Türkiye
BBC'den alınmıştır.

Türkiye ve S-400 Savunma Sistemi Analizi

Tarihsel Bakış

Türkiye ve dünya gündemini son günlerde meşgul eden konuların en başında gelen S-400’lerin Türkiye tarafından satın alınması uluslararası ilişkiler literatürü açısından da önemli birçok soru işareti barındırmaktadır. Bu konu üzerine yapılacak yorumlar siyasi kimliklerimizden bir süreliğine ayrılarak, uluslararası ilişkiler kimliğimizle düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Tabi ki bu dış politika mottosunun tarihsel bir geçmişi ve teorik yapısı olduğunu unutmamak en önemli analiz aracımız olacaktır. Bize ait literatüre bakıldığında Türkiye’nin sınırlı bölgesel güç olma arzusunun bir NATO üyesi devlet olarak bir diğer tarafa karşı nasıl şekillendireceğini görmemizi imkan dahilinde kılacaktır.

Türkiye’nin 1. Dünya Savaşı’ndan bu yana kullandığı temel bir politikadan söz etmek mümkündür, ‘’Batı ülkesi olarak kal ama Doğu’ya ya da Doğu Bloğuna asla sırt çevirme.’’ Bu politikaya uygun 1. Dünya Savaşı sırasında Sovyet yardımları ile başlayan süreci İzmir İktisat Kongresi Batı tarafında kalma kararıyla desteklemişti, ekonomik olarak Batı’nın seçilmesi siyasi olarak da aynı tarafın seçilmesi anlamına gelmekteydi, ama bu durum ne yazık ki Doğu’dan alınan yardımlar için geçerli olmayacaktı. 2. Dünya Savaşı sırasında Müttefik devletlerin Türkiye’ye kendi yanlarında savaşa girmesi ve müttefik devletler çıkarına tavır alması istenmekteydi, bunun için İsmet İnönü’nün ikili diplomasisi bir noktada sonuç verecekti, Müttefik devletlere sunulan yeterli askeri malzeme ve mühimmat olmayışı sebebi ile müttefik devletlerden sağlana askeri yardımlar ile askeri teçhizat bir nebze güçlendirilmişti bu noktada okuyucularımızın 1. Dünya Savaşı’nda yeni çıkmış ve yeniden doğmaya çalışan bir ordunun savaş görmemesinden sadece 16 yıl geçtiğini hatırlatmak da isterim. 2. Dünya Savaşı sırasındaki öne çıkarılan bu sebebe rağmen Türkiye Nazi Almanyası ile silah yapımında kullanılan krom ticareti yaparak devam ettirecekti. Casablanca Konferansı’na[1] rağmen bu ikili politikasını ve diplomasisini yürütebilecekti.

Menderes döneminde ise durumlar daha da farklılaşacaktı. NATO’ya 1951 yılında kabul edilmesinin ardından, 1960 yılı için Menderes’in Sovyetler ile görüşmeye gideceği ve muhtemel bir yatırım anlaşmasının görüşüleceği ihtimalinin 1950 yıllarındaki Batı’dan ayrılma ama Doğu’ya da (Sovyet tehdidine rağmen) sırt çevirme politikasının bir devamı niteliğindeydi.

Günümüzde ise bu politikaların farklı bir örneğini S-400’lerin satın alınmasıyla beraber görmeye başladık. Bu durumun analizi ve yorumu yine geniş bir yer tutacak ve yıllar sonra dahi tartışılacak. Bu politikayı analizimiz yukarıda bahsettiğimiz dış politika mottosu ile açıklamaya yönelecek.

Türkiye’nin S-400’leri Alması Neden Kritik?

  1. Türkiye S-400 alacak olan ilk NATO üyesi olacak.
  2. Stratejik ortaklığın hem NATO hem de Rusya ile yapılması.
  3. S-400 üretimi için olası Rusya-Türkiye anlaşması.
  4. Bölgesel sınırlı güç olma arzusunun çok kutuplu Türk Dış Politikasına etkisi.
  5. Rusya’nın Orta Doğu politikasında Türkiye’nin Önemi.
  6. Suriye Krizi ile birlikte 2 devletin ilişkilerinin uluslararası arenada önemli derecede artması.
  7. F35 ve S400’lere aynı anda sahip olamamak görünen sebepse bir ileri sebebi Türkiye’nin 2 tarafın geliştirdiği silah sanayini ülke içinde bulundurmayı Batı’dan talep etmesi.

Yukarıda saydığımız maddelerin genel bir yorumunu yapmak yerinde olacaktır. Türkiye’nin tarihsel arka planda da bahsettiğimiz üzere yürüttüğü iki taraftan da kopmama stratejisi S400 alımlarıyla beraber bir hayli ciddi bir boyuta ulaşmıştır. Türkiye’nin izlediği bu politikayı sadece güç dengesi olarak nitelemek eksik kalacaktır. Bölgesel dominant güç olma girişiminde bulunan devletlerin güç dengesinden daha büyük bir şeye ihtiyacı vardır. Bunun adına çok kutuplu denge ya da güç politikası denebilir, lakin bir kalıba koymak büyük bir yanlış olacaktır.

Türkiye’nin son zamanlarda izlediği agresif dış politika analizin merkezine alındığında tarihten gelen politikanın üzerine gidildiği ve Batı’nın yanında müttefik kalırken Doğu’dan kopmama hatta ve hatta bağların sıkılaştırılarak geliştirilmesine odaklanılmıştır.

Rusya’nın genel Türkiye ile stratejik ortaklık ve yatırım konusu ise tabi ki tarihsel bir arka plana dayanmakla birlikte, Ukrayna Krizi, Kırım ve Suriye ile Batı’ya karşı verilen bir cevap şeklinde ilerlemektedir. Rusya’nın Avrasyacılık kapsamında uyguladığı politikaların içinde Orta Doğu bölgesinde hakimiyet ve söz sahibi olabilmenin koşulunun Türkiye’nin Rus tarafına çekilmesiyle mümkün olabileceği fikri hakimdir. Rusya’nın bu bölgede Batı’ya cevabı Suriye Krizi’ndeki hakimiyeti ve bu hakimiyeti ele vermeyişi olarak ele alınabilir, S-400’lerin Türkiye’ye satılması ise bir başka askeri cevap ve iş birliği olarak Batı’nın gözünde belirmektedir.

Türkiye’ye Uygulanabilecek Olası Yaptırımlar 

  1. F-35’lerin teslim edilmemesi ve üretim anlaşmasının sona erdirilmesi.
  2. NATO üyeliğinin sona erdirilmesi uyarıları.
  3. NATO’dan sağlanan silah yardımında gidilecek kısıtlamalar.
  4. ABD’ye özgü ikincil yaptırımlar.
  5. Avrupa’dan gelebilecek ekonomik yaptırımlar.

Bu noktada uluslararası örgütlerin rolünü unutmamak gerekiyor, günümüz uluslararası sisteminde yaptırımlar kesinlikle tek bir elden olmamakla beraber, birçok yönden ilerletilmektedir. Uluslarası örgütlerin, şirketlerin ve diğer ikincil yaptırımların bir bütünü bir ülkenin dış politikada ya da herhangi bir alanda taviz vermesini sağlamaktadır. Bu değişken tabi ki söz konusu ülkenin mevcut sistemi nasıl kullandığına bağlı olarak da değişmektedir.

Sonuç

Agresif bir Türk Dış Politikası’nın gerekli olduğunu düşünen bir sosyal bilimci olarak, NATO ile bağların korunup Rusya ile bu tarz konularda yakınlaşılmasının Dış Politika kurallarında bir oyuna ve çıkar ilişkisine dayandığını söylemek yanlış olmaz. Türkiye’nin tamamen Rus tarafına geçtiğini söylemek nasıl doğru olmayacaksa Türkiye’nin NATO’dan vazgeçebileceğini söylemek doğru olmaz, bağımsız değişkenlerden ziyade elimizde bağımlı değişkenlerin çokluğu olayı kilitlemekte ve yaptırımlarla çözmeye zorlamaktadır. Bu durumun hangi noktaya varacağı ise yine yapılacak açıklamalara bağlı olarak değişecektir, Rus tarafından son gelen açıklamaya göre, başbakan yardımcısı Borisov, Türkiye’ye savaş uçağı satabileceklerini ve böyle bir anlaşmanın olası olduğunu belirten bir açıklama yaptı, F-35’lerin Türkiye’ye verilmeyeceği yaptırımının karşısında bir Rus anti-tezi bulunmakta. Rusya’nın gerçek amacı Türkiye’nin F-35’lere sahip olması mı yoksa gerçekten savaş uçağı anti tezini üretmeleri mi ileride oynanacak dış politika oyununda kendini gösterecektir.

Türkiye’nin bölgesel çıkarları, Avrupa Birliği üyelik süreci, Avrupa’nın kendi ordusunu kurma fikirlerinin beyanı, ABD-Rusya arası gerilimler, uluslararası örgütlerin hareketleri, ticaret savaşları ve dünyada meydana gelen birçok olay, Türkiye’nin bu politikasının devam edip etmeyeceğini dolaylı ya da direkt olarak etkileyecektir. Tarafların birbirinden vazgeçmeyeceği açık olmakla beraber, bir tarafın birinden vazgeçeceği üzerine yapılan emin yorumlar uluslararası ilişkiler perspektifinden uzak fevri yorumlardır, bu gibi dış politika mottolarından vazgeçmek yerine geliştirmek devletlerin ulusal çıkarlarına pozitif etki edebilmektedir. Yarı-çevre ülke konumundan çıkmış Türkiye, hem Batı için hem de Doğu için silinebilecek bir stratejik ortak değildir. Bu hamlelerin gidişatını karşılıklı yapılacak diplomatik (Dolaylı ya da direkt) hamleler belirleyecek olup, 2. sahnesi için ayrı bir analiz yazılması bir gerekliliktir. Unutmamak gerekir ki tamamlanan sadece 1. sahnedir.


Kaynakça

  • İnternet Haber, Güncellenme: 17.07.2019, Link
  • DW, Güncellenme: 27.06.2019 Link
  • CNBC, Güncelleme: 17.07.2019, 03:27, Link
  • SAM Papers No 16: On Turkeys Missile Defense Strategy: The Four Faces of the S-400 Deal Between Turkey and Russia, Link
  • Dugin, Alexander, Eurasia Mission and Introduction to Neo-Eurasianism, Arktos 2014
  • Marcus, Jonathan, What Turkey’s S-400 missile deal with Russia means for Nato, BBC, 13.06.2019, Link
  • Gadjev, Amur, Patriot S-400’ün Alternatifi Olamaz, Sputnik, Güncelleme: 07.06.2019 17:40, Link
  • Sputnik, Yayın tarihi: 13.07.2019 22:03, Link

Dipnot

[1] Müttefik devletlerin Türkiye’nin Savaşa girip Almanya’nın uydu devleti Romanya’daki petrol yataklarını vurmasına karar verildiği konferans.

 

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir