Psikoloji efsaneleri
Fikriyat'dan alınmıştır.

Psikoloji Efsaneleri

Psikoloji, aslında geçmişi çok öncelere dayansa da bütün bir insanlık tarihi düşünüldüğünde bilim olarak çalışmalarını yeni yürütmekte ve durmadan gelişmekte olan bir alandır. Bununla birlikte ne yazık ki psikoloji bilimiyle hiç ilgisi olmayan bilgi kirlilikleri de alana nüfus etmiş durumdadır. Günümüzde giderek artan bu kirliliği açıklığa kavuşturmak ve doğru bildiğimiz yanlışları düzeltmek adına bu liste hazırlanmıştır. Ne yazık ki bu konudaki efsaneler bu listeye sığamayacak kadar çoktur ancak amaç, en çok bilinenlere değinerek bir nebze de olsa efsanelerin doğrularıyla yer değiştirmesini sağlamaktır.

1. İnsanlar beyinlerinin yalnızca %10’unu kullanabilirler

İnsan beyni
Bilimfili’nden alınmıştır.

Aslında bu mesele artık bir mit olmaktan çıkmaya başlamıştır. Artık nispeten biraz daha biliyoruz ki böyle bir şey söz konusu değil. Bununla ilgili bir diğer mitse yunusların bizden daha fazla kapasiteyle beyinlerini kullandıkları ve böylelikle çok enteresan iletişim teknikleri geliştirebildikleridir. Eğer biz de beynimizi daha fazla kullanabilseydik ‘telepati’ ile haberleşebilirdik gibi bir diğer efsane de konu bütünlüğünü sağlar niteliktedir. Ne yazık ki bu yanılsamayla çekilmiş Hollywood filmi Lucy ise efsaneyi yıkmak yerine körüklemiştir. Medya, psikoloji mitlerini destekleyen bir araç olma özelliğini günden güne pekiştirmektedir. Oysa bu mit hiçbir şekilde gerçek değildir.

2. Öfkelenildiğinde içe atmak yerine dışarı vurmak daha iyidir

Öfkenin dışa vurumu
Okuldaneve’den alınmıştır.

Oysa öfkenin daima dışı vurumu iyi olmamakla birlikte öfkenin artmasına neden olabilmektedir. Daha çok psikanalizde kullanılan ‘katarsis’ sözcüğü bu efsanenin bir karşılığı olarak ele alınabilir. Katarsis, insan psikolojisindeki boşalmayı ifade etmektedir. Ancak günümüzde katarsisin doğasının anlaşılmasında bir çarpıklık söz konusudur. Örneğin, film ya da dizilerde de sık sık gördüğümüz üzere, sinirlenen bireyin bir kum torbasına vurarak sinirlendiği meseleyi düşünmesi, bir yastığın yumruklanması, uçurumun kenarına gidilip haykırılması öfkenin dışa vurumunu anlatacaktır. Oysa yapılması gereken, öfke halinden kurtulunduğunda karşıdaki kişiyle çözüm odaklı ve yapıcı bir iletişim kurmaktır. Böylelikle öfke seviyelerini arttırmadan problemin çözüme kavuşması daha olasıdır.

3. Zıt kutuplar birbirini çeker

Zıt kutuplar
Berintuncel’den alınmıştır.

Sosyal psikolojinin temel mitlerinden olan bu mevzuda, eğer partneriniz ile kısa süreli bir ilişki yaşamak istiyorsanız evet, zıt kutupların kısa süreli ilişkiler yürütmesi mümkündür. Ancak yapılan araştırmalar, uzun süreli ilişkilerdeki bireylerin birbirlerine yakın tutumda, kişilikte ve benzer değerlere önem veren kişiler olduğunu göstermektedir. Bu, romantik ilişkilerde olduğu gibi arkadaşlık ilişkilerinde de geçerlidir. Belirtelim ki istisnalar mevcut olsa da kaideyi bozmamaktadır.

4. Bebeklere, çocuklara Mozart dinletmek onları daha zeki yapar

Beyin ve müzik
Nbeyin’den alınmıştır.

Bu mite, yapılan tek bir çalışma sonucu, çok ciddi anlamlı bir fark bulunmamasına rağmen ulaşılmıştır. Anne karnındaki bebeklere Mozart dinletilmiş, doğumdan sonra ilerleyen yıllarda zekaları kontrol edilmiştir. O çalışma kapsamında kontrol grubundaki (Mozart dinletilmemiş) çocuklar ile üzerinde çalışılan ve Mozart’a maruz bırakılan çocuklar arasında önemli bir fark olmamakla birlikte küçük bir fark gözlenmiştir. Fakat daha sonra yapılan sayısız çalışma bunun bir anlamının olmadığını göstermiştir. Yine de literatüre ve bizlere ‘Mozart Etkisi’ adı altında yerleşen yeni bir efsaneyi de doğurmuştur.

5. Amnezikler, geçmiş yaşantılarını ve kişisel tüm bilgilerini kaybederler

Amnezikler
Ugurozmen’den alınmıştır.

Amnezinin belli bir tanımı olmamakla birlikte kısaca bellek yitimi olarak tanımlayabiliriz. Genel olarak amnezi, hafıza kaybı şeklinde düşünülür ve kişinin geçmiş yaşantısını ve kimliğini unuttuğuna inanılır. Bu, belli bir noktaya kadar doğrudur. Ancak amnezide kişi, kişisel kimliğini kaybetmez. Üstelik sadece eski hatıraların yitimi amnezi değildir, yeni hatıra oluşturamama da amnezinin içerisine dahildir.

6. Ergenlik dönemi hep fırtınalı geçen bir dönemdir

Psikoterapi
Lunarpsikoterapi’den alınmıştır.

Bu mit, ergen bireyler üzerine yapışmış bir damgadır. Toplum, aileler, akranlar, kısacası herkes, bu dönemdeki bireylerin stresli, sıkıntılı ve gerginliklerini yalnızca ergen oluşlarına atfederler. Ergenlik döneminin zor bir dönem olduğu doğrudur. Çünkü çocukluk ve beliren yetişkinlik arasında kalan, ciddi bir geçiş dönemidir. Bu dönemde ergen bireyler gerçekten de olağandan daha gergin, öfkeli, stresli ve melankolik olabilir. Ancak yapılan çalışmalar gösteriyor ki, birçok ergen, bu dönemi oldukça sakin atlatabilmektedir. Ergenlerin %20’si fırtınalı bir ergenlik geçirirken %80 gibi çok büyük bir kısmı uyumlu ve sakin bir ergenlik dönemi geçirmektedir. Yaşanılan fırtınalı durumun altında yatan nedenleri düşünmek, araştırmak ve bu nedenlere eğilmek daha ciddi bir önem arz etmektedir.

7. Orta yaş krizi batağına herkes düşer

Orta yaş krizi
Psikonot’dan alınmıştır.

Orta yaş krizine girileceğine dair inanç, kişinin 40-50 yaşlarında o zamana dek yaşadığı hayatı sorgulaması, birçok pişmanlığın peşini bırakmaması ve en önemlisi de ölüme yaklaşıyor olmasına duyulan inançtan gelmektedir. Oysa yapılan çalışmalar orta yaşın böyle bir dönem olmadığını göstermektedir. Üstelik uzayan insan ömrü ve gelişen fizyolojik şartlar da göz önüne alındığında orta yaştaki insanların sorumluluklarının hafiflediğini ve kendilerine daha çok zaman ayırdıkları bir döneme girdiklerini göstermektedir. Ölüme yaklaşılan 70-80 yaşlarında ise gerçekten de bir hayat sorgulaması yapılmaktadır ve kişi hayatını gözden geçirdiğinde doyumlu bir hayat yaşadığına inanmak istemektedir. Ancak orta yaşlarda böyle bir durum sanıldığı kadar yaygın olarak söz konusu değildir.

8. Psikoloji bir sağduyu işidir

Psikoloji
Onedio’dan alınmıştır.

Biz psikologlar ve psikolog adaylarını en çok yaralayan mit belki de budur. Zira psikologlar sağduyu ile çalışmazlar. Psikoloji bir bilimdir. Hem alanda uygulamalı olarak hem de akademik boyutta deney ve gözlemle çalışılabilen bir alandır. Bütün bir uğraş, insan beyin yapılarını daha iyi anlamak ve bilinmezlikleri gidermeye çalışmaktır. Ve bunu tek bir alanda yapmak mümkün değildir. Yaşam dönemleriyle, sosyal bir varlık olarak, iş ortamında, trafikte, aklınıza gelebilecek her yerde insanı özel olarak ele almak ve duygu, düşünce ve davranışlarının arkasındaki nedenleri bulmaya çalışmak biz psikologların görevidir.

9. Psikologlar sadece terapi yaparlar

Psikoterapist
Beyhanbudak’dan alınmıştır.

Bir önceki madde ile ilgili olarak ve psikologların kanayan yarası olan bu maddeyi eklemeden geçmek mümkün değildir. İşi, insanı bütünüyle anlamaya çalışmak olan bir bilimde insanı araştırmadan ona terapi yapabileceğini iddia etmek tamamen yanlış olacaktır. Psikoterapist olarak bildiğimiz, alanda çalışan psikologlar, uygulamalı klinik psikoloji üzerinde mesleklerini yürütmektedirler. Var olan kuram, teori ve bilgilerle psikolojik ve psikosomatik rahatsızlıklar üzerine eğilmektedirler. Ancak psikoloji bundan ibaret değildir. Psikoloji bilimin ardında, bilimin doğası da gereği, engin bir deney ve gözlem alanı bulunmaktadır. Birçok psikolog ruh sağlığı alanında çalışmak yerine eğitim, araştırma ve danışmanlık alanlarında mesleklerini sürdürmeyi tercih ederler. Psikoloji hem deney laboratuarlarında hem de günlük hayatta etrafımızda olan ilkeler bütününden oluşur.


Kaynakça

Emre Konuk, Linkedin, Popüler Psikoloji Mitleri III, 2018, https://www.linkedin.com/pulse/pop%C3%BCler-psikoloji-mitleri-iii-emre-konuk (ET: 28.06.2019).

Emre Konuk, Linkedin, Popüler Psikoloji Mitleri II, 2018, https://www.linkedin.com/pulse/pop%C3%BCler-psikoloji-mitleri-ii-emre-konuk (ET: 28.06.2019).

Emre Konuk, Linkedin, Popüler Psikoloji Mitleri I, 2018, https://www.linkedin.com/pulse/pop%C3%BCler-psikoloji-mitleri-i-emre-konuk (ET: 28.06.2019).

Kişisel Başarı, Kişisel Başarı, Psikoloji Konusunda Efsaneleri Unut Gerçekleri Öğren, 2015 https://kisiselbasari.com/psikoloji-konusunda-efsaneleri-unut-gercekleri-ogren.html (ET: 01.07.2019).