Çin
Kaynak: NBC News

Üst Düzey Çinli Yetkili, Trump’ın Koronavirüs Müdahalesine Karşı Çıktı

“Bazı siyasiler COVID-19’u siyasallaştırıyor. Virüsü Çin’i karalamak için kullanıyorlar. Bu görmek istediğimiz bir şey değil.”

Çinli yetkili, Başkan Donald Trump’ın ABD’deki koronavirüs salgınını yönetme şeklini eleştirdi ve virüsün ortaya çıkmasıyla oluşan tehditlere karşı vaktini boşa harcadığı yönünde suçlamalar yöneltti.

NBC News’ın yaptığı geniş çaplı röportajda Dışişleri Bakan Yardımcısı Le Yucheng, virüsün siyasallaştırılmasına karşılık verdi.

Çin siyasetinde yükselen bir isim olan Le, ülkenin salgını ilk başta örtbas ettiği veya COVID-19 için finansal olarak sorumlu tutulması gerektiği iddialarına karşı çıktı. Virüsün “doğal afet” olduğunu belirtip suçlamalara son verilmesi için daha büyük bir iş birliğinin gerekli olduğuna dair çağrıda bulundu.

Le, virüsün çıktığı yer olduğu düşünülen Çin’in Hubei kentindeki Wuhan’a atıfta bulunarak, “23 Ocak’ta Wuhan karantinaya alındığında, ABD sadece bir adet kesinleşmiş vaka bildirmişti ancak 13 Mart’ta Başkan Trump ulusal acil durum ilan ettiği zaman, ABD’de 1600 kesinleşmiş vaka bildirilmişti.”

“Bu 50 günlük aralıkta ABD hükümeti ne yapıyordu? O 50 gün nereye kayboldu?”

Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi, bu görüşme hakkında yorum yapılma taleplerine cevap vermedi. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin Komünist Partisi’nin “şeffaf” olması gerektiğine dair bir tweet attı.

Yeni tip koronavirüsün yol açtığı salgına ithafen “Dünya COVID-19 hakkında ve virüsün çıkış noktasına dair cevaplar istiyor. Çin’in iş birliği yapma sorumluluğu var.” yazdı. Pompeo daha önceden Pekin’in eylemlerinden dolayı “bedel ödeyeceğini” söylemişti ancak bunların hangi biçimlerde olacağını henüz bilmediğini de sıklıkla ifade ediyordu.

ABD’deki koronavirüs vaka sayısının 1 milyonu geçmesi üzerine Trump, bunun diğer ülkelere kıyasla ABD’nin “çok daha iyi” test imkanlarına sahip olmasından ötürü olduğunu söylemişti.

NBC News’ün hesaplamalarına göre ABD’de COVID-19 kaynaklı 58.000’den fazla ölüm kayıt altına alındı.

Virüsü kontrol altına almaya yönelik ilk müdahalelerindeki yanlış adımlar sebebiyle Çin’in peşini soru işaretleri bırakmıyor. Johns Hopkins Üniversitesi verilerine göre şimdiye kadar dünya üzerinde 200.000’den fazla kişi COVID-19 sebebiyle hayatını kaybetti.

Pandeminin ortaya çıkışı itibariyle, Trump Pekin’e pek çok sayıda eleştiri yöneltti ve zaman zaman da Çin’in resmi ölüm sayısının doğruluğunu sorgularken, Çinli yetkililerinin defalarca reddettiği, enfeksiyonun Wuhan’da bir laboratuvardan çıktığı iddiasını soruşturduğunu da belirtti.

“Çin gibi büyük bir ülkede o rakamların doğruluğuna gerçekten inanıyor musunuz? Buna gerçekten inanan herhangi biri var mı?” Trump, bu sözleri 15 Nisan’da Beyaz Saray’da düzenlenen brifingde söylemişti. “Bazı ülkeler gerçekten büyük sorunlarla mücadele ediyorlar ve gerçekleri yansıtmıyorlar, bu onlara kalmış.” diye de devam etmişti.

Dünya Sağlık Örgütü’nü Pekin’e çok yakın olmakla ve salgını yanlış yönetmekle suçlayan Trump, örgüte verdiği fonu durduracağını söyleyerek uluslararası camiayı şaşırtmıştı.

Beyaz Saray da istihbarat kurumlarının Çin ve DSÖ’nün koronavirüs pandemisine dair bildiklerini başta saklayıp saklamadıklarını, iletişimlerini dinleyerek ve uydu görüntülerini inceleyerek derinlemesine araştırmasını istedi.

Bunun bir parçası olarak, istihbarat kurumlarından DSÖ’nün Hubei eyaletinde koronavirüs üzerine çalışan iki araştırma laboratuvarı hakkında neler bildiğini öğrenmesini istedi. NBC News, her ne kadar birçok uzman bunun olası olmadığını düşünse de, daha önce gizli servislerin virüsün laboratuvarların birinden kazara çıkmış olabileceği ihtimalini araştırdığını bildirmişti.

Yıllarca süren kesintili ticari görüşmelerin ardından koronavirüs pandemisi, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında çıkmaz yaratan en güncel sorun oldu.

Çinli tıbbi uzmanlar 2019’un sonlarında Wuhan’daki virüsün ilk vakalarını bildirdiklerinde bu raporlar bastırılmıştı.  Daha sonrasında virüsten dolayı hayatını kaybeden Dr. Li Wenliang’da dahil olmak üzere, bazı doktorlar yeni keşfedilen hastalığın teşkil ettiği tehlike hakkında uyarıda bulunmuştu ve Çin sosyal medyasında yaygaraya sebep olmuşlardı. Bunun ardından yetkililer, bu uzmanları yanlış bilgi yayma sebebiyle kınamıştı.

Le, ülkenin resmi verilerin arkasında durdu ve Çin’in müdahalesinin diğer ülkelere kıyasla daha “hızlı” olduğunu belirtti.

“Çin’in hiçbir şeyi örtbas etmediğini söylemek isterim. Herhangi bir gecikmeye sebep olmadık.”

Trump ve diğer üst düzey ABD yetkilileri, daha önceden de hastalığın Çin kökenine dair vurgularda bulunmuş ve hastalığı “Wuhan” veya “Çin” virüsü olarak belirterek Pekin’i kızdırmıştı.

57 yaşındaki Le, kriz ile mücadele eden Amerikalılara içten dileklerini sundu.

İki ülke arasında daha sağlam bir iş birliğini teşvik ederek ABD’nin asıl düşmanının Çin değil, COVID-19 virüsü olduğunu ayrıca belirtti.

“ABD hükümetinin gerçek odak noktasına, asıl düşmanına odaklanması gerekli.” diyen Le, Komünist Parti’nin üst düzey üyelerinden biri ve 2018’den itibaren Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin ardından bakanlıktaki en yüksek yetkili ikinci kişi.

Nisan ayının başlarında hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi parti, Çin ile olan siyasi ilişkilerin iyi yönetilememesi sebebiyle birbirlerini suçlayan reklam kampanyaları düzenlemişlerdi.

Le, krizden seçimle ilgili kazanç elde etmeye çalışmanın “vizyonsuzluk” ve “sorumsuzluk” olduğunu söyledi. ABD’nin pandemiyi siyasallaştırmasına Çin halkının çok “kızgın” olduğunu ve “kızgınlıklarını yansıtmaya hakları olduğunu” da ekledi.

“Maalesef ki bazı siyasiler COVID-19’u siyasallaştırıyor. Virüsü Çin’i karalamak için kullanıyorlar. Bu görmek istediğimiz bir şey değil.”

Nisan ayının sonlarında Missouri‘de karantina karşıtı gösteriler yapılırken eyalet başsavcısı Eric Schmitt, Çin hükümetine karşı dava açtı. Bu konuda türünün ilk örneği olan tazminat davası, Çin’i virüs hakkında yalan söylemek ve devlete finansal zarar vermekle suçluyor.

Le, Çin’den zararı karşılamasını isteyen herhangi bir talebin “mantık dışı” ve “başlı başına siyasi maskaralık” olduğunu ifade etti.

“Bir hastalığı ilk bildiren ülke olmanın cezalandırıldığı uluslararası bir kanun yok.”

Ancak Le, “komplo teorilerinden” uzak bilimsel araştırmalara itiraz etmeyeceğini de belirtti.

“Bilim insanları arasındaki iletişime ve ortak çalışmalara karşı çıkmıyoruz. Karşı çıktığımız şey, Çin’in suçlu olduğu varsayımıyla hareket eden keyfi soruşturmalardır. Sert bir şekilde karşı çıktığımız şey budur.”

Muhabirler: Janis Mackey Frayer & Adela Suliman

Kaynak: NBC News