Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
Tozlu Sayfalardan Çıkanlar Büyükada Rum Yetimhanesi

Tozlu Sayfalardan Çıkanlar: Büyükada Rum Yetimhanesi

Giriş

Osmanlı Devleti, ülkesi içerisindeki yetim ve sahipsiz çocuklara gereken desteği sağlayacak kurumsal yapılanmaya 19.yüzyılın başlarına kadar sahip değildir. Tanzimat (1839) ve Islahat (1856) Fermanları’nın tanıdığı yetkilerle çeşitli cemaatler; kendi çocukları, sahipsizleri ve hastaları için gereken yardım faaliyetlerini arttırmıştır. Başta Katolikler, ardından Rum Ortodokslar 19.yüzyılın sonlarında İzmir ve İstanbul başta olmak üzere sahipsiz, evsiz, yetim Rum çocuklara gereken desteği sağlamaya başlamıştır. Aynı dönemde 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından elde kalan topraklara yoğun göç başlamış, yetim çocukların sayısı artmış, bakımları daha önemli hale gelmiştir.[1] Böylelikle artık zorunluluk haline gelen yetim bakımını karşılamak üzere 1896’da devlet eliyle Darü’l-aceze kurulmuştur.

Bu süreç içerisinde faaliyete geçen Büyükada Rum Yetimhanesi, hem Osmanlı Devleti hem de Türkiye Cumhuriyeti dönemlerine şahitlik etmesi bakımından önemlidir. Çalışma içerisinde; yetimhanenin kuruluşu, Büyükada’ya taşınması, Rum Cemaati’nin etkilendiği toplumsal ve siyasal olayların yetimhaneye etkisi, Cumhuriyet Dönemi’nde yetimhanenin durumu ve yapının geleceğini değiştirebilecek proje değerlendirmeleri bulunmaktadır.

Osmanlı Döneminde Yetimhane: Balıklı’dan Büyükada’ya

Büyükada Rum Yetimhanesinin geçmişi Ortodoks Rum Cemaati’ne bağlı Balıklı Rum Hastanesine kadar uzamaktadır. Yetimhane dönemin diğer yetimhaneleri gibi ilk etapta 1852-53’te hastaneye bağlı olarak aynı kompleks içinde inşa edilir.[2] İlk kurucusu olan Patrik IV.Germanos önderliğinde, ihtiyarlar yurdunun karşısında sade bir bina inşa edilerek yetimler yerleştirilir.[3] Amaç hastaneden taburcu olacak düzeyde iyileşmiş kimsesiz kadın, yaşlı özellikle de çocuklara bakım sağlamaktır.[4] 1894 İstanbul depreminde üç katlı yetimhane ilk katından itibaren yıkılır.[5] Çocuklar hastanenin arkasındaki “Pireler” denen bostanlar ve eski mezarların olduğu arsadaki eski binaya nakledilirler.[6] Yeni binadaki fiziksel şartların yetersizliği yeni bir yetimhane inşasını gündeme getirir. Başlarda bu fikre sıcak bakılsa da arazi ihtilafları vardır. Üstelik cemaat yeni bir bina inşası için gereken harcamayı karşılamakta zorlanacaktır. Bunun üzerine Patrikhane yeni bir bina yaptırma fikrinden uzaklaşır.

Bu sırada Büyükada’da Fransız Societe des Grandes Hotel Europeens şirketinin ünlü mimar Alexander Vallury’ye otel olarak yaptırdığı ahşap bina cemaatin dikkatini çeker.[7] Otelin lüks odaları, yemek salonları, toplantı salonları, konser ve balo salonlarının tamamı modern şekilde döşenmiştir.[8] Alt kısmı casino olarak inşa edilen bu otel –Prinkipo Palas- II. Abdülhamid’in “toplum ahlakına aykırı ve sakıncalı” bulması üzerine bir türlü açılamaz. Şirket, boş durması her geçen gün zarara neden olan oteli satmaya karar verir. Böylece yetimhanenin yıkılmasıyla aynı dönemlerde bu casino-hotel satışa çıkarılmış olur. Bir süre sonra cemaat üyelerinden banker Zarifi’nin eşi Eleni Zarifi, Patrikhane’nin ısrarlarıyla Prinkipo Palas’ı 3700 altına[9] satın alarak yetimhane olarak kullanılması üzere Patrikhane’ye bağışlar.[10] Devlet, binanın önceki yıllara ait biriken borçlarını yetimhaneye destek olmak için siler ve bir miktar da bağış yapar. İsa ya da Hristo Tepesi olarak bilinen ve Hristiyan Cemaati için manevi değer taşıyan bu tepede inşa edilen yapı, Büyükada Milli Yetimhanesi olarak Madam Eleni’nin doğum günü olan[11] 21 Mayıs 1903’te Patrik III. İoakim ve II.Abdülhamit’in katıldığı bir törenle açılır.[12] Büyükada Milli Yetimhanesinin kurucuları; II. Abdülhamit ve III. Ioakim’e ilaveten, Madam Eleni, Ekümenik Patrik IV. Yermanos ve Andreas Singrou olarak kayıtlara geçer.[13]

Rum Cemaati bahsedilen faaliyetlerinin birçoğunu büyük bağışçılarının destekleriyle yapar. Yetimhanenin en büyük şansıysa Madam Zarifi’nin bağışıdır. Bugün “yetimlerin anası” diye anılmasını sağlayan cömert hareketi cemaat içinde de hiç unutulmaz. O dönemde Patrikhane, Büyükada’daki Rum nüfusun çokluğuna ek olarak, çocukları şehirden uzakta izole bir alanda yetiştirme imkânlarını göz önünde bulundurarak Büyükada’yı özellikle tercih eder. Adanın izole olması yetimlerin eğitimlerinde, alışkanlıklarında ve özellikle de ileride bahsedileceği gibi, onların dış tehlikelere karşı korunmalarında önemli bir faktör olacaktır. Ayrıca yetimhanenin kurucularından A. Singrou’nun yetimhanenin hastaneden uzak olmasını özellikle istediği yönünde bir iddia vardır, bununla hayır kurumu olan yetimhaneyi bağımsızlaştırma amacı gütmüş olması muhtemeldir.[14]

Çocukları ulusun en değerli parçası olarak kabul eden Rumlar, özellikle kız çocuklarına ulusun ve Ortodoksluğun taşıyıcısı olarak ayrı bir önem atfederler.[15] Bu bağlamda filantropi (hayırseverlik) çalışmaları cemaat içinde oldukça yaygındır. Topluluğun bu yaklaşımına rağmen 1903’te Büyükada’ya taşınan yetimhane esasında erkek çocuklar içindir. Fakat kısa süre içerisinde kız çocukları için 1906’da Kınalıada’da yeni bir yetimhane inşa edilir.[16]

Yetimhanenin bulunduğu Büyükada 19.yüzyılda Rum balıkçılar ve inzivaya çekilmişlerin mekânı olarak görülürken Tanzimat Fermanı’nın yabancılara mülk edinme imkânı tanımasıyla gelişmeye başlar.[17] 19.yüzyılın ikinci yarısından itibaren düzenli vapur seferlerinin konulması ekonomiyi canlandırır ve adayı merkezileştirir. Kısa süre içerisinde Büyükada Osmanlı’nın Batıya en yakın, en refah içinde ve özgür noktalardan biri olur.[18] Ada hem yazlık hem kışlık olarak kullanılsa da asıl sabit nüfus kışın burada kalan Rumlardan oluşmaktadır. 19.yüzyılın sonunda adadaki Rum nüfus yoğunluğu adanın yetimhane için cazip bulunmasına neden olmuştur. Ada halkı yetimlere büyük bir sevgi ve bağlılıkla sahip çıkar.[19]

İstanbul’da 19-20.yüzyılların en önemli eserlerine imzasını atmış Levanten mimar Vallury tarafından tasarlanan yetimhane binası, geleneksel mimariye uygun formlarla[20] inşa edilmiştir. Öte yandan yapıda geleneksel mimaride mevcut olmayan demir ve kolon kullanımına rastlanır. İlk olarak Prinkipo Palace Hotel olarak tasarlanan yapı, bahçesiyle birlikte 26.000 metrekarelik bir alan içerisindedir.[21] Yapının inşası yaklaşık 50.000 Osmanlı lirasına mal olmuştur.[22]

Görkemli ve etkileyici bir mimariye sahip olan Büyükada Yetimhanesi ahşap karkas sistemde inşa edilmiştir. Yapı, yan bölümde 6, diğer bölümlerinde 5 katlıdır. Cephe mimarisi olabildiğince sadedir. Birbiri üzerine tekrarlanan çıkmalar ile cephelere hareketlilik getirilmeye çalışılmıştır. Tiyatro salonundaki iç mekân ahşap süsleme detaylarına karşılık, diğer iç mekânlarda sade bir mimari hâkimdir.[23]

Yetimhane binası, Avrupa’nın en büyük, dünyanınsa Japonya Todaiji Tapınağından sonra ikinci en büyük ahşap binasıdır.[24] Yetimhane olarak kullanılacağı belirlendikten sonra yapıda çeşitli iç düzenlemeler yapılmıştır. Madam Eleni ahşap binaya yangın önlemi olarak mermer merdivenli kâgir bir kule inşa ettirir.[25] Ayrıca yapı içerisinde 206 oda, mutfak, revir, etütler için kütüphane, içerisinde sinema makinesi olan tiyatro salonu, ilkokul ve çeşitli meslek atölyeleri bulunur.[26] Alan içerisinde sonradan yetimhanenin okulu olarak kullanılacak olan 13 odalı ve aslen otel idaresi için inşa edilmiş başka bir yapı daha bulunur. 26 bin metrekarelik bir alana inşa edilen bu kompleksin etrafı taş duvar ve demir parmaklıklarla örülüdür.[27] Büyüklüğü, kullanılmayan alanlarının çokluğu, yetimhane olmaya elverişsizliği gibi nedenlerle yapı çokça eleştirilmiştir. Bu bilgiler ışığında yetimhanedeki hayatı gözden geçirmekte fayda vardır.

Yetimhanenin genel nizamnamesinden elde edilen bilgilere göre; Yedikule’den ilk etapta 140 yetim getirilmiş, bu sayı dönem içerisinde en fazla 150’ye kadar çıkmıştır. Esasında yukarıda bahsedildiği gibi yetimhane başlangıçta Ortodoks Rum erkek çocuklar için açılmış, Cumhuriyet Döneminden sonraki faaliyet sürecinde kız çocuklarına da ev olmuştur. Yetim çocukların buraya alınabilmesi için İstanbul, Bozcaada veya İmroz halkından olmak bir gereklilikti. Öncelik anne ve babasını kaybetmiş çocuklarındı, ardından birinden yoksun olanlar, akrabası olmayanlar[28] yahut çok ciddi yoksulluk çekenler tercih edilirdi. Herhangi bir evlat edinilme durumu yoksa çocuklar uygun bulunduğu takdirde 17 yaşına kadar yetimhanede kalırlardı. Yetimhane yönetimi Patrikhane’ye bağlı bir kuruldan oluşurdu. İki yılda bir cemaatin kadınlarından dört kişilik bir grup yetimhaneyi dolaşıp gözlem yaparak kılık kıyafet düzenini, yetimlerin beslenmesini, temizliği, depo ve kilerlerin kullanımını teftiş eder ve rapor hazırlardı.[29] Yetimhane personeli; müdür, sekreter, muavin, çeşitli derslerin hocaları, fabrikatörler, atölye ve zanaat ustaları ve işçileri, doktor ve hemşire, çocuk bakıcıları, koğuş görevlileri, hizmetçiler, bekçiler, çamaşırcılar ve yönetim kurulunun özel sekreterinden oluşurdu.[30] Fakat yine de yetersiz kalan personele çocuklardan belirli gruplar oluşturularak yardım ettirilirdi. Tüm bu çabaların temel amacı genç Rum neslin çeşitli eğitimlerden geçerek, sağlıklı, ulus bilinci ve dini bilinç kazanmış şekilde cemaate katılabilecek bireyler olarak yetişmeleridir.[31]

Kıyafetlerin; aynı olmakla birlikte oldukça sade, temiz ve düzenli olmasına özen gösterilirdi. Yetimlerin beden eğitimi dersleri özel bir beden eğitimi hocasının eşliğinde günlük ve yaşlarına göre organize edilir, jimnastik salonunda talim yapılır, doğa gezintilerine çıkılırdı.[32] Özel günlerde kilise ayinleri aksatılmadan yapılırdı.

Yetimhanede eğitim altı yıl olarak planlanmıştı. Yetimlere; Ortodoks din eğitimi, modern Yunanca, farmakoloji, coğrafya, tarih, matematik, fizik, antropoloji ve psikoloji eğitimlerinin[33] yanında Türkçe, Rumca ve Fransızca dersleri verilirdi. Bunların yani sıra meslek eğitimine yönelik sanat ve zanaat dersleri verilirdi. Bu dersler; müzik, mobilya yapımı, oymacılık, demir işçiliği, terzilik, arıcılık, şarapçılık, ayakkabı işçiliği gibi oldukça geniş bir alanı kapsardı.[34] Böylece yetimler yaşları ilerledikçe çeşitli alanlarla ücretli çalışma imkânı bulur, yaşları gelip de her biri yetimhaneden ayrılırken meslek sahibi birer birey olurlardı.

Yetimhane Birinci Dünya Savaşı’na kadar yukarıda bahsedilen işleyişi sürdürür. Savaş sürecindeyse adalardaki azınlıkların eğitim kurumlarına el konularak buralara askeri lise öğrencileri yerleştirilmeye başlanır.[35] Yetimler 1915 yılında Heybeliada’daki Rum Ticaret Okuluna oradan da Ruhban Okuluna taşınır.[36] Yetimhane, Kuleli Askeri Lisesi Öğrencileri ve Alman askerleri tarafından kullanılmaya başlanır.[37] Yetimhane, işgal döneminde bir süre göçmen Rusları da barındırır.[38] Ayrıca, 1917 Ekim Devrimi’nden kaçan Beyaz Rus göçmenlerin bazıları yetimhaneyi bir süreliğine mesken edinir. Bu dönemde göçmenlerin ısınmak için binanın döşemelerini söküp yaktıklarına dair yaygın bir anlatı vardır. 15 bin Alman ve Avusturyalı asker ve savaş tutsakları[39] ile Rus göçmenlerin bu uzun süreli ziyareti binada 50 bin liralık hasara mal olur, maliyetler nedeniyle tadilat tamamlanamaz.[40]

Rum Cemaati’nin Türkiye’de Değişen Durumlarının Yetimhaneye Yansımaları

Cumhuriyetin ilanından sonra ülkenin genelinde cemaatlerin durumunda değişiklikler gözlemlenir. Ulus devletleşme çabasındaki Türkiye Cumhuriyeti Devletinde Rumlara da diğer azınlıkların talihinden pay biçilmiştir.

Balkan Savaşları ile birlikte Türkiye ve Yunanistan arasındaki ihtilaf sonucunda Urla ve Ayvalık’ta yaşayan Rumlar Yunanistan’a yollanmış böylece Lozan’la devam edecek ciddi mübadele süreci başlatılmıştır.[41] 1923 Lozan Andlaşması ile bir mübadele komisyonu kurularak 400 bin Müslüman Türkiye’ye getirilirken, yaklaşık 1 milyon 300 bin Rum Yunanistan’a göç etmek durumunda kalmıştır.[42] Bu olay Patrikhane’ye bağlı Rum Cemaatin onda birine düşmesine neden olur.[43]

Ayrıca hükümetin iktisadı millileştirme çabası doğrultusunda 1942-44’te alınan Varlık Vergisi İstanbul’daki varlıklı ailelerin ödemesi zorunlu tutulan bir vergi olarak çıkarılmışsa da Müslümanlardan toplam verginin yalnızca yüzde yedisi tahakkuk ettirilir.[44] Bu vergiler Rum, Ermeni, Yahudi nüfusu yoksullaştırır. Vergi birçok Rum ailenin çocuklarını Büyükada’daki yetimhaneye yollamasına neden olacak derecede sefalet yaratmıştır.[45]

İstanbul Pogromu olarak da anılan 6-7 Eylül (1955) Olayları Rum Cemaat ve yetimhane ilişkisi bağlamında önemlidir ve yukarıda saydığımız olaylara benzer şekilde ülkedeki gayrimüslim gruplara “misafir” olduklarını hatırlatma amacıyla başlatılan hareketlerdir. Olaydan hem maddi hem de manevi zarar gören insanların göç etmesi sonucu adadaki Rum nüfus azalır. 1955 olaylarının ardından yetimhanenin faaliyetleri Rum nüfusun hızla göç etmesi sonucunda ciddi anlamda gerilemiştir.[46] Olaylar sırasında yetimhanede olan çocuklarsa şiddetten nispeten korunmuşlardır.

Türkiye’de yaşayan Rum vatandaşların oturma ve çalışma izinleri 1930 yılında Yunanistan ile imzalanan İskân, Ticaret ve Gemi Ulaşımı Andlaşması ile düzenlenmiştir.[47] 1964’te bu izin belgesi altı ay önceden haber verilerek ihbar edilmiş ve 1918’den beri İstanbul’da oturan ve çalışan 12.704 Rum’un oturma süreleri uzatılmamış, zararlı görülen kişiler anında sınır dışı edilmiştir.[48] Bu bağlamda 1967’ye kadar 30-40 bin Rum göç etmek mecburiyetinde kalmıştır.[49] Rum nüfusundaki bu azalma yetimhanenin varlığı açısından olumsuz sonuçlara neden olmuştur.

Yetimhanenin Türkiye Cumhuriyeti Dönemindeki Durumu

Yetimhanenin imkânları 1925 sonrasında öncesine nazaran oldukça azalır. 1927’den itibaren atölyelerin kapatıldığına ve yalnızca ilkokul eğitimi verildiğine[50] dair kaynaklar olsa da yetimlerin deneyimlerine bakıldığında yalnızca atölye sayılarının azaldığı söylenebilir.[51] 1942’de Heybeliada’daki Kız Yetimhanesinin kapanması sonucu oradaki çocukların Büyükada Rum Yetimhanesine nakledilmesi sonucu karma sisteme geçilir.[52] Otel idaresi olarak yapılan küçük bina 1958’de yetimhane müdürü tarafından tadilatla ilkokula çevrilir.[53] Ada sakinleri hafta sonları eğlenmek için yetimhane bahçesine çıkarak çocuklarla ilgilenir, onlara bir aileye sahip oldukları hissini verirler. Bahçelerde ve okulun içinde boş zamanlarda klasik müzik dinlenir.

Yetimhane çalışanlarından elde edilen bilgiye göre yetimhanenin 1940’ların sonlarında artık masrafları artmış ve bina bakımsızlıktan çökmeye başlamıştır.[54] Yapı tüm tadilatlara ve eklere rağmen pedagojik ve sıhhi bakımından yetersiz kalır.[55] Yetimhane ihtiyaçları karşılamaya yetmezken öte yandan yukarıda bahsedilen siyasi ve toplumsal olaylar sonucunda ülkede Rum nüfusun hızla azalması cemaatin toplayabildiği yardımların azalmasına neden olur. Bununla birlikte Varlık Vergisi gibi yoksulluğa iten süreçlerde bazı Rum aileler çocuklarını yetimhaneye bırakmak mecburiyetinde kalmıştır.

Yetimhane; 21 Nisan 1964 tarihinde, aynı yıl ateşlenen Kıbrıs sorunu ve Rum cemaati için tehdit oluşturan siyasi ve toplumsal nedenlerin de etkisiyle, binanın artık oldukça eskimiş olması gerekçe gösterilerek Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kapatılır. Kapatılmasının ardından yetimhanede bulunan 46 kız çocuk Hristos Manastırına, 117 erkek çocuksa Aya Nikola Kilisesine yerleştirilir.[56] Zamanla farklı yerlere aktarılan çocuklar küçük gruplara ayrılır ve birbirlerinden koparlar. Rum ailelerin çok büyük bir kısmı göçtüğü için bir süre sonra yetimhaneler tamamen işlevsiz kalır. Büyükada Rum Yetimhanesinin kapandığı güne kadar yaklaşık 5700 çocuğa ev sahipliği yaptığı bilinmektedir.[57]

1964’te Vakıflar Genel Müdürlüğünün verdiği ani bir kararla kapatılan yetimhane o tarihten sonra bir daha kullanıma açılmamış ve tadilat görmemiştir. Üstelik tüm yetimhane alanının mülkiyetiyle ilgili ciddi ihtilaflar oluşmuş, bunlar ancak çok yakın bir tarihte çözülebilmiştir. 1995 yılında Patrikhane, Büyükada Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi ile binanın bakım ve onarımını yapması karşılığında 49 yıllığına işletmesi konusunda anlaşmaya varmasına rağmen gerekli izinlerin alınamaması sonucunda tadilat süreci başlatılamamıştır.[58]

Fendoğlu’nun raporunda belirttiğine göre Türkiye, yapının Patrikhane’ye değil Rum azınlık vakfına ait olduğunu bu nedenle Patrikhane yerine vakfa devredilmesi gerektiğini savunur.[59] Fakat binanın mülkiyeti en başından beri yetimhane olarak kullanılması şartıyla Patrikhane’ye verilmiştir. Bu nedenle Fener Rum Patrikhanesi binanın mülkiyeti konusunda çıkan ihtilafları kabul etmemektedir. Patrikhane, Vakıflar Genel Müdürlüğünün 1997’de yetimhane binasına el koymasına karşı yerel idari mahkemelerden sonuç alamaması üzerine 2005’te Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurur. Yapılan incelemeler sonucu mahkeme “taşınmazın alındıktan sonra padişah fermanıyla resmiyet kazandığını, 1903’teyse Büyükada Rum Erkek Yetimhanesi Vakfına verildiği” bilgisine ulaşır.[60] 1935’te Vakıflar Kanunu ile Yetimhane Vakfının tüzel kişiliği resmen tanınır.[61] En nihayetinde 15 Haziran 2010’da çıkan AİHM kararıyla yetimhane tapusunun Rum Patrikhanesi adına yeniden düzenlenmesine karar verilir.[62] Böylece mülkiyet konusundaki ihtilaf çözülür fakat taraflar arasında uzlaşmazlıklar çeşitli nedenlerle devam etmektedir.

Ayrıca son dönem sanat çalışmalarında kendisine yer bulan yetimhanenin, Galata Rum Okulunda 9 Ekim-10 Kasım 2018 tarihlerinde sergilenen 206 Odalı Sessizlik: Büyükada Rum Yetimhanesi Üzerine Etüdler Sergisi’nde, Hera Büyüktaşçıyan küratörlüğünde yaşayan cıvıl cıvıl bir organizmayken nasıl ölüme terkedildiği, sanatın eşsiz diliyle anlatılır.[63] Sergi Ali Kazma, Dilek Winchester, Murat Germen ve Hera Büyüktaşçıyan’ın yetimhanenin tarihiyle ilgili fotoğraf, yerleştirme, estelasyon gibi çalışmalarından oluşmuştur.[64]

Geleceğe Dair Umutlar: Europa Nostra Harekete Geçiyor

Yetimhane binası, 2012’de Dünya Anıtlar Vakfının takip listesine girmesiyle birlikte Türkiye’de ve dünyada “görünür” olmaya başlamıştır. Avrupa’daki sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu bir federasyon olan Europa Nostra’nın Avrupa Yatırım Bankası ile birlikte yürüttüğü Tehlike Altındaki 7 Kültür Varlığı Programı, 2018 yılında kapsamına Büyükada Rum Yetimhanesini de alır. Europa Nostra’nın hazırladığı rapora göre; 1964’ten beri kapalı olan bina kötü hava şartları, 1980’de çıkan yangın, 1999 Depremi ve bakımsızlık nedenleriyle çökme tehdidiyle karşı karşıyadır.[65] Her geçen yıl biraz daha yıpranan yapı artık içine girilemez haldedir. Çatısında ve katlarda çökmeler mevcuttur, kış ve bahar aylarında aldığı yağmurlar çürümesini hızlandırmaktadır. Europa Nostra’nın hazırladığı projenin amacı yetimhane kompleksinin tadilatlar ile iyileştirilmesi, farklı amaçlarda kullanılabilecek hale getirilmesi böylece yeniden yaşatılmasıdır.[66] Proje binayı orijinal haline sadık kalarak restore etmeyi değil farklı amaçlar için kullanılabilir hale getirmeyi hedeflemektedir. Bu kapsamda uzman statik mühendisi Clive Dawson Mart 2019’da yapıyla ilgili kapsamlı bir yapısal rapor hazırlayarak yapının durumunu analiz eder, çözüm yolları ortaya koyar, çeşitli çizimlerle bunları destekler, hasarları ve tehlikeleri belirleyerek raporlaştırır.

Sonuç

Büyükada’nın en güzel tepelerinden Hristos Tepesi’ne 19.yüzyılın sonunda inşa edilen Prinkipo Palas, hayal edildiğinden çok daha farklı bir geleceğe sahne olmuştur. Yapı, Madam Eleni’nin binayı yetimhane olarak kullanılması için satın alarak Patrikhane’ye bağışlamasıyla yüzlerce çocuğun hayatını derinden etkileyecek sürecin mihenk taşı olmuştur. 61 yıl boyunca aynı amaca hizmet etmiştir. Yetimhane, Birinci Dünya Savaşı ile boşaltılarak zaman zaman askeri lise öğrencilerine, Alman ve Avusturyalı askerlere, 1917’de İstanbul’a göç eden Beyaz Ruslara geçici olarak barınma imkânı sağlamıştır. 1925’te yeniden faaliyete başlayan yetimhanenin bundan sonraki günleri daha zorlu geçmiştir. Lozan Mübadelesi, Varlık Vergisi, İstanbul Pogromu ve Yunanistan ile yaşanan Kıbrıs sorunları Türkiye’nin Rumlar için yaşanmaz hale gelmesine neden olmuştur. Yaşananlarda güncel politikanın etkileri olmakla birlikte temelde toplumda ve yönetim içinde Rumlara duyulan antipatinin büyük payı olmuştur. En nihayetinde 1964’te yetimhane çeşitli nedenlerle kapatılmış ve sakinleri farklı yerlere dağıtılmıştır. Yıllarca atıl ve bakımsız kalan binanın tadilatı için girişimler olsa da gerekli izinler alınamamıştır. Öte yandan binanın mülkiyeti konusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Rum Ortodoks Patrikhanesi arasında ciddi ihtilaflar yaşanmıştır. 2010’da AİHM kararıyla yapının mülkiyeti Patrikhane’ye verilmiştir. Artık çökme aşamasına gelen yapı son yıllarda dünyanın da dikkatini çekmeye başlamış ve Europa Nostra ve Avrupa Yatırım Bankası’nın ortak çalışması ile 2018-19 başlarında yetimhaneyle ilgili raporlar hazırlanmıştır. Amacı yapıyı restore etmek değil kullanılabilir hale getirmek olan bu proje, yapının yaşamaya devam edebilmesi açısından bir umut ışığı oluşturmaktadır.

Şehrin en önemli hafıza mekânlarından olan bu mimari harikası yapı geçmişin bugüne hediyesi olarak görülmek yerine bir başına bırakılmıştır. Bugün hava şartlarından, depremlerden, bakımsızlıktan harabeye dönüşen yetimhanenin ülkeler arası politikaya ya da toplumsal anlaşmazlıklara heba edilemeyecek denli önemli ve anlamlı olduğu hatırlanmalıdır. Yetimhaneyi kurtarmak, tarihini ve hafızasını yaşatmak bugünün geçmişe borcudur.


Kaynakça

Ar, B. (2006). İşgal Altındaki İstanbulda Kentsel ve Mimari Ortam. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi.

Arslan, T. (2019, Mart-Nisan ). “206 Odalı Sessizlik:Büyükada Rum Yetimhanesi Üzerine Etüdler” Sergisi. (M. Haydaroğlu, Dü.) Sanat Dünyamız(169), 32-41.

Ceylan, O. (1994). Büyükada Rum Yetimhanesi. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi (Cilt 2, s. 354). içinde İstanbul: T.C. Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı.

Çapan, M. (2019) “55 Yıllık Bir Öksüzlük Hikâyesi: Büyükada Rum Yetimhanesi” (Çevrimiçi) https://www.independentturkish.com/node/95341/haber/55-y%C4%B1ll%C4%B1k-bir-%C3%B6ks%C3%BCzl%C3%BCk-hik%C3%A2yesi-b%C3%BCy%C3%BCkada-rum-yetimhanesi, 26.11.2019.

Europa Nostra. (2018). 7 Most Endangered 2018-Prinkipo Greek Orphanage/Turkey, Technical Report. Europa Nostra-European Investment Bank Institute.

Europa Nostra. (2019). Basın Duyurusu. Europa Nostra ve Avrupa Yatırım Bankası Enstitüsü. https://www.europanostra.org/wp-content/uploads/2019/07/20190729PressReleasePrinkipoTR.pdf adresinden alındı

Fendoğlu, H. T. (2010). Büyükada Rum Yetimhanesi.

Fener Rum Patrikliği-Türkiye, 14340/05 (AİHM Temmuz 8, 2008).

Fener Rum Patrikliği-Türkiye, 14340/05 (AİHM Haziran 15, 2010).

Gökçen, T. (1993). Adalar. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi (Cilt 1, s. 66-74). içinde İstanbul: T.C. Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı.

Güven, D. (2005). Cumhuriyet Dönemi Azınlık Politikaları ve Stratejileri Bağlamında 6-7 Eylül Olayları. (B. Şahin, Çev.) İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.

Macar, E. (2003). İstanbul Rum Patrikhanesi . İstanbul : İletişim.

Millas, A. (2014). Büyükada Prinkipo, Ada-i Kebir. (S. Roidis, Çev.) İstanbul: Adalı.

Özkan, D. (2009). Philanthrophy and Appropriation Policies Towards The Orphans and Foundlings of The Greek Orthodox Community of İstanbul (1852-1908). Yüksek Lisans Tezi, Boğaziçi Üniversitesi.

Özlü, N. (2015). Alexandre Vallaury. Türk Mimarisine İz Bırakanlar I (s. 295-310). içinde Ankara: T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı .

Tekin, S. (2018). Osmanlı’nın Son Dönemlerinde Azınlıkların Yetimlerle İlgili Çalışmalarından Bazı Örnekler ve Devletin Bu Konuya Yaklaşımı. Tarih İncelemeleri Dergisi(33/1), 183-203.

Tuğlacı, P. (1989). Tarih Boyunca İstanbul Adaları . İstanbul: Cem.

Yıldırım, N. (2006, Eylül). Panoliko’dan Balıklı Rum Hastanesi’ne. Toplumsal Tarih(153), 50-57.

Yılmaz, K. (2008). Cumhuriyet Dönemi’nde Büyükada’nın İktisadi ve Sosyal Tarihi. Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi.

 

https://attec.design/tr/post/2017/01/20/buyukada-prinkipo-rum-yetimhanesi adresinden alınmıştır. (Sayfanın başına konulacak olan fotoğraf)

[1] Saadet Tekin, Osmanlı’nın Son Dönemlerinde Azınlıkların Yetimlerle İlgili Çalışmalarından Bazı Örnekler ve Devletin Bu Konuya Yaklaşımı, Tarih İncelemeleri Dergisi (33/1), 2018, s. 186.

[2]Balıklı Rum Hastanesi, Tarihçe, (Çevrimiçi) http://www.baliklirum.com/VakifTarihce.aspx, 26.11.2019.

[3] Akillas Millas, Büyükada Prinkipo: Ada-i Kebir, çev. S. Rpidis, İstanbul, Adalı Yayınları, 2014, s. 431.

[4] Nuran Yıldırım, Panoliko’dan Balıklı Rum Hastanesi’ne, Toplumsal Tarih (153), 2006, s. 53.

[5] A.e., s. 55.

[6] Millas, a.g.e., s. 431.

[7] Hasan Tahsin Fendoğlu, Büyükada Rum Yetimhanesi, 2010, s. 1.

[8] Millas, a.g.e., s. 430.

[9] Millas, a.g.e., s. 432.

[10] Yıldırım, a.g.e., s. 55.

[11] Dilek Özkan, Philanthrophy and Appropriation Policies Towards The Orphans and Foundlings of The Greek Orthodox Community of İstanbul (1852-1908), Boğaziçi Üniversitesi, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, 2009, s. 100.

[12] Tekin, a.g.e., s. 198.

[13] Özkan, a.g.e., s. 166.

[14] Millas, a.g.e., s. 432.

[15] Özkan, a.g.e., s. 77.

[16] Özkan, a.e., s. 97.

[17] Kerem Yılmaz, Cumhuriyet Dönemi’nde Büyükada’nın İktisadi ve Sosyal Tarihi, Marmara Üniversitesi, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, 2008, s. 11.

[18] Yılmaz, a.e., s. 11.

[19]Melike Çapan, “55 Yıllık Bir Öksüzlük Hikâyesi: Büyükada Rum Yetimhanesi” (Çevrimiçi) https://www.independentturkish.com/node/95341/haber/55-y%C4%B1ll%C4%B1k-bir-%C3%B6ks%C3%BCzl%C3%BCk-hik%C3%A2yesi-b%C3%BCy%C3%BCkada-rum-yetimhanesi, 26.11.2019.

[20] Nilay Özlü, Alexandre Vallaury,  Türk Mimarisine İz Bırakanlar I, Ankara, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2015, s. 304.  

[21] Özkan, a.g.e., s.98.

[22] Özkan, a.g.e., s. 99.

[23] Oğuz Ceylan, Büyükada Rum Yetimhanesi,  Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt 2, İstanbul: T.C. Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı, İstanbul, 1994,  S. 354.

[24] Fendoğlu, a.g.e., s. 1.

[25] Millas, a.g.e., s. 437.

[26] Fendoğlu, a.g.e., s. 1.

[27] Pars Tuğlacı, Tarih Boyunca İstanbul Adaları . İstanbul, Cem Yayınları, 1989, s. 458.

[28] Özkan, a.g.e., s. 159.

[29] Özkan, a.e., s. 160.

[30] Özkan, a.e., s. 162.

[31] Özkan, a.e., s. 163.

[32] Özkan, a.e., s. 163.

[33] Özkan, a.e., s. 110.

[34] Özkan, a.e., s. 164.

[35] Turgay Gökçen, Adalar, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt 1, İstanbul, T.C. Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı, 1993, s. 74.

[36] Millas, a.g.e., s. 440.

[37] Fendoğlu, a.g.e., s. 1.

[38] Bilge Ar, İşgal Altındaki İstanbulda Kentsel ve Mimari Ortam, İstanbul Teknik Üniversitesi,Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, 2006, s. 17.

[39] Tuğlacı, a.g.e., s. 459.

[40] Millas, a.g.e., s. 440.

[41] Yılmaz, a.g.e., s. 13.

[42] Eçin Macar, İstanbul Rum Patrikhanesi,  İstanbul,  İletişim Yayınları, 2003, s. 139.

[43] Macar, a.e., s. 140.

[44] Macar, a.e., s. 175.

[45]Evvel Zaman Dışında: Büyükada Rum Yetimhanesi (Çevrimiçi) https://www.youtube.com/watch?v=FbTmDo2kSOc&t=530s, 30.11.2019.

[46] Millas, a.g.e., s. 441.

[47] Dilek Güven, Philanthrophy and Appropriation Policies Towards The Orphans and Foundlings of The Greek Orthodox Community of İstanbul (1852-1908), Boğaziçi Üniversitesi, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, 2009, s. 150-151.

[48] Yılmaz, a.g.e., s. 19.

[49] Yılmaz, a.e., s. 19.

[50] Tuğlacı, a.g.e., s. 459.

[51] Medyascope, Evvel Zaman Dışında: Büyükada Rum Yetimhanesi (Çevrimiçi) https://www.youtube.com/watch?v=FbTmDo2kSOc&t=530s, 30.11.2019.

[52] Millas, a.g.e., s.441.

[53] Tuğlacı, a.g.e., s. 459.

[54] Millas, a.g.e., s.442.

[55] Millas, a.g.e., s.440.

[56]Turgay Çavuşoğlu, Büyükada Yetimhanesi (Çevrimiçi) https://idealsosyalhizmet.com/buyukada-yetimhanesi/, 28.11.2019

[57]Europa Nostra,  7 Most Endangered 2018-Prinkipo Greek Orphanage/Turkey, Technical Report. Europa Nostra-European Investment Bank Institute, 2018, s. 5.

[58] Europa Nostra, 7 Most Endangered 2018-Prinkipo Greek Orphanage/Turkey, Technical Report. Europa Nostra-European Investment Bank Institute, 2018, s. 2.

[59] Fendoğlu, a.g.e., s. 2.

[60] Fener Rum Patrikliği-Türkiye, 14340/05 AİHM Temmuz 8 2008, s. 2.

[61] Fener Rum Patrikliği-Türkiye, 14340/05 AİHM Temmuz 8 2008, s. 2.

[62] Fener Rum Patrikliği-Türkiye, 14340/05 AİHM Haziran 15, 2010, s. 7.

[63] Tuğçe Arslan, “206 Odalı Sessizlik: Büyükada Rum Yetimhanesi Üzerine Etüdler” Sergisi, düz. M. Haydaroğlu, Sanat Dünyamız (169), s. 32.

[64] Arslan, a.g.e., s. 32.

[65] Europa Nostra, 7 Most Endangered 2018-Prinkipo Greek Orphanage/Turkey, Technical Report. Europa Nostra-European Investment Bank Institute, 2018, s. 2.

[66] Europa Nostra, 7 Most Endangered 2018-Prinkipo Greek Orphanage/Turkey, Technical Report. Europa Nostra-European Investment Bank Institute, 2018, s. 4.