Ana Sayfa / Yazılarımız / Ekonomi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Yazan: Hasan Güloğlu

 

Merkez Bankaları, içinde bulundukları ülkelerin para politikasından sorumludurlar. Aldıkları kararlar ve uyguladıkları politikalar ülkenin sosyo-ekonomik yapısından bağımsız düşünülemez. Bu kapsamda Merkez Bankaları makroekonomik kavramlara etki bakımından kritik bir konumdadır.

    Merkez Bankası Tarihine Kısa Bir Bakış: Osmanlı’da günümüz Merkez Bankası niteliklerinin bir kısmını yerine getiren ilk bankanın ortaya çıkışı “Kırım Savaşı”na denk gelir. Bu savaş sırasında yurt dışından ilk kez borçlanılmıştır. Bunun sonucunda 1856 yılında “Bank-ı Osmani (Ottoman Bank) kurulmuştur. Bu banka ilerleyen yıllarda Bank-ı Osmani Şahane (Osmanlı Bankası) adını almıştır. Bankaya 30 yıl süreyle sınırlı olarak banknot basma ayrıcalığı ve tekeli verilmiştir. Banka ortaklarının yabancı oluşu ülkede tepkilere neden olmuştur. Meşrutiyet hareketleri sırasında had safhaya ulaşan tepkiler karşısında Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası kurulmuştur. Ancak I. Dünya Savaşı’nın büyük bir bozgunla sonuçlanması bu bankanın ulusal banka amacına ulaşmasını engellemiş, varlığını sonlandırmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın getirdiği siyasi bağımsızlığı, ekonomik bağımsızlıkla taçlandırmak amacıyla Merkez Bankası kurma çalışmaları başlamıştır. İlk fikir, ekonomik temellerin atıldığı İzmir İktisat Kongresi’nde ortaya çıkmıştır. İlerleyen süreçte İtalyan ve Hollandalı uzmanların görüşleri de alınarak Merkez Bankası’nın kuruluşu gerçekleştirilmiştir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 30 Haziran 1930 yılında kurulmuş 3 Ekim 1931 yılında faaliyetlerine başlamıştır.

Tam da bu noktada bir parantez açılması gerekir. Bankanın isminde geçen Cumhuriyet kelimesini okuyanlar bir “i” harfinin eksik olduğunu düşünebilir. Bankanın, merkezi idareden bağımsız bir kurum olduğunu vurgulayabilmek için kamu kurumlarından farklı olarak ismi “Cumhuriyet Merkez Bankası” olarak belirlenmiştir. “Türkiye Cumhuriyeti” ibaresine ve kısaltılmış şekli olan ‘T.C’ ifadesine özellikle yer verilmemiştir. Uluslararası ilişkiler göz önüne alınarak bu isim Meclis İktisat Encümeni’ndeki görüşmeler sırasında “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” olarak değiştirilmiştir. Ayrıca madeni paraların üzerinde Türkiye Cumhuriyeti, kağıt paraların üzerinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yazması da bağımsızlığın örneğidir. Madeni paralar hazinenin kontrolünde darphanede basılırken kağıt paralar Merkez Bankası banknot matbaalarında basılır.

Merkez Bankası bağımsızlığı dediğimizde iki bağımsızlıktan bahsedebiliriz: amaç ve araç bağımsızlığı.

Amaç olarak geçmişte farklı makroekonomik göstergelerin iyileştirilmesi seçilse de günümüzde amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Burada şunu belirtmek gerekir ki fiyat istikrarı diğer ekonomik amaçlarla uyum veya çatışma içinde olabilir. Dolayısıyla bağımsız yapı Merkez Banka’larına, kısa vadeli ve geçici amaçlar uğruna fiyat istikrarını bozabilecek politikalar uygulamamaları ve gerekli uyarıları yapabilmeleri için uygun bir ortam yaratmaktadır. Başta siyaset baskısı olmak üzere diğer baskı unsurlarından bağımsız hareket edebilme yeteneği sağlar.

Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığı ise tamdır. Piyasaya müdahale etmek istediğinde gerekli gördüğü aracı kimseye sormaksızın kullanabilir. Bu araçlar arasında koordinasyonu ve uyumu sağlamak Merkez Bankası kontrolündedir. Faiz piyasaya müdahalede en etkili ve temel aracı olmakla beraber, açık piyasa işlemleri (APİ), reeskont oranları ve zorunlu karşılıklar diğer araçlarıdır. Tabi ki bunlara ek olarak etkisi nispeten küçük olan para politikası araçları da mevcuttur.

   Açık Piyasa İşlemleri (APİ): Merkez Bankası’nın, bankalar veya diğer kurumlar arasında piyasanın likidite durumuna göre tahvil, bono veya diğer menkul kıymet alım-satım işlemleridir.

  Reeskont Politikası: Bankaların vadelerinden önce kırdıkları menkul kıymetleri Merkez Bankası’na kırdırmalarına verilen isim reeskonttur. Örneğin 5000 liralık bir kıymeti, sahibi vadesinden önce tahsil etmek istediğinde, banka %10 iskonto uygulayıp kalan 4500 lirayı öder. İşte banka bu kıymeti Merkez Bankası’na verdiğinde Merkez Bankası da iskonto eder. Bu işlem ikinci kez iskonto anlamına gelen reeskont kelimesi ile tanımlanmaktadır.

 Reeskont politikasının iki amacı olabilir: 

1-Bankaların elindeki kâğıtları alarak onlara para vermek ve piyasadaki likiditeyi düzenlemek.

2-Reeskont faizini değiştirerek piyasadaki faiz oranını etkilemeye çalışmak.

  Zorunlu Karşılıklar: Bankalar topladıkları mevduatların Merkez Bankası’nca belirlenen oranını ilerde yaşayabilecekleri tehlikelere karşı kullanmak amacıyla Merkez Bankası’na yatırmak zorundadırlar. 2012’den itibaren geliştirilen “Rezerv Opsiyon Mekanizması” sayesinde bankalar isterlerse zorunlu karşılıklarını döviz veya altın cinsinden de ayırabilmektedirler.

Bu uygulamanın TCMB açısından yararı ise başlıca üç noktada toplanıyor: (1) TCMB bu yolla döviz rezervlerini artırmış oluyor. (2) Döviz piyasasında likidite azaltılmış ve dolayısıyla para ikamesinin etkisi düşürülmüş oluyor. (3) Sermaye akımlarının gelişimine yanıt vermek kolaylaşıyor.

  Faiz: Merkez Bankası’nın “assolisti” faizdir. Kendini en son göstermeyi sever. Hep göz önündedir, popülerdir; ancak kullanılmak istendiğinde-ki özellikle günümüzde- en son çıkar. Para alışverişlerinde faizler Merkez Bankası’nın kilit aracıdır. Merkez Bankası’nın çeşitli faizleri vardır. Kısaca değinmek gerekirse;

a) Bir Hafta Vadeli Repo İşlemlerine Uygulanan Faiz (Politika Faizi): Merkez Bankası’nın geçici likidite sıkışıklığında ileri bir tarihte geri satmak taahhüdüyle kıymet satın alır. Yani piyasaya para sunar. Burada uyguladığı faizdir. Son durumda bu faiz %8’dir. TCMB bu araçla banka ve finans kurumlarının piyasada uyguladığı faiz oranlarını, bankalardan alınan kredilerin miktarını, hisse senedi ve döviz gibi varlıkların fiyatlarını etkileyebiliyor.

b) Gecelik Borç Alma ve Gecelik Borç Verme Faizi: Bankalar gün sonunda açıklarını kapatabilmek için Merkez Bankası’ndan borç alırlar veya ellerinde kalan fazla parayı Merkez Bankası’na yatırırlar. Bu işlemlerde uygulanan faizler borç alma ve borç verme olarak adlandırılır. Bu iki oran arasında kalan kısım ise “faiz koridoru (interest rate corridor)” olarak literatüre geçmiştir. Günümüzde borç verme faizi %9,25, borç alma ise %7,25 düzeyindedir.

c) Geç Likidite Faizi: Hesaplarını kapatmak için son dakikaya kadar bekleyen bankalara uygulanan caydırıcı faiz oranlarını kapsar. Saat 16.00-17.00 arasında borç veren bankalara %0, alanlara ise %11 şeklindedir.

​  Merkez Banka’ları, bugün hemen her ülkede dört ana işlev görmektedir. Bunlar;

• Ülke içindeki para arzını ve dolayısıyla para piyasasını düzenlemek
• Bankalar sisteminin başı olarak ülkedeki kredi hacmini ve dağılımını ayarlamak
• Ülkenin altın ve döviz ihtiyatlarının muhafazasını yapmak
• Devletin hazinedarlığını ya da mali ajanlığı işlevini yerine getirmek

Dört işlev saysak da hem gündemin dikkati açısından hem de etki bakımından en önemli işlevi para piyasasını düzenlemektir. Bunu yaparken yukarıda sayılan enstrümanları kullanır. Özellikle faiz, Merkez Bankası’nın temel amacı olan fiyat istikrarı ile çatışabilir. Ancak şu unutulmamalıdır ki faiz enflasyonun sonucudur. ‘Tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan’ sarmalına dönüşen bu ilişkide Merkez Bankası genel ekonomik duruma göre en uygun kararı vermelidir. Bunu yaparken siyasi iktidar ile ters düşmesi kuvvetle ihtimaldir.

Burada Merkez Bankası’nın bağımsızlığı öne çıkmalıdır. Her türlü baskıya karşı koyarak çalışmalı ve karar almalıdır. Aynı zamanda gereken kararları gereken zamanda almalıdır.Yoksa mevcut enstrümanların kullanılması, istenilen etkiyi yaratmayacaktır. Arda Tunca’nın da dediği gibi: “Doğru zamanda atılan küçük bir adım, yanlış zamanda atılan büyük bir adımdan daha etkili olacaktır.”. Günümüzde Merkez Banka’mızın hamleleri konusunda derin tartışmalar yaşanmaktadır.

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TEŞKİLAT YAPISI

TCMB, anonim şirket statüsündedir. Banka İdare Merkezi, Banknot Matbaası ve Şubelerden oluşmaktadır. İdare merkezi Ankara’dadır. 16 Genel Müdürlük ve 21 Şube TCMB bünyesindedir.

Yukarıdaki 4 temel organın yanı sıra Denetleme Kurulu ve Yönetim Komitesi Merkez Bankası’nın diğer birimlerindendir. Ayrıca kendi görev alanları ile ilgili işlemleri yürütmekle sorumlu Genel Müdürlükler ve Şubeleri vardır. Bankanın yurt dışında Frankfurt, Londra, New York ve Tokyo’da temsilcilikleri bulunmaktadır.

SONUÇ

Para piyasasının babası olarak nitelendirilebilen bu banka, elinde bulundurduğu araçlarla kontrolü sağlar. Merkez Bankası’nın kartlarını açık oynaması piyasa aktörleri için de yönlendirici olacaktır. Karmaşık politikalar hem anlaşılması hem yönetilmesi zor politikalardır. Günümüzde Merkez Bankası’nın palyatif çözümleri etkisini çabuk yitirmektedir. Merkez Bankası bağımsızlığını ön planda tutup başta siyasi iktidar olmak üzere hiçbir kurum ve kişinin baskısından etkilenmeyerek doğru ve hızlı müdahalelerde bulunmalıdır. Yazıyı Merkez Bankası eski başkanlarından Durmuş Yılmaz’ın şu sözleriyle bitirmek istiyorum: “Merkez Bankası bağımsızlığı, Türkiye’de iyi yönetişim ve iyi kurumların oluşması yönünde bir temel taşı oluşturmuştur ve oluşturmaya devam edecektir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bağımsız, şeffaf ve hesap verebilir konumu ile güçlü bir kurum olarak; tek hedefi olan fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaları ve kurumsal tasarımında etkinliği artırmaya yönelik uygulamaları ile beklentilere yön vermeye çalışmaktadır.”

Notlar

1- Dünden Bugüne Türkiye Cumhuriyet Bankası Dergisi sayı:4, Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetin İlk Yıllarında Merkez Bankası Kurma Çabaları, s.3.
2- Dünden Bugüne Türkiye Cumhuriyet Bankası Dergisi sayı:4, 1931-1970 Yılları Arası Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, s.4.
3- Dünden Bugüne Türkiye Cumhuriyet Bankası Dergisi sayı:4, 2001 Yılı ve Sonrasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, s.13.
8- İlhan Tekeli-Selim İlkin, Köktenci Modernitenin Ekonomik Politikasının Gelişimi , Bilgi Yayınları,s.181.

Yazar Hakkında

Hasan Güloğlu

Anadolu Üniversitesi

Maliye

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir