Ana Sayfa / Yazılarımız / Siyaset / Araştırma Yazıları / Türk Tipi Başkanlık Amerikan Tipi Başkanlığa Ne Kadar Yakın?

Türk Tipi Başkanlık Amerikan Tipi Başkanlığa Ne Kadar Yakın?

Siyasiler tarafından çok uzun süredir dillendirilen ve kamuoyunun alışması için sıkça tartışmalara konu edilen, bu tartışma süreci içerisinde de olur mu olmaz mı derken yılan hikayesine dönen bir başkanlık muhabbeti vardı. Geçmiş zaman kullanıyorum çünkü başkanlık tartışmaları “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” adı altında revize edildi, sistem adına gerekli anayasa değişiklikleri parlamento tarafından, halkı oldukça değişik oylama anlarına şahit bırakmak suretiyle de olsa, geçirildi.

Önümüzdeki süreç artık referandum süreci. Yani ısındırma turları bitti, siyasiler ve basın tarafından kabullenmeye veya kabullenmemeye sevk edilme evresi daha güçlü bir şekilde önümüze çıktı. Nitekim en geç 16 Nisan Pazar günü referandumun gerçekleştirilmesi planlanıyor. Partiler kampanya hazırlıklarını yapmaya başlamış durumda. Nihayetinde “Evet” veya “Hayır” ile vatandaş bu yılan hikayesine en geç 16 Nisan’da bir nokta koyacak.

Uzun zamandır konuşulan “Türk Tipi Başkanlık Sistemi” üzerine yapılan anayasa değişiklikleri artık bilindiği için ABD Tipi ve Türk Tipi başkanlık üzerine dönen tartışmaları göz önünde bulundurarak bir katkı da ben sunmaya çalışacağım bu yazı ile
Türk Tipi ile ABD Tipi Başkanlık Modelleri Arasındaki En Kalın Çizgiler
Başkanlık denildiğinde, bu sistemin uygulandığı pek çok ülke olmasına rağmen en iyi örnek olan ve sistemi ortaya çıkaran ABD geliyor herkesin aklına. Türk Tipi denilen model başkanlık tartışmalarının yaşandığı yılan hikayesi evresinde kime sorulsa cevaplanamayan bir model olduğu için de insanlar Amerika’yı örnek alarak başkanlığı değerlendirmeye çalıştılar. Bu noktada başkanlık sisteminin ilk kalın çizgisi olarak “Eyalet” kavramının ortaya çıktığını, vatandaşın zihninde bu kavramın başkanlık sisteminin bir gereksinimi gibi algılandığını görüyoruz.
Bu noktada eyalet kavramını en başından itibaren yanlış bildiğimizi belirtmek gerekir zira bizim “Eyalet” olarak çevirdiğimiz kavram Amerika Birleşik Devletleri’nin İngilizce karşılığı olan United States of America’daki “States”dir ki bu kelime zaten açılımın “Devletler” kısmını kapsar. Yani bizim eyaletler dediğimiz olgu aslında her birinin farklı yasalara sahip olduğu devletlerdir. Bu devletlerin varlığı da Amerika’nın sömürge olduğu dönemdeki kolonilere dayanır. ABD Başkanı ise bu devletlerin bütünlüğünü temsil eder.
Fakat bizim Türk Tipi dediğimiz sistemde böyle bir tarihsel gerçeklik yok. Zaten eyalet dediğimiz devletler kavramı da başkanlık sisteminin beraberinde getirdiği bir zorunluluk değil. Ancak değişikliklerdeki diğer kalın çizgileri etkileyecek bir unsur. Zira sistemler bütünlük içinde ilerler.
Amerika’daki farklılıklardan bir tanesi de Temsilciler Meclisi ve Senato olmak üzere iki meclisin var oluşudur. Temsilciler Meclisi’ne her eyalet nüfusuna göre delege gönderebiliyorken Senato’da her eyalet nüfus oranına bakılmaksızın iki delege ile temsil edilir.
Amerika’da “Partili Cumhurbaşkanı” diye konuştuğumuz kavram da bulunmuyor. Partililerin verdiği oylar doğrultusunda parti bir adayını belirliyor, ardından başkan adayı seçtiği delegeler ile birlikte seçime giriyor.
Ayrıca Türkiye’de nispi seçim sistemi uygulanırken Amerika’da “Kazanan her şeyi alır” olarak bilinen bir sistem uygulanıyor. Bu sistem, en yüksek oyu alan partinin eyaletten aday gösterdiği tüm delegeleri Temsilciler Meclisi’ne taşıdığı bir sistem.
Amerika’da başkanın iki dereceli seçim ile seçildiği gibi bir gerçeklikte bu noktada karşımıza çıkıyor. Çünkü delegelerle birlikte Washington’a gelen başkan adayı için bir de delegeler tarafından oylama yapılıyor. Genelde herkes kendi partisinin başkan adayına oy verdiği için durumda değişiklik gözlenmiyor. Ancak kendi adaylarına oy vermek gibi bir zorunlulukları yok. Nitekim Trump başkan seçildiğinde hala durumun değişebileceğini umanlar vardı.
Bizdeki anayasa değişikliği ise ne çifte meclisi ön görüyor, ne de kazanan her şeyi alır sistemini. Türk tipi başkanlık sistemi cumhurbaşkanı ve milletvekillerinin doğrudan halk tarafından eş zamanlı olarak seçilmesini ve her ikisinin de 5 yıl boyunca görev yapmasını ön görüyor. Oysa Amerika’da başkan 4 yıl, Temsilciler Meclisi 2 yıl, Senato 6 yıl görev yapıyor.
Özetleyecek olursak Amerikan tipi ile Türk tipi başkanlık sistemini ayıran en kalın çizgiler eyalet sistemi, çift meclis, çift dereceli seçim ve kazanan her şeyi alır sistemidir diyebiliriz.
Sonuç
Türk tipi dediğimiz anayasa değişikliğinin ön gördüğü sistemin tabi ki ABD sisteminden başka farklılıkları da var ancak bu yazıda en belirgin olanları belirtmeyi tercih ettim. Yine de genel olarak başkanlık sistemi denildiğinde akla gelen, onu parlamenter sistemden ayıran belli özellikleri var.
    Kısaca şöyle sıralayabiliriz:
  • Güçler ayrılığı katı ve belirgindir.
  • Devlet başkanı ve hükümet başkanı arasında ayrım bulunmaz.
  • Başkan halk tarafından seçilir.
  • Kabine üyeleri başkan tarafından görevlendirilir ve görevden alınır.
  • Başkan meclisin bir üyesi değildir.
  • Başkanın meclisi fesih yetkisi yoktur.
  • Meclis, başkanı görevden alamaz.
  • Başkan yasaları veto edebilir, vetosu nitelikli çoğunluk ile aşılabilir.
  • Güçlü bir denge-fren mekanizması vardır.
Tüm bu maddelere bakıldığında Türk tipi başkanlık sisteminin genel başkanlık sistemi çerçevesine ne denli uyduğunu ve uymadığını siz değerli okuyucuların görüşlerine bırakıyorum.
Kaynakça
Yazan Hakkında
 
Hatice Büşra Türk
İstanbul Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir