Üç Deniz
Ceep.be'den alınmıştır

Üç Deniz İnisiyatifi (Three Seas Initiative-TSI) Projesinin Stratejik ve Bölgesel Bağlamda Değerlendirilmesi

Giriş

Doğuda Rusya, batıda Almanya olmak üzere iki büyük güç arasında kendilerini sıkışmış hisseden ve bu ülkelerle rekabet edebilmek için yeterli kaynağı bulunmayan on iki Orta Avrupa ülkesi, sağlam bir ekonomik yapıyı ortaya koymak ve rekabet edilebilirliğini artırmak için bir araya gelmiştir. Bir diğer motivasyonları ise Almanya ve Rusya’nın gerçekleştirdiği işbirliklerinin, kaynakların gidişatı ve ticaretinde Doğu-Batı düzeyinde bir seyir izlemesi olmuştur. Bu bir araya gelişin sonucu olarak Üç Deniz İnisiyatifi projesi ilan edilmiştir.[1] Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri arasındaki altyapı, enerji ve siber alandaki dijital bağlantılarını güçlendirmeyi amaçlayan ve aynı zamanda siyasi bir platform niteliğinde olan bu proje, Hırvatistan ve Polonya’nın öncülüğünde başlatılarak ismini üç deniz (Baltık, Adriyatik ve Karadeniz) üzerinden almıştır. Bu ülkeler: Avusturya, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya, Slovakya ve Slovenya’dır.

AB ve NATO ülkelerini içeren ve gerçekleştirilen forumlara ABD’nin de ortaklık bazında katıldığı bu oluşum, Avrupa Birliği (AB) entegrasyonunu canlandırmanın yanında transatlantik bir yapıya da sahiptir. Özellikle Rusya ve Çin’in jeopolitik hamlelerine yönelik bir denge-fren mekanizması biçiminde oluşturulduğu için anlaşmanın politik bir nitelik taşıdığı gerçeği ayrıca belirtilmesi gereken bir husustur.

Anahtar Kelimeler: Baltık, Adriyatik, Karadeniz, Enerji, Uluslararası Güvenlik, Siber Güvenlik, AB, ABD, Rusya, Kuzey Akım II, TürkAkım.

1. Üç Deniz İnisiyatifi Projesi

Üç Deniz İnisiyatifi (Three Seas Initiative-TSI), anlaşma dahilindeki 12 ülkeyi, ulaştırma ve telekomünikasyon sektörleri arasında birleştirerek Kuzey-Güney ekseninde sıkışmış ülkeleri ekonomik çembere entegre etmek ve nihayetinde de enerji koridoru kurma amacıyla oluşturulmuştur. Avrupa ülkeleri tarafından destek gören bu projenin temel kıstası, Avrupa’nın da geleneksel biçimde Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmesinin önüne geçilmesi ve AB pazarındaki bağlantıların artırılmasıdır.[2] Proje, Baltık ve Adriyatik Denizlerini birbirine bağlamakla birlikte NATO ve AB üyesi olan ülkelerin jeopolitik ittifakı olarak gösterilmektedir. Bunun yanında üç Avrupa denizi olan Baltık, Adriyatik ve Karadeniz’e sınırı olan üye ülkelerin gerçekleştirdiği bir oluşum olduğu için proje, BABS Girişimi olarak da adlandırılmaktadır.[3] Ekonomik altyapılardan ticarete, siber güvenlikten enerjiye, siyasi işbirliğinden Rusya’nın hakimiyetini azaltmaya[4] kadar çeşitli ekonomik ve siyasi amaçlar güden bu proje, Polonya’nın Varşova kentinde gerçekleştirilen forumda resmen başlatılmıştır.

Atlantik Konseyi’nden James Jones ve Ian Brzezinski’nin 2014 yılında yürüttüğü “Kuzey Güney Koridoru” projesinin bir devamı niteliğinde olan Üç Deniz İnisiyatifi, tıpkı önceki projede olduğu gibi Orta ve Doğu Avrupa’daki enerji, ulaşım ve dijital altyapının gelişimini ve özellikle kuzey-güney ekseni boyunca süregelen dengesizliği düzeltmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede Rus gazı ihtiyacını önemli oranda azaltmak için Polonya’dan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve Hırvatistan’da inşa edilecek bir terminale başvurulmaktadır. LNG kaynaklarının bu bağlantıda yeni bir koridor oluşturmasıyla birlikte Yunanistan ve İtalya arasındaki Trans Adriyatik Boru Hattı’na da bağlanarak yeni Romanya-Karadeniz gaz rezervlerini bölgeye konuşlandıracaktır.[5]

Projenin NATO ülkelerinin de birçoğunu içermesi ve neticede NATO tarafından da destekleniyor oluşu, ABD’nin çıkarlarıyla örtüşme ve proje transatlantik bir nitelik kazanma eğilimindedir.[6] Nitekim özellikle Soğuk Savaş sonrası Rusya Federasyonu’nun Doğu Avrupa, Baltık ve Karadeniz’deki etkinliği hem enerji sektöründe hem de bölge ülkelerine yönelik siyasi nüfuz oluşturmadaki başarısı ve tekel oluşturma çabası mevcut koşullar çerçevesinde bilinen bir gerçektir. Aynı zamanda saldırgan politikaların Kırım, Gürcistan ve Ukrayna’da kendini göstermesi sonrası Batı kutbuyla beraber Polonya, Litvanya, Letonya, Estonya ve Romanya gibi devletler Rusya’ya karşı pozisyon alarak ABD ile ilişkilerini geliştirme çabasına içine girmişlerdir.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin de işbirlikleri vasıtasıyla bölgeye nüfuz etmeye çalışıp ABD ile rekabet içine girmesi, “Bir Kuşak Bir Yol” projesinden net bir şekilde okunmaktadır. Çin gerek denizle gerek de bölgedeki devletlerle siyasi, askeri, ekonomik ve teknolojik etkisini artırmayı amaçlamaktadır. Üç Deniz İnisiyatifi bağlamında bölgede kural koyucu olup etkin bir şekilde varlık gösterebilmek adına hem NATO hem de AB ülkelerinin kontrol edilmesi, ABD için bir nevi gereklilik olarak değerlendirilmektedir.

1.1. Siber Güvenlik Açısından Bölge Yönelik Potansiyel Tehditler

Dijital çağın gerekliliği olan teknoloji, devlet ekonomisi ve vatandaş refahı için önemli bir dinamik oluşturmaktadır. Hayatı kolaylaştırıcı etkisi ve devlet-birey üzerinde yarattığı bağımlılık unsuru, yeni nesil güvenlik tehditlerini doğurmakla birlikte devletin kontrol mekanizmasını artırmasını da gerekli kılmaktadır. Uluslararası sistemde söz hakkı sahibi olmak isteyen ülkeler, teknolojik imkanlarını geliştirip siber alanda birbirleriyle yarış içerisine girmektedirler. Bu çerçevede ekonomik ve siyasi işbirliği amacı güden bölgesel oluşumlarda yeni nesil tehditlere ve siber güvenlik mekanizmasına ayrıca dikkat edilmektedir.

Üç Deniz İnisiyatifi, başlangıç aşamasında ulaşım, altyapı ve enerji gibi meselelerle ilgilenmek için oluşturulsa da yakın gelecekte bilgi ve iletişim teknolojisi geliştikçe fiber optik, yayın istasyonları ve 5G ağı dahil dijital teknolojilere yayılacağı ön görülmektedir. Bu nedenle de proje, dijital bağlantılar konusunda kolektif çalışmaları beraberinde getirerek yeni nesil tehditlere karşı güvenlik işbirliklerine zemin hazırlayacaktır. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, siber teknoloji alanında ve internet kullanıcı sayısında gelişmiş devletlerle kıyaslandığında geri planda kalmaktadır. Ancak bu bölgenin proje itibariyle bir dönüşüm göstermesi, kendilerinin ve birliğin lehine bir gelişmedir. Nitekim işbirliği çerçevesinde devletlerin iletişimlerinin ve temaslarının artırılması, AB’ye uyum sürecinin önemli bir dinamiği olarak gösterilmektedir. Bu bağlamda üç deniz bölgesi, IP alanlarının küresel güçlerin etkisi ve operasyonları açısından önem taşımaktadır.[7]

Rusya perspektifinden Orta ve Doğu Avrupa, AB ve NATO’nun dış sınırı olarak görülmektedir. Bölge, geleneksel ve dijital yayılmacılıkla birlikte Rusya’nın siyasi ve ekonomik baskısı altındadır. Polonya ve Ukrayna’ya göçmen karşıtlığı üzerinden bir çatışma ortamı yaratılması, bu noktada en bilindik tartışma konusudur. Bilindiği üzere Avrupa’daki göçmen karşıtlığının artması, Afrika ve Orta Doğu’dan gelen mülteci dalgasından kaynaklanmaktadır. Başlangıç yeri Rusya’ya dayandırılan ve geniş ölçüde çevrimiçi yayılan göçmen karşıtı kampanyaları, Üç Deniz İnisiyatifi’ni hedefleyen bir Rus politikası olarak değerlendirilmektedir. Tüm bu sahte bilgi üretme kampanyaları, bölge ülkelerinin uyumlarına yönelik saldırı olarak yorumlanmaktadır. Bu noktadan da anlaşılacağı üzere hibrit tehditlere karşı NATO’nun doğu kanadının korunması için örgüt vasıtasıyla bölgede bir uluslararası güvenlik politikası geliştirilme ihtiyacı hissedilmektedir.[8]

Siber alanın devlet politikalarını geliştirmenin yanında ekonomiyi güçlendirme noktasında da önemli bir rolü vardır. Üç Deniz İnisiyatifi’nin geliştirilmesi için bölge ülkelerinde dijital dönüşüm gerçekleşmesi gerekmektedir. Çünkü sınır ötesi güvenlik, hibrit tehditlerle tehlike altına girmektedir. Bu durum da Üç Deniz İnisiyatifi devletlerinin dijital boyuta sahip olması ve güvenlik işbirliklerinin artmasının gerektiği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla on iki devletin gerçekleştirdiği bu ittifak, yeni nesil tehditler hususunda önemli bir güvenlik işbirliği mekanizmasının oluştuğunu gözler önüne sermektedir. Zira siber güvenlik mekanizması, bu projenin gerçekleştirilmesi için vazgeçilmez bir unsurdur.

2. AB ve ABD’nin Projeye Yönelik Perspektifi

İttifakın en belirgin motivasyonu, Orta ve Doğu Avrupa’nın içerisinde bulunduğu ekonomik koşullardır. Yaşanılan ekonomik problemler bölgenin karayolu, demiryolu ve stratejik altyapılarının doğu-batı koridoru boyunca ilerlemesinden -bunda Almanya hakimiyetinin de önemli bir payı vardır- dolayı kaynaklanmaktadır. İletişim yolları, gaz boru hatları, demiryolları ve otoyolların tümü doğudan batıya uzanmaktadır ve bu durum kuzey-güney hattının daha pasif kalmasına yol açmaktadır. Ayrıca bölgedeki Polonya, Slovakya, Bulgaristan ve Romanya gibi ülkeler içerisinde bulunduğu yetersiz altyapı sebebiyle modernizasyon ihtiyacı hissetmektedir.[9]

Kuzey-Güney ülkeleri ekseninde ulaşım, altyapı ve enerji ağlarını geliştirme girişimi, AB uyum sürecinin güçlendirilmesi için önemli bir adım niteliğindedir. Bu adımın en kilit noktası Polonya’da, iki liman koridorunun inşasıyla (Via Balticia-Via Carpatia) Baltık devletleri Balkanlar bölgesine bağlanması hedeflenmektedir.[10] Bununla birlikte bölgede dijital altyapıyı iyileştirme planlarının yapılmasıyla birlik içi ve birlik dışındaki yatırımcılar için uygun bir zemin inşa edilmektedir. Anlaşmayı yapan on iki ülkenin politikacılarındaki ortak görüş, AB içerisinde daha gür bir sesin çıkartılması gerekliği üzerinedir. Zira bu devletler bir araya gelip gerçekleştirdikleri forumlarda, Batı ülkelerinin arka planında kalmalarındaki memnuniyetsizliklerini dile getirmektelerdir. Hırvatistan’ın Dubrovnik şehrinde gerçekleştirilen forumda anlaşma ülkeleri AB pazarını güçlendirmenin gerekliliğini öne sürmektedir.[11]

Proje, başta doğal gaz sektörü olmak üzere Avrupa’nın ekonomik koşullarını rahatlatmanın yanında AB’nin bu ülkelere yönelik ekonomik ve siyasi baskılarını kırmayı da amaçlamaktadır. Anlaşmaya taraf on iki devlet, kendileri ve AB için bir nevi kazan-kazan politikası gütmektedir. Bu noktada ABD’nin direkt desteği, planın uluslararası arenadan destek görmesini kolaylaştırmaktadır. ABD’nin birliğe sözünü geçirmek için baş aktör konumundaki ülkelere (özellikle Almanya) sopa-havuç politikası uyguladığı gözlemlenmektedir. Nitekim Almanya’nın Rusya ile olan işbirliği, Kuzey Akım II projesinin inşası bağlamında ABD’nin ciddi oranda tepki göstermesine yol açmıştır. Almanya ve Rusya arasında kalan ve üç denize komşu olan bu bölge, Batı ve Doğu için stratejik önem arz etmektedir. Zira AB nüfusunun %22’sinin yaşadığı ve on iki ülkenin içerisinde bulunduğu coğrafya, birlik için en büyük ekonomik kalkınma rakamlarına sahiptir. Vişegrad grubunun (Çekya, Macaristan, Polonya, Slovakya) hem Batı hem de Doğu için enerji, askeri ve ekonomi alanlarında bölgesel işbirliği açısından kilit bir rol oynadığı bilinmektedir.[12]

ABD, Kuzey Akım projesinin yanında Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) ile TürkAkım projelerini de kendi kaynaklarına ve Avrupa enerji güvenliğine yönelik bir tehdit olarak görüp, “rakip boru hatları” olarak yorumlamaktadır. Karadeniz’de sorun yaşanmasının önüne geçmek için TürkAkım projesinin varlığından dolayı Türkiye, bölge dışında tutulmaktadır. Rusya’nın Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletmeyi hedeflediği TürkAkım için Karadeniz’de yaptığı doğalgaz ve sondaj çalışmalarına alternatif kaynak oluşturulabilmek için de Çekya’daki nükleer tesisler gibi opsiyon yaratacak projeler, ABD hükümeti tarafından desteklenmektedir.[13]

AB kendi iç meseleleriyle (ordu, kimlik, Brexit vs.) uğraşırken ABD, proje vasıtasıyla bölgede kendisini göstermeye başlamıştır. Proje fikrinin Obama döneminde ortaya atılması, ABD’nin bu bölgeye uzun süredir ilgi duyduğunu kanıtlar niteliktedir. Anlaşılacağı üzere ABD, Rusya’ya karşı bir blok oluşturmak için Batı Avrupa’yı koruyarak enerji pazarının önemli bir parçası olmak istemektedir. Bu fikre dair en somut gösterge ise bölgede yetersiz görülen doğalgaz, petrol ve diğer ham maddeleri ihraç etmek için yeni alternatifler aramasıdır.

Doğu Avrupa ülkelerinin enerji kaynakları bakımından fakir oluşunun yanında alternatif kaynaklara ihtiyaç duyulması da ayrıca belirtilmesi gereken bir meseledir. Bu hususta ABD’nin en önemli müttefiki Polonya olmuştur. ABD, Polonya-Rusya gerginliğinden faydalanıp, Polonya hükümetinin mevcut enerji politikasını da kendi çıkarlarıyla denk tutmaktadır. Nitekim Polonya lideri Andrzej Duda’nın da belirttiği gibi hiçbir devletin (Rusya kastedilerek) Avrupa ülkelerine şantaj yapmasına izin vermeden bağımsız bir enerji politikası oluşturulması hedeflenmektedir.[14] Polonya’nın stratejik bir ülke olmasının temel gerekçesi, LNG terminalinin bulunduğu bölge olmasının yanında gaz piyasasını geliştirebilecek oranda potansiyel taşımasıdır (tahminlere göre bu terminal, Rus gaz arzının %80’ini karşılayabilecek kadar büyüktür).[15] Ayrıca Polonya’nın ordusunu modernize etmek için ABD ile yaptığı anlaşmalar, durumların değerlendirilmesine ışık tutan bir diğer önemli husustur.

ABD’nin Üç Deniz İnisiyatifi’ni sahiplenmesinin bir diğer önemli göstergesi de taahhüt ettiği finansal destektir. Orta Avrupa’daki altyapıları geliştirme arzusunda kararlı olan ABD hükümeti, Şubat 2020 yılında Münih’te gerçekleşen güvenlik konferansında enerji yatırımları için proje dahilindeki ülkelere yaklaşık 1 milyar dolara kadar yatırım yapacağını açıklamıştır. Dışişleri Bakanı Pompeo, bu yatırımın ABD Kongresi’nin desteğiyle bir ABD devlet kurumu (DFC, International Development Finance Corporation) tarafından sağlanacağını söylemiştir.[16]

Sonuç

Üç Deniz İnisiyatifi, Avrupa ülkelerini Rusya’ya olan bağımlılığından kurtarmak ve AB’yi kendi çizgisine çekmek için ABD’nin desteklediği bir projedir. Tıpkı Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” da yaptığı gibi ABD de bu projenin mali yükümlülüğünü tamamen karşılayarak bir gözdağı vermektedir. ABD, AB’nin kontrol edilebilirliği bağlamında kendi nüfuzu altına aldığı birlik ülkeleri vasıtasıyla jeopolitik bir genişlemeyle sınırlı egemenliğe sahip makro bir bölgeyle (Üç deniz bölgesi) doğuya kadar ilerlemeyi hedeflenmektedir.[17] Gaz ihracatını düşmesi ve bölgede Amerikan kaynaklarının kullanılmaya başlanmasıyla Rus gazının terk edilmesi, bölge ülkelerinin sadece enerji alanında değil ekonomik ve askeri alanda da ABD’ye bağımlı hale gelmesi Washington hükümeti tarafından güdülen bir “grand strateji” olarak yorumlanmaktadır.

Kuzey Akım II ve TürkAkım’a karşı sert bir tavır gösterilerek gerekirse yaptırım uygulanacağının da bildirilmesi, projeye verilen önemin ciddiyetini göstermektedir. TürkAkım’dan dolayı bölge dışında tutulan Türkiye’nin önemli bir bölge ülkesi olduğu bilinmektedir. Türkiye, içinde bulunduğu uluslararası krizlerden (Doğu Akdeniz ve Suriye) kazanımlar elde etmesi durumunda, ABD ile ilişkilerini olumlu bir düzeye çekerek sürece bir yerden dahil olması, düşük bir ihtimal olsa dahi önemli bir anekdot olarak değerlendirilmektedir. Sürecin bu yönde ilerlemesi, Rusya ile gerginlik yaşanmasını kaçınılmaz kılacaktır. Ancak Türkiye’nin ABD ile bu konulardan dolayı çeşitli anlaşmazlıklar yaşadığı da halihazırda kabul edilmektedir. Son kertede elde edilecek olası kazançlar ve uygulanabilecek denge politikası vasıtasıyla Türk-Amerikan ilişkilerinde inşa edilecek pozitif birlikteliğin doğuracağı sonuçlar merak edilmektedir.

 


Kaynakça

Atlantic Council, David A. Wemer, “The Three Seas Initiative Explained”,  www.atlanticcouncil.org/blogs/new-atlanticist/the-three-seas-initiative-explained-2, 11.02.2019, (Erişim Tarihi: 08.06.2020).

Financial Times, Andrew MacDowall, “Infrastructure: Poor Roads Blight Bridge Over Danube”, 18.01.2013, https://www.ft.com/content/f5619118-3283-11e3-91d2-00144feab7de, (Erişim Tarihi: 10.06.2020).

Geopolitic Compass, Paweł Flisiuk, “What If…?”, http://jeopolitikpusula.com/iys_analysis,icerik=369-analysis-uc-deniz-girisimi-fikri-mi-dzymorze.html, (Erişim Tarihi: 09.06.2020).

Historie-Ucad, “Üç Deniz Girişimi Nedir?”, 2019, https://tr.histoire-ucad.org/uc-deniz-girisimi-nedir, (Erişim Tarihi: 05.06.2020).

Investor’s Business Daily, “Can Trump Use Fracking To Break Putin’s Stranglehold On Eastern Europe?”, 07.06.2017,https://www.investors.com/politics/editorials/can-trump-use-fracking-to-break-putins-stranglehold-on-eastern-europe/, (Erişim Tarihi: 10.06.2020).

İntizar “Avrupa’nın Siyasi Haritası Değişmek Üzere”,  13.07.2017, http://intizar.web.tr/alintilar/haber/2857/avrupanin-siyasi-haritasi-degismek-uzere#.XvpqtygzZPZ, (Erişim Tarihi:15.06.2020).

Magyar Hirlap “Az Óperencián innen”, Faggyas Sandor,  06.07.2017, https://magyarhirlap.hu/velemeny/Az_Operencian_innen,  (Erişim Tarihi: 29.06.2020).

Marek Gorka, “The Three Seas Initiative as a Political Challenge for the Countries of Central and Eastern Europe”, Politics in Central Europe, Vol. 14, No. 3, 2018, s. 57-58.

Mateusz Gniazdowski, “Comments on the Structure of the Three Seas Initiative and the Warsaw Summit”, The Polish Quarterly of International Affairs, Vol:26, No:2, 2017, s. 106-107.

Özgür Denizli, “Avrupa, Türkiye’yi Enerjide Baypas Etti”, 19.02.2019, https://ozgurdenizli.com/avrupa-turkiyeyi-enerjide-baypas-etti/, (Erişim Tarihi: 12.06.2020).

Petar Kurečić, “The Three Seas Initiative: Geographical Determinants, Geopolitical Foundations, and Prospective Challenges”, Hrvatski Geografski Glasnik, Vol. 80 No. 1, 2018, s.100.

Philipp Guelland, “US to Give up to USD 1 bln to Three Seas Countries for Energy Projects”, TheFirstNews, 15.02.2020,https://www.thefirstnews.com/article/us-to-give-up-to-usd-1-bln-to-three-seas-countries-for-energy-projects-10484, (Erişim Tarihi: 12.06.2020).

The Heritage Foundation, Theodore Bromund– Daniel Kochis, “Six Key Priorities For U.S. Europe Policy in a Crucial Year”, 17.01.2020, www.heritage.org/europe/report/six-key-priorities-us-europe-policy-crucial-year, (Erişim Tarihi: 08.06.2020).

 

Dipnotlar

[1] Paweł Flisiuk, “What If…?”, Geopolitic Compass, http://jeopolitikpusula.com/iys_analysis,icerik=369-analysis-uc-deniz-girisimi-fikri-mi-dzymorze.html, (Erişim Tarihi: 09.06.2020).

[2] Marek Gorka, “The Three Seas Initiative as a Political Challenge for the Countries of Central and Eastern Europe”, Politics in Central Europe, Vol. 14, No. 3, 2018, s. 57-58.

[3] “Üç Deniz Girişimi Nedir?”, Historie-Ucad, 2019, https://tr.histoire-ucad.org/uc-deniz-girisimi-nedir, (Erişim Tarihi: 05.06.2020)

[4] Petar Kurečić, “The Three Seas Initiative: Geographical Determinants, Geopolitical Foundations, and Prospective Challenges”, Hrvatski Geografski Glasnik, Vol. 80 No. 1, 2018, s.100.

[5] David A. Wemer, “The Three Seas Initiative Explained”, Atlantic Council, www.atlanticcouncil.org/blogs/new-atlanticist/the-three-seas-initiative-explained-2, 11.02.2019, (Erişim Tarihi: 08.06.2020).

[6] Theodore Bromund– Daniel Kochis, “Six Key Priorities For U.S. Europe Policy in a Crucial Year”, The Heritage Foundation, 17.01.2020, www.heritage.org/europe/report/six-key-priorities-us-europe-policy-crucial-year, (Erişim Tarihi: 08.06.2020).

[7]  A.g.e Gorka, s.64

[8]  A.g.e Gorka, s.65.

[9] Andrew MacDowall, “Infrastructure: Poor Roads Blight Bridge Over Danube”, Financial Times, 18.01.2013, https://www.ft.com/content/f5619118-3283-11e3-91d2-00144feab7de, (Erişim Tarihi: 10.06.2020)

[10] Mateusz Gniazdowski, “Comments on the Structure of the Three Seas Initiative and the Warsaw Summit”, The Polish Quarterly of International Affairs, Vol:26, No:2, 2017, s. 106-107.

[11]  A.g.e Gorka s. 59.

[12]“Az Óperencián innen”, Faggyas Sandor, Magyar Hirlap, 06.07.2017, https://magyarhirlap.hu/velemeny/Az_Operencian_innen,  (Erişim Tarihi: 29.06.2020).

[13] “Avrupa, Türkiye’yi Enerjide Baypas Etti”, Özgür Denizli, 19.02.2019, https://ozgurdenizli.com/avrupa-turkiyeyi-enerjide-baypas-etti/, (Erişim Tarihi: 12.06.2020)

[14]  A.g.e Gorka s. 60.

[15] “Can Trump Use Fracking To Break Putin’s Stranglehold On Eastern Europe?”, Investor’s Business Daily,07.06.2017,https://www.investors.com/politics/editorials/can-trump-use-fracking-to-break-putins-stranglehold-on-eastern-europe/, (Erişim Tarihi: 10.06.2020).

[16] Philipp Guelland, “US to Give up to USD 1 bln to Three Seas Countries for Energy Projects”, TheFirstNews, 15.02.2020,https://www.thefirstnews.com/article/us-to-give-up-to-usd-1-bln-to-three-seas-countries-for-energy-projects-10484, (Erişim Tarihi: 12.06.2020).

[17]“Avrupa’nın Siyasi Haritası Değişmek Üzere”, İntizar, 13.07.2017, http://intizar.web.tr/alintilar/haber/2857/avrupanin-siyasi-haritasi-degismek-uzere#.XvpqtygzZPZ, Erişim Tarihi: (15.06.2020).