Ana Sayfa / Çeviriler / Analiz Çevirileri / Savaş Zamanlarındaki Zor Koşullar, Brexit’in Ekonomik Zararları Hakkında Bize Bilgi Veriyor
Araba üreticisi Nissan, Birleşik Krallık stratejisinde Brexit'in etkileri konusunda uyarı yaptı. (Oli Scarff/AFP/Getty Images)

Savaş Zamanlarındaki Zor Koşullar, Brexit’in Ekonomik Zararları Hakkında Bize Bilgi Veriyor

Yazan: Stephen King (HSBC’de uzman ekonomik danışman ve Grave New World’ün yazarı.)

AB’den çok yakın zamanda çıkacağımızı ve “Britanya Savaşının” devam eden haykırışlarını düşündüğümüzde dönemin klasik ekonomik metinlerinden birisine tekrardan bakmak dikkate değer.

1940 Yılında John Maynard Keynes, savaş maliyetlerinin nasıl ödeneceği hakkında bilgi içeren bir kitap yayınladı. Büyük ekonomist temel bir noktaya değinmişti. Savaş zamanlarında üretim ihtiyacı artıyordu, bu durum da istihdam ve fazla mesaiye neden oluyordu. Gelirlerin artması hane halkının tüketiminin yanlış bir zamanda artmasını tetikliyordu: Üretim yerel ihtiyaçlara olan talebi karşılamak için değil, tank ve uçak yapma ve onların sayısını arttırma üzerine kuruldu.

Keynes daha yüksek vergi ve ertelenmiş kamu borçlarının birleştirilmesinin en iyi çözüm olduğunu düşünüyordu. Böylece savaş bittikten ve barış süreci başladıktan sonra insanların gelirleri tüketime dönüştürülecekti. Bu yöntemle, enflasyonun yükselme riski en aza indirilecek ve ödeme dengeleri tamamen kontrol dışına çıkmayacaktı.

Oysa hem 2. Dünya savaşı sonrası hem de ilerleyen yıllar için İngiltere Keynes’in umduğundan çok daha fazla güven doluydu, çünkü savaş yüksek borçluluğun artmasıyla ilişkilendirildiği için savaş sonrası tüketim bolluğu yoktu. Aksine gereksiz giderler ve lüks yaşam koşullarının kontrol altına alınması söz konusuydu.

Keynes fikirlerinin herkesi ikna edeceğini düşünmüyordu ancak analizleri kesinlikle doğruydu. Ve analizi, sürpriz bir şekilde son zamanlarda yaşadığımız Brexit sonrası dünya ile ilişkili duruma geldi. Keynes’in yıllar önce tanımladığı gibi, bir kez AB’den ayrıldığımızda, askeri olmayan tüketimimizi karşılamak için yeterli üretimin olmayacağına dair bir risk var.

Kuşkusuz bu mesaj Jeremy Hunt ya da Boris Johnson’dan gelmedi. Onlar, gelecekteki tedariğimizin kısıtlanmasından ziyade AB’den bağımsız kalma talebini yerine getirme konusunda daha çok endişe taşıyor. Johnson, hem ulusal güvenlik katkısına yapılacak ödemeleri arttırmayı hem de vergi gelirlerinin büyük oranını eğitim, polis, geniş bant ve altyapıya ayıracağının sözünü veriyor.

Bunların bir kısmı zamanla İngiltere’nin üretici potansiyelini arttırabilir ancak buradaki problem, özellikle anlaşmasız ayrılık durumunda yakın zamanda mevcut potansiyelden birçok ürünün eksilebilme ihtimali.

İlk problem, Avrupa Birliği ile olan ticarete erişimin düşmesi. Gümrük birliği dışında kalan İngiliz firmaları Avrupa’nın arz zincirinden ayrılacak ve öncesine göre rekabet etme gücünü kaybedecek. İkinci olarak da önceden İngiltere’ye mutlu bir şekilde yatırım yapan yabancı şirketlerin başka yerlere yönelmesi üretim kapasitemizi düşürebilir.

Üçüncü olarak Birleşik Krallık, Avrupa’da kaybettiği fırsatlar ve dünyanın geri kalanındaki fırsat yoksunluğu arasında sıkışıp kalacak ve ihracatçılar bu koşullar altında iyi bir şeyler yapmak için mücadele edecek. Dördüncüsü, göçmen işçiler başka yerlere yöneldiklerinde, İngiliz şirketleri başlangıçta gerekli becerilere sahip olmayan işçiler için daha yüksek ücretler ödemeye başlayacak: kar marjları kaçınılmaz bir şekilde baskı altına girecek ve bazı işletmeler ayakta kalamayacak.

Keynes, savaşın maliyetlerinin nasıl ödeneceğini açıklamıştı. 10 Numara’ya erişen kim varsa Brexit maliyetlerini ödemek için çalışmak zorunda kalacak. Eğer İngiltere’nin üretken potansiyeli gücünü kaybederse, bir miktar mali destek çok az başarılı olacaktır. İthalat yapabilme amacıyla mali teşvik yardımlarının arttırılması talebi cari açığın daha fazla artmasına neden olacaktır.

Bu durum, tek bir pazar içinde güvenli bir şekilde yer alan bir İngiltere’ye bol miktarda yabancı yatırım yapıldığında çok önemli olmazdı. Bunun dışında, sterlinin baskı altında aşağı yönlü seyretme ihtimali her zaman var. İhracatçılar için çok kötü bir durum söz konusu olmayacak ancak ithal ürünlerin artan fiyatları, hane halkını daha yoksul yapacak.

Peki İngiltere Bankası buna nasıl cevap verecek? Son zamanlarda Threadneedle Sokağı’ndan çok daha belirgin bir şekilde yumuşak bir ses tonu geliyor. Geçen hafta bankanın Para Politikaları Komisyon Üyesi Gertjan Vlieghe, İngiltere’nin anlaşmasız bir şekilde süreci sonuçlandırması durumunda faiz oranlarının sıfıra yaklaşması için mutlulukla baskı yapacağının sinyalini verdi. Muhtemel bir güven kaybı göz önüne alındığında, bu makul olmayan bir durum değildir. Yine de faizlerin düşmesiyle birlikte geniş mali teşvikler, sterlinin aşağı yönlü seyretmesine neden olacak şekilde baskı yapacaktır. Bu durum enflasyon açısından incelendiğinde bir sorun oluşturmasa da yüksek ithalat fiyatlarına ve hane halkı gelirlerinin düşmesine neden olacaktır.

Son yıllarda Birleşik Krallık’ın üretkenlik performansı kötü durumdadır; kişi başına düşen üretim artışı salyangozun adımları kadardır. Herhangi bir şekilde sonuçlanacak Brexit muhtemelen bunu daha da yavaşlatacaktır. Zor koşullar içerisinde gerçekleşen Brexit resesyon riski barındırmaktadır.

Yakın zamanda tüm bunların sonucu olarak talep şoku, Birleşik Krallık’ın en büyük sorunu olmayacaktır ancak arz potansiyelimiz ciddi bir yara alırsa, yakın zamanda talebi desteklemek için atılmış adımlar kar getirmeyecektir. Zayıflayan üretim vergi gelirlerini etkileyecek; bütçe açığını arttıracaktır. Tüm bunlar; gelecek hükümetin, Johnson, Hunt ya da Corby’nin planladığından daha fazla borçlanmasına yol açacaktır.

Devletin borçlanma maliyetlerinin şu anda çok düşük olduğu göz önüne alındığında, daha büyük bir bütçe açığının finanse edilmesi zor olmayacaktır. Yine de kontrolünü ele almak üzere olduğumuz tüm iddialar için, yaşam standartlarımızın yatırım, iş ve sterlinin döviz üzerindeki değerine bağlı olduğunu unutmamamız gerekir.

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Yunus Berkay Doğan

Yunus Berkay Doğan
TESAD İngilizce Çevirmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir