Ana Sayfa / Çeviriler / Makale Çevirileri / ŞAKIR ŞAKIR İNGİLİZCE KONUŞAMAMAMIZIN 6 NEDENİ: Bir İngilizce Öğretmeninin İtirafları

ŞAKIR ŞAKIR İNGİLİZCE KONUŞAMAMAMIZIN 6 NEDENİ: Bir İngilizce Öğretmeninin İtirafları

Çeviren: Merve Nur Bayraktar

7 yıldan beri İngilizce öğretmeniyim ve öğretmeyi gerçekten sevdiğimi söylemek
zorundayım.
Bir öğretmen olarak benim mesleğimin çerçevesi oldukça basit: İnsanlara İngilizce
öğretmek. Yüzlerce metodun ve tekniğin arasından ayrı ayrı her bir öğrencimin
öğrenebilmesi için en kolay, en eğlenceli ve en etkili yolu bulmaya çalışıyorum.
Sınıf dersleri, özel dersler, iş İngilizcesi, testlere hazırlık dediğiniz şeyler hakkında
düşündüm ve İngilizce öğretimi hakkında tecrübeler edindim.
Ne var ki tüm bu öğretim yılları boyunca pek çok farklı kişi, derslerimize katılarak kişisel soruları için benim tüm vaktimi ve enerjimi çalıyorlardı. Bu kişilerin arasında yaygın bir trend olarak %80’inin kendilerini akıcı bir şekilde İngilizce konuşabilir hale getirmemek için engellediklerini fark ettim.
Siz de o kişilerden biri misiniz?  Yoksa öğrencilerinizin neden gerektiği gibi
öğrenemediğini anlayamadığı için delirmiş başka bir İngilizce öğretmeni mi?
Bugün İngilizce’yi neden tam anlamıyla öğrenemediğinizin 5 nedeni üzerinde duracağım.
1) İNGİLİZCE ÖĞRENMEYİ YETERİNCE İSTEMİYORSUNUZ
Birçok insan İngilzce öğrenmeyi GERÇEKTEN istemiyor. Sadece öğrenmeye
meyilleri var. Sahi üzerinde bir saniye düşünün, İngilizce öğrenmeyi ne kadar
istediğinize 1 ile 10 arasından kaç verirsiniz?
Birçok insan bana İngilizce öğrenmeyi gerçekten ama gerçekten istediklerini ve
onlara İngilizceyi öğretmem için her şeyi yapabileceklerini söyleyerek gelip
İngilizce dersi almak istiyorlar. Hiç şaşmaz ilk hafta, bazen de ilk ay bütün derslere katılırlar, boş zamanlarında yapmalarını söylediğim aktiviteleri yaparlar ve bazen de İngilizce öğrenmekte olanlara sosyal hayatta pratik yapmaları için her ay düzenlediğimiz partilere bile gelirler.
Fakat bu öğrenme heyecanından sonra, dil öğrenmeye dair tüm istekleri gözden
kaybolur ve İngilizce dersleri için ödedikleri paranın candy crush puanları ya da
başka birtakım boş işler için harcamanın daha iyi bir fikir olduğuna karar verirler.
İngilizce ya da başka bir dil, tek derste öğrenilemez, emek ve çaba ister. Eğer size
dil öğrenmek için haftada 3 ya da 4 saatin yeterli olacak gibi geli gibi geliyorsa,
belki de siz sadece candy crush oynamalısınız.
SMXLL

2)ÇÜNKÜ SİNİR BOZUCU BİR MESLEKİ MECBURİYET
Tamam belki ilk kısımda biraz hoyrat davrandım, bazı insanlar için İngilizce
öğrenmenin cool bir hobiden ziyade iş icabı olabileceğini anlıyorum.
Eğer işiniz öyle gerektirdiği için İngilizce öğrenmek zorundaysanız, o halde sizin
için en iyisini temenni ederim.
Biliyorum ki müşterek dünyamız oldukça acımasız bir yer ve mülakatta diğer aday
kadar iyi İngilizce konuşamıyorsanız muhtemelen işi alamayacaksınız.
Bu tür öğrenciler genellikle bana dürüst davranır, hatta bazen İngilizce’den ne
kadar nefret ettiklerini söylerleseler de bu, paralarını bira içip candy crush
oynamak yerine İngilizce kursları için harcadıkları gerçeğini değiştirmez.
İngilizce öğrenmeyi mesleki bir zorunluluktan ibaret görmek durumu daha
eğlenceli kılmaz ve öğrenmek için size motivasyon da sağlamaz. İngilizcenin
hayatınıza sağladığı başka faydaları bulup bunu derslerinizde odak noktası haline
getirmelisiniz. Zaten bütün gününüzü iş konuşarak geçiriyorsunuz, neden İngilizce dersleriniz eğlenceli konularla tamamen farklı olmasın?
Eminim ki İngilizce öğretmeniniz de konuşmaktan memnun olacağınız bir konu
sayesinde sizinle iletişim kurarak İngilizce öğrenmenize katkıda bulunacağı için
mutlu olacaktır.
3) ALIŞKANLIK HALİNE GETİRMEDİNİZ
Bir işte iyi olmak istiyorsanız onu düzenli olarak yapmanız gerekir. Başarılı olduğunuz bir işi düşünün, o işte nasıl bu kadar iyi oldunuz?
Eğer doğuştan gelen bir yetenğiniz yoksa muhtemelen o yeteneği kazanmak için çokça
vakit ayırmanız gerekti, en azından günde 10-20 dakika kadar. bu durum dil öğrenmek
için de gerkli. Bir konuşma pratiği alışkanlığı geliştirmden İngilizcede yetkinlik
kazanmanız zor.
Öğrencilerime boş zamanlarında yapmaları için verdiğim klasik bir egzersiz de zaman
dönüştürmedir. Bunun amacı günde 3 kez zaman dönüştürme tablosuna bakıp bir
sonraki derste bana neler yaptıklarını anlatmaları.
Eğer alışkanlık haline getirirseniz muhtemelen günde 5-10 dakikanızı alacak oldukça
basit bir egzersiz. Pek çok kişi tembelliğe vurup tüm fiilleri dersten bir saat öncesinde
haletmeye çalışıyor ve haliyle sıkışıp vazgeçmek istiyorlar.
Anlayamadıkları şey şu ki bu egzersizin sağlayacağı şey yalnızca fiil çekimlerini öğrenmek değil aynı zamanda iyi alışkanlıklar da geliştirmek. Her şeyi son dakikaya bırakmak ve stres yapmak bir şeyler öğrenmek için sağlıklı bir yöntem değil. Kendinizle barışmalı, hazır hale gelmeli ve öğrenme yeteneğinizi en üst seviyeye ulaştırmak için stresten uzak kalmayı alışkanlık haline getirmelisiniz.
Buradaki 10-20 dakika, öğrenmeniz için dersten önce koşturarak harcadığınız 2 saatten
daha iyidir.
SMXLL

 4) Bahaneniz Yok
Ne diyorsunuz? Sahiden çok meşgulsünüz ve hiç çalışacak vaktiniz olmadı öyle mi? İlginç çünkü Facebook durumunuz cumartesi günü yapacak hiçbir şey bulamadığınız için sıkıldığınızı söylüyordu.
Bir çok insan kendi öğrenme süreçlerinden kendilerini sorumlu tutmaz. Birçok
öğrencime kayıtları dinleme, makaleleri okuma ya da herhangi bir şekilde çalışmaya
fırsatları olup olmadığında tipik cevap şu oluyor : Çok meşguldüm, hiç vakit bulamadım. Belki doğrudur ama öyle olduğundan ciddi şekilde şüphelerim var. Bir şeyler gerçekten öğrenmek isterseniz vakit bulacaksınızdır. İngilizce öğretmeninize yalan söylemenizin bir anlamı yok çünkü sadece kendinize yalan söylüyorsunuz. Bunu söyleyen kişi çalışmış olup olmamayı gerçekten önemsemiyor, onlar İngilizce öğrenmeye ihtiyaç duymuyor; siz duyuyorsunuz.
Öğrencilerimi yalan söylemekten kurtarmak için onları "vaktim yoktu" demek yerine; önceliklerim arasına almadım demeye zorluyorum. Bu da öğrencinin çalışmamış olmasına yol açan durumun kendi problemi olduğunu ve dışarıdan gelen bir engel olmadığını fark etmesini sağlıyor.
SMXLL

5) Hocanın Bir Çeşit Sihirbaz Olduğunu Düşünüyorsunuz
Bir sihirbaza ya da büyücüye gidebildiğinizi hayal edin içtiğinizde hemen İngilizce
konuşabileceğinizi sağlayacak bir karışım hazırlamasını isteyin. Malesef ki özel ders alan bazı insanlarda bu düşünce oluşuyor. Pardon ama benim sihirli değneğim ya da büyülü karışımlarım yok. Şunu görmek zorundasınız ki kişisel bir öğretmen bir tur rehberinden daha fazlasıdır. Biz size İngilizce öğrenmeyi ve doğru yoldan giteyi öğretiyotuz. Süreç boyunca elinizden tutup sorularınızı cevaplıyoruz.
Eğer haftada 1 ya da 2 dersin İngilizceyle ilgili her şeyi öğrenmeniz için yeterli olacağını
düşünüyorsanız, kusura bakmayın ama yanılıyorsunuz.
6) Anlayamayacağınızı Düşünüyorsunuz
Ve son olarak şunu söylemek zorundayım ki İngilizce konuşmayı öğrenmek roket bilimi
değil. Meseleyi karmaşıklaştırmayın. Öğrenme sürecinde olan pek çok kişi, kendilerinin dil öğrenecek bir insan tipi olmadığı fikrine sahiptir. Ve bu düşünce tarzıyla tabi ki de hiçbir zaman öğrenemezsiniz. Sınıf arkadaşlarınızın sizden daha hızlı öğreniyor olmaları, sizden daha zeki oldukları anlamına gelmiyor. Aptal gibi hissetmenize gerek yok. Herkesin zeka türü ve öğrenme metodu kendine hastır.
SMXLL

Kaynak:
www.reallifeglobal.com
Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

TESAD

Avatar
Tarih Ekonomi ve Siyaset Araştırmaları Derneği

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir