TürkAkım
Kaynak: Euronews

TürkAkım Projesi Bağlamında Rusya’nın Değişen Enerji Politikası

Özet

Bu çalışmanın temel sorunsalı TürkAkım projesi bağlamında Rusya’nın değişen enerji politikasını incelemek üzerine oluşturulmuştur. Bu kapsamda enerji politikaları bağlamında Rusya’nın Balkan güzergâhını değiştiren olayların neler olduğu, değişime gerekçe olan aktörlerin kim olduğu ve bu değişimlerin hangi aktörlere fayda sağlayacağı, hangi aktörlere kriz yaratacağına dair sorular cevaplandırılmaya çalışılacaktır. Bu çerçevede ilk olarak Balkan ülkelerinin Rusya’nın enerji politikalarında yeri ve öneminden bahsedilecektir. Ardından enerji politikaları bağlamında Rusya’nın Avrupa Birliği (AB) ile mücadelesi ışığında Güney Akım projesinin iptalini gerektiren sebeplerden ve doğurduğu sonuç olarak TürkAkım projesinden söz edilecektir. Akabinde enerji politikalarında Türkiye’nin oynadığı rol, jeopolitik ve jeostratejik konumundan hareketle değerlendirilecek olup, ithal edilen doğal gaz ve petrolün ülkelere göre dağılımında son yıllardaki değişikliklere göz atılarak projenin hayata geçirilmesi itibariyle de Rusya ve Türkiye arasındaki enerji işbirliğinin genel seyri incelenecektir. Son olarak TürkAkım projesinin diplomasi ve inşa süreciyle birlikte kronolojik olarak gelişimi, akımın teknik detayları ve değişen güzergahın (Yunanistan yerine Bulgaristan) akıbeti, detaylı olarak değerlendirilecek ve TürkAkım’ın ihtimaller dahilinde doğrudan veya dolaylı yoldan tesir edeceği alanlar tartışılarak sonuca gidilecektir.

 

Anahtar Kelimeler: TürkAkım, Güney Akım, Rusya, Balkanlar, Türkiye, AB.

 

Abstract

The main problem of this study is to examine Russia’s changing energy policy in the context of the Turkish Stream project. In this context, questions about the events that have changed Russia’s Balkan route in the context of energy policies are as followed; what the reasons for the change, and which actors will benefit from these changes, and which actors will create a crisis will be answered. The role and importance of Balkan countries in Russia’s energy policies will be mentioned first. Then in the context of energy policies, will be mentioned in light of Russia’s struggle with the European Union (EU), the reasons for the cancellation of the South Stream project and the result of the Turkish Stream project the role played by Turkey in energy policies will be evaluated based on its geopolitical and geostrategic position and the overall course of energy cooperation between Russia and Turkey will be examined by considering the recent changes in the distribution of imported natural gas and oil by countries as of the implementation of the project. Finally, the development of the Turkish Stream ject in chronological order through the diplomacy and construction process, the current technical details, and the fate of the changed route (Bulgaria instead of Greece) will be explained in detail and the conclusion will be reached.

 

Keywords: TurkStream, South Stream, Russia, Balkans, Turkey, EU.

 

Giriş

Enerji, devletlerin birbirlerine karşı tutumlarında, yakınlık ve uzaklık hususunda önemli bir parametredir. Enerjiyi elde edildikten sonra işleyecek teknolojik ve ekonomik altyapı olanakları, küresel siyasette söz hakkı sahibi bir devlet için olmazsa olmaz bir dinamiktir. Ham enerjiyi işleyip kendisine yeni pazarlar oluşturabilecek bir devlet için transit yollara hâkim olmak bu uğurdaki en temel şartlardan bir tanesidir. Dolayısıyla hâkim devlet, transit yollardan geçen ülkelere söz geçirebilmek için çeşitli amaçlar vasıtasıyla güç bileşenlerinin (yumuşak güç-sert güç-akıllı güç) birçoğunu kullanmaktadır. Keza aynı şekilde pazarlarda tekelleşmek, karşılıklı bağımlılığı ileri seviyeye çıkarabilme arzusu, enerji tedarikçisi ülkelerin mutlak hedefleri arasındadır.

Enerjiyi tedarik etme, işleme ve arz yaratıp pazara açılma noktasında en güçlü ülkelerin başında gelen Rusya, Sovyetlerin son otuz senesinden hareketle ve özellikle 2006 yılından itibaren Putin iktidarı sonrası küresel enerji pazarında (doğalgaz, petrol, nükleer enerji) en büyük ülke hâline gelmiştir. Rusya ekonomisinde enerji, devlet gelirlerinin en büyük paydasını oluşturmaktadır. Bundan dolayı süper güç olmak bağlamında küresel enerji siyaseti olgusu, Putin Rusya’sının dış politikasını şekillendirmektedir. Rusya, kendisine karşı bağımlılığı azaltmak isteyen en büyük Pazar olan AB ile kıyasıya bir rekabet içerisindedir. Çıkar çatışmasının en çok yaşandığı yerler de enerji transitinin sağlandığı ülkelerde yaşanmaktadır. Şüphesiz buradaki en önemli pay Balkan ülkelerine aittir.

Balkanların coğrafi konumuna bakıldığında bu bölge, Hazar’daki enerji kaynaklarının uluslararası pazarlara taşınması üzerinde stratejik bir öneme sahiptir. Başta Rusya olmak üzere AB’nin de dünya ticaretinde çıkış noktası konumunda olan bu bölge, Rus dış politikasında gelebilecek herhangi bir tehlikeye yönelik tampon görevi görmektedir. AB, enerji güvenliğinin sağlanması ve Rusya’ya olan bağımlılığı azaltmak için Balkanlar’a stratejik açıdan yaklaşmakta ve özellikle Soğuk Savaş sonrası Balkan ülkeleriyle çeşitli müzakereler gerçekleştirmektedir. Yaşanan krizler, enerji ticaretinde transit ülkelerin AB ve Rusya ile olan ilişkileri çerçevesinde şiddetlenmektedir ve boru hattı yollarının güzergâhları da ekseriyette bu krizlerin sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Güney Akım’ın iptali sonrası TürkAkım’ın ortaya çıkışı, jeolojik olarak Rusya’nın Balkanlar’da elini güçlendirmektedir. Güzergâh ülkelerinin ve AB’nin kendisine olan bağımlılığını mutlak bir seviyeye ulaştırmayı amaçlayan Rusya, siyasi ve ekonomik baskılarına boyun eğmeyen komşu ülkelerden (Bulgaristan-Yunanistan), TürkAkım faaliyet aşamasına gelene kadar doğal gazı uzaklaştırarak AB karşısında da gücünü test etmiş olacaktır[1]. Ayrıca Rusya’nın alternatif projenin en önemli aktörü Türkiye ile ilişkileri yeni bir ivme kazanmaktadır. Türkiye’nin enerji ilişkileri dahilinde Rusya’ya olan bağımlılığı yıllara göre değişim göstermekle birlikte karşılıklı bağımlılık ve asimetrik bağımlılık tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. TürkAkım anlaşması ve proje dahilinde geliştirilen stratejiler, hem Rusya-AB rekabetini, hem de mevcut statükosu itibariyle Türkiye’nin enerji bağlantılarında yer alan diğer bölge ülkeleriyle ilişkilerinin gidişatını etkilemektedir.

 

1. Balkan Ülkelerinin Rusya’nın Enerji Politikasındaki Yeri ve Rolü

Enerji, Balkan ülkeleri adına pek de önemli olmayan bir dış politika aracı konumundadır çünkü bu ülkeler enerji kaynakları açısından zengin değillerdir. Soğuk Savaş sonrası geçiş döneminde savaşlar ve ekonomik durum eski Yugoslavya topraklarını uluslararası gelişmelerden uzak tutmuş ve bölgeyi olumsuz bir biçimde etkilemiştir. Bundan dolayı Balkanların önemi güçlü ülkelerin çıkarlarına göre değişim göstermiştir. Bölgenin önemi, enerji güzergâhlarının geçtiği yerlerde bulunmasıyla açıklanmaktadır[2]. Bu jeopolitik konum, siyasi ve ekonomik menfaatler gereği önemli aktörleri Balkanlar’a çekmektedir ve hâlihazırda bölge ülkeleri, ekonomilerinin güçlenmesi ve toplumsal refahı daha uygun bir seviyeye çekebilmek adına enerji altyapılarının sermaye sağlanarak yapılandırmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda uluslararası yatırımcıları, özel şirketlerin ve önemli aktörlerin ilgileri dahilinde olmak istemişlerdir[3].

Doğal gaz sektöründe Balkanlar üzerindeki en büyük aktör Rusya’dır. Zengin doğal gaz yataklarına sahip olan Rusya, Gazprom Şirketi vasıtasıyla özellikle Avrupa’nın doğusundaki ülkelerine yapmış olduğu ihracat konusundaki üstünlüğünü güçlendirmeye çalışmaktadır. Nitekim bölgede Arnavutluk dışında Balkan ülkelerinin tamamının Rusya ile doğal gaz mevcuttur.[4] Enerji politikaları ve Rusya’nın rolü bağlamında ilk olarak değinilmesi gereken husus; Rus dış politikasıdır. Rusya, dış politikada Balkanlar’a yönelik geliştirdiği üç önemli unsur: “enerji politikası”, “kimlik siyaseti” ve “güvenlik politikası” şeklinde olmuştur[5]. Görüldüğü üzere Rus dış politikasının en önemli yapı taşlarından birisini enerji oluşturmaktadır. Bu dış politika aracı literatürde “Enerji Silahı Modeli” olarak adlandırılmaktadır. Bu modelin içeriği; çalışmanın kaynak kontrolü, transit güzergâhlar üzerindeki kontrol, tehdit algısına neden olabilecek eylemler ve bunlarla mücadele yöntemi, son olarak da hedef devletteki kazanımlar ve tavizler olarak dört aşama üzerinde inşa edilmiştir. Ele alınan konu, transit güzergâhlar üzerindeki kontrol, tehdit algısına neden olabilecek eylemler ve bunlarla mücadele yöntemi ile bağdaşmaktadır. Bu bağlamda bu model ışığında Enerji güzergâhına açık bir şekilde okunmaktadır. Enerji politikaları Putin döneminde daha önemli bir hâle getirilerek ülkenin enerjiye hükmeden bir süper güç konumunda olması hedeflenmiştir[6].

Rusya’nın Balkanlar’daki enerji politikası, Soğuk Savaş dönemi sonrası etkin bir şekilde özelleştirme üzerine gerçekleşmiştir. Özelleştirmeler, başta Gazprom Şirketi olmak üzere başlangıç göstermiştir ve günümüzde de pek çok Rus özel şirketi, Rusya’nın bölgede hâkimiyetini güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bu çerçevede devlet destekli özel şirketler, altyapıyı geliştirmek isteyen yatırımcılara da olanak sağlamak adına bölgede etkin bir role sahiptir. Bu şirketler vasıtasıyla Rusya, bağlarını önemli ölçüde Sırbistan ile güçlendirmiştir. Özellikle Sırp pazarı, Bulgaristan, Romanya ve Bosna Hersek’in %78’ine sahiptir. Aynı şekilde Rus şirketlerinin, Bulgaristan ve Hırvatistan’la da enerji politikaları bağlamında ilişkileri ileri düzeydedir[7].

Rus gazı Balkanlar’a iki farklı güzergâhtan gitmektedir. İlk güzergâh, Macaristan’dan başlayıp eski Yugoslavya topraklarına kadar genişleyen “Trans-Sibirya” doğalgaz boru hattı olarak karşımıza çıkmaktadır. İkincisi ise Ukrayna’dan başlayıp Bulgaristan’a, oradan da Türkiye, Makedonya ve Yunanistan’a kadar giden “Trans-Balkan” boru hattıdır. Rusya, doğalgaz ihracatını artırmak ve enerji sektörüne katma değer sunabilmek için Bulgaristan’ı özel bir konumda değerlendirmektedir. Nitekim bu ülke, enerjinin Avrupa’ya iletimi noktasında kilit bir konumdadır. Bulgaristan toprakları üzerinden geçen Trans-Balkan’ın güney hattı, yıllık yaklaşık 14 milyar m³ taşımaktadır. Bu miktar, Rus gazının ihracattaki %15’lik payını oluşturmaktadır. Bulgaristan üzerindeki enerji politikalarında Rusya’nın çeşitli stratejileri bulunmaktadır. Bunlar, Burgaz-Dedeağaç petrol boru hattı, Belene nükleer enerji santrali ve Güney Akım Projesi’dir. 2000’lerin başından itibaren Bulgaristan, doğal gaz bağımlılığı nedeniyle farklı alternatifler geliştirmek yerine Rus doğalgazının transiti ile ilgili kapasitesini arttırmaya çalışmıştır. Bu yıllarda Bulgaristan’ın Rus doğal gazını ihraç ettiği ülkeler (Türkiye, Yunanistan ve Makedonya) arasındaki en büyük pay Türkiye’nin olmuştur. Geçiş ülkesi olarak stratejik bir öneme sahip Bulgaristan, Rus doğalgazını kendi üzerinden diğer Balkan ülkelerine ihraç edilme kapasitesini artırmak için Rusya ile işbirliklerini her geçen yıl daha ileri düzeye çekmeyi hedeflemektedir[8].

Rusya, kendi projelerine yönelik alternatif enerji kaynaklarının inşa edilmesine karşı çıkan bir konumdadır. Nitekim alternatif kaynaklar, Rusya’nın bölgedeki hâkimiyetini kırmayı amaçlayarak inşa edilmektedir ve AB, alternatif kaynaklar ve stratejiler doğrultusunda Rusya’nın karşısındaki en önemli aktör konumundadır. Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve özellikle AB’nin bu süreçte aktif bir politika izlemesi, başta Bulgaristan ve diğer Balkan ülkeleri üzerindeki baskıları artırmıştır. Bununla birlikte bu devletlerin, çeşitli seçenekler ve daha cazip fırsatlarla karşılaşma ihtimalini ortaya çıkmıştır[9]. Balkanlar nezdinde birçok ülkenin AB-NATO kanadına yüzünü dönmesi, Rusya’yı kuşkulandırmaktadır. AB, enerji piyasasındaki Rusya’nın hâkimiyetini kırmak ve onlara karşı bağımlılığını azaltmak adına Hırvatistan, Romanya ve Bulgaristan’a üyelik statüsü vermesinin yanında enerji hattı üzerindeki diğer ülkeleri de birliğe üye yapma girişimlerinde bulunmuştur. Romanya ve Bulgaristan’ın üyeliği sonrası bir diğer adım da NABUCCO boru hattı projesinin inşa edilmesi üzerine atılmıştır[10].

Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya taşınan Güney Akım, Almanya’ya doğru Baltık Denizi üzerinden taşınacak olan Kuzey Akım I-II ve Türkiye destekli TANAP-TAP-TürkAkım, Rusya’nın öncülük ettiği boru hattı projeleridir. Buna karşılık Güney Akım’a alternatif olarak inşa edilen NABUCCO ise AB destekli bir projedir. 2013 yılında Şah Deniz Konsorsiyumu, Azerbaycan doğal gazının Avrupa’ya tedarikinde NABUCCO yerine TANAP ve TAP projelerini tercih etmiştir. Bahsi geçen projeler dahilinde bu karar, Rusya’yı AB karşısında başarılı kılmıştır[11].

 

2. Enerji Politikaları Bağlamında Rusya-AB Mücadelesi

Enerji, Rusya ekonomisinde devlet gelirlerinin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Öte yandan Rusya, Güneş ve Arslan’ın[12] da belirttiği gibi dünyanın en büyük ikinci doğal gaz ve en büyük üçüncü petrol üreticisi olmakla birlikte nükleer enerji üretiminde de dünyanın en büyük üçüncü ülkesidir. Bununla beraber doğal gaz ihracatının dörtte üçü gibi büyük bir kısmını da boru hatları aracılığıyla Avrupa’ya gerçekleştirmektedir. Bu hususta Rusya, Karadeniz bölgesine ayrı bir önem vermektedir zira Avrupa’ya ihraç edilen doğal gazın tamamına yakını bu bölgeden tedarik edilmektedir. Rusya’nın Karadeniz’de AB ile rekabeti, son zamanlarda Ukrayna’yla yaşanan kriz çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Rusya-AB rekabetinde Soğuk Savaş sonrası gelişen dinamikler incelendiğinde, enerji güvenliğinin dış politikadaki etkisi, enerji teknolojisinin gelişmesi ve enerji verimliliğinin artması gibi hususlar karşılıklı bağımlılık unsurunu ön plana çıkarmaktadır. Nitekim Güney Akım projesinde Rusya ve AB’nin enerji politikalarında karşılıklı bağımlılığın izleri görülmektedir. Bu süreçte Rusya tarafından gerçekleştirilen manevraların en önemlisi Güney Akım projesinden vazgeçiş olarak açıklanmaktadır. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2014’ün sonuna doğru Türkiye’ye yaptığı ziyarette, Güney Akım Projesi’nden vazgeçtiklerini, onun yerine yeni bir hat inşa edileceğini (TürkAkım) duyurmuştur[13]. Bu projenin, günümüzde olgun bir hâle gelmesi, güzergâhların büyük bir kısmının tamamlanması ve nihayetinde yakın zamanda görülecek olan yeniliklerle birlikte tesir edeceği diğer jeopolitik bölgeler önemini korumaktadır.

Enerji güvenliği, AB’nin geleceği açısından çok önemli ve vazgeçilmez bir yapı taşı olarak değerlendirilmektedir. AB Komisyonunun 2001’de yayınladığı Yeşil Kitap içerisinde yer alan “Enerji Arzı Güvenliği İçin Bir Avrupa Stratejisine Doğru” isimli bölüm, enerji güvenliğinde bir başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. Yeşil Kitap’ta[14] enerji arz güvenliği, toplumun iyiliği ve işleyen bir ekonomi için sürdürülebilir gelişme hedefi içerisinde bütün tüketiciler için her fiyattaki enerji ürünleri pazarına erişim sağlamak olarak tanımlanmaktadır[15].

AB, kuruluş felsefesi içerisinde enerji kaynaklarının yönetimi bulunmakla birlikte bölgeselleşme (regionalization) ve Avrupalılaşma (Europeanization) ışığında 1950’li yıllarda kurulan topluluklar, enerji piyasasındaki hassasiyetleriyle dikkat çekmektedir. Dünyada enerji talebinin bulunduğu ve ekonomik olarak ciddi bir güce sahip olan bu bölge, dünya enerjisinin büyük bir kısmını tüketmektedir. Buna rağmen AB bölgesi, enerji tedariki konusunda yetersiz olduğu için dışa bağımlı bir yapıya sahiptir. Bu nedenle Birlik, enerji güvenliğini sağlamak adına çeşitli politikalar gerçekleştirmektedir. Örneğin alternatif enerji kaynaklarına yönelen AB, Brexit öncesi İngiltere’nin enerji vizyonundan esinlenerek enerji arzını belirli ölçülerde kendisi tedarik etmeye gayret göstermektedir. Bu noktada Polonya, Avusturya, Fransa, Hollanda ve Danimarka gibi ülkeler, enerji sermayesinde çok yönlülüğü artırmak adına önemli rollere sahiptir. Nitekim başını Polonya ve Hırvatistan’ın çektiği ve on iki Avrupa ülkesinin içinde bulunduğu Üç Deniz İnisiyatifi (Three Seas Initiative-TSI) projesi, alternatif enerji yaratma bağlamında ABD’nin de desteğiyle başlatılan önemli bir girişimdir.

AB, ürettiğinden daha çok enerjiye ihtiyaç ve tedarikçi aktörlere bağımlılık duymaktadır. Şüphesiz enerji tedariki bakımından en büyük pay Rusya’ya aittir. Ardından OPEC ülkeleriyle birlikte Norveç ve Cezayir gelmektedir. Baltık üçlüsü olarak bilinen Estonya, Letonya ve Litvanya’yla birlikte Finlandiya, Bulgaristan ve Macaristan’ın doğal gaz piyasasındaki tüketim marjının büyük bir bölümünü Rusya oluşturmaktadır. AB, Birlik dışındaki devletlerden ithal ettiği toplam gazın %39,7’sini Rusya’dan almaktadır. Ayrıca ithal gaz ticaretinde AB’nin Rusya’ya karşı bağımlılığı ülkelere göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Avusturya, Polonya, Romanya, Slovenya, Slovakya ve Finlandiya gibi Avrupa ülkelerinin Rusya’dan tedarik ettiği gaz miktarı, AB toplam gaz ithalatının %75’lik oranından daha fazla olmuştur. AB doğal gaz ithalatında yüksek paya sahip olan ülkelerde ise Rusya’ya bağımlılık daha düşük düzeylerde gerçekleşmektedir. AB doğal gaz ithalat payının %20’sinden fazlasını karşılayan Almanya, AB ülkeleri arasında en büyük gaz ithalatçısı ülkedir. Bu aşamada Kuzey Akım I ve II projelerinin gerçekleşmesindeki önem açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır[16].

AB ve Rusya arasındaki bağımlılık SSCB dönemi itibariyle var olan bir dinamik olmakla birlikte Rusya’nın enerjide hâkimiyet kurmak için kendisine bağımlı olan AB’nin enerji altyapısını kontrol etmeyi amaçlama durumu, son dönemlerde uygulanan yeni bir strateji olarak bahsedilmektedir. Rusya, bağımlılık olgusunun farkındalığıyla birlikte enerjiyi kimi dönem siyasal, kimi dönem ise ekonomik alanda politikalarla baskı aracı olarak kullanmaktadır. Bu da Avrupa’nın enerji güvenliğini tehlikeye atmaktadır. AB, Rusya’ya karşı olan enerji ihtiyacını makul bir seviyeye indirmek ve enerji üretmede kaynak çeşitliliğini artırmak adına alternatif aktörlere yönelmek istemiştir. Bu noktada AB, büyüme ve genişleme hedefinden kaynaklanan entegrasyon sürecinin bir sonucu olarak enerji talebindeki çemberi genişlemektedir. Genişleyen bu çember, başta Rusya’ya olan bağımlılığı artırmakla birlikte, enerji üreticisi olan diğer coğrafyalara (Körfez ülkeleri, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz) yönelmektedir[17]. Rusya’nın da bu bölgelere ilgisi bilinmektedir ve enerji kaynaklı oluşan tüm uluslararası krizlerde iki aktörün çıkar çatışması yaşaması kaçınılmaz bir olgu olarak yorumlanmaktadır.

AB ve Rusya’nın enerji sektöründe birbirlerine olan bağımlılıklarının kuvveti, Ukrayna’nın kilit bir konumda olduğunu kanıtlar niteliktedir. Ukrayna, AB ile Rusya arasındaki en önemli transit ülke olarak gösterilmesinin yanında iki aktörün de enerji güvenliğini ciddi ölçüde etkilemektedir. Nitekim Rusya ile Ukrayna arasında 2006 ve 2009 yıllarında art arda yaşanan doğal gaz krizleri sonrası Güney Akım projesi başlatılarak Rus doğalgazının Karadeniz üzerinden Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan, Hırvatistan, Slovenya ve Avusturya üzerinden Avrupa piyasasına ulaştırılması amaçlanmıştır. Ardından AB’nin 2011 yılında Üçüncü Enerji Paketi’ni (Third Energy Package-TEP) ortaya sunmasıyla Güney Akım projesi, önemli bir darbe almıştır. AB’nin bu pakette aldığı karara müteakip üçüncü tarafların enerji piyasasına dair ek tarifelerden muaf tutulması üye ülke yetkililerinin kararı ve Avrupa Komisyonu’nun onayına tabi tutulmuştur. Avrupa Komisyonu, Güney Akım boru hattının inşasına ilişkin AB iç pazar ve rekabet kurallarını belirleyen hükümetler arası anlaşmanın ihlal edildiğini öne sürerek Güney Akım projesinin sonlandırılması için Bulgaristan’a baskı uygulamıştır. Nitekim Avrupa Komisyonu’nun yaptığı baskı sonucu Bulgaristan, 2014 yılında boru hattı inşaatını durdurmuştur. Ardından 2014 yılında yaşanan Kırım ilhakı, Ukrayna’da yaşanan gelişmeleri tetiklemiştir ve tüm bunların sonucu olarak Güney Akım Projesi iptal edilmiştir[18].

AB’nin Ukrayna krizine siyasi ve ekonomik bir koz olarak baktığı ve faydalanmaya çalıştığı bilinmektedir. Bu doğrultuda AB, ekonomik ve ticari alanlarda Ukrayna ile çeşitli partnerlik anlaşmaların yaparak somut adımlar atmıştır. AB ayrıca, Kiev’deki 21. Ukrayna-AB Zirvesi’nde Ukrayna’nın uluslararası kabul görmüş sınırlardaki bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne olan desteğini keskin bir dille belirtmiştir[19]. Bu noktada Rusya da Ukrayna krizi itibariyle dış politikasını kendi menfaatleri doğrultusunda şekillendirerek günümüzde bir ivmeye ulaştırmıştır.

Gelişmeler ışığında Rusya, otoritesini perçinlemek ve AB’ye alternatif kaynak oluşmasını engellemek için bölgede baskıcı ve katı bir tutum sergilemekle birlikte Ukrayna iç siyasetine dahil olarak sorunu kökünden halletmeyi amaçlamaktadır. Bu hususta belirtmek gerekir ki Ukrayna’nın transit bir ülke olarak sahne almaması için Rusya’nın enerji politikasında gerçekleştirdiği manevrada Ukrayna’nın taşıdığı önemin Türkiye’ye aktarıldığı gözlemlenmekte ve bu doğrultuda Avrupa’nın enerji çeşitliliği için gerçekleştirdiği eylemlere karşıt olarak projeler geliştirmeyi ve bu projelerde partner olarak Türkiye’yi yanına almak istediği bilinmektedir[20].

 

3. Enerji Politikalarında Türkiye’nin Rolü

Coğrafi avantajların da getirdiği durum neticesinde Türkiye, enerji politikalarında kendisine bir rol biçmektedir ve biçilen bu rol Türk Dış Politikasında da klasik strateji olan statükoculuk ilkesi ile aynı çizgide ilerlemektedir. Bununla birlikte Türkiye, özellikle 2014’ten sonra her geçen yıl pragmatist tutumlarını daha da belirginleştirerek enerji politikalarında geçmiş yıllara oranla ciddi bir mesafe kat etmeyi amaçlamaktadır.

Ekonomik zenginliğin anahtar konumunda olan enerji, bir ülkenin sahip olabileceği en önemli güçlerin başında gelmektedir. Öte yandan tedarik edilen yer ile enerji pazarı arasındaki koridor görevini gören Türkiye, kuzeyinde Rusya, doğusunda Hazar Havzası ve Orta Asya, güneyinde ise Körfez ülkeleri ve Doğu Akdeniz havzasını bulunduran önemli bir konumdadır. Türk enerji piyasalarının en temel iki özelliği, sürekli artan talep ve enerji kaynaklarının tedarikinde dışa bağımlılık olarak açıklanmaktadır. Dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen Türkiye, yerli ve alternatif enerji tedarikini teşvik etmektedir. Nitekim Türkiye’nin enerji ithalatında Rusya’ya duyduğu bağımlılık oranı %55’tir. Kalan kısım çoğunluğu ise İran ve Irak’tan karşılanmaktadır. Alternatif enerjiyi canlandırmak isteyen Türkiye, nükleer enerji unsuru da enerji sepetine dahil etmeyi hedeflemektedir[21].

Bağımlılık göstergesinin ithalat zinciri penceresine bakılıp güncel raporların analizi sonucunda Türkiye’nin her iki enerji sektöründeki (doğal gaz-petrol) bağımlılık endeksinin ülkelere göre dağılımlarında ciddi derecede farklılıklar ve değişimler gözlemlenmektedir. Petrol sektöründeki ithalat oranlarına bakıldığında 2019 yılı için Rusya, 15,9 milyar ton ile %35’lik bir paya sahiptir. Onun hemen arkasında 9,5 milyar ton ile %21’lik bir paya sahip Irak gelmektedir[22]. 2020 yılı Mart ayı değişim oranlarına göz atıldığında ise ciddi bir fark gözlemlenmektedir. Mart 2019’da Rusya’dan ithal petrol miktarındaki %34,14’lük payı, Mart 2020’de %27,27’ye gerilemiştir. Mart ayı itibariyle ilk sıra %36,75 pay oranıyla Irak’ın olmuştur[23].

 

Kaynak: EPDK, Mart 2019 Raporu, “Petrol Piyasası Sektör Raporu: Ülkelere Göre İthalat Miktarları (ton)”, Ankara, (epdk.gov.tr), (Erişim Tarihi: 09.05.2020).

Şekil 1: 2019 Yılı Kaynak Ülkeler Bazında Türkiye’nin Doğal Gaz İthalatı (%)

 

Doğal gaz sektörüne bakıldığında, 2009-2019 yılları arasında ithal edilen doğal gaz miktarlarında en büyük payın Rusya’ya ait olduğu bilinmektedir. Nitekim Dışişleri Bakanlığı’nın da 2019 yılında yayımladığı veriler de yıllar arasındaki bu oranın %55 olduğunu göstermektedir. Bu yıllar arasındaki ithalat payının yüksek olduğu dönem, Şekil 1’de görüleceği üzere 2011-2013 arası olmuştur. Keza aynı şekilde en yüksek payın da 2013’te Enerji Piyasası Denetleme Kurulu’nun hazırlamış olduğu raporda gözlemlenmektedir. Doğal gaz ithalatı noktasında 2015 yılından itibaren, Rusya’ya olan bağımlılık oranı, kendilerinden önceki yıla göre kademeli olarak azalmaktadır. 2015 yılında %55, 2016’da %52, 2017’de %51, 2018’de %49 ve son olarak 2019’da %33’lük bir oran karşımıza çıkmaktadır. Doğal gazdaki bu bağımlılığın daha çok Azerbaycan ve İran gibi ülkelerle dengelendiği görülmektedir. Rapora göre son 10 yıldaki bağımlılığın en düşük olduğu yıl 2019 olmakla birlikte bu kademeli azalışın süregelme durumu, Tablo 1’deki 2019-2020 Mart ayları karşılaştırmasıyla gözlemlenmektedir[24].

 

Kaynak: EPDK,”Doğal Gaz Piyasası Sektör Raporu: Mart 2019 ve Mart 2020 Dönemlerindeki Doğal Gaz İthalat Miktarlarının Doğal Gazın İthal Edildiği Ülkelere Göre Karşılaştırılması (Milyon Sm3)”, Ankara.

Tablo 1: Mart 2019 ve Mart 2020 Dönemlerindeki Doğal Gaz İthalat Miktarlarının Doğal Gazın İthal Edildiği Ülkelere Göre Karşılaştırılması (Milyon Sm3)

Mart 2019 ve Mart 2020 doğal gaz ihracatının ülkelere göre dağılım oranları karşılaştırıldığı zaman daralan bu makas, Tablo 1’de net bir şekilde görüntülenmektedir. 2020 Mart ayında ithal edilen toplam doğal gaz miktarı (4.296,13 Sm3), 2019 Mart ayındaki toplam gaz miktarına (3.940,99 Sm3) göre kısmi miktarda (355,14 Sm3) azalmıştır. Rusya’dan ithal edilen doğal gaz miktarı da toplam gaz ithalatındaki düşüşten etkilenmiştir. Doğal gaz ithalatında Rusya’nın payı %32,55’ten, %9,89’a düşmüştür. Bu ciddi orandaki yüzdelik değişimin doğrudan ve dolaylı yollardan etkilendiği bir diğer önemli unsur, 2020 yılı itibariyle ithalatta ön plana çıkan ülkelerdir. Bu bağlamda Azerbaycan, Katar, ABD, Kamerun, Mısır gibi devletler, 2019 yılına göre Türkiye’nin Rusya’ya yönelik doğal gaz enerji arzını aşağıya çekmektedir.

Rusya’nın payının ciddi derecede düşüp, aynı ölçüde Azerbaycan’ın payının artmasının Türkiye’nin doğal gaz ithalatındaki etkilerine ve sürecin siyasi bir yansıma taşıyıp taşımadığına dair görüşler, çeşitli uzmanlar tarafından tartışılmaktadır. İthalat oranlarının değişmesinin siyasi bir boyutunun da olduğu görüşünde olan Birleşmiş Milletler Avrupa Gaz Uzmanları Grubu Ekonomik Komisyonu üyesi John Roberts: “Rusya’nın Türk pazarındaki payına dair siyasi hesaplar da devreye girebilir” diyerek Rusya ve Azerbaycan’la sözleşmelerin yakın zamanda yenileneceğini hatırlatmıştır. Bu doğrultuda Roberts, Suriye ve Libya’daki çatışmalar sebebiyle Rusya ile gerilen bağların ve Azerbaycan ile geleneksel dostane ilişkilerin Türkiye’nin sözleşme tercihlerine yansıyabileceği görüşünde olmuştur[25].

Rusya enerji uzmanı Aydın Sezer, toplam gaz tüketiminin bir önceki yıla göre %10 azaldığını ve bununla birlikte pandemi sürecinin de etkisiyle düşen enerji ihtiyacının rakamlara da yansıdığını belirterek bu durumun Türkiye’nin Rusya’yla yaptığı gaz ticaretinde bir kırılma yaratmayacağı görüşünde bulunmaktadır. Ayrıca Azerbaycan’dan alınan gazın Türk-Rus ilişkilerindeki anlaşma yükümlülüğü değiştirmediği gerçeği de dile getirilmiştir. Bu görüşlere paralel olarak Boğaziçi Enerji Kulübü Başkanı Mehmet Öğütçü de doğal gaz alım tercihlerinin Ruslardan bir uzaklaşma olduğunu düşünmemekle birlikte Türkiye’nin uygun fiyatlar dahilinde seçeneklere yöneldiğini savunmaktadır. Hâlihazırda Türkiye’nin yenilenebilir enerji ve yerli linyit kömürün kullanımı sayesinde doğal gazın ülkedeki kullanım alanının daraldığını ve bunun da rakamlara yansıdığı belirtilerek doğal gazın sözleşmelere tabii bir konu olduğu ve anlaşmaların ilerleyen yıllarda yenileneceği vurgulanmaktadır. Rus doğal gazında Avrupa payının %40 civarında olduğu ve Türkiye’nin bu doğrultuda gaz ve ikmal güvenliği açısından kendi payını %30’lara çekmek için gerekirse Azerbaycan’dan gelecek gazı artırabileceği söylenmektedir[26].

Her geçen yıl bağımlılık seviyesini aşağıya çekmek ve ihracat oranlarını yılın koşullarına göre minimum seviyede tutmayı hedefleyen Türkiye’nin enerji politikalarındaki rolü iki ana eğilim üzerinden incelenmektedir. İlk olarak hedef, kaynak çeşitliliğini artırarak Doğu-Batı ve Kuzey-Güney enerji hatları üzerinde merkez bir konumunda olmaktır. İkinci ise kendi enerji kaynaklarını canlandırmaktır. Stratejik bir ülke konumunda olma avantajını elinde bulunduran Türkiye, bu avantaj vasıtasıyla enerji pazarı olmaya aday bir durumundadır. Dolayısıyla petrol ve doğal gaz ithalatında arz güvenliği, kaynak çeşitliliği ve kaynakların güvenli bir şekilde aktarılmasını sağlayacak projelere imza atmak Türkiye açısından önem arz etmektedir[27].

Türkiye üzerindeki petrol boru hatları Şekil 2’de görüleceği üzere Irak’tan gelen Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı ve Azerbaycan’dan gelen Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattıdır. Doğu ve Güney sınırındaki ülkelerle kurulan bu iki bağlantı, Türkiye’nin petroldeki ana hatlarını oluşturmaktadır[28].

 

Kaynak: EPDK, Mart 2019 Raporu, “Petrol Piyasası Sektör Raporu: Ülkelere Göre İthalat Miktarları (ton)”, Ankara, epdk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 09.05.2020).

Şekil 2: 2019 yılı itibariyle Türkiye’nin Petrol Boru Hatları

Doğalgaz boru hattında ise Şekil 3’te görüleceği üzere 7 proje yer almaktadır. Doğal gaz projelerinden ilki Batı hattı olarak geçen Rusya-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı’dır. SSCB döneminde imzalanan bu anlaşma, 25 yıl süreli doğal gaz alım-satım üzerine inşa edilmiştir. Bir diğer proje Mavi Akım da Karadeniz üzerinden Türkiye’ye iletilen transit bir boru hattı olup Rusya ile yapılan ilk resmi boru hattı anlaşmasıdır. Üçüncü proje, İran ve Türkiye arasındaki Doğu Anadolu Doğal Gaz Ana İletim Hattı’dır. Bu proje dahilinde İran’dan gaz alımı 10 Aralık 2001 tarihinde başlamıştır. Dördüncü proje, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı’dır[29].

 

Kaynak: EPDK, Mart 2020, “Doğal Gaz Piyasası Sektör Raporu: Mart 2019 ve Mart 2020 Dönemlerindeki Doğal Gaz İthalat Miktarlarının Doğal Gazın İthal Edildiği Ülkelere Göre Karşılaştırılması (Milyon Sm3)”, Ankara, epdk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 09.05.2020).

Şekil 3: 2019 yılı itibariyle Türkiye’nin Doğal Gaz Boru Hatları

 

Azerbaycan’ın güney Hazar Denizi bölgesindeki Şah Deniz sahasından üretilen doğal gazı Türkiye’ye tedarik etmeyi amaçlayan Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı, 12 Mart 2001 tarihinde imzalanan Türkiye-Azerbaycan Anlaşması neticesinde gerçekleştirilmiştir. Azerbaycan ile Gürcistan bölgelerindeki Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı (BTC) koridorunda yaklaşık 980 km uzunluğunda inşa edilmiştir. Beşinci proje, AB’nin INOGATE (Avrupa’ya Eyaletler Arası Petrol ve Gaz Taşımacılığı) kapsamında geliştirilen Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Bağlantısı projesidir. Altıncı proje olan Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP), Türkiye’nin artan doğal gaz talebini karşılamak için Azerbaycan Hükümeti ve Azerbaycan’ın Şah Deniz alanını geliştiren Şah Deniz Konsorsiyumu ile yapılan görüşmeler neticesinde şekillendirilmiştir.

Yedinci ve son proje olan TürkAkım, 10 Ekim 2016 tarihinde Rusya ve Türkiye arasında imzalanmıştır. Projenin açık deniz bölümünde iki boru hattının inşası ve işletimi Rusya’ya bırakılmıştır. Kıyı kesiminde yalnızca Türkiye’ye doğal gaz tedarik edecek ve ulusal iletim sisteminin bir parçası olarak BOTAŞ tarafından inşa edilecek bir hat inşa edilecektir. Karadaki ikinci boru hattı ise Avrupa’ya gaz tedarik edecek ve iki ülkenin şirketleri tarafından yüzde ellilik bir ortaklık ile kurulan “TürkAkım Gaz Taşıma Anonim Şirketi” ikinci boru hattının inşaatını ve işletmesini gerçekleştirecektir[30].

 

4. TürkAkım Projesi

Mayıs 2014’te Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’in “Güney Akım’ı Avrupa AB üyesi olmayan bir ülkeden geçiririz” açıklamasıyla gündeme gelen proje, 2016’da her iki ülkenin de enerji bakanları aracılığıyla imzalanmıştır. İlk olarak Türk Akımı, daha sonra ise TürkAkım olarak adlandırılan proje, 2017 yılında resmi olarak başlatılmıştır. Projenin ortaya çıkış amacı, Güney Akım ile paralel olarak gerçekleşmiştir. Projenin Rusya perspektifindeki asıl amaçlarından birisi, NABUCCO ve Ukrayna’yı devre dışı bırakmaktır. Bunanla birlikte TürkAkım, Rusya’nın ihracat pazarındaki diğer tedarikçilere karşı avantaj kazanmasını sağlamakla birlikte Avrupa Komisyonu’nun Üçüncü Enerji Paketi düzenlemesine uyma taleplerinden doğan problemleri de gidermiş olacaktır[31].

Türkiye perspektifinden bu projeye bakıldığında hâkim görüş, TürkAkım’ın sadece bir geçiş projesi olmayacağı ve mevcut doğal gazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya dağıtılması üzerinedir. Anlaşmanın imzalanmasının hemen akabinde ilk Avrupalı müşteri Macaristan olmuştur. Bunun üzerine Macaristan ile Gazprom arasında Şubat 2017’de bir anlaşma imzalanmıştır. Yine bu ayda Gazprom ile İsviçre’nin Allseas adındaki şirketi arasında boru hattının inşa edilmesi için anlaşma imzalanmıştır[32]. Projeye yönelik olumsuz bir görüşe sahip olan ABD hükümeti, TürkAkım projesinde enerjinin Rusya’dan elde edilecek ve Avrupa’ya ileteceğinden ötürü endişe duymaktadır. Özellikle Başkan Trump, Avrupa’nın Rusya’ya bağımlılığını azaltmak için ABD veya başka tedarikçi firmalardan gaz alımını teşvik etmeye ve Macaristan ve komşu ülkelerin projeye yaklaşımı değiştirilmeye çalışmaktadır[33].

 

Kaynak: Anadolu Ajansı, “Rus Medyası: Türk Akım’da Avrupa İçin Rota Belli Oldu”, 2018, https://www.ensonhaber.com/ekonomi/rus-medyasi-turk-akimda-avrupa-icin-rota-belli-oldu, (Erişim Tarihi: 01.06.2020).

Şekil 4: TürkAkım Projesi Muhtemel Geçiş Güzergahı

 

Türkiye’yi geçtikten sonraki güzergâhta iki farklı kola ayrılarak Avrupa’ya doğru gaz tedarik etmek için inşa edilen TürkAkım, Rusya’ya ait en büyük doğal gaz boru hattı projesi olarak bilinmektedir. Proje kapsamında toplam kapasitesi 31,5 milyar metreküp olan iki hattan oluşan boru hattının birinci hattında Türkiye’ye doğalgaz tedarik edilecektir. İkinci hattında ise Türkiye toprakları üzerinden Güney ve Güneydoğu Avrupa ülkelerine gaz taşınacaktır. Boru hatları tam kapasiteye ulaştığında Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Macaristan’a doğrudan enerji sağlanacaktır. Bununla birlikte TürkAkım’ın totalde 19 milyar dolara mal olması beklenmektedir. Hattın deniz kısmında, birbirine paralel olarak ilerleyen 930 km’lik iki adet boru bulunmaktadır. Bunun yaklaşık 700 km’si Türk karasuları içerisinde yer almaktadır. Yerin hemen hemen 2 bin 200 metre derinliklere kadar inebilen bu borular, Rusya kıyısındaki Anapa kentinden başlayıp Türkiye’deki Kıyıköy beldesine doğru çıkmaktadır. Boru hatları Kıyıköy’den iki farklı güzergâh izlemektedir. İlk hat, Türkiye’nin mevcut doğalgaz şebekesine bağlanmaktadır. İkinci hat ise Avrupa sınırına ulaşmaktadır. Bu aşamada Yunanistan’a bağlanan kısım, Rusya ve Yunanistan arasındaki 2015 anlaşmasıyla oluşturulmuştur. Ancak Bulgaristan özellikle 2018 yılından itibaren devreye girerek kendi topraklarına 11 km’lik boru hattı inşa etmiştir. Gazın Avrupa’ya iletilmesi hususunda iki farklı rota oluşmuştur. Bununla birlikte Bulgaristan güzergâhının maliyeti hem Rusya hem de Bulgaristan için daha uygun görünmektedir[34].

TürkAkım’ın altyapı geliştirme ve modernizasyon aşamasındaki kazançların yanında uzun yıllar boyunca transit gelir vasıtasıyla güzergâhtaki ülkelerin ekonomisine direkt katkısı olacaktır. Bundan dolayı Yunanistan ve Bulgaristan, güzergâh ülkeleri olma bağlamında 2017-2019 arasındaki süreçte Rusya’nın alacağı karara yönelik çeşitli baskılar uygulamıştır. Rusya’nın önünde bulunan iki farklı güzergâh, çeşitli avantajlar ve dezavantajları da içerisinde barındırmaktadır. İlk olarak güzergâhın Yunanistan’dan geçmesi durumunda, özellikle Yunanistan cephesinde Avrupa Komisyonu’nun herhangi bir itirazının olmayacağı üzerindeki hâkim düşünce, 2015 yılındaki Rusya’yla yaptığı anlaşma ile somutlaştırılmaktadır. Bunun yanında Yunanistan’ın önemli gaz tüketici bir ülke olan İtalya ile doğrudan bağlantısının olması, Rusya için avantaj yaratan bir diğer meseledir. Zira İtalya, Almanya ve Türkiye gibi Avrupa’ya açılan önemli bir pazardır.

Yunanistan lideri Çipras’ın Rus lideri Putin’e hatta dahil olma taleplerini yinelemesine karşılık olarak Putin’in: “Bunu Türklere de sormak lazım” açıklamasından sonra, Türkiye’nin Yunanistan’ın dahil olmasında söz hakkı sahibi olabileceği iddiaları ortaya atılmıştır. Türkiye’nin elinde böyle bir koz bulunması hâlinde ise dış politikada özellikle Doğu Akdeniz’de çıkan deniz sınırı ve “münhasır ekonomik bölge” anlaşmazlıklarında Yunanistan’a karşı kullanılabileceği öne sürülmektedir[35]. Konuyla alakalı olarak KKTC’nin Akdeniz Stratejik Araştırmalar Merkezi Genel Sekreteri Gökhan Güler’in yorumu: “Türkiye, Yunanistan’ın Türk Akımı projesine katılımı konusunda tabi ki Rusya ile istişare edecektir. Türk Akımı projesinde Türkiye’nin sınır komşusu olan hem Yunanistan hem de Bulgaristan’ın yer alması söz konusudur” şeklinde olmuştur[36].

Güzergahın Bulgaristan’dan geçmesi hâlinde Bulgaristan’ın Rusya’ya da çeşitli avantajlar sağlayacağı ve bu hususta önceliklere sahip olduğu belirtilmektedir. Nitekim Ukrayna üzerinden taşınan Trans-Balkan boru hattının, TürkAkım için de kullanılabileceği tahmin edilmektedir. Bulgaristan hattının inşa edilmesi maliyetleri düşürmekle birlikte, Avrupa Komisyonu’nun onayladığı ancak henüz inşa edilmeyen Yunanistan hattı mevcut durumda iki farklı alternatiftir. 2018 yılında Bulgaristan Enerji Bakanı Temenuzhka Petkova: “Bu aşamadan sonra yapılması gereken AB kuralları ve prosedürlerinin kati olarak uygulanması olacak. Bu sayede daha önce Güney Akım projesinin iptal edilmesine neden olan hatalar tekrarlanmayacak” diyerek projenin kendi ülkeleri üzerinde başlaması için hazır olduğunu belirtmektedir. Rusya Ulusal Enerji Güvenliği Fonu Başkan Yardımcısı Aleksey Grivaç’ın: “Bulgarlar ve Yunanlar, Brüksel’de lobi faaliyetleri yürütüyor ancak henüz bir sonuç yok. Muhtemelen bu durum, Rus gazı AB sınırlarına yaklaştığında değişecek” şeklindeki yorumu, AB’nin projeye ilişkin izleyebileceği tutumdaki belirsizliğin mevcut koşullardaki gidişatını özetleyen bir değerlendirme olmuştur.[37]

 

Kaynak: Sputnik, “Türk Akımı, Yunanistan mı yoksa Bulgaristan’dan mı geçecek?”, 2018, https://tr.sputniknews.com/turkiye/201811221036274526-turk-akimi-yunanistandan-mi-bulgaristandan-migececek/, (Erişim Tarihi: 08.05.2020).

Şekil 5: Güncel Haliyle TürkAkım güzergahı

 

Netice itibariyle Rusya, kendisine maliyet ve zaman açısından en uygun güzergâh olan Bulgaristan’ı tercih etmiştir[38] ve 2020 Ocak ayından itibaren bu güzergâh kullanılmaya başlanmıştır. Güzergâh değişimine dolaylı etkiler olarak muhtemel sebepler zincirine Atina-Moskova arasındaki gerginlikler de eklenmektedir. Bunlara örnek olarak, diplomatik bağların ciddi ölçüde zedelendiği bir olay olan Yunanistan’daki Rus diplomatların sınır dışı edilmesi[39]  Rusya’nın Balkanlar’daki etkisini kırma amacı güden ve daha çok AB çıkarlarına hizmet eden Makedonya isim anlaşması[40] ve iki tarafın da dini yükümlülüklerinden ötürü taviz vermediği kiliseler arası anlaşmazlıklardan alevlenen politik sorunlar[41] gibi sebeplerden doğan gerginlikler de muhtemel sebepler olarak analiz edilmektedir.

TürkAkım projesinin akıbetine kronolojik olarak bakıldığında kat edilen aşamaların seyri şu şekilde olmuştur: Mayıs 2017 itibariyle başlatılan boru hatları açık deniz inşa çalışmalarına, Şubat 2018 itibariyle de boruların yerleştirilmesiyle devam edilmiştir. Nisan 2018’de boru hatlarının ilki, Türkiye’nin Karadeniz kıyısına ulaşmıştır. Haziran 2018’de ise ikinci hattın inşasına başlanılmış ve nihayetinde Mart 2019’da Karadeniz’deki boru hattı sistemi bütünüyle tamamlanmıştır. Yılın sonuna doğru Sırbistan’dan geçecek olan kısmın da tamamlanmasıyla[42] beraber hattaki borulara da doğalgaz döşemesi yapılıp, hazırlık aşamasının son adımı atılarak Ocak 2020’de açılış töreni gerçekleştirilmiştir. Ocak ayı itibariyle TürkAkım üzerinden tedarik edilen gaz miktarı bir milyar metreküpe ulaşmıştır. Bu miktarın yaklaşık %54’ü Türkiye doğalgaz piyasasına, %46’sı ise Türkiye-Bulgaristan sınırına ulaştırılmıştır[43].

Enerji siyaseti ve jeopolitik bağlamlar bir arada değerlendirildiğinde bağımlılık unsuru ön plana çıkmaktadır. Bu unsur, TürkAkım projesine yönelik eleştiriler ve farklı yaklaşımları beraberinde getirmektedir. Öğütçü’ye[44] göre TürkAkım anlaşması, Rus gazının Türkiye piyasasındaki kalıcılığını göstermektedir ve Rusya ile yapılacak yeni doğal gaz sözleşmelerinde Türkiye’nin elini güçlendirecektir. Varol’a göre Türkiye, Rusya’nın hâkimiyetini dengelemek için uluslararası bir güce (AB veya ABD) başvurmadığından dolayı ikili ilişkiler asimetrik bir bağımlılığa doğru sürüklenmiştir. Türkiye’nin AB kozunu kullanarak uygulamak istediği kuralların olmayışı, ülkeyi masada yalnız bırakmıştır. Nitekim Bulgaristan’ın gazı daha ucuza alacak oluşunun, Avrupa Komisyonu desteği vasıtasıyla gerçekleşeceği düşüncesi de bu savı destekler niteliktedir[45].

Türk kamuoyunda projeye yönelik Rusya’dan daha ucuza gaz alınacağına dair olumlu bir hava yaratılmasının yanıltıcı bir yaklaşım olduğu görüşü, deniz güvenliği uzmanı Mehmet Cem Demirci tarafından dile getirilmektedir. Demirci, iki ülke arasında yapılan anlaşmanın tüm maddelerine detaylı bir şekilde bakıldığında TürkAkım’ın Türkiye’nin menfaatlerine ters düşecek birtakım düzenlemeler içerdiğini savunmaktadır. Nitekim anlaşma içeriğinde Rusya, Türkiye’ye ihraç edilecek gazda indirim yapılacağına dair bir yükümlülük içerisinde bulunmanın aksine Batı hattı için geçerli olan ticari koşullar kabul edilecektir. Netice itibariyle TürkAkım’la birlikte Rusya, Ukrayna’ya transit ücreti ödemeden Türkiye’ye gaz satacağı için daha fazla gelir elde edecektir. Bununla birlikte Rusya, anlaşmanın 11. Maddesine göre deniz ve karadaki boru hatlarını tek taraflı feshetme hakkına sahiptir. Ayrıca bu hatlarda ortaklık yapacak şirketin (Gazprom), gaz transiti yapmak için Türkiye’den onay almaya ihtiyaç duymayacağını belirten bu madde, Avrupa’ya taşınacak olan gazda Türkiye’nin yetkisinin ne denli sınırlı olduğunu gözler önüne sermektedir[46].

 

Sonuç

Soğuk Savaş sonrası enerji Balkan coğrafyası, enerji sektöründe en stratejik konumlardan birisi olmuştur. Başta Gazprom olmak üzere önemli enerji şirketleri vasıtasıyla Balkan ülkelerine konuşlanan Rusya, enerji ihracatı adı altında bahsi geçen bu bölgede mutlak bir hâkimiyet kurmakla birlikte AB’ye de kendisinden başka bir alternatif olmaması koşulunu benimsetmeyi amaçlamaktadır ve hamlelerini de bu yönde yapmaktadır. Karşılıklı bağımlılığın ciddi ölçüde kendini gösterdiği bu ortamda AB, hem yenilenebilir enerji üretimi gibi yollarla enerji çeşitliliğini artırmayı hem de ithal edilen enerji alternatifleriyle bölgede varlık göstermektedir. Bu çerçevede enerji güzergâhından geçen devletlerin ekonomilerine ciddi yatırımlar yapmaktadır. Ülkelerin hem Rusya yanlısı bir tutum sergilemesinin önüne geçmek hem de Rusya ile olan enerji bağımlılığını minimum seviyeye çekmek için ciddi çaba sarf edilmektedir. Nitekim Güney Akım’la aynı güzergâhlarda alternatif bir akım olan NABUCCO projesi, AB’nin attığı en önemli adımlardan birisidir. Rusya ise, Balkanlar ve Karadeniz’deki nüfuzunu genişleterek hâkimiyetini güçlendirme amacı gütmektedir ve AB’ye cevap niteliği taşıyan en somut hamleleri, Kuzey Akım I-II ve TürkAkım olarak bilinmektedir.

Güney Akım projesinin AB tarafından iptalinin çeşitli sebepleri vardır. Bunlara karşılık olarak gösterilecek ilk sebep hiç şüphesiz Üçüncü Anlaşma Paketi ve Bulgaristan’a anlaşma ihlalleri sonucu yapılan baskıların gerektirdiği koşullardır. Hatırlanacağı üzere Rusya’nın Ukrayna ile yaşadığı krizin büyüklüğü, projenin iptalle neticelenmesine sebebiyet vermiştir. Bu gibi sebeplerin birbirini tetiklemesi ve mevcut güzergâhın yerine daha ekonomik ve stratejik bir güzergahın kullanılacak olması, Rusya’nın Güney Akım’dan vazgeçmesini kaçınılmaz kılmıştır. Doğal gazın Avrupa’ya iletiminde Türkiye rotasının tercih edilmesi, Putin’in söylemlerinden hareketle pragmatist yorumlanmaktadır. Bu ölçüde AB baskısının, Güney Akım’a oranla daha hafif olacağı tahmin edilmektedir. Nitekim hükümetler arası anlaşma ihlali gibi hukuki koşula dayalı bir problemin önüne geçilme durumu, hatlarda yer alan diğer ülkeler için de rahatlatıcı bir iklim yaratmaktadır. Projenin pragmatist olarak değerlendirilmesinin bir diğer gerekçesi ise Rusya’nın Ukrayna’yla yaşadığı kriz veya buna benzer bir krizde Türkiye ile karşı karşıya gelme olasılığının oldukça düşük olmasıdır. Zira Türkiye ve Rusya ilişkilerinin kopma noktasına geldiği dönemde bile proje sekteye uğramamıştır. 2015’te yaşanan uçak düşürme krizinin ardından TürkAkım müzakereleri karşılıklı yapılan açıklamalarla durdurulma aşamasına gelse dahi projedeki kararlılık, krizin önüne geçmiştir.

Avrupa’nın doğal gazda Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmasıyla doğrudan ilişkili bir yerde olan Doğu Akdeniz krizi, ihtimaller dahilinde TürkAkım üzerinde dolaylı bir etkiye sahiptir. Krizin çözüme kavuşarak anlaşma zeminine oturtulması, uluslararası geçerliliğe sahip Libya-Türkiye Anlaşmasını yürürlükte tutacaktır. Çatışmaların devam etmesi, koşulların değişme ihtimalini de diri tutmaktadır. Bununla birlikte Türkiye’nin avantajlı konumu, NATO’nun verdiği destekle perçinlenmektedir ve bu durum, Rusya’nın krizdeki tutum ve davranışlarını da belirlemektedir. Türkiye ise münhasır ekonomik bölge sınırlarının ihlalinden doğan mevcut haklarını, meşru müdafaa çerçevesinde arama gerekliliğinden dolayı bu meseleyi güvenlikleştirmiş boyuttadır. Doğu Akdeniz’deki krizin ayrılıkçı unsurların lehine veyahut çözümsüzlükle sonuçlanması hâlinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan, İtalya ve Fransa gibi AB ülkelerinin var olan payında artış söz konusu olacaktır. Bu durum, Avrupa’nın Rusya’ya olan enerji bağımlılığında azalma meydana getireceği için TürkAkım’ın mevcut pazarını sekteye uğratma riskini taşımaktadır. Krizin Libya hükümeti lehine sonuçlanması hâlinde hem Rusya hem AB hem de NATO vasıtasıyla ABD, elde edilebilecek olası gazın işletilmesi ve Avrupa’ya iletilmesi hususunda Türkiye’ye yeni alternatif güzergahlar ve altyapı imkanları oluşturabilme ihtimallerini doğurmaktadır. Güneş ve Arslan’ın belirttiği üzere, Türkiye, enerji dağıtımında merkez bir ülke konumunda olabilmesi için AB ile kazan-kazan mantığında işbirliklerini artırarak Doğu Akdeniz ile Avrupa arasında köprü vazifesi görmesi gerekmektedir. İhtimaller silsilesinde kesin olarak yapılacak yorum yaşanılacak gelişmelerden hangisinin/hangilerinin daha yüksek olasılıkta olduğunu kestirebilmenin güçlüğü üzerinedir. Netice itibariyle gelişmeler uzun vadeye yayılacağından dolayı mevcut ihtimallerin ortaya sunulması haricinde durumla alakalı kesin ve kapsamlı analiz yapmak da bir o kadar zor ve komplike olacaktır.

Türkiye’nin Rusya karşısında AB veya ABD gibi uluslararası bir güce başvurmamasının asimetrik bağımlılığa yol açtığına dair yapılan tartışmalarına bakıldığında bu durum mevcut koşullar dahilinde sürecin olağan bir yansıması olarak değerlendirilmektedir. Nitekim farklı projeler vasıtasıyla uluslararası bir güce başvurmakla aynı gücü imkân veya imkanlar yaratmak için dış politikada kullanmak birbirinden ince bir çizgiyle ayrılmaktadır ve bu çizgi diplomasi kavramıyla açıklanmaktadır. Son tahlilde Türkiye’nin Rusya’ya karşı bağımlılığını azaltmak, gaz anlaşmalarında pazarlık gücünü artırmak ve doğal gazı daha uygun fiyata almak için ABD veya AB gibi alternatif bir güce başvurmasından evvel yerli doğal gaz üretimin teşvikiyle birlikte bu güçleri elinde bir koz olarak bulundurup, Rusya ile karşılıklı bağımlılık unsurunu da kullanarak müzakere gücünü test etmesi daha hayati bir seçenek olarak değerlendirilmektedir.

 

 


Kaynakça

Basılı Kaynaklar:

Akhiyadov, Mokhmad, ABD, AB ve Rusya Üçgeninde Kuzey Akım-2 Doğal Gaz Boru Hattı, Insamer, 2019.

Batı, Ferhat. Küresel Enerji Politikasında Balkan Jeopolitiği ve Enerji Güvenliği Paradigması, International Journal Entrepreneurship and Management Inquiries, 2017.

Doğan, Göknil Erbaş. Karadeniz Bölgesinde Boru Hatları Jeopolitiği, “Karadeniz Araştırmaları Dergisi”, Ankara: 2018.

Eminoğlu, Ayça, Anıl Çağlar Erkan. Dış Politikada Enerjinin Materyalleştirilmesi ve Rusya Federasyonu, “Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi”, 2019.

Güneş Mehmet, Tayfun Arslan. Enerji Bağımlılığında Avrupa Birliği, Rusya, Türkiye Üçgeni ve Doğu Akdeniz Alanı, International Journal of Humanities and Education, 2018.

E.T.-Kaya, S., Enerji Arz Güvenliği ve Güney Gaz Koridoru (GGK), İstanbul: SETA Yayınları, 2014.

Kocatepe, Nurullah.  Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü, “Akademik Bakış Dergisi”, 2019.

Koyuncu, Çiğdem Aydın. Güney Akım Projesi Çerçevesinde Bulgaristan Enerji Politikası Analizi, “Alternatif Politika”, 2016.

Paleoyannis, Giamouridis. Security of Gas Supply in South Eastern Europe: Potential Contribution of Planned Pipelines, LNG, storage, Oxford: Oxford Institute of Energy Studies, 2011.

Progonati, Erjada. Rusya’nın Balkan Politikası, “Karadeniz Araştırmaları Dergisi”, Ankara.

Özdemir, Volkan. Balkan Piyasalarını Hedef Alan Doğal Gaz Boru Hattı Projeleri Arasında Rekabet: NABUCCO, Güney Akım ve TAP Projeleri Örneği, “Sosyo Ekonomi Dergisi”, 2018.

Sıvış, Efe. Enerji Politikalarında Denge Arayışı, ABD – Rusya ve Avrupa Birliği Üçgeni: TürkAkım Projesinin Belirleyici Faktörleri, “Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi”, 2019.

Suleymanov, Elcin, Osman Nuri Aras, Fakhri Hasanov. Economıc and Strategıc Expectations from Trans Anatolıan Natural Gas Pipeline Project, Munich: Munich Personal RePEc Archive, 2013.

Telli, Azime, Işın Demirtaş. Küresel Enerji Jeopolitiğinde Balkanların Ekonomi Politiği Üzerine Bir Değerlendirme, “Gaziantep University Journal of Social Sciences”, 2019.

Türbedar, Erhan. Balkanlar ve Enerji, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, 2013.

İnternet Kaynakları:

Anadolu Ajansı, Rus Medyası: Türk Akım’da Avrupa İçin Rota Belli Oldu, 2018, https://www.ensonhaber.com/ekonomi/rus-medyasi-turk-akimda-avrupa-icin-rota-belli-oldu, (Erişim Tarihi: 01.06.2020).

Anadolu Ajansı, AB, Ukrayna’ya Desteğini Yineledi, 2019, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/ab-ukraynaya-destegini-yineledi/1526438, (Erişim Tarihi: 14.04.2020).

Aktan, S., Türk Akımı Doğal Gaz Boru Hattı Türkiye, Rusya ve Bölge İçin Ne Anlam Taşıyor?, 2020,https://tr.euronews.com/2020/01/08/turk-akimi-dogal-gaz-boru-hatti-turkiye-rusya-ve-bolge-icin-ne-anlam-tasiyor, (Erişim Tarihi: 29.04.2020).

Aydemir, İ.-Öztürk, T.-Ölmez M.T., TürkAkım Projesinin Tarihçesi, 2020, https://140journos.com/rus-federasyon-konseyinin-onaylad%C4%B1%C4%9F%C4%B1-t%C3%BCrk-ak%C4%B1m%C4%B1-projesi-nin-tarih%C3%A7esi-2be973e31f55, (Erişim Tarihi: 15.03.2020).

Commission of The European Communities, Green Paper: Promoting a European framework for Corporate Social Responsibility, 2001, https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/DOC_01_9, (Erişim Tarihi: 07.04.2020).

Demirci, M.C., Türk Akımı mı, Rus Akımı mı? Boru Hattı En Çok Kime Yarıyor?, 2019, https://tr.euronews.com/2019/01/28/turk-akimi-mi-rus-akimi-mi-dogal-gaz-boru-hatti-en-cok-kime-yariyor, (Erişim Tarihi: 09.05.2020).

Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Enerji Stratejisi, http://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-enerji-stratejisi.tr.mfa, (Erişim Tarihi: 12.04.2020).

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Natural Gas Pipelines and Projects, 2019, https://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Dogal-Gaz-Boru-Hatlari-ve-Projeleri, (Erişim Tarihi: 05.05.2020).

Euronews, Türk Akımı Projesinin Sırbistan’dan Geçen Kısmı Tamamlandı, 2019,  https://tr.euronews.com/2019/12/26/turk-akim-projesinin-sirbistan-dan-gecen-kism-tamamlandi-rusya-dogalgaz, (Erişim Tarihi: 26.05.2020).

Gadjiev, A., Yunanistan, Türk Akımı Kapsamında Amaçlarına Ulaşacak Mı?, 2018, https://tr.sputniknews.com/columnists/201812121036593444-yunanstan-turkye-turk-akimi/, (Erişim Tarihi: 04.05.2020).

Gotev, G., US Warns Hungary and Neighbours against Turkish Stream, 2018, https://www.euractiv.com/section/global-europe/news/us-warns-hungary-and-neighbors-against-turkish-stream/, (Erişim Tarihi: 05.04.2020).

Güler, M.A., Yunanistan ve Bulgaristan’ın Türk Akımı Rekabeti, 2019, https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/mehmet-ali-guller/yunanistan-ve-bulgaristanin-turk-akimi-rekabeti-1241452, (Erişim Tarihi: 29.04.2020).

Koyuncu, H., Yunanistan ile Rusya Arasında Diplomatik Kriz, 2018, https://tr.euronews.com/2018/07/11/yunanistan-la-rusya-arasinda-diplomatik-kriz, (Erişim Tarihi: 04.04.2020).

Sputnik, Türk Akımı, Yunanistan mı yoksa Bulgaristan’dan mı geçecek?, 2018, https://tr.sputniknews.com/turkiye/201811221036274526-turk-akimi-yunanistandan-mi-bulgaristandan-migececek/, (Erişim Tarihi: 08.05.2020).

Tokyay, M., Azerbaycan’ın Türkiye’ye Doğal Gaz Sevkıyatında Liderliği Ne Anlam Taşıyor, 2020, https://tr.euronews.com/2020/06/02/azerbaycan-n-turkiye-ye-dogal-gaz-sevk-yat-nda-liderligi-ne-anlam-tas-yor-uzmanlar-yorumlu, (Erişim Tarihi: 25.04.2020).

TürkRus, Türk Akımı’nda Kritik Karar, 2018 http://turkrus.com/693627-turk-akimi%E2%80%99nda-kritik-karar-ikinci-hat-guzergahi-belirlendi-yunanistan-yok-xh.aspx, (Erişim Tarihi: 29.05.2020).

Yaşın, G.K., Patrikhane, Atina, Moskova Çatışması Gölgesinde Yunanistan’da Anayasa Değişikliği, 2019, https://21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/balkanlar-ve-kibris-arastirmalari-merkezi/patrikhane-atina-moskova-catismasi-golgesinde-yunanistan-da-anayasa-degisikligi, (Erişim Tarihi: 24.05.2020).

 

Tablo ve Görsellerde Kaynak

Tablo 1: EPDK, Mart 2019 Raporu, “Petrol Piyasası Sektör Raporu: Ülkelere Göre İthalat Miktarları (ton)”, Ankara, epdk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 09.05.2020).

Şekil 1: EPDK, Mart 2019 Raporu, “Petrol Piyasası Sektör Raporu: Ülkelere Göre İthalat Miktarları (ton)”, Ankara, epdk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 09.05.2020).

Şekil 2: EPDK, 2020 Raporu, “Doğal Gaz Piyasası Sektör Raporu: 2019 Yılı Kaynak Ülkeler Bazında Türkiye’nin Doğal Gaz İthalatı”, Ankara, epdk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 09.05.2020).

Şekil 3: EPDK, Mart 2020, “Doğal Gaz Piyasası Sektör Raporu: Mart 2019 ve Mart 2020 Dönemlerindeki Doğal Gaz İthalat Miktarlarının Doğal Gazın İthal Edildiği Ülkelere Göre Karşılaştırılması (Milyon Sm3)”, Ankara, epdk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 09.05.2020).

Şekil 4: Anadolu Ajansı, “Rus Medyası: Türk Akım’da Avrupa İçin Rota Belli Oldu”, 2018, https://www.ensonhaber.com/ekonomi/rus-medyasi-turk-akimda-avrupa-icin-rota-belli-oldu, (Erişim Tarihi: 01.06.2020).

Şekil 5: Sputnik, “Türk Akımı, Yunanistan mı yoksa Bulgaristan’dan mı geçecek?”, 2018, https://tr.sputniknews.com/turkiye/201811221036274526-turk-akimi-yunanistandan-mi-bulgaristandan-migececek/, (Erişim Tarihi: 08.05.2020).

 

Dipnotlar

[1] Efe Sıvış, Enerji Politikalarında Denge Arayışı, ABD – Rusya ve Avrupa Birliği Üçgeni: TürkAkım Projesinin Belirleyici Faktörleri, “Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi”, (Erzurum: 2019), ss.1373-1388.

[2] Azime Telli-Işın Demirtaş, Küresel Enerji Jeopolitiğinde Balkanların Ekonomi Politiği Üzerine Bir Değerlendirme, “Gaziantep University Journal of Social Sciences”, (Gaziantep: 2019), ss. 271-290.

[3] Giamouridis-Paleoyannis, Security of Gas Supply in South Eastern Europe: Potential Contribution of Planned Pipelines, LNG, storage, (Oxford: Oxford Institute of Energy Studies, 2011), ss. 9-170.

[4] Erhan Türbedar, Balkanlar ve Enerji, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, 2013, ss. 214-235.

[5] Erjada Progonati, Rusya’nın Balkan Politikası, “Karadeniz Araştırmaları Dergisi”, (Ankara: 2015), ss.105-125.

[6] Ayça Eminoğlu-Anıl Çağlar Erkan, Dış Politikada Enerjinin Materyalleştirilmesi ve Rusya Federasyonu, “Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi”, (Bandırma: 2019), ss. 316-333.

[7] A.g.e, Progonati, s.110.

[8] Ferhat Batı, Küresel Enerji Politikasında Balkan Jeopolitiği ve Enerji Güvenliği Paradigması, International Journal Entrepreneurship and Management Inquiries”, (2017), ss. 19-28.

[9] Volkan Özdemir, Balkan Piyasalarını Hedef Alan Doğal Gaz Boru Hattı Projeleri Arasında Rekabet: NABUCCO, Güney Akım ve TAP Projeleri Örneği,Sosyoekonomi Dergisi 22”, (2018), ss. 254-272.

[10] A.g.e, Batı, ss. 26-27.

[11] Elchin Suleymanov-Osman NuriAras-Fakhri Hasanov,Economıc and Strategıc Expectations from Trans Anatolıan Natural Gas Pipeline Project, (Munich: Munich Personal RePEc Archive, 2013), ss. 1-8.

[12] Mehmet Güneş, Tayfun Arslan, Enerji Bağımlılığında Avrupa Birliği, Rusya, Türkiye Üçgeni ve Doğu Akdeniz Alanı, “International Journal of Humanities and Education”, (2018), ss. 32-60.

[13]Hüseyin Koyuncu, Yunanistan ile Rusya Arasında Diplomatik Kriz, (2018), https://tr.euronews.com/2018/07/11/yunanistan-la-rusya-arasinda-diplomatik-kriz, (Erişim Tarihi: 04.04.2020).

[14] Commission of The European Communities, Green Paper: Promoting a European framework for Corporate Social Responsibility, (2001), https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/DOC_01_9, (Erişim Tarihi: 07.04.2020).

[15] Erdal Tanas Karagöl-Salihe Kaya, Enerji Arz Güvenliği ve Güney Gaz Koridoru (GGK), SETA, (2014), ss. 7-32.

[16] A.g.e, Telli-Demirtaş, s. 64.

[17] A.g.e, Güneş-Arslan, s.50.

[18] Göknil Erbaş Doğan, Karadeniz Bölgesinde Boru Hatları Jeopolitiği, “Karadeniz Araştırmaları Dergisi”, (Ankara, 2018), ss. 17-31.

[19] Anadolu Ajansı, AB, Ukrayna’ya Desteğini Yineledi, (2019) https://www.aa.com.tr/tr/dunya/ab-ukraynaya-destegini-yineledi/1526438, (Erişim Tarihi: 14.04.2020).

[20] Mokhmad Akhiyadov, ABD, AB ve Rusya Üçgeninde Kuzey Akım-2 Doğal Gaz Boru Hattı, Insamer, 2019, ss. 1-4.

[21] Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Enerji Stratejisi, http://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-enerji-stratejisi.tr.mfa, (2019), (Erişim Tarihi: 12.04.2020).

[22] EPDK, Doğal Gaz Piyasası Sektör Raporu: 2019 Yılı Kaynak Ülkeler Bazında Türkiye’nin Doğal Gaz İthalatı, (Ankara).

[23] EPDK, Petrol Piyasası Sektör Raporu: Ülkelere Göre İthalat Miktarları (ton), (Ankara).

[24] EPDK, Doğal Gaz Piyasası Sektör Raporu: Mart 2019 ve Mart 2020 Dönemlerindeki Doğal Gaz İthalat Miktarlarının Doğal Gazın İthal Edildiği Ülkelere Göre Karşılaştırılması (Milyon Sm3), (Ankara).

[25] Menekşe Tokyay, Azerbaycan’ın Türkiye’ye Doğal Gaz Sevkıyatında Liderliği Ne Anlam Taşıyor, (2020), https://tr.euronews.com/2020/06/02/azerbaycan-n-turkiye-ye-dogal-gaz-sevk-yat-nda-liderligi-ne-anlam-tas-yor-uzmanlar-yorumlu, (Erişim Tarihi: 25.04.2020).

[26] A.g.e, s.2.

[27] Nurullah Kocatepe, Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü, “Akademik Bakış Dergisi”, (2019), ss. 57-67.

[28] Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Natural Gas Pipelines and Projects, (2019), https://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Dogal-Gaz-Boru-Hatlari-ve-Projeleri, (Erişim Tarihi: 05.05.2020).

[29] A.g.e, s.4.

[30] A.g.e, s.5.

[31] A.g.e, Sıvış, s. 1380.

[32] İrem Aydemir, Tuğba Öztürk, Mahir Tamercan Ölmez, TürkAkım Projesinin Tarihçesi, (2020), https://140journos.com/rus-federasyon-konseyinin-onaylad%C4%B1%C4%9F%C4%B1-t%C3%BCrk-ak%C4%B1m%C4%B1-projesi-nin-tarih%C3%A7esi-2be973e31f55, (Erişim Tarihi: 15.03.2020).

[33] Georgi Gotev, US Warns Hungary and Neighbours against Turkish Stream, (2018), https://www.euractiv.com/section/global-europe/news/us-warns-hungary-and-neighbors-against-turkish-stream/, (Erişim Tarihi: 05.04.2020).

[34] Sertaç Aktan, Türk Akımı Doğal Gaz Boru Hattı Türkiye, Rusya ve Bölge İçin Ne Anlam Taşıyor?, 2020,https://tr.euronews.com/2020/01/08/turk-akimi-dogal-gaz-boru-hatti-turkiye-rusya-ve-bolge-icin-ne-anlam-tasiyor, (Erişim Tarihi: 29.04.2020).

[35] Mehmet Ali Güler, Yunanistan ve Bulgaristan’ın Türk Akımı Rekabeti, (2019), https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/mehmet-ali-guller/yunanistan-ve-bulgaristanin-turk-akimi-rekabeti-1241452, (Erişim Tarihi: 29.04.2020).

[36] Amur Gadjiev, Yunanistan, Türk Akımı Kapsamında Amaçlarına Ulaşacak Mı?, (2018), https://tr.sputniknews.com/columnists/201812121036593444-yunanstan-turkye-turk-akimi/, (Erişim Tarihi: 04.05.2020).

[37] Sputnik, Türk Akımı, Yunanistan mı yoksa Bulgaristan’dan mı geçecek?, (2018), https://tr.sputniknews.com/turkiye/201811221036274526-turk-akimi-yunanistandan-mi-bulgaristandan-migececek/, (Erişim Tarihi: 08.05.2020).

[38] Anadolu Ajansı, Rus Medyası: Türk Akım’da Avrupa İçin Rota Belli Oldu, (2018), https://www.ensonhaber.com/ekonomi/rus-medyasi-turk-akimda-avrupa-icin-rota-belli-oldu, (Erişim Tarihi: 01.06.2020).

[39] Çiğdem Aydın Koyuncu, Güney Akım Projesi Çerçevesinde Bulgaristan Enerji Politikası Analizi, “Alternatif Politika”, (2016), ss. 347-375.

[40] Gökçe Kılıç Yaşın, Patrikhane, Atina, Moskova Çatışması Gölgesinde Yunanistan’da Anayasa Değişikliği, (2019), https://21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/balkanlar-ve-kibris-arastirmalari-merkezi/patrikhane-atina-moskova-catismasi-golgesinde-yunanistan-da-anayasa-degisikligi, (Erişim Tarihi: 24.05.2020).

[41] TürkRus, Türk Akımı’nda Kritik Karar, (2018), http://turkrus.com/693627-turk-akimi%E2%80%99nda-kritik-karar-ikinci-hat-guzergahi-belirlendi-yunanistan-yok-xh.aspx, (Erişim Tarihi: 29.05.2020).

[42] Euronews, Türk Akımı Projesinin Sırbistan’dan Geçen Kısmı Tamamlandı, (2019),  https://tr.euronews.com/2019/12/26/turk-akim-projesinin-sirbistan-dan-gecen-kism-tamamlandi-rusya-dogalgaz, (Erişim Tarihi: 26.05.2020).

[43] Turkstream, Press Center, (2020), https://turkstream.info/press/, (Erişim Tarihi: 14.03.2020).

[44] A.g.e, Tokyay, s. 3.

[45] A.g.e, Aktan, s.3.

[46] Mehmet Cem Demirci, Türk Akımı mı, Rus Akımı mı? Boru Hattı En Çok Kime Yarıyor?, (2019), https://tr.euronews.com/2019/01/28/turk-akimi-mi-rus-akimi-mi-dogal-gaz-boru-hatti-en-cok-kime-yariyor, (Erişim Tarihi: 09.05.2020).