Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
sophie scholl
Kaynak: Sinematv2

Sophie Scholl: Son Günler Film Analizi

Künye 

Filmin Adı: Sophie Scholl: Son Günler

Tür: Tarihi Dram

Yönetmen: Marc Rothemund

Yapım Yılı: 2005

Ülke: Almanya

Oyuncular: Julia Jentsch, Fabian Hinrichs, Florian Stetter, Alexander Held

 

Giriş 

İnsanlık tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan İkinci Dünya Savaşı, sivil ve askeri olarak 40-50 milyon civarında insanın ölümüne sebep olmuştur. Savaş, etkisini en ağır şekilde çocuklar, kadınlar ve yaşlılar üzerinde göstermiştir. Ülkeler savaşa ayırdığı bütçeden dolayı sağlık, beslenme ve eğitim gibi temel ihtiyaçların bütçesini kısmıştır. Hayat durma noktasına gelmiştir ve insanların psikolojisini büyük ölçüde etkilemiştir. 2005 yapımı olan Sophie Scholl filmi, Nazi Almanyası döneminde bir grup gencin Beyaz Gül silahsız hareketi kurmasıyla, Nazi rejimine gösterdiği direnişi esas almaktadır.

 

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerin Yeri

İkinci Dünya Savaşı, 1939’dan 1945’e kadar süren küresel bir savaş. Büyük güçler dahil olmak üzere, dünya ülkelerinin birçoğu bir araya gelip iki karşıt askeri ittifak oluşturdular: Müttefikler ve Mihver. Savaşa dönemin tüm büyük güçleri olan Birleşik Krallık, Sovyetler Birliği, ABD, Çin Cumhuriyeti ve Fransa, Müttefik Devletler olarak; Almanya, İtalya ve Japonya, Mihver Devletleri olarak katılmıştır.[1] 100 milyondan fazla askeri personelin dâhil olduğu savaşta savaşa katılan ülkeler tüm ekonomik, endüstriyel ve bilimsel güçlerini, sivil ya da askeri kaynak farklılığı gözetmeksizin savaş için seferber etmiştir. Nükleer silahların kullanıldığı tek savaş olmakla kalmayıp Holokost gibi kitlesel sivil ölümlerin gerçekleştirildiği İkinci Dünya Savaşı, insanlık tarihindeki en büyük ve en kanlı savaş olmuş ve 1939-1945 yılları arasındaki bu savaşta 40-50 milyon civarında insan ölmüştür.[2]

Savaşın başladığı tarih olarak genellikle Almanya’nın Polonya’yı işgal ettiği 1 Eylül 1939 kabul görür. Almanya, Polonya’yı işgal edince Fransa, Britanya ve İngiliz Milletler Topluluğu’na dahil olan çoğu ülke Almanya’ya savaş ilan etti. Almanya’nın asıl amacı Avrupa’da büyük bir imparatorluk kurmaktı, 1941’in başına kadar diplomasi ve savaşla birlikte çoğu Avrupa topraklarını ele geçirmiştir. Müteakiben Avrupalı Mihver Devletleri Sovyetler Birliği’ni işgal etmeye başladı fakat Japonya’nın Pasifik Cephesi’ndeki yenilgisi ve Avrupalı Mihver ordularının Kuzey Afrika ve Stalingrad yenilgileriyle, 1942 yılında ilerlemelerine son verilmiştir. Sovyetler Birliği’nin ve Polonya’nın Berlin’i ele geçirmesiyle 1945 yılında savaş sona ermiştir.

 

Nazi Almanyası’nda Kadınlar

Nazi Almanyası’nda kadınlar, Nazi Partisi tarafından Nazizm öğretilerine tabi tutuldu ve kadınların yürütme organı ve yürütme komiteleri ile birlikte siyasi hayattan dışlanmalarını sağladı.[3] Nazi Partisi’nde, “kadınların ne partiye ne de idari komiteye kabul edilebileceği” ilan edildi fakat bu çok sayıda kadının parti üyesi olmasını engellemedi. Nazi öğretisi, Alman vatandaşlarının savaş yeteneklerini ve kardeşliğini vurgulayarak Alman erkeklerinin rolünü artırdı.[4] Her şeyden önce, Nazi öğretisinde annelik ve doğurma kavramı, çocuk sahibi olma çağındaki kişiler için idi. Nazizm’de kadın, çocuklarının eğitimi ve temizlik işlerinden sorumlu kişi demek idi. Kadınların, yalnızca milli görevler içerisinde sınırlı bir eğitim hakları vardı ve zaman içinde üniversitelerde öğretimden, tıbbi mesleklerden ve Nazi Partisi içindeki siyasi pozisyonlarda görev yapmaktan kısıtlandılar.

Her toplumda erkek ve kadın ayrı roller içerisinde yer almıştır. Zaman zaman erkeklere her alanda verilen sorumluluklar ve işler kadının toplumdaki yerini işgal etmiştir. Kadını dışlayan  toplumsal ve yasal düzenlemeler, iş ve toplum sahasında kadının aktif olarak yer almasını engellemiştir. Sivil toplumda da kadınlar sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel yaşamda yer almak için birçok direniş hareketinde bulunmuştur. Siyahilere karşı uygulanan ayrımcılığın karşısında duran Rosa Parks, Taliban’ın ölüm tehditlerine rağmen kız çocuklarının eğitimi için mücadele eden Malala Yousafzai, Nazi sisteminin merkezinde etkili rol oynayan ve Alman direnişine giren Libertas Schulze Boysen ve bu filmin ana karakteri Sophie Scholl gibi kadınların bulunduğu tarihteki en önemli direniş hareketleridir. Bu direnişler etkisini her konumda gösterdiği gibi çoğu zaman istenen sonuca ulaşmıştır.

 

Analiz

Adolf Hitler’in asıl amacı Almanlar’a ‘yaşam alanı’ sağlayabilmek için doğuya doğru yayılmaktı.[5] Bu gaye uğruna acımasızca binlerce masum insanın ölümüne sebep olmuştur. Sophie Scholl filmi bu ifadeyi doğrulayan en iyi örneklerden bir tanesidir.

Nazi rejiminin yaptığı savaşların haksızlığını ve zalimliğini kendi milletine göstermek amacıyla Münih Üniversitesi’nde okuyan Hans ve Sophie Scholl kardeşler önderliğindeki Beyaz Gül direniş hareketi bu rejime tepki olarak doğmuştur. Birçok kişinin katıldığı bu harekete Scholl kardeşlerin üniversite arkadaşları Christoph Probst, Will Graf, Alexander Schmorell ve birkaç öğretim üyesi de dahil olmuştur. Beyaz Gül direniş hareketinin bildirileri Eickemeyer Atölyesi’nde yazılıp çoğaltılmıştır.

Toplamda altı bildiri yayımlayan bu hareketin ne yazık ki işleri altıncı bildiride istedikleri gibi gitmedi. Scholl kardeşler kalan bildirileri herkes dersteyken okulunun çeşitli yerlerine dağıtır fakat dağıttıkları bildirileri hademenin görmesiyle Gestapo’ya (Nazi Gizli Polisi) haber verilir. Böylece iki kardeş tutuklanır ve sorguları başlar. Sophie ve Memur Mohr arasında geçen sorgu psikolojik konuşmalara döner. İlerleyen sürelerde sorguda kendisini ve hiçbir üyeyi ele vermeyen Sophie, kurnazlıkla memurun sorularına cevap verir. Ne kadar kurnaz olsa da araştırmalar sonucu ve kardeşi Hans’ın suçu üstlenmesiyle her şey ortaya çıkar. Bu sayede davasından bir an olsun geri adım atmayan Sophie sadece bu işi kardeşinin değil beraber yaptıklarını söyler. Sorgu da bile Sophie, Hitler’in yaptığı katliamın halkına ve masum insanlara nasıl etki ettiğini korkmadan dile getirir. O anda bile sadece düşündüğü tek şeyin Hitler’in yok olması, özgürlüğün doğmasını istemek, dinamizm ve rejimle mücadele etme ruhunun olduğu anlaşılır. Mahkemenin aldığı karar ile Scholl kardeşler ve Christoph Probst bu bildirilerin bedelini canıyla ödediler. Senatonun bu davada aldığı karar ilgi çekmektedir: Bu üç kişinin seferberlik halindeyken silah sanayisine sabotaj ve halkın nasyonal sosyalist yaşam tarzını devirmeye çalışmış olduğunu, bozgunculuk propagandası yaptıklarını, Führer’e hakaret edip böylece imparatorluk düşmanlarına destek verdiğini ve orduyu zayıflattığını beyan etmişlerdir. Aslında tek amaçları adaleti ve özgürlüğü sağlamaktı. Bu cesur insanların davası sonraki nesillere miras olarak kalmıştır.

Filmde ve gerçek hayatta işin gerçeği şu ki Naziler’in insanlık dışı yapmış olduğu eylemler, savaşı en başından beri kazanamayacağını sadece uzatabileceğini gösteriyor. Hitler’in Avrupa’nın imparatoru olmak için yapmış olduğu savaşlar katliamdan başka bir şey değildi. Amerika, Rusya ve Britanya gibi güçlü devletlerin karşısında Naziler’in savaşı kazanamayacağı ortadadır. Bu filmde birçok askerin bu olaylara kayıtsız kaldığı ve gözü kapalı Hitler’e bağlı oldukları görülür. Ayrıca o dönemde yaşayan insanların acısı ve çaresizliği gözler önüne serilmiştir.

Naziler’in ülkenin başına geçmesiyle sadece siyasi ve ekonomik alanda değil, sosyal alanda da birçok değişiklik olmuştur. En önemlisi kadınların eğitim ve iş alanında kısıtlanmasıdır. Sophie Scholl filminde, Memur Robert Mohr tarafından sorguya çekilen Sophie, bildirileri halkının okuyup savaşa karşı çıkması için yayımladığını söyler. Memurun verdiği cevap ise kadınların işinin bildiri yayımlamak değil ev işi ve çocuk yapmak olduğudur. Sophie Scholl, kadının sadece ev işinden ve çocuk yapmaktan ibaret olmadığını Beyaz Gül hareketinde yer alarak göstermiştir. Bu şekilde Nazizm öğretilerinde kadının ev sınırları içerisinde olması gerektiğini ifade eden algıyı kırmıştır.

 

Sonuç

İkinci Dünya Savaşı’nda insan hakları ve uluslararası anlaşmalar ihlal edilmiştir. Özellikle, Nazi Almanyası, Avrupa’nın Yahudi ve Roman azınlıklarını ölüm kamplarında yok etmiştir. Kazanamayacağı savaşı sürdürüp, birçok sivil insanın hayatını tehlikeye atmıştır. En önemlisi savaşa ve ölüm kamplarına karşı çıkan insanları idam etmiştir. Sophie Scholl filmi, insanların haklarını ihlal eden bu savaşa kayıtsız kalmayan Beyaz Gül  hareketinin direnişini göstermekle kalmayıp, ülke yönetiminin içerisindeki görevlilerin halkına karşı tutumunu da göstermektedir. Ayrıca savaşın cephe kısmından daha çok savaşan ülkelerin insanlarının sosyal hayatta yaşadığı zorlukları ve aldığı sorumlulukları göstermesi açısından benzerlerinden ayrılmaktadır.  Sistematik baskının çokça hissedildiği alanlardan birisi de eğitim alanıdır. Öğrenciler de kendilerine dayatılan Nazi öğretilerine uymak zorunda kalmıştır. Bu filmde özgür düşünce ortamı olmayan bir ülkede öğrencilerin hakim ideoloji karşısındaki pasif direnişi anlatılmıştır. Bu pasif direniş hareketleri genel çerçeve itibariyle büyük bir değişime sebep olmamış olsa da hakim baskıcı ideoloji karşısındaki direnişi ve karşıt fikri gün yüzüne taşıması açısından önemli bir harekettir. Beyaz Gül direniş hareketi de uzun süreli olmamasına rağmen baskıcı rejime karşı çıkmasıyla çoğu ülkede tanınmıştır.

Hiçbir zaman unutulmayacak olan Sophie Scholl’un son sözleri:

‘Dünya’da nasıl adalet bekleyebiliriz, davalarını hakkıyla savunmaya çalışan bu kadar az kişi varken?Ne kadar güzel güneşli bir gün ve ben gitmek zorundayım. Ama benim ölümüm neden sorun olsun ki, eğer insanlar bizim sayemizde uyanır ve harekete geçerlerse ?’ [6]

 

 


Kaynakça

İnternet Kaynakları

Britannica ‘World War II’. Erişim Adresi: https://www.britannica.com/event/World-War-II Erişim Tarihi: 07.12.2020

Franz Willing, George(1962) Die Hitlerbewegung. R. v. Deckers Verlag G. Schenck, Hamburg.

History Learning Site “Sophie Scholl” Erişim Adresi: https://www.historylearningsite.co.uk/nazi-germany/sophie-scholl/  Erişim Tarihi: 06.12.2020

L’embrasement du Monde “le-iiie-reich-et-les-femmes” Erişim Adresi: Le IIIe Reich et les Femmes… (forumactif.com) Erişim Tarihi: 28.12.2020

 

Basılı Kaynaklar

Hitler Adolf: Kavgam. Çeviri Turgut Buğra Akdoğan, Yason Yayıncılık, İstanbul 2016.

Ferris, John; Mawdsley, Evan(2015) The Cambridge History of the Second World War II, Volume I:Fighting the War Cambridge University Press.

Newborn Jud Sophie Scholl and the White Rose, Oneworld Publlications, Oxford, 2006.

Lower Wendy Hitler`s Furies: German Women In the Nazi Killing Fields Houghton Mifflin Harcourt, 2013.

 

Dipnotlar

[1]  Ferris, John; Mawdsley, Evan. “The Cambridge History of the Second World War, Volume I: Fighting the War”. (Cambridge: Cambridge University Press, 2015). s. 22

[2]  “World-War-II” 11 Mayıs 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Erişim Adresi: https://www.britannica.com/event/World-War-II  Erişim Tarihi: 06.12.2020

[3] Franz Willing, `George(1962) Die Hitlerbewegung`. R. v. (Deckers Verlag G. Schenck, Hamburg)

[4]  L’embrasement du Monde “le-iiie-reich-et-les-femmes” Erişim Adresi: Le IIIe Reich et les Femmes… (forumactif.com) Erişim Tarihi: 28.12.2020

[5] Adolf Hitler: Kavgam. Çev, Turgut Buğra Akdoğan, (Yason Yayıncılık İstanbul: 2016) s. 98

[6] A.g.e. s.4.