Ana Sayfa / Listeler / Kültür Sanat Listeleri / Sabah Yıldızı Sabahattin Ali’ nin 7 Maddede Hayatı
sabahattin alinin hayatı

Sabah Yıldızı Sabahattin Ali’ nin 7 Maddede Hayatı

Sabahattin Ali 1907 yılının şubat ayının yirmi beşinde dünyaya gelir. Yüzündeki pırıltıdan dolayı komşuları ‘Sabah Yıldızı’ lakabını  takar. Kısacık ömrüne rağmen edebiyat dünyamıza çok değerli eserleri katan Sabahattin Ali’ yi ömrünün belki ideallerine yetmediğini düşünerek doğum gününde anmak istedim. Eserleriyle ortaokulda tanıştığımda benim için duygusal, romantik bir yazarken ilerleyen yaşlarımda şiir ve kitaplarında hissettiğim toplum kaygısı beni derinden etkilemişti. Yankıları 1940’ lardan bu yana süren, sayılı eserin sayısız etkisini hissettiren yazarımız Sabahattin Ali’ nin hayatını öğrenelim.

1.Çocukluk Dönemi

sabahattin ali'nin çocukluğu

Sabahattin Ali’ nin memur babası dolayısıyla Edirne’de doğmasına rağmen çeşitli şehirlerde hayatı geçmiştir. Özellikle Edremit’teki hayat sürecinin sancıları belki de onun bu denli kırılgan ve içli edebi kişiliğinin ilk adımı olabilirdi. Edremit’ te ailecek maddi sıkıntılar çeken Sabahattin Ali’ nin ailesinde tek sorun para da değildi. Annesinin kardeşi Fikret’le daha çok ilgili olması Sabahattin Ali’ yi daha içine dönük bir çocuk haline getirmişti. Zaten 16 yaş gibi erken bir yaşta hayatını başka biriyle birleştiren Sabahattin Ali’ nin çocukluk dönemi çok da uzun sürmemişti. Tüm bunlara rağmen ise eğitim hayatı botunca hep parlak bir öğrenci olmuştur.

“İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.”

2. Eğitim Hayatı

Sabahattin Ali'nin eğitim hayatı

Sabahattin Ali defalarca okul değiştirmesine rağmen arkadaşları içinde örnek bir öğrenci olmayı başarmıştı. Genç yaşında derslerine rağmen okulda arkadaşlarıyla okul gazetesi çıkarıp sanata olan ilgisini sadece tek yönlü değil tiyatro ve şiir alanında da geliştirmişti. Dönem gazetelerine şiirlerini ve yazılarını göndermeye başlaması edebiyatımızdaki ayak seslerine işaret ediyordu. Bir süre sonra okul disiplininden sıkıldığı için okulu iyice asmaya başlamış her fırsatta tiyatroya gider olmuştu. Bu durumlar sonucunda ise okul idaresi tarafından baskı altına alınmış ve Sabahattin Ali’nin ilk intihar girişimi gerçekleşmişti. Tüm bunlara rağmen ise mektep lisesinden mezun olmuş ve Anadolu topraklarında eğitimci olarak insanlar yetiştirmeye başlamıştı.

“Etrafımız o kadar çirkefle dolu ki, temiz kalmak için bir tek çare kendi dünyamıza çekilmek ve muhitle, hiç olmazsa manen, alakamızı kesmektir.”

3. Edebi Süreç

Sabahattin Ali'nin edebi hayatı

Sabahattin Ali edebi hayatının ilk yıllarında sanatı “İçinde yaşanan cemiyet şartlarının şuurlu veya şuursuz bir ifadesi” olarak tanımlamıştı. Daha sonra da sanatın yalın bir duygu belirtme aracı durumuna karşı çıkarak “sanatın bir maksadı olmalı” değerlendirmesinde bulundu. Hatta bir röportajında sanatın insanı yükseltmek ve daha iyiye götürmek dışında bir maksadının olmadığını belirtti. Tam bu açıdan sonra artık Sabahattin Ali edebiyat dünyamız için toplumsal gerçekçi temellere oturtmuş fikir dünyasına sahip olmuştu. Şiir için ise her zaman anlam yüklenemeyeceğini bazen sadece manen genişlemek ve rahatlamak için aracı olabileceği düşüncesine de hâkimdi. Edebi eserlerde esli-yeni tartışmasına şiddetle karşı çıkar edebiyat onun için iyi-kötüden ibaret olmuştu. Dilde sadeleşme akımında ise destekçi olurken bunun dozunda olması gerektiğini düşünen safta yer almıştı.

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül, aldırma

Dışarda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül, aldırma

Görmesen bile denizi
Yukarıya çevir gözü
Deniz dibidir gökyüzü
Aldırma gönül, aldırma

4. Toplumsal Kaygısı

Sabahattin Ali toplumsal kaygı

Edebi hayatı çok erken yaşta başladığı halde toplumsal gerçekçilik bakış açısını kazandıktan sonraki eserlerini tanımışızdır hepimiz. Çünkü kendisi de böyle tanınmak istemiş hatta çocukluk dönemlerinde yazdığı yazılar için okuyucunun affına sığındığını belirtmiştir. Toplumu bu derece merkeze alan yazarımız yine o zamanlarda Atatürk aleyhine yazı yazması gerekçesiyle yargılanmış hatta hapis cezasına mahkûm bırakılmıştır. Yazar, sağ ve sol kesim tarafından birtakım eleştirilere maruz kalmış. Ülkenin sol kesimi kendisini lüks ve burjuva görünümlü yaşantısından dolayı daha radikal tavırlar almaya zorlarken, sağ kesim de sosyalist misyon yüklenmek istenen birisinin Dil Kurumu’ nda görev almasını doğru bulmuyordu. Sağ kesimin eleştirilerinin başlıca kaynaklarından birisi de Sabahattin Ali’ nin Almanya’dan dönen öğrenci grubundaki kişilerden daha önce ve daha etkili görevlere getirilmesiydi. Sabahattin Ali ise tüm bu tartışmalar aleviyle sürerken ideolojik sebeple yattığı hapis cezası ardından bu baskıdan uzaklaşmak adına ülkeyi terk etme kararı almış ve genç yaşında yine vatan topraklarında can vermiştir.

Göklerde kartal gibiydim.
Kanatlarımdan vuruldum

Mor çiçekli dal gibiydim,
Bahar vaktinde kırıldım.

5. Erken Yaşta Ölümü

Sabahattin Ali ölümü

Sabahattin Ali’ nin Edirne’ye gitmekteki amacı Bulgaristan sınırını aşarak Avrupa’ya ulaşmaktı. Kendisine yasal yollardan pasaport verilmediği için kaçak yollarla bu amacına ulaşmaya çalıştı. Bulgaristan sınırını denemeden önce de Suriye sınırından kaçmak istedi fakat başarılı olamadı.

 Ali Ertekin’in ölüm için verdiği ifadeye göre Sabahattin Ali’ nin kendisine sınırı geçtikten sonra Bulgaristan ve Rusya’da çalışmalar yaparak Türkiye’de komünist bir ihtilal çıkaracağını söylediğini ve konuşmalarından onun kötü bir insan olduğunu düşündüğünü söyledi. İlerleyen vakitlerde Ertekin, Sabahattin Ali’ yi kitap okuduğu sırada elindeki bir sopayla kafasına defalarca vurarak öldürdü. Öldürmesine gerekçe olarak da millî hislerini tahrik ettiğini öne sürdü. Sabahattin Ali’ nin ölümüne ait yeterli bilgi olmamasına rağmen erken yaşta ölümü hem edebiyatımız hem de düşünce dünyamız için büyük kayıplardan biri olmuştur. Ölümüne inanmayanlar da vardı. Elbette geride bıraktığı öyküleriyle romanlarıyla o zaten hiç ölmeyecekti. Tüm yaşamı boyunca aklından ve kalbinden koparıp yazdıklarıyla bir Sabahattin Ali geçti bu dünyadan. İyi ki.

“Bu ölü toprakların üstünde hiçbir şey ölmek ve öldürmek kadar kolay değildir.”

6. Eserleri

  • Değirmen, 1935
  • Kağnı, 1936
  • Ses, 1937
  • Yeni Dünya, 1943
  • Sırça Köşk, 1947
  • Kuyucaklı Yusuf, 1937
  • İçimizdeki Şeytan, 1940
  • Kürk Mantolu Madonna, 1943

7. Bestelenen Şiirleri

  • Hapishane Şarkısı V (Aldırma Gönül – Kerem Güney, Edip Akbayram)
  • Leylim Ley (Zülfü Livaneli)
  • Hapishane Şarkısı I (Göklerde Kartal Gibiydim – Edip Akbayram)
  • Hapishane Şarkısı III (Geçmiyor Günler – Ahmet Kaya)
  • Çocuklar Gibi (Sezen Aksu)
  • Kız Kaçıran ( Ahmet Kaya)
  • Kara Yazı (Ahmet Kaya)
  • Melankoli (Nükhet Duru)
  • Eskisi Gibi (Ben Yine Sana Vurgunum – Nükhet Duru)
  • Dağlar (Dağlardır Dağlar – Sezen Aksu)

Kaynakça

https://tr.wikipedia.org/wiki/Sabahattin_Ali

https://1000kitap.com/yazar/sabahattin-ali/alintilar

https://www.ensonhaber.com/biyografi/yazar/sabahattin-ali-kimdir

https://www.antoloji.com/sabahattin-ali/hayati/

http://www.dusuncekahvesi.net/2011/09/sabahattin-ali-incelemesi.html

 

Yazar Hakkında

Buse Yılmaz / TESAD Liste Birimi Yazarı

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

TESAD

Tarih Ekonomi ve Siyaset Araştırmaları Derneği

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir