Ana Sayfa / Çeviriler / Haber Çevirileri / Asya / WASHINGTON İRAN’I RUSYA’NIN BOYNUNA MI ASMAK İSTİYOR?

WASHINGTON İRAN’I RUSYA’NIN BOYNUNA MI ASMAK İSTİYOR?

Rusça aslından çeviren: Zelina Çeper

Washington’un dünyanın farklı ülkelerine uyguladığı yaptırımlar artmaktadır. Artan baskı ile birlikte yazarlar için, bu politikanın nihai hedefleri de belirsizleşmektedir. ABD, son derece büyük ve önemli küresel bir ortak ile çalışmasına rağmen, neden bu şirketlerin ve bankaların çalışmaları üzerinde bu denli karmaşık ve sıkı kısıtlamalar getirmektedir? Amerikan teknolojileri ve parasal fonların kullanımı için yapay engeller oluşturmanın mantığı nedir?
İran’ı örnek olarak ele alalım. Onlarca yıldır, Birleşik Devletler İran’la ekonomik ve yatırım işbirliği yapmayı reddetti. ABD teknolojisinin İranlı şirketlere aktarılması için çok sayıda yasak var. İran’da, yaptırım uygulanmayan herhangi bir işlem gerçekleştirildiğinde dahi hala ABD bankacılık sistemlerinin ve ABD dolarının kullanılması yasaktır.
Amerikan yasama meclisi kararlarının meyveleri olan Amerikan yaptırımları, hem BM güvenlik konseyinin kararlarına uygun olup hem de uluslararası hukuk çerçevesinde uygulanan tek taraflı yaptırımlardır. Bunlar, İran’ın kendi füze ve nükleer silahlarını üretmesini önlemek için bir amaca hizmet ediyor.

Sonuç olarak hepimiz biliyoruz ki: İran’ın nükleer alanda bir eşiğe ulaşmasını ve geleneksel, nükleer, kimyasal herhangi bir silah/füze yaratmasını hiçbir yaptırım engellemedi.
ABD’nin başlangıçta İran’a, rejim değişikliği sebebiyle fazla baskı yapmaya niyetli olduğunu belirtmezsek resim tamamen eksik kalacaktır. Plan basit ve iddiasızdı: “Batı medeniyetinin” faydalarından mahrum bırakılan İran nüfusu, canavarların “demokratik olmayan” hükümetine karşı ayaklandı.
Ancak yaptırımların neden olduğu güçlükler azalmadı; aksine kendi üreme mekanizmasını oluşturmayı başaran rejimi güçlendirdi. Bütün bunlar uzun süredir biliniyor. Obama yönetiminin umutsuz yaptırım baskısı, kendisini İran’la daha yapıcı etkileşime girmeye itmiştir. Sonuç olarak, yaptırımların kaldırılmasına imkân veren ve İran’daki durumun normalleştirilmesi için umutları arttıran ünlü bir nükleer anlaşma tamamlandı.

Bununla birlikte yeni Başkan Trump, yaptırımlara geri dönmeye karar verdi. Neden?

Trump, nükleer anlaşmanın etkisiz olduğu görüşündeydi. Ancak yaptırımlar neden daha etkili olacak? Yararsızlıkları zaten kanıtlandı. Eğer İran bir füze silahı yaratırsa ve yaptırımlar altına girecek potansiyel nükleer güç elde ederse, bu yolda ilerlemesini ne engelleyecek? Yeni yaptırımlar mı? Çok saçma! Dahası, bunlar artık BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanmış uluslararası hukukun bir parçası değil.

Bunlar, yalnızca ABD Kongresi tarafından benimsenen tek taraflı yaptırımlardır. Dolayısıyla, bu yaptırım rejiminde sızıntı olacaktır. Saldırı yaptırımlarından muzdarip olma riski taşıyan tek taraf ise Amerikan iş sektörüdür.

Geçtiğimiz bir buçuk yılda Avrupa ve Asya’dan gelen işadamları Tahran’a gerçek bir hac yolculuğu düzenledi. İran makamlarının yatırım önerileri büyük ilgi gördü. Petrol ve doğalgaz anlaşmaları yaptıklarını ve emtia teslimatları yaptıklarını bildirdiler. Ve bu durumdan sadece Amerikalılar korkuyor.

Bütün bu hantal yasaklar setine uyumu yakından takip eden ABD, hazinesi cihetiyle olumsuz sonuçlar doğurmasına neden olmaktan korkuyor. Tam olarak neyin yasak olduğunu anlayan çok az insan var. Dolayısıyla, işe karışmamayı tercih ediyorlar.

Örnek olarak, Apple gibi bir devi ele alacak olursak; Washington, İran’daki ürünlerinin satışını yasaklamıştı, özellikle, iPhone’ların. Bununla birlikte, İran’daki karaborsanın Apple telefonlarıyla dolu olduğu açık: Bunlar Arap ülkelerinden, Hindistan ve Çin’den alınmaktadır. Bu durum büyük bir uygulama pazarı yarattı. Ve Apple, İranlı yazılım geliştiricilerini, İranlı tüketicileri hedef alan bu tür uygulamalar oluşturmak için görevlendirdi.

Görevlendirdi ve bir yandan da korktu. Ne yapmıştı? Sonuç olarak, maliye bakanlığı bu durumu yaptırım rejiminin ihlali olarak görüyor. Ve şimdi Apple, iPhone’larda tüm bu uygulamaları engellemektedir. Apple’ın yeri hemen rakipler tarafından işgal edildi. Kim tarafından işgal edildiğini anlamak için dahi olmanız gerekmez: Çinliler, Koreliler.

Bu durum birçok farklı sektörde de benzerlik gösteriyor. Amerikan şirketleri, yetkililerinden korkuyor ve kenara çekiliyor. İran pazarını rakiplerine bırakıyor.

İran’da Amerikan iş dünyasının başarlı veya başarısız olduğu noktalar nelerdir? Trump’ın sadece İran’a ya da Kuzey Kore’ye değil, aynı zamanda Rusya’ya uygulanan yaptırım politikası ve hedefleri hakkında da bir soru işaretleri mevcuttur.

Bu üç durumun üçünde de, davada hedeflerin ve görevlerin aynı olduğuna inanmanın yanlış olacağı düşünülmektedir. İran’ı düşünmeye devam edersek, bazı Batılı uzmanların görüşleri burada gösterge niteliğindedir. Böylece, Rus ve Avrasya Programı çalışanları Chettam Evi ve Nikolay Kozhanov, “Voice of America” programında birtakım yorumlarda bulunmuştur. Uzmanlar, ‘Amerikan yönetiminin İran’a yönelik politikası, Tahran’ın bir şekilde Moskova’dan yardım ve destek aramaya yönelik tüm koşulları oluşturduğunu ve tarafların daha fazla işbirliği yapmasını zorunlu kıldığını’ belirtti.

Bir başka deyişle, Trump neredeyse bilinçli olarak Tahran’ı Moskova’nın kucağına itmektedir! Neden?

Bu tür rejimler son derece rahatsız edici ortaklardır. Bunlar, bölgesel bir süper güç olmak isteyen İran ve küresel bir süper güç rolünü geliştiren Çin’dir.

Bu durum, ilk olarak Rusya’yı uzaylı meselesiyle olabildiğince fazla uğraştırmaya çalışmak içindir. Bir de uluslararası statülerini niteliksel olarak yükseltmek isteyen rejimler ile Kremlin’i, müttefik bağlarla bağlayabilme amacı vardır. Bu tür rejimler son derece rahatsız edici ortaklardır. Bölgesel bir süper güç olmak isteyen İran ve küresel bir süper güç rolünü geliştiren Çin bu ortaklıklara örnektir.

Rusya, hem Tahran hem de Pekin için, kendi amaçları lehinde kullanılabilir olan avantajlı bir müttefiktir. Fakat onlar, Kremlin’in çıkarlarını hesaba katmazlar ve onları strateji içinde dikkate almazlar. Ve bu durum Amerika Birleşik Devletleri için en çok ilgi çeken noktadır.

Washington’un görevi İran’ı, Rusya’nın boynuna asmaktır. Ayrıca İran’ın nükleer bir enerji kaynağına dönüştürülmesini sağlamaktır. Böyle bir “müttefik” ile Rusya, stratejik manevralar yapma kabiliyetini kaybedecektir. Örneğin Orta Doğu’daki başarıları kendi çıkarlarına aykırı gelebilir.

Böyle bir “ödül” elde etmek için, Amerikan şirketlerinin hoşnutsuzluğuna göz yumulabileceğine katılmamız gerekir.

Köşe yazarı: Dmitry Nersesov

Kaynak: https://www.pravda.ru/world/29-08-2017/1346884-iran-0/

Çevirmen Hakkında

Zelina Çeper

İstanbul Üniversitesi – Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir