Kaynak: Joe Raedle / Getty Images

Trump Yönetimi, Çalışma İzinlerini Bir Silah Olarak Nasıl Kullanıyor?

Göçmenler, başvuruları incelenirken çalışabiliyorlardı. Bu politika geçen ay sessizce değişti.

Trump yönetiminin göçmenlere yönelik saldırısı “iki arada bir derede kalmak” teorisine dayanıyor diyebiliriz: Göçmenleri oldukça zor bir duruma sokmak ve sonunda tek seçenek olarak ABD’yi terk etmek zorunda bırakmak. Bu yönetimin büyük göç darbelerine kısıtlamalarla alakalı büyük sıçramalarına ek olarak, göçmenler için ABD’de kalmayı daha zor bir hale getirmek için daha küçük, sessizce, daha sinsi politikalar yürürlüğe getiriliyor.

Örneğin, geçen ay yabancı öğrenci yasağının tersine çevrilmesinin hemen ardından, hükümet sessizce göçmen bürosu memurlarının göçmenleri yeşil kart için başvururken veya beklerken çalışma hakkını reddetmede “ihtiyari faktörleri” tartması gereken bir politika yürürlüğe soktu. Uzun süredir devam eden gayrı resmi politika, başvuru sahiplerine tabi ki çalışma hakkı vermekti. Ama göçmen bürosu memurlarının şimdi, kendi takdirlerine bağlı olarak, başvuranlara bu hakkı inkâr edip etmemeye karar vermesi gerekiyor.

İlk bakışta, bu zararsız bir değişiklik gibi görünebilir, ama yapıldığı bağlam bunu rahatsız edici hale getiriyor. ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS), göçmenlik uygulamaları ve yardımlarını kararlaştıran birincil büro, boğulmuş durumda ve personeli yetersiz. Koronavirüs nedeniyle dünya çapında oluşan salgından önce bile, Kongre USCIS’deki aşırı gecikmeler hakkında sorunları gündeme getirdi. Yönettiğim ve direktif verdiğim hukuk fakültesi kliniğinde, göçmenlik müvekkillerimiz, USCIS’in başvuruları hakkında aldığı kararlar için, düzenli olarak aylarca hatta yıllarca bekler. Bugün, Covid-19’un etkisi şikayetlerin gözden geçirilmesinde daha fazla gecikmeye yol açmıştır. Devamlı fon yetersizliği ile karşı karşıya kalan USCIS, çalışanlarının yarısını işten çıkarmayı planlıyor ve bu da zaten çürük olan durumu iyice kötüleştirecek.

Bu çerçevede, karmakarışık sürecimizde sürüklenen göçmenler için birkaç rahatlama alanından biri, bir göç kararını beklerken yasal olarak çalışabilme olanağı olmuştur. Belirli gereksinimleri karşıladığında, göçmenler hemen hemen her zaman bir çalışma kartı ve iş sahibi oluyorlardı. Tabi bu da göçmenin kendisine, ailesine ve topluluklarımıza yarar sağlamasının tanınması bağlamında gerçekleşiyordu.

Trump yönetimi, USCIS subaylarının eğitim kılavuzlarının bir parçası olarak bu yeni politikanın sessizce ve aniden yerleştirilmesiyle, işi tersine çevirdi. Göçmen bürosu memurları zaten yetersiz ve zaman sıkıntısı çekerken şimdi de “ihtiyari faktörler” için başvuruları gözden geçirmek ve başvuru sahibine çalışma hakkı verilmesi kararına ekstra zaman harcayacak. Münferit memurların bu değişikliği nasıl yorumlayacakları belli değil, ancak yönetimin göçmen karşıtı politikalarının farkında olan pek çoğunun, bu politikayı başvuru sahiplerinin başvurularını işleme alırken çalışma hakkını reddetmeleri gerektiği anlamına gelecek şeklinde yorumlayacakları olası.

Bu yeni engel, göçmenlere zarar vermek için sistematik ve kasıtlı olarak oluşturulmuş daha önceki zorlukların bağlamında ele alınmalıdır. Buna hakları olan kamu yardımlarını kabul ettikleri için göçmenleri cezalandıran yönetimin kamu yasağı kuralı, sığınmacılar için iş başvurularının zamanında işlenmesi için koyulan kanunun kaldırılması, göç başvurularının artan ve fahiş maliyeti de dahil.

Birlikte ele alındığında, bu engeller göçmenleri hiçbir makul seçenek bırakmayarak imkânsız bir durumun içine sokuyor. Birinci seçenek, çalışmamak ve hayatta kalmanın veya başvuru için ödeme yapmanın imkânsız hale gelmesi. Bir diğeri de hayatta kalmalarını sağlayacak ancak başvurularını tehlikeye atabilecek yardımları kabul etmek. Üçüncü seçenek ise “el altından” maaşla çalışmak ve izinsiz çalışmanın olumsuz sonuçlarıyla yüzleşmek. Son bir seçenek daha var, o da (Trump yönetiminin göçmenlerin seçmesini umduğu) ABD’yi ve onların vatandaşlık için potansiyel yöntemleriyle uğraşmayı geride bırakmak.

Kimse böyle bir seçim yapmak zorunda kalmamalı.

Hukuk büromuz üç yıl önce açıldığından beri, her bir müvekkil iş izni aldı ve yasal olarak restoranlarda masaları beklemek, okullarda uzun saatler ders vermek, gecenin ortasında taksicilik yapmak ve ortaklaşa araba kullanıcılığı (Uber) gibi işlerde çalıştılar. Yemeklerimizi pişirirler, çocuklarımızı eğitirler ve bizi gitmemiz gereken yere götürürler. Vergi ödüyorlar, kira ödüyorlar, kiliseye gidiyorlar ve mahallelerimizde gönüllü oluyorlar. Onlar yasal göç sürecinden geçerken, topluluklarımız göçmenler çalışırken daha güçlüdür.

Hak savunucuları mahkemede bu politikaya itiraz etmelidir, çünkü düzenlemeler, ajansın sadece takdire dayalı istihdam iznini reddetmesi için özel bir yetki sağlamaz. Bu gibi diğer politikalara, kısmen İdari Prosedürler Yasası uyarınca yeni kuralların yayınlanması ve kamuoyu önünde tartışılması gereken yasaları ihlal ettikleri için başarıyla itiraz gösterilmiştir.

Bu meydan okumamız başarılı olsa bile, bu sorunu kalıcı olarak çözmez. Yönetim hala sıfırdan başlayıp resmi süreçten geçerek bunu ikinci bir Trump döneminde de sürdürebilir. Gerçek şu ki, başkanlar göç konusunda muazzam bir güce ve sağduyuya sahipler, bu yüzden başkanlık seçimleri göçmenler için çok önemlidir. Bu politikayı değiştirmenin tek kalıcı yolu başkanı değiştirmektir.

Bu sırada, bu politikaların etkisi büyük olacak ve gelecekteki Amerikalıların yaşamları üzerinde büyük bir hasara yol açacaktır.

Yazar: Hemanth C. Gundavaram

Hemanth C. Gundavaram, Northeastern Üniversitesi Hukuk Fakültesi Göçmen Adalet Bürosu’nda hukuk profesörü ve direktördür.

Kaynak: Politico