Ana Sayfa / Çeviriler / Haber Çevirileri / Avrupa / Saygımızı Hak Etmek İçin Siyasetçiler Popülist Söylemlerini Bırakmalı
“Theresa May’in 2018’deki konuşması, bazı gerçek popülistlerden bile daha çok popülist söylem içeren çarpıcı konuşmalardan birisiydi.” Fotoğraf: Aaron Chown / PA

Saygımızı Hak Etmek İçin Siyasetçiler Popülist Söylemlerini Bırakmalı

Guardian’ın araştırması “halk” ve “seçkinler” dilinin her yerde olduğunu gösterdi. Bu basitleştirici dili bırakmanın artık tam zamanı.

Yazan: Cas Mudde

Guardian ve “Team Populism” tarafından ortaklaşa yürütülen yeni bir araştırma projesi, çoğu kişinin gözlemlediği ve hissettiği gerçekleri ortaya koydu: Dünya gittikçe daha çok popülist hale geliyor. Utah’daki Brigham Young Üniversitesi’nden Profesör Kirk Hawkins ve 46 araştırmacı, Avrupa ve Amerika’daki 40 ülkenin 140 cumhurbaşkanı ve başbakanının 728 konuşmasını analiz etti. Bu, benim şahit olduğum en kapsamlı karşılaştırmalı çalışma ve akademisyenler ve gazeteciler için değerli bir hazine.

Çalışma popülist liderlerin sayısının iki katına çıktığını göstermesinin yanı sıra, liderlerin konuşmalarının ortalama popülist içeriğinin de ikiye katlandığını gösterdi. 2004’te “popülist olmayan” kategorisinde olan konuşmalar bugün “biraz popülist” kategorisine yaklaşıyor. Açıklayıcı olması açısından çalışılan çoğu lider “popülist değildi” ama bu durum, ulusal liderler gibi belli politikacılar için beklenen bir şey. Bugün bile popülizm, çalışmaya dahil olmayan ve siyasete meydan okuyan kişilerin temel özelliklerinden birisi.

Beklendiği gibi, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chávez gibi popülist olduğu düşünülen siyasetçiler popülizm skalasında en yüksek skoru aldı (“çok popülist”) ama önceki Hırvatistan Başbakanı Ivo Sanader ve önceki Letonya Başbakanı Einars Repše gibi bazı ana akım siyasetçiler de “biraz popülist” kategorisine girdi. Hatta bazıları, arada gerçek popülistlerden daha popülist olan söylemler kullandı. Veri setindeki en çarpıcı örneklerden biri, Theresa May’in 2018 Muhafazakâr Parti Konferansı’ndaki konuşmasıydı, ki bu konuşma Donald Trump’ın yemin töreninde yaptığı konuşmaya benziyordu.

Bu bulgular popülizm çağında yaşadığımızı ve siyasi tartışmaların çoğunda popülizmin baskın olduğunu gösteriyor. Daha fazla ana akım siyasetçi daha fazla oy çekmek ve popülist liderlerin ilerleyişini durdurmak için “halkı destekleyen” ve/ya “elit karşıtı” açıklamalar yapıyor. Ama popülist duygular parti siyasetiyle sınırlı değil.

Hem gelenekler hem de sosyal medya popülist duygular tarafından tüketiliyor. Bugünlerde “elitlerin” yozlaştığı ve “halkın” ihmal edildiği “bilinen bir gerçek” (popülist bir ifade) anlamına geldi. Hatta John Rich’in Shuttin’ Detroit Down ve Reese Witherspoon’un Sweet Home Alabama gibi filmler ve şarkılar bile popülist ifadeleri destekliyor. American Idol’dan Big Brother’a kadar “halkı” teşvik eden programlar, Zengin ve Ünlülerin Yaşam Tarzları gibi “elitleri” yansıtan programların yerini aldı.

Bu popülizm çağı aynı zamanda “popülizm” kavramının hem sağda hem de solda kullanımını normalleştirdi. Mesela sağcı Hollanda Başbakanı Mark Rutte; her ne kadar kendi partisi VVD ve Hristiyan demokrat CDA gibi “iyi popülist” partilerin anketlerde düşüşte olmasına rağmen kendisinin “iyi popülizminin” “kötü popülizme” karşı en iyi panzehir olduğunu iddia ediyor. Buna karşın “kötü popülist” partiler olan Geert Wilders’in PVV’si ve Thierry Baudet’in FvD’si anketlerde rekor oranlara koşuyor.

Siyasi spektrumun öbür tarafında Chantal Muffe gibi sol entelektüeller ve Jean-Luc Mélenchon gibi sol siyasetçiler, “sol popülizmin” popülist radikal sağı yenebilecek tek güç olduğunu savunuyor.

Daha önemlisi ne Rutte’nin “iyi popülizmi” ne de Mouffe’un “sol popülizmi” akademisyenlerin bugün terimi kullandığı şekliyle gerçek anlamda “popülist” değil. Daha önce de savunduğum gibi Rutte’nin popülizmi fazlasıyla “doğuştancı.” Kendi partisinin en çok temsil ettiği yozlaşmış elitten ziyade Müslümanlar’ın da içinde olduğu etnik gruplara saldırıyor. Mouffe’nin “sol popülizmi” ise popülizmi tanımlayan tekçi ifadeyi reddediyor; onun yerine, retoriğine karşın, sosyal demokrasi olarak nitelendirebileceğimiz çoğulcu bir vizyonu savunuyor.

Kamusal söylemde popülizm, sistem karşıtı duygular için kullanılan bir kavram. Bu duygular bugün o kadar yaygın ki, akademisyenler ve gazeteciler gibi çoğu “elit” bunu içselleştirdi. “Sağduyu” ve “sessiz çoğunluk” gibi popülist ifadelere yaptıkları referanslarla “halkın” tarafında olduklarını ve çözümün bir parçası olduklarını göstermeye çalışıyorlar. Ama gerçekte popülist siyasetçilerin yarattığı kafa karışıklıklarını meşrulaştırıyorlar.

Popülizm çağına meydan okumanın tek yolu, popülizm ve anti-popülizm (“halkın” suçlu görüldüğü ve “elitlerin” tamamen masum olduğunu savunan görüş) gibi kavramları kullanmamaktır. Mouffe’un de savunduğu gibi siyasi tartışmaları (tekrardan) siyasileştirmeliyiz ama bunu toplumlarımızın çoğulculuklarına, görüşlerine ve çıkarlarına saygı duyarak yapmalıyız, etnik kökenlerine veya dinlerine bakarak değil. Bu, “elitlere” ya da “halka” aşırı önem verilmemesi ve iki ayrı kategori haline getirilmemesi gerektiğini ifade ediyor.

Bu yüzden siyasetçiler halk adına konuşmayı bırakmalıdır. Siyaset, tanımı itibariyle değerler ve çıkarlar üzerinden farklı grupların güç mücadelesi demektir. Siyasetçinin görevi insanların ne istediğini tanımlamak değildir, aksine kendi seçmen grubunun isteklerini temsil ederken diğer grupların isteklerini de göz önüne almak demektir. Bu durum sadece popülist söylemin kopyalanmasına direnmek anlamına gelmiyor, aynı zamanda popülizmin temel özelliklerini de reddetmek anlamına geliyor.

Kaynak

Kaynak

https://www.theguardian.com/commentisfree/2019/mar/07/politicians-populist-rhetoric-populism-people-elites

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Sinan Karaoğlu

Sinan Karaoğlu
TESAD Çeviri Birimi Yardımcı Direktörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir