Ana Sayfa / Çeviriler / Haber Çevirileri / Avrupa / Türkiye ve Avrupa Birliği’nin Üyelik Görüşmeleri Kırılma Noktasında

Türkiye ve Avrupa Birliği’nin Üyelik Görüşmeleri Kırılma Noktasında

Avrupa Parlamentosu Perşembe günü Ankara’yı kızdıracak uzun ve sıkıntılı bir sürecin sonunu engelleyecek bir karar alacak ve bu karar muhtemelen de Türkiye ile ilişkilerin durdurulması kararı olacak.

Oylama karar niteliğinde olmayacaktır. Bu oylama tavsiye niteliği taşısa da, Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümeti Temmuz ayındaki darbe girişimi sonrası muhaliflerin ve muhalif medyanın tutuklanması konusunda Avrupa’nın yaptığı eleştirilerden rahatsız. Bu durumda, yıl sonuna doğru herhangi bir gelişme olmazsa süreçten tamamen çekilinebileceği görülmektedir. Bu tür bir gelişme şu an imkansız görünüyor.

Sayın Erdoğan aynı zamanda ölüm cezasını onaylayacağını da söyledi ki bu durum Avrupa ile Türkiye arasındaki görüşmeleri bitirmeye zorlayacaktır. Çünkü ölüm cezası yasağı Avrupa Birliği’ne üye olmanın bir koşullarından biridir.

Birçok politika yapıcı ve analistler Avrupa’nın bu beklenen hamlesini eleştirecek. Bunun sadece Türkiye’nin insan hakları ve ölüm cezası gibi konular üzerindeki tutumunu güçlendirmeye itecek ve Avrupa’ya olan sınırlı mülteci göçü işbirliğini riske atacak.

İsveç’in eski başbakanlarından biri bu hafta Twitter’da yayınladığı gönderide ”Türkiye ile görüşmelerin durdurulması birinci dereceden stratejik bir aptallık olurdu.” dedi.

Bununla beraber, Salı gecesi Strazburg’daki Avrupa Parlamentosu’nda yapılan toplantıda ana partilerin milletvekillerinin Perşembe günü olacak olan oylamada görüşmeleri askıya alma kararına yatkın oldukları görüldü.

Çarşamba günkü İslam İşbirliği Teşkilatı’nın toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan oylamanın resmi sonucunu beklemeden sert bir tepki verdi. Erdoğan ”Avrupa Birliği böyle bir oylamaya başvurduysa, terör örgütlerini kanatları altına alıyor ve onlarla taraf oluyor demektir.” açıklamasında bulundu.

Birkaç gün önce Hürriyet gazetesinin haberine göre Türkiye Cumhurbaşkanı Avrupa Birliği’ni ana ülkeleri Rusya ve Çin olan Şangay İşbirliği Örgütü’ne girmekle tehdit etti.

Hürriyet’te yapılan haberde, ”Avrupa bizi 53 yıldır erteliyor, böyle bir şey nasıl olabilir?” açıklamalarına yer verildi. Türkiye ile resmi görüşmelerin başlamasının 2005 yılında olmasına rağmen Türkiye Avrupa Birliği’ne katılma konusundaki ilk ilgisini 1960 yıllarında göstermişti.

Avrupa Parlamentosu’nun bu oylaması hem Avrupa Birliği hem Türkiye için rahatsız edici bir durum olacaktır. Üyelik müzakereleri bu yıl sınırlı sayıda alanda ve göçü sınırlama anlaşmasının bir parçası olarak resmen kaldırıldı. Dünyada en uzun süren tartışmalardan biri  olan Kıbrıs meselesi içinde yardım edebileceklerdi. Ancak İsviçre’de Salı günkü görüşmede Rum ve Türk liderler arasındaki görüşmeler başarısızlığa uğradı ve yeniden görüşmeleri başlatma tarihi belirlenmeden sona erdi.

Carnegie Europe’da bulunan bir politika düşünce kuruluşunda araştırmacı olan Sinan Ülgen ”Avrupa Birliği Türkiye’ye karşı esnek bir yanıt bulamamış ve şu anda en tehlikeli seçenek olan müzakerelerin askıya alınmasını düşünüyor. Türkiye Avrupa’yı elinde bulunan mülteci anlaşmasıyla tehdit edebilir.” açıklamasında bulundu.

Geçen mart ayında uzlaşılan bu anlaşmaya göre Avrupa Birliği ve üye devletler Türkiye’ye 2016 ve 2017’de mültecilere yapacağı yardım için 3 ya da 3.2 milyar Euro civarı yardım yapacağı konusunda anlaşmışlardı ve bunun devamında ek olarak 3 milyar Euro daha 2018 içinde ödenmesi öngörülüyor. Türkiye, sınırın geçilmemesi, Avrupa’ya göç akışının engellenmesi ve Avrupa’ya sığınma talepleri olan göçmenlerin geri alınması için yardımcı olmayı kabul etti. Türkiye, Afganistan, Suriye ve diğer ülkelerden insanlar dahil olmak üzere tahmini olarak 2.7 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor.

Anlaşma, Avrupa’ya mülteci akınının azaltılması konusunda oldukça başarılı oldu. Yunanistan’a geçen göçmen sayısı geçen yıl günde 2.000 iken, son birkaç haftadır bu sayı 100 civarlarındaydı. Şimdiye kadar, Avrupa, ekonomik zorluk yaşayan Türkiye’ye zorunlu olarak vaat edilen fonların 677 milyon Avro’luk kısmını kullandı.

Ancak anlaşma karmaşık ve geniş bir anlaşmaydı. Göçmenlerin geri kabulü Türklerin vizesiz Avrupa seyahatine bağlandı ve bununla kayıtlı mültecilerin yeniden yerleşimi sağlandı. Vizesiz seyahat için, terörle mücadele yasasını değiştiren Türkiye’ye bu konuda bazı şartlar dayatıldı. Ancak 15 Temmuz’daki darbe girişiminden sonra 40 bin kişi hapse atıldı ve 100.000’den fazla kamu kurumlarında çalışan kişinin işine son verildi. (Salı günü açığa alınan 15.000 kişi de buna dahil.)

Bu olaylar mültecilerle alakalı anlaşmanın, Ankara terörle mücadele yasasını değiştirmedikçe ya da Brüksel bu duruma rağmen Türklere vize muafiyeti tanımadıkça vaatler tutulmadığından rafa kalkabileceğini gösteriyor.

“Toplumun büyük çoğunluğu AB’nin samimiyetine artık inanmamaya başladı. “diyen TBMM insan hakları komitesi başkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili Mustafa Yeneroğlu ayrıca şunu ekledi: “Avrupa’da Türk ve İslam karşıtlığı sebebiyle anladık ki, Türkiye tam üyelik için tüm koşulları sağlasa da AB üyesi olamayacak.”

Carnegie Europe’ta siyaset uzmanı olan Sinan Ülgen,  Avrupa Parlamentosu seçimlerinin muhtemel sonuçları “Mülteci anlaşmasını daha da kirletici hale getirirken” her iki tarafın da her şeye rağmen bu anlaşmayı korumakla ilgilendiğini belirtti. “Bu, anlaşmanın çözülmesine yol açabilir, ancak tam olarak anlaşmanın çöktüğü anlamına gelmez. Çünkü bu anlaşma her iki taraf için de fayda sağlayacaktır.”

Avrupa Parlamentosu’nun askıya almak adına oy kullanma olasılığına Avrupa Parlementosu’nun bazı üst düzey yetkilileri karşı çıktı.

Avrupa Birliği Dış Politika Şefi Federica Mogherini “Türkiye’nin demokrasisini güçlendirmenin en iyi yolunun AB ile Türkiye arasındaki iletişim kanallarını açık tutmak ve ilişki bağını kesmemek olduğuna inanıyorum”dedi ve şunu ekledi: “Üyelik süreci sona ererse, hem AB hem de Türkiye Cumhuriyeti,  kendisini bir kayıp senaryosunda bulacaktır.”

Üyelik müzakerelerini resmi olarak askıya almak veya iptal etmek için üye devletlerin bunu oylaması gerekir. Parlamento oylaması tavsiye niteliğindedir. Ancak şimdiye kadar sadece Avusturya müzakereleri askıya alma fikrini kamuoyuna karşı savundu. Önerinin Aralık ayında yapılacak bir sonraki Avrupa Birliği zirvesi toplantısında ele alınma ihtimali düşük gözükmektedir.

Bununla birlikte, Parlamento, Sayın Erdoğan’ın son aylarda aldığı antidemokratik önlemler sebebiyle bir açıklama yapmaya kararlı görünüyor. Almanya Meclis üyesi ve Parlamentodaki en büyük siyasi grup olan Avrupa Halk Partisi’nin önde gelen isimlerinden biri olan Manfred Weber “Her zaman yaptığımız gibi sadece kenara çekilip gözlemleyemeyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi halkının çıkarlarına karşı hareket etmesini önlemeliyiz.”açıklamasında bulundu.

Ölüm cezasının yeniden tesis edilmesi Türkiye’nin Avrupa Birliği hayaline kesin olarak son verebilir. Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de aşırı sağı temsil eden Milliyetçi Hareket Partisi ile ölüm cezasını geri getirmek için çoğunluğu oluşturmaya hazır.

Birçok konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, birçok ülke de  ölüm cezasının yürürlükte olduğu, ancak bu ülkelerden hiçbirinin Avrupa Birliği üyesi olmadığını belirtti. Geçtiğimiz ay Ankara’da yapılan bir konuşmada, kalabalık  tekrar idam yasasının çıkması için tezahürat yapmaya başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Yakındır, yakındır, merak etmeyin” diyerek kalabalığa cevap verdi. “Hükümetin bunu Parlamento’ya getireceğini ve bunun parlamentodan geçeceğine inanıyorum. Bana geldiğinde ben de  bu yasayı onaylayacağım” dedi.

Kaynak: http://www.nytimes.com/2016/11/23/world/europe/turkey-eu-membership-talks.html?_r=0

Çevirenler Hakkında


Atilla Arda Beşen
İstanbul Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler


Ufuk Ekdal
İstanbul Üniversitesi,
İktisat Bölümü
Wirtschaftsuniversität Wien Üniversitesi, Ekonometri Bölümü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir