Ana Sayfa / Yazılarımız / Siyaset / Makaleler / Türkiye’de Tek Parti Rejiminin Sona Ermesindeki İç Etkenler

Türkiye’de Tek Parti Rejiminin Sona Ermesindeki İç Etkenler

Özet

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi 1923-1950 yılları arasında 27 yıl iktidarda kalmış, iç ve dış etkenler sebebiyle zamanla gücünü kaybetmiş 1940’lı yılların sonunda ise baskılar sebebiyle demokratikleşme sürecini hızlandırarak çok partili sistemin önünü açmıştır. 1950 seçimlerinde Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi ile CHP’nin 27 yıllık tek parti rejimi sona ermiştir. Bu çalışmada tek parti rejiminin bitmesinde önemli rol oynayan iç etkenler ele alınacaktır.

Anahtar kelimeler: Türkiye, Cumhuriyet Halk Partisi, rejim, tek parti, demokratikleşme, çok parti, Demokrat Parti

Abstract

Turkey’s first party, the Republican People’s Party has remained in power for 27 years between the years 1923-1950. The party, which lost its power in time due to internal and external factors, paved the way for the multi-party system for democratization at the end of the 1940s. When the Democratic Party came to power in 1950, the 27-year CHP government ended. This paper examines internal factors in the process of the ending one-party regime and gives information about these issues.

Keywords: Turkey, Republican People’s Party, regime, one-party, democratization, multi-party, Democrat Party

Giriş

Tek parti sistemi, kamusal tüm güçlerin yalnız bir partinin elinde olması ve süreçlerin yine yalnız tek bir parti ile yürütülmesi durumudur[1]. Bu tanıma göre 27 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı Türkiye’nin tek parti rejimi ile yönetildiği süreçtir. 1923’ten 1950’ye kadarki süreçte pek çok farklı reform gerçekleştirerek Batılı tarzda bir Türkiye hedefleyen CHP rejimi özellikle iç ve dış etkenler sebebiyle 1945’te demokratikleşme kararı almış 1950’de Demokrat Parti’nin seçimi kazanmasıyla 27 yıllık tek parti iktidarını kaybetmiştir. Bu süreçte tek parti iktidarının gücünü zayıflatan ve mecburi olarak demokratikleşme sürecinin önünü açan iç etkenler kapsamında Şeyh Sait İsyanı, sosyal-ekonomik zayıflamalar, reformlar ve halkın reformlara karşı olan tepkisi ile vergi sistemindeki bozukluklar dolayısıyla çiftçinin ve köylünün tepkisi ele alınabilir.

Tek Parti Rejimi Süreci İç ve Dış Politika

1923 yılında kurularak 1950’ye kadarki 27 yıllık süreçte Türkiye’de tek parti rejiminin hüküm sürmesine sebep olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu Mustafa Kemal’in ve partinin diğer üyelerinin asker kökenli olması sebebiyle CHP, gücünün büyük bir kısmını ordudan alıyordu. Mecliste olası bir muhalefeti engellemeyi amaçlayan Mustafa Kemal’in, orduda görev yapan subayların mecliste olamayacağını bildirmesinden kısa bir süre sonra Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy gibi isimlerin öncülüğünde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulmuştur. Bütün muhaliflerle bir araya gelmeyi amaçlayan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası zaten halihazırda CHP iktidarından uzaklaşan halkın da -özellikle köylünün- desteğini alarak hızlı bir şekilde güç kazandı. Tam da bu dönemde gerçekleşen Şeyh Sait İsyanı sebebiyle çıkan ve dinsel gericilik tehlikesine karşı hükümete olağanüstü yetkiler veren Takrir-i Sükûn Kanunu 4 Mart 1925’te kabul edilmiş ve bu kanun iktidarın otoritesini daha da artırarak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kapanmasına sebep olmuştur[2][3].

CHP iktidarının yapmış olduğu reformlara karşı çıkılmasını engellemek isteyen fakat buna rağmen tepkiler sebebiyle mecburi olarak demokratikleşme sürecine giren Mustafa Kemal, Fethi Okyar’dan bir parti kurmasını istemiştir[4]. Fethi Okyar öncülüğünde kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası da kısa zamanda dikkat çekmiş, yine muhalifler için bir üs haline gelmiştir. Özellikle 1929 yılında başlayarak 1930’lu yılların sonuna kadar etkisini hissettiren ve dünya ekonomik bunalımı anlamına gelen Büyük Buhran’dan etkilenen ve ekonomik politikalardan büyük ölçüde rahatsızlık duyan kitle için alternatif olan Serbest Cumhuriyet Fırkası, zamanla CHP’ye olan muhalifliğinin artması sebebiyle 16 Kasım 1930’da kapatılmıştır[5].

Bu olaylar sebebiyle çok partili sistemin düzgün çalışmadığı kanaatine varan Mustafa Kemal 1946’ya kadar CHP iktidarı ile tek parti rejimine devam etme kararı almıştır. Fakat 1946 yılına gelindiğinde gerek iç etkenler gerek dış etkenler sebebiyle Demokrat Parti kurulmuş, 1950’de yapılan seçimlerde Demokrat Parti’nin seçimleri kazanması sonucunda CHP’nin 27 yıllık tek parti rejimi sona ermiştir.

Tek parti rejiminin dış politikasına baktığımız zaman İkinci Dünya Savaşı yıllarında kaderini Almanya’ya bağlayan Türkiye pek çok ekonomik sıkıntı yaşamıştır. Soğuk Savaş sonrası dönemde ise Sovyet Rusya ile sağlıklı ilişkiler kurulamaması ve Sovyet Rusya’nın, uyguladığı politikalar ve sahip olduğu rejim dolayısıyla Türkiye’yi antidemokratik bir ülke olarak nitelendirmesi Türkiye’nin Sovyet Rusya’ya karşı Amerika ile iyi ilişkiler kurma çabasına giriştiğini göstermektedir. Türkiye’nin yüzünü ABD’ye dönmesiyle ABD’nin Türkiye üzerinde uyguladığı Truman Doktrini ve Marshall Planı demokratikleşme yolunda kapıları açmış, biraz da ABD’den gelen baskı ile çok partili sisteme geçiş süreci hızlandırılmıştır.

 Tek Parti Rejiminin Bitmesinde Rol Oynayan İç Etkenler

  1. Ekonomik Politikalar ve Vergilerin Halk Üzerindeki Etkisi

Tek parti rejiminin sona ermesinde ülkenin sosyoekonomik yapısı ve etkileri oldukça önemlidir. Ekonomik sistemin bozulmasıyla beraber toplumsal bir muhalefetin ortaya çıkması daha da hızlanmış bu da demokratikleşme süreciyle birlikte 27 yıllık CHP iktidarının sona ermesine sebep olmuştur.

Cumhuriyet dönemi politikalarına bakıldığında 1. İktisat Kongresi (1923) ve 28 Mayıs 1927’de sanayi yatırımı yapacak işletmelere muafiyet, imtiyaz ve teşvik sağlamayı amaçlayarak çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu önemlidir. Zaten 1929 Büyük Buhranından da etkilenmiş olan CHP Hükumeti, hayatın pahalılaşması ve buna bağlı olarak muhaliflerin artması sebebiyle daha devletçi politikalar izlemek durumunda kalmıştır[6]. Savaş döneminde ordunun ihtiyaçlarının karşılanması ekonomiyi daha kötü bir hale getirmiş ve bu dönemde bir grup devletçi politikaları desteklerken diğer bir grup buna karşı çıkmış ve hatta özel sektöre kapı açma fikrini desteklemiştir.

Bunların dışında halkın %75’inin köyde yaşamasına rağmen çiftçinin beklentisinin karşılanmaması da çiftçinin üretimi azaltmasına sebep olmuştur. Buna karşılık tüketimin artmasıyla 1934’te %8 olarak belirlenen ve zengin-fakir çiftçi arasındaki farkı ortadan kaldıran Toprak Mahsulleri Vergisinin ilerleyen süreçte %10’a çıkarılması köylüyü ve çiftçiyi daha fazla zorlamış bu da özellikle çiftçinin CHP’den soğumasına sebep olmuştur. Toprak Mahsulleri Vergisi, Milli Korunma Kanunu çerçevesinde çıkarak 2. Dünya Savaşı ortamındaki ekonomik duruma karşı bir tedbir olsa da topraktan elde ettiği geliri düşük olan köylüyü zor durumda bırakmıştır. Hatta halk arasında geçen sohbetlerde, CHP’ye muhalif bir parti olması durumunda köylünün –özellikle düşük gelir elde eden çiftçinin- büyük bir kısmının muhalif partiyi destekleyeceği konuşulmuştur.

Tüccarlar ve sanayiciler bağlamında bakıldığında bu kesimin de CHP’den desteğini çektiği görülmektedir. Yalnızca küçük bir grubun sanayide çalışmasına rağmen onların da sosyoekonomik durumları iyi değildi. 2. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’nin kaderini özellikle de ekonomisini Almanya’ya bağladığı görülmektedir. Zaten savaş sebebiyle ekonominin daha da sıkıntılı hale gelmesiyle Varlık Vergisi’nin uygulanması kararı alınmıştır. 12 Kasım 1942’de yürürlüğe giren ve savaş döneminde olağanüstü servet elde edenlerin varlıklarına el koyan Varlık Vergisi Kanunu ile kârlarının büyük bir kısmını kaybeden zengin kesim ve -özellikle Rum, Ermeni ve Musevi Türk vatandaşları- gayrimüslim iş adamları da CHP’den desteklerini çekerek uzaklaşmaya başlamıştı[7]. Uygulamada birçok karışıklığın çıkması ve özellikle jandarma ve vergi denetmenlerinin halkı sıkması toplumun huzurunu bozmuştur[8][9].

Yaşanan tüm bu ekonomik sıkıntılar haricinde aynı zamanda ülkedeki elektrik kapasitesinin büyük bir kısmının İstanbul, Ankara ve İzmir’e verilmesiyle birlikte yalnızca 10 köyün elektriği kullanabilmesi, sağlık ve ulaşım alanlarında yenilikler yapılamaması ve yaşam kalitesinin artırılması için gereken çabanın gösterilmediği düşüncesi CHP iktidarına karşı büyük bir muhalefetin doğmasına sebep olmuştur.

  1. Batılı Tarzda Bir Toplum İnşa Etme Çabaları ve Dini Reformların Etkisi

Kuşkusuz, cumhuriyet rejiminin en büyük amacı Batılı tarzda bir Türkiye inşa etmekti. Yapılan reformlar ve izlenen politikalar da bu yönde ilerlemekteydi. Ancak bu reformlardan bazıları -özellikle dini reformlar- toplum tarafından kabul görmemiş ve halkın CHP’ye karşı olan tavrının değişmesine sebep olmuştur. Bunların en başında yıllardır alışılagelmiş fes yerine Şapka Kanunu’nun getirilmesi muhafazakâr kesimde olumsuz etkiler göstererek büyük olaylara sebebiyet vermiştir[10].

Cumhuriyet tarihinin ilk geniş çaplı isyanı olan Şeyh Sait İsyanı tam da bu dönemde hilafet yanlıları tarafından çıkarılmış, isyanın sebebi olarak ise dini reformlar gösterilmiştir. Bu tür olayların artmaması için 30 Kasım 1925’te tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması kararı alınmış ancak bununla beraber CHP iktidarı muhafazakâr kesimden büyük tepki görmüş, aynı zamanda halk demokrasi algısının değiştiğini düşünmeye başlamıştır[11].

Ekonomik alanda olduğu gibi dini alanda da yapılan baskılar sebebiyle halk bir muhalefete ihtiyaç duymuş, olası bir muhalefet durumunda da desteğini esirgememiştir.

 

  1. Demokrasiye Duyulan İhtiyacın Etkisini Artırması

Ekonomik politikalar ve dini reformlar dolayısıyla CHP iktidarının güç kaybetmesinin haricinde, muhalefetin başarıya ulaştığını gören ve çok partili sistem ile demokrasinin daha güçlü olacağını savunan aydınların ve siyasilerin de etkileri oldukça önemlidir. Özellikle CHP’nin içerisinden çok partili sisteme geçme fikrini savunan siyasiler CHP’nin içerideki gücünü de kaybetmesine etki etmişlerdir. Batılılaşmanın ve cumhuriyetin temelinde çok partili sistemin olduğunu savunan bu kesim demokratikleşme sürecinin hızlanmasıyla çok partili sisteme geçişin de öncüsü olmuşlardır[12]. Özellikle, “Dörtlü Takrir” olarak adlandırılan, Celal Bayar, Refik Koraltan, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü’nün CHP Meclis Grubu Yüksek Başkanlığına sundukları demokratikleşme fikri bu dönemde büyük etki oluşturmuştur. Bu “Dörtlü Takrir”e göre Türk Anayasası dünyanın en demokratik anayasalarından biridir ve vatandaşların siyasi seçimlerini özgürce yapabilmeleri en doğal haklarıdır. Bu nedenle çok partili sisteme geçişte büyük etkisi görülmektedir.

Her ne kadar 27 yıllık iktidara sahip olsa da yaşanan toplumsal olaylar sebebiyle gücünü ve eski etkisini kaybeden CHP tüm bu iç etkenler ve bunlar haricinde özellikle Amerika ve Sovyetler Birliği tarafından baskı görmesi sebebiyle dış faktörlerin de etkisiyle demokratikleşme sürecini hızlandırmış, Demokrat Parti’nin kurulması ve DP’nin 1950 seçimlerini kazanması ile tamamen çok partili sisteme geçmiş ve demokratikleşme yolunda büyük bir adım atmıştır.

Sonuç

Cumhuriyetin ilanı ile iktidara geçerek 1950 yılında Demokrat Parti’nin seçimleri kazanarak iktidara gelmesine kadar 27 yıllık tek parti rejimini sürdüren CHP, bu 27 yıllık süreç içerisinde gerek ekonomik politikaları gerekse dini reformları dolayısıyla pek çok tepki görmüş kimi zaman ordudan aldığı destek sayesinde baskı uygulamış kimi zaman devletçi politikalar izlemiş aynı zamanda demokratikleşme çabaları göstermiştir. Ancak, kendisine karşı olası bir muhalefete geçit vermek istemeyen CHP iktidarı hem Türkiye’nin demokrasiye geçiş sürecini yavaşlatmış hem de güç aldığı kitleden desteğini kaybetmiştir. Yoğun baskılar ve siyasi sebepler sonucu çok partili sisteme geçişin önünü açarak Türkiye’de uzunca bir süre tartışılacak bir dönemi bitirmiştir.

 

KAYNAKÇA

1- Ahmad, Feroz. The Making of Modern Turkey. London-New York: Routledge, 1993.

2- Akıncı, Abdulvahap and Sefa Usta. Türkiye’de Çok Partili Hayata Geçişte Etkili Olan İç Faktörlerin Analizi. Karaman: KMÜ Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 2015

3- Cufalı, Mustafa. Cumhuriyet Döneminde Çok Partili Hayata Geçişte Rol Oynayan Dinamikler. Ankara: Liberal, 2005

4- Kara, Nihal. Türkiye’de Çok Partili Sisteme Geçiş Kararının Nedenleri. Ankara: Yapıt, 1984

5- Karpat, Kemal. Kısa Türkiye Tarihi. Ankara: Timaş Yayınları, 2012.

6- Kırman, Emin. Çok Partili Döneme Geçiş Süreci ve Türk Siyasal Kültüründe Muhalefet Olgusunun Gelişimi (1946-1950). Isparta: Sosyal Bilimler Enstitüsü.2006

7- Tunçay, Mete. Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması. İstanbul: Cem Yayınevi, 1982.

8- Türköne, Mümtazer. Siyaset. Ankara: Lotus Yayınları, 2013.

9- Zürcher, Eric J. Turkey: a Modern History. London-New York: IB. Tauris, 1997.

 

DİPNOTLAR

[1] Mümtazer Türköne, Siyaset, Ankara, Lotus Yayınları, 2013, s. 265-266

[2] Eric J. Zürcher, Turkey: a Modern History, London-New York: IB. Tauris, 1997 s.166-200

[3] Kemal Karpat, Kısa Türkiye Tarihi, Ankara, Timaş Yayınları, 2012 s. 351

[4] Eric J. Zürcher, Turkey: a Modern History, London-New York: IB. Tauris, 1997 s. 166-200

[5] Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması, İstanbul, Cem Yayınevi, 1982 s. 29-77

[6]Abdulvahap Akıncı ve Sefa Usta, Türkiye’de Çok Partili Hayata Geçişte Etkili Olan İç Faktörlerin Analizi, Karaman, KMÜ Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 2015 s. 276

[7] Mustafa Cufalı, Cumhuriyet Döneminde Çok Partili Hayata Geçişte Rol Oynayan Dinamikler, Ankara, Liberal, 2005 s. 4-8

[8] Eric J. Zürcher, Turkey: a Modern History, London-New York, IB. Tauris, 1997 s. 166 – 200

[9] Emin Kırman, Çok Partili Döneme Geçiş Süreci ve Türk Siyasal Kültüründe Muhalefet Olgusunun Gelişimi (1946-1950), Isparta, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006 s. 33-60

[10] Eric J. Zürcher, Turkey: a Modern History, London-New York, IB. Tauris, 1997 s. 166 – 200

[11] Nihal Kara, Türkiye’de Çok Partili Sisteme Geçiş Kararının Nedenleri, Ankara, Yapıt, 1984 s. 64-75

[12] Emin Kırman, Çok Partili Döneme Geçiş Süreci ve Türk Siyasal Kültüründe Muhalefet Olgusunun Gelişimi (1946-1950), Isparta, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006 s. 33-60

 

Yazar Hakkında

 

 

 

Sümeyye Hilal Altun / TESA Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

29 Mayıs Üniversitesi 

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) / Lisans

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir