ekonomik faaliyetlerin çevresel etkileri azaltılabilir. Ekonomi ve çevre arasında yakın bir bağlantı olduğu için, sosyal veya ekonomik bir hedefe ulaşmayı amaçlayan politikalar, politika yapıcının politikası olmasa bile, kaçınılmaz olarak çevreyi etkiler. Çevresel bozulmanın nedenleri ekonomik işlevlerden kaynaklanıyorsa, çözüm de bu olmalıdır.

Kalkınma hakkı, kalkınma ve çevre koruma alanında şimdiki ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını eşit olarak karşılayacak şekilde kullanılmalıdır. Coğrafi alanların çok yönlü gelişiminde umut verici bir ivme sağlamak için uygulanmaktadır. Bu alanda daha yüksek verimlilik için sürdürülebilir turizm, pratik hedefleri ve çözümleri koordine eden ilkelere sahiptir. Sürdürülebilirliğin üç temel ilkesi şunlardır:

  • Çevresel sürdürülebilirlik; kalkınmanın çevresel ve biyolojik süreçlerin ve ilgili kaynakların korunmasıyla uyumlu olması anlamına gelir.
  • Kültürel ve sosyal faktörlerin istikrarı, yani gelişmenin insanların yaşamları üzerinde kontrolüne neden olmasıdır.
  • Ekonomik sürdürülebilirlik; kalkınmanın ekonomik olarak yüksek verimlilikle gerçekleştirilmesi, böylece kaynaklar üzerinde gerekli izleme ve kontrolün yapılması ve gelecek nesiller için korunabilmesi anlamına gelir.

Kaynaklar üzerinde gerekli izleme ve kontrol yapılır ve gelecek nesiller için korunabilir. Sürdürülebilir kalkınma, artık toplulukların yaşam standartları, sosyal adalet ve kaynakların korunması hakkında düşünebilecekleri yeni bir yol olarak ortaya çıkıyor.

SONUÇ

Çağımızda turizm ve özellikle yeşil turizm, ekonomik kalkınma alanında faaliyet gösteren herkes tarafından ciddi bir şekilde ele alınmaktadır. Bu ilginin nedenleri, aşağıdaki durumlarda bu endüstrinin önemi ve kabiliyetidir:

  • Yeşil turizm, yoksulluğu ve yoksunluğu azaltmak için iyi bir araçtır.
  • Yerel sakinler için yeni iş fırsatları ve sürdürülebilir yerel gelirler yaratabilir.
  • Madencilik ve ormancılık gibi yorucu işlere iyi bir alternatiftir.
  • Unutulan kültürel özgünlüklerin ve geleneklerin yeniden canlandırılmasında ve mevcut geleneklerin pekiştirilmesinde etkin rol oynayabilir.
  • Ulusal uzlaşma süreci, güvenlik ve barışı kolaylaştırır.
  • İstihdam ortamında toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin ele alınmasına yardımcı olur.

 

Yazar: Fariba Hassanzade

Kaynak: SID