mikroplastik
Kaynak: Adrian Dennis / AFP / Getty Images

Şehir Sakinlerinin Üzerine Mikroplastik Yağıyor

Londra şu ana kadar mikroplastik kirliliğinde kaydedilen en yüksek seviyeye sahip, ancak solunum partiküllerinin sağlık üzerindeki etkileri bilinmiyor.

Mikroplastikler şehir sakinlerinin üzerlerine yağmur gibi yağıyor ve araştırmalar Londra’nın şu ana kadar kaydedilen en yüksek seviyelere sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Küçük plastik parçacıklarını solumanın veya tüketmenin sağlığa etkileri bilinmiyor ve uzmanlar riskleri anlamak için acil araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.

Bugüne kadar sadece dört şehir değerlendirildi, ancak hepsinin havasında mikroplastik vardı. Bilim adamları, giyim ve ambalaj gibi mikroplastik kaynaklarının her yerde bulunduğu için her şehrin kirleneceğini düşünüyorlar.

Son araştırmalar, tüm gezegenin mikroplastik kirliliğine yakalanmış olduğunu gösteriyor. Bilim insanları, Arktik kar ve dağ topraklarından, birçok nehir ve en derin okyanuslara kadar her yerde parçacıkları buldular. Diğer çalışmalar, partiküllerin dünya çapına yayılabileceğini gösteriyor.

Londra havasında bulunan mikroplastik seviyesi bilim adamlarını şaşırttı. Araştırmaya liderlik eden Kings College London’dan Stephanie Wright, “Daha önce rapor edilenden çok daha yüksek miktarda, dev oranda mikroplastik bulduk.” dedi. “Ama dünyadaki herhangi bir şehirde de bu oran benzer olacaktır.”

“Endişe duyuyorum- bu yüzden üzerinde çalışıyorum. En büyük endişemiz de, gerçekten fazla bir şey bilmiyor oluşumuz. Güvenli olup olmadığını öğrenmek istiyorum. ”

Her yıl yaklaşık 335 milyon ton yeni plastik üretiliyor ve çoğu çevreye sızıyor. Environment International dergisinde yayınlanan araştırma, Londra’nın merkezindeki dokuz katlı bir binanın çatısına düşen mikroplastikleri topladı. Bu sayede, sadece atmosferdeki mikroplastikler toplanmış oldu.

Sekiz numunenin hepsinde, günde metrekare başına 575 ila 1.008 parça arasında değişen birikim oranlarında 15 farklı plastik tespit edildi. Çoğu mikroplastik, büyük olasılıkla giysilerden gelen, akrilikten yapılmış liflerdi. Mikroplastiklerin sadece %8’i partiküllerden oluşuyordu ve bunlar çoğunlukla gıda ambalajında ​​yaygın olarak kullanılan polistiren ve polietilendi.

Londra’da ölçülen mikroplastik birikim oranı, Çin’in Dongguan kentinden 20 kat, Fransa’nın Paris kentinden yedi kat ve Almanya’nın Hamburg kentinden yaklaşık üç kat daha fazla. Araştırmacılar varyasyonun nedenini bilmiyor, ancak deneysel yöntemlerdeki farklılıkların kısmen sorumlu olması muhtemel olabilir.

Londra’daki mikroplastik parçacıklar 0,02 mm ila 0,5 mm arasındaydı. Bunlar solunduğunda hava yollarına birikecek ve tükürük içinde yutulabilecek kadar büyük. Akciğerlere ve kan dolaşımına girebilecek daha küçük parçacıklar, en büyük potansiyel sağlık tehlikesi olabilir. Bunlar örneklerde görülmüş ancak bileşimleri mevcut teknoloji ile tanımlanamamıştır.

Trafik ve sanayinin yaydığı kirlilik parçacıklarının neden olduğu ciddi sağlık problemleri iyi bilinmektedir. 2019’un başlarında kapsamlı bir küresel inceleme, hava kirliliğinin her organa ve neredeyse insan vücudundaki her hücreye zarar verebileceği sonucuna vardı.

Ancak plastik parçacıkların hava yoluyla solunmasının veya yiyecek ve su yoluyla tüketilmesinin sağlığa yönelik olası etkileri bilinmemektedir. Bir çalışmaya göre, insanlar yılda en az 50.000 mikroplastik parçacık yiyor.

Plastikler toksik kimyasallar taşıyabilir, zararlı mikropları barındırabilir. Bugüne kadar yapılan sınırlı sayıda araştırma bazı deniz canlılarına verilen zararı gösterdi. 1998’de yayınlanan insan akciğerlerindeki mikroplastiklerin tek değerlendirmesi, solunan liflerin kanserli akciğer örneklerinde mevcut olduğunu buldu.

Fransa, Toulouse yakınlarındaki EcoLab araştırma enstitüsünde ve kendi çalışmalarında uzak dağ bölgelerindeki mikroplastik hava kirliliği gösteren Steve Allen, “Havada ne kadar plastik olduğunu gösteren bu çalışmalar bir uyanma çağrısıdır.” dedi. “[Londra araştırması] inanılmaz derecede yüksek sayıda, havada taşınan mikroplastikleri gösteren, çok iyi yapılmış bir çalışmadır.”

“Şu anda bu havadaki kirliliğin insanlar üzerindeki etkilerinin ne olacağına dair çok az bilgimiz var. Ama elimizdeki bilgiye bakarak onu soluduğumuzu düşünmek oldukça korkutucu. Acilen bir araştırma yapmalıyız.”

Université Paris-Est’deki Johnny Gasperi, araştırmanın, havanın mikroplastikler tarafından yaygın olarak kirlenmiş olduğunu gösterdiğini belirtti. Londra çalışmasının mikroplastik birikimin rüzgarın gücüne veya yönüne bağlı olmadığını gösterdiğini ve şehrin kendisinin en olası kaynak olduğuna işaret edebileceğini söyledi.

Almanya’daki Alfred Wegener Polar ve Deniz Araştırmaları Enstitüsü’nden Melanie Bergmann, mikroplastik kirliliğin sağlık üzerindeki potansiyel etkileri üzerine daha fazla araştırma yapılmasının çok önemli olduğunu söyledi. “Şu anda solunan mikroplastiklerin gerçekte ne kadarının derin akciğere nüfuz ettiğini bilmiyoruz.” dedi.

Avrupa komisyonunun baş bilimsel danışmanları, Nisan 2019’da yayımlanan bir raporda şunları söyledi: “Bu kanıtlar [mikroplastiklerin çevresel ve sağlığa yönelik riskleri] gerçek bir endişe uyandırıyor ve önlem alınması için zemin sağlıyor.”

Mikroplastikler içme suyunda da bulunuyor. Ağustos ayında Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan bir değerlendirme, şu ana kadar bir kanıt bulunamadığını, ancak daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu söyledi.

Wright, “Mikroplastik kirliliğin kesilmesi, plastiğin nasıl kullanıldığını ve atıldığını değiştirmeyi gerektirir. Bunları temizlemek mümkün değil, bu yüzden kirliliği kaynağında durdurmak gerekir.” diyor. Allen ise son olarak şunları söylüyor: “Bu, yakın zamanda halledilebilecek bir şey değil.”

*Bu haber de ilginizi çekebilir: Avustralya Yangınları Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Yazar: Damian Carrington

Kaynak: https://www.theguardian.com/environment/2019/dec/27/revealed-microplastic-pollution-is-raining-down-on-city-dwellers