Rusya'da Feminizmin Doğuşu Rusça Çeviri Tesad

Rusya’da Feminizmin Doğuşu

Batı Avrupa ülkelerinde, toplumsal cinsiyet eşitliğinin destekçileri ve rakipleri taraflara bölünürken, Rus İmparatorluğu’nda bu konu gündeme gelmemekteydi. Rusya’da kadınların olanaklara erişimi göz ardı edilmekteydi. 19.yüzyılın ortasında farkındalığın artmaya başlamasıyla birlikte kadın toplulukları faaliyete geçmiştir.

Öncelikle, kadın sendikaları 19. yüzyılın 50’li yıllarında oluşmuştur. Kuruluşlar, eğitime erişmek ve ücretlendirilebilmek için mücadele etmiştir. Bu hareketler varlıklı kadınların, üst düzey ailelerin ilgisini çekerken, katılımcılar ise eğitim faaliyetleri ile ilgileniyordu. Kısa sürede açılan “Yüksek Kadın Kursları” ile mesleki eğitim alınabiliyordu ve kadın hakları konusu gündeme geldi.

Ancak yakın zamanda tek cephe ayrışmaya gidecekti; bilindiği üzere Bolşevikler genel oy hakkını savunurken, liberal kanat ise kadınlar ile erkekler arasındaki farkı tanıma ve mücadele etme çağrısında bulundu.

Buna rağmen 20.yüzyılın başlarında “Kadınların Eşitliği Birliği” 50’den fazla şehirde 10 binden fazla katılımcıya sahipti. Katılımcılar gelecekte yürürlüğe girecek olan cinsiyet eşitliği yasası için temel hazırladı.

Rusya’da geniş çaplı feminizm hareketi devrimden sonra gerçekleşmiştir. Geçici hükümetin bulunduğu bina önünde toplanan binlerce kadının çabası, kadınlara oy kullanma hakkı kazandırmıştır.

Başlangıçta “Eşitlik Birliği” ile Bolşeviklerin fikirleri aynı idi ancak sonrasında tarafların yolları ayrıldı. SSCB’de kadınlara, onların kabul etmek istemeyeceği roller veriliyordu. Partiler ile işbirliği yapmayı reddeden organizasyonlar dahi feminizm ideolojisini de reddediyordu.

Bolşevikler ise kadınlara verilebilecek bütün hakları destekleyerek propagandasını yapmışlardır.

İlginç uygulamalar ise daima evlilik yasasıyla ilgili olmuştur; öncelikle zayıflatıldı daha sonra, iç politikaya bağlı olarak sıkılaştırıldı. Bundan ise en çok zararı erkeklerin eşleri görmüştür.

Feminist faaliyetlerde bir sonraki zirve ise 70-80’lerde görülmüştür. Birçok kadın sorununu ele alan muhalif kadın dergileri ortaya çıkmıştır: iki cinsiyet arasındaki ilişkinin psikolojik yönünden başlayan, kürtaj ve tecavüz üzerine birçok konuyu da bu dergilerde görmek mümkündü. Dergilerin yazarları başta Hristiyan bakış açısıyla konuşarak feminizm düşüncesini arka plana itiyordu.

Bu tarz samizdat* yayınlar (Sovyet ülkelerinde yazılmış kaçak yayınlar ve bu yayınların illegal yollarla dağıtılması) yurtdışında popülerdi ancak ülke içerisinde gizli servisler tarafından hemen ele geçiriliyordu. Zamanın feministleri KGB tarafından işkence gördü ve samizdat yayınları ile ilgilenen aktivistler ise ülkelerini terk etmek zorunda bırakıldı.

Çağımızda, kadın sorunun başarıyla çözüldüğü ve konunun kapandığı düşünülmektedir -Yasalar her yaştan kadına, siyasal, sosyal ve diğer hakların erkeler ile eşit oranda uygulanmasını sağlamaktadır.

Makale Yazarı: Aleksander Tolmacev

[toggle title=”Kaynakça” state=”close”]

Kaynak: http://www.glavtema.ru/articles/2018-11-29/2775/

[/toggle]