srebrenitsa
Kaynak: Anadolu Ajansı

Srebrenitsa 25 Yaşında: Dünya Savaş Suçlarıyla Mücadele Etmede İştahını Nasıl Kaybetti?

Ratko Mladić adalete teslim edildi ancak Suriye, Yemen ve Myanmar’daki toplu katliamları soruşturma arzusu nerede?

Srebrenitsalı 8000 yetişkin erkek ve erkek çocuğun idam emrini vermekten hükümlü Bosnalı Sırp General Ratko Mladić, bu haftayı katliamın 25. yıl dönümünde Lahey’de, son 9 yılını geçirdiği hücrede geçirecek.

Srebrenitsa’dan çeyrek asır sonra dünya, acı dolu zulümlere alıştı. Artık Suriye ya da Yemen’deki toplu katliamların her zaman bir haber değeri yok. Çin, bir milyondan fazla Müslüman Uygur’u hapsetti ve Uygurları doğum kontrolü, kısırlaştırma ve kürtaja zorladı.

Mladić, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar söz konusu olduğunda, oldukça kötü şöhrete sahip. Bugün onun davasını ender yapan şey, izinin sürülmesi ve adaletle yüzleştirilmesi. Mladić, BM’nin “güvenli bölge” olması gereken yerlere yönelik 1995’teki saldırısına liderlik ettiği sırada, Kuzeydoğu Bosna’ya dağılmış bölgelerde toplu infazlarda vurulan erkek ve erkek çocuklarının içinde bulunduğu Srebrenitsa cinayetlerinden dolayı 3 yıl önce soykırımdan hüküm giymişti.

Ayrıca, eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) onu insanlığa karşı beş; etnik temizlik, bombardıman, Saraybosna’da keskin nişancı saldırıları ve BM barış güçlerini rehin almak gibi dört farklı savaş suçundan suçlu buldu. Temyiz kurulu şimdi sağlığı zayıflayan 77 yaşındaki yaşlı hükümlünün hala hayattayken yasal süreçleri tamamlayabilmesi için bir yarış halinde.

Bosnalı Sırp ayrılıkçı lider Radovan Karadžić de dahil olmak üzere 14 Bosnalı Sırp memur ve yetkili, Srebrenitsa soykırımındaki rollerinden dolayı mahkûm edildi. ICTY, toplamda 90 savaş suçlusu sanığa hüküm verdi.

Ruanda kardeş mahkemesi (ICTR), 1994 soykırımında sorumlu olan 93 kişiyi suçlu buldu ve hüküm giydirdi. ICTY ve ICTR, Soğuk Savaş’ın ardından dünyanın kitlesel zulüm karşısında daha fazlasını yapması için yaygın bir hevesi yansıtmakla birlikte Nürnberg ve Tokyo Mahkemeleri’nden sonra kurulmuş ilk geçici mahkemelerdi. Holokost sonrası dönemin taahhütü ‘Bir Daha Asla’, yeniden yaygınlaşmaya başladı.

Kızıl Khmerler’in hayatta kalan liderine, gecikmiş bir adaleti sağlamak için Kamboçya’nın yanı sıra Sierra Leone ve Doğu Timor’da işlenen toplu suçlar için başka BM destekli özel mahkemeler kuruldu.

Geçen ay Avrupa Birliği (AB), Kosova için Devlet Başkanı Haşim Taçi ve diğerlerine karşı Kosova Kurtuluş Ordusu’na liderlik ederken işlenen suçlardan dolayı suç duyurusunda bulunan ayrı bir mahkeme kurdu.

2005’te patlama ile 21 kişinin ölümüne de sebep olan Lübnan Başbakanı Refik Harari’ye karşı kurulan suikastin soruşturulması ve suikaste yönelik kararın alınması için Lahey’de kurulan özel mahkemenin önemli kararı hemen vermesi bekleniyor. 2002’de Uluslararası Suç Mahkemesi (ICC), zulüm suçları için Lahey’de kalıcı bir faaliyete başladı.

Savaş suçları konusunda 1997’den 2001’e kadar ABD Büyükelçisi olan ve birkaç özel mahkemenin oluşturulmasında merkezi bir rol oynayan David Scheffer, “Bunlar heyecanlı yıllardı. Bunlar benim savaş suçları mahkemeleri için adlandırdığım marangozluk yıllarıydı. Sadece şablon olarak Nürnberg ve Tokyo’ya sahiptik; biz 1990’ların başlarında bu şablonları tekrar inşa ettik ve 1990’larda arındırmaya devam ettik.” dedi.

ICTY Sözcüsü Bosnalı mülteci Nerma Jelacic’e göre bu durum, yeni bir dönem gibi geldi. Jelacic şunları anımsadı: “Bu kesinlikle benim için ilk günden beri bununla ilgiliydi. Önemli olan şey, bunca ıstırap ve ölümün bir hiç için olmamasıydı, çünkü dersler alınacak ve gelecekte uygulanacaktı.”

Mahkemeler dizisi toplu katliamcıları adalete teslim etmek için oluşturuldu; fakat BM ayrıca “bir daha asla”yı bir politika haline getirmek için soykırımı önlemenin yollarını bulmaya çalıştı. “Koruma Sorumluluğu” ilkesi, Boşnak ve Ruanda soykırımlarının ardından geliştirildi ve 2005’te resmi olarak kabul gördü. Devletin kendi vatandaşını korumaması durumunda, uluslararası topluluğun müdahale etmekte görevli olduğu belirtildi.

İlke, özellikle Muammer Kaddafi’nin güçlerine karşı Bingazi halkını korumak amacıyla 2011’de, Libya’da yasal askeri müdahaleyi sağlayan BM güvenlik konseyi kararlarınca yürürlüğe sokuldu. Ancak, bu ilke ortaya ilk çıkışında ölümcül şekilde yara aldı. ABD, İngiltere ve Fransa, Kaddafi devrilene kadar müdahaleleriyle baskılara devam etti. Kararlardan kaçınan Rusya, rejim değişikliğine sessiz kalarak aldatıldığını iddia etti ve asla tekrar kandırılmayacağına yemin etti.

Kaddafi’nin linç edilerek katledilmesi ve Libya’nın parçalanışı, savaş suçlarına küresel tepki döneminin kesin sonunu getirdi. Vladimir Putin, Libya müdahalesinden sonraki yıl başkanlığa geri döndü ve Rusya’yı Batı’ya karşı gittikçe çatışmacı bir yola sürükledi. Arap Baharı, Suriye’yi bir kan gölüne çevirdi. Xi Jinping yönetimindeki Çin, dünya sahnesinde daha baskıcı ve daha kendinden emin bir hale geldi. Sonrasında, çok taraflı tüm kurumları küçümseyen Donald Trump 2016’da ABD başkanlık seçimlerini kazandı.

“Koruma Sorumluluğu Prensipleri” adına, Suriye, Yemen ya da Myanmar savaş suçları mahkemeleri için bundan daha soğuk bir iklim düşünülemezdi.

Jelacic şunları söyledi: “Libya müdahalesinin nasıl meydana geldiğini gören herkes çekinmeye başladı, fakat Suriye’de olanlara izin verdiğimiz için vicdanlarımızda büyük bir leke var. Soykırımlar ve ölümüne işkence gören insanlar, yaklaşık 10 yıldır normal olarak görülmeye başlandı.”

Bu sırada baskın güçler tarafından başlangıçta yetkileri kısıtlanmış olan ICC, son haftalarda Trump yönetimi tarafından, Gazze ve Batı Şeria’daki İsrail operasyonlarına veya Amerika ve müttefiklerinin Afganistan’daki eylemlerine karşı soruşturma yürütürse, mahkeme yetkililerini (ve ailelerini) yaptırımlarla tehdit eden saldırıya uğradı.

Eski büyükelçi Scheffer, “Bu çok onur kırıcı. Adaleti ve hukukun üstünlüğünü takip etmemizi ve zulüm suçlarını önlememizdeki güvenilirliğimize zarar veriyor.” dedi. Böyle bir zemin karşısında özellikle ‘Bir daha asla’ ifadesinin içi boş gibi duruyor.

Utrecth Üniversitesi’nde tarihçi Iva Vukušić, özellikle Suriye’deki şiddetten sonra, “Bir daha asla” ifadesinin kendisine boş, harcanmış ve anlamsız geldiğini belirtti. Ancak, savaş suçları için hesap verilebilirlik söz konusu olduğunda Vukušić, her şeyin kaybolmadığını savunuyor. Mladić ve diğerlerinin kovuşturması silinmez bir işaret bırakmıştı.

“Eski Yugoslavya ve Ruanda mahkemelerinden önce bir iç savaştan veya diktatörlükten sonra hiçbir şeyin meydana gelmeyeceği gayet beklenebilirdi ancak şimdi, sanırım son 25 yılda akademisyenler, araştırmacılar ve aktivistlerin hesap verebilirlik talepleriyle birlikte beklentilerde gerçekten bir değişime tanık olduk. Bence, bu anlamda geri dönmeyeceğiz.”

Trump’ın ICC üzerindeki saldırıları, Amerika’nın kuruma destek veren en yakın müttefikleri dahil olmak üzere destekçileri arasında bir ters tepkiye yol açtı. Şu an yeni bir savcı seçiliyor ve operasyonların daha etkili hale gelmesi amacıyla yıl sonuna kadar gözden geçirilecek.

Suriye hakkında özel bir mahkemenin ve Almanya’daki mahkemelerin yokluğu sırasında, Hollanda ve İskandinavya evrensel yargı ilkeleri çerçevesinde savaş suçlarını soruşturuyor. Nisan ayında Alman şehri Koblenz’daki bir mahkeme, Almanya’ya sığınan iki eski Suriye rejim yetkilisinin duruşmasına başladı.

Bu gelişme, çalışmalardaki muhtemel yüzlerce duruşmanın ilkiydi. Kanıt, Suriye’de adaleti sağlamak için zor durumdan kaçınmanın bir yolu olarak Güvenlik Konseyi’nde, BM Genel Kurulu’nun ezici çoğunluğun desteğiyle birlikte Cenevre’de kurulan Uluslararası Tarafsız ve Bağımsız Mekanizma tarafından toplandı.

Koblenz mahkemesi, çoğu zaman hayli kişisel risk altında, Suriye’deki faaliyetleri İngiltere, Kanada ve Almanya tarafınca desteklenen bağımsız kuruluş Uluslararası Adalet ve Hesap Verebilirlik Komisyonu (CIJA) tarafından yıllar içinde ülke dışına kaçırılan 800.000’den fazla rejim belgesinden yararlanıyor. Öte yandan, Suriye ve Irak’taki IŞİD zulmüne dair kanıt topluyor.

CIJA dış ilişkiler başkanı Jelacic, “Kurtarılabilir olan tek şey, bu suçlardan sorumlu olanların hesap verebilirlik kavramıdır.” dedi.

“Şimdi tutunduğum, bu değersiz şey benim hayata devam etmemi sağlıyor. Çünkü ilkeleri, gelenekleri, taraf devletlerin kabul ettiği uluslararası yasaları geri alamazsınız ve geri alınamayan şey, Suriyeliler için adaleti sağlamamıza izin veren bu yasalardır.”

 

Muhabir: Julian Borger

Kaynak: The Guardian