Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
sera gazı
Kaynak: Czarek Sokolowski / AP

S&P’ye Göre, Sera Gazı Emisyonunu Azaltmak Uzun Vadede Ekonomiye Zarar Vermeyecek

Global bir kredi kuruluşuna göre, Avrupa Birliği’nin sürdürülebilir ekonomiye planlı geçiş programının ekonomiye uzun vadede pozitif etkileri olabilir.

Emisyon azaltımının etkilerinin ve gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) artışının incelediği bir araştırmadan sonra S&P bulguları ortaya çıkardı.

Kuruluş yaptığı analizde, AB’nin ilk iklim-nötr kıta olma hedefine ulaşması için daha çok yol kat etmesi gerektiğini belirtirken aynı zamanda emisyon azaltımının ekonomik gelişime negatif etkisi olacağı inancını reddediyor.

Emisyon ve GSYİH artışı arasındaki korelasyonun incelendiği az sayıdaki araştırmalar, sanayi dönemine kıyasla 3 ºC’lik sıcaklık artışının ekonomik açıdan “ideal” olacağını öngörüyor.

Ancak, bilim insanları 1.5 ºC’nin üzerindeki küresel ısınmanın gezegen üzerindeki yaşam için birçok olumsuz sonuca yol açtığına ve açacağına inanıyorlar.

S&P’nin hazırladığı raporda, bahsedilen araştırmalarda:

  • Sadece sıcaklık artışı ele alındığı için bahsedilen ölçekteki iklim değişikliğinin negatif etkileri küçümseniyor. Buna bağlı olarak da yağmur, kuraklığın ve biyoçeşitliliğin etkileri ile iklim değişikliğini kontrol etmek için masrafların yükseleceği, geri dönüşü olmayan nokta göz ardı ediliyor.
  • Emisyon azaltımının masrafı şişiriliyor. Yenilenebilir enerji gittikçe ucuzluyor ve hatta bazen fosil yakıtlara göre daha ucuz olabiliyor.

Kısaca, rapor yavaş bir ekonomik büyüme modelinin emisyonda azalmaya yol açtığını belirtiyor. Emisyonda azalmanın ille de GSYİH’de artışa yol açacağı anlamına gelmiyor.

“Araştırmamız, AB’nin sürdürülebilir ekonomik büyümeye yöneliminin büyüme hızını arttıracağı görüşünü desteklemektedir. AB ülkelerindeki emisyon ve GSYİH seviyeleri arasındaki nedenselliği inceledik ve görünen o ki düşük GSYİH daha düşük emisyon seviyesine yol açabiliyorken, düşük emisyon daha az büyümeye neden olmaz.”

Raporda belirtilmeyen şey ise Çin, Hindistan ve ABD gibi kirletici ülkeler esaslı değişiklikler yapmadığı sürece, çabaları ne olursa olsun, büyük ölçekli iklim değişikliğinin AB’yi nasıl etkileyeceğidir.

Aşağıdaki grafik, son on yılda, 2009’da krizin düzelmesinden sonra, 2011, 2014 ve 2016’daki emisyon azaltımlarının GSYİH artışında eşdeğer olarak düşüşe karşılık gelmediğini göstermektedir.

Kaynak: S&P Financial Services LLC

Yapılacak Çok Şey Var

Günümüzde, neredeyse hiçbir Avrupa ülkesi AB’nin 2030 yılı için hazırladığı Yeşil Düzen anlaşmasında yer alan emisyon hedeflerine ulaşamadı.

Şimdiye kadar bu hedefi yerine getirme konusunda en başarısız ülkeler Malta, Lüksemburg, Kıbrıs, Estonya, İrlanda ve Polonya.

İspanya, Finlandiya, Belçika, Fransa ve İtalya grafikte sarı sütun ile gösterilen ek ölçüleri telafi etmeye çalışsalar da mavi sütun ile gösterilen güncel emisyon oranları, siyah çizgi ile temsil edilen “Efor Paylaşımı Oranı” (ESR) hedeflerine ulaşmaktan çok uzak.

Kaynak: S&P Financial Services LLC

S&P’nin yürüttüğü araştırmaya göre sorunlardan bir tanesi, emisyon azaltımı konusunda en etkili metot olduğu düşünülen karbon emisyonlarına yüksek fiyatlar dayatma yöntemi konusunda karar mercilerinin çekingen davranması.

Ayrıca da emisyon azaltımı ve enerji verimliliğini geliştirilmesi için yıllık GSYİH’nin %1,5’inin ayrılmasına yeterli çaba sarf edilmiyor.

Kirletenler Ödüyor Ama Yeterli Değil

Ajans, AB’nin 2050 için belirlenen hedeflere ulaşamayacağını belirtiyor ve gösterilen çabanın çoğu özel sektöre ve hükümetlere bağlı olduğu için mevzuatın sağlamlaştırılması gerektiği konusunda uyarıyor.

Raporun sonlarında birliğin 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşabileceği, ancak şu anda ithal ettiği karbonla da ilgilenmesi gerektiğini belirtiliyor.

Ana ticari ortaklarından ve büyük ulusal kirleticilerden yapılan ithalatlara vergi uygulanarak üstesinden gelinebilir.

S&P’ye göre, “Bu, fiyatlarda yükselişe yol açacaktır ve aynı zamanda da tüketicilerin satın alma gücüne zarar verecektir. Ancak dünya ticaretinde gerginliği ve belirsizliği arttırabilir, bu da daha az yatırıma yol açar.”

Muhabir: Rafael Cereceda

Kaynak: Euronews