Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
www.indyturk.com'dan alınmıştır.

RUS İÇ SAVAŞI SIRASINDA UYGULANAN SAVAŞ KOMÜNİZMİ VE NEP’E GEÇİŞ SÜRECİ

GİRİŞ

Yirminci yüzyılın en önemli olaylarından biri olarak görebileceğimiz 1917 Ekim Devrimi sonrasında Bolşevikler, henüz I. Dünya Savaşı’nın yol açtığı toz bulutu dağılmadan kendilerini kan ve vahşet ile dolu beş yıllık bir İç Savaş’ın içerisinde bulmuşlardır. Kabaca 1917-1922 yılları arasında gerçekleşen bu İç Savaş, Rusya’nın kaderi açısından oldukça kritik bir dönüm noktasını oluşturur. Bolşevikler İç Savaş sırasında “Savaş Komünizmi” politikalarını uygulamaya koymuş ancak savaş sonra erdikten sonra sosyalizme ulaşacak yoldan bir tür “geri adım” olarak değerlendirilen NEP politikalarına geçiş yapmıştır. NEP uygulamaları ile kısa vadede “başarılı” sonuçlar alındığı görüldüyse de ilerleyen yıllarda terk edilmek zorunda kalınmıştır.

Bu çalışmada da öncelikle Bolşeviklerin İç Savaş sırasında karşıdevrimci “Beyazlar” ile mücadeleleri ele alınacak ve sırasıyla Çekoslovak Lejyonunun, Halk Ordusu’nun, Gönüllü Ordu’nun ve Amiral Kolçak’ın İç Savaş sırasındaki rolleri incelenecektir. Daha sonra İç Savaş sırasında Bolşevikler tarafından savaş koşullarının getirdiği bir tür “zorunluluk” gerekçesiyle uygulanmaya başlanan “Savaş Komünizmi” politikaları ele alınacak, bu zorunluluğu doğuran olaylar incelenecek ve hem toplumsal hem de ekonomik etkileri değerlendirilecektir. Son olarak da Savaş Komünizminden NEP olarak adlandırılan “Yeni Ekonomik Politika”ya geçiş süreci değerlendirilip NEP’in özellikleri ele alınacak ve NEP’in neden başarısız olduğu ve hangi olaylar sonucunda terk edilmesine karar verildiği incelenecektir.

1.1917-1922 Rus İç Savaşı

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’na, kökenleri 19.yüzyılın sonlarına dayanan ittifak ilişkileri nedeniyle dahil olan Çarlık Rusya, savaşın başından itibaren üst üste alınan askeri yenilgiler, cephedeki kaynak yetersizlikleri, şehirlerde ve orduda ortaya çıkan açlık, ve giderek radikalleşen toplumsal muhalefet gibi nedenlerle 1917 yılına gelindiğinde önce Şubat Devrimi’ni daha sonra da I. Dünya Savaşı’ndan çekilmesine yol açacak Ekim Devrimi’ni yaşamıştır. Ekim Devrimi ile iktidara gelen Bolşeviklerin ilk işleri, önce Çarlık’ın daha sonra da Geçici Hükümet’in devrilmesine yol açan sorunları çözmeye yönelmek yani “barış” ve “ekmek” tesis etmek olmuştur. Bolşevikler bu doğrultuda politikalar izlerken kısa sürede kendilerine yönelik birçok muhalefet unsuru ortaya çıkacak ve 1917-1922 yılları arasında yaklaşık olarak beş yıl sürecek kanlı bir iç savaş başlayacaktır.

Bu noktada Rus İç Savaşı’nın taraflarını oluşturan “Kızılların” ve “Beyazların” kısa bir tanımını yapmakta fayda vardır.

Rus İç Savaşı sırasında Bolşeviklerin silahlı kuvvetlerine “Kızıllar” veya “Kızıl Ordu” denilmektedir. Çok büyük oranda “homojen” bir yapı olarak karşımıza çıkan Kızıllar, “ortak amaçlar” doğrultusunda bir araya gelmiş “işçi ve köylülerden” oluşmaktadır. İç Savaş sırasında Bolşeviklere karşı muhalefet unsurlarına verilen “ortak” bir ad olan “Beyazlar” ise oldukça “heterojen” bir yapıdadırlar. Beyazlar içerisinde Romanov hanedanının ve “monarşinin” geri gelmesini savunanlar, “ayrılıkçı” amaçlar güden “milliyetçi” unsurlar, Ekim Devrimi ile iktidardan düşürülen “Geçici Hükümet’in yeniden iktidara gelmesini” savunanlar ve hatta “Sosyal Devrimciler” dahi yer almaktadır. Görülebileceği gibi İç Savaş sırasında birbirinden oldukça farklı amaçlar doğrultusunda bir araya gelen farklı unsurların oluşturduğu “Beyazların” tek ortak noktasının “Komünizmin ortadan kaldırılması ve Bolşeviklerin iktidardan düşürülmesi” amacı olduğu söylenebilir.[1]

1.1. Bolşeviklere Karşı Ayaklanmalar

Bolşevik hükümetine karşı ilk ayaklanmaların 1917 Ekim Devrimi’nden hemen sonra başladığı söylenebilir. Örneğin İç Savaş sırasında Bolşeviklere karşı savaşan unsurlardan en önemlilerinden biri olarak düşünülebilecek “Kazakların” yoğun olarak yaşadığı “Güney Rusya”da Ekim Devrimi’nin hemen ardından ayaklanmaların başladığı görülmektedir. Özellikle Bolşeviklere karşı oluşturulan “ilk düzenli birlik” olarak gösterilebilecek, General Alekseyev ve Şubat Devrimi’nden sonra Geçici Hükümeti devirmek amacıyla bir darbe düzenleyen General Kornilov’un liderliklerinde kurulan “Gönüllü Ordu”, “Kazak nüfusun çoğunlukta olduğu” Güney Rusya’da ortaya çıkmıştır. Devrim’den sonra Rusya’nın “Don Bölgesi’nde” görülen Kazak ayaklanmaları kısa sürede bastırılsa da, önceleri Alekseyev’in daha sonra da Denikin’in liderliğindeki Gönüllü Ordu uzun süre Bolşevikleri uğraştıracaktır.[2]

Rusya’da Bolşeviklerin iktidarına karşı muhalefet unsurları birer birer ortaya çıkmaya başlarken, Bolşevikler, Rusya’nın çözümü en acil sorunlarından biri olduğu söylenebilecek “Savaş’a derhal son vermek” amacı ile harekete geçmişlerdir. Bu doğrultuda İttifak devletleri ile 1918 yılında “Brest-Litovsk Barış Antlaşması” imzalanmış ve Bolşevikler Rusya’yı üç yıl gibi kısa bir sürede tam anlamı ile bir felakete sürükleyen savaştan çekmeyi başarmışlardır.

Brest-Litovsk, Rusya için kabul edilmesi oldukça güç ve ağır şartlar içeren bir antlaşma olmasına rağmen içinde bulunulan durumda Rusya’nın savaştan çekilmekten başka bir çaresinin olmadığını söylemek mümkündür. Alman birliklerinin, geniş Rus topraklarında kayda değer bir direnişle karşılaşmadan ilerledikleri ve savaş nedeniyle oldukça zor koşullar içerisinde kalan Rusya’da iktidarı ellerine henüz geçiren Bolşeviklere karşı ayaklanmaların ortaya çıktığı düşünüldüğünde bu durum daha iyi anlaşılacaktır. Ayrıca Geçici Hükümet’in de devrilmesinde Savaş’ın sürdürülmesi kararının büyük bir etkisi olduğu göz önünde bulundurulduğunda Bolşeviklerin Brest Litovsk’u imzalamaktan başka bir şansı olmadığı rahatlıkla söylenebilir.

Brest Litovsk’un içerdiği ağır şartlardan dolayı özellikle “Sosyalist Devrimciler” Antlaşma’nın imzalanmasına yoğun bir şekilde karşı çıkmışlar, tüm itirazlarına rağmen Hükümet’in antlaşmayı imzalaması üzerine de Antlaşma şartlarının uygulanmasından doğacak durumdan Bolşevikler ile beraber sorumlu tutulmamak ve halk nezdinde “suçlu bulunmamak” amacı ile hükümetten ayrılma kararı almışlardır.[3]

Brest-Litovsk Antlaşması, Rusya için içerdiği ağır şartlara rağmen Bolşevikler için hayati bir önem de taşımaktadır. Çünkü Bolşevikler, bu Antlaşma sayesinde halihazırda oldukça kısıtlı olan “kaynaklarını” İttifak Devletleri’ne karşı sürdürülen savaşı finanse etmek için seferber etmek yerine kendi iktidarlarına yönelik “muhalefet unsurları ile olan mücadelelerine” ayırma fırsatı bulmuşlardır.[4]

Rusya içerisinde Bolşevik hükümete yönelik olarak halihazırda var olan muhalefet oldukça ağır şartlar içeren Brest-Litovsk Antlaşması’nın imzalanması üzerine şiddetlenecek ve Bolşevik hükümete karşı ciddi ayaklanmalar başlayacaktır. Örneğin daha önce de belirtildiği gibi Ekim Devrimi’nin hemen ertesinde ayaklandıkları görülen Kazaklar, bu sefer de Antlaşma’nın imzalanmasından sonra Bolşeviklere karşı yeniden bir ayaklanma hareketi başlatacaktır.[5]

1918’in Mayıs ayına gelindiğinde ise, Rus İç Savaşı’nın belki de en önemli olaylarından birisi olarak görülebilecek bir olay yaşanmıştır. I. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine 1914 yılında kurulan “Çek” ve “Slovak” unsurlardan oluşan “Çekoslovak Lejyonu”, Savaş sırasında ele geçirilen “esirlerin ve kaçakların da katılımı” ile giderek büyümüş ve 1918 yılına gelindiğinde yaklaşık olarak “40.000 asker mevcuduna” ulaşmıştır. 1918 yılının Mart ayında imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya’nın Savaş’tan çekilmesi üzerine de Bolşevikler, savaşı sürdürmek isteyen Çekoslovak Lejyonuna ülkeden ayrılmaları için izin vermiştir. Ancak Lejyon, Bolşeviklerin onları İttifak Devletleri’ne teslim etmek niyetinde olduklarını düşünerek, teslim olup esir düşmek yerine Bolşeviklere karşı ayaklanmayı tercih etmişlerdir. Gerwarth’ın belirttiği üzere lejyonun Troçki’nin “Çekoslovak Lejyonunun silahsızlandırılmasını ve direnenlerin de vurulmasını” içeren bir emrini ele geçirmesinin bu kararın alınmasında oldukça önemli olduğu düşünülebilir. İsyana kalkıştıktan kısa bir süre sonra oldukça stratejik bir şekilde hareket eden Çekoslovak Lejyonu, Bolşeviklerin hareket kabiliyetlerini büyük oranda sınırlandırmak amacı ile devasa Rus topraklarını birbirine bağlayan demiryolu hatlarını ele geçirerek kontrol altına almışlardır.[6]

Çekoslovak Lejyonunun ayaklanması sürerken, Sosyalist Devrimciler de, 1918 yılında Lejyon tarafından ele geçirilen “Samara” şehrinde Bolşeviklerin hükümetine alternatif bir hükümet kurmuşlardır.[7] Sosyalist Devrimciler “…Lenin meclisi dağıtmadan önce Rusya Kurucu Meclis seçimlerini kazandıkları gibi, kendilerini Rusya’nın tek meşru hükümeti olarak görüyorlardı.”[8]

Samara’da “Çekoslovak Lejyonunun teşviki ile” kurulan bu hükümet, kısa süre içerisinde Bolşeviklere karşı savaşmak ve gayrimeşru olarak gördükleri hükümeti devirmek üzere bir ordu toplamışlardır.[9] Daha sonra Çekoslovak Lejyonu ve Samara’daki söz konusu hükümet tarafından kurulan “Halk Ordusu”, 1918 yılında Bolşeviklere karşı harekete geçmişlerdir. Başlangıçta önemli başarılar kazanarak Moskova’ya doğru ilerleyişlerini sürdürüp “Kazan şehrini” ele geçirseler de harekat ilerledikçe Kızıl Ordu’nun karşı saldırısı nedeniyle tutunamayarak geri çekilmek zorunda kalmışlardır.[10]

Kızıl Ordu, büyük bir askeri başarı örneği göstererek hem doğudan ilerlemekte olan Çekoslovak Lejyonu ve Halk Ordusu’nu hem de güneyde ayaklanan Kazakları yenilgiye uğratarak oldukça önemli bir zafer kazanmıştır. Kazandığı zafer üzerine doğuya doğru ilerleyişini sürdüren Kızıl Ordu, 1918 sonlarında Sosyalist Devrimcilerin “meşru hükümetlerini” kurdukları Samara şehrini ele geçirerek hem Çekoslovak Lejyonunu hem de Halk Ordusu’nu yenilgiye uğratmıştır.[11]

1.2. İç Savaş’a Uluslararası Müdahaleler ve Savaş’ın Sonu

Halk Ordusu’nun Bolşevikler tarafından mağlup edilmesinin ardından, Amiral Kolçak 1918 yılında Sosyalist Devrimcilerin çoğunlukta olduğu alternatif “meşru hükümeti” bir darbe sonucunda devirerek Sibirya’da iktidarı ele geçirmiş ve Bolşeviklere karşı mücadeleyi üstlenmiştir.[12] Rusya’nın güney bölgesinde ise General Denikin, General Alekseyev’in ölmesi üzerine Gönüllü Ordu’nun lideri olmuş ve Bolşeviklere karşı mücadeleyi sürdürmesini sağlamak amacıyla İtilaf devletleri tarafından da desteklenmeye başlanmıştır.[13]

İç Savaş tüm şiddeti ile sürerken 1918 yılında I. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ve İttifak Devletleri’nin yenilgiye uğratılmasının Rus İç Savaşı’na da büyük etkileri olmuştur.

Lenin, 1918 Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya’yı Savaş’tan çektikten hemen sonra İtilaf Devletleri, Rusya’daki bazı “stratejik bölgeleri” ve “bu bölgelerdeki çıkarlarını” korumak amacıyla Rusya’ya asker göndermeye başlamıştır. Başlangıçta “stratejik noktaların İttifak Devletleri’nin eline geçmesini engellemek” amacıyla Rusya’ya asker gönderen İtilaf  Devletleri daha sonra Rus İç Savaşı sırasında Bolşeviklerin düşmanları olan Beyazlara da destek vermeye başlamıştır.[14]

İtilaf Devletleri’nin Beyazları desteklemesinin nedenleri olarak Komünizm ideolojisi doğrultusunda Bolşeviklerin bir tür “Dünya Devrimi’ni” amaçlamaları, Bolşevik Hükümeti’nin “Çarlık döneminin ve Geçici Hükümet’in borçlarını reddetmesi” ve uzun yıllardır Rusya’ya yapılan “yatırımların kaybedilmesinden korkulması” gösterilmektedir.[15]

Ancak İtilaf Devletleri’nin Rus İç Savaşı’na bu şekilde müdahale etmesi ve Bolşeviklerin düşmanları olan Beyazları desteklemesi, Bolşevikler tarafından kendi avantajlarına da kullanılmıştır. Buna göre Bolşevikler, “başka uluslardan işgalcilere karşı” Rusya topraklarını savunmak için savaşırken, Beyazlar “işgalciler” ile birlikte hareket etmekteydiler. Böylece Bolşevikler bu durumu öne sürerek İç Savaş sırasında halk nezdinde bir tür “meşruiyet” iddia etmişlerdir.[16]

İtilaf Devletleri’nin desteğini alan Beyazlar 1919 yılında, Bolşeviklere karşı büyük bir askeri harekat başlattılar. Doğudan Amiral Kolçak’ın birlikleri, Güney’den General Denikin’in Gönüllü Ordusu, kuzeyden ise General Yudeniç’in kuvvetleri Bolşeviklere karşı saldırıya geçtiler. Ancak Troçki tarafından İç Savaş sırasında organize edilen ve büyük oranda Troçki’nin ısrarları üzerine “savaş tecrübeleri ve aldıkları askeri eğitim” gibi nedenlerle “Çarlık subaylarından da yararlanılarak” oluşturulan Kızıl Ordu, büyük bir askeri başarı örneği göstererek üç taraftan üzerlerine saldıran Beyazları, tüm cephelerde yenilgiye uğratmayı başarmıştır.[17]

Beyazların harekatın başlangıcında tasarladıkları gibi güneyden ilerleyen Denikin’in Gönüllü Ordusu ile doğudan ilerleyen Kolçak’ın birliklerinin birleşme planı Kızıl Ordu tarafından engellenmiş ve başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Kızıl Ordu karşısında yenilgiye uğrayan Kolçak, Sibirya’ya geri çekilmeyi başardıysa da 1920 yılında Kızıl Ordu tarafından ele geçirilmiş ve idam edilmiştir.[18] Gönüllü Ordu’dan kalan birlikler ise aldıkları ağır mağlubiyet üzerine Denikin’in liderliği bırakıp yerine General Wrangel’in geleceği Kırım’a çekilmişlerdir.[19]

1920 yılına gelindiğinde İtilaf Devletleri Rus İç Savaşı’nın sonucunun ufukta görülmeye başlandığını ve Beyazların yenilmekte olduğunu anladıktan sonra Beyazlara sağladıkları destekleri kesecek ve daha önceleri Rusya’ya konuşlandırdıkları kendi askerlerini de “artık evlerine dönmek istedikleri için”  Rusya’da daha fazla tutamayacaklarını anlayacaklardır. Hem İç Savaş’ın kaybedildiğinin anlaşılması hem de I. Dünya Savaşı’nın çoktan sona ermiş olması nedeniyle İtilaf Devletleri 1920 yılında adım adım geniş Rusya topraklarını terk etmeye başlayacaklardır.[20]

Beyazlar açısından İç Savaş’ın son önemli olayı, I. Dünya Savaşı sonrası bağımsızlığını yeni kazanmış olan Polonya’nın Bolşeviklere karşı saldırıya geçmesi olmuştur. Polonya’nın saldırısı üzerine General Wrangel liderliğindeki Gönüllü Ordu bu fırsattan yararlanmak isteyerek Kırım’dan çıkmış ve Kızıl Ordu üzerine saldırıya geçmişlerdir.[21] Ancak bu ümitsiz saldırı da Kızıl Ordu tarafından kısa sürede püskürtülmüş ve Kızıl Ordu, Polonya ile bir barış antlaşması imzalandıktan sonra Kırım’a girerek “Anarşist Makhno”nun birliklerinin de yardımlarıyla”  Gönüllü Ordu’yu yenmiş ve İç Savaş’ın galibi olmuştur.[22]

Kızıl Ordu’nun İç Savaş sırasında tüm Rusya coğrafyasına yayılmış düşmanlarını her cephede mağlup edebilmesinde birçok etken vardır. Öncelikle Troçki tarafından büyük bir stratejik ustalık ile organize edilen ve yönetilen Kızıl Ordu’nun “homojen yapısı” oldukça büyük bir etken olmuştur. Daha sonra Rusya’nın yüz ölçümü olarak küçük bir bölgesi olmasına rağmen Bolşeviklerin kontrol ettiği yerler “…Rus savaş ekonomisinin kalbini…”[23] oluşturan bölgeler olması bakımından da oldukça önemlidir. Beyazların İç Savaş’ı İtilaf Devletleri’nin desteğine rağmen kaybetmesi ise oldukça farklı unsurlardan oluşmaları ve “birleşik bir kuvvet” olarak “koordine bir şekilde hareket edememeleri” başlıca etkenler olarak gösterilebilir.[24]

Unutulmaması gereken önemli bir nokta da Bolşeviklerin 1917 Ekim Devrimi’nden sonra Lenin’in söz verdiği üzere gerçekleştirilen “Toprak Reformu” ile Rus nüfusunun büyük bir bölümünü oluşturan köylülerin bir bakıma sempatisini kazanmış olmasıdır.[25] Beyazlar, İç Savaş sırasında ele geçirdikleri bölgelerde Bolşeviklerin dağıttığı toprakları “köylülerden alarak tekrar büyük toprak sahiplerine” vermişlerdir. Böylece köylüler İç Savaş’ı Bolşevikler kaybederse “Devrim ile elde ettikleri bütün kazanımların ellerinden alınacağını” anlamış ve Beyazlara karşı düşmanlık duyarak Bolşevikleri desteklemeye başlamışlardır.[26]

Rus İç Savaş’ından galibiyet ile çıkan Bolşevikler, özellikle Batı Rusya’da birçok toprak kaybedilmesine rağmen kuşkusuz büyük bir zafer kazanmış ve 1914 yılından itibaren yaklaşık olarak yedi yıl süren savaşa son vermişlerdir.

2.Savaş Komünizmi

1917 Ekim’inde Bolşevikler iktidara geldiklerinde Rusya’da, I. Dünya Savaşı’nın yol açtığı “kıtlık” oldukça şiddetli bir durumdaydı. Bolşevikler bu nedenle Rus halkına acilen “barış ve ekmek” sağlamaya yönelmişlerdir. Daha önce de belirtildiği gibi barışı sağlamak amacı doğrultusunda Bolşevikler, 1918 yılında Brest-Litovsk Antlaşması’nı imzalamışlardır. Ancak Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya’nın “en büyük tahıl deposu” olan Ukrayna bölgesi kaybedilmiştir.[27] Ukrayna’nın kaybı ile halihazırda I. Dünya Savaşı nedeniyle başlayan ve İç Savaş’ın çıkması ile de giderek şiddetlenen “gıda kıtlığı” ile mücadele, Bolşevik Hükümeti için bir tür “hayatta kalma” savaşı halini almıştır.

Bolşeviklerin İç Savaşı sürdürebilmesi için “sanayi işçilerini” yani “şehirleri” ve cephede savaşan Kızıl Ordu’yu beslemesi gerekiyordu. Ancak Bolşeviklerin ihtiyaç duyduğu gıdayı sağlaması beklenen köylüler, gıda ürünlerinin “fiyatlarının düşük olması” ve “ulaşımın çökmesi”, ürünlerini pazarlara ulaştırma imkanlarının bulunmaması gibi savaş koşulları nedeniyle üretimi “çok düşük seviyelerde” tutuyor ancak kendilerini beslemeye yetecek kadar gıda üretimi yapıyorlardı. Bu durum da tahmin edilebileceği gibi savaşın sürdürülmesinde kilit önemde olan şehirlerde ve cephelerde bir “gıda krizi” yaratıyordu.[28]

Barış sağlandıktan sonra başlıca amaçları gıda sorununu çözmek olan Bolşevikler, 1918 yılında daha sonra “Savaş Komünizmi” olarak anılacak bir takım politikaları uygulamaya koydular. Buna göre Bolşevik hükümet, tüm bankaları, tüm endüstri dallarını ve ticareti kamulaştırmış, dış ticareti devlet tekeline almış, tahıl ve gıda maddeleri üzerinde bir devlet tekeli kurmuş, “parasız bir planlı ekonomi” uygulamaya yönelmiş, piyasa ilişkilerini, özel ticareti, toprak kiralamayı, özel girişimleri ve özel mülkiyeti yasaklamış ve yoğun bir “merkezileştirme” programına girişmişlerdir.[29]

Bunların yanı sıra Lenin’in başlattığı “Ekmek İçin Savaş”[30] politikası doğrultusunda Bolşevikler, mevcut gıda sıkıntısından “varlıklı köylüler” olarak görülen “kulaklar”ı sorumlu tutmuşlardır.[31] Böylece “yoksul köylülerden” oluşturulan “köy komiteleri” ve “müsadere birlikleri” aracılığıyla Bolşevikler, gıda maddelerini oldukça düşük fiyatlarla köylülerden satın almaya veya gerekirse zor kullanarak varlıklı köylülerin sakladıkları tahılları ele geçirmeye yönelmişlerdir.[32]

Ancak kulakların veya yoksul köylülerin ellerinde bulunan gıdalar Bolşeviklerin düşündükleri kadar bol miktarda değildir. Bu nedenle düşük fiyatlar ile satın alınarak veya doğrudan el konularak temin edilen gıda maddeleri hem köylüler ile Bolşeviklerin arasını bozmuş hem de şehirleri ve orduyu beslemeye yetmemiştir. Bu sırada gıda temin etmek amacı ile yapılan “müsadereler” yalnız “kulaklar”a yönelik olmamış ve Rusya “nüfusunun büyük bölümünü” oluşturan yoksul köylüler de Savaş Komünizmi doğrultusunda gerçekleştirilen gıda maddelerine el konulması durumu nedeniyle büyük zararlar görmüşlerdir.[33]

2.1. Savaş Komünizminin Sonuçları ve Oluşan Tepkiler

Bir önceki bölümde belirtildiği gibi 1918 itibari ile savaşı finanse edebilmek amacıyla Bolşevikler köylülerden gıda maddelerini ya çok düşük fiyatlarla ya da doğrudan müsadere etme yolu ile temin etmeye başlamışlardır. Ancak tahıllarına bu şekilde el konulan köylülerin bu uygulamaya karşı bir reaksiyon alacağını düşünmek de gerekmektedir. Ürünlerine “el konulan” köylüler, gelecek dönemlerde ürünlerini Bolşeviklere teslim etmek yerine tarımsal üretimlerini azaltma yoluna gitmiş ve artık sadece kendilerini “bir sonraki hasat dönemine kadar besleyecek” miktarda üretim yapmaya başlamışlardır.[34]

Köylülerin üretimi arttırmak istememelerinin bir diğer nedeni de köylüleri şehirlerden gıda maddeleri karşılığında satın almaya teşvik edecek “tüketim mallarının” bulunmayışıdır. Bu durumda da gıda üretiminin düşmesinin doğal bir sonucu olarak şehirlerde gıda sıkıntısı ortaya çıkmış ve “karaborsacılığın yaygınlaştığı” görülmüştür.[35]

Bolşevikler, müsadere veya düşük fiyatla satın alma yolu elde gıda maddelerini temin etme politikaları nedeniyle kırsalda köylü ayaklanmaları ile, gıda kıtlığının şiddetlenmesi nedeniyle de şehirlerde işçi grevleri ile karşı karşıya kalmışlardır. Birçok işçi, şehirlerde yaşanan ciddi boyutlardaki gıda sıkıntı nedeniyle fabrikalardan ayrılıp kırsal alanlara geri dönmeye başlamış ve bu da savaş için elzem olan “sanayinin işlerliğine” büyük bir darbe vurmuştur.[36]

Söz konusu durumun bir sonucu olarak 1920 yılına gelindiğinde Rusya’da sanayi üretimi 1914 öncesi dönemin “beşte birine” eşitlenmiş ve sanayi üretimin gerçekleştirildiği şehirlerin nüfusu ise savaş öncesi döneme göre neredeyse “yarı yarıya” azalmıştır.[37]

Savaş Komünizmi uygulamaları nedeniyle kırsal alanlarda yoğun huzursuzluk ve ayaklanmalar yaşandığı görülmüştür. Bolşeviklerin, Savaş Komünizmi politikalarına direnilmesi durumunda köylülere ne gibi yaptırımlar uygulayabileceğini ve bu konuda ne kadar kararlı olduklarını anlamak için Lenin’in “Penza Oblastı”na gönderdiği “İdam Emri” mektubu oldukça çarpıcıdır:

“Yoldaşlar! Beş kulak volostunun isyanı merhamet gösterilmeden bastırılmalıdır. Tüm devrimin çıkarları bunu gerektirmektedir, çünkü önümüzde son belirleyici savaşımız olan “kulaklar ile savaş” varken bir örnek oluşturmalıyız.

  • En az 100 tane tanınmış kulak’ı, zengin ve kan emicileri asmalısınız.(Tereddüt etmeden asın ki halk görsün)
  • Adlarını ilan edin (yayınlayın)
  • Tüm tahıllarını alın
  • Rehineleri idam edin – dünkü telgraf ile uyum içinde

Bu öyle bir şekilde başarılmalıdır ki, binlerce mil içindeki insanlar görsün, titresin, bilsin ve bağırsın: hadi şu kan emici kulakları boğalım ve boğazlayalım.”[38]

Bolşeviklerin bu sert uygulamaları ve halihazırda İç Savaş nedeniyle gıda sıkıntısı çeken köylülerin ellerinden ürünlerinin alınması sonucunda köylüler ve Bolşevikler arasında yoğun şiddet olaylarının da yaşandığı görülmüştür:

“Köylü isyancılar genellikle gayet anlamlı ve sembolik değer olan şiddet biçimleri yoluyla açık rakiplerine mesaj veriyorlardı. Öfkeli köylülerden tahıllarını almaya çalışan Bolşevik komiserlerin karnını yarıp organlarını çıkarıyor, midelerini tahılla doldurarak onları yiyecek hırsızı olarak damgalıyorlardı.”[39]

Savaş Komünizmi uygulamalarının yol açtığı gıda kıtlığı nedeniyle 1918-1920 yılları arasında yaklaşık olarak “yedi milyon insanın” hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir.[40] Gıda ürünlerinin müsadere edilmesi nedeniyle yaşanan şiddet olayları sonucunda da yaklaşık olarak “250.000” insan hayatını kaybetmiştir.[41] Yol açtığı bu insani yıkımın yanı sıra Savaş Komünizmi politikalarının uygulandığı dönemde sanayi üretimi, tarımsal üretim ve insanların refahında sürekli bir düşüşün yaşandığı da söylenebilir.[42]

Son olarak da ilerleyen dönemde, temelde I. Dünya Savaşı’nın yol açtığı ve İç Savaş nedeniyle de varlığını sürdürmeye devam eden ekonomik yıkımın, Savaş Komünizmi politikaları izlenerek ortadan kaldırılamayacağının Bolşevikler tarafından anlaşılması oldukça önemlidir.[43]

1921 yılına gelindiğinde ayaklanan köylülerin hareketi olan “Yeşil Hareket”in Savaş Komünizminin kırsal alanda uygulanmasını engellemeye yönelik çabalarının ve işçilerin şehirlerde düzenledikleri grevlerin artarak devam ettiği görülse de[44], temelde Bolşevikleri Savaş Komünizmi politikalarının iflas ettiğine ve artık değiştirilmesinin kaçınılmaz olduğuna ikna eden iki önemli olay vardır. Bunlar Tambov İsyanı ve Kronstadt Ayaklanmasıdır.

1920 yılında Tambov bölgesinde hali hazırda büyük zorluklarla yaşamlarını sürdüren ve ciddi bir kıtlık durumunda olan köylülerin, Savaş Komünizmi politikaları doğrultusunda gerçekleştirilen gıda ürünlerine el konulması sonucunda büyük bir köylü isyanı patlak vermiştir. Bu dönemde Tambov bölgesindeki bir “Sosyalist Devrimci” olan “Antonov”un köylülerin başına geçmesi ile isyan, Bolşevik hükümetine karşı büyük bir tehdit haline gelmiştir. Gönderilen Bolşevik birliklerini mağlup eden “Antonov liderliğindeki isyancılar”, ancak Polonya ile savaşın sona ermesi üzerine bölgeye kaydırılan Kızıl Ordu tarafından yenilgiye uğratılabilmişlerdir.[45]

Daha önce yer verdiğimiz Lenin’in “idam mektubu” gönderdiği Penza Oblastı’na komşu bir bölge olan Tambov Oblastı’nda yaşanan bu ayaklanma sırasında Bolşeviklere yönelik şiddet eylemlerinin boyutlarını anlayabilmek ve 1917 yılında Toprak Reformu ile bir bakıma desteğini kazandıkları köylülerin Savaş Komünizmi uygulamaları nedeniyle Bolşeviklere duymaya başladığı düşmanlığı görebilmek adına şu çarpıcı örnek oldukça önemlidir:

“O sırada halen Lenin’in destekçisi olan Maksim Gorki’nin bildirdiğine göre, “Tambov vilayetinde Komünistler demiryolu çivileriyle sol elleri ve ayaklarından ağaçlara, yerin bir metre üstüne çakılmışlardı. Köylüler kasten böyle tuhaf şekilde çarmıha gerilen bu insanların çektiği eziyeti izliyorlardı.”[46]

Tambov ayaklanması Kızıl Ordu tarafından bastırılmış olmasına rağmen Savaş Komünizminin artık uygulanamaz olduğunu ve bu politikalarda ısrar edilirse Bolşevikleri bekleyen büyük tehlikeyi gözler önüne sermiştir.[47] Bolşeviklerin Savaş Komünizmini terk etmelerine yol açan son olay ise 1921 yılında X. Parti Kongresi toplanmışken gerçekleşen Kronstadt ayaklanmasıdır. 1917 Ekim Devrimi sırasında Bolşevikleri destekleyen Kronstadtlı denizciler, tam da İç Savaş Bolşevik zaferiyle sona ermişken bir ayaklanma başlatmışlardır.[48]

Bolşeviklerin en önemli destekçilerinden biri oldukları 1917 yılından farklı olarak 1921 yılına gelindiğinde Kronstadtlı denizcilerin büyük bölümü “köylülerden” oluşmaktadır.[49] Bu nedenle ayaklanan denizcilerin “sovyet” seçimlerinin tekrar yapılmasını istemeleri gibi bir takım siyasal taleplerinin yanı sıra “tahıl müsaderesinin durdurulması” ve “tahılın hükümet tekelinden çıkarılması” gibi taleplerde bulunmaları oldukça anlaşılabilir bir durumdur.[50]

Bolşevikler, Kronstadt ayaklanmasını kısa sürede Kızıl Ordu birlikleri tarafından oldukça “kanlı” bir şekilde bastırmışlardır.[51] Ancak ayaklanmayı ortaya çıkaran sebepleri artık görmezden gelmenin mümkün olmadığı da Bolşevikler tarafından anlaşılmıştır. Bu doğrultuda X. Parti Kongresi’nde Lenin tarafından Savaş Komünizmine alternatif bir politika önerilmiştir. Buna göre “savaş zamanı gerekliliklerini” karşılayabilmek adına “geçici bir önlem” olarak uygulanan Savaş Komünizmi politikaları barış dönemi için uygun olmaması ve Bolşeviklerin iktidarını dayandırdıkları işçiler ile köylülerin ittifakına zarar vermesi nedenleriyle artık terk edilmiştir.[52]

3.Savaş Komünizminin Terk Edilmesi ve NEP’e Geçiş

  1. Parti Kongresi’nde alınan karar ile Savaş Komünizmi terk edilmiş ve NEP uygulamalarının başlatılmasına karar verilmiştir. 1921 başlarında Bolşevikler İç Savaş’ı kazanmış olmalarına rağmen kırsal kesimde yaşanan köylü ayaklanmaları ve Yeşillerin faaliyetleri Bolşevik iktidarına yönelik ciddi bir tehdit oluşturmayı sürdürmüştür.[53] Hem bu köylü ayaklanmalarının hem de şehirlerde yaşanan yoğun işçi grevlerinin temelde Savaş Komünizmi politikaları doğrultusunda uygulanan müsaderelerin dolaylı bir sonucu olarak tarımsal üretimdeki düşüşten ve dolayısıyla yaşanan gıda arzındaki sıkıntılardan kaynaklandığı söylenebilir.

Önce 1917 devrimleri sonra da İç Savaş sırasında, Bolşeviklerin ana destekçileri olan işçilerin büyük bölümü ya uzun yıllar süren savaşlar nedeniyle “hayatlarını kaybetmiş” ya da “siyasal alana” kaymışlardır. Böylece rahatlıkla söyleyebiliriz ki köylülerin de yoğun muhalefeti ilen karşılaşan Bolşevikler, İç Savaş sonrası “kırılgan bir toplumsal taban” üzerinde durmaktadırlar.[54]

Yoğun toplumsal muhalefetin ve gıda sıkıntısının varlığında bir de 1921 yılında yaşanan “kötü hasat” nedeniyle şartlar iyice Bolşeviklerin aleyhine dönmüştür. Lenin, “Ekonomik cephede komünizme geçme çabamızda 1921 baharında yaşadığımız önceki tüm yenilgilerimizden daha önemli bir yenilgidir”[55] diyerek aslında durumun Bolşevikler için vahametini gözler önüne sermiştir.

Kötü hasat, gıda kıtlığı, kırsalda köylü ayaklanmaları, şehirlerde işçi grevleri ve son olarak da Tambov ve Kronstadt örneklerinde olduğu gibi oldukça çarpıcı isyanlara ek olarak İç Savaş’ın Bolşeviklerin galibiyetiyle sona ermesi üzerine köylülerin artık topraklarını ellerinden alacak Beyazlardan korkmak yerine Bolşeviklerin uygulamalarına muhalefetlerini arttırma imkanı bulmaları, Savaş Komünizminin terk edilme nedenlerini özetlemektedir.[56]

3.1.Yeni Ekonomik Politika: NEP

Bir önceki başlık altında belirtilen şartların varlığında terk edilen Savaş Komünizminin yerini alan NEP ile bir tür “karma ekonomi” dönemi başlamıştır.[57] NEP aslında Bolşeviklerin “sosyalist bir toplum kurma amaçlarından bir tür sapma olarak” da görülebilir. Lenin NEP’i bir tür “geri çekilme” olarak nitelendirir, amaç köylülere bir takım tavizler vererek ekonomiyi düzeltmektir.[58] Düşünülecek olursa bu dönemde Bolşeviklerin köylülere bir takım tavizler vermekten başka bir çareleri olmadıkları söylenebilir çünkü görünürde Savaş Komünizmi ile Bolşeviklere düşman olan köylüleri geri kazanmanın başka bir yolu yoktur.[59]

NEP ile Rusya’da “sosyalizmi kurmak için gerekli olan sanayinin” ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla öncelikle tarımsal üretimi arttırmak hedefi doğrultusunda[60] harekete geçen Bolşevikler, öncelikle uygulamaya koyulan yeni ekonomik program sırasında oluşabilecek muhalefeti engellemek için Komünist Parti içerisinde “muhalefet unsurları” oluşturulmasını yasaklamış ve “muhalefet etmeyi sürdürenlerin ise partiden ihraç edilebileceği” kararını almışlardır.[61]

NEP uygulamaları ile köylülerden tarımsal ürünlerin müsadere yöntemiyle alınmasını öngören Savaş Komünizmi politikalarına son verilmiş ve bunun yerine daha sonra “nakit” olarak ödenmesi kararlaştırılacak bir tür “ayni vergi sistemi” getirilmiş, piyasa ilişkileri, toprak kiralama, özel ticaret ve özel girişim üzerindeki yasaklar kaldırılmış, parasal ekonomi yeniden uygulanmaya başlanmış, devlet bankası kurulmuş, sanayi dallarının kamulaştırılması uygulaması durdurulmuş ve büyük oranda “merkezi planlama” sisteminden vazgeçilmiştir.[62]

Böylece NEP ile köylüler, artık ürettikleri tarımsal ürünler üzerinden hükümete, belirlenen orandaki vergilerini verdikten sonra kalan fazla ürünlerini “piyasada satabilme” imkanı elde etmiş oldular. Bu uygulama sonucunda beklenebileceği üzere köylüler piyasa ilişkileri sayesinde durumlarını iyileştirebilmek amacıyla tarımsal üretimlerini arttırma yoluna gittiler.[63] Böylece NEP ile önce I. Dünya Savaşı, sonra İç Savaş sırasında durma noktasına gelen ekonomik hayatta kayda değer bir canlanma görülmeye başlanmıştır.[64]

Birçok alanda özelleştirme gerçekleştirilmesine rağmen NEP döneminde de Hükümet, ekonominin kilit noktalarını elinde tutmaya devam etmiştir. Hükümetin elinde tutmaya devam ettiği alanlar temelde “büyük sanayiler”, bankalar, ulaşım ve dış ticaret gibi alanlardır.[65] Hükümetin elinde bulundurmaya devam ettiği büyük sanayiler toplam sanayi içerisinde yalnızca “%8.4” gibi küçük bir yüzdeyi oluşturuyor olmasına rağmen bu sanayiler toplam iş gücünün “%84”ünü oluşturuyordu. Özel girişimlere açılan sanayi alanları ise yalnızca küçük ve orta ölçekli sanayilerden oluşmaktaydı.[66]

Bu özellikleri nedeniyle bir tür “karma ekonomik sistem” öngördüğünü söyleyebileceğimiz NEP[67], hem devlet kontrolünden ve sanayinin bir bölümün kamusallaştırılmasından tamamen vazgeçmiyor hem de piyasa ilişkilerine, özel girişim ve özel ticarete izin veriyordu. Bu nedenle de NEP ile hem sosyalizm hem de kapitalizm bir açıdan aynı anda uygulanmaya çalışılıyordu.[68]

Bolşevikler, İç Savaş ile Rusya’da sosyalizmi kurma yolunda Beyazları mağlup ederek “silahlı savaşı” kazanmışlardı, ancak şimdi de kapitalizme karşı “ekonomik savaş” kazanılmak zorundaydı. NEP doğrultusunda uygulanacak olan bir tür “devlet kapitalizmi” ile de Bolşevikler ülkeyi “sosyalizme ulaşmalarını sağlayacak olan yola” sokuyorlardı.[69]

3.2. NEP’e Yönelik Eleştiriler

İç Savaş sırasında gerçekleştirilen Savaş Komünizmi uygulamalarının sonucunda, “parasal ilişkilerin ortadan kalktığı” ve insanların ihtiyaçlarının “parasız” karşılandığı bir “komünist ütopyaya” ulaşılacağını düşünen bazı “idealistler”, Savaş Komünizminin terk edilip NEP’e geçilmesine ciddi bir şekilde karşı çıkmışlardır.[70]

Komünist parti içerisinde NEP’in bir tür “burjuva demokrasisine yol açacağını” düşünen[71] bu radikallere örnek olarak verilebilecek Troçki de Savaş Komünizmi uygulamalarından vazgeçilmesini bir “yenilgi” olarak görmüş ve NEP’in uygulanmasına yoğun bir şekilde muhalefet etmiştir.[72] Troçki eleştirilerini temelde NEP ile köylülerin “piyasa ilişkileri içerisinde faaliyet göstermelerinin” ve bir tür “kapitalistleşme sürecine” girmelerinin Bolşevik hükümetine bir tehdit oluşturacağı düşünceleri etrafında şekillendirmiştir.[73]

Ancak başta Lenin olmak üzere parti içerisindeki “ılımlılar” tarafından ülkenin içinde bulunduğu durum gerekçesiyle Savaş Komünizmi uygulamalarının sürdürülmesinin mümkün olmadığını savunulmuş ve “sosyalizme giden yolda aşamalı bir dönüşüm” uygulanması bir zorunluluk olarak kabul edilmiştir. Bu yüzden öncelikle sosyalizme geçiş sürecinde kısıtlı da olsa piyasa ilişkilerine izin veren NEP uygulanmalı ve NEP’ten “sosyalist dönüşümü sağlamak” için faydalanılmalıydı.[74]

Bu doğrultuda NEP’e yönelik olarak herhangi bir muhalefeti engellemek amacıyla Komünist Parti’nin XII. Kongresinde “NEP’e muhalefet etmeye devam edeceklerin partiden ihraç edileceği” kararı alınmıştır.[75]

3.3.NEP Dönemi Toplumsal Hayat

NEP ile birlikte özel girişimlere izin verilmesinin bir sonucu olarak Rusya’da “eğlence sektöründe” büyük bir gelişme görülmeye başlanacaktır. Bu durum şu şekilde anlatılmaktadır: “Şahsa ait işletmelerin imal ettiği kauçuk çizmelerin ve şampanyaların reklamları ile dünya devrimi çağrısı yapan afişler yan yana asılıydı.”[76]

Bu örnek ayrıca sosyalizm ve kapitalizmin aynı anda uygulanmaya çalışılmasının da “trajikomik” bir sonucudur.

NEP döneminde açılan birçok “tiyatroya”, “konser alanlarına” ve “sovyet yapımı filmlerin çekilmeye başlanmasına” ek olarak, “kasinolar”, “restoranlar” ve “gece kulüpleri” gibi birçok eğlence mekanları da açılmıştır.[77]

Ayrıca NEP döneminde belki de Lenin’in XI. Komünist Parti kongresinde “kapitalistler ile bir mücadeleye  girişmek” amacıyla “ticaret yapmayı öğreniniz” çağrısı[78] üzerine teşvik edilerek geliştiğini söyleyebileceğimiz “okur-yazar” oranındaki büyük artış da oldukça önemlidir. 1920’de yaklaşık olarak “%32” oranlarında olan okur-yazarlık NEP döneminde yaklaşık beş yıllık süre içerisinde %8 artarak 1926’ya gelindiğinde yaklaşık olarak “%40”a çıkmıştır.[79]

3.4. NEP’in Sonuçları

1921 yılında Savaş Komünizmi politikalarına son verilerek uygulamaya konulan NEP programı, I. Dünya Savaşı’nın ve İç Savaş’ın neden olduğu ekonomik, toplumsal, tarımsal ve sanayi üretimi alanlarındaki yaraları büyük oranda iyileştirmeye başlamıştır.[80] Ayrıca NEP’in uygulanmaya başlanması hem köylüler hem de işçiler tarafından olumlu karşılanmıştır. NEP ile piyasa ilişkilerine izin verilmesi sonucunda, köylüler kar için üretimlerini arttırmaya yönelmiş böylece şehirlere gıda ürünleri ulaştırılmaya başlanmış ve gıda sorunu büyük oranda çözüme kavuşturulmuştur.[81]

NEP döneminde ekonomide, tarımsal üretimde ve sanayi üretiminde yaşanan canlanmalar ile birçok alanda 1914 öncesi düzeylerin yakalandığı da görülmüştür.[82] Yine bu dönemde köylü ayaklanmalarının, piyasa ilişkilerine izin verilmesi ve müsaderelere son verilmesi sonucunda, şehirlerdeki işçi grevlerinin de gıda sorununun çözülmesi sonucunda ortadan kalkmaya başladığı görülmüştür.[83] NEP döneminde özellikle “1925 ve 1926 hasatlarının” da oldukça iyi geçmesi üzerine köylüler, sanayi ürünlerine yönelik bir talep oluşturmaya başlamış bu da hem sanayinin gelişmesini sağlamış hem de köylülerin üretimi arttırmalarına yol açmıştır.[84]

NEP döneminde piyasa ilişkilerine izin verilmesinin bir sonucu olarak bir tür “aracı sınıf” olarak nitelendirebileceğimiz “Nepmenler”in de ortaya çıktığı görülmektedir. “Kapitalist sistemin bir temsilcisi olarak” ortaya çıkan bu nepmenler, piyasa ilişkilerinde köylüler ile pazar arasında bir tür aracı rolü oynamıştır.[85]

Yine bu dönemde, hem Kızıl Ordu’nun mevcudunun büyük oranda azaltılmasının hem de sanayi üretiminin tekrar canlandırılmasının bir sonucu olarak şehirlere iş bulmak amacıyla gelmeye başlayan “köylüler” nedeniyle NEP, işsizlik sorununu tam olarak çözemese de genel hayat standartlarında bir iyileşmenin yaşanmasını sağlamıştır.[86]

3.5. NEP’in İflası

NEP politikalarının başlangıçta yarattığı olumlu sonuçlar 1920’li yılların özellikle ikinci yarısından itibaren giderek değişmiş ve adeta tersine dönmüştür. Bu bölümde NEP politikalarının terkedilmesine yol açan olumsuz sonuçlar ele alınmaya çalışılacaktır.

NEP ile gerçekleştirilmesi amaçlanan sonuçlardan biri köylülerin ürünlerini piyasada satarak kar etmelerini sağlayacak şekilde köylüleri üretimlerini arttırmaya yöneltmektir. Bu plana göre köylüler tarımsal ürünlerini piyasada satarak para kazanacak daha sonra da bu kazandıkları para ile sanayinin ürettiği tüketim mallarını satın almaya yönelerek sanayinin gelişmesine katkıda bulunacaktır. Ancak NEP’in işlemesine engel olan sorun Sovyet sanayisinin köylüleri satın almaya teşvik edecek “tüketim mallarını” üretememesidir.[87]

Bu durum da görülebileceği gibi bir paradoks oluşturmuştur: köylüler şehirler ile takas edebilecekleri veya ürünlerini satıp karşılığında şehirlerden alabilecekleri bir şey olmadığı için üretimlerini arttırmıyor veya ürünlerini satmak istemiyorlardı. Bu durumda da sanayinin ihtiyaç duyduğu gıda ve hammadde karşılanamadığı için sanayi gelişemiyor ve köylüleri satın almaya teşvik edecek tüketim malları üretilemiyordu.

Ayrıca 1917 yılında Bolşevikler tarafından gerçekleştirilen “Toprak Reformu” ile de tarım alanları köylüler arasında bölüştürülmüş ve bunun sonucunda da hem “pazara” yönelik üretim gerçekleştiren “büyük tarımsal üretim alanları ortadan kalkmış” hem de tarımsal üretimdeki “verimlilik” düşmüştür. Bu durum da piyasada satışa çıkarılan “tarımsal ürünlerin miktarının” “düşük” olmasına yol açmıştır.[88]

NEP döneminde yaşanan bir başka önemli sorun da “makas krizi” olarak adlandırılan durumdur. Makas krizi kısaca tarımsal ürünlerin fiyatlarının gittikçe düşmesi, sanayi ürünlerinin fiyatlarının ise giderek yükselmesi nedeniyle oluşan bir krizdir. İç Savaşı kazanmasına ve bir meşruiyet elde etmesine rağmen temelde ideolojik sebepler ile uluslararası alandan “dışlanan” SSCB’de Hükümet, NEP döneminde ihtiyaç duyduğu ekonomik kaynakları elde edebilmek amacıyla köylülerden tarımsal ürünleri “düşük” fiyatlarla satın alıyor ve köylülere tüketim mallarını “yüksek” fiyatlardan satıyordu. Ancak köylüler “alım güçlerinin düşmesi” ve tarımsal ürünlerin “devlet tarafından belirlenen fiyatlarının düşük olması” gibi nedenlerle ya tarımsal üretimlerini ancak kendilerine yetecek kadar gerçekleştiriyor ya da ürünlerini “saklama” yoluna gidiyorlardı.[89]

Sonunda NEP uygulamalarının terk edilmesine yol açacak süreç ise 1927 yılında başlamıştır. Birkaç yıl üst üste yaşanan verimli hasatlar sonrasında köylüler 1927 yılında tarımsal ürünlerini satmak yerine “saklamayı” tercih ettiler. Böyle yaparak piyasadaki tarımsal “ürün arzını” azaltmayı ve fiyatları yükselterek “yüksek oranda karlar” elde etmeyi amaçlamışlardır.[90] Bunun sonucunda ise beklenebileceği gibi şehirlerde tekrar “kıtlık” ortaya çıkmıştır.[91]

Bu nedenle kapitalist ve sosyalist unsurları bir arada bulunduran bir karma ekonomik model olarak NEP’in 1927’den itibaren işleyemez duruma geldiğini söylemek mümkündür. Bu dönemde Hükümet’in uyguladığı “resmi fiyatların düşük tutulması” ve “serbest piyasadaki fiyatların çok yüksek olması” nedeniyle iki uygulamanın bir arada var olmasının artık olanaksız hale geldiği açıkça görünür hale gelmiştir.[92]

Bu durumda Hükümet, 1928 yılında tekrar “aynı durumun yaşanmaması için” Savaş Komünizmi politikalarına benzer şekilde köylülerin ellerindeki gıda stoklarının müsadere edilmesine yönelik olarak harekete geçmiştir. Bu uygulama ile köylülerin “stoklarında” gerçekten de büyük miktarlarda gıda maddelerinin bulunduğunun ortaya çıkması nedeniyle Hükümet bunu “başarılı” bir uygulama olarak değerlendirmiştir.[93]

Ancak beklenebileceği gibi gıda stoklarına bu şekilde el konulmasının bir sonucu olarak köylülerin, tekrar aynı uygulamanın gerçekleşebileceğini ve ürünlerinin yine zorla müsadere edilebileceğini düşünmeleri sonucunda tarımsal üretimlerini oldukça düşük seviyelerde tutarak yalnızca “kendilerini besleyebilecek kadar üretim yapmaya” yöneldiler. Bu durum karşısında yaklaşan krizin farkına varan Hükümet, köylüleri üretimi arttırmaya teşvik etmek amacıyla tarımsal ürünlerin fiyatlarını arttırma yoluna gittiyse de “serbest piyasadaki fiyatların” da  paralel olarak yükselmesi bu hamleyi boşa çıkartmış ve köylüler ürünlerini “düşük” fiyatlarla devlete satmak istememişlerdir.[94]

Bu durumda da devlet sanayinin ihtiyaç duyduğu ürünleri sağlamak ve gıda sorununu çözmek amacıyla NEP’ten vazgeçmek ve yeni bir politikaya yönelmek zorunda kalmıştır. 1929 yılında da NEP’in tamamen iflas etmesinden sonraki dönemde Stalin’in demir yumruğu altında Sovyetler Birliği “sanayileşme ve kolektifleşme” yoluna girecektir.

SONUÇ

Bu çalışma kapsamında öncelikle 1917’de iktidarı ellerine alan Bolşeviklerin birincil gündem maddeleri olan barış ve ekmek sorunlarını çözmeye yönelik politikaları incelenmiş, daha sonra Brest-Litovsk Antlaşması ve doğurduğu sonuçlar İç Savaş’a etkileri bakımından ele alınmıştır. Rus İç Savaşı sırasında Bolşeviklerin rakiplerini oluşturan Beyazlar tanımlanmaya çalışılmış ve önemli görülen Beyaz Ordulardan ve bunların İç Savaş sırasındaki etkilerinden bahsedilmiştir. Bu çerçevede İç Savaş’taki rolleri nedeniyle Çekoslovak Lejyonu, General Alekseyev, General Denikin ve Amiral Kolçak üzerinde durulmuştur. Daha sonra da Bolşeviklerin İç Savaş’ta galip olmasını sağlayan etkenler değerlendirilmeye çalışılmıştır. İç Savaş sırasında Kızıl Ordu’nun savaşa devam edebilmesini sağlamak ve Bolşeviklerin kontrol ettiği şehirlerdeki gıda sıkıntılarını çözmek amacıyla uygulamaya konulan Savaş Komünizmi politikaları değerlendirilip toplumsal ve ekonomik sonuçları ele alınmıştır. Savaş Komünizmi politikalarının uygulanmasının, köylüleri ve işçileri Bolşeviklere karşı muhalefete itmeye başlamasının nedenleri çalışma kapsamında ele alındıktan sonra Bolşevikler ile özellikle köylüler arasında yaşanan şiddet olaylarına değinilmiştir.

İç Savaş’ın sona ermesi ile bir zaruret olmaktan çıkan Savaş Komünizmi uygulamalarına son verilmesine yol açan en önemli iki olay olan Tambov bölgesindeki köylü ayaklanmasına ve Kronstadt’taki bahriyelilerin isyanına değinilmiştir. Daha sonra Savaş Komünizminin terk edilmesi ve NEP’e geçiş nedenleri ele alınmış ve NEP uygulamaları değerlendirilmiştir. Ayrıca NEP döneminde toplumsal ve ekonomik hayatta gözlenebilen değişimler ele alınmış ve Savaş Komünizminin terk edilerek NEP’e geçilmesine yönelik eleştiriler belirtilmiştir. Son olarak da NEP uygulamalarının yol açtığı olumlu ve olumsuz sonuçlar belirtildikten sonra NEP’in terk edilmesine neden olan etkenler ele alınmıştır.

İç Savaş’tan Kızıl Ordu’nun başarılı bir şekilde organize edilmesi ve ortak amaçlar etrafında toplanan “homojen” bir yapıdan oluşması gibi nedenlerle zaferle çıkan Bolşeviklerin, İç Savaş sırasında Savaş Komünizmini uygulamaya sokmalarının bir tür “zorunluluk” olduğu görüşü bu çalışma kapsamında “kabul edilebilir” olarak değerlendirilmiştir. Ancak barışın tesis edilmesi sonrasında Savaş Komünizmi uygulamalarının terk edilmesine yol açacak geniş kapsamlı isyanlar ve ekonomik çöküntü gibi nedenler dolayısıyla NEP’e geçilmiş ve NEP ile toplumsal refahın ve ekonominin hızla düzelmeye başladığı görülmüştür. Ancak NEP’e içkin bazı sistemsel problemler de kısa sürede varlığını göstermiş ve NEP de terk edilmek zorunda kalınmıştır.

Bu çerçevede sosyalizm ile kapitalizmin bir arada uygulanmaya çalışıldığı karma bir ekonomik sistem öngören NEP’in hükümet tarafından terk edilmek zorunda kalınması, daha önce değinilen NEP içerisindeki “kapitalizm ile sosyalizm rekabetinde”, kapitalist uygulamaların ve oldukça sınırlı tutulsa da piyasa ekonomisinin, merkezi planlama ve kontrol gibi sosyalist düzenlemelere galip gelmesinin bir sonucu olarak gösterilebilir.


KAYNAKÇA

Kitaplar

Ascher, Abraham, Kısa Rusya Tarihi, Çev. Yavuz Alogan, İstanbul: Say Yayınları, 2020.

Ball, Alan, “ Yeni bir devlet ve toplum inşa etmek: NEP, 1921-1928 ”, Rusya’nın Cambridge Tarihi Cilt III – Yirminci Yüzyıl, Ed. Ronald Grigor Suny, Cambridge: Cambridge University Press, 2006, ss. 168-191.

Bushkovitch, Paul, Rusya’nın Kısa Tarihi, Çev. Mehmet Doğan, İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2020.

Carr, Edward Hallett, 1917 Öncesi ve Sonrası, Çev. Begüm Adalet, İstanbul: İletişim Yayınları, 2017.

DuGarm, A. Delano, “ Antonov Ayaklanması ”, Rus Tarihi Ansiklopedisi, Ed. James R. Millar, New York: Macmilian Referans ABD, 2004.

DuGarm, A. Delano, “ Kronstadt Ayaklanması ”, Rus Tarihi Ansiklopedisi, Ed. James R. Millar, New York: Macmilian Referans ABD, 2004.

Gerwarth, Robert, Mağluplar: Birinci Dünya Savaşı Neden Bitmedi? 1917-1923, Çev. Yüksel Taşkın, İstanbul: Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık, 2018.

Habeck, Mary R., “ Beyaz Ordu ”, Rus Tarihi Ansiklopedisi, Ed. James R. Millar, New York: Macmilian Referans ABD, 2004.

Harrison, Mark, “ Savaş Komünizmi ”, Rus Tarihi Ansiklopedisi, Ed. James R. Millar, New York: Macmilian Referans ABD, 2004.

Hobsbawm, Eric, Kısa 20.Yüzyıl Aşırılıklar Çağı 1914-1991, Çev. Yavuz Alogan, İstanbul: Everest Yayınları, 2018.

Lewin, Moshe, Sovyet Yüzyılı, Çev. Renan Akman, İstanbul: İletişim Yayınları, 2008.

Raleigh, Donald J., “ 1917-1922 İç Savaşı ”, Rus Tarihi Ansiklopedisi, Ed. James R. Millar, New York: Macmilian Referans ABD, 2004, ss. 266-271.

Raleigh, Donald J., “ Rus İç Savaşı, 1917-1922 ”, Rusya’nın Cambridge Tarihi Cilt III – Yirminci Yüzyıl, Ed. Ronald Grigor Suny, Cambridge: Cambridge University Press, 2006, ss. 140-167.

Reiman, Michal, Stalinizmin Doğuşu, Çev. Bülent Tanatar, İstanbul: Metis Yayınları, 1998.

Somer, Kenan, 100 Soruda Ekim İhtilali, İstanbul: Gerçek Yayınevi, 1970.

Spechler, Martin C., “ Yeni Ekonomik Politika ”, Rus Tarihi Ansiklopedisi, Ed. James R. Millar, New York: Macmilian Referans ABD, 2004.

Makaleler

Richman, L. Sheldon, “ Savaş Komünizminden NEP’e: Serflikten Gelen Yol ”, The Journal of Libertarian Studies, 5, 1981, ss. 89-97.

Hanchett, Will. “Russian Civil War”. 2019, (Çevrimiçi) https://www.researchgate.net/publication/333149839_Russian_Civil_War , 28 Ocak 2021.

Dijital Kaynaklar

Lenin, Vladimir I. “Hanging Order” 1918, Library of Congress, Washington: D.C. Library of Congress. 22 Temmuz 2010, (Çevrimiçi) https://www.loc.gov/exhibits/archives/ad2kulak.html , 28 Ocak 2021.

Dipnotlar

[1] Mary R. Habeck, “White Army”, Encyclopedia of Russian History, Ed. James R. Millar, New York: Macmillian Reference USA, 2004, s. 1665.; Donald J. Raleigh, “Civil War of 1917-1922”, Encyclopedia of Russian History, Ed. James R. Millar, New York: Macmillian Reference USA, 2004, s. 266; Paul Bushkovitch, Rusya’nın Kısa Tarihi, Çev. Mehmet Doğan, İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2020, s. 299.

[2] Yaş, Habeck, s.1665; Ag.e., Raleigh, “ 1917-1922 İç Savaşı” , s. 266; Yaş, Bushkovitch, s.299.

[3] Yaş, Bushkovitch, s.300.

[4] Robert Gerwarth, Mağluplar: Birinci Dünya Savaşı Neden Bitmedi? 1917-1923, Çev. Yüksel Taşkın, İstanbul: Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık, 2018, s.91.

[5] Yaş, Bushkovitch, ss.300-301.

[6] Yaş, Bushkovitch, s.301; Yaş, Gerwarth, ss.95-96.

[7] Ae, s.301.

[8] Yaş, Gerwarth, s.96.

[9] Yaş, Bushkovitch, s.301; Yaş, Raleigh, “ 1917-1922 İç Savaşı ”, s.267.

[10] Yaş, Gerwarth, s.98.

[11] Kenan Somer, 100 Soruda Ekim İhtilali, İstanbul: Gerçek Yayınevi, 1970, ss.283-284.

[12] Yaş, Gerwarth, s.98; Yaş, Raleigh, “ 1917-1922 İç Savaşı ”, s.267.

[13] Yaş, Somer, s.285; Yaş, Bushkovitch, s.303.

[14] Yaş, Gerwarth, s.89; Yaş, Raleigh, “ 1917-1922 İç Savaşı ”, s.267.

[15] Age, Raleigh, “ 1917-1922 İç Savaşı ”, s.267; Yaş, Somer, s.275.

[16] Abraham Ascher, Kısa Rusya Tarihi, Çev. Yavuz Alogan, İstanbul: Say Yayınları, 2020, s.220; A.g.e., Gerwarth, s.99.

[17] Yaş, Bushkovitch, ss.301-307; Yaş, Gerwarth, ss.104-105; Donald J. Raleigh, “ Rus İç Savaşı, 1917-1922 ”, Rusya’nın Cambridge Tarihi Cilt III – Yirminci Yüzyıl, Ed. Ronald Grigor Suny, Cambridge: Cambridge University Press, 2006, s.144.

[18] Yaş, Bushkovitch, ss.303-308; Yaş, Gerwarth, ss.104-105; Yaş, Somer, s.301.

[19] Yaş, Habeck, s.1665.

[20] Yaş, Gerwarth, s.105; Yaş, Raleigh, “ 1917-1922 İç Savaşı ”, s.267.

[21] Yaş, Bushkovitch, ss.308-309.

[22] Yaş, Habeck, s.1665; Yaş, Bushkovitch, ss.306-307; Yaş, Gerwarth, s.105.

[23] Yaş, Gerwarth, s.105.

[24] Yaş, Habeck, s.1665; Age, Ascher, s. 220-221.

[25] Yaş, Ascher, ss.220-221

[26] Yaş, Bushkovitch, s.307; Yaş, Somer, s.286.

[27] Mark Harrison, “ Savaş Komünizmi ”, Rus Tarihi Ansiklopedisi, Ed. James R. Millar, New York: Macmilian Referans ABD, 2004, s. 1658.

[28] Yaş, Ascher, s.218; Yaş, Harrison, ss.1658-1659.

[29] A.g.e., Ascher, ss.218-219; Richman, L. Sheldon, “War Communism to NEP: The Road from Serfdom”, The Journal of Libertarian Studies, 5, 1981, s. 90; Eric Hobsbawm, Kısa 20.Yüzyıl Aşırılıklar Çağı 1914-1991, Çev. Yavuz Alogan, İstanbul: Everest Yayınları, 2018, s.508; A.g.e., Harrison, s.1659; A.g.e., Raleigh, “The Russian Civil War, 1917-1922”, ss.159-160.

[30] Yaş, Gerwarth, s.93

[31] Yaş, Harrison, s.1659

[32] Yaş, Ascher, s.218; Yaş, Gerwarth, s.93; Yaş, Bushkovitch, ss.303-304.

[33] Yaş, Harrison, s.1659.

[34] Yaş, Ascher, s.219

[35] Yaş, Sheldon, ss.90-91; Yaş, Raleigh, “ Rus İç Savaşı, 1917-1922 ”, s.164.

[36] Yaş, Somer, ss.326-329.

[37] Yaş, Sheldon, s.90.

[38] Vladimir I. Lenin, “ Asma Düzeni ” (1918), Library of Congress, Washington: DC Library of Congress. (22.07.2010), Erişim Tarihi 28.01.2021, https://www.loc.gov/exhibits/archives/ad2kulak.html

[39] Yaş, Gerwarth, s.94.

[40] Yaş, Ascher, s.219.

[41] Yaş, Gerwarth, s.95.

[42] Yaş, Harrison, s.1659.

[43] Yaş, Hobsbawm, s.509.

[44] Age, Raleigh, “ 1917-1922 İç Savaşı ”, s.269; Yaş, Raleigh, “ Rus İç Savaşı, 1917-1922 ”, s.162.

[45] A. Delano DuGarm, “ Antonov Ayaklanması ”, Rus Tarihi Ansiklopedisi, Ed. James R. Millar, New York: Macmilian Referans ABD, 2004, ss. 68-69.

[46] Yaş, Gerwarth, s.94.

[47] Yaş, DuGarm, “ Antonov Ayaklanması ”, ss.68-69.

[48] A. Delano DuGarm, “ Kronstadt Ayaklanması ”, Rus Tarihi Ansiklopedisi, Ed. James R. Millar, New York: Macmilian Referans ABD, 2004, s. 789.

[49] Yaş, Somer, ss.326-327.

[50] Age, Raleigh, “ 1917-1922 İç Savaşı ”, s.269; Yaş, DuGarm, “ Kronstadt Ayaklanması ”, s.789.

[51] Yaş, Somer, ss.328-329.

[52] Yaş, Harrison, s.1658; Yaş, Somer, s.329.

[53] Age, Raleigh, “ Rus İç Savaşı, 1917-1922 ”, ss.161-162.

[54] Yaş, Hobsbawm, s.510-511.

[55] Yaş, Sheldon, s.92

[56] Ae, s.92.

[57] Martin C. Spechler, “ Yeni Ekonomik Politika ”, Rus Tarihi Ansiklopedisi, Ed. James R. Millar, New York: Macmilian Referans ABD, 2004, s. 1040.

[58] Yaş, Sheldon, s.94.

[59] Yaş, Somer, s.343.

[60] Ae, Somer, ss.340-341.

[61] Yaş, Ascher, s.222.

[62] Yaş, Ascher, ss.223-224; Yaş, Bushkovitch, s.311; Yaş, Spechler, s.1040; Yaş, Sheldon, s.93.

[63] Yaş, Ascher, ss.223-224.

[64] Michal Reiman, Stalinizmin Doğuşu, Çev. Bülent Tanatar, İstanbul: Metis Yayınları, 1998, ss.16-17.

[65] Yaş, Somer, s.342.

[66] Yaş, Ascher, s.224; Yaş, Spechler, s.1040.

[67] Moshe Lewin, Sovyet Yüzyılı, Çev. Renan Akman, İstanbul: İletişim Yayınları, 2008, ss.375-376.

[68] Edward Hallett Carr, 1917 Öncesi ve Sonrası, Çev. Begüm Adalet, İstanbul: İletişim Yayınları, 2017, s.123; A.g.e., Somer, ss.341-342.

[69] Yaş, Lewin, ss.375-376.

[70] Yaş, Somer, s.290-291; Yaş, Hobsbawm, s.508.

[71] Yaş, Somer, s.340.

[72] Yaş, Hobsbawm, s.509; Yaş, Somer, s.363.

[73] Yaş, Carr, s.124.

[74] Yaş, Hobsbawm, s.510; Yaş, Bushkovitch, s.315; Yaş, Somer, s.349.

[75] Yaş, Somer, s.364.

[76] Yaş, Bushkovitch, s.312.

[77] Alan Ball, “ Yeni bir devlet ve toplum inşa etmek: NEP, 1921-1928 ”, The Cambridge History of Russia Cilt III – The Twentieth Century, Ed. Ronald Grigor Suny, Cambridge: Cambridge University Press, 2006, s.171; Yaş, Reiman, ss.16-17.

[78] Yaş, Somer, s.346.

[79] Ae, ss.387-388.

[80] Yaş, Hobsbawm, s.511.

[81] Yaş, Somer, s.345.

[82] Yaş, Ascher, s.224; Yaş, Spechler, s.1041.

[83] Yaş, Sheldon, s.94.

[84] Yaş, Reiman, s.24.

[85] Yaş, Sheldon, s.93.

[86] Yaş, Somer, s.387; Yaş, Top, s.170.

[87] Yaş, Hobsbawm, s.511.

[88] Yaş, Bushkovitch, s.313; Yaş, Carr, s.122.

[89] Yaş, Reiman, ss.20-22; Yaş, Bushkovitch, s.313.

[90] Yaş, Carr, s.126

[91] Ae, s.147.

[92] Yaş, Spechler, s.1041; Yaş, Carr, s.147.

[93] Yaş, Carr, ss.126-127; Yaş, Spechler, s.1041.

[94] Yaş, Carr, ss.127-128.