Ana Sayfa / Yazılar / Siyaset / Makaleler / Roma Hukukunun Günümüze Taşınması Ve Modern Hukuka Etkisi

Roma Hukukunun Günümüze Taşınması Ve Modern Hukuka Etkisi

Özet

Roma İmparatorluğu’nun siyasi egemenliğinin 1453 yılında son bulduğu kabul edilir ancak Roma İmparatorluğu’nun hukuki egemenliği halen tüm Avrupa ve hatta küresel bağlamda devam etmektedir. Roma’nın kuruluşundan Doğu Roma İmparatoru İustinianus’un ölümüne kadar kullanılan hukuk düzeni bugün çağdaş hukuk düzenleri içinde ciddi anlamda yer almaktadır. Roma Hukuku bugün özel hukuk alanında özellikle Kıta Avrupası hukuk sistemini hatta bağımsız olduğu düşünülse bile Anglosakson hukuk düzenlerini dahi etkilemiştir. Tarihsel gelişimi içerisinde Roma Hukuku’nun küresel dünyaya açılması farklı etkenler içerisinde ele alınacaktır.

Anahtar kelimeler:

Roma Hukuku, Hukuk Tarihi, Çağdaş Hukuk, İktisap (reseption), kodifikasyon çalışmaları

  1. Roma Hukuku’nun Ortaya Çıkışı

1.1. Roma İmparatorluğu Genel Bakış

M.Ö. 753 yılında şehir devleti Roma, beş köyün birleşmesi ile kuruldu ve bu başlangıç çok sayıda efsaneye konu oldu. Bunlardan birinde anlatılır ki, şehir ismini kurucusu Romulus’tan almıştır. Roma yayılmacı politikaları ve sonrasında dünya devleti olma düşüncesi ile önce İtalya Yarımadası’na sonra komşu Akdeniz ülkelerine ve Avrupa’nın içlerine kadar yayıldı.  Milattan önceki son yüzyılda artık imparatorluk halini aldı ve batıda Fransa, İspanya ve dahi ilk önce Sezar`ın ayak bastığı Britanya, güneyde kuzey Afrika, doğuda Hazar Denizi’ne kadar; Anadolu, Suriye, Mısır. Bilinen dünyanın hatırladığı en büyük ve en çok yaşayan devlet…

  1. Roma Hukuku

Roma, tarihin en büyük fetihlerini yapmakla kalmadı çağın ötesindeki kurallarla üç kıtaya birden hükmetti. Bugün bakıldığında devletin iç düzenini oluşturan bu kurallar Roma’nın iki bin yıllık siyasi tarihinin ötesine geçen bir olgu haline geldi.

İlk dönemlerde örf ve adet hukuku kuralları uygulandı. MÖ 6. yüzyıldan Klasik Öncesi Hukuk Dönemi’ne (MÖ 150) kadar olan dönemde özel hukuk alanında örf ve adetlerden oluşan İus Civile (yurttaşlar hukuku) uygulandı. Yurttaşlar hukuku düzenlemesi, toplumsal gereklere temel birkaç eksiklik dışında uyan yerel nitelikte hukuki bir düzenlemedir. Yalnızca Roma vatandaşlarına uygulanan İus Civile yabancılara ve Roma’da yaşayıp vatandaş olarak kabul edilmeyen insanlara uygulanmadı ve sert hükümler ihtiva eden aynı zamanda şekilci bir düzenlemeydi. Ceza hukuku içerisinde bulunmuyordu. Aynı dönemde yetiştirilen Rahip Hukukçuların (Pontifex) hukuk kurallarını yorumlama, somut olaylar karşısında görüş belirtme, hukukun anlaşılması için yol gösterme gibi etkinlikleri varken Roma hukukunun gelişmesinde de büyük katkı sahibi oldular. Bu konuda en yetkin kişiler rahip hukukçulardı.

Roma siyasi tarihi Roma`yı oluşturan iki sınıfın mücadelesi olarak kabul görür. Bunun en açık sonuçlarından biri plepler ve soylu Patricii sınıfı arasındaki farkları kaldırmak, toplumsal yapıyı düzenlemek için oluşturulmuş 12 Levha Kanunlarıdır. Anayasa niteliğindeki 12 levha kanunları örf ve adet hukuku kurallarının yazılı hale getirilmesi ile Roma’nın ilk yazılı kanunu oldu ve uygulanmaya başlandı. [1]

12 Levha Kanunları; usul hukuku, hukuki işlemlerde şekil, miras hukuku, vesayet, haksız fiiller ve cezaları içeriyordu.

Cumhuriyet Dönemi Roması’nda yönetim bir yıllığına seçilen magistraya (praetor) aitti ve şehrin yönetiminden o sorumluydu. M.Ö. 242 yılında şehir praetorünün yanında Roma’da yaşayan yabancılar ve Romalılar arasındaki ticareti düzenlemek amacıyla Praetor Peregrinus adında yeni bir praetorlük kuruldu. Ve Praetor Peregrinus tarafından hem yabancılara hem de Romalılara uygulanabilen yeni hukuk kuralları oluşturuldu; İus Gentium (Kavimler hukuku). Daha sonra ise hukukun genel prensiplerini kapsayan bir hukuk dalı haline geldi.

2.1. Klasik Hukuk Dönemi MÖ 27 – MS 250

Klasik Hukuk Dönemi’nde artık belirli bir seviyeye ulaşmış olan hukuk düzeni yetkinliğe ulaştı. Dönem hukukçularının çalışmaları sonucunda büyük bir imparatorluğu idame ettirecek içerik elde edildi. Ne var ki hukuk tarihi, diğer tarihi alanlar gibi daima şantiye halindedir[2]. Varılan nokta ne kadar yüksek olsa dahi her yeni gün üzerinde yeni çalışmalara gebedir. Günümüzde bahsettiğimiz ve sonraki dönemde Doğu Roma imparatoru İustinianus tarafından kendi döneminde hedeflenecek Roma Hukuku bu dönemde uygulanıyor. Bu dönemin hukuk sisteminin kuramsal ya da sistematik olarak değil hukuk kurallarının uygulanabilirliği açısından çalışmalara önem verilmiştir.

Roma hukuku, Roma’nın kuruluşu ile MS 565 Doğu Roma imparatoru İustinianus`un ölümü arasında geçen sürede Roma ve egemenliğindeki her yerde uygulanmış olan hukuktur. Daha sonraki dönemde 1453’e kadar olan kısım için Yunan-Roma hukuku (Bizans hukuku) da denilmektedir. Doğu-Batı ayrımı temelde hukuk birliğini bozmasa da farklılıklar yaşanması kaçınılmazdı.

2.2. Doğu Roma İmparatorluğu’nda Yeniden Düzenleme ve Derleme Çalışmaları   

2.2.1 MS 527 İustinianus Dönemi ve Corpus İuris Civilis 

Tahta geçen İustinianus`un amacı Doğu Roma İmparatorluğu’nun içinde eski Roma’yı yeniden canlandırmaktı. İktidarlık döneminde birçok fetih yaşandı: yeniden İtalya’nın ve Afrika’nın büyük kısmını ele geçirdi. Siyasal açıdan olduğu gibi hukuki açıdan da Klasik Dönem hukukunu canlandırmak istiyordu. Toplumsal ve ekonomik gerçeklere uygun düşecek ve gereksinimleri karşılayacak şekilde hukuku yeniden geçerli kılmak istiyordu. Bu politika sonucunda eski Roma imparatorluğuna ait hukuk kurallarını toplatıp yazılı bir derleme olarak düzenlendi. (kodifikasyon çalışması). İustinianus döneminde MS 528-534 yıllarında yapılan bu derlemeye vatandaşlar hukuku anlamına gelen Corpus İuris Civilis adı verildi.[3] İçerisinde anayasa hukuku, idare hukuku, ceza hukuku, kilise hukukuna ilişkin düzenlemeler ve özellikle özel hukuk düzenlemeleri yer alıyordu. (Bu noktada değinmek gerekir ki günümüzde Kıta Avrupası Hukuk Sistemi’ne ait bir özellik olan özel hukuk-kamu hukuku ayrımı ilk olarak Roma Hukuku’nda yapılmıştır.)

Corpus İuris Civilis dört bölümden oluşuyordu:

1-İnstitutiones, hukuk kuralları ve uygulanan hukuk hakkında genel bilgi içeriyordu. Gaius’un aynı isimdeki eserinden faydalanarak hazırlandı.

2- Digeta, belirli olaylar için verilmiş somut kararları kapsıyordu. Klasik Hukuk Dönemi`nin hukuk arşivlerini ele alarak hazırlandı.

3- Codex, imparatorların emirlerini ve buyruklarını içeriyordu.

4- Novellae, İustinianus`un kendi döneminde çıkardığı kanun ve emirnamelerden oluşuyordu.

Egemenlik altına alınan her yerde uygulama alanı bulan Corpus İuris Civilis çıkarıldığı dönemde konuşma dili Yunanca olmasına rağmen Latince kaleme alındı. Bu sayede Roma’ya ait niteliklerini korudu[4]. Corpus İuris Civilis madde madde kanun gibi düzenlenmediğinden hukuk alanında ele alınmış bir temel eser niteliğindedir.  Yorumlanıp uygulanması için döneminde dahi belirli bir bilimsel düzeye sahip olmayı gerektiriyordu. Günümüz modern kanunlardan ziyade daha karışık olmakla basit ayrımlarla tüm bilgilerin bir araya getirilmiş haliydi.

İustinianus kendisinden sonra çalışmaları kalıcı olmadı. Doğu Roma İmparatorluğu, Doğu kültürleri etkisiyle Romalı olmanın ötesine geçti ve Bizans İmparatorluğu halini aldı. Farklı coğrafyalarda yaşamanın doğal sonucu olarak Roma hukuku gelişimi adına Doğu ve Batı arasında farklılıklar meydana geldi. Roma Hukuku’nun çeşitli uygulamaları yer bulmasına rağmen Corpus İuris Civilis Batı’da tam olarak uygulama alanı bulamadı. Doğu uygulamasında yoğun derleme üzerinde düzenlemeler ve sadeleştirmeler yapıldı. Sadeleştirme yoluyla uygulanabilirlik ve anlaşılması kolaylaştıran derlemenin içerik düzeyinde düşüş kaçınılmaz oldu.

C.İ.C. her ne kadar bir dönem eseri gibi görünse de uygulanageldiği tüm dönemlerden izlerini taşır. Bu hukuk düzeni toplumun çelişkilerinin ve kurallarının klasik hukuk diliyle öylesine ustaca bir anlatımıdır ki yüzlerce yıldır çatışmaya girdiği tüm hukuk düzenlerinin üzerinde yer alır.[5] Bu yüzden Roma İmparatorluğu’nu ve uygulandığı her dönemi anlamak adına bir anahtar niteliğindedir.

2.2.2. Roma-Yunan Hukuku

İustinianus dönemi Latince kaleme alınan C.İ.C Bizans İmparatorluğu dönemi Bizans hukukuna dönüştü Yunancaya çevrildi. Roma-Yunan hukuku adını aldı.

867-911 İmparator Basilius ve Oğlu Leo döneminde Basilica isimli İmparator kanunları derlemesi İustinianus` un düzenlemesinin bir düzen içerisinde saptanması amacıyla meydana getirildi.

1345 Konstantin Harmenopulos isimli hukukçu Bizans’ta uygulanan Roma Hukuku’nu Hexabiblos olarak düzenledi.

  1. Avrupa’da Roma Hukuku’nun Yeniden Ortaya Çıkması

3.1. Araştırma Dönemi ‘Glassatorlar’

 1. yy sonlarına doğru ortaya çıkan Roma hukuku kaynakları ile ilgili çalışma ve araştırmalar yapılmaya başlandı. Romanist yaklaşım uzunca bir süreden sonra yeniden ilgi odağı haline gelmeye başladı. İtalya’da Bologna Üniversitesi’nden başlayan çalışmalar üzerinde katılan yeni üniversitelerle birlikte yoğunlaşıldı.[6]

Bologna hukuk okulunda Roma hukuku bilimi alanında araştırmalara İrnerius öncülüğünde incelemeler yaparak başlandı. Çalıştıkları metinlerin arasına açıklayıcı notlar (glassa) koymaları ve çalışma yöntemleri sebebiyle Glassatorlar olarak anıldılar.[7] Sadece  çalışma yaptıkları metinler üzerinde açıklayıcı nitelikte notlar eklediler. Eserlerin güncellenmesi yahut yeniden yorumlanması adına çalışmalar yapmadılar. Ve ilerleyen zaman diliminde bu konuda İtalya’da araştırma yapmak üzere yeni hukuk fakülteleri kuruldu.

3.2. Araştırma Dönemi ‘Post Glassatorlar ya da Commentatorler’

İlk araştırma dönemi tüm eserlerde artık açıklamaya gerek kalmayacak şekilde geliştikten ve tamamlandıktan sonra 15. yüzyıl sonuna kadar süren incelemeler ve araştırmalarda Roma Hukuku’nun günün sorunlarına çözüm olabilmesine yönelik çalışmalar yapıldı.[8] Bu gelişmelerin ışığında Batı Avrupa’dan birçok öğrenci İtalya’ya giderek çalışmalarda yer aldı. Roma Hukuku kavram ve kurallarının kendi ülkelerinde de araştırmaya ve uygulamaya başladılar.

Roma Hukuku’nun Batı Avrupa’ya iktibası bu dönemde başladı (Reception). 19. yüzyıla kadar Roma Hukuku kabul gördü. Yerel ve eskimiş hukuk kurallarının ötesinde olması sebebiyle uygulanan örf ve adet hukuklarıyla birlikte kullanılmaya başlandı. .Böylece gelişen ve yeni nitelikler kazanan Roma Hukuku Avrupa’da aldığı genel kabulle mevcut hukuk kurallarının eksik kaldığı yerlerde tamamlayıcı hukuk kuralı olarak uygulanmaya başlandı.

  1. Avrupa’da İktibas ve Kodifikasyon Çalışmaları

Avrupa’nın hatta tüm dünyanın sahip olduğu birikimin ötesinde değere sahip olan Roma Hukuku’nun yeniden doğuşu ve Avrupa`da değişen, artan ihtiyaçlara mevcut hukuki normların yetersiz kalması sonucunda başlayan kanunlaştırma hareketleri çalışmalarıyla Roma Hukuku, Avrupa ülkelerinde 13 ve 19. yüzyıllar arasında ortak hukuk olarak geçerlilik kazandı.  Her ülke kendi değerlerine uygun şekillerde düzenlemeler yaptığından uygulamalar arasında farklılıklar oluştu. Roma Hukuku bugün kıta Avrupa’sında yürürlükte olan birçok kanun düzenlemesi ve temel ilkelere kaynak oluşturur. Günümüzde Kıta Avrupası Hukuk Sistemi içinde yer alan Almanya, Fransa, İtalya, İsviçre, Türkiye gibi ülkelerin özel hukuk kuralları Roma Hukuku’na dayanır. Ayrıca (COMMON LAW I-II) Anglo-sakson hukuk düzeni içerisinde ABD, İskoçya dışında Birleşik Krallık, Kanada, Hindistan gibi ülkelerin yanında dönemin sosyalist yasaları dahi Roma Hukukundan pay almıştır.

4.1. Alman Hukuk Çalışmaları ve Roma Hukukunun İktibası

İktibas çalışmaları içerisinde Alman toplumunun yaptığı çalışmaları daha fazla ön plana çıkarmak gerekir. Cermen örf ve adet hukuk kurallarıyla Roma Hukuku’nu bir araya getirerek geliştirdikleri hukuk düzenine Pandekt Hukuku ismi verildi. Bugünse Pandekt Hukuku, hukuk düzenleri arasında etkileşimleri sağlayan karşılaştırmalı hukuk için ve modern dünyada hukuk iktibası açısından olmazsa olmaz bir yere sahiptir. Almanlardan daha sonra Fransa, İsviçre, Türkiye ve başka ülkeler de Pandekt Hukuk Sistemi’ni birçok kanun ve kanun çalışmaları için iktibas etmişlerdir.

Almanya’nın tarih sahnesinde Roma kültürünü benimsemesi ve sahip çıkması hem siyasi hem kültürel hem de dini birçok nedene bağlı. Almanya iktibas çalışmalarına diğer ülkelere kıyasen geç katılsa da kısa zamanda en yoğun sahiplenmeyi ve kabulü gerçekleştirdiği için öne çıkmayı başarıyor. Zaman içerisinde İustinianus’un Corpus İuris Civilis isimli derlemesi günümüz ifadesiyle güncellenmiş yeni bir sürüm halini alıyordu.[9]

1. yy sonrasında Almanya’dan birçok öğrenci İtalya’ya giderek Roma Hukuku ve kavramlarını ülkelerine taşıdılar. Bu kişilere idari, yasama ve yargı alanlarında görevler verildi. Yeni hukuk kavramlarının doktrin ve hukuk kurallarına dahil edilmesi ile bir çok yeni çalışmalar yapıldı.

Bilimin akla dayanması, çağın devamlı yenilenen gerekleri gibi pek çok süzgeç içerisinde Roma Hukuku bilakis özel hukuk alanında yeniden ele alındı. Hatta bir dönem Roma Hukuku düzenlemelerin dışına itildi. Doğal hukuk anlayışının yeniden ortaya çıkışı ile daha önce ortak hukuk olarak kabul gören roma hukuk kuralları artık doğal hukuk adı altında yeniden geçerlilik kazandı[10]. Avrupa`da dini reformların yapıldığı, Protestanlığın ortaya çıktığı dönemde dini sebepler de eklendiğinde Alman kültürü, zaten birey odaklı bir yapıya sahip olan Romanist düşünce ile aynı noktaya ulaştı.

Almanya’nın kendisini her zaman Roma İmparatorluğu’nun varisi kabul etmesi, Papalık tarafından dönem dönem Alman İmparatorluğu’na yüklenen hem Romalı hem Cermen olma misyonu, dini ve siyasi; ülke genelinde geçerli bir hukuk sisteminin olmaması da hukuki bir sebep olarak Roma Hukuku’nun daha hızlı benimsenmesinin yolunu açtı.

19. yüzyıla kadar Roma Hukuku Almanya’da Cermen örf ve adet hukuku ile birlikte uygulandı. Böylece Cermenleştirilmiş Roma Hukuku, Pandekt Hukuku (usus modernus pandectarum, Roma-Cermen Hukuku) olarak kabul gördü.[11]

4.1. 1900 Alman Medeni Kanunu

Bu kanunda borçlar hukuku tamamen Roma Hukuku temellerine dayanır. (Miras hukuku ve diğer birkaç bölümün Alman Örf ve Adet Hukuku’na göre düzenlendiğini ayrıca belirtmekte fayda var.) Pandekt Hukuku her ne kadar Roma ekolü niteliğini taşısa da kazandığı nitelikleri ona kazandıranlar Alman toplumu olduğu için bir Alman eseri kabul edilmesi fikri ağır basmaktadır.[12]

  1. Fransız Hukuk Çalışmaları ve Roma Hukuku’nun İktibası

Orta Çağ Avrupası’nda İtalya, Almanya ve diğer krallıklar adına merkezi yönetimlerin zayıf olduğu bir dönemdi. Siyasi birliğe sahip olmayan ülkelerin hukuki birlik sağlayamaması da bu durumun doğal bir neticesiydi.

MS 6. yüzyılda Visigot Kralı II. Alarik emriyle Corpus İuris Civilis`in uyarlama çalışmalarıyla Roman Law of The Visigoths (Lex Romana Vizigothorum) adıyla bir düzenleme oluşturuldu. Roma Hukuku kuralları uygulamasıyla Kuzey üniversitelerinde Roma Hukuku üzerine eğitim veriyor ve çalışmalarda yapılıyordu[13]

13. yüzyılda Fransa’nın bölgelerine göre farklı hukuki uygulamalar mevcuttu. Uygulanan yerel Örf ve Adet Hukuk kurallarının yanında Roma Hukuku da bölgesel olarak kendine yer bulmuştu. Modern dünyada bugün temel alınan iki hukuk sistemi; Kıta Avrupası Hukuku (yazılı hukuk düzeni) ve Anglosakson Hukuk Düzeni (örf ve âdete dayanan hukuk düzeni) farkı o günlerde Fransa’da yerel olarak görülmekteydi.

5.1. 1789 Code Napoleon

İhtilal sonrası etkili olan milliyetçilik akımı tüm dünyada gelişmelere yol açtı. Sosyal, siyasi, kültürel her alanda yabancı milletlerin etkisinden temizlenme yoluna gidildi. Hukuk alanında da bu çalışmalar yer verildi.

Napolyon’un emriyle Roma ve Cermen Hukuku etkisinde kalmış bir Medeni Kanun hazırlandı. 1804 Fransız Medeni Kanunu, sonraları Code Civile adını alacak Code Napoleon [14]yürürlüğe girdi. Bu kanun ilerleyen yıllarda esaslı değişikliklere uğramış olsa da Fransa’da halen yürürlüktedir.

  1. İtalyan Hukuk Çalışmaları ve Roma Hukuku’nun İktibası

Roma Hukuku’nun gelişimini içerisinde İtalya etkisi bulunduğu coğrafyanın kaçınılmaz bir sonucudur. En nihayetinde ‘’her yol Roma`ya çıkar’’ ve Roma’nın varisi İtalya, Roma Hukuku’nun varisi olarak da keşfettikçe Roma Hukuku’nu yeniden benimsemiştir. Batı Roma milattan sonra 476 yılında yıkıldı, sonrasında İtalya bağımsız bütün bir yapıya sahip olamadı. Dolayısıyla hukuki birliktelik de söz konusu değildi.

Çalışmalar ilk modern üniversite olduğu öne sürülen Bologna Üniversitesi’nde Roma`dan kalma yeni kaynakların ortaya çıkmasıyla başlatıldı. XI. yüzyıl tamamlanırken lucerna juris (Lantern of The Law- Hukukun Feneri) olarak anılan İrnerius öncülüğünde The Four Doctors of Bologna olarak da bilinen Bulgarus, Martinus, J. De Boranigeve ve Hugo ile araştırma ve çalışmalar yapıldı.[15] Zamanla tüm İtalyan üniversitelerine yayılan Roma Hukuku bir anda ciddi şekilde önem arz etmeye başladı[16]

6.1. Le Code Civil 1865[17]

16. yüzyılda halen İtalya’da siyasi birliği tam olarak kurulamamıştı. 19. yüzyıla gelindiğinde 1827`de örf ve âdete dayanan ve Roma Hukuku ile tamamlanan çeşitli kanunlar yürürlüğe girdi[18].

Garibaldi`nin İtalya Siyasi birliğini sağlamasıyla ülkede hukuki istikrar da sağlanmış oldu. 1865`te aynı zamanda Corlo Albertino`nun 1837’de Sardunya Krallığı`nda ilan ettiği Code Albertino[19]`ya dayanan, Romanist bir kanun olan Fransız Medeni Kanunu Code Civil (Code Napoleon) uygulama alanı buldu. Ardından 1889 yılında İtalyan ceza kanunu kabul edildi.

  1. İsviçre Kantonları Kodifikasyon ve İktibas çalışmalarında Roma Hukuku
  2. Siyasi durum, ülkenin hukuk sistemini etkileyen temel nedenlerin başında gelir. Tarihi 1291 yılına dayanan İsviçre için de durum kendine has sonuçlar ihtiva eder. Federal yapıdaki ülke 26 kantondan oluşur. Her kanton farklı yargı, yürütme ve yasama organlarına ve anayasalara sahiptir. 19. yüzyılda ortaya çıkan kodifikasyon çalışmaları daha öncesinde Roma Hukuku’yla ilgilenmeyen İsviçre`yi de etkiledi. Kantonlar arasında hukuk birliği olmadığı için kanun çalışmalarında da farklı kaynaklardan hukuk kuralları iktibas edildi; Cermen yasaları, Avusturya ya da Fransız Medeni Kanunu(Code Napoleon[20]) gibi.[21]

7.1. 1853 Zürih Kantonu Medeni Kanunu

19.yy’da Zürih Kantonu Medeni Kanunu’nu redakte etmekle görevlendirilen Keller kodifiye edilmemiş yerel Zürih özel hukukunun temelinde Roma Hukuku’na yer vermişti. Daha sonra 1840 yılında bu görevi alan Bluntschli tarafından tamamlanmış 1854-1856 yılları arasında yürürlüğe geçirilmiştir.[22]

1874 İsviçre Anayasası sonrası ülke çapında hukuk çalışmalarına başlandı Eugen Huger tarafından İsviçre Medeni Kanunu hazırlandı ve 1904 yılında yürürlüğe kondu. [23]

1881 Borçlar ve Ticaret Hukuku Kanunu, 1911 tarihinde tekrar düzenlendi. Kanun çalışmalarında Cermen kanunları yetersiz bulunduğu için Roma Hukukundan faydalanıldı.[24]

1912  İsviçre Medeni Kanunu Pandekt hukuku etkisi altında bir kanundur.[25]

  1. Türkiye`de Kanun Reform Çalışmaları

9. yüzyılda Avrupa`da yapılan kodifikasyon çalışmaları, Osmanlı Devleti’ni de modernleşme ve reform amacıyla başlayan Tanzimat Dönemi’nde etkiler. İlk kanunlaştırma 1851 yılında çıkartılan 1810 tarihli Fransa ceza kanuna dayanan ceza kanunu ile başladı. Ardından 1856 yılında Ahmet Cevdet Paşa’nın başkanlığında 1851 maddeden oluşan borçlar hukuku, ticaret hukuku ve eşya hukuku gibi birçok alanda düzenlemeler içeren Mecelle çıkarıldı.[26]

Cumhuriyet Dönemi’nde, laik devlet düzenine geçiş gayesiyle eski hukuk düzenlemeleri yürürlükten kaldırılarak iktibas yoluyla hukuk sistemi yenilenmeye başlandı.

Türkiye`nin çalışmalarını Almanya-İtalya-Fransa iktibas hareketlerinden ayrı tutmak gerekir. Bu toplumlar XI. Yüzyıldan sonra Roma Hukuku’nu etnik değerleri ile sentezleyerek kendi hukuk düzenlerini oluşturdular. Anadolu`daki gelişmelere bakıldığında ise 20. yüzyıla gelindiğinde Roma Hukuku üzerinde akademik çalışma yapmaksızın mevcut kanunların iktibası gerçekleştirildi. Kanunlar üzerinde toplum yapısına uygun olması amacıyla çeşitli çalışmalara yer verildi.

İktibas edilen kanunların birçoğunun Roma Hukuku menşei olduğu açıktır.

1926 İsviçre Borçlar ve Medeni Kanunu’nun bazı değişikliklerle bir bütün halinde iktibas edilmesinin kabulü ve Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesi

1926 İtalyan Ceza Kanunu’na dayanan Türk Ceza Kanunu

Alman Ticaret Kanunu’na dayanan Türk Ticaret Kanunu

1929 yılında Alman okulundan yararlanarak hazırlanan Türk Ticaret Kanunu

Böylece Türkiye Cumhuriyeti, hukuk sistemi itibariyle Roma Hukukuna dayanan kıta Avrupası hukuk sistemi içerisinde girdi.

Sonuç

Bugün 21. yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarına gelirken, hukuk düzleminde süjesi insan olmayan dördüncü kuşak haklar üzerinde düşünülüyor. Çevre hakları, ekosistem hakları gelecek nesillerin hakları gibi… Roma Hukuku ise MÖ 754 yılında ortaya çıkmış bir devletin uyguladığı ve aradan geçen 2700 yılın sonunda bugün yalnız Avrupa`da yaşayan insanların değil tüm insanlığın doğrudan hayatına dokunan hukuk ekolü haline geldi. Ancak Avrupa`nın kendisini kültürel mirasçısı olarak kabul ettiği Roma İmparatorluğu’na ait hukukun dahi Avrupa’da yayılması kolayca gerçekleşmedi. Batı Avrupa ülkelerinde yerleşen ve kendini zorla kabul ettiren bu hukuk sistemi, birçok ülkede çeşitli sosyal, siyasal, kültürel, hatta dinsel etkenlerin yarattığı direnmelerle karşılaştı.[27] Siyasi faktörlerin geride kalmasıyla taşındığı her coğrafyada yerel hukuklarla sentezlenip, Orta Çağ’da, Rönesans ve Reform dönemlerinde, Aydınlanma Çağı’nda yaşamın gerekleri ve ihtiyaçları çerçevesinde şekillendirildi. Bugün İspanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya, Almanya, Avusturya, İsviçre, 1926 alıntısı ile itibarıyla Türkiye, İskandinav ülkeleri, İskoçya, Kanada ve ABD’de bir kaç eyalet, Latin Amerika ülkeleri, Afrika ülkelerinin çoğu, Doğu Avrupa ülkeleri, Rusya, Japonya ve Asya’daki ülkelerin çoğunluğunun hukuk sistemlerinin temelinde Roma Hukuku yatıyor. Roma Hukuku’nun çağdaş sistemlere olan bu etkisi klasik hukuk dönemi uygulamasından tutun İustinianus dönemi, Orta Çağ ve sonraki dönemlerdeki çalışmaların tamamının ortak sonucudur. Düşünüldüğünde Roma İmparatorluğu siyasi anlamda varlığını kaybetmiş olsa da hukuksal anlamda tüm dünyada halen varlığını koruyor.

KAYNAKÇA

1 STEIN,  Peter:  Roman  Law  in  European  History,  Cambridge  1999

2 CARBESSE J.M., Introduction Historique au Droit, 3 édition, 2001, Paris

3 DI MARZO Salvatore:  Roma Hukuku, İstanbul 1954

4 UMUR, Z.: Roma Hukuku, Tarihî Giriş ve Kaynaklar, İstanbul 1967

5 SEROZAN, Rona

6 VILLEY,  Michel:  Roma Hukuku Güncelliği (Çeviren:  Bülent TAHİROĞLU), İstanbul 2000

7 BRANCATI – OLIVATI: II Mondo Antico, C. II, Roma, Firenze, 2. B. 1959

8 GÜRİZ, Adnan, Hukuk Felsefesi, Ankara 1987

9 SOHM, Rudolf: The Institutes (Translated by: James CRAWFORD LEDLIE),  USA 1994

10 VASİLİEV, Alexandre A., History of the Byzantine Empire 324-1453

11 BRUNDAGE, James A. , The Medieval Origins of the legal Profession: Canonist, Civilians and Courts

12 ÜÇOK, MUMCU, BOZKURT, Türk Hukuk Tarihi, 10. B., Ankara 2002

13 ALPA, Guido, Le Code Civil et L`Italie

14 OĞUZ, Arzu, Karşılaştırmalı Hukuk, Ankara 2003

15 FORENCE, Manuela, Comfronto fra il Codise Albertino

16 GÜNEŞ CEYLAN, Seldağ, Roma Hukuku`nun Günümüz Hukukuna Etkisi

17   GABOR, Hamza, Modern Dönemde İsviçre`de Özel Hukukun Gelişimi ve Kodifikasyonu (çeviri: Kerem ÖZ)

18 ÇELEBİCAN, Özcan, Hukuk Öğretimi

19 KARAKOÇ, Yusuf, Mecelle

20 ÇELEBİCAN, Özcan, Hukuk Öğrenimi Bakımından Roma Hukuku

21 BORKOWSKI, Andrew:  Roman Law, 2. Ed., UK  2001

DİPNOTLAR

[1] STEIN,  Peter:  Roman  Law  in  European  History,  Cambridge  1999,  s.  4; BORKOWSKI, Andrew:  Roman Law, 2. Ed., UK  2001, s. 29.

[2] CARBESSE J.M., Introduction Historique au Droit, 3 édition, 2001, Paris, sf.12

[3] ÇELEBİCAN,  s.  2; DI MARZO Salvatore:  Roma Hukuku, İstanbul 1954, s. 15

[4] ÇELEBİCAN, s. 73.

[5] SEROZAN, R. Sf.212-213

[6] STEIN, sf. 53

[7] STEIN, sf. 45

[8] VILLEY,  Michel:  Roma Hukuku Güncelliği (Çeviren:  Bülent TAHİROĞLU), İstanbul 2000, s. 63

[9]BRANCATI – OLIVATI: II Mondo Antico, C. II, Roma, Firenze, 2. B. 1959; sh. 384 vd; UMUR, Z.: Roma Hukuku, Tarihî Giriş ve Kaynaklar, İstanbul 1967, sh. 123 vd.

[10] ÇELEBİCAN, s. 84;  GÜRİZ, s. 191.

[11] SOHM, Rudolf: The Institutes (Translated by: James CRAWFORD LEDLIE),  USA 1994, s. 3.

[12] ÜÇOK, MUMCU, BOZKURT, s. 260

[13] VASİLİEV, Alexandre A., History of the Byzantine Empire 324-1453, s. 102

[14] Napolyon Yasası

[15] BRUNDAGE, James A. , The Medieval Origins of the legal Profession: Canonist, Civilians and Courts, s. 84-85

[16] ÇELEBİCAN, s.76; ÜÇOK, MUMCU, BOZKURT s.255

[17] ALPA, Guido, Le Code Civil et L`Italie, s. 571-572; Code Civil (medeni kanun)

[18] OĞUZ s.154; ÜÇOK, MUMCU, BOZKURT, s. 262

[19] FORENCE, Manuela, Comfronto fra il Codise Albertino, 7-8-9-323

[20] Bkz. s.6

[21] GÜNEŞ CEYLAN, Seldağ, Roma Hukuku`nun Günümüz Hukukuna Etkisi, s. 14

[22]   GABOR, Hamza, Modern Dönemde İsviçre`de Özel Hukukun Gelişimi ve Kodifikasyonu (çeviri: Kerem ÖZ), s.220-221

[23] OĞUZ, s.228

[24] ÇELEBİCAN, Hukuk Öğretimi, s338

[25] Bkz. s.6

[26] KARAKOÇ, Yusuf, Mecelle

[27] ÇELEBİCAN, Özcan, Hukuk Öğrenimi Bakımından Roma Hukuku

Yazar Hakkında

Mustafa Samed Ünaldı / TESA Siyaset Masası Araştırmacı Yazarı

Marmara Üniversitesi

Hukuk / Lisans Öğrencisi

Bu makaleye atıf için: Ad soyad, Kurum Adı, Sayfa Adı ya da Başlığı, Yayın Tarihi , Web Adresi, ( Son Güncellenme Tarihi / Erişim Tarihi ) formatında belirtilmesi gerekmektedir.
Telif Hakları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

TESAD

Tarih Ekonomi ve Siyaset Araştırmaları Derneği

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir