Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
Rusya
euronews.com'dan alınmıştır.

Rusya-Ukrayna Savaşında Türkiye’nin Arabuluculuk Rolü

Yurtta sulh, cihanda sulh”[1]

 

Giriş

Bölgesel krizlerin fırsatlara dönüştüğü bir dönemde, barış için atılan adımların önemi genel olarak fırsat yaratmaktadır. Türk dış politikasındaki aktif yönelim, arabuluculuk ve uyuşmazlık çözme temelli olan paradigmalar son dönemde Türkiye’nin bölgesel ve küresel yönelimlerinin temelinde olan diplomatik tezlere katkı sağlamıştır. Barış yanlısı bir dış politika, aktif ve insancıl dış politikanın temelinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü yatmaktadır. Bu sözün ekseninde cumhuriyetin ilk yıllarından bu döneme kadar dış politika ilkeleri şekillenmiştir. “Sahada ve masada güçlü Türkiye” ilkesinin temelinde de barış odaklı ilkeler yatmaktadır. Masada da arabulucu ve kriz çözücü yaklaşımları benimseyen Türk dış politikası, özellikle bölgesel krizlerde 20 ve 21. Yüzyılda aktif arabuluculuk katılımları göstermiştir.

Soğuk Savaş’tan sonra günümüzün en büyük krizlerinden birisi olan Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleşen ve şu an savaş durumuna geçilen kriz, Türkiye’yi yakından ilgilendiren başlıca sorunlardan birisidir. Bölgesel güvenliği ve dolaylı olarak uluslararası güvenliği ilgilendiren bu krizin çözülmesinde Türkiye’nin aktif ve arabulucu dış politikasının temelinde yatan barış odaklı ilkeler, krizin çözümlenmesinde önemli etkenler olacaktır. Bu kapsamda Türkiye’nin bölgesel dinamikleri ve fırsat/çıkarları gözeterek belirli eksende diplomasi izlemektedir. Uluslararası sözleşmeler ve bölgesel iş birlikleri temelinde krizin çözümlenmesi beklenmektedir.

Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Savaşındaki aktif arabulucu rolü bölgesel ve küresel iş birliklerini ve güvenlikleri yakından ilgilendiren bir girişimdir. Bu girişimci dış politika ilkesi, bölge havzasına sınırları olan ülkelerin güvenliklerini ve dış politikalarını etkilemektedir. Bu kapsamda Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Türkiye’nin arabulucu rolü, barış temelli ve güvenlik temelli dinamiklerin yer aldığı bir diplomasi ile gerçekleşmektedir.

 

1. Türk Dış Politikasında Arabuluculuk Faaliyetleri

Arabuluculuk (mediation) genel anlamda; devletlerarasında bir uyuşmazlık durumunun söz konusu olması halinde, taraflar açısından görüş ayrılıklarını hafifletmek ve anlaşmazlığı bir çözüme bağlamak amacıyla üçüncü bir tarafın yardımına başvurulması yöntemidir.[2] Dünya üzerindeki herhangi bir krizde arabuluculuk teklif eden aktörler yapısına göre değişmektedir. Krizin boyutu ve yapısına göre Uluslararası Organizasyonlar, devletler hatta bazen Sivil Toplum Kuruluşları da arabuluculuk faaliyetleri yürütmektedir. Arabuluculuk, dış politika enstrümanlarından birisidir. Krizi önleme, taraflara fayda sağlayacak sonuçlar alma gibi sonuçlar doğurmaktadır.

Türkiye’nin arabuluculuk faaliyetleri temelde Osmanlı İmparatorluğu döneminden gelmektedir. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olan arabuluculuk, uluslararası sistemde hukuk ve diplomasinin gelişmesiyle birlikte Osmanlı’nın da dış politika uygulamalarından birisi olmuştur. Özellikle Batı Avrupa’daki savaşlarda güvenlik alanında arabuluculuk olarak sayılacak faaliyetler icra edilmiştir.[3]

Asıl olarak arabuluculuk faaliyetlerin yoğunlaşması Türkiye Cumhuriyeti tarihinde başlamıştır. Türk dış politikasının uyuşmazlık çözümünde kullandığı enstrüman olan arabuluculuk faaliyetleri bölgesel ve küresel alanda ele alınmıştır. Devletler, uluslararası örgütler ve devlet dışı aktör olarak sivil toplum kuruluşları aracılığı ile Türkiye, birçok krizde arabuluculuk faaliyet üstlenmiş ve kriz çözümünde barışı koruyan aktör olarak ön plana çıkmıştır.

Faal, donmuş, potansiyel çatışmaların yaşandığı bir coğrafyada bulunan Türkiye, bölgesi ve ötesinde kalıcı barış, istikrar ve refah ortamının tesisi için uluslararası sorunların barışçıl çözüm yöntemlerinden biri olan arabuluculuk konusunda küresel ölçekte farkındalık ve kapasite yaratılması çalışmalarında öncü rol oynamaktadır.[4]

Jeopolitik açıdan taşıdığı değerler neticesinde bölgesel ve küresel krizler sarmalında dış politikası gelişen Türkiye, bu kapsamda barış çalışmalarına ve arabuluculuk girişimlerine önem vermiş, vermekte ve vermeye devam edecektir. Bu konu bağlamında Türkiye’nin bölgesel ve küresel arabuluculuk girişimleri ve faaliyetlerini incelemekte fayda bulunmaktadır.

Türkiye’nin tüm bu arabuluculuk girişimleri ve faaliyetlerinin temelinde jeopolitik konumu ve çıkarları yatmaktadır. Türkiye, enerji ve ticari olarak köprü görevi gören bölgede bulunmasından dolayı bu bölgedeki güvenlik sıkıntılarının çözülmesi önem arz etmektedir. Ayrıca uluslararası güvenlik kuruluşlarına ve ticari kuruluşlara üye olan Türkiye’nin bölgesel barışçıl tutumları, müşterek iş birliklerinin ve fırsatların önünü açmaktadır. Krizlerin fırsata çevrildiği bu barışçıl girişim ve faaliyetlerin Türkiye’ye ve bölgesel aktörlere fayda sağladığını belirtmek gerekir. Aktif ve girişimci dış politikanın getirdiği bu aktif barışçıl yaklaşım, bölgesel ve küresel iş birliklerine ve dönüşümlere yol açmaktadır.

 

1.1. Bölgesel Arabuluculuk Girişimleri ve Faaliyetleri

Türkiye’nin bölgesel anlamda arabuluculuk girişimleri ve faaliyetleri sahada aktif bir Türkiye inşa etmiştir. Bölgesel krizlerin jeopolitik konumu itibariyle Türkiye’yi ve komşu havzaları etkilemesi nedeniyle Türkiye’nin girişimci arabulucu politikası özellikle son dönemde hız kazanmıştır. Bu faaliyetlerin temelinde de geçmişte çıkan krizlerde Türkiye’nin oynadığı rol bulunmaktadır. Bu başlık bağlamında spesifik olarak Türkiye’nin arabulucu olarak rol oynadığı ve arabulucu olmak için girişimde bulunduğu krizler, sorunlar incelenmektedir.[5]

Türkiye’nin hemen hemen her komşusunda birer kriz bulunmakta ve bu krizler yerel etkiden küresele etki eden sorunlar haline gelmiştir. Bu krizlerden birisi de Gürcistan’ın Rusya Federasyonu ile yaşadığı bölgesel toprak sorunlarıdır. Türkiye, Gürcistan’ın içerisinde yer alan özerk bölgeler olan Abhazya ve Güney Osetya bölgeleri hususunda birçok kez arabuluculuk girişiminde bulunmuştur. Bu sorunlar 2008 yılında Gürcistan ile Rusya arasında büyük bir krize ve hatta çatışmaya dönünce Türkiye arabuluculuk girişimlerinde bulunmuştur. Bu girişimlerden önce Gürcistan-Abhazya Savaşında da Türkiye arabuluculuk girişimlerinde bulunmuştur. Kafkaslardaki krizin yatışması için Türkiye’nin barışı koruma politikası icra etmesi önemli bir husustur. Nitekim Kafkasya bölgesi jeopolitik açıdan NATO’ya ulaşan bir köprü görevindedir.[6]

Türkiye’nin Kafkasya bölgesindeki krizleri büyümeden bastırmak ve itidal çağrısında bulunması da NATO ve Türkiye’nin bölgesel askeri ve ticari güvenliği açısından önemlidir. Nitekim bölge bir enerji koridoru olmasından dolayı Kafkas gaz ve petrolleri Türkiye’den Avrupa’ya aktarılmaktadır. Bölgedeki barışın inşa edilmesi küresel aktörler açısından önem arz etmektedir.[7]

Kafkasya’da diğer en önemli krizlerden ve Türkiye’nin özellikle son dönem dış politikasında önemli yer edinen “Karabağ Krizi” de Türkiye’nin arabuluculuk girişimlerinde bulunduğu ve hatta kısa bir süre de olsa arabuluculuk faaliyeti yürüttüğü krizlerden birisidir. Ermenistan tarafının saldırgan yaklaşımları ve tutumu nedeniyle Türkiye, tarafsızlık ve arabuluculuktan vazgeçip Azerbaycan safını destekleme kararı almıştır. 2020 yılında tekrar patlak veren bu krizde Türkiye ve Rusya’nın arabulucu diyebileceğimiz tavırla krizde önemli bir şekilde aktör olarak rol oynaması ile kriz son bulmuştur.[8]

Balkanlar bölgesinde 1990’larda yaşanan Bosna krizi de Türkiye’nin güvenlik ve siyasi olarak arabuluculuk yaptığı sorunlardandır. Türkiye bölgede güvenlik alanında ve siyasi alanda NATO ve BM nezdinde aktif bir rol oynayarak savaşın son bulmasında etkili bir rol oynamıştır.[9]

Türkiye’nin özellikle 2010 yılında Tunus’ta başlayan Arap Baharıyla birlikte daha da etkin rol oynadığı Orta Doğu bölgesinde, komşu ülkelerin yaşadığı iç ve dış krizlerinde arabulucu girişimlerinde bulunmuş ve arabuluculuk faaliyetleri de yürütmüştür. İran, İsrail, Filistin, Suriye, Irak, Lübnan, Libya gibi ülkelerde Türkiye ya arabuluculuk girişiminde bulunmuştur ya da arabuluculuk faaliyeti yürütmüştür. Özellikle İsrail-Suriye ve Filistin sorunları onlarca yıldır Türkiye’nin etkin rol oynadığı krizlerdir. [10]

İsrail Devleti’nin kurulmasıyla birlikte İsrail ve Arap devletleri arasında birçok kriz ve sıcak çatışmaya dönüşen durumlar ortaya çıkmıştır. 1979 Camp David süreci ile başlayan 1993 yılında Norveç’in arabuluculuğu ile devreye giren Oslo barış süreci gibi olaylar, İsrail-Suriye-Filistin sarmalındaki krizin çözümlenmesi için önemli dinamiklerdir. 2003 yılında İsrail jetlerinin Şam yakınındaki bir üssü bombalamasının ardından artan krizde Türkiye arabuluculuk girişiminde bulunmuş ve İsrail de bu girişime sıcak bakmıştır. Başta belirli anlaşmazlıkların ardından Türkiye’nin arabuluculuk faaliyetleri 2007 yılında resmen başlamıştır. Arabuluculuk faaliyetleri önemli ölçüde ilerleyip iki tarafın da çıkarlarına hitap etse de 2010 yılındaki Mavi Marmara saldırı ile Türkiye-İsrail ilişkileri gerginleşmiş ve arabuluculuk faaliyetleri sekteye uğramıştır. Ayrıca 2010 yılında başlayan Arap Baharı da bu arabuluculuk faaliyetlerini etkilemiştir. Bu arabuluculuk faaliyetleri günümüzde farklı kulvarlarda ve farklı konularda devam etmektedir. Özellikle Suriye’nin yapısal değişimleri bu sürece etki etmiştir. Suriye iç savaşı gibi krizler bu faaliyetlerin yapısal değişime uğramasına sebep olmuş, Astana süreci gibi yeni bir model ortaya çıkarmış ve Türkiye bu süreçte Suriye’deki krizin son bulması için barışçıl çözümler sunmaktadır.[11]

Türkiye, bölgedeki önemli bir aktör olan İran ile ilgili de arabuluculuk girişimlerinde bulunmuş ve oluşan krizlerde barışçıl çözümlerle yaklaşmıştır. Özellikle 1979 yılında İran’da Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Büyükelçiliği’nin İranlı öğrenciler tarafından basılıp ABD vatandaşlarının rehin alınması ile literatüre giren “Rehine Krizi” olarak geçen olayda Türkiye, arabuluculuk girişiminde bulunmuş fakat ABD bunu reddetmiştir. İran-Irak savaşında da özellikle dönemin Başbakanı Özel önderliğinde bir arabuluculuk girişimleri olmuş fakat bu girişimler sonuçsuz kalmıştır. Bu durumun dışında İran’ın küresel olarak bir krize sebep olan “Nükleer Program” süreci de Türkiye’nin arabuluculuk faaliyetleri kapsamına girmiştir. 2009 yılında; İran, ABD, Rusya ve Fransa’dan oluşan “Viyana Grubu”nun çökmesi ile Türkiye’ye arabuluculuk yolu açılmıştır. Söz konusu anlaşma; Tahran Nükleer Araştırma Reaktörü’nde (TNAR) kullanılacak olan nükleer yakıt çubukları ile İran’ın sahip olduğu düşük dereceli zenginleştirilmiş uranyum miktarının takasını öngörmekteydi. Anlaşmanın bozulmasının ardından Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA) Genel Sekreteri de bu Uranyum çubuklarının Türkiye’ye konuşlanmasını teklif etti. Bu süreçte Türkiye, arabuluculuk yapmak istediğini belirtti. Türkiye bu arabulucu rolü ile Uranyum çubuklarını Fransa arabuluculuğu ile teslim etmeyi öngörse de İran’ın bu duruma karşı çıkması ile bu süreç havada kalmıştır. 2010 yılında bu konunun tekrar gündeme gelmesi ile Türkiye ve Brezilya süreçte arabuluculuk faaliyeti icra etme teklifinde bulunmuşlar ve bu teklif kabul edilmiştir. Brezilya Devlet Başkanı Lula Da Silva ve Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun arabuluculuk faaliyeti ile Brezilya, İran, Türkiye imzalı “Tahran Bildirisi” imzalanmıştır.[12]

Türkiye’nin özellikle Doğu Akdeniz ve Orta Doğu kapsamında ivedi şekilde ele aldığı ve ilgilendiği kriz Libya Krizidir. Türkiye, 2012 yılında BM aracılığı ile siyasi diyalog başlayan Libya’da, darbeci Hafter hükümeti ile Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında aktif olarak 2019 yılından beri arabuluculuk yapmaktadır. Bu sürece Rusya da dahil olarak bölgedeki kriz sarmalının barışçıl çözüme ulaşmasında birçok süreçten geçilmiştir. Fakat Hafter hükümetinin agresif yaklaşımı ve saldırgan tutumları nedeniyle Türkiye, UMH ile müşterek barışçıl çözümler konusunda çalışmaktadır. UMH ile Hafter arasındaki çatışmayı Rusya ve Türkiye arabuluculuğu ile son bulsa da Hafter, barış masasını terk etmiştir. Türkiye bu kapsamda UMH ile daha da yakınlaşmış ve bu arabulucu yaklaşım Türk dış politikasına katkı sağlayacak olan bir fırsat elde edilmiştir. 2019 yılında Libya ile Türkiye arasında imzalanan “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına Dair Mutabakat” ile Türkiye bir krizden, arabulucu rol ile fırsat elde ederek aktif girişimci dış politika anlayışının pragmatik sonuçlarını elde etmiştir.[13]

Türkiye, 2006 yılında iç savaşla başlayan ve büyük bir krizin içine giren Lübnan’a da arabuluculuk teklif etmiş ve 2011 yılına kadar Katar ile Türkiye, Lübnan siyasi bunalımı hususunda arabuluculuk yapmışlardır. Ayrıca Katar ve Türkiye, 2020-2021 yılları arasında Afganistan ve Taliban krizi üzerinde de arabuluculuk yapmışlar ve krizin çözümlenmesi için barışçıl çözümler hususunda adımlar atmışlardır.[14]

 

1.2. Uluslararası Kuruluşlar Bünyesinde ve Küresel Açıdan Arabuluculuk Girişimleri ve Faaliyetleri

Türkiye’nin, arabuluculuk ve barışı inşa çalışmalarında Uluslararası kuruluşlar bünyesinde girişimde bulunması ve faaliyet yürütmesi, birçok aktörün Türkiye tarafında rol oynamasını da sağlamıştır. Türkiye bu çok taraflı ve destekli faaliyetler ile uluslararası arenada destek de toplayarak bu faaliyetleri yürütmek istemiştir. Bir kısmının başarısız, bir kısmının başarılı olarak adlandırabileceğimiz arabuluculuk çalışmaları, Türkiye’nin üyesi olduğu ve arabuluculuk faaliyetlerine dahil olduğu Devletlerarası organizasyonlarda gerçekleşmiştir.[15]

Türkiye ve birçok devlet aktörünün dahil olduğu en büyük örgütlerden olan Birleşmiş Milletler (BM), kurulduğu yıldan itibaren günümüze kadar dünyanın birçok yerinde ortaya çıkan çatışma, kriz ve savaşlarda arabulucu ve barış inşa faaliyetleri yürütmüştür. Türkiye de BM nezdinde birçok barış inşa çalışmalarında ve arabulucu faaliyetlere katılmıştır. Türkiye, arabuluculuk çalışmalarına ve barış için diplomasi çalışmalarına daha fazla önem verilmesini aktarmak ayrıca bu çalışmalara daha çok emek ve kaynak aktarmak için 2010 yılında Finlandiya ile birlikte New York’ta BM bünyesinde “Barış için Arabuluculuk” girişimini başlatmıştır. Türkiye bu kapsamda “Arabuluculuk Dostlar Grubu”nun (ADG) kurulmasına öncülük etmiştir.

Türkiye, ADG gibi temel felsefesinde arabuluculuk ve barış yatan Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) bünyesinde de başta “Karabağ Sorunu” olmak üzerine birçok kriz ve çatışmada arabuluculuk grubuna dahil olarak bölgesel kriz ve çatışmalarda barış için önemli bir aktör olarak görev almıştır. AGİT Minsk grubu bünyesinde Türk dış politikasının en önemli gündemlerinden birisi olan “Karabağ Sorunu” için Türkiye’nin arabulucu faaliyetleri gerçekleşmiştir.[16]

Türkiye, üye olduğu ve aktif olarak görev aldığı İslam İş Birliği Teşkilatı (İİT) bünyesinde İslam coğrafyasındaki birçok kriz ve çatışmada barış ve diplomasi temelli politikalar ile arabulucu girişimlerde bulunmuştur. Bu çerçevede, Türkiye tarafından sunulan “İİT’nin Arabuluculuk Kapasitesinin Güçlendirilmesi” başlıklı kararlar 2018 yılından beri düzenlenen 45. (53/45-POL), 46. (56/46-POL),47. (55/47-POL) ve 48.(54/48) İİT Dışişleri Bakanları Konseyi (DBK) tarafından kabul edilmiştir.[17]

Türkiye ayrıca uluslararası kuruluşlar nezdinde ve kendi girişimleriyle birlikte Somali ve Somaliland arasındaki görüşmelerindeki rolü, Güney Filipinler barış sürecine desteği ile bölgesel ve küresel barışı inşa etme, arabuluculuk rolleri üstlenmiştir. Bölgesel ve küresel krizlerde arabuluculuk ve barış girişimleri Türkiye’nin diplomatik ağına katkı sağlamaktadır. Faal veya donmuş krizler üzerinde konferans veya ikili görüşme tarzında yapılan arabuluculuk faaliyetlerinin sonucunda Türkiye’nin bölgesel ve küresel dış politikası şekillenmektedir.[18]

 

2. Rusya-Ukrayna Savaşı

21. yüzyılın en büyük krizlerinden ve çatışmalarından birisi olan Rusya-Ukrayna savaşı, temelinde yaklaşık sekiz senelik bir geçmişi barındırmaktadır. 2014 yılında Rusya Federasyonu, Ukrayna’ya ait olan “Kırım” bölgesini ilhak etti. Bu ilhakın sebepleri arasında Rusya’ya göre 2014 yılında yapılan Kırım halkına sorulan “Rusya’ya bağlanmaya razı mısınız? yoksa 1992 yılı Kırım Anayasası’nın yeniden yürürlüğe girmesi ve Kırım’ın Ukrayna’nın bir parçası olmasına razı mısınız?” sorularından oluşan referandum sonucuydu. Bu referandum sonucuna göre halk Rusya’ya bağlanmak istemiştir.[19] Fakat bu referanduma başta Ukrayna olmak üzere birçok dünya ülkesi karşı çıkmış ve illegal olarak tanımıştır. Bu referandumun sonucunda Rusya askerleri Kırım’a girerek bölgeyi ilhak etmiştir. Bir diğer sorun ise Ukrayna’nın doğusunda bulunan “Donbass” bölgesinde Ukrayna’nın Rus azınlığına kötü davranması ve baskı kurması bahanesiyle Rusya’nın “halk” kisvesi altında özel servis görevlilerinin isyan çıkartması ve bölgede çatışma çıkması sorunudur. Bölgede Donetsk ve Luhanks Halk Cumhuriyetleri ilan edilmiş ve Rusya tarafından desteklenmiştir.[20]

Tüm bu sorunlar ışığında iki ülke zaman zaman çatışmanın eşiğine gelmiş ve özellikle 2018-2019 yılları arasında Kırım’ın “Kerç Boğazı” bölgesinde sıcak çatışmanın eşiğine gelmişlerdir. Fakat her ne kadar durumlar gerginleşse de sıcak çatışma yaşanmamış sadece Donbass bölgesinde Rus ayrılıkçılar ile Ukrayna Silahlı Kuvvetleri arasında çatışmalar yaşanmıştır. Ayrıca 2019 yılında Ukrayna’da iktidara gelen Volodimir Zelenski’nin batı yönlü dış politikası da Rusya’nın savaşa sebep bulduğu sorunlardan birisidir. Rusya’nın NATO’nun genişlemesinin kendi özgürlükleri ve etki alanı aleyhine etki edeceği için Ukrayna’yı önemli bir tampon bölge olarak görmesi savaşın gidişatını hızlandırmıştır. Rusya, Ukrayna’nın NATO ile olan yakın ilişkileri nedeniyle NATO tarafından kuşatıldığını düşünmesi nedeniyle ilişkiler daha da gerginleşmiştir. NATO’nun Doğu Avrupa’da bulunan üye devletlerinde askeri manevralar düzenlemesi ve teçhizat takviyesi yapması da Doğu Avrupa’daki krizi tırmandırmıştır.[21]

Krizin tırmanması 2021-2022 yılları arasında belirgin olarak izlenmiştir. Bu süre zarfı içerisinde ABD ve Fransa gibi ülkeler Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk yapmak istemiştir. ABD-Rusya ikili görüşmeleri Ocak 2022’de yapılmıştır. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da Rusya ziyareti Şubat 2022’de gerçekleşmiştir. Fakat bu görüşmelerden bir sonuç çıkmamıştır. 21 Şubat tarihinde Rusya’nın ayrılıkçı Luhansk ve Donetsk bölgelerinin bağımsızlığını tanımıştır.[22]

Rusya, sekiz sene boyunca Donbas bölgesine ve Kırım yarımadasına askeri yığınaklar yapmış ve bu bölgede adeta savaşın hazırlıklarını yapmıştır. Rusya’nın yanı sıra Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko da Rusya’yı destekleyerek Ukrayna ile ilişkilerini gerginleştirerek sınır hattına asker yığınağı yapmıştır. Tüm bu olaylar ekseninde Ukrayna, AB ve NATO odaklı dış politika izleyerek Rusya’ya karşı batıyı dengelemek istemiştir. 17-21 Şubat tarihleri arasında ufak çaplı çatışmalar yaşanmıştır. Fakat asıl işgal harekâtı 24 Şubat 2022 tarihinde başlamıştır. Doğu’da Donbas bölgesinden, Güney’de Kırım bölgesinden ve Kuzey’de başkent Kiev’e yapılan geniş çaplı askeri harekatlar ile işgal başlamıştır.[23]

İşgal, birçok dünya ülkesi tarafından kınanmıştır. Birçok Devletlerarası kuruluş ve devlet ivedi şekilde Rusya’ya yaptırım kararı uygulama kararı almıştır. İşgal, Birleşmiş Milletler tarafından kınanmıştır. 27 Şubat 2022’de Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen; Rusya’nın önemli bankalarının SWIFT sisteminden çıkarılacağını, savaşı finanse etmemesi için Putin’in varlıklarının dondurulacağını ve Rus oligarklarının varlıklarını hedef alacaklarını açıkladı. Savaş süresince en çok insan hakları ihlali ve savaş suçu konuları gündeme gelmiştir. Rus askerlerinin “Bucha (Buça)” bölgesinde katliam yapması, savaş suçu sayılacak silahların kullanılması da uluslararası kamuoyunun tepkisini çekmiştir. Rusya’ya ayrıca kültürel, spor, ekonomik ve sosyal yaşam alanlarında ağır yaptırımlar uygulanmıştır. Uluslararası Futbol Federasyonu (FIFA), Rusya Milli Futbol Takımına ve Rusya Federasyonu Futbol Federasyonu bünyesinde bulunan birçok takıma uluslararası karşılaşmalardan çıkarmıştır.[24] Bunların dışında uygulanan yaptırımlar neticesinde Rusya, ekonomik ve sosyal refah açısından kritik bir döneme girmiştir. AB ve ABD’nin Rusya’ya uyguladığı güvenlik, ekonomik ve siyasal yaptırımlar neticesinde kriz daha da tırmanmıştır. En son 7 Nisan 2022’de Rusya’nın BM’nin İnsan Hakları Konseyinden çıkartılması ile Rusya, bu duruma tepki göstermiştir.[25]

İşgalin başlaması ile Rusya Silahlı Kuvvetleri ilk başta belirli yerleri ele geçirse de Ukrayna’nın teçhizat olarak destek alması ve iyi bir şekilde savunmaya hazırlanması nedeniyle Rusya askerleri umdukları tarihlerde Kiev’e girememiş ve savaş bir duraklamaya girmiştir. Doğu ve Güney cephelerinde ilerlemeler kaydedilse de başkent Kiev’e olan harekatta duraklama olmuş ve Ukrayna’nın başarılı savunması ile Rusya ağır kayıplar vermiştir. Bu savunma sürecinde Ukrayna’nın Rus askeri konvoylarını Türkiye yapımı Bayraktar Silahlı İnsansız Hava S/İHA Aracı olan TB-2’ler ile vurması da gündemde geniş yer tutmuştur.[26]

Savaş günümüzde hala devam etmektedir. Rusya’nın Kiev bölgesindeki askeri varlığını azaltması ile genel olarak çatışmalar Güney ve Doğu cephesine taşınmıştır. Kiev’de yoğun bir direniş neticesinde Rusya, askeri stratejisini değiştirerek Doğu ve Güney’de elinde bulundurduğu bölgeler üzerine yoğunlaşarak savaşın seyrini değiştirmiştir. Çatışmaların bu bölgelerde ağırlık kazanması neticesinde Ukrayna da aldığı destekler ve uyguladığı strateji neticesinde bu bölgelere ağırlık vermiş ve bunun dışında da Rusya’nın yaptığı savaş suçları ve insan hakları ihlallerini raporlama faaliyetine girişerek hem yasal düzlemde hem de sahada mücadeleye devam etmiştir.[27]

Rusya-Ukrayna savaşı sırasında iki ülke arasında birçok kez arabuluculuklar vasıtasıyla veya ikili ülke istekleri doğrultusunda barış görüşmeleri gerçekleşmiştir. İlk tur barış görüşmeleri işgalin başlamasından dört gün sonra 28 Şubat 2022’de Belarus’un Gomel şehrinde,[28] ikinci tur barış görüşmeleri 3 Mart 2022’de Brest şehrinde,[29] üçüncü tur barış görüşmeleri 7 Mart’ta tekrar Brest şehrinde[30], dördüncü tur barış görüşmeleri 17 Mart’ta video konferans yöntemiyle,[31] beşinci tur barış görüşmeleri ise 15 Mart’ta video konferans yöntemi ile askeri, ulaşım, sivil durum gibi farklı alanlarda uzlaşmak için gerçekleşmiştir.[32] Fakat bu görüşmelerden somut ve kesin bir sonuç alınamamıştır. Birçok alanda yapılan görüşmelerde Rusya’nın Ukrayna’dan genel olarak istekleri silahsızlanması ve NATO’ya katılmaması, Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetlerini tanıması, Kırım’ın ilhakını tanıması gibi istekler olmuştur. Ukrayna ise bu istekleri reddetmiş ve mücadele edeceklerini belirtmiştir.[33]

 

3. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Türkiye’nin Arabuluculuk Rolü

Türkiye, Rusya-Ukrayna arasındaki krizde arabuluculuk girişimini özellikle 2022 yılında artırmıştır. Ocak 2022’de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Rusya-Ukrayna krizinde arabuluculuk yapmaya hazır olduklarını belirtmesi de Türkiye’nin Karadeniz havzasında önemli bir rol oynayabileceğinin bir göstergesi olmuştur. Karadeniz havzasındaki bu krizde Türkiye’nin arabuluculuk girişiminde bulunması her iki ülke için olumlu karşılanmıştır. Türkiye’nin özellikle 2010’dan sonra Rusya ile yakın ilişkiler kurması, Ukrayna ile yakın ilişkilerin olması, bölgesel iş birliği açısından bu arabuluculuk girişimleri önem arz etmektedir. Karadeniz havzasında güvenlik ve ekonomi iş birliği Türkiye’nin dış politikasının önemli gündemlerinden birisidir.[34]

Türkiye’nin savaş öncesinde barış girişimleri dünya kamuoyunun da gündeminde yer etmiştir. Türkiye’nin barış çabalarının yasal temelinde Montrö gibi kritik bir antlaşma yatmaktadır. Türkiye bu kapsamda barış girişimlerinde dünya kamuoyundan destek almıştır. Türkiye’nin asıl 2021 Kasım ayında arabuluculuk girişimleri Ukrayna tarafından olumlu karşılansa da Rusya’nın ihtiyatlı davranmasının temelinde Türkiye’nin bir NATO üyesi olması ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri envanterinde Bayraktar TB-2’lerinin olması yatmaktadır. Fakat tüm bunlara rağmen Türkiye her iki ülke arasında barışın temini ve Ukrayna’nın Doğusunda ve Güneyinde çatışmaların dondurulması için girişimlerde bulunmuştur.

Fransa ve ABD gibi ülkelerin iki ülke arasında arabuluculuk girişimlerinde bulunması ve sonuç alamamasından dolayı Türkiye’nin barışı temin için ana aktör olmasının yolu açılmış ve bu kapsamda diplomasi çalışmaları başlamıştır. Savaşın başlamasının ardından Türkiye’nin Rusya’nın yaptığı saldırıyı ilk olarak Montrö açısından değerlendirip, bu çatışmayı savaş olarak değerlendirip Montrö’nün ilgili maddelerinin uygulanması hususunda karar almıştır. Türkiye’nin savaştan sonra aktif olarak barışın temin edilmesi için girişimlerde bulunmasının temelinde Türkiye’nin NATO üyesi ülke olarak Rusya’ya yaptırım uygulamaması, Rusya’nın ihtiyatlı davranmasının önüne geçen etkenlerden birisi olmuştur. Türkiye, savaşın ilk başlarında her iki tarafa itidal çağrısında bulunması, Rusya’nın işgaline tepki göstermesi gibi olaylar sonucunda Rusya-Ukrayna heyetlerinin 10 Mart 2022’de Antalya’da buluşmasının önünü açmıştır. Türkiye, bu savaşın daha fazla büyümesinin hem kendi güvenlik ve refah alanının hem de bölgeye komşu havzaların güvenlik hususunda etkileneceğini düşünmektedir. Bu kapsamda 11-13 Mart 2022 tarihleri arasında gerçekleşen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) öncesi 10 Mart tarihinde Rusya-Ukrayna heyetleri Antalya’da Türkiye arabuluculuğunda bir araya gelmiştir.[35] Görüşmelerde Türkiye’nin bölgede garantörlüğü konusu masaya yatırılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba’nın katılımıyla gerçekleşen üçlü görüşmelerde garantörlük dışında ateşkes ve çatışma bölgesindeki sivillerin durumu konuşulsa da herhangi bir uzlaşma olmamıştır. Türkiye, Türkiye’nin dahil olduğu barış görüşmelerinin devam edeceğini belirterek bu barış görüşmelerinin ileri tarihlerde tekrar gerçekleşeceğini belirtmiştir. Rus heyetin “Ukrayna’ya silah gönderenler bu durumdan sorumludur” gibi açıklamalarda bulunması da ateşkesi ve barış görüşmelerinde Rusya’nın istekleri konusunda direttiğinin göstergesi olmuştur.[36]

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Ukrayna’nın çıkarlarının dengeli bir politikadan geçtiğini savunması Türkiye’nin savaşta yatıştırıcı bir politika izlediğini göstermektedir. Uluslararası kamuoyunun bu savaşta barışın temin sürecinde Türkiye’nin başarılı olabileceğini öngörmesi üzerine Türkiye’nin bölgedeki diplomatik çalışmaları mercek altına alınmıştır. Mevlüt Çavuşoğlu’nun Türkiye’nin bu konuda rol model olabileceğini söylemesi üzerine arabuluculuk faaliyetleri mekik diplomasisi ekseninde gelişmiştir.

Mart 2022’de Ukrayna ve Rus heyetleri ile İstanbul’da görüşen Türk heyetleri, birçok alanda görüşme sağlamıştır. Ukrayna Cumhurbaşkanı Danışmanı Mihaylo Podolyak, garantör ülkeler olarak Çin, Rusya, ABD, Fransa, Türkiye, Almanya, Kanada ve İsrail’i görmek istediğini söylemiştir. Garantörlerin görevi, NATO’nun 5. madde taahhüdüne benzer olması istenen anlaşma kapsamında, Ukrayna’nın tehdit edildiğinde egemenliğini garantör ülkelerin Ukrayna’yı korumak olmasını gerektiğini belirtmiştir. Böylelikle Türkiye bu istek kapsamında arabuluculuk faaliyetleri kapsamında daha da durumun içine girmiştir.[37]

Mart ayında İstanbul’da gerçekleşen görüşmeler sonucunda kesin ve büyük çapta sonuçlar alınmasa da birçok alanda görüşmeler gerçekleşmiş ve ülkelerin bakış açılarının değiştirilmesi hususunda ve politikalarının yapısal değişimi gerçekleşmesi kapsamında sonuçlar elde edilmiştir. Türkiye’nin garantör ülke olarak görülmesi, Rusya’nın Montrö kapsamında Türkiye’nin bölgede aktif tarafsız bir ülke olarak görmesi de bölgede Türkiye’yi güvenilir kılmaktadır. Bu güvenirlik ve tarafsızlık ekseninde Türkiye her iki ülkenin çıkarları doğrultusunda ortak çıkar bir yol için diplomasi uygulamaktadır. Bu diplomasi her iki ülkenin politikalarını etkileyecek derecede ve bölgedeki savaşın gidişatını değiştirecek derecede olan önermelerdir.[38]

Türkiye’nin mart ayında bu arabuluculuk girişimleri ve faaliyetleri dünya ülkeleri tarafından olumlu karşılanmakta ve Türkiye’nin üyesi olduğu ekonomik ve güvenlik organizasyonlar tarafından desteklenmektedir.

 

Sonuç

Türkiye’nin Rusya-Ukrayna krizine yaklaşımı yasal düzlemde uluslararası antlaşmalara, Boğazların ve Karadeniz güvenliğini sağlayan Montrö sözleşmesi temelinde aktif tarafsız bir dış politika yaklaşımıdır. Türkiye, jeopolitik konumunun getirdiği ve jeopolitik konumun getirdiği enerji ve ticaret güvenliği kapsamında bölgedeki krize barışçıl yaklaşmakta ve bu eksende arabuluculuk çalışmalarına önem vermektedir.

2014 yılında patlak veren krizin ardından Türkiye’nin bölgedeki krize yaklaşımı her iki tarafa da itidal çağrısı mahiyetine olmuştur. Rusya ve Ukrayna ile olan ekonomik, güvenlik, kültürel ilişkilerine bu krizin etki etmesini engellemek isteyen Türkiye bundan dolayı barışçıl bir çözüm için en baştan beri çabalayan önemli aktörlerden birisidir. Karadeniz havzasında ortaya çıkan bu kriz ilk başta Karadeniz havzasını etkilese de sonraya doğru krizin küresel boyut kazanması, ayrıca Güney’de Suriye’deki krizin artmasıyla birlikte Türkiye’nin çok taraflı politikası barışı temin etme ve arabulucu dinamiklerini barındıran bir yapı haline gelmiştir.

2014’ten beri süregelen Türkiye’nin barış çalışmaları, 2021’de krizin tırmanmasıyla artmış ve 2021 Kasım’da arabuluculuk girişimleri, 2022 Şubat’ta başlayan savaşın ardından mart ayında faaliyete dönüşmüş ve Türkiye ayrıca ilk olarak “Forum Diplomasisi”ni uygulamıştır. ADF’de iki ülkenin temsilcileri ile görüşen Türkiye, küresel bir diplomasi çalışması olan ADF’de 21. Yüzyılın en kritik krizi olan bu durumu konuşarak barışçıl bir politika izlediğini göstermiştir. Türkiye’nin her iki ülkeye karşı tarafsız tutumu, savaşın son bulmasını istemesi, garantörlük gibi konularda ortaya atılması gibi politikalar arabuluculuk faaliyetlerini destekleyen politikalardır. Ayrıca bu konuda dünya kamuoyundan destek alınması, Türkiye’nin rol model olarak görülmesi de bu barış çabalarını desteklemiş ve belirli alanlarda bazı uzlaşılar konuşularak bölgedeki krizin daha da tırmanmaması için girişimler gerçekleşmiştir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında öncelik olarak ana politikalar; bölgesel enerji, ticaret, ekonomi ve askeri güvenliği sağlamak istemesi ve krizin tırmanıp daha da küresel hale dönüşmesini engelleme politikalarıdır. Türkiye, bundan dolayı aktif ve tarafsız politika izleyerek hem iki ülke barış çalışmalarını geliştirmiş hem de bölgesel olarak barışın inşasında önemli bir aktör olacağını göstermiştir. Bu bölgesel girişim küresel etki vurarak da arabuluculuk çalışmalarının olumlu sonuç elde ettiğini göstermiştir. Jeopolitik eksende ticari, güvenlik, enerji, ekonomik gibi konular ekseninde krizin tırmanmaması yerel ve küresel aktörler için önem arz etmektedir. Bunun neticesinde bölgede güçlü bir aktör olan Türkiye’nin bu girişimleri krizin gidişatını değiştirme hususunda etki etmektedir.

 


Kaynakça

Kitap Kaynakları

Balcı, Ali, Türkiye Dış Politikası, Alfa Yayınları, İstanbul, 2017.

Oran, Baskın, Türk Dış Politikası Cilt 2, İletişim Yayınları, İstanbul, 2010.

Oran, Baskın, Türk Dış Politikası Cilt 3, İletişim Yayınları, İstanbul, 2013.

Sönmezoğlu Faruk, Arıboğan Deniz Ülke, Ayman S. Gülden, ve Dedeoğlu Beril. Uluslararası İlişkiler Sözlüğü. İstanbul: Der, 2000.

İnternet Kaynakları

Anadolu Ajansı (AA), “Antalya Diplomasi Forumu uluslararası diplomasi trafiğine sahne oluyor”, https://www.aa.com.tr/tr/podcast/antalya-diplomasi-forumu-uluslararasi-diplomasi-trafigine-sahne-oluyor/2532145 (11.03.2022).

BBC Türkçe, “Montrö Boğazlar Sözleşmesi: Türkiye’nin hamlesi ne anlama geliyor, Rusya-Ukrayna krizinin seyri değişebilir mi?”, https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-60571805 (Haber Tarihi: 01.03.2022).

Cumhuriyet, “Rusya’nın tanıdığı Donetsk ve Luhansk nerede ve statüsü ne?”, https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/rusyanin-tanidigi-donetsk-ve-luhansk-nerede-ve-statusu-ne-1910120 (Haber Tarihi: 22.02.2022).

Dışişleri Bakanlığı, “Uyuşmazlıkların Çözümü ve Arabuluculuk”, https://www.mfa.gov.tr/uyusmazliklarin-cozumu-ve-arabuluculuk.tr.mfa.

Dünya, “Barış müzakerelerinin ilk turu yapıldı”, https://www.dunya.com/dunya/baris-muzakerelerinin-ilk-turu-yapildi-haberi-650313 (Haber Tarihi: 28.02.2022).

Elmas Topçu, DW, “Bayraktar Ukrayna’da nasıl bir rol oynuyor?”, https://www.dw.com/tr/bayraktar-si%CC%87halar%C4%B1-ukraynada-nas%C4%B1l-bir-rol-oynuyor/a-61054317 (Haber Tarihi: 09.03.2022).

Gürer Mut, Hürriyet, “Rusya Ukrayna savaşındaki kritik ülke! Putin Belarus üzerinde nasıl hâkimiyet kurdu?”, https://www.hurriyet.com.tr/dunya/rusya-ukrayna-savasindaki-kritik-ulke-putin-belarus-uzerinde-nasil-hakimiyet-kurdu-42011083 (Haber Tarihi: 25.02.2022).

Haberler.com, “Son Dakika: Rusya-Ukrayna barış görüşmelerinde 2. tur sona erdi! 3. tur öncesi kısmi ateşkes kararı alındı”, https://www.haberler.com/dunya/son-dakika-rusya-ukrayna-arasindaki-baris-14771617-haberi/ (Haber Tarihi: 04.03.2022).

Haber Global, “3. tur müzakereden de ‘barış’ çıkmadı! Dünyanın gözü, abluka altındaki Kiev’de!”, https://haberglobal.com.tr/dunya/3-tur-muzakereden-de-baris-cikmadi-dunyanin-gozu-abluka-altindaki-kievde-164198 (Haber Tarihi: 07.03.2022).

İnsamer, “Rusya-Ukrayna Krizi ve Türkiye’nin Arabuluculuk Rolü”, https://www.insamer.com/tr/rusya-ukrayna-krizi-ve-turkiyenin-arabuluculuk-rolu.html (Haber Tarihi: 26.01.2022).

NTV, “Rusya-Ukrayna savaşında barış görüşmeleri video konferans yoluyla sürüyor”, https://www.ntv.com.tr/ukrayna-savasi/rusya-ukrayna-savasinda-baris-gorusmelerivideo-konferans-yoluyla-suruyor,udCU9jfB3kCWkLgqxNO_Pw (Haber Tarihi: 15.03.2022).

NTV, “Türkiye’nin Ukrayna ve Rusya arasındaki arabulucuk çalışmalarına övgü”, https://www.ntv.com.tr/ukrayna-savasi/yabanci-basindan-turkiyenin-ukrayna-ve-rusya-arasindaki-arabulucuk-calismalarina-ovgu-turkiye-kazanan-ulke-olarak-cikti,RYMWQEpob02Oc5CFlq7MCQ (Haber Tarihi: 31.03.2022).

Sabah, “Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetleri Birleşti”, https://www.sabah.com.tr/dunya/donetsk-ve-lugansk-cumhuriyetleri-birlesti-2781247 (Haber Tarihi: 26.06.2014).

Sputnik, “Rusya: Ukrayna’da Yaşananlar Darbe Girişimi”, http://tr.sputniknews.com/rsfmradio.com/2014_02_19/Rusya-Yasananlar-darbe-girisimidir/ (Haber Tarihi: 19.02.2014).

Sözcü, “Rusya, BM İnsan Hakları Konseyi’nden çıkarıldı”, https://www.sozcu.com.tr/2022/dunya/rusya-bm-insan-haklari-konseyinden-cikarildi-7060749/ (Haber Tarihi: 07.04.2022).

The Washington Post, “Opinion: What a sensible Ukraine policy would look like”, https://www.washingtonpost.com/opinions/2022/01/04/biden-putin-ukraine-russia-nato/ (Haber Tarihi: 04.01.2022).

UEFA.com, “FIFA/UEFA suspend Russian clubs and national teams from all competitions”, https://www.uefa.com/insideuefa/mediaservices/mediareleases/news/0272-148df1faf082-6e50b5ea1f84-1000–fifa-uefa-suspend-russian-clubs-and-national-teams-from-all-com/ (Haber Tarihi: 28.02.2022).

Uluslararası Politika Akademisi, “Türkiye’nin Arabuluculuk Faaliyetleri”, http://politikaakademisi.org/2020/06/16/turkiyenin-arabuluculuk-faaliyetleri/ (Yayın Tarihi: 16.06.2020).

Ukrinform, “Ukrainian defenders repelled attack on Mykolaiv city, fighting continues on outskirts”, https://www.ukrinform.net/rubric-ato/3420336-ukrainian-defenders-repelled-attack-on-mykolaiv-city-fighting-continues-on-outskirts.html (Haber Tarihi: 04.03.2022).

 

Dipnotlar

[1] Mustafa Kemal Atatürk, Millet Beyannamesi, 20 Nisan 1931.

[2] Sönmezoğlu Faruk, Arıboğan Deniz Ülke, Ayman S. Gülden, ve Dedeoğlu Beril. Uluslararası İlişkiler Sözlüğü. İstanbul: Der, 2000, s.37.

[3] Oran, Baskın, Türk Dış Politikası Cilt 2, İletişim Yayınları, İstanbul, 2010, s.52.

[4] Dışişleri Bakanlığı, “Uyuşmazlıkların Çözümü ve Arabuluculuk”, https://www.mfa.gov.tr/uyusmazliklarin-cozumu-ve-arabuluculuk.tr.mfa (E.T.: 05.04.2022).

[5] “Uyuşmazlıkların Çözümü ve Arabuluculuk”.

[6] Oran, Baskın, Türk Dış Politikası Cilt 3, İletişim Yayınları, İstanbul, 2013, s.209.

[7] Uluslararası Politika Akademisi, “Türkiye’nin Arabuluculuk Faaliyetleri”, http://politikaakademisi.org/2020/06/16/turkiyenin-arabuluculuk-faaliyetleri/ (Yayın Tarihi: 16.06.2020) E.T.: 07.04.2022.

[8] “Türkiye’nin Arabuluculuk Faaliyetleri”.

[9] Balcı, Ali, Türkiye Dış Politikası, Alfa Yayınları, İstanbul, 2017, s.222.

[10] “Türkiye’nin Arabuluculuk Faaliyetleri”.

[11] “Türkiye’nin Arabuluculuk Faaliyetleri”.

[12] “Türkiye’nin Arabuluculuk Faaliyetleri”.

[13] “Türkiye’nin Arabuluculuk Faaliyetleri”.

[14] “Uyuşmazlıkların Çözümü ve Arabuluculuk”.

[15] “Uyuşmazlıkların Çözümü ve Arabuluculuk”.

[16] “Uyuşmazlıkların Çözümü ve Arabuluculuk”.

[17] “Uyuşmazlıkların Çözümü ve Arabuluculuk”.

[18] “Uyuşmazlıkların Çözümü ve Arabuluculuk”.

[19] Sputnik, “Rusya: Ukrayna’da Yaşananlar Darbe Girişimi”, http://tr.sputniknews.com/rsfmradio.com/2014_02_19/Rusya-Yasananlar-darbe-girisimidir/ (Haber Tarihi: 19.02.2014), E.T.: 10.04.2022.

[20] Sabah, “Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetleri Birleşti”, https://www.sabah.com.tr/dunya/donetsk-ve-lugansk-cumhuriyetleri-birlesti-2781247 (Haber Tarihi: 26.06.2014), E.T.: 09.04.2022.

[21] The Washington Post, “Opinion: What a sensible Ukraine policy would look like”, https://www.washingtonpost.com/opinions/2022/01/04/biden-putin-ukraine-russia-nato/ (Haber Tarihi: 04.01.2022), E.T.: 10.04.2022.

[22] Cumhuriyet, “Rusya’nın tanıdığı Donetsk ve Luhansk nerede ve statüsü ne?”, https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/rusyanin-tanidigi-donetsk-ve-luhansk-nerede-ve-statusu-ne-1910120 (Haber Tarihi: 22.02.2022), E.T.: 10.04.2022.

[23] Gürer Mut, Hürriyet, “Rusya Ukrayna savaşındaki kritik ülke! Putin Belarus üzerinde nasıl hâkimiyet kurdu?”, https://www.hurriyet.com.tr/dunya/rusya-ukrayna-savasindaki-kritik-ulke-putin-belarus-uzerinde-nasil-hakimiyet-kurdu-42011083 (Haber Tarihi: 25.02.2022), E.T.: 10.04.2022.

[24] UEFA.com, “FIFA/UEFA suspend Russian clubs and national teams from all competitions”, https://www.uefa.com/insideuefa/mediaservices/mediareleases/news/0272-148df1faf082-6e50b5ea1f84-1000–fifa-uefa-suspend-russian-clubs-and-national-teams-from-all-com/ (Haber Tarihi: 28.02.2022), E.T.: 09.04.2022.

[25] Sözcü, “Rusya, BM İnsan Hakları Konseyi’nden çıkarıldı”, https://www.sozcu.com.tr/2022/dunya/rusya-bm-insan-haklari-konseyinden-cikarildi-7060749/ (Haber Tarihi: 07.04.2022), E.T.: 10.04.2022.

[26] Elmas Topçu, DW, “Bayraktar Ukrayna’da nasıl bir rol oynuyor?”, https://www.dw.com/tr/bayraktar-si%CC%87halar%C4%B1-ukraynada-nas%C4%B1l-bir-rol-oynuyor/a-61054317 (Haber Tarihi: 09.03.2022), E.T.: 10.04.2022.

[27] Ukrinform, “Ukrainian defenders repelled attack on Mykolaiv city, fighting continues on outskirts”, https://www.ukrinform.net/rubric-ato/3420336-ukrainian-defenders-repelled-attack-on-mykolaiv-city-fighting-continues-on-outskirts.html (Haber Tarihi: 04.03.2022), E.T.: 10.04.2022.

[28] Dünya, “Barış müzakerelerinin ilk turu yapıldı”, https://www.dunya.com/dunya/baris-muzakerelerinin-ilk-turu-yapildi-haberi-650313 (Haber Tarihi: 28.02.2022), E.T.: 10.04.2022.

[29] Haberler.com, “Son Dakika: Rusya-Ukrayna barış görüşmelerinde 2. tur sona erdi! 3. tur öncesi kısmi ateşkes kararı alındı”, https://www.haberler.com/dunya/son-dakika-rusya-ukrayna-arasindaki-baris-14771617-haberi/ (Haber Tarihi: 04.03.2022), E.T.: 10.04.2022.

[30] Haber Global, “3. tur müzakereden de ‘barış’ çıkmadı! Dünyanın gözü, abluka altındaki Kiev’de!”, https://haberglobal.com.tr/dunya/3-tur-muzakereden-de-baris-cikmadi-dunyanin-gozu-abluka-altindaki-kievde-164198 (Haber Tarihi: 07.03.2022), E.T.: 10.04.2022.

[31] NTV, “Rusya-Ukrayna savaşında barış görüşmeleri video konferans yoluyla sürüyor”, https://www.ntv.com.tr/ukrayna-savasi/rusya-ukrayna-savasinda-baris-gorusmelerivideo-konferans-yoluyla-suruyor,udCU9jfB3kCWkLgqxNO_Pw (Haber Tarihi: 15.03.2022), E.T.: 10.04.2022.

[32] “Rusya-Ukrayna savaşında barış görüşmeleri video konferans yoluyla sürüyor”

[33] “Rusya-Ukrayna savaşında barış görüşmeleri video konferans yoluyla sürüyor”

[34] İnsamer, “Rusya-Ukrayna Krizi ve Türkiye’nin Arabuluculuk Rolü”, https://www.insamer.com/tr/rusya-ukrayna-krizi-ve-turkiyenin-arabuluculuk-rolu.html (Haber Tarihi: 26.01.2022), E.T.: 10.04.2022.

[35] Anadolu Ajansı (AA), “Antalya Diplomasi Forumu uluslararası diplomasi trafiğine sahne oluyor”, https://www.aa.com.tr/tr/podcast/antalya-diplomasi-forumu-uluslararasi-diplomasi-trafigine-sahne-oluyor/2532145 (11.03.2022), E.T.: 10.04.2022.

[36] “Rusya-Ukrayna Krizi ve Türkiye’nin Arabuluculuk Rolü”.

[37] NTV, “Türkiye’nin Ukrayna ve Rusya arasındaki arabulucuk çalışmalarına övgü”, https://www.ntv.com.tr/ukrayna-savasi/yabanci-basindan-turkiyenin-ukrayna-ve-rusya-arasindaki-arabulucuk-calismalarina-ovgu-turkiye-kazanan-ulke-olarak-cikti,RYMWQEpob02Oc5CFlq7MCQ (Haber Tarihi: 31.03.2022), E.T.: 10.04.2022.

[38] BBC Türkçe, “Montrö Boğazlar Sözleşmesi: Türkiye’nin hamlesi ne anlama geliyor, Rusya-Ukrayna krizinin seyri değişebilir mi?”, https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-60571805 (Haber Tarihi: 01.03.2022), E.T.: 10.04.2022.