Ana Sayfa / Yazılarımız / Ekonomi / Türkiye ve Enerji

Türkiye ve Enerji

Giriş

Okunmaya başlanılan bu çalışmanın kendisinden sonraki çalışmaları temellendirecek, hem yazarın hem de okuyucunun ayrıntılara dahil olmadan önce konuyu daha iyi anlamasını sağlayacak ve geçmişten günümüze Türkiye’nin enerji vizyonu ve profili konusunda giriş çalışması olacak nitelikte bir ürün olması hedeflenmiştir.

Bir ülkede üretimde kullanılan enerjinin yeterli miktarda, kesintisiz, en az maliyetle, çevreye en az zarar veren yöntemlerle ve güvenilir bir şekilde temin edilmesi; enerji politikasının temelini oluşturur. Türkiye dünyada 2002 yılından bu yana elektrik ve doğal gazda Çin’den sonra en fazla talep artış hızına sahip ikinci büyük ekonomi olmuştur ve yapılan öngörüler bu eğilimin orta ve uzun vadede artarak devam edeceğini göstermektedir. Günümüze oranla 2030 yılında enerji tüketiminin dünyada %60 ve Türkiye’de ise %100’den fazla oranda artması beklenmektedir. Artan nüfusla birlikte, gelişen ve büyüyen ekonomilerden gelen talepler ile şehirleşme ve sanayileşmenin artması enerji talebindeki artışların başlıca nedenleridir.  

Yakın Türkiye Tarihinde Fark Yaratan Enerji Politikaları

Türkiye’nin enerji vizyonu konusunda fikir yürütmenin zor ve riskli olduğu, Türkiye’de yakın tarih incelendiğinde rahatlıkla görülmektedir. Bunun nedenleri arasında aşağıdaki başlıca sorunlardan bahsedilebilir: 

-Hızlı gelişme ve şehirleşme,

-Kırılgan ekonomisiyle Türkiye’nin dış olaylardan kolay etkileniyor olması,

-Enerji üreten bölgelere yakınlığı ve enerji tüketen ülkelere enerji iletiminde Türkiye’nin enerji koridoru rolü,

-Hükümetlerin kısa süreli planlamaları

-Hükümetten hükümete değişen stratejiler,

-Günübirlik politikalar,

-Alınan karar ve programlara (üniversitelerde dahil olmak üzere) toplumun yeterince entegre olmaması ve katkıda bulunamaması,

-Sürekli arz yanlı politikalar izlenmesi.

Bu gerçekten yola çıkarak yakın tarihimizde önemli kararların alındığı bazı iktidar politikalarının bilinmesi gerekli görülmüştür. Aşağıda hükümet programlarında enerji konusunda yazılanlardan bazıları programlardan aynen alınarak paylaşılmıştır.

1. Demirel Hükümeti (1965-1969)

Petrol politikamızın temeli, memleketin petrol ve petrol ürünleri ihtiyacının bir an önce tamamen milli kaynaklarımızdan karşılanması, petrol ithalâtı yüzünden dışarıya ödenmekte olan büyük meblağların tasarrufu ve Türkiye’nin kısa zamanda ham ve işlenmiş petrol ile petrol ürünleri ihraç eden bir ülke haline gelmesidir… Petrol sanayii artıklarının değerlendirilmesi için Petrol Kimya ve suni gübre endüstrisi yatırımlarına öncelik verilecektir. Petro-boru hattının inşaatı, kısa zamanda tamamlanarak, karayolu taşımasıyla sınırlanmış bulunan yerli petrol üretimimiz, süratle artırılacaktır… Madenciliğimizin inkişafı her şeyden önce, mevzuatın mükemmelliği ve tatbikatın pürüzsüzlüğüne bağlıdır… Memleketin sanayileşmesinin ana maddesini teşkil eden elektrik enerjisi politikasının esası istikrar ve emniyet olacaktır. Bu arada elektrik enerjisi tarifeleri gözden geçirilecek ve ucuz elektrik isteyen sanayi kollarının, bu tarifelerin tespitinde durumu göz önünde tutulacaktır. Zengin olan su potansiyelimizden elektrik istihsalinden faydalanmak esastır. Bu faydalanmada taşkınların önlenmesi, sulama suyu toplanması imkânları veren projelere öncelik verilecektir. Memleketin muhtelif bölgelerinde birbirleriyle irtibatsız santraller yerine daima, büyük kapasiteli bölge santralleri inşası cihetine gidilecek ve bu santrallerin birbirlerine yüksek gerilimli enerji nakil hatları ile irtibatlandırılması sağlanacaktır. Münferit projeler yerine enterkonnekte sistemin genişletilmesi esas olarak alınacaktır. Ancak sistemin kısa zamanda gidemeyeceği yerlerdeki elektrik ihtiyaçları için ileride sisteme bağlanabilecek nitelikteki termik ve hidrolik santraller de inşa olunacaktır. Mahdut olan termik enerji kaynaklarımızın rasyonel bir şekilde kullanılması şarttır. Bu sebeple, katı yakıtın ticari kıymeti olmayanlarla linyitlerimiz ve petrol artıklarının kullanılmasına önem verilecektir. Elektrik enerjisinin üretim, nakil, dağıtım ve tüketimi ile ilgili sanayi kollarının memleket içinde yerleşmesine çalışılacaktır. Bu mevzuda özel teşebbüs ile iş birliği veya onun desteklenmesi ana prensibimiz olacaktır.[1]

1. Özal Hükümeti (1983-1987)

Enerji ve maden konularında gelişmenin hızlanması için fertlere ve fertlerin meydana getireceği kuruluşlara, devletin tespit edeceği esaslar dâhilinde yatırım ve işletme hakkı verilecektir… Sayın milletvekilleri, enerji, sulama kara ve demiryolu, liman, yurt içi ve yurt dışı haberleşme; kara, hava, deniz ulaştırması gibi temel alt yapı yatırımlarını devletin asli görevleri arasında telakki ediyoruz… Enerji, sanayileşmenin, kalkınmanın ve medeniyetin can damarıdır. Başta kömür, hidrolik, petrol olmak üzere, tabii gaz, nükleer, güneş, jeotermal gibi bütün enerji kaynaklarından en iyi ve en süratli şekilde faydalanılmasını sağlayacak tesisleri kuracağız.[2]

1. Çiller Hükümeti (1993-1995)

Türk Ekonomisinin gelişmesi için temel girdi olan enerjinin; ucuz, güvenilir, bol, kaliteli ve çevreyi kirletmeden üretilmesi için gerekli bütün tedbirler alınacaktır. Bu kapsamda öncelikle yap-işlet-devret modeli desteklenecektir. Özellikle elektrik enerjisi üretim tesislerinin mümkün olduğunca büyük bir kısmının yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yapılması sağlanacaktır. Enerji dağıtımının özelleştirilmesi çalışmalarına hız kazandırılacaktır. Civar ülkelerle yapımına başlanmış olan elektrik şebekelerinin irtibatlandırılması çalışmalarına devam edilecektir. Fert başına düşen elektrik üretimi (1150 KWh/kişi) şu anda dünya ortalamasının yarısı seviyesindedir. Hızla sanayileşen bir toplum olarak en kısa sürede dünya ortalamasını yakalamak zorundayız.[3

Erbakan Hükümeti (1996-1997)

Altyapı sektöründe; yap-işlet-devret modeli başta olmak üzere yeni finansman modelleri uygulamaya konulacaktır. Enerji darboğazının giderilmesi için ucuz ve hızlı üretimi gerçekleştirici tedbirler alınacaktır. Uluslararası yüksek teknolojiyi, sağlıklı çevreyi ve halkın güvenliğini ön planda tutan nükleer santraller kurulacaktır. Elektrik enerjisi talebinin önümüzdeki yıllarda kesintisiz ve emniyetli şekilde karşılanabilmesi için enerji yatırımlarının süratle devreye sokulması sağlanacaktır. Bunun için elektrik enerjisinde 2000 yılında toplam kurulu güç kapasitesinin 28 bin MW’a, üretim kapasitesinin 140 milyar KW-Saat’e yükseltilmesi hedeflenmektedir. Yerel yönetimlerle işbirliği içine girerek çöp santralleri kurulacak, böylece temizliğin yanında az da olsa enerji üretilecektir. Yurt içi ve yurt dışında petrol arama faaliyetlerine hız verilecektir. Madencilik sektöründe verimli işletmeciliğin gerçekleştirilmesi amacıyla gerekli imkânlar sağlanacaktır. Devlet, kömür ve diğer maden işletmeciliğinde gerekli sosyal ve teknik altyapı düzenlemelerini yapacak, uygun olanlar özelleştirilecektir. Bakü-Ceyhan Petrol Boru hattının yanı sıra uluslararası doğalgaz projelerine özel önem verilecektir.[4]

Erdoğan Hükümeti

Enerji kaynaklarının tümünden en etkin ve verimli bir şekilde yararlanılacaktır. Enerji darboğazının oluşmaması için, maliyet ve fiyatlamayı da dikkate alan bir planlama yapılacak, çevreci nükleer enerji kaynakları da devreye sokulacaktır. Yurtdışı enerji kaynakları ve bunun imkânları, ekonomik kriterler göz ardı edilmeden çeşitlendirilerek değerlendirilecektir… Hükümetimizin enerji politikasının temelinde, ulusal çıkarlarımızı koruyarak, enerji arzının güvenliğini ve devamlılığını sağlamak, serbest rekabete dayalı bir enerji piyasası oluşturmak ve duyarlı olduğumuz çevreyi ve insan sağlığını korumak bulunmaktadır. Aynı zamanda, Türkiye’yi bir enerji köprüsü haline getirebilmek için hükümetimiz azami çaba içinde olacaktır. Yeraltı kaynaklarımızın zenginliği, ülkemize mukayeseli bir üstünlük sağlamaktadır. Hükümetimiz, zengin yeraltı kaynaklarımızın ülke gelişmesine arzu edilen bir düzeyde katkıda bulunması için, ulusal çıkarlarımızı öne çıkararak, etkin bir madencilik programını süratle uygulamaya koymak isteğindedir.[5]

Enerjide dışa bağımlılığın yüzde 74’ler seviyesinde olduğu ülkemizde, petrol ve doğal gazın neredeyse tümü, kömürün ise beşte biri ithal edilmektedir. Bu nedenle uluslararası enerji fiyat hareketleri Türkiye’nin cari açığını doğrudan etkilemektedir. Cari açığın GSYH’ye oranı 2008 yılında yüzde 5,7 iken 2010 yılında yüzde 6,5 olarak gerçekleşmiştir. Enerji fiyat etkisinden arındırıldığında ise bu oranlar sırasıyla yüzde 1,8’e ve yüzde 4’e gerilemektedir. Özellikle son dönemlerde hızlı büyüyen ve yüksek teknolojiye dayalı sektörlerin girdi kullanımındaki dışa bağımlılığı, cari açıktaki artışın bir diğer nedenidir. Cari açığı daha düşük seviyelere indirmek ve enerjide dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzı içindeki payının artırılmasına ve nükleer santrallerin kullanılmasına yönelik başlatılan çalışmalara kararlılıkla devam edilecektir.[6]

Türkiye’de Kurulu Kaynaklar

Halihazırda, birincil enerji talebimizin yaklaşık %35’i doğal gaz, %28,5’i kömür, %27’si petrol, %7’si hidro ve %2,5’i diğer yenilenebilir kaynaklardan karşılanmaktadır.

Yukarıdaki grafikten de anlaşılacağı üzere, ülkemizin elektrik talebi de hızla artmakta olup, 2015 yılında 264 TWh olarak gerçekleşmiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yapılan projeksiyonlara göre, 2023 yılında elektrik enerjisi talebimizin 414 TWh’a yükseleceği öngörülmektedir.

Aşağıdaki tablolarda da Türkiye’de kurulu enerji tesislerinin kuruluşlara ve yakıt cinslerine göre dağılımı gösterilmiştir.

Türkiye’de kurulu enerji kaynaklarına en büyük katkı serbest üretim şirketleri tarafından yapılmaktadır. Bunda kamusal şirketlerin özelleştirilmesinin çok büyük rolü olduğunu söylemek de yanlış olmayacaktır. Enerji cinsinden ise en büyük pay Doğalgaz + LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz; doğalgazın atmosferik basınçta yaklaşık olarak -162 dereceye soğutulması ile elde edilir; kokusuz, renksiz ve zehirli olmayan bir yakıttır.) grubuna aittir. Daha sonrasında da hidrolik barajlı ve taş kömürü+linyit+asfaltit grubu yer alır. Burada dikkat edilecek nokta, kurulu tesislerin enerji kaynakları çoğu zaman ülkemiz topraklarında değildir, çok büyük oranı ithal edilmektedir. Örneğin ülkemizdeki doğalgaz tüketiminin %99’u ve petrol tüketiminin %89’u dışarıdan satın alınmıştır. Bu da maliyeti yükseltmekte ve ülkeyi her geçen gün dışarıya daha çok bağımlı hale getirmektedir.

Tam da bu noktada küçük bir yorum yapabiliriz. Ülkemizde geçtiğimiz yıl üretilen elektriğin (260 milyar KWh) üretilmesinde doğal gaz yakıtlı santrallerin payı %37,8, ülkemizde tüketilen doğal gazın da ithal oranının %99 olduğu düşünülürse, elektrik üretim kapasitesi artışı tamamen dışa bağımlı ve suni bir artış olarak devam etmektedir. Bir karşılaştırma yapacak olursak da elektrik üretiminde hidro enerjinin yani tamamen ülkenin kendi kaynaklarından doğan güç ile üretimin payı %25,8, doğal gaz yakıtlı santrallerden yani yabancı enerji kaynaklarından daha düşük durumdadır.

Türkiye’de Mevcut Enerji Politikaları

Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de enerji politikası adına birincil gündem dışa bağımlılığın azaltılması ve yerel kaynakların kullanımının azami seviyeye çıkarılmasıdır. Bununla birlikte ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını yükseltmek ve kaynak çeşitliliğine nükleer enerjiyi de katmak amacıyla bazı politikalar izlenmektedir. Bahsedilen bu temel amaçlar ve beraberindeki destekleyici politikalar izlenirken hayati rol oynayan bazı gerçekler vardır. Nitekim devletler ve üretici/tedarikçi/tüketiciler de bu gerçeklere göre hareket etmek zorundadırlar:

-Fosil enerji kaynaklarının yarattığı çevre sorunları göz ardı edilememektedir.

-Enerjinin uluslararası doğasından dolayı küresel ölçekte anlaşmalar ve koordinasyon gereklidir.

-Dünyada enerji kaynaklarının ticaretindeki güvensizlik ekonomiler için büyük riskler taşımaktadır.

-Enerji sorunlarının çözümü için araştırma, geliştirme ve yaratıcılık önem taşımaktadır.

Türkiye, bu gerçekleri kabul ederek ve jeopolitik konumunun avantajından faydalanarak Enerji Ticaret Merkezi olma vizyonu edinmiştir. Buradaki en önemli faktör Türkiye’nin enerji rezervlerine ve üretim potansiyeline sahip bölge ülkeleri ile (Rusya, İran, Azerbaycan, Irak, Suriye, Suudi Arabistan gibi) enerji rezervlerine sahip olmayan ama yüksek oranda tüketim potansiyeline sahip Avrupa ülkelerinin arasında olmasıdır. Doğu-Batı ekseninde ülkemiz Hazar havzası ve Ortadoğu bölgesi doğal gaz kaynaklarını Avrupa’ya sevk etmesi öngörülen Güney Gaz Koridoru kapsamında değerlendirilmektedir. TANAP projesi kapsamında gazın 2018 yılı ortalarında Türkiye’ye, 2020 yılında da Avrupa’ya ulaşması beklenmektedir.

Petrol ve Doğalgaz Boru Hatları / Projeleri

-Kerkük-Yumurtalık Ham Petrol Boru Hattı (Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı)

-Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı (BTC)

-Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı (BTE)

-Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Enterkonektörü (ITG)

-Batı Hattı (Rusya – Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı)

-Mavi Akım Boru Hattı

-İran – Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı

-Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) Projesi

-Türkiye – Bulgaristan Enterkonektörü (ITB) Projesi

Diğer bir taraftan da ülkemizin enerjide ticaret üssü olarak küresel bir aktör haline gelmesi amacıyla petrol ve doğalgazın fiyatlanacağı bir enerji borsası kurma girişimleri devam etmektedir. Bu kapsamda, Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi (EPİAŞ) 2015 yılında kurulmuştur.

Dipnotlar

[1] 1. Demirel Hükümeti Programı, https://www.tbmm.gov.tr/hukumetler/HP30.htm

[2] 1. Özal Hükümeti Programı, https://www.tbmm.gov.tr/hukumetler/HP45.htm

[3] 1. Çiller Hükümeti Programı, https://www.tbmm.gov.tr/hukumetler/HP50.htm

[4] Erbakan Hükümeti Programı, https://www.tbmm.gov.tr/hukumetler/HP54.htm

Kaynakça

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Doğal Gaz Piyasası 2015 Sektör Raporu

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Elektrik Piyasası 2015 Sektör Raporu

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Petrol Piyasası 2015 Sektör Raporu

Türkiye’nin Enerji Profili ve Stratejisi, http://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-enerji-stratejisi.tr.mfa erişim: 24.11.2016

Gözler, Muhittin Ziya, Türkiye’nin Enerji Politikalarına Eleştirisel Bir Bakış, http://www.21yyte.org/tr/arastirma/enerji-ve-enerji-guvenligi-arastirmalari merkezi/2015/01/21/7989/turkiyenin-enerji-politikalarina-elestirisel-bir-bakis, erişim: 25.11.2016

Türkyılmaz, Oğuz (2015), Enerji Politikaları Artan Bağımlılık Çıkmazında, Bülten, 200, 2-20

Satman, Abdurrahman, Türkiye’nin Enerji Vizyonu, Jeotermal Enerji Semineri

Gülderen, A.E. (2007). PİGM Türkiye Petrol Faaliyetleri.

International Energy Agency – Oil & Gas Security

Enerji İstatistikleri, http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1029, erişim: 28.11.2016

Yazar Hakkında

Nurullah Hakimoğlu
İstanbul Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir