milliyetçilik

Umut Özkırımlı Milliyetçilik Kuramları / Kitap Analizi

Umut Özkırımlı. Milliyetçilik Kuramları. Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2015, 2. Baskı

Milliyetçilik geçen yüzyılda araştırma alanları arasında kendisine gayet önemli bir yer edindi. Aslında bunun için geç bile denilebilir. Her ne kadar milliyetçilik çalışanlar olsa da akademisyenler genelde Anthony Smith’e göre milliyetçilik dışında her şeyi çalışıyorlardı.[1] Ancak II. Dünya Savaşı’nda ve Savaş sonrasında Üçüncü Dünya Ülkelerinin bağımsızlık süreçlerinin başlamasından sonra milliyetçilik çalışanların sayısı epeyce arttı. Umut Özkırımlı’nın İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü için hazırladığı doktora tezi olan ve şu an 20’den fazla ülkede 50’den fazla üniversitede ders kitabı olarak okutulan ve Türkçe’de bu konudaki az sayıda nitelikli çalışmadan biri olarak gösterilen bu kitap artık iyice artan milliyetçilik çalışmalarındaki kuramları bir tipolojiye oturtarak okuyucuya anlatmayı amaçlıyor.

Özkırımlı öncelikle kitapta milliyetçilik tartışmalarının serüveninin anlatan bir yazıyla başlar, daha sonra çalışmaların karşılaştığı sorunları anlatır ve daha sonra da milliyetçilik kuramlarını üç kategoriye ayırarak anlatır. Özkırımlı milliyetçilik kuramlarını sıklıkla kullanılan ve Anthony D. Smith tarafından oluşturulan ve kitabın sonlarında kendisininde düzgün bir kategorizasyon olmadığını söylediği ilkçilik(primordialism), modernistler ve etno-sembolcüler olmak üzere üç kategoriye ayırır.

İlkçilik

Milliyetçilik çalışmalarına etnisite kuramlarından dahil edilen ilkçilik (primordialism) aslında bir kuram kategorisi değil de daha çok bir bakış açısıdır. Bu bakış açısından yola çıkarsak milletlerin oluşumuna dair bir kuram olamaz çünkü milletler insanlık ortaya çıktığından beri vardır. İlkçilere bakıldığında ilk izlenimde genellikle milliyetçi yazarların ideolojik metinleri çerçevesinde oluşturulan bir bakış açısı olduğu görülür. Bu ideologlara göre de milletler prensleri tarafından uyandırılmayı bekleyen uyuyan güzellerdir. Bununla birlikte ilkçilik de kendi içinde eskilcilik (ya da kadimcilik) olmak üzere ayrı bir kategoriye bölünmüştür. Çünkü eskilci yazarlara göre millet insanlıkla aynı yaşta değildir, yalnızca çok eski çağlarda ortaya çıkmıştır. Genel anlamda ilkçileri ise yazar üç gruba ayırır; doğalcılar, kültürelciler, sosyobiyolojik bakış açısına sahip olanlar.

İlkçiler eleştirenlerin birleştikleri nokta her şeyin verili olması ve değişmezliğidir. Modernistle modernleşmeyle etno-sembolcüler de tarihin herhangi bir dönemiyle birlikte bu özelliklerin oluşturulduğunu ya da dönüştürüldüğünü savunurlar.

Modernistler

İlkçiler 20. Yüzyılın ortalarına kadar milliyetçilik çalışmalarında hakimiyetlerini korumuşlardır ta ki modernist yazarlar ortaya çıkana kadar. İlkçilere tepki olarak ortaya çıkan yazarları birleştiren tek bir nokta vardır o da milletlerin insanlar (kimi zaman devlet kimi zaman milliyetçiler) tarafından oluşturulan topluluklar olduğu düşüncesine olan bağlılıklarıdır. Bu oluşma düşüncesine sahip olanları Özkırımlı üç kategoriye ayırır; üretim ilişkilerine göre toplumun şekil aldığını savunan ekonomik dönüşümcüler, devletin topluma uyguladığı siyasalarla toplumun şekil aldığını savunan siyasal dönüşümcüler ve gerek elitler nezdinde gerek alt tabaka nezdinde kültürel araçlarla toplumun şekil aldığını düşünen toplumsal kültürel dönüşümcüler.

Özkırımlı eleştirileri teori sahibi yazarlar özelinde yazdığı için burada birçok önemli eleştiriye değinmemiz zor. Genellikle teorisyenler ekonomik, siyasal ve sosyal indirgemecilik yapmakla eleştirilirler, bunun yanında  modernist yazarlar çoğu zaman birbirlerini kıyasıya eleştirirler. Çünkü değindikleri noktalar çoğu zaman birbirinden farklıdır. Örneğin; Gellner seçkinlerin aşağı tabakaya benimsettiği yüksek kültürü vurgularken, Anderson daha antropolojik olarak, toplumun inşa edilmiş olan bağlılığını vurgular, Hobsbawn geleneklerin icadından bahsederken, Nairn iç sömürü ilişkilerinden bahseder ve bu yazarlar genelde birbirlerinin bu kuramlarını indirgemecilik suçlamasıyla eleştirirler. Bunun yanında etno-sembolcülerin yaptıkları eleştirilere rağmen modernist teoriler milliyetçilik kuramları arasında hala en çok ilgi çekenlerdir.

Etno-Sembolcüler

Etno-sembolcüler ise modernistlere tepki olarak doğmuş ve ilkçilerin de modernistlerin de haklı noktaları olduğunu bu yüzden de iki kategoriden de alınması gerekenlerin olduğunu düşünürler. Onlara göre de milletler modernizmle ortaya çıkmış denilebilir ancak milletler yoktan var edilmemişler eski zamanlarda var olan etnik toplulukların oluşturduğu temeller üzerine inşa edilmişlerdir. Ancak bu özellikle de Armstrong’un kitabı Milliyetçilikten Önce Milletler’de olduğu gibi milletlerin eskiye zamanlarda da var oldukları düşüncelerine sahip oldukları algısını oluşturmuştur. Bu yüzden de birçok kere modernistler tarafından ilkçi olarak değerlendirilmişlerdir.

Bir sonraki bölümde ise Özkırımlı bu kategorilere girmeyen kuramları inceler. Buna göre 80’lerin sonrasında milliyetçilik tartışmaları daha da çeşitlenmiş farklı gruplar, farklı anlayışlar bu tartışmaların içine dahil edilmişlerdir.

Yukarıdaki üç kategoriye de baktığımız zaman, bütün milliyetçilikleri açıklayabilecek tek bir kuram üretilmeye çalışıldığını görürüz. Ancak yazar bize hiçbir zaman tek bir kuramın milliyetçiliği açıklayamayacağını çünkü tek bir milliyetçiliğin olmadığını milliyetçiliklerin olduğunu söyler. Bu milliyetçilikler milliyetçi söylem paydasında birleşirler.

Kitabın sonunda ise Özkırımlı yukarıda saydığımız üç kategorinin hatalı olduğunu ve bu yüzden de yazarların milliyetçiliğin toplumun kadim kültüründen geldiğini veya beslendiğini düşünen özcüler[2]  ve milliyetçiliğin koşulların değişmesi nedeniyle oluştuğunu düşünen yapılanmacılar[3] olarak ikiye ayrılabileceğini söyler.

Sonuç

Özkırımlı’nın bu çalışması Türkçe milliyetçilik literatüründe özellikle de milliyetçilik teorisi alanında nadir çalışmalardandır. Bunun yanında yazarın sistemli ve yalın anlatımı, sadece teorilere değil eleştirilerine de yer vermesi kitabın birçok üniversitede ders kitabı olarak okutulmasını sağlamıştır. Bununla birlikte yazar sırf bir rehber kitabı oluşturmamış aynı zamanda teorilerin nasıl kategorize edilmesi hakkında kanımızca çok yararlı olabilecek bir fikir de sunmuştur.

 


Dipnotlar

[1] Anthony D. Smith, ‘Memory and Modernity: Reflections on Ernest Gellner’s Theory of Nationalism’, Nation and Nationalism, 2, 3(1996), s. 371

[2] Bunlar büyük çoğunluklailkçiler ve etno-sembolcüleri daha çok kapsarlar.

[3] Bu da modernistlere tekabül eder diyebiliriz.

 

Yazar Hakkında

Muhammed Emin Şahin / TESAD Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler