Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
Taliban
www.abcnews.go.com'dan alınmıştır.

Taliban Yönetimindeki Afganistan ve Güncel İnsan Hakları Paradoksuna Dair Bir Analiz

GİRİŞ

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ve NATO müttefiklerinin Afganistan’dan ayrılmasını takiben yeniden kurulan Taliban hükümetinin yönetimsel anlamda izleyeceği yollar bütün dünya tarafından merak edilmektedir. Özellikle, kritik düzeyde önemli denilebilecek noktaların başında insan hakları ihlalleri, mülteci sorunu, bölgesel güvenlik sorunları ve düşmekte olan ekonomik istikrar gelmektedir. Bahsedilen bu noktaların en çok dikkat çekenleri ise insan hakları ihlalleri ile mülteci sorunudur. Birçok insan, haklarını güvence altına almak adına Afganistan’dan çeşitli yollarla ayrılmaya çalışmaktadır. Bu bağlamda insan haklarına dair sorunlar birbirine eklemlenerek yepyeni sorunların ortaya çıkmasına, var olan sorunların ise derinleşerek kalıcı birer nitelik kazanmasına neden olmaktadır. Özellikle kadınların, çocukların ve LGBTİ+ların insan hakları bağlamında geçmiş olumsuz deneyimlerinin yeniden gündeme gelebileceği ve eski sorunların tekrar etmeye başladığına ilişkin kaygılar uluslararası kamuoyunu oldukça fazla ilgilendiren bir noktaya doğru sürüklenmektedir. Bu yazı kapsamında; Afganistan’da iktidarı ele geçiren bir terörist grup olarak Taliban’ın katı dini kurallara dayalı rejimi altında kadınların, çocukların ve LGBTİ+ların insan hakları açısından ne gibi zorluklarla karşılaşmaya başladıklarına yer verilmektedir. Bunun yanı sıra söz konusu sorunlarla etkin, etkili ve bütünlüklü bir şekilde mücadele edilebilmesi adına çeşitli politika önerileri de sunulmaktadır.

 

1. Güncel Krize Giden Yol

Toplumsal değişim, gelenek ve göreneklerine bağlı olan kültürler için çok zor bir konudur. Ancak her toplumun sahip olduğu değişme potansiyelinin zaman içinde anlam kazanması bir gerçektir. Toplumsal değişimin başlıca sebepleri arasında küreselleşme faktörünün etkileri gösterilebilir ancak devletlerin yöneticisi konumundaki kişilerin farklı stratejilerine ve fikirlerine göre de toplumsal değişim şekillenmektedir. Toplumsal değişim, halkın her kesimini etkilendiğinden bazı sosyopolitik güçler tarafından olumsuz karşılanmaktadır veya engellenmektedir. Değişim potansiyeline etki eden bu söz konusu sosyopolitik güçleri ise çoğu zaman ülke içerisinde yer alan farklı etnik gruplar oluşturmaktadır.

Farklı etnik grupların bir arada yaşadığı ve birçok sorunla karşı karşıya kalınan ülkelerden biri olan Afganistan, ülkenin tek bir etnik yapı altında toplanması gerektiğine inanan Taliban ile (Diyubendi Radikal İslamcı Hareket) yaklaşık 20 yıldır mücadele etmektedir. Etnik kökeni Peştun olan Taliban, Afganistan’da etnik kökeni Peştun olmayan bölgelerde düzenlediği saldırılar sonucu sivil ölümlere neden olmaktadır.[1]

Afganistan; Çin, İran ve Orta Asya gibi güçlü devletlerin bir arada bulunduğu bir coğrafyanın ortasındadır. Ayrıca önemli göç ve ticaret yollarının da ortasında kalmış bir ülkedir. Çok çeşitli aşiretin, etnik grubun, dilin ve kültürün oluşturduğu kozmopolit bir yapıya sahiptir. Böyle özelliklere sahip olan bir coğrafya içerisinde, hukuki açıdan zayıf bir devlet yapısının bulunması ise çoğunlukla birbirine düşman olan her aşiretin ve etnik grubun bünyesindeki insanları korumak amacıyla çeşitli önlemler almalarına neden olmaktadır. Alınan önlemler ise yaşanılan alanlarda korunaklı yapıların inşa edilmesi ve köylerin kurulması şeklinde olmaktadır. Buna ek olarak, farklı aşiretler ve etnik gruplar dağları siper alarak inşa ettikleri alanlar aracılığıyla kendi güvenliklerini sağlamaktadırlar. Bu şekilde kimliklerini ve nesillerini koruduklarına inanmaktadırlar.[2]

Sovyetler Birliği’nin 1979’da Afganistan’ı işgal etmesini takip eden süreçte dahi güçlü bir merkezi yönetimin oluşturulması mümkün olmamıştır. Taliban’ın temelleri her ne kadar eskiye dayansa da Sovyetler Döneminde ülkenin bu karışıklığından ve zayıflığından faydalanarak ortaya çıkan bir terör örgütü olduğu aşikârdır. Sovyet işgalinin ardından komünist yönetim Afganistan’da 1992’ye kadar etkin olmuştur. Ardından başka ülkeler tarafından desteklenen ve kendilerine silah yardımı yapılan “mücahit gruplar” bölge kavgasına başlamıştır. Bu olaylar olurken insan kaçırmalar, cinayetler, hırsızlık, cinsel saldırı ve sokak çatışmaları gibi insan haklarının ihlal edildiği birçok durumun yaşanması söz konusu olmuş ve düzensizlik içinde yaşayan Afganistan toplumu açısından bu ihlaller sıradanlaşmaya başlar hâle gelmiştir. Bu kargaşa ortamını bitireceğini ve ülkeye düzen getireceğini söyleyen Taliban 1992-1996 yılları arasında birçok aşiret tarafından desteklenmiştir.[3]

Taliban yönetime geçince medreselerdeki Suudi-Vahabi öğretisiyle şekillenmiş şeriat kuralları ekseninde bir eğitim sistemi oluşturulmuş ve Peştu hukukunun benimsendiği bir düzen yerleştirilmiştir. Taliban ele geçirdiği yerlerde toplu katliamlar gerçekleştirmesine rağmen kendisini destekleyen insan sayısı gün geçtikçe artmaya başlamıştır. Ayrıca aşiret grupları arasında çıkan çatışmalarda güçlü olana destek veren Taliban, karşılığında öğrenim sürecini tamamlayamamış ve henüz büyüme çağında olan gençleri ve çocukları silah altına almıştır. İlerleyen dönemlerde Taliban, sert ve katı kurallarını uygulamaya geçirmeye başlamıştır. 10 yaşından büyük olan kız çocuklarının ve kadınların eğitim haklarının olmadığını ve bu insanların burka giymek zorunda olduklarını belirterek insan hakları ihlallerini, kurduğu düzenin temel yapıtaşları hâline getirmiştir. Bunun yanı sıra Taliban’ın kontrolündeki bölgelerde “meşru olmayan” bir erkekle konuştuğu bilinen kadınların taşlanarak veya kırbaçlanarak cezalandırılmaları söz konusu olmuştur. Taliban’ın getirdiği katı şer’i hükümlere göre, sakalı uzun olmayan erkekler hapse atılmış ve hırsızların elleri kesilmiştir. Müzik dinlemek ve televizyon izlemek yasaklanmış ayrıca farklı fikirleri olan ve farklı bir dine mensup olan insanlara yönelik olarak da baş kesme cezası uygulanmıştır.[4]

11 Eylül 2001’de İkiz Kuleleri ve Pentagon’u hedef alan terörist saldırılardan El Kaide’yi sorumlu tutan ABD, Taliban’dan El Kaide liderlerini yargılanmaları için teslim etmesini istemiştir. O dönemde Afganistan’ın çoğunluğunu kontrol etmekte olan Taliban ise ABD’de gerçekleştirilen terörist saldırıları takip eden süreçte, yönettiği bölgeleri terk ederek Pakistan’a kaçmıştır. Afganistan’da ABD ve NATO öncülüğündeki birliklerin desteğiyle yeni bir hükümet kurulsa da gerçekleştirilen hava operasyonları, ev baskınları ve yerel aşiretler arasında tekrardan başlayan çatışmalar yüzünden halkın Taliban’a olan sempatisinin artmasına yol açılmıştır. Sonraki süreçte ABD ve NATO, Afgan ordusunun eğitilebileceğini ve artık kendilerinin savaşa katılmayacaklarını belirttikten sonra Taliban büyük saldırılar düzenlemeye başlamıştır. Bu karar, Taliban’ın ülkede bazı yerlerin yönetimini tekrardan ele geçirmesine neden olmuştur. 20 yılın sonunda ise ABD ile Taliban uzlaşmaya varmışlardır. Şubat 2020’de ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi karşılığında Taliban bazı şartları yerine getireceğini beyan etmiştir. Böylelikle Taliban, ele geçirdiği bölgelerde hükümete bağlı okulları, hastaneleri ve mahkemeleri kapatarak kendine ait birtakım kurallar hayata geçirmeye başlamıştır.[5]

Taliban Afganistan’ın yönetimini ele geçirmesini takiben uluslararası alanda tanınmaya çalışmaktadır. Bu sebeple bazı devletlerle ilişkilerini olumlu yönde ilerletmeye başlamıştır. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayınlanan raporlara göre, Afganistan yeraltı bakımından en zengin ülkeler arasında yer almaktadır.[6] Ülkede afyon ve haşhaş üretimi oldukça yaygındır. Afyon ve haşhaş üretiminin yapıldığı bölgeler ise Taliban’ın kontrolü altında bulunmaktadır. Bu noktadan bakıldığında Afganistan’ın; emniyetsizlik, uluslararası terörizm ve uyuşturucu ticaretinin varlığı gibi nedenlerden ötürü kendi kaynaklarını hâlâ daha bilinçli kullanamayan dünyanın en fakir ülkelerinden biri olduğu görülmektedir.

Son zamanlarda Taliban’ın kurallarına ve uygulamalarına barışçıl şekilde karşı çıkan protestoculara Taliban kanunsuz bir şekilde şiddet uygulamaktadır. Sadece protestoculara değil aynı zamanda bu olayları yayınlayan kameramanlara ve gazetecilere de saldırgan davranışlar sergilemektedir.[7] İnsan haklarının ihlal edildiği sokakların Afgan halkı için artık güvenli olmadığı sonucu dikkatleri çeken hususlar arasında yer almaktadır. Afganistan’ın Başkenti Kabil’de ise Afganistan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu, Taliban’dan son derece şikâyetçi olduklarını beyan etmiştir. Komisyon yapmış olduğu açıklamalarda Taliban tarafından bürolarına el konulduğunu ve Taliban’ın bir kadın personele saldırdığını belirtmiştir. Komisyon kadın haklarının geleceğinde endişeli olduklarını söylemiş ve uluslararası toplumu acil desteğe çağırmıştır.[8]

Birçok yasanın değişmesi ülkedeki güvensizliği zirveye çıkaran bir etmen olmaktadır. Değişimin etkilerini en derinlerde yaşayan toplumsal kesimlerin başında ise kız çocukları, kadınlar ve LGBTİ+lar gelmektedir. Kız çocuklarının ve kadınların sosyal hayatlarına her alanda son verilirken LGBTİ+ların geleceğine dair endişeler de gün geçtikçe artma eğilimi göstermektedir. Taliban’a karşı her anlamda savunmasız bir durumda olan Afganistan’da toplumsal bir kaosun içinde yaşayan insanlar her an çatışma içerisinde kalabilmektedirler. Ek olarak sivil ölümlerin gün geçtikçe artması da endişe verici bir hâl almaktadır.

 

 

2. 20 Yılın Ardından Gelen Taliban Yönetiminin Kritik Noktaları

Şekil 1: Çadır Kentte Oyun Oynayan Çocuklar

Taliban
www.boell.de’den alınmıştır.

 

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ve Taliban’ın ülkede kontrolü ele geçirmesiyle akıllarda belirmeye başlayan ilk soru işaretleri çoğunlukla insan hakları konusunda olmaktadır. Ayrıca, ABD ve Taliban arasında yapılan barış antlaşmasının içeriğinde insan hakları ihlallerinin bulunmaması da bu konudaki endişeleri arttıran bir faktör niteliğindedir.[9] Bunun sonucunda, kaos ve belirsizliğin hüküm sürdüğü bölgede ortaya çıkan terörizm tehdidi ve insan hakları ihlalleri sonucu BM Genel Sekreteri Guterres tarafından BM Güvenlik Konseyi gerekli adımları atmaya çağrılmıştır. Diğer yandan, Afganistan’ın Büyükelçisi ise ülkedeki birçok kadının, erkeğin ve çocuğun eğitim hakkı, çalışma hakkı ve siyasal hayata katılma hakkı gibi sosyal haklardan mahrum kalma tehlikesi içinde olduklarını ifade etmiştir.[10]

Aynı şekilde, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, İnsan Hakları Konseyi’nin 31. kez düzenlenen oturumunda Afganistan’da Taliban yönetimi ile ortaya çıkan endişelerini belirtmiştir. Özellikle güvenlik güçlerinin ve sivillerin yargısız infazları, protesto hakkının engellenmesi, kadın haklarının kısıtlanması, çocukların askere alınması gibi konularda ciddi endişelerin olduğu ve ihlallerin yaşandığı belirtilmiştir. Taliban yönetiminin son zamanlarda düzenlediği saldırılara ilişkin raporlarının ışığında ise etnik ve dini azınlıkların, sivil toplum kuruluşlarının (STK) liderlerinin ve gazetecilerin ciddi tehdit altında oldukları düşünülmektedir.[11] Bilgiye ulaşmadaki zorluklarını ifade eden gazeteciler, ifade özgürlüklerine karşı gelen saldırmalara karşı da yeterli oranda bir korumaya sahip olmadıklarına değinmektedirler.[12] Ayrıca, pandemi koşullarından dolayı sağlık hizmetlerine ulaşımın sağlanmasında da eksiklikler bulunmaktadır.[13]

Daha önce belirtildiği üzere Taliban yönetiminin yeniden kurulmasından uzun yıllar önce yaşanmaya başlayan çatışmalardan dolayı Afganistan, en çok göç veren ülke konumunda yer almaktadır. Afgan mültecilerin en çok bulundukları ülkeler Pakistan ve İran olmakla birlikte dünya üzerinde 4 milyonu aşkın Afgan mülteci düzensiz bir şekilde yaşamaktadır.[14] Yeniden kurulan Taliban hükümetinin diğer bir kritik noktası ise, artan göçler ile ortaya çıkan mülteci sorunu olmaktadır. Bunun bir sonucu olarak da özellikle Orta Asya Bölgesinde güvenlik endişelerinin artış eğiliminde olduğuna değinilmektedir.[15]  Diğer yandan, Avrupa’da da mülteci krizinin yaklaştığına dair düşünceler baş göstermeye başlamıştır. Fakat Afganistan’a coğrafi açıdan yakınlıkları ve transit ülke konumunda olmalarından dolayı Hindistan, Pakistan, İran ve Türkiye bu krizin etkilerini daha yoğun hisseden ülkelerin başında gelmektedir. Bu ülkelerde dini ve etnik anlamda güvenlik sorunlarının ortaya çıkmasına olası gözüyle bakılmaktadır.[16]

 

Şekil 2: Afganistan’dan Göç Etmeyi Bekleyen Çocuklar

Taliban
www.bbc.com’dan alınmıştır.

 

Kendilerini güvende hissetmediklerinden dolayı ülkeden ayrılmaya çalışan mülteciler için BM, ülkelere sınırlarını açık tutmaları ve bu insanlara yardım etmeleri için çağrıda bulunmaktadır. Taliban’ın ülkenin kontrolünü ele geçirmesinin ardından, aralarında yabancı uyrukluların, Amerikalıların ve çoğunlukla da Afganların bulunduğu yaklaşık 120 bin insan Kabul Havalimanı’ndan havalanarak ülkeyi terk etmiştir.[17]

Diğer bir kritik nokta ise ülkedeki ekonomik krizin giderek derinleşmesine dairdir. Taliban yönetiminin iktidara gelmesinden sonra bankaların bir süre kapalı kalması, nakit ihtiyacının karşılanamaması, işsizliğin artması, uluslararası yardımların azalması ve Afganistan’ın Dünya Bankası (WB) ile Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) aldığı bir kararla uluslararası fonlarına ulaşamaması nedeniyle ülkede açlık ve susuzluk artarak devam etmektedir. Bu yüzden insanlar, büyük kentlere göç etmekle kalmamış ve eşyalarını ikinci el pazarlarında da satmaya başlamışlardır. Dünya Gıda Programı’nın (WFP) açıklamalarına göre, gıda stoklarının azalmasıyla 14 milyon Afgan açlık tehlikesi içinde bulunmaktadır.[18]

Afganistan’ın ekonomik anlamda gelişememesinin bir nedenini de mülteci sorunu oluşturmaktadır. Ülkeyi terk eden kesimin içerisinde eğitimli, yetenekli ve uzman insanlar da bulunmaktadır. Bu durum, bir nevi beyin göçüne tanıklık etmiş olan Afganistan’ın uzun vadede birçok açıdan gelişimini ve kalkınmasını olumsuz yönde etkileme potansiyeline sahiptir.[19]

 

 

3. Kadın, Çocuk ve LGBTİ+ Hakları Bağlamında Taliban Yönetimi

Taliban’ın yeniden Afganistan’ın yönetimini ele geçirmesini takip eden süreçte uluslararası kamuoyunda Afganistanlı kadınların, çocukların ve LGBTİ+ların durumlarına ilişkin endişeler baş göstermeye başlamıştır. Bu noktada özellikle kırılganlaştırıldıkları için Taliban yönetimi altında insan hakları ihlallerine muhatap olabilecek kadınların, çocukların ve LGBTİ+ların haklarının korunmasına ve daha da genişletilmesine ilişkin görüşler uluslararası arenada yankı bulmaya başlamıştır.[20]

ABD’nin ve NATO müttefiklerinin Afganistan’ı terk etmesinin ardından yönetimi ele geçiren Taliban terör örgütünün Afganistan toplumunun finansal, politik ve sosyokültürel açıdan kalkınması amacıyla uluslararası donörler tarafından sağlanan fon yardımlarına erişmelerinin önü alınmıştır. Söz konusu bu durum her ne kadar finansal güvenliğin tesis edilmesini garantiliyor ve tam nitelikli ve katılımcı barış görüşmeleri yapılana dek mali yardıma konu olan para akışlarının geleceğinin riske atılmasını engelliyor olsa da ülkede bulunan insanların, özellikle de kadınların ve azınlık grupların ihtiyaçlarının aksamasının önünü açmaktadır. Katı şeriat hükümlerine bağlı teokratik bir yönetim anlayışına sahip olan Taliban’ın Afganistanlı kadınların, çocukların ve LGBTİ+ların eğitim, sağlık ve siyasal hayata katılım haklarına vereceği zararların yanı sıra uluslararası sivil toplumun insan hakları kazanımlarının gördüğü ve görebileceği hasarları iyileştirmek adına atacağı adımlar da bu noktada önem kazanmaktadır.[21]

İkili cinsiyet rejiminin hüküm sürdüğü geleneksel ataerkil bir toplum olan Afganistan’da Taliban’ın yeniden güç kazanarak ülke yönetimini ele geçirmiş olması kadınların ve kız çocuklarının eğitim hakları konusundaki kazanımları ve eğitim hayatına eşit katılımları, yeni dini düzenlemelerin gündeme getirilmesiyle birlikte zedelenmeye başlamıştır. Kadın akademisyenlerin ve öğrencilerin üniversitelere girişlerinin önünde engellerin sıralanması buna bir örnek olarak gösterilebilir. Çalışma hayatının yeni rejim altında nasıl şekilleneceği sorusunun cevabını da Taliban’ın iktidarı ele geçirmesini takip eden süreçte iş yerlerine giden kadınların evlerine gönderilmeleri gerçeği vermektedir.[22] Karma eğitim yerine cinsiyete göre ayrıştırılmış ve dini hükümlerin düzenleyici olduğu “eğitim” sisteminin getirilmesi cinsiyet kimliği bazında dine dayalı ayrımcı uygulamaların hayata geçirilmesinin önünü açarak toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesine sebebiyet vermektedir. Bununla birlikte çalışma yaşamına eşit katılım hakkının gasp edilmesi de toplumsal bir travmaya neden olarak var olan eşitsizliklerin ve hak ihlallerinin derinleşerek sürdürülebilir bir hâl almasına neden olmaktadır.[23]

Bu yönüyle 1990’lardaki rejiminden bir farklılık göstermeyen Taliban yönetimi, birçok Afgan kadın tarafından sokaklarda gerçekleştirilen kitlesel eylemler yoluyla protesto edilmeye başlanmıştır. 1990’lardaki görünümün bir benzerini yakalamayı umarak toplum nezdinde meşruiyetini sarsılmaz bir şekilde sağlayabileceğini uman terör örgütü, kamusal bir duyarlılığın ve farkındalığın bu denli yüksek seviyelerde özellikle de kadınlar arasında yaygınlaşmış olması karşısında bir şok yaşayarak protestolara şiddet ile karşılık vermeye başlamıştır. Uzun yıllar boyunca küresel güçlerin bir savaş alanı hâline getirdiği Afganistan topraklarında sürekli bir şiddet atmosferinin hüküm sürmüş olması nedeniyle, söz konusu bu yönetim karşıtı protestolar sivil itaatsizlik ve pasif direniş bağlamında gerçekleştirilerek toplumsal dayanışmanın yeni yüzünün daha net okunmasına olanak tanımaktadır.[24]

Afganistan toplumu açısından önemli bir grubu teşkil eden LGBTİ+lar açısından yeni Taliban yönetiminin ne gibi sonuçlar doğuracağı değerlendirilecek olursa, 2001 öncesi dönemden pek de farklı bir imaj çizmeyen bu yeni yönetimin katı dini kurallara bağlı olarak cinsel kimliğe dayalı ayrımcılığı ve şiddeti körükleyeceği aktarılmaktadır. Bu noktada özellikle uzun yıllar boyunca Afganistanlı LGBTİ+lara dönük hak mücadelesi içinde bulunan aktivistlerin aktardıkları detaylar kayda değer olmaktadır. Bu aktivistlere göre, sanılanın aksine Afganistan toplumu özellikle 2001 sonrası dönemde LGBTİ+ haklarının kabul edilerek sürdürülebilirlik kazanması konusunda önemli yol kat etmiştir. Her ne kadar eşcinsel ilişki hâlâ daha bir toplumsal tabu olsa ve ömür boyu hapis cezasıyla cezalandırılma riski barındırsa da Afgan LGBTİ+ların çalışma hayatında yer edinebildikleri, dayanışma ağları kurarak toplumsal eşitliğin sağlanması adına birlikte mücadele verebildikleri de görülmüştür. Güncelde ise Taliban yönetimi kadınlar ve kız çocuklarının eğitim ve çalışma haklarına “şeriat kuralları çerçevesinde” saygı duyacağına ilişkin açıklamalarda bulunsa da LGBTİ+ hakları konusunda herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. 1990’lardaki deneyimlere bakıldığında ise yeni yönetim altında, 2001 sonrası dönemde elde edilen kazanımların korunamayacağının sinyalleri rahatlıkla görülmektedir.[25]

Eşcinsel kimliğe sahip olan bireyler toplumsal bir tabu olarak kabul edilmekteydi ve bunun yanında ölüm cezası ile cezalandırılmaktaydı. Afgan LGBTİ+ların 1990’lardaki deneyimleri toplumsal açıdan kabul edilmemeyi aşarak fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddetle bir bütün hâlinde seyreden ve nihayetinde ölüm cezası ile sonlanan bir sürece tanıklık etmekteydi. Sadece politik sistemin yapısından kaynaklanmayan bu ayrımcılık ve şiddet döngüsünün ailevi düzeyde de var olduğu, bu nedenle birçok kişinin cinsel kimliğini saklamak zorunda kaldığı aktarılmaktadır. Her ne kadar 2001 sonrası yapılan yasal düzenlemeler ve oluşan toplumsal muhalefet LGBTİ+ hakları konusunda Afganistan’da birtakım değişimlerin öncüsü olmuş olsa da belli dönemlerde çıkan uluslararası raporlar, Afgan LGBTİ+ların politik ve sosyokültürel düzenin ataerkil ve heteroseksist yapısı nedeniyle kırılganlaştırılarak şiddete ve ayrımcılığa maruz bırakılmalarını kolaylaştırdığını ortaya koymuştur.[26]

 

 

SONUÇ VE POLİTİKA ÖNERİLERİ

Afganistan en çok göç veren ülke olması nedeniyle açlık ve susuzluğun, işsizliğin ve yoksulluğun artması bakımından uluslararası kamuoyunun dikkatlerini üzerine toplaması gereken ve bu sorunlara kalıcı ve sürdürülebilir çözümlerin getirilebileceği aksiyonların alınmasını gerektiren bir ülkedir. Bu bağlamda güncel kriz açısından bir değerlendirme yapılacak olursa, öncelikle BM gibi misyonu insan haklarını ve uluslararası güvenliği korumak olan kuruluşların bu yönde aksiyon almalarının gerektiği söylenebilir. Toplumsal açıdan cinsel kimlikleri bağlamında zaten kırılganlaştırılmış ve dezavantajlı hâle getirilmiş olan kadınlara, kız çocuklarına ve LGBTİ+lara yönelik yapılacak kapsayıcı, çoğulcu ve demokratik atılımların Afganistan’daki terörist rejimin tehditlerinin bertaraf edilmesini ve bu sayede de daha adil, eşit ve özgür bir toplumsal sistemin inşa edilmesini sağlayabileceği söylenebilir.

1. Öncelik, açlık tehlikesi ile karşı karşıya olan 14 milyon insan olmalıdır.

Bu süreçte sağlanacak yardımlarda, cinsiyetlerine ya da cinsel kimliklerine dayalı ayrımcılığa uğramalarından ötürü temel insan haklarına erişimde sorun yaşayan toplumsal kesimlere ayrı birer önem verilmesi gerekmektedir. Bu yönde atılacak adımlar açısından uluslararası yardımların düzenlenmesi suretiyle bölgedeki STK’ların desteklenmesi öncelik sırasına konulmalıdır.

2. Özellikle kadınların, çocukların ve LGBTİ+ların; katı dini hükümlere bağlı yönetim anlayışı doğrultusunda davranarak toplumsal eşitsizlikleri derinleştirerek sürdüren Taliban militanlarının varlığından ve eylemlerinden korunmaları sağlanmalıdır.

Taliban’ın ülke yönetiminin yeniden ele geçirmesinden çok önce var olan ataerkil ve heteroseksist düzenlemeler nedeniyle özellikle kadınlar, kız çocukları ve LGBTİ+lar kırılganlaştırılmaktaydı. Taliban’ın yeniden güç kazanarak yönetimi ele geçirmesini takip eden süreçte yaptığı açıklamalar ve bölgeden aktarılanlar da 2001 öncesi dönemde yaşanan insan hakları ihlallerinin yeniden gündeme geleceğinin sinyallerini vermekte ve uluslararası toplumun bu noktada somut ve sert adımlar atmasını gerektirmektedir.

3. Sistematik ve kalitatif politikaların yapılmasını gerektiren bir diğer önemli husus ise yaklaşmakta olan mülteci krizidir.

Bu anlamda ülkeler sınırlarını Afgan mültecilere açmalı, yardım etmeli ve BM tarafından mültecilerin barınmaları başta olmak üzer temel haklarına erişimlerinin rahatlıkla sağlanacağı barışçıl bölgeler oluşturulmalıdır.

4. Eğitimde fırsat eşitliğinin önemsenmesi ile cinsiyete dayalı ayrımcılıkların son bulması için sağlam bir zeminin yakalanması adına uluslararası sivil toplumun çabaları önem arz etmektedir.

Bir ülkenin sosyal devlet olabilmesi için eğitim alanında devrimler yapılması önem arz etmektedir. Eğitim ile birlikte bir ülkenin siyaseti, ekonomisi, askeri yapısı vb. yapılarında da güçlenmelerin yaşanması muhtemeldir. Modern Batılı karma eğitim modelinin yeniden tesis edilmesi için atılacak uluslararası adımlar sayesinde eğitim sisteminde oluşabilecek ikiliklerin önü alınarak toplumsal eşitliğin ve refahın sağlanmasına giden yoldaki engellerin en önemlilerinden birisinin kaldırılması sağlanabilecektir. Eğitimli kişilerin hükümette yer alması ülkeye düzen getirilmesinin sağlanması açısından elzemdir.

5. Kayırmacılık yerine liyakatin benimsenmesiyle her bireyin yeteneklerini kullanabileceği ve gösterebileceği toplumsal sistemlerin oluşturulması önem arz eden bir diğer husustur.

İnsanların dini, etnik veya cinsel kimlikleri baz alınarak ayrıştırılmalarının önüne geçilmesi ve her bireye sadece insan olmalarından ötürü sahip oldukları haklar temelinde bir eşitliğin sağlanması toplumsal barışın kısa süre içerisinde sağlanması adına oldukça önem arz etmektedir.

6. Afganistan’ın iç siyasetinde sağlam politikalar oluşturabilmesi adına atacağı diplomatik adımlar ve yapacağı temaslar önemli olacaktır.

Ülkedeki güvenliğin sağlanması Afganistan’ın Rusya, Çin ve Hindistan gibi büyük ülkelerle anlaşmasından geçmektedir. Ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal bağlamda kalkınması açısından yeni yönetimin yapısı gereği uluslararası kamuoyunun ve devletlerin sağlayacağı desteğin yanı sıra bu devletlerle sürdürülecek diplomatik temaslar da yararlı olacaktır.

7. Pandemi döneminde deneyimlenen bu siyasi krizin sağlık hakkına erişim üzerinde oluşturduğu baskı, uluslararası sivil toplumun sağlayacağı yardımlar aracılığıyla bertaraf edilmelidir.

Sağlık hakkına erişim noktasında tüm dünyada olduğu gibi Afganistan’da da büyük bir zorluk, yoksunluk ve yoksulluk içinde bulunan kadınların, kız çocuklarının ve LGBTİ+ların temel insan haklarının garanti altına alınması çabası sağlık hakkını da büyük oranda kapsamak mecburiyetindedir. BM tarafından tesis edilecek güvenlik koridorları ve barışçıl bölgeler aracılığıyla, özellikle pandemi döneminin etkilerinin yoğun hissedildiği bölgelerde etnik, dini ve cinsel kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa ve şiddete uğrama tehlikesi altında yaşayan toplumsal kesimlere ulaşılması için somut adımların atılması gerekmektedir.

 

Yazarlar: Ayşe Yılmaz, Cansel Gök, Hüseyin Aktürk

 

KAYNAKÇA

Dijital Basılı Makale

Köçer, Mehmet, “Afganistan’da Taliban Sonrası Sosyal Değişim”, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi The Journal of Social Sciences Institute, no. 46 (2019): 369-381. https://dergipark.org.tr/en/pub/yyusbed/issue/51578/668838, (E.T. 20.09.2021).

Haber ve Akademik Olmayan Dergi Makaleleri

“Afganistan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu: Taliban Yüzünden İşimizi Yapamıyoruz”, Independent, 19.09.2021, https://www.indyturk.com/node/413411/d%C3%BCnya/afganistan-ba%C4%9F%C4%B1ms%C4%B1z-i%CC%87nsan-haklar%C4%B1-komisyonu-taliban-y%C3%BCz%C3%BCnden-i%C5%9Fimizi-yapam%C4%B1yoruz, (E.T. 20.09.2021).

“Afghanistan 2020”, Amnesty International, https://www.amnesty.org/en/location/asia-and-the-pacific/south-asia/afghanistan/report-afghanistan/, (E.T.21.09.2021).

“Afghanistan: How Many Refugees Are There and Where Will They Go?”, BBC News, 31.08.2021, https://www.bbc.com/news/world-asia-58283177, (E.T. 21.09.2021).

“Afghanistan: Suppression of Protests at Odds with Taliban’s Claims on Human Rights”, Amnesty International, 08.09.2021, https://www.amnesty.org/en/latest/press-release/2021/09/afghanistan-suppression-of-protests-at-odds-with-talibans-claims-on-human-rights/, (E.T. 20.09.2021).

Alimia, Sanaa, “The Taliban are back in Control: What Next for Afghan Migration in and Outside of the Country?”, The Green Political Foundation, 27.08.2021, https://www.boell.de/en/2021/08/27/taliban-are-back-control-what-next-afghan-migration-, (E.T. 21.09.2021).

“BM’den Uyarı: Afganistan’da Ağır İnsan Hakları İhlalleri Yaşanıyor”, Deutsche Welle Türkçe – DW Türkçe, 16.08.2021, https://p.dw.com/p/3z3TV, (E.T. 21.09.2021).

Bowden, Mark ve Martin Barber OBE, “Backing the UN Can Help Afghans Facing a Tough Winter”, Chatham House, 26.08.2021, https://www.chathamhouse.org/2021/08/backing-un-can-help-afghans-facing-tough-winter, (E.T. 22.09.2021).

Chiang, Vic, “Afghanistan: LGBTQ People Fear for Their Lives under Taliban Rule”, Deutsche Welle – DW, 10.09.2021, https://www.dw.com/en/afghanistan-lgbtq-people-fear-for-their-lives-under-taliban-rule/a-59144208, (E.T. 22.09.2021).

Dwan, Renata, “The Aftermath: Navigating a Taliban-led Afghanistan”, Chatham House, 20.08.2021, https://www.chathamhouse.org/2021/08/aftermath-navigating-taliban-led-afghanistan, (E.T. 22.09.2021).

Mehran, Weeda, “Afghanistan: Women Are at the Forefront of Protests Against the Taliban”, The Conversation, 13.09.2021, https://theconversation.com/afghanistan-women-are-at-the-forefront-of-protests-against-the-taliban-167669, (E.T. 22.09.2021).

Nogayeva, Ainur, “Afganistan’da Taliban İktidarı Bölge Ülkeleri için Ne Anlama Geliyor?”, Anadolu Ajansı, 25.08.2021, https://www.aa.com.tr/tr/analiz/afganistanda-taliban-iktidari-bolge-ulkeleri-icin-ne-anlama-geliyor/2345516, (E.T. 21.09.2021).

Pherali, Tejendra, “Education in Afghanistan Was a Battlefield Long Before the Taliban Returned”, The Conversation, 08.09.2021, https://theconversation.com/education-in-afghanistan-was-a-battlefield-long-before-the-taliban-returned-167204, (E.T. 22.09.2021).

Sharma, Rishabh, “We’ll be Killed: Afghanistan’s LGBTQ+ Community Forced to Live in Hiding under Taliban Regime”, India Today, 18.09.2021, https://www.indiatoday.in/world/story/abandoned-and-angry-afghanistan-s-lgbtq-community-forced-to-live-in-hiding-under-taliban-regime-1854177-2021-09-18, (E.T. 22.09.2021).

“Taliban, Afganistan’ı 20 Yıl Öncesine mi Götürecek?”, BBC, 16.09.2021, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58224913, (E.T. 20.09.2021).

“Taliban: Afganistan’da 20 Yıl Sonra Yeniden Kontrolü Sağlayan Örgüt Nasıl Kuruldu, Bugünlere Nasıl Geldi?”, BBC, 21.08.2021, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-57913781 , (E.T. 20.09.2021).

“Taliban’ın Bir Ay Önce Eline Geçen Kabil’de Ekonomik Kriz Derinleşiyor, Açlık Tehlikesi Kapıda”, Euronews, 15.09.2021, https://tr.euronews.com/2021/09/15/taliban-n-bir-ay-once-eline-gecen-kabil-de-ekonomik-kriz-derinlesiyor-acl-k-tehlikesi-kap-, (E.T. 21.09.2021).

Tarhan, Muhammet ve Fuat Kabakcı, “Birleşmiş Milletler: BM Barış ve İstikrarı Desteklemeye ve Tüm Afganların Haklarını Yükseltmeye Kararlıdır”, Anadolu Ajansı, 24.08.2021, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/birlesmis-milletler-bm-baris-ve-istikrari-desteklemeye-ve-tum-afganlarin-haklarini-yukseltmeye-kararlidir/2344877, (E.T. 21.09.2021).

van Bijlert, Martine ve Lisa Toremark, “What Next for Taliban-led Afghanistan?”, Chatham House, 3.09.2021, https://www.chathamhouse.org/2021/09/what-next-taliban-led-afghanistan, (E.T. 22.09.2021).

 

DİPNOTLAR

[1] “Taliban: Afganistan’da 20 Yıl Sonra Yeniden Kontrolü Sağlayan Örgüt Nasıl Kuruldu, Bugünlere Nasıl Geldi ?”, BBC, 21.08.2021, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-57913781, (E.T. 20.09.2021).

[2] BBC, “Taliban: Afganistan’da”.

[3] Mehmet Köçer, “Afganistan’da Taliban Sonrası Sosyal Değişim”, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi The Journal of Social Sciences Institute, no. 46 (2019): 371, https://dergipark.org.tr/en/pub/yyusbed/issue/51578/668838

[4] Köçer, “Afganistan’da Taliban Sonrası”, 371.

[5] “Taliban, Afganistan’ı 20 Yıl Öncesine mi Götürecek ?”, BBC, 16.09.2021, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58224913, (E.T. 20.09.2021).

[6] BBC, “Taliban, Afganistan’ı”.

[7] “Afghanistan: Suppression of Protests at Odds with Taliban’s Claims on Human Rights”, Amnesty International, 08.09.2021, https://www.amnesty.org/en/latest/press-release/2021/09/afghanistan-suppression-of-protests-at-odds-with-talibans-claims-on-human-rights/ (E.T. 20.09.2021).

[8] “Afganistan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu: Taliban Yüzünden İşimizi Yapamıyoruz”, Independent, 19.09.2021, https://www.indyturk.com/node/413411/d%C3%BCnya/afganistan-ba%C4%9F%C4%B1ms%C4%B1z-i%CC%87nsan-haklar%C4%B1-komisyonu-taliban-y%C3%BCz%C3%BCnden-i%C5%9Fimizi-yapam%C4%B1yoruz, (E.T. 20.09.2021).

[9] “Afghanistan 2020”, Amnesty Internationalhttps://www.amnesty.org/en/location/asia-and-the-pacific/south-asia/afghanistan/report-afghanistan/, (E.T. 21.09.2021).

[10] “BM’den Uyarı: Afganistan’da Ağır İnsan Hakları İhlalleri Yaşanıyor”, Deutsche Welle Türkçe – DW Türkçe, 16.08.2021, https://p.dw.com/p/3z3TV, (E.T. 21.09.2021).

[11] Muhammet Tarhan ve Fuat Kabakcı, “Birleşmiş Milletler: BM Barış ve İstikrarı Desteklemeye ve Tüm Afganların Haklarını Yükseltmeye Kararlıdır”, Anadolu Ajansı, 24.08.2021, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/birlesmis-milletler-bm-baris-ve-istikrari-desteklemeye-ve-tum-afganlarin-haklarini-yukseltmeye-kararlidir/2344877, (E.T. 21.09.2021).

[12] Amnesty International, “Afghanistan 2020”.

[13] Tarhan ve Kabakcı, “Birleşmiş Milletler: BM Barış ve İstikrarı Desteklemeye”.

[14] Alimia, “The Taliban are back in Control”.

[15] Ainur Nogayeva, “Afganistan’da Taliban İktidarı Bölge Ülkeleri için Ne Anlama Geliyor?”, Anadolu Ajansı, 25.08.2021, https://www.aa.com.tr/tr/analiz/afganistanda-taliban-iktidari-bolge-ulkeleri-icin-ne-anlama-geliyor/2345516, (E.T. 21.09.2021).

[16] Alimia, “The Taliban are back in Control”.

[17] BBC News, “Afghanistan: How Many Refugees Are There”.

[18] “Taliban’ın Bir Ay Önce Eline Geçen Kabil’de Ekonomik Kriz Derinleşiyor, Açlık Tehlikesi Kapıda”, Euronews, 15.09.2021, https://tr.euronews.com/2021/09/15/taliban-n-bir-ay-once-eline-gecen-kabil-de-ekonomik-kriz-derinlesiyor-acl-k-tehlikesi-kap-, (E.T. 21.09.2021).

[19] Nogayeva, “Afganistan’da Taliban İktidarı”.

[20] Renata Dwan, “The Aftermath: Navigating a Taliban-led Afghanistan”, Chatham House, 20.08.2021, https://www.chathamhouse.org/2021/08/aftermath-navigating-taliban-led-afghanistan, (E.T. 22.09.2021).

[21] Mark Bowden ve Martin Barber OBE, “Backing the UN Can Help Afghans Facing a Tough Winter”, Chatham House, 26.08.2021, https://www.chathamhouse.org/2021/08/backing-un-can-help-afghans-facing-tough-winter, (E.T. 22.09.2021).

[22] Martine van Bijlert ve Lisa Toremark, “What Next for Taliban-led Afghanistan?”, Chatham House, 3.09.2021, https://www.chathamhouse.org/2021/09/what-next-taliban-led-afghanistan, (E.T. 22.09.2021).

[23] Tejendra Pherali, “Education in Afghanistan Was a Battlefield Long Before the Taliban Returned”, The Conversation, 08.09.2021, https://theconversation.com/education-in-afghanistan-was-a-battlefield-long-before-the-taliban-returned-167204, (E.T. 22.09.2021).

[24] Weeda Mehran, “Afghanistan: Women are at the Forefront of Protests Against the Taliban”, The Conversation, 13.09.2021, https://theconversation.com/afghanistan-women-are-at-the-forefront-of-protests-against-the-taliban-167669, (E.T. 22.09.2021).

[25] Vic Chiang, “Afghanistan: LGBTQ People Fear for Their Lives under Taliban Rule”, Deutsche Welle – DW, 10.09.2021, https://www.dw.com/en/afghanistan-lgbtq-people-fear-for-their-lives-under-taliban-rule/a-59144208, (E.T. 22.09.2021).

[26] Rishabh Sharma, “We’ll be Killed: Afghanistan’s LGBTQ+ Community Forced to Live in Hiding under Taliban Regime”, India Today, 18.09.2021, https://www.indiatoday.in/world/story/abandoned-and-angry-afghanistan-s-lgbtq-community-forced-to-live-in-hiding-under-taliban-regime-1854177-2021-09-18, (E.T. 22.09.2021).