Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
josephine baker
Kaynak: LaptrinhX.com

Siyah Venüs: Josephine Baker’ın Hikâyesi

O bir sanatçıydı, ilk siyah uluslararası yıldızdı, kübistlerin ilham perisiydi, İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransız ordusunda bir direniş savaşçısıydı, Martin Luther King’in yanında sivil haklar mücadelesinde aktifti.

  • Josephine Baker’ın Paris Panteonu’nda anılması için açılan çevrimiçi imza kampanyasından.[1]

GİRİŞ

Bazen bazı insanlar çok sayıda konuda yetenekli, azimli ve başarılı olabilir ve bu sayede dünyanın tarihini değiştirebilir. Fransız sanatçı Josephine Baker bu insanların arasında rahatlıkla gösterilebilir. Neredeyse 70 yıl süren hayatı boyunca adı; uluslararası ölçekte bir sanatçı olmanın yanı sıra tarihin en yıkıcı savaşının ortasında Müttefik Devletlerin safında casusluk eylemlerinde bulunması ve ABD’nin sosyal adalet hareketlerine verdiği önemli destek ile birlikte anılan Baker’ın oldukça ilginç ve heyecanlı bir hayat hikâyesi bulunuyor. Arkada bıraktığımız yüzyılın hemen tüm önemli olaylarına öyle ya da böyle etkisi dokunan sanatçının hayatı ve başardıkları bu yıl kasım ayında Fransız devleti tarafından ülkenin en büyük onurlarından biri ile taçlandırılmak üzere. Fransa’nın başkenti Paris’te yer alan Paris Panteonu’na adını yazdırmaya hak kazanan Baker’ın, bu onura sahip altıncı kadın olması bekleniyor.

1. Sokaktan Sanatçılığa

Josephine Baker’ın hayatı adı fakirlik ve talihsizlik ile anılan St. Louis kentinde başlıyor.  ABD’nin Missouri eyaletinde bulunan bu kent 19. yüzyılda gerçekleşen ABD İç Savaşı sebebiyle siyahi ve beyaz Amerikalıların birlikte bulunduğu ve gelir seviyesi olarak ortalamanın altında seyreden bir şehir olarak karşımıza çıkıyor. Kendisi de fakir bir annenin ilk kızı olarak dünyaya gelen Freda Josephine McDonald (Baker soyadını sonradan alacaktır) çocukluk yıllarını yine bu kentte, sokaklarda geçirecektir. Hayatının bu döneminde iyiyi kötüden ayırmayı, sivri zekâsını kullanmayı ve değişen şartlara adapte olmayı öğrenen Josephine, 12 yaşında evden ayrılır. Sokaklarda yaşamaya başlayan ve geçimini dönemin müzisyenlerinin ve sanatçılarının uğrak noktası Eski Şoförler Kulübü adlı mekânda garsonluk yaparak sağlayan Josephine, henüz 13 yaşındayken aynı mekânda tanıştığı Willie Wells isimli bir tramvay kondüktörü ile evlenir. Fakat bu evlilik uzun sürmeyecektir; bir yılı bile doldurmayan evliliğinin ardında Josephine sokak sanatçılarından oluşan bir gruba katılır ve kişisel tarihinin ilk profesyonel sanatçılık deneyimi böylece başlar.[2]

​Görsel 1: Josephine Baker’ın sansasyon yarattığı döneminden bir kare.

josephine baker
Kaynak: LaptrinhX.com[3]
Sanat hayatına sokaklarda ve St. Louis mekânlarında devam eden Josephine, ilk evliliğinin sonlanmasından 2 sene sonra, 15 yaşında William Howard Baker ile evlenir ve hâlâ hatırlandığı “Baker” soyadını bu evlilik ile beraber alır. Josephine’in annesi, kızının yeniden evlenmesinden ve bu evliliğin önceki evliliğine göre daha iyi gitmesinden memnundur. Çünkü kızının okulunu bitirmesini ve sanatçılıktan uzaklaşmasını istemektedir. Fakat kızı için sanat artık bir tutku olmuştur.  Evliliği süresince sanat hayatını devam ettiren Josephine Baker ve kumpanyası, 1925 senesinde dönemin ve bugünün en önemli kentlerinden biri olan New York City’de bulunan bir sahneden davet alır. Bu daveti reddetmeyecek olan Baker’ın evliliği bitecek ve sanatçı olmasını istemeyen annesi ile arası daha da açılacaktır. Aradan geçen 4 sene içerisinde Baker soyadı ile ünlenen Josephine kariyerine zarar vermemesi açısından boşanmasına rağmen eski eşinin soyadını kullanmaya devam eder ve McDonald soyadı tarihe karışır.[4]

2. Sanatçılıktan Uluslararası Yıldızlığa

Baker’ın 20’li yaşlarında şöhret olmasını sağlayan performansının türünden ve neden başarılı olduğundan bahsetmek isabetli olacaktır. 1920’li yıllarda popüler olan eğlence anlayışına paralel olarak Baker, izleyicileri eğlendirme üzerine kurulu bir piyesin sahneye çıkan son üyesi olarak kariyerini şekillendirir. Diğer oyuncular performansın başında ve ortasında özenle ortaya konmuş dans ve türevi sahne performanslarını gerçekleştirirken sıra Baker’a geldiğinde gösteri en önemli kozunu ortaya koymaktadır. Baker, etkileyici fiziği ve “nerede olduğunu, ne yaptığını bilmeyen” tavırlarıyla sahneye çıkmakta, bir süre boyunca adeta aptalı oynamaktadır. Seyirciyi bu tavırlarıyla eğlendirdikten sonra bir anda kendinden önce sahne alan arkadaşlarının sergilediği performansın daha da zor ve yetenek gerektiren bir versiyonunu sergilemekte ve orkestrayla beraber gösteriyi büyük bir coşku ile sonlandırmaktadır. Bu rolü kaldırabilen sanatçılara “Midilli” (İngilizce: The Pony) denmektedir- zira Midilliler, dönemin sirklerinin en çok ilgi çeken unsurları arasındadır. Performansı her ne kadar dönemin ırkçı ve cinsiyetçi uygulamaları ile beraber okunabilecek olsa da Baker’ın bu işte oldukça iyi olduğu ve 20’lerin New York’unun en çok para kazanan “Midilli” aktrisi olduğu belirtilmektedir[5].

Görsel 2: Baker’ın “Midilli” olarak sahne aldığı performanslarından biri.

josephine baker
Kaynak: Flashbak.com[6]
1925 senesinde Baker, New York’ta sergilediği başarılı performansları sebebi ile Paris’e davet edilir ve Baker’ın hayatı işte tam bu anda değişecektir. Her ne kadar ABD’de başarılı bir dönem geçirse de Paris’te tam bir süperstar olarak ağırlanır. Başta Paris olmak üzere Avrupa’nın tüm önemli kentlerinde çok sayıda gösteriler düzenleyen Baker’ın performansı otantik ve erotik olarak tanımlanabilir. Sahneye sadece muzlardan oluşan bir etek ile çıkan siyahi sanatçının ünü o döneme kadar kıtada popüler olan Batı merkezli sanat anlayışının yavaş yavaş değişiyor olmasıylaberaber giderek artacaktır. Dönemin ünlü Avrupalı entelektüellerinden Ernest Hemingway ile sıkı bir arkadaşlık kuran Baker, Picasso tarafından resimlerinin çizilmesi ve ünlü Fransız sanatçı Jean Cocteau ile arasının iyi olmasından dolayı iyice Paris’in kültürel merkezine oturur. Sahne sanatlarının yanı sıra sinema ile de ilgilenmeye başlayan Baker bu dönemde Avrupa’da ciddi miktarda ilgi ile karşılaşan üç adet filmin başrolünü üstlenecektir: Tropiklerin Denizkızı (1927), Zouzou (1934) ve Prenses Tam Tam (1935)[7].

Avrupa kıtası sanatçıya onun hayallerinin ötesinde bir başarı hikâyesi sunmuştur. Fakat, ABD doğumlu sanatçı için memleketinde işler pek de istediği gibi gitmemiştir. 1936 senesinde bir Broadway performansına davet edilen ve artık uluslararası süperstar konumuna ulaşan Baker’ın performansı finansal olarak bekleneni vermez. Başrol olarak çıktığı performans için şirket, yerine başka bir yıldız ile anlaşır ve ABD medyası sanatçının performansından son derece ağır ifadelerle ve hakaretler ile bahseder. Bu yaşananlar Baker’ın kalbini kırar. Baker, Avrupa’ya döner ve doğumundan tam 31 sene sonra 1937’de doğduğu ülke olan ABD’den vatandaşlık kaydını aldırır. Artık Baker, bir Fransız vatandaşıdır.

3. Uluslararası Yıldızlıktan Direnişe

Baker’ın Fransız vatandaşlığına hak kazandığı 1937 senesi, insanlık tarihinin gördüğü en yıkıcı savaş olan 2. Dünya Savaşı’nın resmi başlangıç tarihinden sadece 2 yıl öncedir. 1939 senesinin Eylül ayında Nazi Almanyasının Polonya’yı işgal ederek başlattığı savaşın ardından Fransa ve birçok müttefik ülke Almanya’ya savaş ilan etmiştir. Bunun neticesinde de İkinci Dünya Savaşı resmi olarak başlamıştır. Baker’ın halihazırda sahip olduğu uluslararası ün ve sevgi, Fransız askeri mercilerinin dikkatini daha önceden çekmiştir. Baker, Fransız İstihbaratının teklifini kabul eder ve onlar için çalışmaya başlar. Konuk olarak çağrıldığı partilerde, Japon ve İtalyan diplomatlardan, askeri yetkililerden elde ettiği bilgileri Fransız İstihbaratı ile paylaşır.

Fakat Baker’ın âşık olduğu kent Paris’ten bir süreliğine kopması gerekecektir. Zira kısa süre sonra Fransa Nazi Almanyası tarafından işgal edilecektir. Paris’in kendisi için tehlike arz ettiğinden endişelenen Baker, Fransız kırsalına taşınır ve buradaki villasında direnişçilere yardım etmeye başlar. Tam bu noktada Baker’ın uluslararası ünü bir kez daha devreye girecektir: Her ne kadar tüm Avrupa yaşanan savaş ile kasıp kavrulmasına rağmen Baker’ın özel durumu onun görece serbest şekilde seyahat etmesine olanak tanımaktadır. Bu sayede Baker, Portekiz ve İspanya gibi tam olarak tarafını belli etmemiş ülkelere seyahat edebilmekte ve Müttefik Devletlerin gizli mesajlarını ilgili devlet yetkililerine iletilebilmektedir[9].

Şekil 3: Onur Madalyası’nı kabul eden Baker.

josephine baker
Kaynak: The Guardian[10]
1941 yılına gelindiğinde ise Nazi Almanyası Avrupa’yı demir bir pençe ile tutmaktadır. Dolayısıyla Baker için her zamankinden daha da kısıtlayıcı bir ortam oluşmuştur. Bu durumun farkında olan Baker sağlık sorunlarını bahane ederek Fransa’nın Afrika’da yer alan kolonilerinde dinlenmeye çekileceğini belirtir fakat asıl amacı elinden gelen en iyi biçimde Fransız direnişine destek olmaktır: Sanatı ile. Baker, 1941 senesinden savaşın sona erdiği 1945 senesine kadar başta Marakeş olmak üzere Afrika’nın çeşitli yerlerinde ikamet edecek ve orada konuşlanan veya savaşan Fransız, İngiliz ve Amerikan askerlerinin morallerini yüksek tutmaları amacıylaçeşitli gösteriler düzenleyecektir. Bu fedakarlığın çok önemli olduğu, zira işgal altında olan ülkelerini kurtarmak isteyen Fransız direnişçilerin askerlerin morallerine dair organizasyon ayarlayamadıkları bilinmektedir. Dolayısıyla Afrika kıtasında bulunan Fransızların en önemli moral kaynağı olan Baker, bu durumu kendi inisiyatifi ile yaratmıştır[11].

Baker, savaştan sonra Fransa’nın en önemli madalyalarından olan Croix de Guerre (Savaş Haçı), Médaille de la Résistance (Direniş Madalyası) ve belki de en önemlisi Charles de Gaulle tarafından Légion d’Honneur (Onur Madalyası) ile ödüllendirilmiştir.[12]

4.Direnişten Sosyal Adalete

Savaştan sonra sanat kariyerine devam eden Baker, 1951 senesinde ABD’de yaşadığı üzücü bir hadise ile bir anda kendini 1960’larda ABD’de esecek ırkçılığa karşı sosyal adalet kampanyalarının ortasında bulacaktır.

1951 senesinde ABD’de turnedeyken yeniden New York şehrine giden Baker, Manhattan bölgesindeki Stork Kulübü’nde bir şeyler atıştırmak ve içmek ister fakat Kulübün “yazılı olmayan kuralları” gereğince siyahilere servis yapılmamaktadır. Sert bir şekilde kulüpten kovulan Baker yaşadığı hadiseyi şu ifadelerle anlatmaktadır:

Ben kralların ve kraliçelerin saraylarına ve başbakanların evlerinin içine girdim. Ve çok daha fazlası. Fakat Amerika’da bir otele girip bir bardak kahve içemedim ve bu beni çok sinirlendirdi. Ve ben sinirlenirsem o koca ağzımı açacağımdan emin olabilirsiniz. Ve bu olursa dikkat edin, çünkü Josephine ağzını açtığı an, onu bütün dünya duyar(…)[13]

Baker’ın bu olaya verdiği tepkiler ve ardından yazılanlar onun bir süre boyunca ABD’ye girmesine dahi engel olacaktır. Fakat sosyal adalet davasına olan inancı yıllar boyunca devam edecek ve bu inancı ona tarihe kazınan 1963 Washington Yürüyüşü’nde Martin Luther King Jr.’ın yanında, yürüyüşte resmi olarak konuşan tek kadın konuşmacı olma imkânı sağlayacaktır[14]. Baker, bu yürüyüşten yaklaşık 6 sene sonra, âşık olduğu Paris’te, ailesinin ve arkadaşlarının yanında gözlerini hayata yumar.

Sonuç

St. Louis’in gecekondularından Marakeş şatolarına, Paris’in şatafatlı gece hayatından Afrika’da konuşlanan askerleri eğlendirmeye, erotik danslarda New York’un bir numarası olmaktan sinema sanatçılığına kadar belki de onlarca insanın hayatını sadece 69 seneye sığdıran Baker’ın, yaptıkları ile milyonlarca insanın hayatının değişmesine yol açtığını söylemek abartı olmayacaktır.

Paris’in ve dolayısıyla tüm Avrupa’nın kültürel hayatını doğrudan etkileyen Josephine Baker’ın, özellikle ırkçılığa karşı vermiş olduğu onurlu mücadelesinin Fransa’nın en önemli nişanesiyle bu ay taçlandırılacak olması hem ailesinin hem de sevenlerinin uzun yıllar uğraşı sonucu gerçekleşecektir. Artık o da resmi olarak Voltaire, Emile Zola, Jean-Jacque Rousseau, Victor Hugo gibi tarihe damga vurmuş Fransızlarla beraber anılacaktır. Fakat unutmamak gerekir ki bu karar sadece bu durumu resmiyete dökmektedir, zira kendisi zaten on yıllardır saygı ile anılmaktadır.

Demiryolundan Çimlik Alana: Trugo


Kaynakça

Kitaplar

Baker,  Jean-Claude  & Chase, Chris, “Josephine: The Hungry Heart”, Random House, 1993.

Wood, Ean, “The Josephine Baker story”, Sanctuary, 2000.

İnternet Siteleri       

Change.Org, “Josephine Baker’ı Panteon’da Onurlandırın!”, https://www.change.org/p/monsieur-le-pr%C3%A9sident-de-la-r%C3%A9publique-fran%C3%A7aise-jos%C3%A9phine-baker-au-panth%C3%A9on, (Erişim Tarihi 8 Kasım 2021).

Flashbak.com, “1936”, 17 Nisan 2014, https://flashbak.com/1936-josephine-baker-performs-the-danse-sauvage-in-a-rubber-banana-bikini-for-the-ziegfeld-follies-2191/, Erişim Tarihi 8 Kasım 2021.

Laptrinhx.com, “Direnmek için Var”, 12 Mart 2021, ​​https://laptrinhx.com/existence-as-resistance-how-josephine-baker-challenged-misogynoir-1916673992/, Erişim Tarihi 8 Kasım 2021.

The Guardian, “Josephine Baker Fransa’nın Panteonu’na Giren İlk Siyahi Kadın Oluyor”, 22 Ağustos 2021, https://www.theguardian.com/world/2021/aug/22/josephine-baker-to-become-first-black-woman-to-enter-frances-pantheon, Erişim tarihi 8 Kasım 2021.

The Washington Post, “Washington’a yürüyüş sırasında tek bir kadın vardı: Josephine Baker”, 19 Eylül 2018,https://www.washingtonpost.com/lifestyle/style/march-on-washington-had-one-female-speaker-josephine-baker/2011/08/08/gIQAHqhBaJ_story.html, Erişim tarihi 8 Kasım 2021.

Dipnotlar

[1]“Josephine Baker’ı Panteon’da Onurlandırın!”, Change.Org,

https://www.change.org/p/monsieur-le-pr%C3%A9sident-de-la-r%C3%A9publique-fran%C3%A7aise-jos%C3%A9phine-baker-au-panth%C3%A9on, Erişim Tarihi 8 Kasım 2021.

[2] Ean Wood, “The Josephine Baker story”, (Sanctuary, 2000)

[3] “Direnmek için Var”, laptrinhx.com, 12 Mart 2021, ​​https://laptrinhx.com/existence-as-resistance-how-josephine-baker-challenged-misogynoir-1916673992/, Erişim Tarihi 8 Kasım 2021.

[4] Jean-Claude Baker & Chris Chase, “Josephine: The Hungry Heart”, (Random House, 1993).

[5] Wood, “The Josephine Baker story”.

[6] “1936”, Flashbak.com, 17 Nisan 2014, https://flashbak.com/1936-josephine-baker-performs-the-danse-sauvage-in-a-rubber-banana-bikini-for-the-ziegfeld-follies-2191/, Erişim Tarihi 8 Kasım 2021.

[7]Baker & Chase, “Josephine: The Hungry Heart”.

[8]Baker & Chase, “Josephine: The Hungry Heart”.

[9] Wood, “The Josephine Baker story”.

[10] “Josephine Baker Fransa’nın Panteonu’na Giren İlk Siyahi Kadın Oluyor”, The Guardian, 22 Ağustos 2021, https://www.theguardian.com/world/2021/aug/22/josephine-baker-to-become-first-black-woman-to-enter-frances-pantheon, Erişim tarihi 8 Kasım 2021

[11] Wood, “The Josephine Baker story”.

[12] Wood, “The Josephine Baker story”.

[13]“Washington’a yürüyüş sırasında tek bir kadın vardı: Josephine Baker”, The Washington Post, 19 Eylül 2018,https://www.washingtonpost.com/lifestyle/style/march-on-washington-had-one-female-speaker-josephine-baker/2011/08/08/gIQAHqhBaJ_story.html, Erişim tarihi 8 Kasım 2021.

[14] Baker & Chase, “Josephine: The Hungry Heart”.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir