Ana Sayfa / Yazılarımız / Siyaset / Yeni Baharlar mı Gelecek ?

Yeni Baharlar mı Gelecek ?

Yazan: Hatice Büşra TÜRK

Giriş

İçinde bulunduğumuz dönemdeki gelişmelerin gerek ülkemizde gerek bölgemizde gerekse dünya genelinde oldukça hareketli ve değişken dinamiklere sahip olduğunu görmekteyiz.

Yanı başımızdaki Ortadoğu’nun Arap Baharı’ndan bu yana sürünceme gelen istikrarsızlık ve iç savaş haline, her geçen gün yeni bir faktör katkıda bulunuyor. ABD Başkanı Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretinin arkasından gelen Katar ambargosu, İran’a yapılan terör saldırıları, Suudi Arabistan’ın veliaht prensinin değişmesi, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) aldığı referandum kararı gibi gelişmeler bölgenin ve bölge üzerinde siyasi çıkarları olan ülkelerin politikalarını, dolayısıyla önümüzdeki günleri, şekillendirecek olan gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor.

Dış politika anlamında ABD’ye bakacak olduğumuzda Ortadoğu’nun dışında ele alırsak Kuzey Kore ile Obama döneminden başlayan Nükleer çekişmesinin devam ettiğini görmekteyiz. Amerikan iç siyasetinde de Trump’ın başkanlığı özelinde oldukça farklı gelişmelerin var olduğunu göz önüne aldığımızda dünyanın süper gücünün kaderinin ve izleyeceği yolun hâlâ daha netleşmemiş olduğunu düşünebiliriz.

Sadece şu dönemde konuşulan konulara kabataslak baktığımızda bile ne denli karmaşık bir geleceğin bizi beklediğini görebilmekteyiz. Elbette ki biz bu yazıda saydığımız bütün bu olayları irdeleyemeyeceğiz ancak yerinde bir analiz ortaya koyabilmek, durumu okuyabilmek adına bu durumları da aklımızın bir kenarında bulundurmalıyız.

Bu yazıda tüm bu yaşananların anlamları ve bağları ne olabilir, bu aralar bilhassa sosyal medyada çok konuşulan ve destekleyici çevreler açısından “bahar” olarak nitelendirilen devrim veya darbe benzeri eylemlerin gerçekleşebilme potansiyeline iki farklı bölgedeki güncel olaylar çerçevesinde bakmaya ve zamanlamalar tesadüf müdür yoksa manidar mıdır bunu anlamaya çalışacağız.

  1. Katar Ambargosu

Körfez bölgesi hep karmaşık dinamikleri bünyesinde barındıran bir bölge olageldi. Lakin bir anda dört tane körfez ülkesinin bir ülkeye karşı birlik olup ambargo uygulamaya başlaması şaşırtıcı bir hamle oldu.

Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’in başlattığı, bölgedeki diğer ülkelerinde ilgi gösterdiği bir girişim haline geldi. İddialara göre Katar, İran’a, teröre ve Müslüman Kardeşlere destek vererek diğer Arap ülkelerinin iç işlerini karıştırmaya çalışıyor. Ne tuhaftır ki BAE’nin İran ile olan ekonomik ilişkilerinin Katar’dan aşağı kalmadığı söylenenler arasında.

Diplomatik yaklaşımı incelemek istersek, diplomatik ilişkilerin bulunduğu ülkeler arasında ağır yaptırımlar ilk değil, en son ve en istenmeyerek tercih edilenler olduğunu görürüz. Bu anlamda diplomatik pencereden bakacak olduğumuzda ambargodan önce uyarı yapılabilir, nota verilebilir, kınama yapılabilir vb. daha pek çok tepki gösterme yolu vardır devletler arasında. Bu yollardan birisi ya da bazıları öncelikli olarak tercih edilebilirdi.

Katar Krizini enteresan gösteren şeylerden bir tanesi bu beklenmedik ambargoydu. Akabinde Katarlı diplomatların 48 saat içerisinde ambargoyu uygulayan ülkeleri terk etmeleri istendi. Katar Havayolları, sadece Türkiye ve İran hava sahasını kullanarak uçuşlarını gerçekleştirebilir hâle geldi. Katar haber kanalları, El Cezire yayınları ile ilgili pek çok şey duyar olduk. Katar Havayollarının sponsor olduğu Barcelona takımına bile bu ambargonun etkisi olabilir temalı bir haber okuduğumu hatırlıyorum, işlerin garipliğinin boyutunu bu durum gözler önüne biraz olsun serebilir bence.

Ekonomik olarak baktığımızda ambargo kararı Katar borsasını %7 düşürürken, petrolün fiyatını 50$’ın üzerine çıkarttı. Petrol, doğalgaz ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) zengini olan Katar’dan enerji ithalatı yapan devletleri endişelendiren bir durum yaratıldığı gibi, süreç bu şekilde ilerlerse Suudi Arabistan’ın oldukça önemli bir yer teşkil ettiği OPEC’te Katar’ın üyelik durumu sıkıntıya düşer mi sorusu da akıllara geldi. Yine de endişelenmesin dostlarımız zira Royal Dutch Shell ve Katar Sıvılaştırılmış Doğalgaz (LNG) anlaşması imzaladılar. Yani kriz Barcelona’ya vurabilir ama Shell’e asla.

Biraz da Türkiye ne yaptı diye bakacak olursak, Katar’a ambargo uygulanacağı Türkiye tarafına belki de ulaşır ulaşmaz denilebilecek bir hız seviyesi ile Katar’ın yardımına koştu. Katar’a temel ihtiyaç yardımları gönderilmeye başlandı, bunlar hâlâ artarak sürmekte, sadece hava yoluyla değil, kara ve deniz yolları ile destekleneceği bakanlar tarafından belirtilmektedir.

Türkiye’nin sunduğu bir diğer önemli imkân ise askeridir. Hem Katar’a askeri teçhizat yollandı hem de TBMM’den Katar’daki askeri üsse asker gönderilebilmesi için tezkere kararı çıkartıldı ve şu anda Katar’da Türk askeri mevcut bulunmaktadır. Türkiye biraz fazla hızlı davranmış olacak ki, ambargonun gerekçelerinden birisi olduğu söylenilen İran bile, eğer iddialar doğruysa, biricik dostuna Türkiye kadar hızlı davranamadı ve İran malları için oldukça güzel olabilecek bir Katar pazarını Türk mallarına kaptırdı.

2.Adalet Yürüyüşü

CHP liderinin öncülüğünde gerçekleşen adalet yürüyüşü, nedeni, nasılı hepimizin malumu ki ben de bu yüzden burada yürüyüşü anlatmayacağım ancak yürüyüşün yapılacağı netleştikten sonra konuşulan şeyleri burada belirtmek istiyorum.

Öncelikle Ankara’dan başlayan yürüyüşün İstanbul’a varışının 15 Temmuz’a yakın bir tarihe denk geleceğini ve CHP’nin 15 Temmuz’u gölgelemek amacıyla bu yürüyüşü organize ettiğini söyleyen bir kitle mevcut.

Yürüyüşe başlamadan önce CHP Genel Başkanı’nın açıklamalarının, Türkiye’yi yurtdışına şikâyet eden dile sahip olduğu söyleniyor. Yürüyüşe halkı davet etme amacı taşıyan görselde, Kılıçdaroğlu’nun arkasında askerlerin siluetlerinin olması ise mecliste gerginliğe sebebiyet verdi. Subliminal mesaj ve darbe denemesi iddialarına ilişkin CHP’li milletvekilleri 10 Kasım’da Anıtkabir’de çekilen fotoğrafın mevzu bahis olduğuna, bunda herhangi bir sakınca olmadığına ilişkin açıklamalarda bulundular.

 

Bu yürüyüşün Gezi parkı eylemleri gibi bir hareket yaratmayı amaçladığını öne süren bir kesim varken, bir başka grupta adalet yürüyüşünün geziye selam durması gerektiğini ancak bunu yapmadığını belirtiyor. 2017 model Gezi parkı olarak Maçka parkının seçildiğini söyleyenlerde, gelin Edirne’ye kadar yürüyelim herkese adalet isteyelim diyerek Selahattin Demirtaş’ı işaret edenlerde[1] toplumumuzda mevcut. Her ne kadar şu anda yürüyüşün uzatılması gibi bir durum söylemlere bakıldığında görülmüyorsa da yine de HDP heyeti, Adalet Yürüyüşü’ne desteğini esirgemedi ve iktidar kanadından da bu birliktelik söylemsel olarak tepki toplamakta.

Eğer yeni bahar ihtimallerinden bahsediyorsak kendi halkımızın düşünce ve korkularını es geçemeyiz diyerek bunu da buraya bırakıyorum.

  1. Suudi Arabistan Veliaht Prens Değişikliği

Nam-ı diyar “darbe gibi değişiklik” desek pek de haksızlık etmiş olmayız gibi. Şimdi gelin Katar Ambargosu ile Veliaht değişikliğini bağlamaya çalışalım. Körfezde gerçekten ilginç şeyler oluyor.

Trump’ın ilk ziyaretini Suudi Arabistan’a yapması, bunun arkasından ambargonun gelmesi, fakat ambargo kararının ardından ABD’nin Katar’ı terör finansörü[2] olmakla suçlamış olmasına rağmen bunların arkasından Katarla silah anlaşması yapmış olması insanların kafasını karıştıran unsurlardan. Nitekim bu anlaşma da olmadan önce, sıkıntılar ilk patlak verdiği zaman Trump, Katar Emirini Beyaz Saray’a çağırdı ancak Emir, ülkesinin bu sıkıntılı zamanında gelemeyeceğini belirtti.

CIA’nın yeni sayılabileceği dönemlerde, Başkan Truman döneminde İran Başbakanı Musaddık’a yaptığı darbeyi ve akabinde ABD’nin hegemon tacını Birleşik Krallık’tan aldığını hatırlayacak olanlar, haliyle yeni bir CIA operasyonunun içinde olup olmadıklarını merak ediyorlar. ABD’nin Katar’da askerleri varken, Türkiye’nin ambargo kararıyla birlikte ilk işinin Katar’a asker göndermek olması oldukça manidar oldu.

Yani uzun lafın kısası, eğer Katar Emiri ABD’ye gitmiş olsaydı onun yokluğunda yerine ABD’nin sevdiği bir ismin geçirileceği konuşuluyordu. Emir gitmediği için doğruluk payını şu an bilemiyoruz.

Tam da bu noktada Suudi Arabistan’ın yapbozuna başlayabiliriz. Suudi Arabistan’ın ambargo hamlesinin Katar’a olduğu kadar Türkiye’ye de bir darbe olduğunu düşünen bir kitle var. Türkiye ve Suudi Arabistan arasında sıkıntılı bir durum yok gibi görünüyor. Gerçi Mısır devlet başkanı Sisi’nin, Türkiye’nin krize müdahil olmasına verdiği “Ambargoya Türkiye’yi de dahil edelim.” tepkisine bakarak Türkiye’nin ambargoyla ilgili tutumunun öngörülememiş olduğunu düşünebiliriz.

Yeni Suudi Veliaht Prens’e gelince, onun hakkında kafalar karışık. Kimileri onun ambargonun arkasındaki isim olduğunu ön plana çıkartıyor ve Türkiye’nin çıkarları açısından yeni veliaht prensin iyi olmayacağını öne sürüyor. Ancak yeni prensten umutlu olanlar da var.

Suudi bir uzmana göre eski veliaht prens Washington ile ilişkilerinden dolayı değiştirildi.[3] Muhammed bin Nayif adındaki eski veliaht prens, ABD’li yetkililerle oldukça yakındı. Şu anki veliahdın dışındaki diğer bütün veliahtlar gibi yurt dışında eğitim görmüştü ve tahmin edilene göre eğer Suudi Kralı oğlunu tahtın varisi yapıp, Muhammed bin Nayif’i uzaklaştırmasaydı, kendisine darbe yapılacaktı. Bu sebeple Muhammed bin Nayif’in sadece veliahtlığı değil hükümetteki bütün yetkileri alınmış olabilir. Zaten Ortadoğu’da oldukça karmaşık ve çözemediğimiz bir durum var. Şayet bu düşüncenin biraz bile olsa doğruluk payı varsa, ki hamlenin bu denli beklenmedik şekilde yapılması doğru olabilir mi diye düşündürüyor, işlerin rengi daha çok değişir gibi duruyor.

Kral Selman’ın oğlu yeni veliaht prensin Suudi Arabistan’da eğitim görmüş olması, ekonomiyi sadece enerjiye bağlı olmaktan çıkarmaya yönelik sahip olduğu fikirleri ve enerjisi ile gerek Suudi Arabistan’da gerekse Türkiye’de memnuniyet uyandırabilecek bir isim olduğunu söyleyenlerde var.

  1. Venezuella’daki Olaylar ve Sonuç

Hep yakın coğrafyamızı konuşuyor olabiliriz ama bu sadece yakın coğrafyamızda olaylar yaşandığı anlamına gelmez. 2016’nın Ağustos’unda yani 15 Temmuz’dan bir ay sonra Venezuella devlet başkanı Maduro’nun yapmış olduğu bir açıklamaya denk geldim. Açıklama şu şekildedir: “Türkiye’de neler olduğunu gördünüz. Eğer sağcı güçler ülkemde darbeye kalkışırsa, o zaman Erdoğan’ın yaptıkları, Bolivya Devrimi’nin yapacaklarının yanında bir bebeğin önlemleri gibi kalır. Mesajım şu: Sağcı güçlerin darbeye kalkışması hâlinde, BM ya da ABD’nin ne diyeceğine bakmadan, daha önce hiçbir zaman yürürlüğe konmamış yasaları uygularım” Maduro, halkının kendisini savunacağına dair de inanç taşıdığını belirtmiş.[4]

2017 Haziranına geldiğimizde ise Venezuella’da sağcıların bir ayaklanma denediklerini görüyoruz.[5] Detaylarını anlatmayacağım zira yazımızın konusu bu değil. Ancak Ortadoğu’ya benzer şekilde Venezuella’da enerji kaynaklarına sahip bir ülke.[6] Güçlü bir lider olan Chavez’in ardından ABD olağanca şansını deniyor gibi görünüyor. İddialar doğruysa şayet zamanlamalar da biraz manidar görünüyor. Uzun lafın kısası siz adına bahar der misiniz demez misiniz bilemiyorum ama birileri gerçekten kendi baharlarını yaratmaya çalışıyor olabilir gibi görünüyor.

 

[1] Bkz. http://t24.com.tr/haber/ihsan-eliacik-chpnin-adalet-yuruyusu-guzel-ama-edirneye-hdp-esbaskani-demirtasa-kadar-gitmeli,409159

[2] Bkz. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40169986

[3] Bkz. https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201702121027176046-abd-saka-cia-pompeo-suudi-veliaht-prens-madalya/

[4] Bkz. https://tr.sputniknews.com/guney_amerika/201608191024459761-venezuella-turkiye-15temmuz/

[5] Bkz. http://haber.sol.org.tr/dunya/venezuelada-neler-oluyor-191855

[6] Bkz. http://haber.sol.org.tr/dunya/abdnin-venezuelanin-petrol-sirketine-karsi-casusluk-yaptigi-ortaya-cikti-136656

 

Kaynakça

https://tr.sputniknews.com/analiz/201706221029004775-suudi-uzman-veliaht-prens-washington-ile-iliskilerden-oturu-degistirildi/

http://haber.sol.org.tr/dunya/venezuelada-neler-oluyor-191855

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40159120

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40169986

http://iramcenter.org/muhammed-bin-selman-suudi-arabistani-nereye-goturur/

http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-40191045

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40159120#anchor6

http://tr.euronews.com/2017/06/23/venezueladaki-eylemlerde-yine-kan-akti

http://tr.euronews.com/2017/06/23/katara-13-maddelik-ultimatom-ve-10-gun-sure

http://tr.euronews.com/2017/06/06/katara-ambargo-turkiyeyi-nasil-etkileyecek

 

 

Yazan Hakkında
 
Hatice Büşra Türk
İstanbul Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir