Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
HaberTürk'den alınmıştır.

Son Açıklanan Tarım Dışı İstihdamın ve Tapering Beklentilerinin Piyasalara Etkisi Ne Olur?

Giriş

Pandemi başından bu yana piyasaların ve FED’in gündeminde pandemiyle beraber gelen ekonomideki derin durgunluğun giderilmesi, buna bağlı olarak işsizliğin azaltılıp istihdamın artırılması, finansal ve reel piyasalardaki durgunluğu kompanse eden ve teşvik sistemlerini harekete geçirecek likiditenin sağlanması yoluyla piyasa dengelerinin korunması vardı. Böylece olası bir çöküş önlenecek, geleceğe yönelik olumsuz beklentiler yerini iyimser bir havaya bırakacak ve belirsizliklerin önü alınacaktı. Bu bağlamda dünya merkez bankaları FED öncülüğünde muazzam bir parasal genişleme politikasına yönelip piyasalara güven verici söylemleri ön plana çıkardılar. Bu bağlamda enflasyon geri plana itilerek temel politika hedefi olarak istihdamın ve ekonomik büyümenin eski haline gelmesi, iç ve dış ticaret dengelerinin korunması yoluyla tedarik zincirinde oluşacak aksaklıkların önlenmesi ve günümüzün neoliberal sisteminin ve teknolojik gelişmelerinin bir sonucu olan dünya ticaretindeki muazzam bağımlılık ve entegrasyon zincirinin muhafaza edilme ilkesi benimsendi. Zamanla, özellikle virüse karşı aşıların bulunup ülkelerin yeniden dışa açılmaları başladıkça beklentiler iyileşme eğilimine girdi ve ekonomilerde ciddi iyileşmeler görülmeye başlandı. Bu iyileşme gerek sanayi üretim verilerinde gerek güven endekslerinde gerek istihdam piyasasında gerekse de küresel ticaretin yeniden canlanmaya başlamasında son derece açık bir şekilde izlendi. Bunun sonuçlarından biri de şüphesiz kapanmalar sürecinde ertelenen talebin açılmalar sonrasında patlamasıyla birlikte enflasyonist baskının artması ve bazı sektörlerin hammadde sorunuyla karşı karşıya kalması oldu. [1] Esasen 2021 başından bu yana piyasaların odağında FED’in varlık alımlarını ne zaman durduracağı (tapering) ve parasal sıkılaşmaya hangi noktadan sonra başlayacağı işleniyor. Bunun sebebi elbette artık enflasyonun oldukça görünür ve etkili hale gelmesi oldu. Beklentilerdeki iyileşmeler, tarım dışı istihdam verilerinin olumlu bir seyir izlemesi ve ekonomilerdeki büyümenin eski haline gelmeye başlaması bu eğilimi destekleyici unsurlar arasında sayılabilir.

Bu açıdan bakıldığında, bu yazıda açıklanacak temel değişkenler ABD’deki ortalama saatlik kazançlar, tarım dışı istihdam verisi ve işsizlik oranlarının piyasalardaki olası etkileri ve Tapering programının başlatılmasının piyasalara etkisinin tıpkı 2013’te özellikle gelişen piyasalarda olduğu gibi, yeniden yıkıcı bir etki yaratıp yaratmayacağı olacaktır.

 1. ABD’den Gelen Verilerin Nasıl Yorumlanması Gerektiği ve Varlık Alım Programının Başlatılmasına Etkisi Üzerine

Öncelikle ABD’de beklentiler üzerinde güçlü etkileri olan tarım dışı işsizlik ve ortalama saatlik kazançların piyasalarla ilişkisine kısaca değinmekte fayda var. Bu verilerin dışında PMI gibi öncü göstergeler de beklentiler üzerinde önemli etkilere sahipler[2] fakat bu veriler sebepleri oluştururken yukarıda sayılan iki veri sonuçları göstermektedirler. Bu açıdan piyasa hareketlerinin sonuçlara odaklandığı ve bu değişkenlerin son zamanlarda piyasaların dikkatle izlediği özneler oldukları gerçeği göz önünde bulundurularak bu yazıda tarım dışı istihdam ve ortalama saatlik kazanç verilerine öncelik verilmiştir.[3]

ABD dünyanın en büyük ekonomisi olduğundan ve tüm piyasalarla hem reel olarak hem de finansal olarak güçlü bağlara sahip olduğundan dolayı ABD’den gelen veriler tüm dünya ticaretini ve buna bağlı olarak da tüm dünya piyasalarını etkilemektedir. Literatürde ‘ABD hapşırsa dünya nezle olur’ ifadesi bu açıdan düşünüldüğünde önemli bir gerçeği ifade etmektedir ve kesinlikle boşa söylenmiş bir söz değildir. Bu bakımdan ABD’den gelen veriler tüm dünya piyasalarında yakından takip edilmektedir. Bu gerçek, bu yazıda neden temel veriler olarak ABD verilerinin dikkate alındığının sebebini oluşturmaktadır.

Bir ülkenin işsizlik, istihdam, işsizlik maaşına başvuranların sayısı gibi temel verileri geleceğe yönelik beklentileri güçlü bir şekilde etkilerler. Söz gelimi, istihdamın artması işgücüne olan katılımın güçlendiğini işaret ederken işsizlik oranlarının artması ekonominin tam kapasiteye yakın bir seviyede çalışmasının önünde güçlü bir engel teşkil eder. İşsizlik maaşı başvurularındaki artış ise gelecekte işsizlik oranlarının artacağını ifade eder. Bu vesileyle verilerdeki değişimler makroekonomik göstergeleri ve buna bağlı olarak devlet tarafından uygulanacak para ve maliye politikalarını doğrudan etkilemektedir. Örneğin işsizlik ve istihdam oranlarında yaşanacak güçlü iyileşmeler ekonomik aktivitenin artacağının, şirketlerin kapasite kullanım oranlarının yükseleceğinin ve kredilerle genişlemelerin meydana geleceğinin öncü göstergelerinden bazılarıdır. Bu göstergeler beraberinde beklentileri de şekillendirmektedir ve böylece verilere bağlı olarak o ülkedeki kuru, enflasyonu, faiz oranlarını, hisse senedi piyasalarını ve hatta CDC’ler de başta olmak üzere tüm temel dinamikleri şekillendirmektedir. İşsizliğin azalması (elbette diğer tüm ilgili göstergeler de dikkate alınıp bir arada incelenerek) bireylerin daha fazla para kazanıp toplam ekonomideki harcanabilir paranın artacağı ve buna bağlı olarak şirketlerin karlılıklarında iyileşmelerin olacağı beklentilerini ateşler ve böylece hisse senedi piyasaları bu durumdan olumlu etkilenebilir. Bu önerme elbette teorik bir önermedir ve önemli olan ilgili göstergenin gelecekteki gerçek sonuçlarından ziyade piyasanın ilgili veriye karşı nasıl bir algı oluşturduğu ve verinin açıklandığı ortamdaki diğer temel diğer dinamiklerdir. Bir başka deyişle teorik olarak işsizliğin azalması hisse senedi piyasalarını olumlu yönde etkileyebilir fakat öyle durumlar vardır ki bu veri hisse senedi piyasalarında satışlara da sebep olabilir. Bu bakımdan verinin açıklandığı söz konusu dönemi tüm önemli değişkenleriyle bir arada inceleyip ilgili verinin piyasa dinamiklerini nasıl etkileyeceği iyi tahlil edilmelidir. İleride bu hususa, ABD’den gelen mevcut verilerin taperinge ve hisse senetlerine etkisi incelendiğinde değinilecektir.

Yukarıda da değinildiği gibi öncü verilerin piyasa davranışlarına etkisi o verilerin gerçek sonuçlarından ziyade piyasada oluşturduğu beklentiyle doğru orantılıdır. Örneğin 08 Ekim 2021 tarihinde açıklanan Tarım Dışı İstihdama yönelik beklenti 500 bin iken bu verinin 195 bin olarak açıklanması [4] beklentinin altına bir verinin gelmesinden dolayı fiyatlama davranışlarını o şekilde etkileyebilirdi. Bir başka deyişle yaklaşık 200 bin gelen veri normal şartlarda ekonomide hala toparlanma eğiliminin devam ettiğini gösterirken bu verinin beklenti altında kalması toparlanmanın yavaşlayacağı beklentisi yaratıp piyasada bu beklentiye paralel bir fiyatlamanın oluşmasına sebep olabilirdi. Bu durum şirketler için de geçerlidir. Eğer bir şirket geçen senenin aynı dönemine göre karını %50 arttırmışsa, bu, o şirketin hisse fiyatı üzerinde kısa-orta vadede olumsuz bir etkiye sebep olabilir. Bunun sebeplerinden biri ise ilgili kar artışının beklentinin oldukça altında gelmesiyle açıklanabilir. Örneğin ilgili şirketin geçen senenin aynı dönemine göre post edeceği karın %100 daha yüksek olarcağı bekleniyorsa ve buna karşın şirket %50 kar artışına sahipse bu durumda kısa-orta vadede şirketin hisse fiyatı düşebilir. Halbuki şirket hem karını arttırmıştır hem de açıklanan veri güçlüdür. Buna rağmen ön planda olan gerçekler değil piyasa algısıdır. Dolayısıyla hisse senedi piyasalarından makroekonomik verilere kadar tüm konularda gerçekleşmelerin hakiki etkilerinden ziyade gerçekleşmelere yönelik piyasa algısının ne yönde olacağını tahmin etmek, geleceğe dönük doğru tahmin yapabilmek açısından en az gerçek etkiler kadar önemlidir.

1.1 ABD Tarım Dışı İstihdam Verisi

08.10.2021 tarihinde açıklanan ABD tarım dışı istihdam verisi beklentilerin altında gelerek 195 bin oldu. Açıklanan veri, bir önceki gerçekleşme olan 235 binin bile altında olmasından dolayı istihdam cephesindeki toparlanmanın bir miktar yavaşladığını bildirmektedir. Esasen eylül ayında 312 bini gören işsizlik maaşı başvuruları ekim ayı istihdam verileri için güçlü bir toparlanmayı işaret ediyordu çünkü işsizlik maaşı başvurularındaki ilgili veri  pandemiden bu yana işsizlik maaşlarındaki başvuruların en düşük seviyesini teşkil ediyordu. Buna rağmen ekim ayı tarım dışı istihdam gerçekleşmesi beklentinin altında kaldı. Buna karşın işsizlik oranı pandemiden bu yana en düşük seviyesine gerileyerek %4,8 oldu. Bu bakımdan ekonomik toparlanmanın hala devam ettiği sonucu çıkarılabilir. Bu verilere ilişkin ilk piyasa davranışları sağlıklı sonuç vermeyebilir fakat verinin açıklandığı günde piyasada oluşan fiyatlamalar değerlendirilmeye değer olacaktır.

Yukarıda da değinildiği gibi istihdam verilerinin beklentilerin altında kalmasıyla birlikte hisse senedi piyasalarında yataya yakın hafif satıcılı kapanışlar gerçekleşirken altın ilk etapta ayrışarak yaklaşık %1,5 primlendi ve 1780 seviyelerini test etti. Buna karşın 10 yıllıklarda bir süredir devam eden yükseliş sürmekle birlikte gelişmekte olan piyasa kurlarında satıcılık seyir hakim oldu. Bu veriler tek başına bir anlam ifade etmediğinden dolayı fiyatlama davranışlarını açıklanan veriyle ilişkilendirmek daha verimli olacaktır.

Öncelikle altındaki yükselişin ana sebebi FED istihdam verisinin tapering ile olan ilişkisidir. Altın (ons) esasında likiditenin bol olduğu enflasyonist ortamları seven bir finansal araçtır. Dolayısıyla bunun tersi düşünülecek olursa, likiditenin daraldığı veya daralacağına dair beklentilerin oluştuğu ortamlarda altında satıcılı bir piyasaya şahit olmak oldukça olasıdır. Tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin altında gelmesiyle beraber piyasada varlık alımlarının azaltılacağı tarihin öteleneceğine yönelik algı kuvvetlendi. Bunun sebebi FED başkanı Powell’ın piyasalara verdiği mesajda gizlidir. Powell, istihdam verilerinde güçlü toparlanma seyrinin devam etmesini varlık alımlarının azaltılmasına bu sene başlanılabileceğinin işareti olarak göstermişti. Dolayısıyla açıklanan veride istihdamdaki toparlanmanın beklentiden daha yavaş (güçsüz) gelmesi beklentileri ‘FED bu sene varlık alımlarına başlamayabilir’ şeklinde evriltti ya da kısa süreli spekülatif bir fiyatlama davranışına sebep oldu.

Altının güç içerisinde %1,5 dolaylarında yükselip sonrasında kapanış mumunun yatay gelmesinin sebebi esasında varlık alım programının doğasında saklı olabilir. [5]Bir başka deyişle FED varlık alım programının azaltımına (VAPA) başlasa bile esasında bu altın için yıkıcı bir etkiye sebep olmayacaktır. Bunun sebebi ise VAPA’nın esasında piyasadaki likiditeyi azaltma gibi bir özelliğinin olmaması. VAPA yalnızca, ilk etapta, FED’in varlık alım hızının yavaşlatılması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla VAPA sırasında bile piyasada hala likit bir ortam olacaktır ve bunun yanında varlık alımları ve negatif faiz ortamı zaten devam edecektir. Bunun yanı sıra ABD’de de ekonomiye likidite sağlayacak bazı altyapı yatırım planları devreye sokulmak istenmektedir. Dolayısıyla hem para hem de maliye politikaları bacağında hala piyasa en azından önümüzdeki 1,5 senelik süre zarfında aşırı likit tutulmaya devam edecektir. VAPA başlasa ve FED faiz arttırsa bile pandemi sürecinde piyasaya verilen astronomik ölçüde parasal kaynağın tekrar çekilmesi imkansıza yakın olabilir çünkü hem bu kadar fazla likiditenin piyasadan geri çekilmesi çok zor ve sıkı bir programı gerektirir hem de bu uzun vadede ABD’nin borçlanma maliyetlerini de olumsuz etkiler. Bunların yanı sıra piyasa zaman içerisinde kendisini aşırı likit bir ortama entegre ettiğinden dolayı yapısal olarak bu kadar fazla paranın geri çekilmesi pratikte pek de mümkün bir seçenek olmayabilir.

Kısaca, veri sonrası altında meydana gelen fiyat hareketleri spekülatif ve trade psikolojisiyle açıklanabilir. Aslında günümüzde, piyasalarda değişimin arifesinde olunmasından ve bazı varlıklarda da balonların oluşmasından dolayı temel verilerin fiyat dalgalanmalarına bahane olacağı spekülatif bir ortamdan geçiyoruz. Dolayısıyla piyasadaki fiyat gerçekleşmeleri incelenirken bu dinamik de dikkate alınmalıdır.

Hisse senedi piyasaları tarafında pek bir hareketlenmenin olmamasının sebebi küresel risk iştahının hala devam etmekte olmasından kaynaklanmaktadır. Ekonomilerde toparlanma hala devam ediyor, işsizlik azalıyor ve beklentinin altında olsa da (ki bir aylık veri tüm seyri açıklamaz) hala istihdam artıyor. Özellikle sektörel bazda şirket karlılıklarında toparlanma eğilimi kuvvetleniyor. Üstelik beklentilerde de güçlü bir iyileşme söz konusu. Borsalardaki (hisse senedi piyasası) birkaç haftadır devam eden satıcılı seyrin asıl sebebi düzeltme amacıyla oluşan kar satışları olarak açıklanabilir. Esasında VAPA geç de başlasa erken de başlasa hisse senedi piyasalarında 2013’te olduğu gibi bir yıkım beklenmemelidir. Bu açıdan küresel risk iştahında bir bozulmanın olmadığı değerlendirilmektedir.

Son FED toplantısındaki görece şahin açıklamalardan bu yana devam eden 10 yıllıklardaki yükseliş veri sonrasında da devam etti. Bunun asıl sebebi önümüzdeki aylarda VAPA’nın başlayacağının artık belirgin bir hal alması ve 1-1,5 senelik vadede de FED’in 1 veya 2 faiz artırımına gideceği beklentisinin yangınlaşması. Enflasyon verilerinde beklentilerin üzerinde gelen gerçekleşmeler yukarıda sayılan iki değişkenin de gelecek dönemde hayata geçirileceği beklentilerini kuvvetlendirmeye devam ediyor. Dolayısıyla FED tarafında para politikasının sıkılaşmaya başlaması beklentisinde olan yatırımcılar ellerindeki değerli kağıtları satıyorlar ve bu da beraberinde ABD tahvillerinde yükselişi getiriyor. Her ne kadar 08.10.2021 tarihinde açıklanan tarım dışı istihdam verisi ‘acaba tapering bu sene başlamayabilir mi?’ söylemlerini güçlendirse de tahvil piyasası bu konuda enflasyon verilerine odaklanmış durumdadır. Bir başka deyişle gelecekte enflasyon tarafında beklenti üstü gerçekleşmeler FED’in elini kolunu bağlayabilir. Bu açıdan tahvillerdeki yükselişler son derece normal karşılanabilir. 10 Yıllıklardaki yükseliş beraberinde DXY’de (Dolar endeksi) de hareketlenmeyi getirdiğinden dolayı gelişmekte olan piyasaların kurları bu durumdan olumsuz etkileniyorlar. Bu eğilimin devam edip etmeyeceğini zaman içerisinde gelen veriler gösterecek fakat DXY’de 94,30 seviyesi dikkatle takip edilmelidir. Bu seviyenin üzerinde kalıcılık dolar endeksinde %2’lik hatta %3,5’luk bir yükselişi daha beraberinde getirebilir.

Bunlara ek olarak ABD tahvilleri ve DXY arasındaki çok önemli bir ilişki üzerinde de durmak gerekmektedir. Eğer ABD 10 yıllıkların yükselmesi ekonomideki büyümeden kaynaklanırsa o taktirde DXY’nin de yükselmesi beklenir fakat şayet tahvillerdeki yükselmenin asıl sebebi ekonomik aktivitenin zayıflaması ve bununla beraber enflasyonist ortamın devam etmesi ise o takdirde tahviller yükselirken dolar endeksi gerileyebilir. Kısa vadeli olarak kesin bir açıklama yapmak zordur fakat 08.10.2021 tarihli piyasa hareketi ikinci senaryoyu fiyatlıyor olabilir. Bir başka ifadeyle piyasa gelecekte ekonomik aktivitenin daralacağı fakat bununla beraber enflasyonist ortamın devam edeceği beklentisini fiyatlıyor olabilir. Yani dünkü fiyatlama davranışına bakacak olursak bir stagflasyon beklentisinin satın alınıyor oluşu kuvvetle muhtemeldir.

2. Tapering Hisse Senedi Piyasalarını Çökertir Mi?

Son 1 yıldır en çok konuşulan konuların arasında taperingin hisse senetleri üzerinde nasıl bir etki yaratacağı vardır. Bu konu konuşulurken baz alınan veri 2013 sonrasındaki FED başkanı Bernanke’nin açıklamaları sonrası oluşan fiyatlamalardır. Geçmiş tecrübelerin gelecekte de aynı sonuçla sonuçlanacağının varsayılması veya en azından geçmişte tecrübe edilen gelişmelerin piyasalarda tedirginlik oluşturuyor olması hisse senedi piyasalarını baskılıyor. Geçmişteki tapering açıklamasından önce FED ve diğer merkez bankaları 2008 krizi sonrası piyasaları rahatlatmak için bilanço genişlemesi yoluna gitmişlerdi. Piyasalarda bollaşan parasal ortam sayesinde gelişmekte olan piyasalarda, özellikle riskli varlıklara ciddi bir talep olmuştu. Tapering açıklamasından sonra ise bu açıklamadan en çok etkilenen gelişmekte olan piyasalar oldu ve hem hisse senetleri hem de o ülkelerin para birimleri bu durumdan oldukça olumsuz etkilendiler. Geçmişteki gerçekleşmenin şimdi de ihtimal dahilinde olacağı düşünülüyor fakat bu konuda birkaç noktaya değinmekte fayda var. Öncelikle 2008 krizinden sonra yürütülen merkez bankaları bilanço genişletme politikaları daha önce denenmiş ve tecrübe edilmiş bir para politikası değildi. Dolayısıyla ilk defa 2008 krizinden sonra tecrübe edilen bu politikanın gelecekteki sonuçlarına dair de geçmişte önemli bir veri havuzu bulunmuyordu. Bu bakımdan 2013 sonrasında piyasalara verilen paranın geri çekileceğinin duyrulması piyasalarda bir deprem havası yarattı. Bu politikalar merkez bankaları tarafından ilk kez uygulandığından dolayı tecrübe eksikliğinin de etkisiyle geçmişte piyasaya verilen bu varlıkların ne şekilde geri çekileceği piyasalara etkili ve profesyonel bir şekilde anlatılmadı. Bu haberin beklenti dışı gerçekleşmesiyle de büyük bir belirsizlik ortamı oluştu ve piyasalar bu durumdan olumsuz etkilendi. Bugün yaşadığımız ortamda ise her şey beklentiler dahilindedir ve elimizde bu duruma ilişkin en azından bir veri seti var. Dolayısıyla tapering açıklaması hem bir belirsizlik ortamı oluşturmayacak hem de geçmişteki tecrübelerden ders alınmış olacak ki Powell bu konuda piyasalara karşı çok hassas davranıyor. Bir başka deyişle geçmişte edinilen tecrübeden dolayı süreç, hem piyasa tarafından hem de FED tarafından son derece profesyonel bir şekilde yönetiliyor. Buradan hareketle taperingin başlaması satıcılı bir piyasayla sonuçlanabilir fakat öngörülemeyen bir deprem yaratmayacaktır.

Taperingin hisse senedi piyasaları ve gelişmekte olan ülkelerin kurları üzerinde 2013’e benzer bir deprem etkisinin yaratması için pek de bir sebebin olmamasına dair ikinci dayanak da Tapering programının kendi özelliğinde saklıdır. Tapering varlık alımlarının azaltımı ve sonrasında durdurulması, ileri safhada da piyasadaki likiditenin azaltılması programıdır. Dolayısıyla bu program derece derece işleyen uzun erimli bir program olmasından dolayı ilk etapta yalnızca varlık alımları yavaş bir şekilde azaltılacaktır. Bir diğer ifadeyle piyasaların likit kalmaya devam edeceği öngörülebilir. Yine aynı şekilde Tapering sürecinde faizlerin de mevcut enflasyonun çok altında kalması negatif faiz ortamı oluşturmaktadır. Böyle bir ortamda paranın hisse senedi gibi riskli varlıklar dışında gideceği pek fazla seçenek bulunmamaktadır. Bu açıdan düşünülecek olursa Taperingin başlaması durumunda (hatta FED beklentiler dahilinde faizleri artırsa bile) piyasada  muazzam boyutlara ulaşmış parasal hacmin nereye gideceği tartışmalı bir konudur. Bu para negatif faize gitmeyeceğine göre bu paranın beklentilerin yüksek kaldığı ucuz kalmış piyasalar başta olmak üzere riskli varlıklara yöneleceği tahmin edilebilir. Bu bakımdan Taperingin başlaması ilk etapta piyasalarda satıcılı bir seyrin izlenmesine sebebiyet verebilir fakat bu gerçekleşmenin kısa vadeli bir hareketlenme olacağını düşünüyoruz. Piyasa, dünyadaki parasal ortamın değişmesine süreç içerisinde adapte olup belli bir noktada dengelenecektir. [6]

Ayrıca taperingin piyasaları 2013’te olduğu gibi derinden etkilemesi mevcut dinamiklerin 2013’ten farklılık göstermesinden kaynaklı olarak beklenmemelidir. Bugün politikaların ne şekilde oluşturulacağı gayet açık bir şekilde belirtilmektedir ve başta FED olmak üzere tüm önemli para politikası yapıcıları 2008 sonrasındaki tecrübelerden ders alarak piyasalarla iletişim noktasında titizlikle hareket etmektedirler. Dolayısıyla 2013’teki gibi beklenmeyen bir deprem oluşması günümüz için pek olası gözükmemektedir.

 

SONUÇ

2021’in birinci çeyreğinden sonra piyasa hareketlenmelerini ve ülke politikalarını şekillendiren temel dinamikler; artan enflasyon, açılma sonrası patlayan talebe yetişemeyen arz, enerji ve gıda başta olmak üzere çeşitli ürünlerdeki fiyat artışlarının enflasyonist baskıları artıracağı beklentisi, FED’in para politikasında eksen değişikliğinin baharında olması ve buna bağlı olarak artan belirsizlikler takip edilen başlıca değişkenler arasındadır. Mevcut konjönktürün enflasyonu arttırmaya devam etmesinin yanı sıra genişletici para politikası önlemlerinin ekonomilerin eski haline gelmesi noktasında yetersiz kaldığı görüşünde olanlar da dünya ekonomisinde stagflasyon risklerini tartışmaktadırlar. Dolayısıyla belirsizliklerin bir miktar arttığı bu ortamda FED’den gelecek açıklamalar ve sonrasında 6 aylık süreçte temel dinamiklerdeki değişimler belirleyici ve birbirini tetikleyici olacaktır. Bu doğrultuda enflasyonist ortamın FED’in iddia ettiği gibi geçici bir seyir izlememesi ve başta enerji olmak üzere emtialardaki fiyat artışının devamı beklentileri olumsuz yönde etkileyebilir. Öte yandan eğer istihdam ve ekonomik aktivitede istenilen seviye yakalanabilirse, küresel enflasyona karşı para ve maliye politikalarının daha efektif hale getirilmesi belirsizlikleri azaltıcı bir etken olacaktır. Sonuç itibariyle makro verilerdeki iyileşmeye paralel olarak piyasa fiyatlamaları da şekillenecektir. Bu doğrultuda şayet ana akım beklentiler gerçekleşir ve ekonomik aktivitede istenilen sonuç elde edilip enflasyonist baskılarla mücadele ön plana alınabilirse o takdirde azalan belirsizliklere paralel olarak hisse senedi piyasalarında da yeni zirveler test edilebilir. Tam tersi olması durumunda ise FED başta olmak üzere ülke politikaları ve beklentiler belirleyici olacaktır.

 


KAYNAKÇA

‘ABD’de Tarım Dışı İstihdam Beklentiyi Karşılayamadı’, BloombergHT, 08.10.2021, https://www.bloomberght.com/abd-de-tarim-disi-istihdam-zayif-geldi-2289383, E.T: 09.10.2021

 

Akel Murat, ABD PMI Verisi Risk İştahını Etkileyecek, Investing.com, 22.08.2019, https://tr.investing.com/analysis/abd-pmi-verisi-risk-stahn-etkileyecek-200431090?__cf_chl_jschl_tk__=pmd_d56eJH_0dyGV0dKLz4qE1Qcv_R6Hq5hErXmoPON7jpI-1634471354-0-gqNtZGzNAnujcnBszRUR, E.T: 09.10.2021

 

‘Altında Tarım Dışı İstihdam Etkisi’, BloombergHT, 08.10.2021, https://www.bloomberght.com/altinda-tarim-disi-istihdam-etkisi-2289390, E.T: 09.10.2021

 

Ayyıldır Kudret, ‘Tarım Dışı İstihdam Nasıl Yorumlanabilir’, Investing.com, 08.10.2021, https://tr.investing.com/analysis/tarm-ds-stihdam-nasl-yorumlanabilir-200480054?__cf_chl_jschl_tk__=pmd_Gc_Ql0xSln5v9iQ0L_YoPeNRon1yTnWs4ezoqCc4XaA-1633761605-0-gqNtZGzNAnujcnBszRV9, E.T: 09.10.2021

 

Tapering Piyasaları Nasıl Etkiler? Kriptolar Uçurumun Kenarında- Altın, Gümüş, Borsa, Dolar, Bitcoin, Kanal Finans, 22.05.2021, https://www.youtube.com/watch?v=w0T6j79PMPQ&t=1528s, E.T: 10.10.2021

 

Zengin Dilara, Fed Başkanı Powell’dan Enflasyon Baskılarının Beklenenden Uzun Sürebileceği Uyarısı, Anadolu Ajansı, 28.08.2021, https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/fed-baskani-powelldan-enflasyon-baskilarinin-beklenenden-uzun-surebilecegi-uyarisi/2376575, E.T: 09.10.2021

 

DİPNOTLAR

[1] Dilara Zengin, Fed Başkanı Powell’dan Enflasyon Baskılarının Beklenenden Uzun Sürebileceği Uyarısı, Anadolu Ajansı, 28.08.2021, https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/fed-baskani-powelldan-enflasyon-baskilarinin-beklenenden-uzun-surebilecegi-uyarisi/2376575, E.T: 09.10.2021

[2] Murat Akel, ABD PMI Verisi Risk İştahını Etkileyecek, Investing.com, 22.08.2019, https://tr.investing.com/analysis/abd-pmi-verisi-risk-stahn-etkileyecek-200431090?__cf_chl_jschl_tk__=pmd_d56eJH_0dyGV0dKLz4qE1Qcv_R6Hq5hErXmoPON7jpI-1634471354-0-gqNtZGzNAnujcnBszRUR, E.T: 09.10.2021

[3] Kudret Ayyıldır, ‘Tarım Dışı İstihdam Nasıl Yorumlanabilir’, Investing.com, 08.10.2021, https://tr.investing.com/analysis/tarm-ds-stihdam-nasl-yorumlanabilir-200480054?__cf_chl_jschl_tk__=pmd_Gc_Ql0xSln5v9iQ0L_YoPeNRon1yTnWs4ezoqCc4XaA-1633761605-0-gqNtZGzNAnujcnBszRV9, E.T: 09.10.2021

[4] ‘ABD’de Tarım Dışı İstihdam Beklentiyi Karşılayamadı’, BloombergHT, 08.10.2021, https://www.bloomberght.com/abd-de-tarim-disi-istihdam-zayif-geldi-2289383, E.T: 09.10.2021

[5] ‘Altında Tarım Dışı İstihdam Etkisi’, BloombergHT, 08.10.2021, https://www.bloomberght.com/altinda-tarim-disi-istihdam-etkisi-2289390, E.T: 09.10.2021

[6] Tapering Piyasaları Nasıl Etkiler? Kriptolar Uçurumun Kenarında- Altın, Gümüş, Borsa, Dolar, Bitcoin, Kanal Finans, 22.05.2021, https://www.youtube.com/watch?v=w0T6j79PMPQ&t=1528s, E.T: 10.10.2021