Ana Sayfa / Haber Çevirileri / Asya / RUSYA AMERİKA’NIN GÖRMEK İSTEDİĞİ KADAR ZAYIF MI ?

RUSYA AMERİKA’NIN GÖRMEK İSTEDİĞİ KADAR ZAYIF MI ?

Rusça aslından çeviren: Zelina ÇEPER

“Pravda.Ru’”nun Rus-Amerikan ilişkilerinin gelişmesi hakkında Profesör Lozansky’nin çok spesifik analiz tezlerinin özet yazı dizisi devam ediyor. Daha önce kamu diplomasisinin gelişimi ve vizyonu hakkında düşüncelerini dile getirmiştik. Şimdi Rusya Federasyonu ve Batı’nın ekonomik ve askeri potansiyellerinin değerlendirilmesi hakkındaki düşüncelerini aktaracağız. Bunlar Rusya’nın denizaşırı “istekli” kişileri ve yerli liberaller arasında çok popüler.
Sayın Profesör, Rus politikasını, her şeyden önce iki tarafın potansiyellerinin korelasyonunu dikkate alarak ekonomik gerçekler üzerine Birleşik Devletler ve Batı’ya yöneltmeyi önermektedir. Kuşkusuz bu yaklaşım, kesinlikle doğrudur. Modern dünyada hiç kimse, ve özellikle Rusya, dış politikada idealizmi göze alamaz. Aksine, reel politik (gerçek siyaset) gerçekleri her yerde yol alıyor. İdealler ve değerler yerine yakın zamana kadar devletlerin eylemleri, çıkarları ve iktidar dengesi belirlendi.

Bay Lozansky’yle Rusya ile Batı arasındaki dengeye bakalım. O, “Rusya ekonomisinin ABD ve AB’nin toplam ekonomisinin yalnızca % 3,4’ü olduğunu belirtti. Askeri bütçelerin karşılaştırılmasına gelince: Rusya Federasyonu’nun askeri bütçesinin yüzdesi 29 NATO ülkesinin bütçesinin yalnızca % 7’ sidir. Görünüşe göre, bu iki olgudan başlayarak, Moskova’daki Amerikan Üniversitesinin Başkanı, “Rusya Federasyonu’nun ABD’ye karşı ekonomik yaptırımları… ABD’ye biraz rahatsızlık verebilir, bundan ziyade Rusya kendisine zarar verebilir.” şeklinde çıkarımda bulunmuştur.

Yazarın mantığına bakılırsa bütün bunlar, Rusya’yı Amerika’nın ve Batı’nın karşısında ülkesinin nesnel zayıflığına ikna etmelidir. Kuvvetlerin bu reel politik kurallarına göre korelasyonuyla kapitalize olmazsa, o zaman onların hırslarını önemli ölçüde azalttığı ve en önemlisi, ilişkileri yeniden kurmanın yollarını acilen aradığı var sayılır. Dahası, “Amerikan Kongresi ve medya, SSCB döneminde bile olmadığı kadar düşmanca davranmaktadır.”

Ama Gerçekten Bu Kadar Kötü Mü?

Yukarıdaki rakamları kıyaslarken meşru bir soru ortaya çıkıyor: Rusya nasıl yaşıyor?
ABD ve AB devleri tarafından nasıl absorbe edilmedi? Ekonomisi ne durumda? Ve bu % 3,4 neden görülüyor? Konuşmaya değecek bir şey olsa! Ayrıca askeri harcamalarda bu kadar üstünken, ki bu harcamalar, NATO’nun Avrupa ülkelerinin GSYH’ nın savunma bütçelerini yüzde iki kadar arttırması durumunda daha da artacaktır.
Bu karamsarlığa karşı tek mantıklı cevap, Rusya’nın çok daha verimli olduğu sonucuna varmaktır. Arka planda yolsuzluk ve hırsızlık çığlıkları varken bu durum nasıl garip gelmemektedir ki bu çağrıya Sherlock Holmes dahi kulak asardı. Yüksek verimliliğe ek olarak, “yetersiz” askeri bütçeyle Rusya’nın Amerika ve NATO ile stratejik eşitliğini nasıl sağladığını hiçbir şey açıklayamaz. Ve burada herhangi bir büyü yoktur. Örneğin Rusya, Amerika’nın ve birtakım ortaklarının aksine, güç tahmini, yani dünya çapında devasa bir askeri üs ağının kurulması ve sürdürülmesi denilen şeyle meşgul değildir.

“Rusya’nın ve Batı’nın ekonomik potansiyelleri arasındaki korelasyona bakarsak, eski ABD Başkanı Obama’nın “Rusya ekonomisi parçalanıyor” sözlerini hatırlamaktayım. Bu açıklamanın maliyeti biliniyor.“

Saygın Profesör Lozansky tarafından aktarılan rakamları değerlendirmeye çalışalım.
“ABD ve AB’nin toplam ekonomisi”nin %3,4’ü karsız gibi görünüyor. Peki neden burada Birleşik Devletler ve AB birleşti? Obama’nın Transatlantik bir ortaklık planı uygulaması bu fikri haklı çıkarabilir.” Ancak Trump bunu reddetti. Bu yüzden ABD’ye ve AB’ye ayrı ayrı bakalım.

Tabii ki, Rus ekonomisi Amerikalılardan on beş buçuk kat daha küçüktür ve Avrupa’nın on üç buçukta biri kadardır (bu oran Brexite göre değişir). Ancak Rusya’nın AB ekonomisinin varlığına ve gelişmesine katkısı nedir, hem enerji taşıyıcılarını, hem de ham maddelerini ve ticaret hacmini akılda tutarak kim değerlendirir?
Hiç şüphe yok ki Rus kaynakları olmadan Avrupa refahı o kadar yüksek olmayacaktı. Ve bu, Batı ekonomisinin önemine göre, Rusya’nın “birkaç yüzdesi” çok önemli olduğu anlamına geliyor. Burada, basit bir karşılaştırma yapmak yanlış olur. Karşılaştırma yapacak kişi Rusya Federasyonu ve AB arasındaki derin karşılıklı bağımlılığı da hesaba katmalıdır.Bu faktör, Avrupalılar tarafından net bir şekilde görülmekte ve anlaşılmaktadır. Washington tarafından başlatılan Rus karşıtı yaptırımların önüne geçmek için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmaları da tesadüf değildir; ticaret hacmi ve yatırımlar tekrar artıyor, şirketler Rusya pazarından ayrılmıyor ve ABD Kongresi tarafından planlanan yeni yasadışı kısıtlayıcı tedbirler AB tarafından doğrudan eleştiriliyor. Dolayısıyla, Avrupa örneğinde, Rusya ekonomisi üzerindeki makaranın küçük ve pahalı olduğunu söyleyebiliriz ve bu doğrultuda reel politik çatışmanın yoğunlaşmasından ziyade acilen işbirliği kurmak gerekmektedir.

ABD davasında ise durum farklı görünüyor. Bay Lozansky “iki ülke arasındaki ticaretin asgari dengesi göz önüne alındığında, Rusya Federasyonu’nun ABD’ye karşı herhangi bir ekonomik yaptırım uygulamasının ABD’de birtakım rahatsızlıklara neden olabileceğini” kabul etmek gerektiğini vurgulamaktadır. Peki ya saygın profesörlerin bu yaptırımların “Rusya’nın kendisine çok daha fazla zarar vereceği” iddiası ne oldu? Yazar, Rus-Amerikan ticaret ve ekonomik işbirliğinin daha da bozulması durumunda Rusya Federasyonu’nun büyük hassasiyetini belirtmeyi neden gerekli görüyordu? Bay Lozansky’ye göre, “minimum ticaret dengesi” yaptırım eylemlerinin olumsuz sonuçlarından bizi neden koruyamaz?

Endişe nedeni, Moskova, ABD’nin yaptırımlarına tepki gösterdiğinde, saygın bir profesör tarafından temsil edilen Rus-Amerikalı entelektüellerin çevrelerinin ilk önce grevde bulunacağıdır. Muhtemelen, anti-Amerikan yaptırımlarının ilk kurbanları, Lozansky başkanlığındaki, Moskova’daki Amerikan Üniversitesi de dahil olmak üzere Amerikan diplomasisinin geliştirilmesi ile, köprü kurmayla, diyalogu teşvik etmeyle uğraşan örgütler olacağına inanıyor. Görünüşe göre bu konuyla ilgili kaygısı (eğer gerçekleşirse) biraz abartılıyor. Ne de olsa, Moskova Birleşik Devletlere karşı yaptırım uygulama niyetinde değildir. Uluslararası ticaret kurallarını ve uluslararası hukuk normlarını böyle ihlal etmek tarzları değildir.

Amerikan fobisine benzer olarak dünya çapında olan kışkırtma Rus fobisi, Amerikan Medyası ve yasa koyucuları tarafından yürütülmektedir. Dolayısıyla, diyalog kurmak gereklidir. Ve saygıdeğer Profesör Lozansky’nin üzerinde çalıştığı hedef büyük bir dikkat ve çok daha fazla çaba gerektirir. Fakat görünen şekliyle, onun temeli hala iki tarafın eşitliği ilkeleri olmalıdır. Bununla birlikte, Rusya ile ABD arasındaki finansal ve ekonomik potansiyeller arasındaki belirsiz boşluk süre gelmektedir.

Kaynak: https://www.pravda.ru/authored/23-07-2017/1342825-rus_usa-0/

Çevirmen Hakkında

Zelina Çeper

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir