Rousseau

Toplum Sözleşmesi Kitap Analizi

Künye

İsim: Toplum Sözleşmesi

Yazar: Jean Jacques ROUSSEAU

Basım: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 15. Basım / 2016

Çeviren: Vedat GÜNYOL

Giriş

İnsanların bir sözleşme yoluyla toplumsal hayata geçişinden bahseden düşünürler arasında – John Locke ve Thomas Hobbes’a göre daha iyimser bir şekilde değerlendiren Rousseau Toplum Sözleşmesi kitabıyla yayımlandığı dönemde büyük bir etki bırakmış ve birçok kesimi etkilemiştir. Bu yazı Jean Jacques Rousseau ve onun kitabı üzerine yazılmış bir analizdir.

Yazar Hakkında

Aydınlanma dönemi düşünürü ve Fransız Devrimini de fikirleriyle etkileyen J.J.Rousseau 1712 de Cenevre’de doğmuştur. Bütün ömrü boyunca farklı şehirlerde yaşayan Rousseau 1744 yılında Therese Le Vasseur ile Paris’te tanışır. Ondan 5 çocuğu olan Rousseau hepsini kimsesiz çocuklar yurduna terk eder.İlk yapıtlarını müzik alanında verir ve ‘Encylopedie’ye‘ müzik konusunda yazılar yazar. Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev başlığı altında yayımlanan denemesi onun üne kavuşmasına yardımcı olur. Hayatını müzik notalarını kopya ederek sürdürmeye çalışan Rousseau Köyün Kahini operasıyla büyük bir başarı elde eder. 1755 yılında İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Söylev, Dillerin Kökeni Üzerine gibi yazıları kaleme alan Rousseau’nun Siyasal İktisat adlı yazısı Encylopedie’de yayımlanır.1756 yılında Montmorency’de bir kır evine taşınır.1762’de en önemli yapıtı kabul edilen Toplum Sözleşmesi ve din sorunun işlediği Emile yayımlanır. Emile’nin çeşitli kesimler tarafından eleştirilmesi ve Paris Parlementosu’nun yazarı tutuklama kararı sonucu alması İsviçreye kaçar.Yalnız burada da hem Emile’nin hem Toplum Sözleşmesinin yasaklanmasına Rousseau Dağdan Yazılmış Mektuplar yapıtıyla yanıt verir. 1766 yılında David Hume’un davetini kabul ederek İngiltere’ye geçer.[1] Hume’ la arası açıldıktan sonra Fransa’ya dönen Rousseau kraliyetin izniyle Paris’e yerleşir. 1770’te İtiraflar 1772’de ise Polonya Yönetimi Üzerine Görüşler adlı yapıtları yayımlanır. Mayıs 1778’te bir soylunun konuğu olarak Ermenanville köşke yerleşen Rousseau 2 Temmuz 1778’de burada ölür. Ermenanville parkındaki bir adada yer alan mezarındaki kemikleri Fransız Devrimi sırasında 11 Ekim 1794’te Paris’teki Pantheon’a taşınıp yaşamı boyunca düşmanı olarak gördüğü Voltaire’in kemiklerinin yanına gömülür[2].

Toplum Sözleşmesi

Rousseau’nun insan özgür doğar,oysa her yerde zincire vurulmuştur[3]diye başlayan toplum sözleşmesi kitabını analiz etmeye başlamadan önce sözleşme yapılmadan önceki doğal yaşam ve bu yaşamın içindeki insandan bahsetmek bu kitabı anlamamızı daha iyi sağlar.

Rousseau’ya göre doğa durumundaki insanlar eşittir, birbirlerine muhtaç veya bağımlı değildirler, kısaca doğa durumu insanların davranışlarında tamamen özgür oldukları durumdur.Kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden bu insanlar Hobbes’un düşüncesindeki gibi savaş hali içinde yaşamazlar. Çünkü Rousseau’ya göre insanların içinde merhamet duygusu da vardır.Bununla birlikte,insanların istek ve arzuları maddi gereksinimlerinin üstüne çıkmaz.Doğa insanların bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitededir ve hepsinin rahatça ulaşabilmesi sonucu başkalarıyla rekabet halinde olmalarını gerektirmez. Yaşam standartlarının aynı olması eşitlik halini bozacak herhangi bir bağımlılık ilişkisi oluşmasını engeller.

Rousseau için iki tip sözleşme vardır: Yalancı sözleşme ve toplum sözleşmesi. Rousseau’ya göre tarımın bulunması ve toplumsal işbölümü bazı kesimlerin daha çok bazı kesimlerin daha az kazanmasına ve bir kavramın çıkışına neden olmuştur:özel mülkiyet. Ona göre özel mülkiyet insanlar arasındaki eşitsizliğin ve bunun sonucu olarak da kıskançlıkların ve savaşın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Özel mülkiyet haklarını kaybetmek istemeyen insanlar güvenlik,ortak çıkar gibi kavramları kullanarak yoksul  insanları kandırıp sırf bu konumlarını devam ettirebilmek için yalancı sözleşmeyi  hazırlarlar kısaca bu sözleşme eşitsizliği yasal hale getirmiştir.

İnsanları köle – burjuvazi ilişkisi içine sokan bu durumdan kurtulmanın yolunu Rousseau toplum sözleşmesinde bulur. Rousseau’ya göre insanlar eski doğa durumuna artık geri dönemez. Bunun için çözüm insanın yeniden özgürlük ve eşitliği kazanmasını sağlayacak yeni bir sözleşme yapmaktadır. Ona göre toplum sözleşmesinin çözüm yolunu bulduğu ana sorun; ‘üyelerinden her birinin canını, malını bütün ortak güçle savunup koruyan öyle bir toplum biçimi bulmalı ki, orada her insan hem herkesle birleştiği halde yine kendi buyruğunda kalsın, hem de eskisi kadar özgür olsun’. [4]Çünkü insanlar doğa halinden toplum haline geçerken birtakım özgürlüklerinden feragat ederler ve toplumun çıkarını kendi çıkarlarının üstüne koymaya başlarlar, ama bu durum kendi çıkarına ters düşmez; çünkü toplumun üyelerinin her biri kendini tamamen topluma bağladığından durum herkes için birdir; durum herkes için bir olunca da bunu başkalarının zararına çevirmekte kimsenin bir çıkarı olamaz.[5] Mutlak bir güce karşılıksız boyun eğme koşulu Rousseau için tutarsız ve boş bir sözleşmedir.Bunun içinde kitabının 1. kısmını bitirirken her türlü toplum düzenine temel olması gerektiği düşüncesi ile bitirir:Temel sözleşme doğal eşitliği ortadan kaldırmak şöyle dursun, tam tersine, doğanın insanlar arasına koyduğu maddesel eşitsizlik yerine manevi ve haklı bir eşitlik getirir. İnsanlar güç ve zeka bakımından olmasalar da sözleşme ve hak hukuk yoluyla eşit olurlar.[6] Toplum hali insanlar için, hepsinin bir şeyleri olması ve hiçbirinin gereğinden çok şeyi olmaması halinde yararlı olur.[7]

Rousseau halk kavramını farklı anlamlarda kullanır. Ona göre her kişi egemen varlığın üyesi olarak kişilere karşı, sonra da devletin üyesi olarak egemen varlığa karşı sözleşmeyle bağlanmış olur. Egemen varlık gücünü sözleşmeden alır dolayısıyla kendi varlığını oluşturan şeye karşı davranması Rousseau’ya göre saçmadır. Egemen varlığın kendisini oluşturan kişilerin çıkarına aykırı bir çıkarı olamaz, onun için yalnız genel istem ön plandadır ve onun çıkarını düşünür. Bu noktada egemen varlık ile hükümetin karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Rousseau egemenliğin parçalanamaz,devredilemez olduğunu ve asla başka bir egemen varlığın boyunduruğuna giremeyeceğini hükümetlerin ise değişebilir olduğunu, sözleşmeye dayanmadığını vurgular. Hükümeti egemen varlığın bir parçası olarak gören Rousseau hükümet  biçimlerini de devletin büyüklüğüne göre ayırır ve her hükümet biçiminin her devlete uymayacağını söyler. Hükümet biçimlerini demokrasi, aristokrasi  ve monarşi olarak üçe ayıran Rousseau’ya göre demokrasi yönetim biçiminin özellikle  küçük devletler için daha elverişli olduğunu çünkü büyük devletlerde halkın bir araya gelmesi daha zordur ayrıca demokrasi iç savaşa daha yatkın bir yönetim sistemi olduğunu, demokrasinin ancak tanrılara layık bir yönetim olduğunu  insanların bunu hak etmediklerini belirtir. Aristokrasi için ise doğal,seçime bağlı ve soydan geçme olarak ayırıp hangisi olduğu farklılıklar gösterir. Doğal aristokrasiyi basit halklara öneren, soydan geçme aristokrasiyi ise en kötü yönetim biçimi sayan Rousseau seçime bağlı aristokrasiyi över. Eğer seçim şartları yasayla düzenlenirse daha adil ve kolay bir yönetim anlayışı meydana gelir. Bu yönetimde insanlar kendilerini temsil edebilecek kapasiteye sahip aristokrat-vekilleri seçerler. Böylece seçilmiş olan vekillerin toplanarak bir araya gelmesi daha kolay ve tartışmalar daha kısa olur. Monarşi için özel istemin genel isteme göre daha baskın başka hiçbir hükümet işleyişinin olmadığını tek bir amaca yönelen bu istemin halkın mutluluğunu savunmadığını vurgular.

Rousseau için bu hükümet biçimlerinden daha önemli olan toplumun vicdanıdır. Eğer genel istem benim istediğim yönde karar almazsa demek ki benim istemim genel istemle örtüşmemektedir. Ben genel isteme ya da ancak oy birliğiyle oluşturulan toplum sözleşmesine karşı çıkamam.[8] Aynı zamanda Rousseau yurttaşların kamu işlerinden uzaklaşmasını istemez, ona göre halk egemen bir bütün olarak yasaya uygun biçimde toplanır toplanmaz, yürütme gücü işlemez. Çünkü temsil edilenin bulunduğu yerde temsil diye bir şey kalmaz.Bu nedenle halk  toplanma çağrısını beklemeden bile toplanabilir yeter ki yasa da belirtilmiş olsun.Önemli olan kişilerin her zaman genel istemi diğer istemlerden üstün tutmasıdır. Yurt sevgisinin azalması,yasalara karşı gelinmesi özel çıkar oyunlarının üstün tutulması gibi politik bütünün yok oluşuna doğru gidilmesine neden olur. Genel istem hiçbir zaman değişmez,kendisine üstün gelen istemlere bağlıdır.Herhangi biri özel istemi genel istemden üstün tutarak oy kullandığında bile genel istemi bilir ve oyunu kullanırken bu devlet için yararlıdır yerine bu şu görüş için yararlıdır der ve sorunu yanıltmış olur.

Sonuç

Aydınlanma döneminde fikirleriyle Fransız Devrimini etkileyen özellikle devrimin ‘özgürlük, eşitlik, kardeşlik’ sloganına ilham veren Rousseau döneminin ünlü kişilerine ilham olmuş olup özellikle Robespierre[9] ve Napolyon Bonaparte ‘ın görüşlerini etkilemiştir. Fransız Devrimi sırasında nasıl ki Rousseau toplum sözleşmesine karşı çıkan kişileri toplumun dışında tutmuşsa Robespierre’de ondan etkilenip Cumhuriyet’e karşı gelen herkesi idama mahkum etmiştir. Rousseau genel olarak fikirleriyle çelişen bir yapıya sahiptir  ve bunu kendisi de kabul eder.Onun için önemli olan ahlaki vicdandır çünkü her bir birey egemen varlığı oluşturduğu için söz hakkına sahiptir, burada da bireyden devletin çıkarına uygun seçimler yapması beklenir.Ona göre kamu işleri özel işler kadar önemlidir ve halk bundan uzak kalmamalıdır. Hayatı boyunca farklı alanlarda birçok eser yayımlayan Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi kitabı hem yazılmış olduğu dönemi etkilemesi hem de hala bizlere devlet ve yurttaş arasındaki olması gereken ilişkiye dair fikir verdiği için özellikle siyaset biliminin okunması gereken klasik kitaplarından biri olarak yerini korumaya devam etmektedir.

 


Kaynakça

Ağaoğulları, Mehmet Ali, Sokrates’ten Jakobenlere Batı’da Siyasal Düşünceler, İletişim Yayınları, 6.Baskı/2015.

Ateş, Toktamış, Siyasal Tarih, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 6.Baskı/2017.

Rousseau, Jean Jacques, Toplum Sözleşmesi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 15.Baskı/2016.

https://www.youtube.com/watch?v=5eSDC7Hocfw 8 Şubat 2019 tarihinde erişildi.

https://www.youtube.com/watch?v=E2tcoQKYJ-A 8 Şubat 2019 tarihinde erişildi.

Dipnot

[1]Mehmet Ali Ağaoğulları, Jean-Jacques Rousseau: Halk Kendini Yaratıyor,Sokrates’ten Jakobenlere Batı’da Siyasal Düşünceler, İletişim Yayınları, 2015, s.570.

[2]  a.g.e.,s.571

[3] Jean Jacques Rousseau, Toplum Sözleşmesi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2016, s.4.

[4]  a.g.e.,s.14

[5]  a.g.e.,s.14

[6] a.g.e.,s.22

[7] a.g.e.,s.22 dipnot

[8] Ayrıntılı bilgi için bakınız:a.g.e.,s.99-104.

[9] Ayrıntılı bilgi için bakınız:Toktamış Ateş,Siyasal Tarih,İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,2017,s.124