Ana Sayfa / Çeviriler / Haber Çevirileri / Avrupa / Polonya Milyarlar Peşinde! Avrupa Birliği Küçülmeye Gidebilir

Polonya Milyarlar Peşinde! Avrupa Birliği Küçülmeye Gidebilir

“Polexit” geçtiğimiz hafta boyunca neredeyse tüm Avrupa medyasının gündemindeydi. Bu fikir Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk’ın, Varşova’daki basın toplantısında Polonya’yı, AB’den ayrılma olasılığı üzerine uyarmasıyla ortaya çıkmıştı.

Aslında ne Tusk ne de Polonya halkı, böyle bir şeyin gerçekleşmesini istememektedir. En azından şimdilik bu durum böyle. Polonya en “Euro-optimist” ülkelerden biri olmasına rağmen şu an o kadar da iyimser olduğunu söyleyemeyiz. Polonya vatandaşlarının yüzde 70’i için AB üyeliği gerekli olmakla birlikte, ayrılık söz konusu değil. Bunun nedeni anlaşılabilir çünkü önceki yıllarda Polonya dağıtılan AB fonlarından en çok yararlanan ülke olmuştur (Polonya yalnızca Yunanistan’ın acil maddi yardım döneminde Brüksel tarafından dağıtılan fonlarda ikinciliğe düşmüştür.) Şu anda Polonya AB bütçesinden yıllık 10,6 milyar Euro destek alırken 3,5 milyar Euro katkıda bulunmaktadır. Yani onlar boş yere “Euro-optimist” sayılmazlar.

Polonya Milyarlar Peşinde!
Toplumun bakış açısını çok iyi anlayan Polonya’nın eski başbakanı Donald Tusk, korku hikayesi olarak “polexit”den bahsetti: şu anki hükümet durumu bu raddeye getirebilir. Tusk’ın, Varşova’ya asıl geliş amacı sorgulama çağrısında bulunmaktı. Tusk, Polonya’nın en büyük skandalı olan finansal firma Amber Gold’un soruşturmasında, özel komisyon tarafından sorgulandı. Bu firmanın skandalı 6 yıldır sürmekte.

Aslında Amber Gold, klasik bir hileye sahipti: müşterilerine altın yatırımından %10 kazanacaklarını vaat ediyordu. Çoğunluğu yaşlı olan 20 bin müşterinin, 850 milyon zloty’si yani 200 milyon euro’dan fazla sıcak parası kaybolmuştu. Sonuç olarak ise 2012’de firma iflas etmiştir. Hükümet bu yapının parçası olmaktan suçlanmıştır. Skandalın vurgulayıcı noktası ise Tusk’ın oğlu Mihal bir süreliğine Amber Gold’da çalışmıştır. Bu da piramidin işleyişini açıklamaktadır. Skandal oldukça büyük yankı uyandırmıştır. 2015 parlamento seçimlerinde Tusk’ın partisi “Toplumsal Platform” ciddi yenilgiye uğramıştır. Tusk bu olaylar gelişene kadar Avrupa Konseyi Başkanlığına aday olmuştur ancak yenilgi ile sonuçlanmamıştır.

Önceki Pazartesi günü Tusk, komisyonun önünde oldukça aşağılayıcı tabirler içeren ifade verdi, ki bu canlı olarak Polonya kanallarında da yayınlanmıştır. Eski başbakan basın toplantısı düzenlediğinde halini tahmin edebilirsiniz. Ancak tüm bu durumlarda şöyle bir nüans farkı bulunmaktadır. Evet her ne kadar  olonyalılar AB’den çıkmak istemeseler de bu bir gecede değişebilir. Avrupa bütçesini sürekli kullanmaktadırlar ancak Polonyalılar tüketici kategorisinden bağış yapan kategorisine geçebilirler. (Bağışları az miktarda olsa dahi). Ve bu ihtimalin gerçekleşme ihtimali hızlanmaktadır. Örneğin önümüzdeki yıl Britanya, tazminat ödemeden AB’den çıkmış olursa Avrupa bütçesinde yaklaşık olarak 12-13 milyar euro açık oluşacaktır. Elbette bu açığı kapatma görevi ana bağışçılara düşecektir, Yani Almanya, Fransa ve Hollanda’ya. Tabi ki Avrupalılar ”azınlıklara” da katkıda bulunmaları konusunda gönderme yapmaktadırlar. Bu konuda ilk hayıflananları tahmin edecek olursak: Polonyalılar.
Jean Claude Juncker da, Avrupa’nın vergi mükellefleri günde bir kahve fincanı kadar ödeme yaparsa
bu açık kapanır, dedi.

Şu anda AB’nin yeni bütçesi hakkında gergin yoğun tartışmalar sürmektedir. Devam eden 7 yıllık plan 2020’de bitecektir. Herkes bütçe planının 5 yıla indirilmesi gerektiğini öne sürüyor. AB’nin bu planları ışığında Polonya hala ana tüketici ülke konumunda olmakla birlikte ancak Avrupalılar, “bağımsız hukuk sistemini sağlayamayan ülkelere yardımın azaltılması” konusuna yoğunlaşmaktadırlar. Brüksel Varşova’nın bu belirsiz durumu nedeniyle mahkemenin bağımsızlığını kaldırmakla suçlamıştır. Elbette ki Polonya haksız yere kırılmış ve yaralanmış hissetmekte ve bu planlara şiddetle karşı çıkmaktadır. “Avrupa entegrasyonu”nu destekleyen Polonyalı uzmanlar hep bir ağızdan Rus kanallarında Polonya’nın AB’den ayrılma sorusunu konuşacağını söylemektedir: Avrupa bütçesine ödedikleri miktar oradan elde ettikleri miktarı aştığı taktirde bu konu gündeme gelecektir. Ve bu, çok uzakta görünmemektedir. Polonya medyasında da bu konu oldukça fazla bahsedilmektedir. İşte size “Avrupa Değerleri” meğer, Euro-optimist olmak ancak para ile gerçekleşiyormuş. En azından Polonyalılar için böyle.

Avrupa’da Polonya’nın ekonomisi ve vatandaşlarının refahı üzerine sürekli övünmesi konuşuldukça Polonya’nın AB bağışçı kategorisine girme zamanının geldiği de tartışma konusu olmaktadır. Neyse ki farklı tazminat konuları da mevcuttur. İkinci Dünya Savaşı nedeniyle Almanya’nın ödemesi gereken tazminat da bulunmaktadır. Polonyalı Analiz Bürosu’nun çalışmalarının ulaştığı bilgilere göre; Polonya’nın, Berlin’den 48.8 milyar dolar tazminat talep hakkı bulunmaktadır. Bazı Polonya milletvekilleri ise 850 milyar dolar olarak hesapladı. Buradan şu sonuca varabileceğimiz sonuç, AB bağışçısı olma statüsüne yaklaştıkça, ortada dönen trilyonların hesabı olacaktır.

Yazar: Vladimir Kornilov

Kaynak: https://ria.ru/analytics/20181109/1532409459.html

Çevirmen Hakkında

Zelina Çeper / TESA Rusça Çevirmeni
İstanbul Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir