Ana Sayfa / Yazılarımız / Siyaset / Araştırma Yazıları / Terörizm ve Terörle Mücadele Stratejileri

Terörizm ve Terörle Mücadele Stratejileri

Giriş

Kökünü Latince ‘terrere’ kelimesinden alan terör ifadesi ‘korku salma, korku ile yıldırma’ anlamında kullanılmaktadır. Terör deyimine ilk defa Dictionnarirede l’Academie Française’nin 1789 yılında yayınlanan ekinde rastlanmaktadır[1]. Terörizmin amaçlarında çeşitlilik görülse de genel itibari ile bir ideolojiyi temel alırlar. Temel aldıkları ideolojinin amaçlarına ulaşmak için bir hedef üzerine yoğunlaşarak devletlerin iç ve dış güvenliklerini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla örgütlenerek yaptıkları eylemleri günümüzde terörizm olarak adlandırıyoruz. Terör örgütleri ideolojisini örgüt mensuplarına benimseterek motive etme ve örgütün amaçlarını gerçekleştirme doğrultusunda strateji belirlerler. Buna karşılık hedef aldıkları grup veya devlet de bir karşı strateji belirleyerek terör ile mücadele etmektedir.

 

1. Terörizm İle Mücadele

Terör ve terörizm kavramlarının doğası gereği asimetrik bir tehdit olması ve kullandıkları araç ve yöntemlerin, teknolojik gelişim ve değişim sayesinde, sürekli olarak kendini yenilemesinden dolayı, terörizmle mücadele, günümüz dünyasında artık ülkelerin tek başlarına üstesinden gelebilecekleri ve mücadele edebilecekleri bir noktayı çoktan aşmış bulunmaktadır[2]. Terörizmle mücadelede küresel iş birliği neredeyse zorunlu hale gelmiştir. Bunda terörün küresel bir anlam kazanması örgütlerin birden fazla devleti hedef alması ve eylem yapması etkili olmuştur. Terörizmle mücadelede, küresel iş birliğinin gerekliliğine dair genel bir inanç bulunmasına rağmen, herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir strateji hâlâ geliştirilememiş olup, küreselleşme sürecinin dünyayı etkisine aldığı günümüzde küresel sistemdeki gelişmelerin farkında olmadan ve bu gelişmeleri dikkatlice izlemeden terör ve terörizmle mücadelenin genel olarak ulus devletlerin egemenlik yetkisinde olan bir sorun olarak kabul edilmesinin de terörizmle mücadele konusunun tam olarak algılanamadığını gösteren önemli bir gösterge olarak karşımızda durmaktadır[3].  Ayrıca terörün ve terör örgütlerinin tanımlanmasında da hala ihtilaf bulunmaktadır. Bazı ülkeler örgütleri ve eylemlerini terörizm olarak tanımlarken, bazı ülkeler özgürlük savaşçısı ya da aktivist olarak tanımlayabilmektedir. Bu nedenle ortak bir tanıma ulaşılmasında ve ortak mücadele stratejisi oluşturulmasında sorun yaşanmaktadır.

 

1.1. Küresel Örgütlerin Terörizm İle Mücadele Yöntemleri

Geçmişten bugüne ulus devletler terörü kendi varlığına karşı bir tehdit olarak görmüş, terörle mücadeleyi kendi iç sorunu olarak değerlendirmiştir. Silahla mücadele yöntemi ağırlıklı olsa da çeşitli stratejiler geliştirmişlerdir. Terörizmin asimetrik bir tehdit olması ve etkilerinin küresel düzeyde hissedilmeye başlanması ile birlikte, terörizmle mücadele konusunda da küresel ve bölgesel örgütlerin proaktif bir yaklaşım sergilemesi ve daha yakın iş birliğini de içeren çeşitli stratejileri devreye sokmaları gerektiği görüşü dile getirilmeye başlanmıştır[4]. Bununla birlikte terörle, teröre neden olan ekonomik, etnik, sosyal, kültürel ve siyasal koşulları da dikkate alarak bütüncül bir şekilde mücadele etmeden kapsamlı ve kalıcı bir başarının elde edilemeyeceğinin anlaşılması ile birlikte bir üst tanımlama aracı olarak terörizmle mücadele olgusu ortaya çıkmaya başlamıştır[5]. Terörizmin ülkelerin tek başlarına mücadele edemeyeceklerine inanan görüşler artsa da 11 Eylül saldırılarına kadar, Avrupa Birliği’nin birkaç girişimi dışında, diğer küresel örgütler ve ABD, İngiltere gibi ülkeler de küresel mücadele yolunda pek çaba göstermemiştir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi terör, ülkelerin kendi iç sorunu olarak değerlendirilmiştir. Küresel terörle mücadele konusunda en büyük görev ve sorumluluk küresel örgütlere düşmektedir.

1.1.1. Birleşmiş Milletler Yaklaşımı

Terörizmle mücadele stratejilerinde küresel olarak iş birliği konusu ilk kez ciddi anlamda dünya gündemine 11 Eylül’de ABD’de gerçekleşen terörist saldırılar ile gelmiştir. 11 Eylül saldırıları, terörle mücadelede bir milat niteliğindedir. 11 Eylül öncesinde BM, terörizmle mücadele de dahil olmak üzere ülkeler arasındaki ihtilafların, öncelikle ilgili ülkeler arasında bir anlaşmaya varacak şekilde barışçıl yollardan çözülmesine yönelik bir strateji izlemiştir. Ülkelerin kendi iç hukuk sistemlerinde terörizmle mücadeleyi öngören yasal düzenlemeler bulunmakla birlikte, terörizmin ulus ve sınır ötesi yapısı nedeniyle kapsamlı bir mücadeleyi mümkün kılacak olan uluslararası yaptırımlar gittikçe önem kazandığı için Birleşmiş Milletler Örgütü bu bağlamda önem kazanmaktadır. Güvenlik Konseyi’nin 1373 sayılı kararı ise; daha önceki kararların Taliban ve El Kaide’ye yönelik olmasına karşın daha geniş kapsamlı olarak bütün devletleri; terörizmin finansmanın önlenmesi ve cezalandırılması, terörizm için kasten mali kaynak temini ve toplanmasının suç sayılması, terörist eylemlerde bulunanların, teşebbüs eden veya bu eylemlere yardımcı olanların anaparaları, mal varlıkları ve ekonomik kaynaklarının dondurulması, aktif ya da pasif durumda olan terörist gruplara üye toplanmasının, bu gruplara silah, patlayıcı madde sağlanmasını cezalandırma ve bu konuda diğer ülkelerle iş birliği yapma, terörist eylemlere katılan, mali destek sağlayan, destekleyenlere sığınma hakkı tanınmaması, diğer devletlere ya da vatandaşlarına yönelik bu yapanlara kendi topraklarını kullanmalarına izin verilmemesi, kendi sınırlarında terörist grupların faaliyetlerini denetlemekle yükümlü kılmaktadır[6]. Ayrıca 2005 yılında küresel terörizme karşı uluslararası düzeyde demokratik bir karşılık stratejisi geliştirerek alternatif oluşturmak üzere düzenlenen Madrid Zirvesi’nde Kofi Annan beş ayaklı bir mücadele stratejisi açıklamıştır. Küresel terörle mücadele amacı ile Kofi Annan tarafından öne sürülen kapsamlı strateji ‘5D Stratejisi’ olarak adlandırılmaktadır. Bu stratejide amaçlar aşağıdaki şekilde sıralanmıştır;

-Küresel teröre bulaşmamış grupların, amaçlarına ulaşmada terörizmi bir taktik olarak kullanmaktan vazgeçirmek,

– Teröristlerin eylemlerini yaparken kullandıkları araçları teminini engellemek,

– Devletleri teröristleri desteklemekten vazgeçirmek,

– Devletlerin terörizmi önleme kapasitelerini arttırmak,

– Terörizmle mücadelede insan haklarını savunmak.[7]

2005 yılında oluşturulan bu strateji BM’nin terörizmle mücadelede izlediği yolu ortaya koymuştur.

 

1.1.2. Nato Yaklaşımı

NATO da terörle mücadele kapsamında BM ile paralel bir strateji izlemiştir. 11 Eylül saldırılarından sonra NATO; 2002’de Prag’da, 2004’te İstanbul’da ve 2010’da Lizbon’da düzenlenen zirvelerde terörle mücadele stratejilerini derinleştirerek istihbarat paylaşımına, üyelerin mücadele için kapasitesini arttırmasına ve kolektif savunmaya ağırlık vererek mücadele stratejisini ortaya koymuştur. NATO’nun hâlihazırda terörizmle mücadele politikası, Mayıs 2012’de yayımlanan Terörizmle Mücadele Konsepti çerçevesinde alansal olarak üç temel nokta üzerinde şekillenmektedir. Bunlar; Farkındalık (Awareness), İmkân ve Yetenekler (Capabilities), Angajman (Engagement). Farkındalık çerçevesinde, terörist tehditlere karşı İttifak bünyesinde istişare, istihbarat paylaşımı, stratejik analiz ve değerlendirmeler yoluyla üye devletlerin farkındalıklarının sağlanması ve arttırılması amaçlanmaktadır. İmkan ve yetenekler başlığı altında, söz konusu tehditlerin bertaraf edilebilmesi için gerekli imkan ve kabiliyetlerin geliştirilmesi kastedilmektedir. Terörizme bir tür asimetrik tehdit anlayışıyla yaklaşan NATO, bu konuda ulaştığı deneyim ve birikimi üyeleriyle ve hatta uluslararası toplumla paylaşmak istemektedir. Son olarak Angajman kapsamında ise terörle mücadele kapsamında NATO’nun daha aktif bir rol üstlenmesi ve bu amaçla devreye sokmak istediği temel araçlarla, uluslararası sistemin meşru aktörlerini devreye sokacak olan daha sistematik ve kapasite artırıcı bir iş birliğini öngören politika hedefleri yer almaktadır. NATO belirlenen bu stratejiler ile terörle mücadeleyi bir savaş olarak nitelemiş ve askeri gücü temel alarak ilerlemiştir.

 

1.1.3. Avrupa Birliği Yaklaşımı

Bir diğer küresel örgütlenme olan Avrupa Birliği, 11 Eylül öncesinde Maastricht Antlaşması’na kadar terörle mücadele konusunda etkili bir strateji belirlememiş olup, terörü ülkelerin kendi iç güvenlik sorunu olarak değerlendirmiştir. 11 Eylül saldırısı öncesinde TREVI (Terrorism, Radicalism, Extreme Violence International) mekanizması ile Schengen Antlaşması terörizmle mücadele konusunda zayıf bir girişim olarak AB‘nin stratejisi olarak yerini almıştır[8].TREVI mekanizması, AT/AB’nin terörizmle mücadelede oluşturduğu ilk mekanizma olarak önemli sonuçlar elde etmiştir. TREVI terörizm tanımı yapmış ve tüm AB üyelerince benimsenmiştir. Bu yaklaşımda; terörizm, organize olmuş bir grup tarafından, siyasi hedefleri gerçekleştirmek için şiddet kullanma ya da şiddet kullanma teşebbüsüdür[9]. Maastricht Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi, La Gomera Deklarasyonu, Amsterdam Antlaşması ve Tampere Zirve Kararları ile AB, terörle mücadelede birlik üyelerini de kapsamlı bir şekilde dahil ederek ortak bir mücadele stratejisi geliştirmiştir.

11 Eylül sonrasında, Avrupa Birliği terörizme karşı olan mücadelesini hızlandırarak yeni stratejiler geliştirmiştir. Bu yeni mücadele stratejilerinin ortaya çıkmasında Madrid saldırısı ve Londra saldırısı etkili olmuştur. 2001 yılında Terörizmle Mücadele Eylem Planı’nı, 2003 ve 2005 yıllarında Terörizmle Mücadele Strateji Belgesi’ni, 2010 yılında Stockholm ve Eylem Halindeki AB İç Güvenlik Stratejisi’ni yürürlüğe sokmuştur. Bu belgelerin ana ekseni polis adli ve istihbari iş birliğinin artırılması, terörizmin finansmanının engellenmesi, terörizmle mücadele alanında uygulanan tedbirlerin temel hak ve özgürlükler ile hukuk devleti ilkesine uygun olması radikalleşme ve terör örgütlerine katılımın üzerine gidilmesi gibi ilkelerin üzerine oturtulmuştur. Avrupa Birliği’nin terörle mücadele stratejisinde 4 aşama ayrıca dikkat çekmektedir;

1. Aşama; Önlemek (Prevent): Avrupa’da ya da uluslararası alanda radikalleşen ve taraftar toplayan terörizme yönelen insanların bu yönelimlerinin sebeplerini araştırmak, çözüm yolları düşünerek bunu önlemek.

2.Aşama; Korumak (Protect): Vatandaşları, savunma sistemlerini korumak, gelişmiş sınır güvenliği, ulaşım ve kritik savunmayı da içeren savunmasızlığı saldırılara karşı azaltmak.

3.Aşama; Takip Etmek (Pursue): Sınır dışındaki teröristleri izlemek, araştırmak; planlarını, seyahatlerini, iletişimlerini engellemek, network ağlarını bozmak, fonlarını kesmek ve saldırı materyallerine ulaşmak ve teröristleri adalete teslim etmek.

4.Aşama; Karşılık Vermek (Response): Terörist atakların sonuçlarını minimize etmek için dayanışma ruhu içinde, zarar görenlerin ihtiyaçları için karşılık verme koordinasyonu ve kötü sonuçlarla başa çıkabilme konusunda gelişen yeteneğimiz ile kendimizi hazırlamalıyız.[10]

Amerikalı yetkililerin aksine Avrupalı yetkililer, yaklaşımlarını, “teröre karşı savaş” (war on terror) ifadesi yerine, “terörizmle mücadele” (fight against terrorism) ifadesi ile tarif etmeyi tercih etmektedirler[11]. Avrupa Birliği, teröristlerin sadece eylemlerine odaklanmamış, onların neden bu yolu seçtiklerine ve neden bazı kesimler tarafından desteklendiklerine odaklanmıştır. Avrupa Birliği, örgüt olarak terörizmle mücadelede etkisini arttırmak için stratejiler oluşturmaya devam etmektedir. Fakat başarı sağlanması için, ortak demokratik değerlere zarar vermeden hukuki açıdan üyeleri daha fazla bağlayıcı kararlar almalı ve üyelerin etkinliğini arttırmaya yönelik bir yapı oluşturulmalıdır.

 

2. Terörizmle Mücadelede Geliştirilmesi Gereken Stratejiler

Terörle mücadelede öncelikle incelenmesi gereken asıl konu, terörün neden ve hangi sebepler doğrultusunda ortaya çıktığıdır. Terör ve terörizmin nedenleri genel olarak sosyo-ekonomik veya siyasal olabilir[12]. Teröre başvuranların mazeretleri ülkelerindeki ekonomik bozukluk, baskıcı rejimlerin yapısı, milli gelir dağılımının eşitsizliği veya fırsat eşitsizliği olmaktadır. Bu konuda tarihte görülen çeşitli terör gruplarının başvurduğu yol ‘ayrılıkçı terör’ olarak adlandırılmaktadır. Terörün bu tipinde yapılan eylemlerin amacı terörist grubun sesini duyurmak ve dikkat çekmektir. Bu noktada terörle savaşmanın en iyi yollarından biri teröre neden olan sosyo-ekonomik sorunları reformlarla çözmek ve ülkede dengeli kalkınma ve dengeli geliri sağlanmaktır. Bir diğer etkili yol ise terörle fikir alanında savaşmaktır[13]. Aslında terörizmin bütün tipleri ile savaşmanın yolu buradan geçmektedir. Mücadele şiddet yerine ideolojiler savaşına dönüşmelidir. Bu yolda gençleri ve gelecek nesli terörün çözüm olmadığına ve onları bu yolu seçmemeleri gerektiğine ikna etmek ayrıca önemli bir noktadır. Bunun gerçekleşmesinde ise pek tabi eğitimin kalitesini, insanı merkez alan bir değerler sistemi doğrultusunda arttırmaktır. Ayrıca ülkelerdeki demokrasi seviyesinin yükselmesi terörizmle mücadelenin bir diğer konusu olmalıdır. Yapılan çalışmalar teröre, demokrasinin iyi işlediği ülkelerde, otokrasinin olduğu ülkelere göre daha az rastlandığını göstermektedir. Bunun altında yatan sebep ise yüksek demokrasilerde kişisel hak ve özgürlüklerin öneminin daha fazla olmasıdır. Bu tip ülkelerde insanlar fikirlerini ve şikayetlerini daha kolay dile getirebilmekte ve siyasal sürece katılımda sıkıntı çekmemektedir. Bu yöntemle azınlıkların ve yoksun bırakılan grupların siyasal sürece barışçıl bir yolla girmesi terörizmi azaltan bir yol olacaktır. Bu noktadan yola çıkarak terörizmle mücadelede ülkedeki demokrasi seviyesinin yükseltilmesi de terörün azaltılmasında etkili bir faktördür.

Küresel terörizm açısından da benzer yöntemler izlenmelidir. Günümüz dünyası küresel çağdır ve mücadelede küresel anlamda iş birliği öne çıkmaktadır. Küresel terörün ortaya çıkmasında birçok neden vardır. Terörist gruplar kendi ideolojileri ve amaçları ile çelişen aktör ülkeleri hedef almaktadır ve bunda başı Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail çekmektedir. Bunun nedenini ise El-Kaide liderlerinden Ayman El Zavahiri’nin, ABD’nin politikalarının Müslümanları hedef aldığını ve İslam dünyasındaki kan, gözyaşı ve adaletsizlikten ABD ‘nin sorumlu olduğunu söylemesidir. Zavahiri: ‘’Tüm bunların neticesinde bu ittifaka karşı amansız bir cihad farzdır ve bu cihad düşmanın bulunduğu yerde yapılmalıdır. Savaş düşmanın evine taşınmalıdır.’’ diyerek mazeretini belirtmiştir[14]. Bu anlamda bu baskın ülkelerin politikalarını gözden geçirip uluslararası hukuka saygılı ve insan haklarını temel alan yollar izleyerek ideolojik savaşı yenmeleri gerekmektedir. Bir diğer çözüm yolu bu küresel terör örgütlerine sağlanan finansman, lojistik ve insan kaynağının önü küresel iş birliği ile kesilmelidir. Bunlar terörizmin kaynağıdır ve etkisini azaltmak bu yoldan geçmektedir. Ayrıca uluslararası arenada demokrasinin gelişimine ve insan haklarının yüceltilmesine destek verilmelidir. Dünyada işkence ve insanlık dışı koşullar terörü tetikleyen faktörlerden biridir. Bu faktörün önüne geçilmeli, hukukun üstünlüğü temel alınmalı ve insan haklarına önem kağıt üstünde kalmamalıdır. Eğitimsizlik dünyada radikalliği arttırmaktadır ve bu nedenle bütün dünyada kaliteli eğitimin sağlanması için gereken koşullar yerine getirilmelidir. Buna ek olarak yoksulluk ve eşitsizlik kavramları ile de mücadele edilmelidir. Terörizmle küresel mücadelede asıl olan ve en etkili faktör ülkelerin ve küresel örgütlerin iş birliğinin arttırılması ve birlikte mücadele stratejilerinin izlenmesidir.

 

SONUÇ

Terörizm gerek kullandığı araçlar gerekse de etkileri bakımından dünya gündemini meşgul eden önemli konulardan biridir. Küreselleşmenin arttığı bir dünyada terör de küresel boyuta geçmiş, genel itibari ile ülkelerin iç sorunu olmaktan çıkmıştır. Terörizmle mücadele ise küresel boyuta taşınmıştır. Bununla birlikte terörizmle mücadelede küresel ve bölgesel örgütlerin rolü ön plana çıkmaktadır. 11 Eylül öncesinde terörle mücadeleye küresel boyutta gereken önem verilememişse de 11 Eylül saldırıları mücadeleye yeni bir boyut gelmesine sebep olmuştur. Küresel ve bölgesel örgütler bu tarihten sonra daha ciddi ve kapsamlı mücadele stratejileri geliştirmişlerdir. Avrupa Birliği, NATO ve Birleşmiş Milletler geliştirdikleri stratejiler ile terörizmin önüne geçilmesinde ülkelere bir anlamda da yol gösterici olmaktadır. Avrupa Birliği terörizm ile mücadeleyi demokrasi ve insan hakları çerçevesinde değerlendirirken, ABD ve NATO terörle savaş stratejisini benimseyerek askeri güce ve kapasiteye önem verilmesini istemektedir. Ülkeler bu iki yolu da benimseyerek terörizm ile mücadele çabasına girmelidir.

Terörizm ile mücadelede önemli olan bir diğer faktör, terörün nedenlerini saptamak ve bu nedenlere çözüm bulmaktan geçmektedir. Terörist grupların belirledikleri ideolojinin geçersiz olduğuna dünya kamuoyu inanmalı ve onların ideolojisi ile savaşılmalıdır.  Terörizm artık küresel bir boyut kazanmıştır ve terörle mücadele de küresel olmalıdır. Küresel terörün tüm dünyaya zarar vermesi nedeniyle ülkeler, mücadele konusunda iş birliği halinde olup terörizmi birlikte hareket ederek yok etmelidir.

Kaynakça

  • Laquer, ‘’Terrorism’’, Little Brown andCompany, Boston, 1977, s.6
  • KOCA, M. ‘’Küresel ve Bölgesel Örgütlerin Terörizmle Mücadele Stratejileri’’, AREM,http://www.arem.gov.tr/kuresel-ve-bolgesel-orgutlerin-terorizmle-mucadele-stratejileri, 14 Kasım 2018 tarihinde erişildi.
  • BAHARÇİÇEK, A. ve T. Gökhan, “Terörle Mücadelenin Zorlukları ve Bu Zorlukları Aşmada Farklı Bir Yaklaşım: Demokratik Mücadele Yöntemi”, Uluslararası Güvenlik ve Terörizm Dergisi, Cilt 2 (2), Ankara, 2011, s.4.
  • ERDOĞAN, İ., “Terörle Mücadele Stratejileri Bağlamında “Müzakere”: Türkiye Örneği”, Akademik İncelemeler Dergisi, Cilt:8, Sayı:2, Sakarya 2013, S.347.
  • TEKEL,S., ‘’Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Terörizm’’, http://www.ayk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/01/TEKEL-Suna-B%C4%B0RLE%C5%9EM%C4%B0%C5%9E-M%C4%B0LLETLER-VE-ULUSLARARASI-TER%C3%96R%C4%B0ZM.pdf, (13 Kasım 2018 tarihinde erişildi)
  • YILMAZ, Ö., (2006), ‘’İspanya Terörle Mücadelede Medeniyetler İttifakı Olabilir mi?’’, Terörizm; Terör, Terörizm ve Küresel Terörle Mücadelede Ulusal ve Bölgesel Deneyimler,(Ed. İhsan Bal),(s.119-157), Ankara, USAK Yayınları
  • KEDİKLİ, U., “Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları ve Hukuki Boyutu”, Uluslararası Hukuk ve Politika, Cilt. 2, No. 7, 2006, ss. 54–79.
  • TheEuropeanUnionCounterterrosimStrategy, Brussels, 30 November 2005, https://register.consilium.europa.eu/doc/srv?l=EN&f=ST%2014469%202005%20REV%204, (14 Kasım 2018 tarihinde erişildi)
  • Keohane D., The EU and Counter–Terrorism, CentreforEuropean Reform,London,2005
  • Rubin, Barnett, R., TheFragmentation of Afghanistan, New Haven; Yale University, 2002, s.131-132
  • Daver, B.,“Demokrasinin Temel Prensipleri ve Terörizmle Mücadelede Bu Prensiplerin Önemi”, Ankara, 1986, A.Ü. S.B.F. Dergisi, Cilt 26, s.93-94

Dipnotlar

[1]WalterLaquer, Terrorism, Little Brown andCompany, Boston, 1977, s.6

[2]Mehmet Koca, ‘’Küresel ve Bölgesel Örgütlerin Terörizmle Mücadele Stratejileri’’, AREM, http://www.arem.gov.tr/kuresel-ve-bolgesel-orgutlerin-terorizmle-mucadele-stratejileri, 14 Kasım 2018 tarihinde erişildi

[3] Abdülkadir Baharçiçek ve Gökhan Tuncel, Terörle Mücadelenin Zorlukları ve Bu Zorlukları Aşmada Farklı Bir Yaklaşım: Demokratik Mücadele Yöntemi, Ankara, Uluslararası Güvenlik ve Terörizm Dergisi,2011 ,s.4

[4] Koca, ‘’Küresel ve Bölgesel Örgütlerin Terörizmle Mücadele Stratejileri’’

[5] İbrahim Erdoğan, Terörle Mücadele Stratejileri Bağlamında “Müzakere”: Türkiye Örneği, Sakarya, Akademik İncelemeler Dergisi, 2013, s. 347

[6] Suna Tekel, Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Terörizm, http://www.ayk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/01/TEKEL-Suna-B%C4%B0RLE%C5%9EM%C4%B0%C5%9E-M%C4%B0LLETLER-VE-ULUSLARARASI-TER%C3%96R%C4%B0ZM.pdf, 13 Kasım 2018 tarihinde erişildi

[7] Ömer Yılmaz, ‘’İspanya Terörle Mücadelede Medeniyetler İttifakı Olabilir mi?’’, Terörizm; Terör, Terörizm ve Küresel Terörle Mücadelede Ulusal ve Bölgesel Deneyimler,(Ed.İhsan Bal),Ankara, 2006, USAK Yayınları, s.149

[8] Koca, ‘’Küresel ve Bölgesel Örgütlerin Terörizmle Mücadele Stratejileri’’

[9] Umut Kedikli, Avrupa Birliği’nin Terörizmle Mücadele Politikaları ve Hukuki Boyutu, 2006, s.10

[10]TheEuropeanUnionCounterterrosimStrategy,Brussels, 30 November 2005, Council Of TheEuropeanUnion, https://register.consilium.europa.eu/doc/srv?l=EN&f=ST%2014469%202005%20REV%204, 14 Kasım 2018 tarihinde erişildi

[11] Daniel Koahane, The EU and Counter–Terrorism, CentreforEuropean Reform, London,2005 ,s.9

[12] Bülent Daver, “Demokrasinin Temel Prensipleri ve Terörizmle Mücadelede Bu Prensiplerin Önemi”, Ankara, 1986, A.Ü. S.B.F. Dergisi, Cilt 26, s.93

[13] Bülent Daver, “Demokrasinin Temel Prensipleri ve Terörizmle Mücadelede Bu Prensiplerin Önemi”,,s.94

[14]BarnettRubin, TheFragmentation of Afghanistan, New Haven, 2002, s.131-132

Yazar Hakkında

Furkan Karabacak / TESA Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

Koç Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir