Ana Sayfa / Yazılarımız / Siyaset / Film Analizi / Salkım Hanım’ın Taneleri / Film Analizi

Salkım Hanım’ın Taneleri / Film Analizi

Yazan: Berat B.AYMAZ

Salkım Hanım’ın Taneleri

Künye

Yönetmen: Tomris GİRİTLİOĞLU

Senaryo: Etyen MAHÇUPYAN, Tamer BARAN

Yapımcı: Cafer ÖZGÜL

Film Müzik Bestecisi: Tamer ÇIRAY

Tür: Drama, Tarihi Kurgu

Ülke: Türkiye

Yıl: 1999

Oyuncular: Hülya AVŞAR (Nora), Zuhal OLCAY (Nefise), Zafer ALGÖZ (Durmuş), Derya ALABORA (Nimet), Uğur POLAT (Levon), Yavuz BİNGÖL (Asker), Güven KIRAÇ (Bekir), Kamra USLUER (Halit Bey), Nurseli İDİZ (Belirsiz), Murat DALTABAN (Klarnetçi Artin).

Ana Hatlarıyla

Salkım Hanım’ın Taneleri adlı bu film, ticaret hayatının getirmiş olduğu zenginlik şehveti ile özel yaşamın gizliliğini açığa vurmuştur. Gelişen olaylar neticesinde filmin asıl işlenen konusu ise Varlık Vergisi’dir. Varlık Vergisi, ticaret yapanların gayrimüslim olması sebep gösterilerek tüm ticaret hacminden büyük vergilere çarptırılıp ardından Erzurum’un soğuk iklim şartlarına mağruz bırakılan insanları TCDD’de çalıştırılarak, takribi doksan beş kuruşa çalıştırılıp, bunun altmış beş kuruşu yemek giderleri gösterilip, kalan yirmi beş kuruş ise Varlık Vergisi borçlarının kapanması için belirlenmiştir. İşlenen bu konu da filmin giriş yılı itibariyle çokça eleştirilere mağruz kalmıştır. Vergi, sadece gayrimüslimlere uygulanan bir vergi çeşidi değildi, aslında Türk olanlar da bu vergiye tabii tutulmuştur. Salkım Hanım’ın Taneleri, Türkiye’nin 1938-1944 yılları arasında geçen enflasyon durumunu yansıtmaktadır. Varlık Vergisi, 11 Kasım 1942 tarih ve 4305 sayılı kanunla olağanüstü servet vergisinin adıdır.

Olay Örgüsü

Nora’nın istemediği bir birliktelik gerçekleşmiş ve daha sonra hayatını Halit Bey ile birleştirmiştir. Nora yaşadığı travma sebebiyle yakalandığı psikolojik hastalıkla cebelleşirken, Halit Bey ise bu duruma hep üzüntü duymuştur. Nora’nın erkek kardeşi Levon ise bu durumdan hiç hoşnut değildi fakat ne Halit Bey ne de Levon, Nora’nın başından geçen bu olayı bilmiyordu. Halit Bey, varlıklı ve ağırlığı olan, tanınan bir ticaret adamıdır. Levon ise ablasıyla evli olan Halit Bey vasıtası ile ticaret hayatına kumaşçı olarak atılmıştır. Tabi birde Halit Bey’in sağ kolu olan Bekir, güvenilir bir hizmetkardır, taa ki Niğde’den göç etmiş ahbabı Durmuş gelene kadar…

Nora’nın bu hastalığı Halit Bey’i epeyce yalnız bırakmıştır. Nefise ile vakit geçirmeye başlayan Halit Bey, bu birlikteliği uzun süre sürdürememektedir. Çünkü Nefise, parayı seven, para kimde ise tarafını ona göre alan biridir. Niğde’den göç edip İstanbul’a gelen Durmuş ve Nimet’e yardımcı olan Bekir, Halit Bey’den Durmuş’a iş istemektedir. Ticaretin alt kesiminde yani hamallık kısmına giren Durmuş, bu durumu kendisine yediremez. Gözü daha sonradan açılan Durmuş, Bekir ile iş kurmak ister. Fakat ne Durmuş’un ne de Bekir’in iş kurmak için yeterli paraları yoktur. Halit Bey ve Levon, Bekir’in hatrı için bir şekilde iş kurmalarına yardımcı olurlar. Durmuş kötü ortak, Bekir ise iyi ortak rolüne bürünür. Varlık Vergisi’nin ortaya çıkması itibariyle Levon, gayrimüslim olmasından mütevelli vergisinin bir kısmını ödeyemediğinden dükkanını satar fakat Bekir’e vermiş olduğu borç parayı alamayınca durumu iyice kötüye gider ve Aşkale’ye kadar sürgün yer. Bu süre zarfında Nora, hem kendi canına hem de bebeğini canına kıyarak hayatına son verir.

Bu olaylar gerçekleşirken Durmuş, Halit Bey’in sahip olduğu tüm varlıklarını satın alır. Halit Bey ise ticaret adamı olmasından dolayı vergisini ödemekte razı kalır. Kalır kalmasına lakin Durmuş’un tüm planları Halit Bey’i de alt üst eder. Vergi dairesinde gayrimüslim olduğunu öğrenince o da taa Aşkale’ye sürgün yer. Halit Bey, sürgün yediği yılı içerisinde Nora’nın kendi canına kıydığını Durmuş’un Halit Bey’e yazdığı mektup ile anlar. Halit Bey, sürgünden kaçmak için bir yol bulur ve karlı, sert soğuklara rağmen düşer yollara. Levon ise Halit Bey’in arkasından gider. Levon, Halit Bey’i ne kadar kurtarmak istediyse de Halit Bey, yorgun düşer ve donarak ölür. Levon tam o sırada Halit Bey’in cebinden bir mektup çıkarıp cebine koyar. Levon sürgünden kaçtığı için sürgün hapishanesine konulur.

Günün birinde sabah vakitlerinde hazırlanan Aşkale sürgünleri, bir müfettişin Varlık Vergisi’nin sona erdiğini ve geri İstanbul’a dönebileceklerini beyan eder. Levon ve diğer gayri müslim arkadaşları yola koyulup İstanbul’a dönerler. Bekir, Levon’un yolunu dört gözle bekler ve Levon’u evinde misafir eder. Levon, Halit Bey’in öldüğünü Bekir ve Nedime’ye söyler. Tam o vakit Levon, Halit Bey’in cebinden almış olduğu mektubu Bekir’e verir ve Bekir bu hışımla Durmuş’un yanına gider. İşte Durmuş’un planı burada tutmuş idi. Sonradan anlaşılan bu durum Bekir sayesinde ortaya çıkar. Bekir’in canına tak eden bu durum neticesinde Durmuş ile giriştiği kavgada Bekir, Durmuş tarafından vurulur ve hayatını kaybeder.

Varlık Vergisi’nin Yasa Gerekçesi

Varlık Vergisi kanununun resmi gerekçesi, hükümet tarafından “olağanüstü savaş koşullarının yarattığı yüksek kârlılığı vergilemek” olarak dile getirilmiş ve herhangi bir dini veya etnik grubu hedef almamıştır. Oysa basına kapalı olarak yapılan CHP grup toplantısında başbakan Şükrü Saracoğlu’nun vurguladığı gerekçeler farklıdır: “Bu kanun, aynı zamanda bir devrim kanunudur. Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz.”[5] “Bu memleket tarafından gösterilen misafirperverlikten faydalanarak zengin oldukları halde, ona karşı bu nazik anda vazifelerini yapmaktan kaçınacak kimseler hakkında bu kanun, bütün şiddetiyle uygulanacaktır.[6] Bazı kaynaklarda sadece Müslümanlar için olduğu belirtilen düşük vergiler aslında büyük çiftçilerden alınmıştır ve yasada %5’i geçemeyeceği belirtilmiştir.[7]

 

Sonuç

Salkım Hanım’ın Taneleri’ni bu bağlamda incelemek gerekirse, Varlık Vergisi, toplumsal değişim tiplerinden zorlayıcı etmen olmasına sebep olmuştur. Halit Bey’in, Levon’un ve birçok gayrimüslimin zorunlu vergiye tabii tutulması, toplumsal hareketi tetiklemiştir. Halit Bey, aşağı dikey toplumsal hareketliliğe maruz kalarak bulunduğu üst sınıftan çıkmıştır. Levon karakteri de Halit Bey gibi, bulunduğu orta sınıftan alt sınıfa geçmiştir. Durmuş ise alt sosyo-ekonomik durumundan karaborsacılık yaparak üst sınıfa geçiş yapmıştır. Toplumsal hareketliliğin bu denli değişimi aslında ticaretin ne kadar önemli bir boyutta olduğunu göstermektedir. Söz konusu ticaretin doğruluğu en neticede önem arz etmektedir. Olağanüstü bir karar ile gerçekleşen bu durum Varlık vergisi ile ortaya çıkmıştır. Varlık Vergisi’nin, günümüz ÖTV ve KDV’den farkı bulunmamaktadır. Vergilendirme aşamaları günümüz Türkiye’sinde her kademeye yayılmış bulunmaktadır. Dönemin hükümeti bu durumu mecliste sert bir üslup ile dile getirmiştir ve Varlık Vergisi son sürat uygulamaya geçmiştir.

 

Not: Filmin senaryosu Yılmaz Karakoyunlu’nun kaleme almış olduğu Salkım Hanım’ın
Taneleri romanından uyarlanmıştır. Peki Yılmaz Karakoyunlu kimdir ?


Yılmaz Karakoyunlu

26 Nisan 1936 yılında İstanbul’da doğmuştur. 1955 yılında Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi’ni
bitirmiş ardından Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden 1959 yılında mezun olmuştur.
Doktorasını İstanbul Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Karakoyunlu, eski İstanbul milletvekili
olmakla beraber kültür ve sanat alanında, edebiyat alanında ailesinden gelmiş olan yapı
itibariyle bu alanda da kendisini geliştirmiştir

Yılmaz Karakoyunlu’nun kaleme almış olduğu Salkım Hanım’ın Taneleri, Türkiye’nin İkinci Dünya
Savaşı sonrası İstanbul’daki ekonomik buhranı yansıtmaktadır. Romanın filme uyarlanmasıya
beraber dönemin siyasi tabanları tarafından eleştirilere tutulmuştu. Mesleki ve edebi eserleri ile
dikkat çekmiştir. Salkım Hanım’ın Taneleri romanı ile 1989 Yunus Nadi Roman ödülü birinciliğini
kazanmıştır.

Yılmaz Karakoyunlu çalışmalarını hem siyasi hem edebiyat hem de finans alanında bir bütün
halinde sürdürmüştür. Karakoyunlu’nun edebi kişiliği kendi çevresinde çok ilgi görmüş ve
görmeye devam etmektedir.

Varlık Vergisi’ni kavrayabilmek için okumalar önerileri:

A. Başer Kafaoğlu – Varlık Vergisi Gerçeği.

Corry Guttstadt, Turkey, the Jews, and the Holocaust. Cambridge University Press, 2013.

Andrew G. Bostom, The Legacy of Islamic Antisemitism: From Sacred Texts to Solemn History. Prometheus Books; Reprint edition, 2008.

Nergis Erturk, Grammatology and Literary Modernity in Turkey. Oxford University Press, 2011.

Siyasi Anılar 1939-1954, Faik Ahmet Barutçu, Milliyet Yayınları, (Varlık Vergisi ve Türkleştirme Politikaları, Ayhan Aktar, İletişim Yayınları).

 

Yazar Hakkında

Berat B.AYMAZ

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir