Somali

Somali’ye Dair Bakış: Türkiye ile İlişkiler

Somali Federal Cumhuriyeti Resmi Bayrağı

“Kapitalizm ve sömürgeci kültür, şehirde yaş ve kuru demeden her şeyi içine

alan bir ateş yaktı.

Ali ŞERİATI

Afrika’nın insanlık tarihine yapmış olduğu en çarpıcı katkı barışçıl bir şekilde devlet olmadan yaşanılabileceğini göstermek olmuştur

Jean François Bayart

ANA HATLARIYLA SOMALİ

1869-1916 yılları arasında kuzey bölgesi Osmanlı’nın parçası olan Somali, 1960 yılında İngiltere ve İtalya’dan bağımsızlığını kazanmıştır. 1969 yılında darbeyle iktidara gelen Mohamed Siad Barre rejiminin 1991 yılında yıkılmasının ardından aşiret kavgaları ekseninde şekillenen kargaşa ortamı ülkeye uzun süre egemen olmuş, 2012 yılına kadar Somali’de etkin bir merkezi hükümet kurulamamıştır[1]. Somali Demokratik Cumhuriyeti, Britanya Somaliland ile İtalya’nın idaresi altında bulunan Birleşmiş Milletler (BM) koruma bölgesinin birleştirilmesiyle 01.07.1960 yılında kurulmuştur. Somali, diğer Afrika ülkelerinden farklı olarak, ortak din, kültür ve dile sahip; halkın yüzde 99’u Sünni Müslüman, dili ise Somalice ve Arapçadır. Bunun yanında konuşulan diğer diller; İtalyanca(Güney bölgelerinde), İngilizce(Kuzeyde)’dir.[2]

Somali’yi işgal eden güçlerden ilk olarak ABD, ve sonrasında bu bölgeye asker gönderen diğer tüm ülkelerin öne sürdükleri gerekçeler: İnsan hakları, demokrasi ve barıştır. Amaçlar araç olarak kullanılarak, bir fırsat yolu oluşturulmuştur. Somali, çatışmanın beşiği haline gelerek, iradesinin kırılganlığını en içten yaşadığı dönemleri geçirmiştir. Söz konusu bu çalışmaya başlamadan önce Somali’ye ne amaçla girildiğini gösteren gerekçeler aslında bugün Suriye’de yaşanan iç savaşın gerekçelerini arasında sıralanmaktadır. Peki sonuç nedir? Tabi ki kapitalizmin dört atlısı; açlık, salgın, savaş ve ölüm. 1869 yılında Süveyş kanalının açılması ve İngilizlerin Kızıldeniz’den Aden Körfezine kadar giden güzergahın güvenliğini sağlamak için bölge ülkelerini işgal etmişlerdir. Geriye kalan Güney bölgeleri de İtalyanlara bırakılmıştır. Somali’ye, Doğu Afrika’da ‘’Horn of Africa’’ yani ‘Afrika’nın Boynuzu’ denilmektedir. Kuzey bölgesinde Aden Körfezi(şimdi Yemen’in başkenti), kuzeybatısında bulunan Cibuti, batısında Etiyopya, güneybatısında Kenya ve doğusunda yer alan Hint Okyanus’u bulunmaktadır. 1969 yılında Siyad Barre, yönetimi ele geçirmiştir. Askeri darbenin meydana gelmesindeki süreç; yolsuzluklardan, kabile çatışmalarından ve siyasi istikrarsızlıklardan dolayı gelişen olaylardan bunalan halk, darbeyi desteklemiştir[3].

Somali’de iç savaşın devamında, çatışmalara doğrudan veya dolaylı taraf olan Etiyopya’nın rolü de oldukça önemlidir. Addis Ababa, Ogedan bölgesindeki Somali etnik kimlikli nüfusa ilgi gösteren ve İslami söylemlere başvuran gruplara karşı çıkmış, bu çizgideki oluşumların muhaliflerini ve düşmanlarını desteklemiştir. Etiyopya’nın, gelecekte Ogedanya’ya tekrar talip olacak bir Somali istemediği gibi Mogadişu’da kontrol edebileceği iktidarların yaşamasını hedeflemektedir. 1991’de Siyad Barre’nin devrilmesinden sonra orta ve güney Somali’de etkinliğini artıran Birleşik Somali Kongresi hareketinin içindeki Somali Ulusal ittifakı hizbini bu amaçla desteklemiştir. 2000 yılında Cibuti’nin desteğiyle kurulan Ulusal Geçiş Hükümeti’ne karşı Somali Uzlaşma ve Yenileme Kurulu’na yardım etmiştir. 2006 yılında hakimiyet alanını hızlı bir şekilde genişletilen İslam Mahkemeleri Birliği’ne karşı ise önce Geçici Federal Hükümet’e aktif destek sağlayarak sonra da doğrudan Mogadişu’ya askeri harekat düzenleyerek karşı çıkmıştır. Etiyopya aynı zamanda tarihi düşmanı Eritre ile Somali üzerinde rekabet halindedir. Bu rekabet iki ülke arasında yaşanan harpten (1998-2000) sonra örtülü savaşa dönmüştür. Ogedan bölgesindeki ayrılıkçı gruplara da destek veren Eritre ile Etiyopya arasında Somali siyaseti kapsamındaki mücadele 2006’da zirveye çıkmıştır. Etiyopya’nın ‘’terörist’’ kabul ettiği ve otoritesini yıkmaya çalıştığı İMB’ye, Eritre doğrudan silah ve mühimmat desteği sağlayarak iç savaşa taraf olmuştur[4]

2017 Verilerine Göre Somali’nin Etnik Yapısı

Somali, Arap ülkelerinden desteğini beklemiş fakat beklediği desteği bulamamıştır. 1970 ve 1980’li yıllarda Arap ülkelerinin petrolle zenginleşmesiyle beraber kendi alt yapılarına öncelik tanıyarak Somali’yi bu durumda ikinci planda tutarak burada çıkarların daha öncelikli olduğunu tarih bizlere birkez daha göstermiştir. Somali’de ABD ve Almanya 1992 yılında bölgede iki rakip olarak beliriyor. ABD Muhammed Ali Mahdi’yi ‘’devlet başkanlığına atadı. Ancak Mahdi’nin etkili olabildiği alan başkent Mogadişu ile sınırlıydı. Bunun ardından muhalif örgütler, Mahdi’nin devlet başkanlığını reddederek ülkenin en önde gelen ismi General Aidid’i devlet başkanı olarak tanıyacaklarını açıkladılar. İkili bir iktidar ortaya çıktı: ABD’nin desteklediği, ancak çok sınırlı bir alanı kontrol altında tutabilen Ali Mahdi ile hemen hemen tüm ülkeye egemen ve Almanya’nın desteklediği General Aidid. Sonuç itibariyle ABD’nin Somali’de bozguna uğrayarak çekilmek mecburiyetinde kaldığı, amaçlarına asla ulaşamadığı ve yeni bir ‘’Vietnam tokadı’’ yediği açıktır.[5] ABD ve Alman askerleri, 31 Mart 1994’tarihinde Somali’den çekilmek durumunda kalmıştır.

Somali kurulduğu 1960’tan iç savaş sürecine kadar birbirine tamamen zıt iki ekonomik sistemi uygulamaya sokmuştur: sosyalizm ve kapitalizm. Sovyetler Birliği ile ilişkileri boyunca planlı ekonomiyi Somali, bu yıllarda tarihin en büyük atılımlarını gerçekleştiriyor, en sorunsuz zamanlarını yaşıyor. Ancak Sovyetler Birliği ile ilişkilerini kesip, daha çok Avrupalı emperyalist ülkelerle ilişki kurmaya başlayınca rekabet temelli bir ekonomik sisteme mecbur edilmiştir. Eşitlikçi bir ekonomik sistemden eşitsizliğin üzerine inşa edilmiş bir yapıya girmiş oluyor; böylelikle rekabetçi bir ekonomi, usul usul unutulmaya başlanan bir evreye girmiştir. Dolayısıyla bu durum kabileler arası rekabetin de doğmasına neden olmuştur. Genel olarak Somali’nin ekonomisi hayvancılığa dayanmakta ve 80’li yılların ortalarında GSMH(Gayri Safi Milli Hasıla)’nın yüzde 47’sini ihracat gelirlerinin ise yüzde 65’nni oluşturuyordu. Tarım alanında önemli bir yeri olan şeker, pirinç ve sanayii mallarının oranı ise sadece yüzde 5 oranında seyretmiştir[6].

Somali’deki uzun müddetli krizin nedenleri; sömürgecilik, kabilecilik, kötü yönetim, kıtlık ve kaynaklara sahip olma rekabetçi ortamı beraberinde silahlanma ve silahlı ayrılıkçı grupların ortaya çıkışı, bölgede uluslararası müdahalelere kadar dayanan bir döneme tekabül etmiştir.

İlker Maga: ‘’İnsan hakları, demokrasi ve barış, reel sosyalizm düğümünün çözümlenmesinin ardından Washington, Tokyo, Paris, Boon-Berlin’den yükselen zafer çığlıkları arasında yerleştirilmiş ve bu arada ilan edilmiş bir din’’ demektedir. Maga, bu oluşturulan dinin iç politika unsuru olarak da kullanılsa, daha çok dış politika için formüle edilmiştir. Hatta bu durum insan hakları, demokrasi ve barış, 1990’lı yıllarla birlikte hegemonsuzlaşmaya başlayan dünyada, emperyalist metropollerin çıkarlarını koruyabilmek ve yine aynı metropollerin çizgisi dışına çıkan ülkelere müdahale edebilmek için bulunmuş bir dindir[7]. Said Barre, Somali’de güçlü bir konuma gelmesi hasebiyle aşiretler arasındaki rekabeti dengeleyici bir unsur olarak girmesiyle böl ve yönet politikası uygulamıştır. Ancak 1980’li yıllarda Barre, iktidarının çıkmaz yollarına girmiş ve kendini gücünü sağlayabilmek ve de koruyabilmek için kabileleri(aşiretleri) birbirine karşı kullanmıştır. Barre sonrası dönemde birer iktidar odağı olabilmek ve oluşan güç boşluğunu doldurmak için savaş vermeye devam etmişlerdir.[8]Afrika kıtasının baskılara ve rekabet ortamına maruz kalması dolayısıyla var olan uranyum, demir, kalay, bakır, doğalgaz, ve petrol çıkarılamamaktadır. Mamafih Somali, 2019 yılına gelindiğinde önemli ölçüde kalkınma konusunda ivme kazanmıştır. Somali’nin genel kronolojisini çizdikten sonra Türkiye-Somali ilişkilerine güncel olarak analiz edelim.

SOMALİ ve TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE GÜNCEL ANALİZ

Türkiye-Somali İlişkileri Osmanlı İmparatorluğu dönemine uzanan bir geçmişe sahiptir. Somali’de 2011 yılında yaşanan büyük kuraklık felaketine uluslararası toplumun dikkatini çekmek ve Somali ile Türkiye dayanışmasını gösterebilmek amacıyla Somali’ye ziyaretlerde bulunulmuş ve bu ziyaretler sayesinde Türkiye, ülkenin uluslararası izolasyonunun kalkınmasına zemin hazırlamıştır. Türkiye, Afrika Boynuzu’nun istikrarı için önemli bir aktördür. Türkiye’nin arabulucu faaliyetleri Somali ve Somaliland arasındaki müzakerelerin iyileştirilmesi bakımından önem arz etmektedir. Türkiye, Somali’ye en çok ikili yardım yapan ülkedir. Ağustos 2011’de beri yapılan insani ve kalkınma yardımları yarım milyar doları geçmiştir. 2016 ve 2017’de yaşanan ciddi krizlerin ardından Somali’de Kızılay, TİKA (Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı) tarafından acil insani yardımlar ulaştırılmış ve ulaştırılmaya devam edilmektedir.  Ayrıca, Somali’de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları  ve THY(Türk Hava Yolları)’de  kuraklıkla mücadele bağlamında destek vermeyi sürdürmektedir. 1992 yılından bugüne kadar Türkiye’de eğitim gören Somali öğrencileri burslardan yararlanarak eğitimlerini sürdürmektedirler. 1991’den beri iç çatışmalarla mücadele etmeye çalışan Somali, 2015 yılına kadar, merkezi hükümetin kurulamaması nedeniyle ‘başarısız devletler’ kategorisinde yer alıyordu. Somali’nin durumu El-Kaide bağlantılı İslamcı Eş Şebab örgütüne karşı merkezi hükümetin yürüttüğü mücadele devam etmektedir.

Türkiye’nin yurtdışındaki açtığı en büyük askeri üssü Somali’de bulunmaktadır. Türkiye, toplamda 10 bin Somalili askeri eğiterek buradaki mevcut çatışmanın sonlandırılması için büyük adım attı.

Türkiye’nin Somali’deki Üssünün  bir bölümü

Tabi burada şunu eklemek gerekmektedir: ‘’Türkiye güneşin doğudan doğduğunu nihayet gördü ve yumuşak gücünü (softpower) bu minvalde sadece Somali değil, diğer Afrika ülkelerinde de bu gücünü  kullanmaktadır. Fakat yumuşak gücün sakıncaları bulunmaktadır. Buradan hareketle Hilmi Özev’e göre; ‘’Yumuşak güç envanterinin çok güçlü olduğu durumlarda bölgesel ve küresel aktörlerin orantısız tepki vermelerine neden olmaktadır. Daha kötüsü ise ideolojik yumuşak güç unsurlarının orta ve uzun vadedeki gelişmeler nedeniyle birer zaaf unsuruna dönüşmesidir.[9] Bu bağlamda, Türkiye’nin Somali’deki çıkarları diğer devletlerin çıkarları ile ters düşebilmektedir. Türkiye, Afrika’da bölgesel ve bölge altı kurumlarla ilişki kurarak Afrika kıtasındaki jeo-politik varlığını güçlendirmeye çalışmaktadır.[10]

SONUÇ

Günümüzde, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan büyük çaplı krizlerle başa çıkılmakta zorlanıldığı bir vakıadır. 2017 yılı, acil insani krizlerin en kötülerinden olarak zikredilebilecek karmaşık yapıda krizlere tanık olunan bir yıl olmuştur: 2011 yılından beri devam eden Suriye krizi, Myanmar’da Arakanlıların zorla yerinden edilmeleri, Yemen’de ve Güney Sudan’da devam eden çatışmalar, birkaç yıl arayla uluslararası gündemde yer bulan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki insani kriz, Afganistan ve Filistin kördüğümleri… Söz konusu insani krizler, doğal ve ekolojik felaketler nedeniyle ortaya çıkan insani krizlerden ziyade siyasi çatışma, iç savaş ve işgal gibi insan toplumlarının neden olduğu insani krizlerdir[11]

Afrika kıtasına olan ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Bunun örneğini Çin’in Afrika ülkelerine yardım etmesiyle kaynakların pazar payının genişletilmesi istenmektedir. Türkiye’nin Somali’deki mevcut askeri üssünün anlaşılacağı üzere Somali, Kenya, Cibuti, Etiyopya ve Yemen(deniz komşusu)’de komşu ülkeler olmaktadır. TİKA’nın 2017 İki Taraflı Resmi Kalkınma Yardımları verilerine göre Türkiye %60,6 oranında Somali’ye yardımda bulunmuş ve bulunmaya devam etmektedir. Türkiye 8,070 Milyar dolar ile dünyada en fazla insani yardım yapan ülkelerde ilk sırada yer almaktadır. Somali, ‘’müttefik güçlerin’’ Soğuk Savaş sonrasında çok ciddi anlamda karşı karşıya geldikleri en önemli ilk çatışma alanı olmuştur.[12]

Somali ve Türkiye maddi ve manevi olarak sıkı ilişkiler içerisindedir. Bu ilişki her iki ülke için kardeşlik bağının pekişmesi ve Müslümanlık dayanışmasının en özel ve güzel örneğini yansıtmaktadır. Türkiye, yapılan yatırımlar sonucunda  Somali’nin çok hızlı ayağa kalkmasını sağladı. İleriki adımlarda ise Türkiye ile Somali arasında enerji konusunda önemli adımlar atılacağı üzerinde durulmalıdır. Zira Türkiye, Somali’de kurduğu askeri üstler sayesinde Mogadişu çevresinde güvenliği sağlamıştır bulunmaktadır. Somali’nin bulunduğu jeo-stratejik konumu hem Türkiye için yeni alternatifler doğuracak hem de Somali’nin hak ettiği değeri pekiştirecektir.

“Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol sen; Öyle mazlum yolda kalsa, hemdem ol sen; Mahşer günü dergâhına mahrem ol sen; Ben-sen diyen kimselerden geçtim işte”

Hoca Ahmet YESEVİ

(Türk Mutasavvıf 11.yy).

 

 


KAYNAKÇA

Ahmed, Mustafa M. (2006). ‘’Eritrea-EthiopiaRivalAgendas in Somalia ‘’, http://awate.com/artman/publish/article_4536.shtml, (ET: 12.03.2019).

ALEXANDER Murinson, “The Strategic Depth Doctrine of TurkishForeignPolicy”, MiddleEasternStudies, Cilt: 42, Sayı: 6, 2006.

BİNGÖL Oktay, ‘’Somali’de Barış ve Kalkınma Sürecinde Türkiye’nin Rolü’’, Gazi Akademik Bakış Dergisi, s: 13 (2013).

Deniz, Tarkan; ‘’ Afrika Boynuzunda Bir Ülke: Somali’’, Afro Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi, Rapor No:2013/1, Ocak 2013, http://www.afasam.org/tr/pdf/2013%20-%201.pdf, (ET: 14.03.2019).

ÖZEV Hilmi M., ideolojik Temelli Yumuşak Gücün İkilemi: Ortadoğu Dosyası, TASAM(Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi), https://stratejikguvenlik.wordpress.com/tag/muharrem-hilmi-ozev/, (ET:17.03.2019).

MAGA İlker, Emperyalizm ve Somali, Bibliotek Yay., İstanbul 1996.

T.C Dışişleri Bakanlığı, http://www.mfa.gov.tr/somali-siyasi-gorunumu.tr.mfa, (ET: 01.03.2019).

Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, 2016  Somali Raporu, https://www.tika.gov.tr/upload/2016/Prestij%20Eserler/SOMAL%C4%B0%20YEN%C4%B0.pdf, (ET:16.03.2019).

DİPNOTLAR

[1] T.C Dışişleri Bakanlığı, http://www.mfa.gov.tr/somali-siyasi-gorunumu.tr.mfa, (Erişim Tarihi: 01.03.2019).

[2] İlker Maga, Emperyalizm ve Somali, Bibliotek Yay., İstanbul 1996, s. 75.

[3] Oktay Bingöl, ‘’Somali’de Barış ve Kalkınma Sürecinde Türkiye’nin Rolü’’, Gazi Akademik Bakış Dergisi, s: 13 (2013), s. 85.

[4]Mustafa M. Ahmed ,  ‘’Eritrea – Ethiopia Rival Agendas in Somalia ‘’, http://awate.com/artman/publish/article_4536.shtml, (Erişim Tarihi: 12.03.2019).

[5] Maga, a.g.e., s. 178.

[6] Maga, a.g.e., s. 66-67

[7] Maga, a.g.e., s. 82.

[8]  Tarkan Deniz, ‘’ Afrika Boynuzunda Bir Ülke: Somali’’, Afro Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi, Rapor No:2013/1, Ocak 2013, http://www.afasam.org/tr/pdf/2013%20-%201.pdf, (Erişim Tarihi: 14.03.2019).

[9] Hilmi M. Özev, TASAM(Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi), İdeolojik Temelli Yumuşak Gücün İkilemi: Ortadoğu Dosyası, https://stratejikguvenlik.wordpress.com/tag/muharrem-hilmi-ozev/, (Erişim Tarihi:17.03.2019).

[10]Alexander Murinson, “The Strategic Depth Doctrine of TurkishForeignPolicy”,MiddleEasternStudies, Cilt: 42, Sayı: 6, 2006.

[11]Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, 2016  Somali Raporu, https://www.tika.gov.tr/upload/2016/Prestij%20Eserler/SOMAL%C4%B0%20YEN%C4%B0.pdf, (Erişim Tarihi:16.03.2019).

[12] Maga, a.g.e., s. 181.