Türk Eğitim Sisteminde Devrim: Köy Enstitüleri

Türk Eğitim Sisteminde Devrim: Köy Enstitüleri

Giriş

    “Köy Enstitüleri ilkesi tamamıyla bizimdir. Taklit değildir. Çünkü millet sevgisi gibi bir kaynaktan ilhamını almıştır. Pedagoji kitapları yazmaz, klasik pedagoji bilmez. Çünkü eğitim kuramı değil, ulusal kalkınmanın temel ilkesidir.”

                                                                                                  Hasan Âli Yücel 

 

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar eğitim alanında birçok adım atılsa da art arda yaşanan ve uzun süren savaşlar, iç karışıklıklar, ihtilaller ülkeyi ekonomik olumsuzlukların içerisine itmiş ve bu durum eğitim alanına da yansımıştır. Öğretmen maaşlarının ödenememesi dolayısı ile birçok öğretmenin meslekten ayrılması, öğretmenlerin yaşamakta olduğu bu tür zorluklardan ötürü öğretmen yetiştiren kurumlara karşı ilginin azalması, o dönemlerde öğretmen yetiştiren kurum olan Dârülmuallimîn’lerin bir kısmının ödenek olmaması nedeniyle kapanması çökmüş olan ekonominin eğitim alanına yansıyan yıkıcı etkileri olarak ortaya çıkmıştır.

Cumhuriyet kurulduğu zamanlarda nüfusun büyük çoğunluğu kırsal kesimde yaşayan halktan oluşmaktaydı ve bu kesimlerde yaşayanların %90’ı okur yazar değildi. Ülke genelinde bu okur yazar olmayan nüfus oranı yaklaşık %80’di. Şehir merkezlerine oranla eğitim bakımından oldukça eksik bırakılmış 40.000 köyün, 35.000’inde okul dahi yoktu. Köylerde üretimin ilkel yöntemlerle yapılıyor olması her gencin iş gücü olarak görülmesine neden olmaktaydı.[1]

Cumhuriyet ile birlikte birçok yenilik yapılmış, tüm halka belirli haklar tanınıp kendi kendini yönetme yetkisi verilmiştir. Fakat köyde yaşayan insanlar bu yeniliklere uzak kalmıştır. Ülke yeni bir düzene adım atmış iken tam anlamıyla çağdaşlaşma, modernleşme ve ülkenin kalkınması ancak eğitim ile mümkün olacaktı. İşte tam da bu noktada uzun yıllar konuşulacak olan köy enstitülerinin temelleri atılmaya başlandı. Bu yazıda köy enstitülerinin kuruluşundan kapanıncaya kadar olan süreci, genel bir bakış açısı ile ele alınacaktır.

 

1. Köy Enstitülerinin Kuruluşu

Mustafa Kemal’in cepheden gelerek konuşma yaptığı Maarif Kongresi 15 Temmuz 1921’de toplanmıştı. Kongrede alınan kararlar yeni bir eğitim sistemi hazırlanması gerektiğine yönelikti. Dönemin eğitim açısından ağırlık verilmesi gereken kesimleri köyler idi. Çünkü köylere okul kurmak ve öğretmen göndermek bir hayli zordu. Maarif Vekili Dr. Reşit Galip köy eğitimine yönelik yapmış olduğu araştırmalarla köylüyü; yenilikçi, laik, cumhuriyetçi fikirlerle yetiştirmenin yanı sıra onları sosyal hayatta etkili kılmanın ve köy öğretmenlerinin köylünün sosyal hayatında etkili olmasının gerekliliğini, modern tarım yöntemlerini köylüye öğretmenin önemini ileri sürmüştür.

 

Reşit Galip’in vefatının üzerine Milli Eğitim Bakanı olarak atanan Saffet Arıkan ve İlköğretim Genel Müdürü olan İsmail Hakkı Tonguç bu konudaki çalışmaları sürdürmüştür. Ülkede ciddi bir öğretmen problemi var olduğu için bu konuya ordudaki askerlere eğitim veren çavuşların kısa bir eğitimle öğretmen olmaları şeklinde çözüm önerisi getirilmiştir. Ardından eğitime alınmak üzere askerliğini tamamlamış 80 genç, Eskişehir Çifteler’deki kursta toplanmıştır. Kursun birinci devresinden sonra kendi köylerine stajyer olarak gönderilen eğitmenler, köylerinde oldukça başarılı faaliyetler yapmaya başlamışlardır. Çifteler’deki bu uygulama sonucu 1937-1938’de eğitmen kurslarının sayısının arttırılmasına karar verilmiş ve 11 Haziran 1937 yılında 3283 sayılı köy eğitmenleri yasası çıkartılmıştır. Açılan 11 eğitmen kursunun ardından İzmir ve Eskişehirde Köy Öğretmen Okulu açılmıştır.[2]

Hasan Ali Yücel’in göreve gelmesiyle birlikte öncelikle köylerdeki eğitim sorunu gündeme gelmiştir. Maarif Şurası’nda alınan karar üzerine ülkedeki öğretmen problemi çözülene kadar az nüfuslu olan köylere eğitmen gönderilmesi fikri kabul edilmiştir. Öğretmen problemine ek olarak köy enstitülerinin kurulduğu dönemde enstitüye öğrenci bulmak bir hayli zordu. Köylü iş gücü olarak gördüğü gençleri kaybetmek istemiyordu. Durum böyle olunca başöğretmenler ve müfettişler köy köy dolaşarak öğrenci toplamışlardır.

Köy enstitülerinin kanunlaşması 17 Nisan 1940’da TBMM’de görüşülerek 278 oyla kabul edilmiştir. Meclisten ret oyu çıkmamıştır fakat oylamaya katılmayanlar olmuştur. Bu durum ise bir muhalefetin varlığının belirtisiydi. Oylamaya katılmayanlar arasında Celal Bayar, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü gibi isimler de bulunmaktaydı.[3]

 

Köy Enstitüleri ve Kuruluş Tarihleri

Adı ve Bulunduğu İlKuruluş Tarihi
Çifteler / Eskişehir1937
Kızılçullu / İzmir1937
Kepirtepe / Trakya1938
Gölköy / Kastamonu1939
Akçadağ / Malatya1940
Akpınar / Samsun1940
Aksu / Antalya1940
Arifiye / Kocaeli1940
Beşikdüzü / Trabzon1940
Cılavuz / Kars1940
Düziçi / Adana1940
Gönen / Isparta1940
Pazarören / Kayseri1940
Savaştepe / Balıkesir1940
Hasanoğlan / Ankara1941
İvriz / Konya1941
Pamukpınar / Sivas1941
Pulur / Erzurum1942
Dicle / Diyarbakır1944
Ortaklar / Aydın1944
Ernis / Van1948

 

2. Köy Enstitüleri Dersleri

“Yaşayarak, üreterek öğrenme” ilkesi ekseninde kurulan köy enstitülerinde dersler hem teori hem pratiğe dayalı idi. Öğrenciler burada ziraat derslerinden teknik ve kültür derslerine kadar birçok alanda ders görmekteydiler. Geleneksel eğitimin yanı sıra modern bir eğitim de verilmekteydi. Enstitülerde demokratik eğitim anlayışı hâkim olmakla birlikte enstitü toplantıları ve eleştiri günleri yapılırdı. Eleştiri günlerinde öğrencilere söz hakkı tanınır, öğrencilerin söyledikleri dikkate alınırdı. Karma eğitimin yapıldığı bu kurumlarda kadın ve erkek eşitliği ön planda idi. Herkesin dayanışma, yardımlaşma ve disiplin içerisinde olduğu bir ortam hâkim idi. Burada köy çocukları öğrenir, uygular ve üretirdi. Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, çalışkan, üreten, aydın bir nesil yetişiyordu bu enstitülerde.

Enstitülerin genel olarak ders dağılımları; 114 hafta kültür dersleri, 58 hafta ziraat dersleri, 58 hafta teknik dersler şeklinde planlanmıştır. Her yıl 6 hafta olmak üzere toplamda 30 haftalık tatil verilmekteydi. Bu tatil süreçleri enstitülerin boş kalmayacağı şekilde planlanmaktaydı.[4] Tüm bu derslerin yanı sıra enstitülerde sanat derslerine de bir hayli önem verilmekteydi. Öğrenciler; mandolin, piyano, keman, akordeon, saz ve kaval çalar, zeybek oynar, halay çeker, horon teperlerdi. Aşık Veysel ve Ahmet Adnan Saygun gibi isimler de bu enstitülerde ders vermekteydiler. Türk Halk Müziği’nden Batı klasiklerine kadar eğitim verilirdi. Hasan Ali Yücel’in çevirisini yapmış olduğu dünya klasikleri okunurdu.

                                  

                                 Köy Enstitüleri Ders Programı

Kültür Dersleri
1Türkçe
2Tarih
3Coğrafya
4Yurttaşlık Bilgisi
5Matematik
6Fizik
7Kimya
8Tabiat ve Okul Sağlık Bilgisi
9Yabancı Dil
10El Yazısı
11Resim-İş
12Beden Eğitimi ve Ulusal Oyunlar
13Müzik
14Askerlik
15Ev İdaresi ve Çocuk Bakımı
16Öğretmenlik Bilgisi: Toplumbilim, İş Eğitimi, Çocuk ve İş Ruhbilimi, İş Eğitimi Tarihi, Öğretim Metodu ve Tatbikat
17Zirai İşletmeler Ekonomisi ve Kooperatifçilik

 

Ziraat Ders ve Çalışmaları
1Tarla Ziraatı
2Bahçe Ziraatı
3Fidancılık, Meyvecilik ve Sebzecilik Bilgisi
4Sanayi Bitkileri Ziraatı
5Zooteknik
6Kümes Hayvanları Bilgisi
7Arıcılık, İpek Böcekçiliği
8Balıkçılık ve Su ürünleri Bilgisi
9Ziraat Sanatları

 

 Teknik Dersler ve Çalışmalar
1Köy Demirciliği (nalbantlık, motorculuk)
2Köy Dülgerliği (marangozluk)
3Köy Yapıcılığı (tuğlacılık ve kiremitçilik, taşcılık, kireçcilik, duvarcılık ve sıvacılık, betonculuk)
4Köy Ev ve El Sanatları (dikiş-biçki, nakış, örücülük ve dokumacılık, ziraat sanatları)

 

3. Köy Enstitülerinin Kapatılması

Köy enstitülerinin kurulması esnasında destek vermeyen kesim, enstitülerin faaliyette olduğu zamanlarda da sorun oluşturmaya devam etmiştir. Bu kesimin içerisinde köy enstitüleri kanununun görüşmesinde oylamaya katılmayan isimler de bulunmaktaydı.

Büyük toprak sahipleri bu enstitülerden mezun olarak çıkacak olan haklarını bilen, mücadeleci ve aydın kesimden korkmaktaydılar. Bu korkuların arkasında yatan sebep aslında toprak reformunun gerçekleştirilme ihtimaliydi. Çünkü bu okullarda eğitim görenler sorgulamayı ve haklarını savunmayı öğreniyorlardı. Bunun sonucu olarak bu öğrencilerin, insanların haklarının sömürülmesine göz yummayacakları biliniyordu.

Çok partili siyasi hayata geçilmesi ile birlikte meclis içerisinde zaten var olan görüş ayrılıkları ön plana çıkmaya başlamıştır. Ardından CHP’nin içerisindeki muhalif kesim Demokrat Parti altında birleştikten sonra köy enstitülerinin kapatılması için çaba harcamışlardır. Kazım Karabekir, Emin Sazak, Şemsettin Sirer, Tahsin Banguoğlu ve Tevfik İleri de bu enstitülere karşı olan isimlerdendir.

Hasan Ali Yücel, 1946 seçimlerinden sonra Millî Eğitim Bakanlığı görevinden alınarak yerine enstitülere karşı olan kesim ile yakın görüşe sahip bir isim getirilmiştir. Bu isim İsmail Hakkı Tonguç’u görevden alacak olan Şemsettin Sirer idi. Tüm bunlara ek olarak yönetim kadrosunda büyük değişiklikler olmuştur. Bu değişikler sonucunda iktidar yanlıları göreve getirilmiş, enstitülerde yapılan üretimler azaltılmış, inşalar özelleştirilmiştir. Enstitülerde okunan kitaplar sakıncalı bulunmuş ve yakılmışlardır.

Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi ile köy enstitüleri hakkında türlü söylentiler yayılmış, burada eğitim gören öğrencilerin komünist ideoloji ile yetiştirildiği öne sürülmüştür. Üstelik karma eğitim dolayısıyla ortaya ahlaki değerlere uygunsuzluk iddiaları çıkmıştır. Bunun üzerine karma eğitime son verilerek kızların ayrı enstitülerde eğitim görmeleri kararlaştırılmıştır. Kızların eğitim gördüğü enstitünün NATO‘ya tahsis edilmesi sebebi ile kız enstitüsü Bolu ve Trabzon’a taşınmış böylece ulaşım sorununun doğması ile kız öğrenci sayılarında büyük oranda azalmalar meydana gelmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı’na Tevfik İleri’nin getirilmesi ile köy enstitüleri öğretim programı kaldırılarak yerine öğretmen okulları ile köy enstitüleri öğretim programı getirilmiştir. Böylece köy enstitüleri bir anlamda ortadan kaldırılmıştır.[5]

 

Sonuç

Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un uğraşıları neticesinde hayata geçirilen köy enstitüleri projesi bugüne kadar eğitim alanında atılmış en büyük ve en sağlam adımlardan biridir. Enstitüler, Türk halkının ve devletinin ihtiyaçları dahilinde o dönemin şartları ve gereksinimleri çerçevesinde planlanarak uygulamaya konulmuş, tamamen milli bir proje idi Kısa süren ömrüne rağmen adeta devrim yaratmış ve o dönemde dahi Batı’ya örnek olmayı başarabilmiştir. Bu enstitülerden mezun olan isimlerden de anlaşılabileceği üzere bu kurumların;  modern olduğu kadar geleneklerine bağlı, bilgili, donanımlı, özgür düşünceli, Atatürk ilke ve inkılaplarını benimsemiş ve bu yolda yürümüş, aydın bir nesil yetiştiren kurumlar olduğu aşikârdır.

Büyük mücadeleler sonucu yorgun düşen halkın gücü, çökmüş bir ekonominin kurtarıcısı ve cehaletin baş düşmanı olan bu okulların, ülkenin kalkınmasındaki etkileri yadsınamayacak kadar fazladır. O zamanlardan bugünlere dek süregelen eğitim sistemine bakılması gerekir ise enstitülere kıyasla günümüzün oldukça değişken ve ezberci eğitim sisteminin eksiklikleri göze çarpmaktadır. Ülkeye ve Türk Milleti’ne bu denli katkı sağlamış olan bu okulların öyküsü geleceğe yönelik bir ders niteliğinde olmakla birlikte, bu enstitüler eğitim sisteminin herhangi bir kesimin belirli menfaatleri uğruna, politikalara kurban gitmemesi gerekliliğini gözler önüne sermiştir.


Kaynakça

Aysal, Necdet, “Anadolu’da Aydınlanma Hareketinin Doğuşu: Köy Enstitüleri”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Mayıs-Kasım 2005.

Aytaç, Kemal, “Köy Enstitüleri ve İsmail H. Baltacıoğlu’nun Değerlendirmeleri”, Sosyoloji Konferansları, Sosyoloji Konferansları, No. 55, (2017-1).

Akyüz, Yahya, Türk Eğitim Tarihi, Kültür Koleji Yayınları, İstanbul, 1994.

Kirby, Fay, Türkiye’de Köy Enstitüleri, Tarihçi Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2015.

Şimşek, G., & Mercanoğlu, C., ”Bir Planlama Örneği Olarak Köy Enstitüleri Deneyimi”, TMMOB Şehir Plancıları Odası, 2018.

Türen, Ahmet Özgür, Köy Enstitüleri Dosyası, Destek Yayınları, İstanbul, 2019.

Yücel, Can, Köy Enstitüleri Belgeseli.

Dipnotlar

[1] Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, Kültür Koleji Yayınları, 1994, s. 339.

[2] Ahmet Özgür Türen, Köy Enstitüleri Dosyası, Destek Yayınları, 2019, s. 24.

[3] Can Yücel, Köy Enstitüleri Belgeseli.

[4] Fevzi Çakmak, Köy Enstitüleri Dosyası, Destek Yayınları, İstanbul, 2019, s. 46.

[5] Ahmet Özgür Türen, Köy Enstitüleri Dosyası, Destek Yayınları, İstanbul, 2019, s. 129.