Ana Sayfa / Çeviriler / Haber Çevirileri / Amerika / Trump-Kim Zirvesi’nin Geleceği
Official White House photo by Shealah Craighead

Trump-Kim Zirvesi’nin Geleceği

Hanoi’deki zirveyi sona erdiren neydi ve iki ülkeyi ne bekliyor?

Yazan: Alexander L. Vuving

ABD Başkanı Donald Trump ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un arasındaki zirve, herkese sürpriz olacak şekilde bir anlaşmayla bitmedi. Bilinmeyen sebeplerden dolayı sonlandı ama bundan çıkan dersler, gelecekte daha iyi sonuçlara ulaşmak için yararlı olacak.

Zirve bitmeden önceki bütün işaretler, büyük bir anlaşma olmasa bile en azından bir anlaşma olacağına işaret ediyordu. Geçen Haziran ayında Kim Jong-Un, Trump’la Singapur’daki zirve için hareket ettiğinde Kuzey Kore devlet medyası, haber için toplantının bitmesini bekledi. Ama bu sefer böyle olmadı. KCNA ajansı, zirveyi günler öncesinden Kuzey Kore vatandaşlarına duyurdu. Guardian gazetesi “Kuzey Kore medyasının gelişmelerde ilerlemeyi vurguladığını” yazdı. Vietnam’a gitmeden önce Trump, Kim’le olan ikinci zirvenin “çok muazzam” olacağından emindi.

ABD, Kuzey Kore ve Vietnam gizli resmi kaynaklardan gelen detaylı bilgiler ışığında zirvede neler olduğunu şu an biliyoruz. Müzakerelerin en önemli noktası, Kuzey Kore’nin nükleer silah tesisleri ve Kuzey Kore’ye uygulanan ekonomik yaptırımlar oldu. Kuzey Kore, en büyük nükleer silah tesisi olan Yongbon tesisini imha etmeyi önerdi ama tesisin kesin tanımı konusunda kararsızdı. Bunun karşılığında, kitle imha silah programlarını hedefleyenler hariç, Mart 2016’dan beri uygulanan tüm ekonomik yaptırımların hafifletilmesini önerdi. Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Ri Yong-ho, yaptırımları “11 yaptırımdan beşi” olarak tarif ederken Amerikalı müzakereciler, yaptırımları “esas” olarak gördü. Hanoi zirvesinden önce müzakere grupları, Yongbon tesisinin hangi kısmının kapatılacağı ve hangi yaptırımların hafifletileceği konusunda anlaşmazlığa düşmüştü, dolayısıyla meseleyi Trump ve Kim’e bıraktılar. Buna rağmen liderler sadece iki metin imzaladı: zirvenin ortak bildirisi ve Kore Savaşı’nı sonlandırmaya yönelik bir bildiri.

Görüldüğü gibi Trump ve Kim, Yongbon tesisi veya yaptırımlar konusunda ortak bir görüşe varmadı. Zirvenin başarısızlığının bir sebebi süreçten kaynaklanıyordu. Çok kısa zaman içinde liderlerin anlaşmaya varabilmesi için çok boşluk bırakmıştı. Ama Trump ve Kim, zirveyi “çocuk oyuncağını” seçerek de kurtarabilirdi. Takımlarının hazırladığı paketin bir bölümünde, başkentlerinde irtibat bürolarının kurulmasıyla alakalı bir anlaşma vardı. Bu yüzden neden elleri boş döndüler?

Ana cephede gerçekleşen ve Trump’ı kötü etkileyen bir olay bunu açıklamada yardımcı olabilir. Trump Hanoi’deyken aynı zamanda önceki avukatı Michael Cohen, Kongre’de tanık olarak ifade verdi. İfade, zirvenin ikinci günü Trump Kim’le buluşmadan birkaç saat önce bitti. Cohen, ifadesinde Trump’ı arkadaşlarına ihanet edebilecek, ülkeyi satabilecek ve güvenilmeyecek bir adam olarak tarif etti. Bu Trump üzerinde ekstra bir baskı yarattı.

Zirveden önce (aynı zamanda sonra), ABD’de sesi gür çıkan iki partili bir koro Trump’a zirveden anlaşmasız ayrılmanın kötü bir anlaşmadan daha iyi olacağını söyledi. Kim’den ekstra bir bilgi almadığı için Trump, Cohen’i haksız çıkarmak için zirveyi terk etti. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, görüşmede olanları “ondan [Kim Jong-Un] daha fazla şey istedik. Onu yapmaya hazır değildi.” diyerek niteledi.

Kim, içişlerindeki meşruiyeti açısından zirveden Trump’a göre daha kazançlı çıkmış görünüyor. Trump’ın seçmenleri “Anlaşmasız ayrılmak, kötü bir anlaşmadan daha iyidir” ve “Anlaşmaya varmada çıkacak hata, gerilemeyi işaret eder.” fikirleri arasında bölünmüşken Kuzey Kore vatandaşları, dünyanın en güçlü ülkesi ve o ülkenin başkanı tarafından liderlerine verilen diplomatik başarıdan gurur duyabilir. Aynı şekilde Kuzey Kore devlet haber ajansı, zirveden sonra Kim’in, Trump’a ziyareti için ve sonuç elde etmek için gösterdiği efordan dolayı minnettar olduğunu bildirdi.

Buna karşın Kim, Trump’tan daha zayıf bir pozisyonda zirveden ayrıldı. Öncelik dengesi ABD’den yana çünkü Kuzey Kore’ye uyguladığı yaptırımlar, Kuzey Kore nükleer test denemelerini devam ettirmedikçe daha az masrafa sebep oluyor. Buna karşın Kuzey Kore yaptırımlar uygulandığı sürece düzlüğe çıkamaz. Bunun da üstünde kırılganlık dengesi de Kuzey Kore için tehdit unsuru oluşturan daha fazla güce sahip olduğu için ABD’den yana. Bu arka plana karşı Kim Jong-Un’un beş seçeneği var.

Birinci seçenek: Kim, Washington’a baskı yapmak için agresif bir eylemde bulunabilir. Bu Kim için kötü bir seçenek olur çünkü daha fazla baskı, daha fazla yaptırım getirir.

İkinci seçenek: Kim, daha fazla nükleer silah ve balistik füze testinde bulunmayacağına söz verir ama gelecek müzakereler için silahlarını gizlice geliştirmeye devam eder. 5 MW (megawatt) gücündeki Yongbon reaktörünün her yıl 6 kg civarında plütonyum üretebileceği tahmin ediliyor, ki bu da iki atom bombası için yeterli bir sayı.

Üçüncü seçenek: Kim Kuzeydoğu Asya’daki diğer bölgesel güçlere döner, Güney Kore ve Japonya ile ayrı anlaşmalar koparmaya çalışır ve Çin ve Rusya’ya, ABD’ye baskı oluşturmaları için teşvikler verir. Kim bu yolu Güney Kore ve büyük ihtimalle Çin ve Rusya ile de denedi ama yaptırımlar üzerinde çok az etkisi oldu. Kim, Japonya’ya karşı saldırganlığını genişletebilir ama kitle imha silahları programı yürürlükte kaldığı sürece hiçbir yaptırım hafifletilmez. Bu yol yaptırımları direkt etkilemese bile ABD ile iletişim kurmanın ve güven oluşturmanın dolaylı bir yolu olabilir. Kuzey Kore için Altı Aktörlü Toplantı’ya (Six-Party Talks) dönmek değmez çünkü baskı ABD’den ziyade Kuzey Kore’nin üzerine olacaktır.

Dördüncü seçenek: Kim, Trump veya başka bir ABD başkanının teklifini kabul etmeye hazır olduğu bir zamanı bekler. Bu seçenekteki en büyük risk, “daha iyi zamanın” gelmeme ihtimali. Demokratlar’ın çoğunluğunda olan Temsilciler Meclisi ve günümüzün “Watergate” skandalının yaklaşıyor olması, Trump’ın üzerindeki iç baskıları artırıyor. Bunun da ötesinde gelecek sene ABD’de başkanlık seçimleri yapılacak. Trump’ın Kuzey Kore için az bir vakti olacak ve Kim’le sonuçsuz bir görüşmenin riskini almak istemeyecektir. 2020’nin ötesini beklemek ise büyük bir kumar çünkü Trump’ın daha kararlı hale gelme ya da taviz verecek başka bir ABD başkanı bulma şansı, fırsat maliyetine değmeyebilir.

Beşinci seçenek: Kim, ABD ile en uyguna yakın anlaşmayı yapabilmek için isteklerini azaltabilir ya da tavizlerini genişletebilir. Bu seçenek yaptırımların gölgesinden kurtulmak için en gerçekçi seçenek ama daha fazla talep avantajını elde etmek isteyen Kuzey Koreli müzakereciler tarafından zayıflık belirtisi olarak görülebilir. Kuzey Kore, diğer seçenekleri eşit tuttuğumuzda bile daha zayıf bir aktör olarak ABD’den daha kırılgan ve taviz vermeye daha az istekli.

Dolayısıyla Kim’in en yatkın olabileceği tercih 2. seçenek gibi duruyor ama yüzeysel olarak 4. seçenek gibi de duruyor. Kim, 3. seçeneğin bazı kısımlarını deneyebilir. (Mesela diğer bölgesel güçlerle görüşmek gibi) İşin özü bu durum, Kim’in 2018’in başlarında başlattığı “yeni stratejik çizginin” devamı olarak görülebilir.

İlk bakışta zaman ABD’nin lehine gibi görünüyor. Karşılıklı caydırma ilkesinin sürdüğü varsayılırsa ABD, nükleer silahlara sahip Kuzey Kore işe sonsuza kadar yaşayabilir ama, yaptırımların uzunluğuna göre maliyetlerin arttığını varsayarsak, Kuzey Kore’nin yaptırımların gölgesinde yaşaması daha zordur. Bundan dolayı Kuzey Kore’den daha fazla taviz kopararak zaman kazanmak iyi bir tavsiye olarak gözüküyor. Gerçekte bu strateji, ABD’nin yıllardır yürüttüğü bir yaklaşım.

Ama bu kötü bir strateji oldu çünkü varsayımlarından birisi tamamen yanlıştı. Karşılıklı caydırıcılık işe yarıyor ama bunun maliyeti göreceli bir tecrübedir, dolayısıyla bu maliyetler belli bir noktaya ulaştığında büyüme durur. Geçen yılların da gösterdiği gibi, daha fazla zaman ABD’ye daha fazla güvenlik ya da avantaj kazandırmadı. Tam aksine, Kuzey Kore bu zaman içerisinde daha fazla kitle imha silahı üretti.

Başarısızlığa uğrayan Hanoi zirvesi, iki önemli ders sunuyor. Birincisi, eğer ABD zamanın kendi lehine olmadığını fark etmezse ya da Kuzey Kore, Amerikan başkanının Washington siyasetini kontrol etmediğini anlamazsa düğüm kalacak ve kısır döngü devam edecek. Bölgede Kuzey Korelilerin yaşam standardını ve güvenliğini geliştirme fırsatları kaybolmaya devam edecek.

İkincisi, çoğunlukla iki ülkenin liderlerinin toplantılarına dayalı zirve-merkezli anlayış çökmeye mahkûmdur. Daha iyi bir yaklaşım düşük kademelerde yavaşça ve yavaş kazanımlarda yoğunlaşıyor. İlk adım, daha fazla iletişimi ve anlaşmayı sağlamak için iki ülkede karşılıklı irtibat ofislerinin kurulmasını gerektiriyor. Bu adım yaptırımları hafifletmeden ya da nükleer silahlar yok edilmeden de atılabilir ve bir zirve olmadan anlaşma da yapılabilir.

Kuzey Kore ve ABD arasındaki düşmanlığı sonlandırmak, Kore Yarımadası’nda nükleer silahları yok etme süreci ve Kuzey Korelilere daha iyi bir yaşam getirmek çok uzun bir süreç. Ama bunun çok da uzun olmasına gerek yok, bunun için geçmişten ders çıkartarak bu süreç daha da kısaltılabilir.

 

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Sinan Karaoğlu

Sinan Karaoğlu
TESAD Çeviri Birimi Yardımcı Direktörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir