Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
toplumsal cinsiyet
Kaynak: Political Violence at a Glance

Toplumsal Cinsiyet ve Siyasal Şiddet

Son zamanlarda yapılan yorumlar, kadınlar tarafından yönetilen ülkelerin, Covid-19 salgınını kontrol altına alma konusunda erkekler tarafından yönetilen ülkelere göre belirgin şekilde daha iyi bir iş çıkardığını belirtti. Bu yorumlar aynı zamanda, halkın kadın liderlerin sağlık ve eğitimle ilgili konularda daha iyi iş çıkardığını düşünme eğiliminde olduğunu da öne sürdü. Ancak Covid-19 salgını yalnızca bir sağlık sorunu değildir; aynı zamanda uluslararası ilişkilerde de büyük zorluklar çıkarıyor. Bu da akıllara şu soruyu getiriyor: Toplumsal cinsiyet uluslararası ilişkileri nasıl etkiler?

Cinsiyet, uluslararası ilişkileri birçok yönden etkiler. Aile içi şiddetten savaşa kadar pek çok tür ve çatışma çeşidinin kökenindedir. Savaş, olumsuz etkiler orantısız bir şekilde kadınlara düşse bile, genellikle erkekler tarafından desteklenen bir şey olarak düşünülür. Bununla birlikte, erkekler dışında, erkekler ve kadınlar arasında da statü konusundaki kavgaların içinde ve çevresinde büyük bir çatışma başlar. Bu hem yerel hem de uluslararası mecrada geçerlidir. Çatışma, diğer pek çok şey gibi evde başlar. Çocuklar ebeveynlerinin aynı fikirde olmadıklarını görür ve kavgaların nasıl gerçekleştiğini gözlemler. Ebeveynlerin müzakere edilmiş uzlaşmalarla sonuçlanan gerekçeli argümanları var mıdır? Yoksa babaları boyun eğdirmek için annelerini mi döver? Çocuklar, çatışmaları ve ilişkilerde tahakküm ve zorlamanın rolünü geniş dünyaya nasıl aktaracakları hakkında dersler alır. Sonra da bu modelleri kendilerinin ve uluslarının nasıl davranması gerektiğini düşündüklerinin temeli olarak kullanır.

Bu hem yerel hem de uluslararası alanda nasıl gerçekleşebilir? Kadın cinsiyetçiliğinin gelir eşitsizliği tarafından yönlendirilmesine dair ilginç kanıtlar var. Khandis Blake ve meslektaşları, kadınların, belirli posta kodlarına coğrafi olarak konumlandırılmış, kendi tanımladıkları “seksi” özçekimleri çevrimiçi olarak ne ölçüde yayınladıklarını inceleyen bir çalışmada, bu tür özçekimlerin yüksek gelir eşitsizliği olan bölgelerde çok daha belirgin olduğunu, ancak cinsiyet eşitsizliği ile ilgili olmadığını öne sürdü. Bu çalışma 113 ülkede tekrarlandı ve etkisi daha gelişmiş ülkelerde özellikle daha güçlü oldu. Amerika Birleşik Devletleri’nde, yüksek gelir eşitsizliği olan yerler, kadınların güzellik malzemelerine ve güzellik salonlarına önemli ölçüde daha fazla para harcamasıyla da ilişkilendirildi. Ayrı ama ilişkili bir çalışmada da bu etkilerin kadınların etrafındaki statü güvensizliğinden kaynaklandığını gösteriyor. Başka bir deyişle, kadınların cinsel çekiciliği veya çekici görünme çabaları, en azından kısmen, sosyal hiyerarşideki statüleri üzerindeki güvensizlikten kaynaklanmaktadır.

Elbette statüyle ilgilenenler sadece kadınlar değil. Erkekler de statüleriyle ilgilenir ama özellikle kadınları cezbetme kabiliyetinden dolayı değil. İşte burası yerli ve yabancıların çatışma yaratabilecek şekillerde etkileşim kurmaya başladığı yerdir. Cinsiyet, uluslararası çatışmada her türden anahtar rol oynar. Başlangıç olarak, dünyanın birçok yerinde, aile hukukundaki ve evlilik piyasasındaki çarpıklıklar, erkekler arasında kadınların kontrolü ve üreme kapasiteleri konusunda çatışmalara yol açmaktadır. Baba-oğul ilişkileri hem yasal hem de sosyal olarak eşler arasındaki bağlara göre ayrıcalıklı hale geldiğinde, toplumlar şiddet ve yozlaşmalarıyla dikkat çeken kabile temelli yönetim tarzlarına çok daha yatkın hale gelir. Bu tür yapılar, özellikle başlık parasının yüksek olduğu yerlerde evlilik piyasasında da çarpıklıklara neden olur. Dünyanın birçok yerinde erkek tarafının ailesi, kadının ailesine para, çiftlik hayvanı, toprak, mücevher ya da başka bir tür somut kaynak vermek zorundadır. Bu kültürlerin çoğunda, bu kaynaklar yaşlı adamlar tarafından kontrol edilmektedir. Bu, hem evlenmek için bu tür kaynaklara ihtiyaç duyan genç erkekleri kontrol etmelerine hem de kızlarını ve diğer kadın akrabalarını evlilik için pazarlayarak zenginlik yaratmalarına olanak tanır. Bu, erkeklerin yetişkin erkek toplumuna girmesine izin verilmeyen kültürlerde özellikle güçlü bir koz haline gelir ve bu tür bir statü, kendi oğulları olana kadar devam eder. Evlilik piyasalarındaki çarpıklıklar, özellikle çok eşliliğin yaygın olduğu ve zengin erkeklerin çok sayıda eşe sahip olabildiği, pek çok fakir erkeğin ise aile kurmaktan yoksun kaldığı veya aile kurma olasılığının olmadığı yerlerde başka biçimler de alabilir. Bu, çatışma ve şiddet için bir reçetedir çünkü bu tür erkekler, gelin fiyatı için gerekli kaynakları veya kadınları kendi başlarına elde etmek için alternatif yollar arar.

Tecavüz ve diğer cinsel baskı biçimleri savaşlarda yaygındır ve aşırı ıstıraba neden olur. Tecavüz sonucu doğan çocuklar, Sırbistan’da, Rohingya’da ve IŞİD’in kaçırdığı Ezidi kökenli kadınlarında olduğu gibi savaş ve çatışmayla zaten parçalanmış toplumların daha da parçalanmasına neden olarak, kadınların kendi toplumlarından sosyal dışlanmalarını sürdürmek için de kullanılabilir.

Cinsiyetin etkisi savaşın bitmesiyle sona ermiyor. Aksine, kadınları barışı koruma çabalarına dahil etmek, kadınların zaman içinde başarılı ve istikrarlı olma olasılıklarını artırıyor. İrlanda’daki barış müzakerelerinde olduğu gibi, kadınlar çoğu kez erkek grupların uzun süredir çıkmaza girdiği müzakerelerde atılım yapabiliyor.

Bu da bizi, çatışma çözümünün modellemesinde aile sosyalleşmesinin rolüne tamamen geri getiriyor. Erkekler; fiziksel, ekonomik veya psikolojik olsun, kadınların hayatları üzerinde zorla egemenlik kazandıklarında, bu tür hiyerarşiler çocukları tarafından kopyalanır ve genellikle “doğal” veya en azından normal olarak anlaşılır. Bu tür hiyerarşiler, aile hukuku, üreme kısıtlamaları veya diğer yöntemlerle erkeklerin haklarını ve çıkarlarını kadınlara göre ayrıcalıklı kılarsa; erkekler hiyerarşinin tepesine ulaşmak, servet, statü ve kadınlara erişim elde etmek için birbirleriyle savaşırken daha geniş bir çatışma ortaya çıkar. Komik olan şey ise şu: Erkekler ve kadınlar arasında ekonomik ve sosyal daha fazla eşitlik, aslında çatışma için yapısal teşvikleri azaltarak erkekler dahil herkes için daha barışçıl bir dünya sağlar.

Eşitliğe giden yol alışılmadık bir seyir izliyor. Bu yol annenin beslenmesiyle başlıyor. Annelerin, çocuklarını saldırganlığa yatkın hale getiren ve annenin stresi ve yoksunluğunun sonucu olarak ortaya çıkan genlerin ifade bulma olasılığını azaltan fiziksel ve psikolojik desteğe sahip olmasını sağlamakla devam ediyor. Ebeveynlere hem lojistik hem de maddi destek sağlamakla devam ediyor. Çok genç yaşta başlayan iletişim ve ebeveynlik becerilerinde temel eğitimi içeriyor. Bu tür beceriler ve programlar, görünüşte uluslararası ilişkilerden çok uzakta olsalar da savaş olasılığını azaltmak için, yüzyıllardır ülkelerin dikkatini dağıtan ve tüketen topraklardaki erkekler arasındaki tüm uluslararası müzakereler kadar, hatta bundan daha da fazla etkili olabilir.

Yazar: Rose McDermott

Kaynak: Political Violence at a Glance