Ana Sayfa / Yazılar / Siyaset / Araştırma Yazıları / Türkiye Dış Politikasında Yumuşak Güç
Anadolu Ajansı'ndan alınmıştır.

Türkiye Dış Politikasında Yumuşak Güç

Giriş

Joseph Nye’nin güç kavramının zorlama tedbirlerinden uzak farklı bir yüzü olarak ortaya çıkardığı yumuşak güç olgusu 2000’li yıllarda uluslararası ilişkiler anlamında ivme kazanmıştır. Bu yazıda Türk Dış Politikasındaki yumuşak gücün araçları ve bu araçlarla çizilen marka gücü yüksek Türkiye ele alınmıştır.

  1. Yumuşak Güç

Güç, uluslararası ilişkiler teorilerinde, uluslararası politika analizlerinde sıklıkla değinilen ve oldukça önem verilen, herkesce üzerine farklı tanımlamalar yapılabilen bir kavramdır. Gücü Joseph Nye, denenmesinin tanımlanmasından daha kolay olduğu hususunda aşka benzetmektedir.[1] Bazılarına göre politikanın amacıyken bazılarına göre amacın gerçekleşebilmesi için bir araçtır. Kısaca, bir devletin diğer bir devlete karşı uyguladığı ve normal şartlarda yapmak istemeyeceği bir şeyi yaptırmaya yönelik etkisine güç denir.[2]Tarih boyunca güç kavramıyla silahlı güç kastedilmişken 20. yy’da askeri güce ekonomik güç de eklenmiştir. Soğuk savaş dönemi boyunca askeri güçle özdeşleşen güç kavramı Soğuk Savaş sonrasında “kamuoyunu etkileyebilme” “ikna”  gibi kavramlarla açıklanmaya başlamıştır. Sert güç ile yumuşak güç kavramları birbirleriyle ilişkilidir ancak yöntem olarak biri zor kullanma ve ekonomik baskı oluşturmayı diğeri ise kendine çekmeyi kullanmaktadır. Sert güçte ekonomik ambargo ve askeri güç gibi daha somut araçlar kullanılırken yumuşak güçte ikna etme, düşündürme soyut araçlar kullanılır. Sert gücün kaynakları yaptırımlar, baskı iken yumuşak gücün kaynakları kurumlar, politikalar ve kültürdür.[3]

Joseph Nye, güç kavramının zorlama tedbirlerinden uzak farklı bir yüzünü ortaya çıkartmıştır: yumuşak güç.  Joseph Nye ilk kez 1990 tarihli “Bound to Lead: The Changing Nature of American Power (Liderliğe Zorunluluk: Amerika Gücünün Değişen Doğası)” adlı kitabında ele aldığı yumuşak güç kavramını en basit haliyle “istenileni elde etmek için başkalarını etkileyebilme sanatı” [4]olarak tanımlamıştır. Yani bir devletin askeri güç kullanmaksızın sahip olduğu pozitif imaj, cazibe ve çekicilik unsurlarını kullanarak diğer ülkelere karşı sahip olduğu yaptırım gücüdür. Bir insan topluluğunun size hayranlık duymasıyla, sizi model almasıyla elde edilir.

Yumuşak güç kavramının uluslararası ilişkiler alanında popülerleşmesi 2000’li yılların ortalarında başlamıştır. Aktörler; hükümetler arası örgütler(BM, AB vb.), sivil toplum örgütleri/lobiler(TEMA, TOBB vb.), yazılı ve görsel medya, vakıflar ve derneklerdir.

  1. 2008-2009 Döneminde Türkiye’nin Yumuşak Gücü

Türkiye dış politikada Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı (TİKA), Yunus Emre Enstitüsü, Türk Tanıtma Fonu, AFAD ve Kızılay gibi kurumlarıyla yumuşak gücünü uygulamaktadır.

Dış politikada artık yalnızca devletten devlete diplomatik ilişkilerin yürütüldüğü değil sivil toplum kuruluşlarının, uluslararası kamuoyunun dahil olduğu çok aktörlü açık diplomasiye geçilmiştir. Türkiye, içinde bulunduğu bölgede yaptığı ticari, ekonomik ve kültürel işbirlikleriyle öncesinde bölgesel barışı bunla birlikte dünya barışını hedeflemektedir.[5] Dış politikada komşularla sıfır sorun söylemi de bu amaca hizmet etmektedir. Dünyanın farklı yerlerinde Müslüman ve Türk kimliğine sahip olan veya olmayan birçok insanın yaşadığı problemlerde Türkiye’nin duyarlılıkla yardımsever yaklaşımı dünya tarafından takdirle karşılanmaktadır.

ABD merkezli bir düşünce kuruluşu olan Pew Research Center’ın Orta Doğu’da yürüttüğü çalışmaya göre bölgede yaşayan insanlara göre Türkiye Orta Doğu’da en çok etkisini arttıran ülke konumundadır. BBC Türkçe’nin aktardığı raporlara göre, bölgedeki ülke liderlerine bakış olumsuz yönde iken Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise en olumlu algılanan lider olmuştur.[6]

Dünyaya kendini anlatmaya çalışmak için gerçekleştirilen kamu diplomasisi yumuşak gücün önemli araçlarından birisidir. Hans N. Tuch kamu diplomasisi kavramını “kendi ulusunun düşüncelerini ve ideallerini, kendi kurumlarını ve kültürünü aynı zamanda ulusal hedeflerini ve güncel politikalarını yabancı halklara anlatma amacı taşıyan bir hükümetin iletişim politikası ve süreci” olarak tanımlamaktadır. Uluslararası ilişkilerde kamu diplomasisinin araçları dışişleri bakanlıkları, elçiler, medya, büyük markalar ve düşünce kuruluşlarıdır. Örneğin; günümüzde Mavi, Simit Sarayı, BİM gibi markalar en popüler markalar arasındayken, yurt dışında yaklaşık 154 noktaya uçan Türk Hava Yolları her yıl dünyanın her yerinden milyonlarca yolcuya ulaşmaktadır. Son yıllarda küresel bir marka haline gelen Türk Hava Yolları, kaliteli hizmetiyle ve dikkat çekici reklamlarıyla dünyada adından söz ettirmektedir. Yapmış olduğu yatırımlar ve sponsorluklarla Türk Hava Yolları, marka bilinirliğinde dünyanın en ileri gelen şirketlerinden birisi olmuştur. Bunların sonucunda başta genç kuşak olmak üzere toplumlarda Türklere ve Türk kültürüne karşı bir sempatiden bahsedilebilir.

Kamu diplomasisi geleneksel diplomasinin alanları dışındadır. Kültürler arası etkileşim süreciyle ve özel kuruluşların diğer ülkelerin kuruluşlarıyla olan ilişkileriyle bir ülkenin vatandaşlarının o ülkenin dış politikasında etkili olması sağlanır. Türkiye, kamu diplomasisini devlet politikası olarak uygulamaya ilk defa 2000’li yıllarda AK Parti döneminde başlamıştır. Dünyayla karşılaştırıldığında bu uygulanmaya çok geç başlanmıştır. Bu alanda ilk adımlar kurumsallaşma faaliyetleri üzerine olmuş ve hemen ardından Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü, Yunus Emre Enstitüsü, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı gibi yeni kurumlar kurulmuştur. Yeni kurumlar kurulurken aynı zamanda 1992’de kurulmuş bu alanda atılan ilk adım niteliğindeki TİKA da yeniden yapılandırılmıştır.

Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin “Dünya’da Türkiye Algısı” adlı anketinin sonuçlarına göre insanlara sorulan “ikinci bir vatan seçmeniz gerekse hangi ülkede yaşamak isterdiniz” sorusuna insanların %50,6’sı Türkiye yanıtını vermiştir. İnsanların ortalama %70’i Türkiye’nin modern, laik, yaşam standartlarının iyi olduğu bir ülke olduğunu düşünmektedir. Anketin sonuçlarına göre insanların %60’dan fazlası Türkiye’nin bölgesel bir güç olduğunu, Balkanlarda, Kafkaslarda ve Orta Asya’da etkin rol aldığını ve daha etkin rol alması gerektiğini düşünmektedir. Son olarak, Türkiye ile ilgili algıların kaynakları konusundaki araştırmada insanların %66,1’i algılarında medyanın etkili olduğunu, %63’ü algılarında ortak faaliyetlerin etkili olduğunu söylemiştir.[7]

  • Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı
    Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarıyla ilgili çalışmalar yapmak ve sorunlarına çözüm üretmek, akraba topluluklar ile sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkileri geliştirmek için bu topluluklara yönelik faaliyetler yürütme amacıyla kurulmuş Başbakanlığa bağlı bir kamu kurumudur. Görev alanları diaspora, kardeş topluluklar ve uluslararası öğrencilerdir. Dünyanın dört bir yanından Türkiye’de öğrenim görmek üzere gelmiş yabancı öğrencilere yönelik çalışmalar yapmaktadır. Yıllardan beri süregelen Avrupa’daki Türk diasporasının ihtiyaçları 2000’li yıllara gelindiğinde birçok yönden yeni şekillerde belirmiştir. Irkçılıkla mücadele, İslam karşıtlığı, vatandaşlık hakları gibi problemler ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu ihtiyaçlar çerçevesinde Türkiye’nin diaspora politikası 3 şeyi gerçekleştirmek üzere inşa edilmiştir: vatandaşların anavatana aidiyetliğinin korunması, yaşadıkları ülkelerde toplumsal statülerinin güçlendirilmesi, kültür ve anadillerini koruyabilmelerini sağlayabilmek. Bu amaçlar doğrultusunda Yurt dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı yurtdışındaki Türk diasporasının kültürel değerlerini korumak ve gelecek nesillere aktarabilmeleri adına faaliyetlerde bulunmaktadır.[8]
  • Yunus Emre Enstitüsü
    Enstitü adını yazdığı şiirlerle Türkçenin gelişiminde bulunduğu katkı ve insani değerlere verdiği önem ile bilinen ünlü mutasavvıf Yunus Emre’den almıştır. Yunus Emre Enstitüsü dünyada 31 ülkede 42 merkezde Türkçe öğretmek için çalışan ve Türk kültürünü tanıtmak amacıyla faaliyetler gerçekleştirmekte olan bir kamu vakıf kurumudur. Çalışma alanları Türkçeyi öğretmek ve kültürel faaliyetlerle tarihten sanata, müzikten mutfağa Türk kültürünü tanıtmak olarak ikiye ayrılmaktadır. Türkiye’nin diğer ülkelerle daha fazla kültürel ilişkiler içerisine girip dostluğunu pekiştirme amacı taşır. 2009 yılında çalışmalara başlayan Yunus Emre Enstitüsü’nün yurt dışında 50’yi aşkın kültür merkezi bulunmaktadır. Kültür merkezlerinde verilen Türkçe derslerinin yanında farklı eğitim kurumlarıyla yapılan anlaşmalar sayesinde Türkçe öğretimi desteklenmektedir. Dünyanın en büyük Türkçe Okulu özelliği taşımakta olan Yunus Emre Enstitüsü’nün başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş 2023 vizyonunu açıklarken Türkiye Cumhuriyetinin 100. Yıl dönümünde kültür merkezi sayısını 100’e çıkarmayı hedeflediğini söylemiştir.[9]
  • TİKA
    Türkiye, Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla ortaya çıkan Azerbaycan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan gibi aynı kültür ve dile sahip olduğu soydaşlarının yaşadığı bu ülkelerle ilişkilerini güçlü bir hale getirmeye çalışmıştır. Türkiye’nin 90’lı yıllarda ilk önceliği yeni kurulan bu Türk devletlerinin dünya tarafından tanınması olmuştur. Başlarda bu ülkelere yapılan kültürel, sosyal, finansal yardımlar projelere, kalkınma merkezli işbirliklerine dönüşmüştür. Bunun sonucunda bölgede yapılacak olan bu faaliyetleri koordine edecek ve gerçekleştirecek, birçok bölge ve ülkede Türk dış politikasını uygulayacak bir kurum ihtiyacı ortaya çıkmış ve 1992 yılında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) kurulmuştur. TİKA, 28 Mayıs 1999’da Başbakanlığa bağlanmıştır. İlki Türkmenistan’da açılmış olanTİKA Program Koordinasyon Ofislerinin, bugün sayısı 58 ülkede 60 Program Koordinasyon Ofisine yükselmiştir. 2000’li yıllara kadar iç politikadaki durumun yarattığı karışıklık sebebiyle bir ilerleme kaydedemeyen TİKA, 2000’li yıllarda değişen dış politika anlayışıyla etkinliğini kat be kat arttırmıştır. Dünyada önemli bir aktör olmak çabasının gereği 2000’li yıllardan bu yana Türkiye dış politikada yapıcı, çok taraflı ve aktif bir politika izlemektedir. Ayrıca Türkiye’nin çevresindeki sorunları çözme, yaptığı ekonomik ve insani yardımlar ile düzen-kurucu bir rolü vardır. Türkiye daha fakir ülkelere insani yardımlar sağlayarak donör ülke imajını yaratmaya çalışmıştır. Türkiye’nin Orta Doğu, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya’yla birbirine fazlasıyla yakın kültürü, tarihi ve coğrafyası sayesinde gelişen karşılıklı ilişkileri ile büyük bir gücü vardır. Bu bölgelerde etkinliğini sağlayabilmek için model ülke olma yolunda gerekli adımlar atılmıştır. TİKA, 5 kıtada 170’e yakın ülkede kalkınma merkezli işbirliği yapmaktadır. Başta SSCB’den kopan ülkelere yardım götüren TİKA, bugün 100’den fazla ülkeye çeşitli yardımlar götürmektedir. Pasifik’ten Orta Asya’ya Afrika’dan Balkanlara, Latin Amerika’ya kadar birçok ülkeyle de bilgisini paylaşmaktadır.[10]
  1. Türk Dış Politikasında Yumuşak Güçün Yeri

Portland USC Center on Public Diplomacy’nin oluşturduğu endeksler çerçevesinde yaptığı değerlendirmeye göre 30 ülkeyi (buna Türkiye de dahil olmak üzere) yumuşak güç kullanma becerisi olarak sıralamış ve raporlandırmıştır. Bu endekslerin %70’ni yumuşak güç unsurları değişkenleri olan kültür, hükümet, girişim, eğitim gibi değişkenler;  %30’nu ise yaşanılabilirlik, dış politika, arkadaşcalık gibi değişkenler oluşturmaktadır. Bu raporda ilk 3’te yer alan ülkeler sırasıyla Fransa, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri olmuştur. Sıralamada onları Almanya ve Kanada izlemiştir. Türkiye ise 2015 yılında 28. sırada, 2016’da ise ilk 30’un dışında yer almıştır. 2017 yılında ise listeye 30. sıradan tekrar giriş yapmıştır. İstanbul’un artan küresel önemi, Türkiye’nin en büyük havaalanı olacak olan 3. Havaalanı gibi dev projeleri, demokratik gelişimi ve ekonomik büyümesiyle Türkiye’nin marka değeri ve yumuşak gücü hızla yükselmektedir.[11]

Türkiye hem dış yardım alan hem de dış yardım yapan bir ülke olmuştur. 1940’lardan itibaren Marshall Planı ile Yunanistan’la birlikte ABD’den maddi destek almıştır. 2005 yılı itibariyle toplamda almış aldığı yardım 12 milyar dolardır. 1985 yılında ise 10 milyar Amerikan dolarlık dış yardım paketini veren taraf olmuştur.[12] SSCB’nin dağılmasıyla Türkiye’nin yeni kurulan soydaşı olan bu devletlere yaptığı yardımlar 1.14 milyar dolar civarındadır. İnsani yardımlar konusunda ise başta Türk Kızılay’ı olmak üzere tüm sivil toplum örgütleri ırk, din, dil ayrımı olmadan bütün hassasiyetiyle davranmaktadır. Küresel İnsani Yardım Raporu’na göre Türkiye 2015 yılında yapmış olduğu 3,2 milyar dolarlık insani yardım rakamıyla dünyanın 2. büyük donör ülkesi olmuştur. Ayrıca Türkiye, 2015 yılından milli gelirinin %0.37’sini insani yardımlar amaçlı ayırarak “Dünya’nın en cömert ülkesi” ünvanını kazanmıştır.[13]

Türkiye’nin yükselişi Türk dizileri ve oyuncuları ile devam ettirilmektedir. Türk kültürünün yayılmasında önemli yeri olan Türk dizilerine Güney Amerika’dan Hindistan’a kadar tüm ülkelerde özellikle de Orta Doğu ve Avrupa’da oldukça ilgi gösterilmektedir. Muhteşem Yüzyıl adlı Türk dizisi dünyada 350 milyon izleyiciye ulaşmış, 70’den fazla ülkeye satılmış, Almanya’da ödül almış, kendi adına Mısır’da kanal dahi açılmıştır. Binbir Gece, Aşk-ı Memnu, Ezel gibi birçok dizi de tıpkı Muhteşem Yüzyıl gibi onlarca ülkede başarısını kanıtlamıştır. 2008 yılında Gümüş dizisi 22 ülkede 85 milyon kişiye ulaşmıştır. Bu büyük başarıdan sonra MBC’nin yöneticilerinden Fadi İsmail “Türkiye’nin ürettiği ne varsa ithal etmek istiyoruz” demiştir. Dizilerde başta İstanbul olmak üzere Türkiye’deki şehirlerin güzellikleri tanıtılmaktadır. Buradaki yaşamın güzelliğinin seyircide uyandırdığı merak ile Türkiye her yıl milyonlarca turist fazladan kazanmaktadır.[14]

Sonuç

Uluslararası ilişkiler alanında güç kavramı geçmişten günümüze üzerine en çok tartışılan ve önem verilen kavramlardan biri olmuştur. Günümüzde artık soyut anlamda sınırlar kalkmış ve dünya artık global bir köy halini almıştır. Toplumlarda ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkiler gelişirken dünyada devletlerarası ilişkilerin önemi azalmış sivil toplumun önemi hayli artmıştır. Devletler de dış politikalarına sert güçten ziyade yumuşak güç unsurlarını dikkate alarak yön vermeye başlamışlardır. Yumuşak güç cazibe yaratarak karşıdakini kendi düşünceleri doğrultusunda düşündürme sanatıdır. Tüm dünyada var olan bu yaklaşımla Türkiye de öncelik olarak bölgesinde etkinliğini arttırarak bölgesel güç olmayı hedeflemektedir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye sahip olduğu zengin tarih ve kültürü, jeopolitik açıdan hayli önemli konumu, etkin çalışan kurumları ve büyüyen ekonomisi gibi araçlarını başarılı şekilde kullanmaya çalışmaktadır. Türkiye, bölgedeki gergin ikili ilişkilerde yaptığı arabuluculuklarla birlikte izlediği çok boyutlu politikayla etkinliğini arttırmıştır. Bu sorunların çözümü, komşularla iyi derecede ikili ilişkilerle Türkiye açısından ekonomik ilişkilerin de ivme kazanacağı anlamına gelmektedir. Milli değerlerle, kültür sanat politikalarının gözden geçirilmesiyle Türkiye yeni dünya düzeninde konumunu güçlendirecektir.  21. Yüzyılda yumuşak güç kavramının artan önemiyle Türkiye, dünyaya dağılmış Türk kimliğine sahip insanlarla ilgili yürüttüğü başarılı faaliyetleriyle yumuşak gücünü etkin kullanmaya çalışmaktadır. Sahip olduğu Müslüman kimliği ve coğrafi konumu itibariyle Doğu ve Batı arasında yer alan Türkiye bölgenin önemli aktörlerinden birisi olup bölgedeki ülkeler için model ülke olarak görülmektedir. Başta Orta Doğu’da ve dünyada popülerleşen markaları, siyasi değerleri, çağdaş değerlere sahip büyüyen ekonomisi, Türk dizileri ve oyuncuları, insan haklarına verdiği önem ve faaliyet gösteren güçlü kurumlarıyla Türkiye giderek büyüyen bir güçtür. Medeniyet ve kültür beşiği olan ülkemiz sahip olduğu çok kültürlü kimliği ile dünyada yeterince ilgi çekici konumdadır. Bu birbiriyle ilintili dinamiği doğru şekilde yönetmesiyle itibarlı, güvenilir ülke imajını uluslararası sistemde sağlamlaştıracaktır.

Kaynakça

Kaynakça

Kaynakça

Kitaplar
ARI, Tayyar (2008), Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika
DAVUTOĞLU, Ahmet (2008), Turkey’s Foreign Policy Vision: An Assessment of 2007, İnsight Turkey
NYE, Joseph (1990), Bound to Lead: The Changing Nature of American Power
TUCH, Hans (1990), Communicating With the World: U.S Public Diplomacy Overseas

Makaleler
ÇAVUŞ, Tuba (?),  Dış Politikada Yumuşak Güç Kavramı ve Türkiye’nin Yumuşak Güç Kullanımı
KARAGÜL, Soner (2013), Türkiye’nin Balkanlardaki “Yumuşak Güç” Perspektifi: Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı
YAQUBZADE, Elmin (2005), Türkiye’nin Dış Politikasında Yumuşak Güç

E-Kaynaklar
http://www.aydinlik.com.tr/yumusak-guc-kuresel-30-siralamasi-ve-turkiye-melih-bas-kose-yazilari-subat-2018
http://www.bbc.com.tr/turkce/haberler-turkiye-42321116
http://www.ensonhaber.com.tr/galeri/dunyada-turkiye-algisi-anketinin-sonucları
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/nedir-bu-tika-ne-is-yapar-17020212
http://www.mfa.gov.tr/turkiye-nin-insani-yardimlari.tr.mfa
http://www.tgrthaber.com.tr/medya/en-cok-izlenen-turk-dizileri-229888
http://www.tika.gov.tr/tr/sayfa/hakkimizda-14649
http://www.yee.org.tr/tr/kurumsal/yunus-emre-enstitusu
http://www.ytb.gov.tr/yurtdisi-vatandaslar/genel-bilgi

Diğer Kaynaklar
Türk Dünyası İşbirliği ve Koordinasyon Birliği Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyon Raporu (1/805, 2/549)

Dipnotlar

[1] Joseph Nye, Bound to Lead: The Changing Nature of American Power, 1990, s.25

[2] Tayyar Arı, Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika, 2008, s.137

[3] Elmin Yaqubzade, Türkiye’nin Dış Politikasında Yumuşak Güç, 2005,s.3

[4] Joseph Nye, Bound to Lead: The Changing Nature of American Power, 1990, s.25

[5] Ahmet Davutoğlu, Turkey’s Foreign Policy Vision: An Assessment of 2007, İnsight Turkey, 2008, ss.81-83

[6] http://www.bbc.com.tr/turkce/haberler-turkiye-42321116, Erişim tarihi Aralık 2018

[7] http://www.ensonhaber.com.tr/galeri/dunyada-turkiye-algisi-anketinin-sonucları, Erişim tarihi Aralık 2018

[8] http://www.ytb.gov.tr/yurtdisi-vatandaslar/genel-bilgi, Erişim tarihi 15 temmuz 2019

[9] http://www.yee.org.tr/tr/kurumsal/yunus-emre-enstitusu, Erişim tarihi 15 temmuz 2019

[10] http://www.tika.gov.tr/tr/sayfa/hakkimizda-14649, Erişim tarihi 15 temmuz 2019

[11] http://www.aydinlik.com.tr/yumusak-guc-kuresel-30-siralamasi-ve-turkiye-melih-bas-kose-yazilari-subat-2018, Erişim tarihi 15 temmuz 2019

[12] Türk Dünyası İşbirliği ve Koordinasyon Birliği Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyon Raporu (1/805, 2/549)

[13] http://www.mfa.gov.tr/turkiye-nin-insani-yardimlari.tr.mfa, Erişim tarihi Aralık 2018

[14] http://www.tgrthaber.com.tr/medya/en-cok-izlenen-turk-dizileri-229888, Erişim tarihi 15 temmuz 2019

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Büşra Gürci

Avatar
TESAD Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir