Ana Sayfa / Yazılarımız / Ekonomi / TÜRKİYE’DE DOLAR KURU NEDEN DÜŞÜYOR

TÜRKİYE’DE DOLAR KURU NEDEN DÜŞÜYOR

Yazar: Hasan DOĞAN

Donald Trump, host of the television series “The Celebrity Apprentice,” mugs for photographers at the NBC 2015 Winter TCA Press Tour at The Langham Huntington Hotel on Friday, Jan. 16, 2015, in Pasadena, Calif. (Photo by Chris Pizzello/Invision/AP)

2016 yılının son çeyreğinde Trump’ın ABD Başkanı seçilmesiyle ABD Doları dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin para birimlerine karşı değer kazanmıştır. Trump, seçim kampanyalarında alt yapı harcamalarını artırarak ve vergi oranlarını düşürerek genişleyici maliye politikası uygulayacağını beyan etmişti. Bu kapsamda ABD ekonomisinde kamu harcamalarından kaynaklanan hızlı bir büyüme yaşanacağı ve bunun sonucunda enflasyonun artacağı beklentisi ile ABD 10 yıllık faizlerinde hızlı bir yükseliş gerçekleşmiştir. ABD’de artan faiz oranları ABD’ye fon akışına neden olurken özellikle gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde ciddi değer kayıpları yaşanmıştır.    

2016 yılının son çeyreğinden sonra 2017 yılının ilk çeyreğinde de yükselmeye devam eden ABD tahvil faizlerinin dengeye oturması ve FED’in bu yıl yapmayı planladığı faiz artışının piyasa tarafından fiyatlanmış olması nedeniyle 2017 yılının ilk yarısında gelişmekte olan ülkelerin para birimleri ABD Doları’na karşı yeniden değer kazanmaya başlamıştır. Ayrıca başta Brezilya, Rusya ve Çin gibi gelişmekte olan ülkelerde de son dönemde açıklanan ekonomik veriler, bu kategoride değerlendirilen ülkelerde sınırlı da olsa bir toparlanmaya işaret etmektedir. Türkiye ekonomisi ise 2017 yılının ilk çeyreğinde ekonomi yönetiminin aldığı tedbirlerle %5 büyüme oranı yakalayarak, beklentilerin oldukça üzerinde bir performans sergilemiştir. Türkiye ekonomisinin temel yapı taşlarının sağlam oluşu, ekonomi yönetiminin bilgi ve tecrübesi ve KGF gibi büyümeyi destekleyen ekonomik tedbirler yılın ilk çeyreğinde meydana gelen bu hızlı büyümenin temel etmenleridir. Diğer taraftan Euro Bölgesi’nde görülen toparlanmanın Türkiye’nin ihracatını olumlu etkileyerek büyümeye katkı sağladığı görülmektedir. Küresel konjonktürün gelişmekte olan piyasaları desteklemesi ile Türkiye’ye fon akışının devam etmesi beklenmektedir.   

2017 yılının ikinci çeyreğinde başta sağlık reformu olmak üzere Trump’ın hayata geçirmek istediği seçim vaadlerinin çeşitli engellerle karşılaşması nedeni ile Trump’ın uygulamayı düşündüğü genişleyici maliye politikası hakkında da kuşkular oluşmaya başlamıştır. Buna rağmen FED, önce Mart ayında daha sonra ise Haziran ayında ABD ekonomisinin tam istihdam hedefine yaklaştığını öne sürerek faizleri her iki dönemde de 25’er baz puan artırmıştır. Ayrıca  ilk çeyrekte yaşanan yavaşlamanın muhtemelen geçici olduğunu düşünen “çoğu FOMC yetkilisinin ekonomik veriler beklentileriyle uyumlu gelirse sıkılaştırma için yakında bir adım daha atılmasının uygun olacağı hükmüne vardığı” belirtildi. Ancak FED yetkililerinin, sıkılaştırmanın hızı konusunda görüş ayrılığı yaşaması ve son dönemde gelen enflasyon verilerinin beklentileri karşılamaması Dolar’ın güç kaybetmesine neden olmuştur. Son dönemde açıklanan bu veriler ışığında ABD Dolarının değeri düşerken gelişmekte olan ülkelerin para birimleri güçlenmeye başlamıştır. Aşağıdaki tablo 1’de görüldüğü üzere Trump’ın seçilmesi ile beraber 103 seviyesinin üzerine çıkan Dolar Endeksinde 92 seviyesine kadar bir geri çekilme yaşanırken; ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde de kayda değer bir geri çekilme yaşanmıştır. 

 

Kaynak: Reuters 

FED’in yıl içinde yaptığı 25 baz puanlık iki faiz artışı ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde hızlı bir geri çekilmenin önüne geçmiştir.  Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere Yuan, Ruble, Real ve Rupi gibi birçok gelişmekte olan ülkenin para birimi Dolara karşı değerlenerek Trump öncesi değerinin üzerine çıkarken 25.08.2017 itibari ile Türk Lirası hala Trump öncesi değerinin altında seyretmektedir. Ayrıca Trump seçildikten sonra Rusya ve Brezilya’da bir takım faiz indirimleri olurken Türkiye’de yaklaşık 300 baz puanlık bir artış olmuştur. Faiz artışının TL’yi desteklemesine rağmen bir takım jeopolitik riskler dolayısıyla piyasa tarafından fiyatlanan TL hala Trump öncesi değerine göre düşük seyretmektedir. TL diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla gecikmeli de olsa değer kazanmaya başlamıştır. Dolar/TL’de geçen hafta psikolojik sınır olan 3,50 seviyesinden aşağı kırılarak 3,44 seviyesi görülmüştür ve TL’nin önümüzdeki dönemde de güç kazanmaya devam etmesi beklenmektedir. Nitekim yabancı yatırım bankaları tarafından da TL’nin güç kazanmasının önümüzdeki dönemde beklendiğine ilişkin tavsiyeler gelmektedir. Yukarıdaki tabloya bakıldığında birçok gelişmekte olan ülke para birimi faiz artırımı olmadan hatta bazı ülkelerde faiz indirimine rağmen Trump öncesi seviyesinin üzerine çıktığı görülmektedir. Dolayısıyla TL’nin yüksek faizin de etkisi ile güç kazanmaya devam ederek Trump öncesi seviyeleri yakalaması sürpriz olmayacaktır. Ancak olası bir jeopolitk risk, tüm dünya kurlarının yeniden fiyatlamasını gündeme getirecektir.

Yazar Hakkında

Hasan DOĞAN

Bankacı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir