Yemek israfı
Kaynak: Sasapost

Yemek İsrafıyla Nasıl Başa Çıkabiliriz?

İnsanlar yemeğe aşırı bir sevgi besler. Türüne, rengine ve hazırlanma biçimine… Hatta denilir ki “İnsan ne yerse odur.” Bu varsayımlardan bir diğeri ise insanlığın yemeğin beyinlerimizde gerçekleştirdiği yenilikler sayesinde var olduğudur. Oysaki biz çok fazlasını üretip aynı zamanda bir o kadarını da çöpe atıyoruz. Böylelikle yemek israfıyla karşı karşıya kalıyoruz ki bu problem insanlığın en büyük problemlerindendir.

Her zaman evde, dükkanlarda, restoranlarda ve çiftliklerde gereğinden fazla yiyecek bulunuyor. Ve yıllık yiyecek israfının maliyeti trilyon dolarları görüyor. Üretilen yiyeceklerin %30 ila %50’sini israf etmekteyiz. “The World Counts” sitesinin yayınladığı bir rapora göre geçtiğimiz Şubat ayı içerisinde rapor yazılana kadar çöpe giden gıda miktarının yaklaşık 50 ton, ve sadece Arap dünyasında bu miktarın kişi başı yıllık 210 kg olduğunu bildirdi. Peki o halde yemeyeceksek bunca gıdayı neden üretiyoruz?

Yiyecekler daha yerlerine ulaşamadan yolda ziyan oluyor

Vefat eden meşhur program sunucusu ve aşçı Anthony Michael Bourdain tarafından hazırlanan “İsraf! Gıda İsrafının Öyküsü (Wasted, The Story of Food Waste)” filmde bir kişinin dediği gibi, “Daha fazla üretmemize gerek yok, aksine tasarruf yollarını aramalıyız.”

Bourdain, filminde “‘Her şeyi kullanın ve asla hiçbir şeyi ziyan etmeyin’ mottosuyla eğitim verilen bir aşçılık okulunda eğitim gördüm. Gıda israfı zincirleme olarak şöyle gerçekleşir: Tarlada üretilirken, dağıtımdayken, depolanırken, restoranlarda, marketlerde, evlerde… Ve zincir böyle uzar gider.” diyor.

Gıda kaybı iki yolla gerçekleşir: Birincisi hasat yapılırken haşerelerin olması, ekinlerin zarar görmesi veya iklim yoluyla, diğeri ise tüketiciye ulaşırken yolda israf edilmesiyle. Günümüzde 30 yıl önce ürettiğimiz miktarın 17 katı fazlasını üretmekteyiz ama maalesef ki bu miktarın yarısı daha evlerimize ulaşamadan yolda ziyan oluyor. Böylelikle marketlerde büyük bir gıda israfı problemi gün yüzüne çıkıyor ki bu marketler sizin aslında ihtiyacınızın olmadığı yiyecekleri almanıza önayak oluyor, daha sonra ise aldıklarınızı çöpe döküyorsunuz.

Tüm bu israf, tüketilmeyen yiyeceklerden kaynaklanıyor

Dünyamızda yiyecek ihtiyacını karşılayamayan yaklaşık 800 milyon kadar insanın var olduğunu ve her 9 kişiden biri açlık veya yeterince beslenememekten kaynaklanan sıkıntılar yaşadığını bilmemize rağmen etik açıdan büyük bir gıda israfıyla karşı karşıyayız. Fakat çözümün, insanlardan kalan yiyeceklerin diğer insanlara verilmesi olduğunu düşünmek yanlış olacaktır.

İsraf edilen gıdaların çevreye olan zararı oldukça büyüktür. Bizse -yıllık olarak çoğunu ziyan ettiğimiz- Çin’in yüz ölçümüne denk bir alanı gıda üretimi için kullanıp tüketiyoruz. Yiyecekleri israf ettiğimizde aynı zamanda nesli tükenmekte olan hayvanların doğasına da zarar vermiş oluyoruz. Bilinçsizce avlanma sonucunda denizlerdeki balıkları da giderek kaybetmeye başlıyoruz. Biyolojik çeşitliliği, verimli arazileri, doğal suları, enerjiyi ve seferberlik için yardımda bulunan insanlarımızı kaybediyoruz.

Gıda artıklarının gömülmesi ve oksijensiz alanda çözülmesi sonucunda, artıklar su kaynaklarımızın %15’ini etkiliyor ve metan gazının salınımına sebep oluyor. Dünyadaki gıda sistemi, insandan kaynaklanan küresel ısınma emisyonlarının üçte birinden sorumludur. Hatta atıkların gömülmesi Amerika Birleşik Devletleri’nde metan gazının açığa çıkmasındaki asıl kaynak haline geldi. ABD’de gıda üretimi için toplam arazinin %50’si, tüm doğal kaynakların %30’u, toplam su kaynaklarınınsa %80’i tüketilmektedir.

Müslümanlar Ramazan ayında 120 bin ton gıda israf ediyor

Dünyada Müslümanların sayısı 1,8 milyarı buluyor. Diğer aylara kıyasla Ramazan ayında insanlar korkutucu miktarda yemek tüketiyor ve çoğu israf edilen yiyeceklerden fazla miktarda üretiyorlar. Bu yiyeceklerin %10 ila 15’i kendisini henüz kullanılmadan çöpte buluyor. Tonlarca yiyecek çöplerde bekliyor ve Ramazan ayında bunların miktarı yaklaşık 120 bin tona ulaşıyor.

Bu ayda gıda israfının sebepleri şöyledir: İnsanların abartılı miktarlarda gıda satın almaya olan eğilimleridir. Ayrıca dana, inek ve tavuk etine olan talebin normal oranından %50 daha fazla bir artış gösterdiğini fark ediyoruz. Aynı şekilde sebze ve farklı meyve çeşitlerinde de bunu görebiliriz. Bu durum ayrıca restoranların ürettikleri yemeklerin yarısını bilinçli veya bilinçsizce israf etmesinde de görülmektedir.

Teknolojiyi kullanarak nasıl gıda israfıyla başa çıkabiliriz?

Teknoloji, her alanda devrim yaptığı gibi, gıda israfında da bir değişiklik yaratabilir. “Apeel”, “Brightfarms” ve “KDC” gibi şirketler artan yiyeceklere çözümler bulurken aynı zamanda “Amazon” şirketi “Gıdayı Koru (Save The Food)” adı altında bu probleme çözüm yolları bulmak amacıyla bir uygulama oluşturuyor.

Ayrıca haftalık öğünlerinizi planlamanıza kolaylık sağlayacak, içinde gereken her şeyin bulunduğu, alerjinizin olduğu yiyecekleri seçtiğinizde onlardan ayrı yemekleri listeleyen birçok uygulamadan da bahsetmemiz gerekir. Gıda israfını azaltacak birçok öneriler sunabiliyorlar. Gerçekten de yiyeceklerin %50’si evlerde ziyan ediliyor, bu yüzden gıda israfını önleme yollarından bazıları gıdanın nasıl israf edildiğini, sağlıklı olmayan gıdalardan kaçınmayı, yiyeceklerin nasıl saklanması gerektiğini öğrenmek ve yiyecek alışkanlığımızı değiştirmektir.

Peki neden ihtiyacımız olmayan gıdaları almaya devam ediyoruz?

Bu uygulamalar ayrıca gıda israfını da önlemeye yardımcı oluyor. Tabi ki de bizim gıda kanunlarında değişiklik yapmamız, çalışanları yiyecekleri doğru bir şekilde saklama üzerine eğitmemiz, gıdaların taşınması için kullanılan ısı derecesini ölçmek için teçhizatı bulunan makineleri gıdayı ziyan etmemek için düzgün bir şekilde kullanmamız gerekmektedir.

“Çevre Koruma Ajansı” çevre, toplum ve ekonomi açısından atık gıdalardan yaralanabilmenin yollarını bir piramit çizerek açıkladı. En tepeden başlayarak doğal kaynaklarda israfın azaltılması, gıdaya muhtaç insanlara gıda sağlanması, büyük baş hayvanların beslenmesi, gıdaların endüstriyel amaçla kullanılması veya enerjiye dönüştürülmek üzere çözündürülmesidir. Bu yöntem oksijensiz sindirim olarak adlandırılır ve biyolojik işlemler silsilesidir. Mikroorganizmaların oksijensiz ortamda doğada çözülebilir maddelerin kırılmasını sağlamasıdır. Bu işlemin en önemli sonuçlarından biri ise ısı ve elektrik üretiminde kullanılabilen biyogazdır. Şayet artık yiyecek üretmeye ihtiyacımızın olmaması kesin bir durumsa, yiyeceklere davranma şeklimizi tekrar gözden geçirmemiz gereklidir ki henüz bize ulaşamadan yolda ziyan olmasınlar.

Kaynak: Sasapost