Ana Sayfa / Haber Çevirileri / Amerika / Trump’ın Paris İklim Anlaşması kararı ne anlama geliyor ?

Trump’ın Paris İklim Anlaşması kararı ne anlama geliyor ?

Trump’ın Paris İklim Anlaşması kararı ne anlama geliyor ?

Başkan Donald Trump, Perşembe günü Amerika’nın, Paris İklim Değişikliği Anlaşması’ndan resmi olarak çekildiğini duyurdu.

Anlaşma sürecinin tamamlanması için daha birkaç sene gerekirken Amerika anlaşmadan çekildiğinde iklim değişikliği tehditini yoksayan yalnızca birkaç ülkeden biri haline gelecek ve Trump’ın bu kararı,  Avrupalı müttefikler ile Çin ve Hindistan gibi yükselen güçlerle hali hazırdaki gergin ilişkilerini daha da karmaşık hale getirme riski taşıyacak. POLITICO, Trump’ın bu kararına sebep olan sorulardan bazılarının ve cevaplarının üzerinden geçecek.

epa05986768 US President Donald J. Trump at Brussels royal Palace in Brussels, Belgium, 24 May 2017. Trump is in Belgium for 24 hours where he will attend a NATO summit and meet EU leaders. EPA/OLIVIER HOSLET

Paris İklim Anlaşması nedir?

2015’te 195 milletin temsilcilerinin Paris’te bir araya gelip küresel sıcaklık artışlarını, deniz seviyesinin yükselmesi ve uç değerlerde seyreden hava durumuyla doğrudan bağlantılı yıkıcı potansiyelsonuçlarına karşı 3.6Fahrenheit’ın altında tutmaya yönelik adımlar atma konusunda anlaşmasıdır. Her hükümet, karbon ayak izini azaltmak amacıyla kendi gönüllü vaatlerini sunmuştu. Ardından, dönemin başkanı Obama, Amerika’nın,  Clean Power Plan* ve daha katı otomobil yakıt verimliliği gereksinimleri gibi vaatlere kilit katkı sağlayan kendi iç politikalarını belirleyeceğini, 2025’e kadar gaz salımının, 2005’teki orandan yaklaşık %27 daha az olacağını söylemişti. Çin ve Hindistan gibi ekonomileri daha az gelişmiş ülkeler, emisyonlarının gelecek birkaç yıl daha yükselmesinin ardından nispeten azalacağı sözünü verdi ve bu da Trump ve anlaşmayı eleştiren birkaç kişinin Birleşik Devletler için “kötü bir anlaşma” olarak nitelendirilmesine sebep olan bir düzenleme olduğunu söylemesine neden oldu. Ancak Paris Anlaşması’nı destekleyenler, anlaşmanın yasal bağlayıcılığının olmadığını ve Trump yönetiminin Obama politikalarını uygulamaya zorlanamayacağını belirtti.

Peki Trump neden çekiliyor?

Trump, insan kaynaklı iklim değişikliğini ABD imalatını baltalamak için Çinliler tarafından icat edilen “bir aldatmaca” olduğunu ve Trump’tananlaşmadan çekilmesi konusunda ısrar eden herkes, bilim insanlarının aşırı hava koşulları ve deniz seviyesinin yükselmesi konusunda oldukça abartılı olduğunu dile getirdi. Trump aynı zamanda Amerika kömür, yakıt ve imalat şirketlerinin karbon emisyonunu azaltma çabasından zararda olduğunu belirtti. Paris konusunda ne yapılacağı sorusu Trump yönetimini bölerken, Başkan anlaşmanın daha çok, kendisinin “Önce Amerika” gündemine ters düştüğünü savunan milliyetçilerin yanında. ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) Başkanı Scott Pruitt: “Bu Amerika ikinci, üçüncü, dördüncü olsun şeklinde bir yaklaşım. Çin ve Hindistan’ın bu anlaşma kapsamında, 2030’a kadar yükümlülüğü yok. Biz bütün bedeli daha öncesinde ödedik.” Dedi.

Trump’ın anlaşmadan çekilmesi Amerika’nın ismini, şu an sivil savaşın karıştırdığı ve iklim değişikliğini siyasal bir problem olarak görmeyen Suriye’nin yanına koyuyor. (Paris Anlaşması’nda olmayan diğer tek ülke olan Nikaragua, anlaşmanın iklim değişikliğine yeterince hitap edemeyeceğini düşündüğü için dışarıda kalıyor.)

 

Şimdi ne olacak?

Şu anlık kesin değil ancak, Trump Paris Anlaşması’nın resmi çekilme sürecini izliyor ve bu da ABD’nin resmi olarak anlaşma dışı kalmasına kadar daha dört yıl olabileceği anlamına geliyor. Bu, Trump’ın sahip olduğu seçenekler arasında en kullanışsız olanı. Görünen o ki, Trump Paris Anlaşmasını bir anlaşma olarak ele almadı ve kesinlikle başarısızlıkla sonuçlanacak Senato onay oylamasına sunmaya karar verdi ve daha önce 1992’de imzalanan, bu anlaşmayı sağlayan iklim görüşmelerini onaylayan anlaşmayı bıraktı. Ancak Trump’ın Paris’ten çekilmesini söyleyen Cumhuriyetçi senatörler dahi, daha geniş bir Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nden çıkması gerektiğini dile getirmedi.

Bu, EPA artık sera gazı emisyonunu düzenleyemeyecek anlamına mı geliyor?

Aslında tam olarak öyle değil. Trump yönetimi zaten Obama’nın Temiz Güç Plan’ı gibi iklim değişikliği yasalarını kaldırma ya da gözden geçirme sürecinde ancak bunun, Amerika’nın Paris anlaşmasında kalmasıyla pek bir alakası yok. Pruitt için akıllara gelen daha büyük soru ise, EPA’nın karbondioksit gibi ısıyla sıkıştırılan gazların halk için bir tehlike yarattığı ve Temiz Hava Yasası tarafından düzenlenmesi gerektiği bilimsel sonucuna zarar verip vermeyeceği. Pruitt, şimdilik EPA’nın 2009’da yayınladığından beri Yüksek Mahkeme tarafından onanan sözde tehlike bulgusunu tersine çevirmek hususunda isteksiz görünüyor.  Bilirkişiler,  yapacaklarını henüz duyurmasa da Pruitt’in eninde sonunda enerji santrallerinden yayılan karbon emisyonunu ve diğer önemli kaynakları kısıtlayan yeni kanunlar önereceğini ifade etti.

Kömür endüstrisi kurtulacak mı?

Bu ise şüpheli. Karşılaşılan en büyük kömür sorunu elektrik santrallerinin ABD’nin hidrolik kırılma devriminin yol açtığı ucuz doğalgazdan çalıştırmak için değiştiriliyor olması. Geçtiğimiz on yılda kömür, 2000 yılında ABD elektrik piyasasının %50’sinden, bugün %30 civarına düştü ve piyasa analistleri bu düşüşün devam edeceğini söylüyor. Aslında, ABD’nin en büyük kömür şirketleri Trump’ı Paris Anlaşması’na mutabık kalmaya ve böylece karbonun yakalanması ve endüstrinin uzun vadeli geleceği için hayati öneme sahip olduğuna inandıkları teknolojiler için daha fazla destek sağlanmasına davet etti.

Yine de, Murray Energy CEO’su Bob Murray gibi küçük madenli firmalar, vergi parasının “yasadışı” bir şekilde boşa harcandığını dile getirerek, Paris’ten çekilmesini istedi.

Bu kararı kim destekliyor?

Pruitt anlaşmaya bağlı olarak Obama’nın EPA’daki iklim değişikliği düzenlemelerini gevşetme çabalarını zorlaştırdığını savunarak, belki de bu anlaşmadan çekilinmesi konusunda sesi en çok duyulan Trump yönetimi üyesiydi. Aralarında Çoğunluk Lideri Mitch McConnell ve Senato Çevre ve Kamu İşleri Genel Sekreteri John Barrasso’nun da bulunduğu bir grup Cumhuriyetçi senatör, geçtiğimiz hafta bu fikri dile getiren Trump’a olan etkili mektupta, anlaşmanın çevrecilerin Trump’ın enerji gündemine itiraz eden davalarda da kullanabilecekleri bir koz sağlayabileceğini söyleyerek yankı uyandırdılar.

Anlaşmadan çekilmenin, Beyaz Saray stratejisti Steve Bannon’ın, küçük enerji şirketlerinin ve Competitive Enterprise Institute ve American Energy Alliance gibi tutucu grupların da içinde bulunduğu diğer destekçileri de ve Cumhuriyetçilerin %56’sı, POLITICO ve Harvard T.H. Chan School of Public Health tarafından yapılan ankete göre Trump’ın anlaşmadan çekilmesini istediler.

Kim karşı çıktı?

Trump’ın kızı Ivanka ve damadı Jared Kushner’ın yanısıra Amerika Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Enerji Bakanı Lisa Murkowski dahil Kongre’nin birkaç Cumhuriyetçi üyesi anlaşmaya sadık kalınması taraftarıydı. Bağlayıcı olmayan anlaşmada kalmanın, Trump’ı daha geniş enerji hedeflerinden uzaklaştırmayacağını ve Amerika’nın uluslararası iklim değişikliği görüşmelerinde ve ilgili diplomatik çabalarda daha etkili olacağını savundular. Küresel Enerji Şirketlerinden olan Exxon Mobil, ABD’nin en büyük üç kömür üreticisi şirket, Apple, Google gibi teknoloji devleri Trump’ın anlaşmada kalmasını istedi. Yine POLITICO-Harvard anketine göre, 10 Bağımsızın 6’dan fazlası ve Demokratların %87’sini oluşturduğu toplamda yaklaşık %62 Amerika vatandaşı, anlaşmada kalmayı destekledi.

Peki gezegenimiz için bu karar ne anlama geliyor?

İyi bir karar değil,  ancak sonuçları Trump kararını vermeden önce de iç açıcı değildi. Obama’nın koyduğu emisyon azaltma politikaları, tam olarak uygulanmış olsaydı bile Paris’teki ABD hedefini tutturmak için yetersizdi ve Trump, hemen hemen hepsini kaldırma fikrine çoktan kapılmıştı, bu da herhangi bir pazarlığı zaten zorlaştırıyordu.

Ve birçok bilim insanı, iklim anlaşması hedeflerinin küresel sıcaklık artışlarını 3.6 dereceye kadar sınırlamak için çok mütevazı kaldığını ve bunun sağlanması için küresel karbon emisyonlarının yüzyılın sonlarına doğru net bir şekilde sıfıra ulaşması gerektiği ve herkese açık bir görev olduğunu söylüyor.

Gelecek olan emisyonu azaltma politikaları Kaliforniya ve New York gibi eyaletlerden ya da Avrupa ve Çin’in liderlerinden, yakıt ve kömür şirketlerine karbon ayak izleri konusunda sürekli baskı yapan aktivistlerden gelecek.  Trump’ın kararından yalnızca birkaç saat sonra, Exxon hissedarları, şirketten iklim değişikliği ile nasıl mücadele ettikleri konusunda her yıl rapor etmesini isteyen bir kararın lehinde oy kullandılar.

 

 

Kaynak: http://www.politico.eu/article/what-does-trumps-paris-climate-decision-mean-2/?utm_content=buffer2f8c4&utm_medium=social&utm_source=twitter.com&utm_campaign=buffer

 

Çevirmen Hakkında

Özen Ayşe Özbasa
Bilkent Üniversitesi
Mütercim Tercümanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir