Truman Show

Truman Show / Film Analizi

Yönetmen: Peter Weir

Yapım Yılı: 1998

Tür:  Dram, Komedi, Bilimkurgu

Oyuncular: Jim Carrey, Ed Harris, Laura Linney, Natascha McElhone

Ülke: Amerika

Giriş

Yalnızca bir tuşa basarak neredeyse yaşamımızın tümüne ortaklık etmesine izin verdiğimiz  televizyon nedir? Kimi zaman boş zamanımızı öldürmek kimi zaman ise günlerce, saatlerce beklediğimiz programları, dizileri izlemek için karşısına geçtiğimiz bazı zamanlarda mesela evde tek başınayken bir ses olsun diye açtığımız şu anki o yeni mükemmel formlarını unutup da eskiye doğru odaklanır ve klasik bir tasvir yapacak olursak küçük kara bir kutudur bu televizyon. Neil Postman televizyondan bir teknoloji olarak değil de araç olarak söz etmeden önce ‘’Televizyon bir lamba olarak, metin yazılacak bir yüzey olarak, bir kitap rafı olarak kullanılması düşünülebilir.’’[1] diyerek televizyonun birkaç yararlı özelliğinden bahsetmeden geçmez. Her türlü gizli saklı şeylerimizi kayıt altına alan kameralar, her şeyin eğlendirici biçimde sunulduğu gösteri çağının başkahramanıdır televizyon.

‘’ Televizyon izleyicilere çok çeşitli temalar sunar, bunları kavramak için asgari bir yetenek gereklidir ve büyük oranda insanları duygusal bakımdan hoşnut etmek amaçlanmıştır. Bazı insanları canından bezdiren reklamlar bile daima göze hoş gelecek şekilde ve insanın damarını tutuşturan müzik eşliğinde ustaca hazırlanır. ‘’[2]

Televizyonun eğlendirici olduğu söylenir ‘’Televizyonun eğlendirici olmasından öte eğlenmeyi, her türlü deneyimlerimizin temsilini doğal çerçevesi haline getirmesidir. Televizyon aygıtımız bizi dünyayla hep yakın ilişkide tutar ama bunu gülümseyen çehremizin hiç değişmediği bir yüzle yaptırır. ‘’ [3]

Günümüzde her ne kadar internet dizileri dünyadaki popüler kültürün önemli haline gelse de televizyon popülerliğini tam olarak kaybetmiş değildir. Buradan yola çıkarak incelenecek olan Truman Show ise günümüzde dünyanın her tarafında milyonlarca insanın izlediği diziler gibidir. Peki filmdeki dünyada neredeyse tüm insanların ortak kültürü haline gelmiş Truman Show programını konu alan film bizlere ne anlatmaktadır?

Film İncelemesi

Bin dokuz yüz doksan sekiz yapımı film  ‘’ Artık aktörleri izlerken o sahte duygu ve özel efektlerden yorulduk. Truman’ın kendisinde yapay bir şey yok,  senaryo yok içinde yaşadığı dünya her ne kadar sahte olsa da bu bir yaşam ’’  sözleriyle başlamaktadır. Ana karakter Truman’ın hayatını ele alan film, kendini iyi hissetmek için bütün günü televizyon başında geçiren, en önemlisi de hayatının çoğunu Truman’ın hayatını izlemek ile harcayan seyircileri de yer yer göstemektedir. Her şeyin mükemmel bir şekilde gittiği, milyonlarca kişinin kesintisiz, reklamsız, yedi gün yirmi dört saat boyunca canlı olarak izlediği Truman’ ın yaşamını konu alan bu show programında 10.909. günden sonra ortalık biraz karışacaktır.

Bir bebeği evlat edinen yapım şirketi o bebekle ilgili daha doğrusu o kişiyle ilgili her şeye karar verebilme hakkına sahip midir? Truman Burbank’ın yaşadığı bu kusursuz dünya için ütopik bir hapishane denilebilir mi? En yakınların aslında size en yabancı kişiyse, sizinle konuşurken hatta sizi sevdiğini söylüyorken rol yapıyor, kulağına gelen talimatlara uyuyorsa, gerçek olduğunu var saydığınız her şey aslında bir yalansa ne yapardınız?

Daha doğmadan evlad edinilen Truman’ın hayatı ilk başlarda tek bir kamera ile seyirciyle buluşturulabiliyordu fakat zaman içerisinde Truman büyümüş haliyle kamera sayısı da arttırılmıştı. Bu mükemmel show programı için Seaheaven adında yapay bir ada inşa edilmişti. Dünyadaki en harika setti bu ada.  Filmde anlatılanlara göre Seaheaven Adası  ‘’ Çin Seddi’yle beraber uzaydan görünen iki insan yapımı inşalardan biridir. ’’ Burada güneşin ne zaman doğacağı ya da batacağı, yağmurun ne zaman yağacağı gibi olayların her biri setin 221.  katında bulunan ve ay odası olarak adlandırılan yerde birkaç tuş ve programın yaratıcısı Christoph’ un emriyle gerçekleşmektedir. Peki Christoph’ ın rolü bununla sınırlı mıydı? Elbette ki hayır. Christoph gün ve mevsim döngüsü gibi şeyleri yönetmenin dışında en önemli olan şeyi yapıyordu: Truman’ın hayatını yönetiyordu. Onun için mükemmel bir hayat kurgulamıştı. Peki bu mükemmel hayat kavramı Truman için geçerli miydi? Çocuk yaştan bu yana içinde hep yeni yerler keşfetme aşkıyla dolaşan Truman’ın gerçek dünyayı keşfetme ihtimali,  set sınırları dışına çıkması zaman içerisinde kazandırılmış korkular ve her kaçış denemesinde önüne çıkan engellerle bastırılmaya çalışılmıştır.

Güvenlik ve Özgürlük

 Filmde bireyin özgürlüğü ve güvenliği değerlendirilecek olursa: Truman bu adada tamamen güvendedir ona zarar verebilecek şeylerin olması kaçmaya çalışmadığı müddetçe imkansızdır. Fakat Truman’ın özgürlüğü dışarıdaki gerçek dünyayı keşfetmeye çalışmadığı müddetçe geçerlidir. Orwell’ın 1984 adlı romanında karşımıza çıkan devlet ya da parti bekalı bireylerin sürekli izlenmesi durumunun yerini sırf izleyici kitlesini mutlu etmek, tam anlamıyla gerçek bir show programını gözler önüne sermek için milyonlarca insan tarafından izlenen bir insan alır. Bir insanın anne rahminden başlayarak her anının izinsiz izlenmesinin yanı sıra hayatı ile ilgili kararlar başkaları tarafından alınır. Kime aşık olacağına, kiminle evleneceğine, akrabalarının nasıl ve ne zaman öleceğine Christoph karar veriyordur. En basitinden Magellan gibi bir kaşif olmayı düşünen çocuk Truman’ın hayal gücü ‘’dünyada keşfedilecek yer kalmadı ne kaşif olması’’ gibi konuşmalarla kırılarak gelecek planları değiştirilmeye çalışılıyordu. Fakat Truman’ın sanki tüm bu kararları kendi iradesiyle alıyormuş gibi hayatına devam etmesi filmin ilgi çekici kısımlarındandır.

Filmde Truman’ı izlemekten zevk alan ve hiçbir rahatsızlık duymayan insanların dışında aslında Truman’ın bir mahkumdan farksız olmadığını düşünen ve özgür kalması gerektiğini savunan, kurulmuş olan bu sistemi sorgulayan kişiler de mevcuttur. Maalesef tüm bu olanlardan habersiz olan Truman, son zamanlarda şüphe dolu bakışlarla izlediği bu sahte dünyadan vazgeçip gerçek dünyaya yelken açacak mıdır?

Truman Show ve Reklam

Neil Postman şöyle der: ‘’ On dokuzuncu yüzyıla gelindiğinde reklamcılar ile gazeteciler resmin yalnızca sözcüklerden yüz kat daha değerli olduğunu değil, satışlar söz konusu olduğunda onlardan daha çok işe yaramış olduğunu keşfetmiş durumdaydılar. Çoğu Amerikalı açısından inanmanın temeli okumak değil görmek olmuştu artık. ‘’[4] Tüm dünyanın izlediği görselliğin en önde olduğu Truman Show reklamın en kar getireceği yerdir. Dolayısıyla hiç ara verilmeden yayınlanan bir program ve devasa setin giderleri ürün yerleştirmeler ile karşılanmaktadır. Olayların en can alıcı yerine ya da konuşmaların arasına yerleştirilen ürün yerleştirmelerine günümüzde reklam arası verilen dizi ve programlarda da sık sık karşımıza çıkmaktadır. Truman Show’un kesintisiz yayınındaki ürün yerleştirmeleri izleyicilerin göz ardı etmesine yardımcı olabilirken günümüzde videoya ulaşmak için üç saniye beklemeye dayanamayan izleyiciler için pek geçerli olduğu söylenemez.

Sonuç

Christoph’un tabiriyle dış dünya asıl mide bulandırıcı olan şeydir. Dış dünyada da aynı ikiyüzlülük, aynı yalan ve kötülük bulunmaktadır. Ama Truman için yarattığı bu sahte dünya gerçeğinden daha güvenilir ve katlanılabilirdir. Yazımı ‘’Truman gibi herkes tarafından izlendiğiniz sahte bir dünyanın tek gerçek tarafı olmayı mı yoksa gerçek dünyada sıradan bir insan olmayı mı tercih ederdiniz’’ sorusunun yanında filmin en akılda kalıcı repliklerinden biriyle bitiriyorum:

“Olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.’’

 

 


Kaynakça

Postman, Neil, Televizyon: Öldürücü Eğlence Gösteri Çağında Kamusal Söylem, Ayrıntı, 5. Basım, İstanbul, 2014.

Resim: http: //www.beyazperde.com/filmler/film-18671/fotolar/detay/?cmediafile=21027871  21 Şubat 2019 tarihinde ulaşıldı.

Dipnotlar

[1] Neil Postman, Televizyon: Öldürücü Eğlence Gösteri Çağında Kamusal Söylem, Ayrıntı, 5. Basım, İstanbul, 2014 sayfa 99

[2] a. g. e. , sayfa 101

[3] a. g. e. , sayfa 101

[4] a. g. e. , sayfa 88