Size daha iyi hizmet verebilmek adına sitemizde çerezler bulundurmaktayız. Gizlilik Politikamızı öğrenmek için tıklayınız. Ayrıca kişisel verilerin koruması kanunu kapsamında TESAD ile iletişime geçen her birey, iletişim verilerinin paylaşılmasını ve ilgili TESAD birimlerince kullanılmasını kabul beyan ve taahhüt eder.
faiz
Investaz'dan alınmıştır.

Pandemi Başlangıcından Bugüne Türkiye Piyasasının Seyri ve Dolar/TL Grafiğine Teknik Bir Bakış

Son yıllarda Türkiye’nin aktif rasyo uygulamasının getirilmesi, kambiyo vergilerindeki artışlara ilişkin kararnamelerin yürürlüğe koyulması, Merkez Bankası kredibilitesinin zedelenmesine sebep olacak hamlelerin yapılması gibi hayata geçirdiği piyasa karşıtı hamleler orta ve uzun vadeli beklentileri bozdu ve Türkiye piyasası özellikle borsa kanadında yüklü yabancı satışlarına maruz kaldı. Ekonomi yönetimi tarafından sürdürülen bu politikaların devamında ısrar edilmesi kurlarda ciddi yükselişleri beraberinde getirdiği gibi aynı zamanda ülke risk priminin de yükselmesine sebep oldu. Ayrıca politik olarak bölgede yaşanılan istikrarsızlıklar ve belirsizlikler de Türkiye’ye karşı yabancı iştahının azalmasının temel yapı taşlarını teşkil etti.

2020 yılına girildiğinde ekonomik darboğazdan kurtulamamış ve beklentilerin olumsuz yönde geliştiği bir ekonomi görünümü vardı. Yılın ilk yarısında pandeminin patlak vermesi ileriye dönük ciddi belirsizlikler doğurdu ve özellikle gelişmekte olan piyasalardan sert para çıkışlarına sebep oldu. Bununla birlikte virüsün ekonomide ne gibi etkilere sebep olacağı, virüsün ne şekilde ve ne zaman kontrol altına alınacağı gibi belirsizlikler yatırımcıların riskli varlıklara yönelmesini engelledi ve hem gelişmekte olan piyasaların hem de ABD gibi gelişmiş piyasaların borsalarında başta havayolu, ulaşım, turizm gibi sektörler olmak üzere neredeyse tüm hisselerde çok sert satışları beraberinde getirdi ve güvenli liman olarak addedilen ABD tahvilleri ve dolayısıyla dolar endeksi ciddi bir yükseliş yaşadı. Sonrasında başta FED olmak üzere birçok gelişmiş ülke merkez bankalarının almış oldukları piyasa dostu hamleler ve mali teşviklerle beraber yaşanılan hızlı toparlanmaya yukarıda sayılan sektörler ne finans piyasalarında ne de reel ekonomide eşlik edebildiler.

Dünyada belirsizliklerle beraber yaşanılan bu yabancı çıkışları Türk piyasasını da olumsuz yönde etkiledi. Bu dönemde yüksek enflasyona rağmen ekonomik aktivitenin devamlılığını sağlamak için kredilerde yaşanılan olağanüstü genişleme Türkiye’nin gelecek döneme ilişkin enflasyon ve kur beklentilerinde daha da bozulmaya yol açtı. 2020 yılının ortalarına gelindiğinde Türkiye’deki CDS fiyatlamaları 650 baz puanları buldu. Beklentiler, pandemi şartları ve dışarıda yaşanılan politik istikrarsızlıkların bu denli yüksek olduğu bir ortamda gelişmekte olan piyasalarda yaşanılan borsa toparlanmalarına Türkiye eşlik edemedi. Dolayısıyla yabancı girişleri de bir hayli gecikmiş oldu. Bununla beraber pandeminin yaratmış olduğu ortam neticesinde turizm gelirlerinden de mahrum kalınması, parasal genişlemenin ayyuka çıkması ve piyasa karşıtı hamlelerde ısrarcı olunması kurlardaki olağanüstü yükselişin ana etmenlerini oluşturdular.

Kasım ayında merkez bankası başkanının görevden alınması ve buna müteakip olarak hazine ve maliye bakanının istifası ekonomiye dair beklentileri değiştirdi zira piyasa ile iletişim kurma noktasında son derece yetersiz kalan ve piyasa beklentilerini görmezden gelen bir merkez bankası ve ekonomideki makroekonomik verilerin düzeleceğine dair piyasaya gerçekçi hedefler, sözler verilmesinde ve ekonomideki gidişata ilişkin somut adımlar atmada başarısız olan hazine ve maliye bakanlığının istifası beklentileri olumlu yönde etkiledi. Sonrasında merkez bankasına atanan Naci Ağbal’ın enflasyonla mücadele sözü vermesi ve bu hedefe dair somut adımların atılması, bir acı reçetenin içileceği sinyalinin siyasi otorite tarafından verilmesi, siyasi irade tarafından birçok alanda beklenen reform sözlerinin verilmesi, Avrupa ile ilişkilerin düzeleceğine yönelik beyanların yol açtığı siyasi ve ekonomik beklentilerin olumlu seyri, Hazine ve Maliye bakanlığına Lütfi Elvan’ın atanması gibi birçok gelişme ucuz kalan Türkiye piyasasına dair beklentileri olumlu yönde etkiledi. Zaten şişmiş bir Amerikan borsasına nazaran borsası çok ucuz kalan ve birçok şirkette son derece cazip fiyatlamaların olduğu bir Türkiye’ye karşın yatırımcılar olumlu bir gelişme bekliyordu. Yukarıda sayılan gelişmeler bunun bir bakıma tuzu biberi oldu.

Riskli varlıklara yönelik iştahın artmasının temel sebeplerinden biri borsaların ucuz kalmasıysa ötekisi dünyada ekonomik aktivitenin devamlılığını sağlamak ve işsizliği ve işsizliğin yol açacağı siyasi bunalımları bertaraf etmek amacıyla merkez bankalarının muazzam miktarlarda parasal genişlemeye gitmeleri ve bu genişlemenin devlet bütçeleriyle desteklenmesi oldu. Finans piyasalarının altın çağının reel ekonomiden farklı olarak krize girmiş bir ekonomi neticesinde ucuzlayan riskli varlıklar, krizden çıkışın ilk ışıklarının görülmesi ve teşvik paketlerinin piyasaya dağıtımı olduğu göz önüne alınırsa gelişmekte olan piyasalara ve özellikle Türkiye’ye bu denli para girişinin yoğun yaşanması daha iyi anlaşılabilir. Ağırlıklı olarak devlet tahvillerine, altın, gümüş ve borsalara giren bu döviz varlıklar Türkiye ekonomisine de can suyu oldu ve dövizdeki geri çekilmeyi hızlandırdı. Türk borsasında hala özellikle bankalar tarafında ucuz fiyatlamaların olduğu, gerek Yunanistan’a gerek Avrupa’ya yönelik siyasi beklentilerin iyileşmesi ve enflasyonla mücadele noktasında Merkez Bankası tarafından şahin duruşun korunduğu göz önünde bulundurulduğunda bundan sonraki süreçte yabancı girişlerinin devam etmesi beklenebilir.

Yazının son kısmında Türkiye’nin makroekonomik verilerini temelden etkileyen dolar grafiği teknik yönden incelenecek ve sonraki döneme ilişkin fiyat hareketlerinde yaşanılacak gelişmelere bağlı olarak Dolar/TL’nin nasıl bir seyir göstereceği irdelenecektir.

Kaynak: Tradingview, https://www.tradingview.com/x/KMbDmfmr/, E.T: 04.02.2021

 

Yukarıdaki grafikte görüldüğü üzere dolar için önemli fiyat seviyeleri belirlenmiştir. Grafiğe göre Dolar/TL Kasım 2019’dan beri takip ettiği kanal desteğini 28 Ocak 2021’de aşağı yönlü kırarak bir günlük mum kapanışı yaptı. Sonrasında test edilen 200 günlük hareketli ortalamanın da aşağı yönlü kırılmasıyla satışlar hızlandı ve 7,08 fiyat seviyeleri görüldü. Ayrıca 7 Kasım günüde başlayan sert düşüşün bugüne kadarki fiyat hareketi bir alçalan takoz formasyonu oluşumuna işaret ediyor. Formasyonların gerçekleşmesi için önemli fiyat seviyelerinin kırılması ve en azından 2 piyasa günü söz konusu fiyat seviyesinin üzerinde kapanış olması gerekir. Böylelikle formasyonun hedef fiyata gideceğine dair güçlü bir beklenti oluşur. Dolayısıyla fiyat hareketlerinin oluşturduğu her formasyon çalışacak diye bir kaide yok fakat eğer alçalan takoz formasyonu çalışır ve fiyat yukarıya doğru kırılırsa o zaman bilinmez bir vade içerisinde takoz hedefi 8 tl olur. Bununla birlikte finans piyasalarında grafiği oluşturan temel ölçütün temel analiz verileri olduğu unutulmamalıdır.
200 günlük hareketli ortalama olan 7,31 seviyesinin kırılmasıyla beraber satışlar hızlandı. Bu seyir aşağıda formasyon desteği olan 7,05’lere kadar beklenilebilir. Şayet o fiyat seviyesi de aşağı yönlü kırılırsa sırayla fibonacci seviyeleri izlenebilir ya da piyasada önemli bir seviye olarak belirlenen 6,86’lara kadar geri çekilme beklenebilir. Şu aşamada iki husus göz önünde bulundurulmalıdır. Öncelikle merkez bankası kaybettiği rezervleri tekrar kazanmak zorundadır. Kaybedilen rezervlerin toplanma sürecinin başlamasıyla beraber Dolar/TL’deki satış baskısı hafifleyecektir. Bu durum fiyatın belli bir seviyede bir süre sabit harekette bulunmasına yol açabilir. İkincisi 2011’den beri Dolar/TL fiyatlaması defalarca kez 200 günlük hareketli ortalamanın altına sarktı fakat hiçbir zaman altında kalıcı olamadı. Geçmişe dönük piyasa fiyatlamasını da göz önünde bulundurursak orta ve uzun vadede 7,28 seviyesinin altı pek mümkün görülmemektedir. Finansal piyasalarda hiçbir trend oluşumunun sonsuza kadar aynı yönde olmayacağı göz önünde bulundurulursa şuan devam eden düşüş trendinin bilinmez bir gelecekte tekrar yükseliş trendine gireceği beklenebilir. Dolayısıyla Dolar/TL’nin yaklaşık 2 yıldır takip ettiği kanalına tekrar girmesi ve hareketlerini kanal içerisindeki fiyat seviyelerine göre gerçekleştirmesi senaryolar arasında.
Dolar/TL grafiğindeki alçalan takoz hacimli bir şekilde yukarı kırılıp fiyat kendisini ortalamaların üzerine atmadan ve trend kanalındaki direnci aşmadan Dolar/TL’nin yükseliş trendine girdiğini söylemek güç. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde yükseliş teyiti açısından 7,50 seviyesinin takip edilmesi önemli. Öte yandan gelecek döneme ilişkin fiyat hareketleri farklı bir formasyon da gerçekleştirebilir. Dolayısıyla gelecek döneme ilişkin teknik ve temel analiz verileri yükseliş trendinin hangi fiyat seviyesinde başladığına dönük belirleyici etmen olacak. Bir başka deyişle düşen trend bozulup yükselen bir trend başlarsa bu geçmişte olduğu gibi yıllar sürecek bir trendden ziyade kısa veya orta vadeli bir trend de olabilir. Bunun ne şekilde olacağını şimdiden kestirmek çok güç.
Son olarak temel göstergelere bakılacak olursa WaveTrend ve RSI aşırı satım bölgesinde. Esasen piyasalardaki asıl sert hareketlerin aşırı alım ve satım bölgelerinde olması şaşırtıcı değildir fakat ileriye dönük haber akışında TL’yi aşırı değerlendirecek bir haber beklentisi veya mevcut durumda böyle bir beklenti olmadığından dolayı bu seviyelerden sert hareketler beklemek şuan için pek mümkün görünmemekte. Dolayısıyla göstergelerin yeni fiyat seviyelerinde olgunlaşması için bir düzeltme hareketi gelebilir. Potansiyel bir tepki yükselişinde de alımların sınırlı olacağını ve düşen trendi bozacak seviyelerin görülmeyeceğini söylemek şuan ki beklentiler açısından yanlış olmayacaktır. Olası bir tepki yükselişinde yükselişlerin SuperTrend direnci olan 7,44 veya önemli bir seviye olan 7,52 seviyesinde kadar olması beklenebilir.

 

Sonuç

Toparlanacak olursa 2011 yılından beri yükseliş trendinde olan kurlar 2018 Ağustos kur kriziyle birlikte çok daha hızlı bir yükseliş eğilimine girmiştir. Türkiye iç piyasasında adeta ikinci bir para birimi olarak kullanılan doların TL’deki kayıplarla beraber bu denli değer kazanması Türk ekonomisine dair beklentileri bozmuş, pandeminin etkisiyle de para çıkışları bir hayli hızlanmış ve tarihi seviyelerine yükselmiştir. 2020’nin son çeyreğiyle beraber gerek iç piyasada gerek dış siyasette yaşanılan eksen değişikliği ise Türkiye’ye dair beklentilerde son derece olumlu bir dönüşüm gerçekleştirmiş ve bu dönüşümün ilk etkileri finans piyasalarında görülmüştür. Faizlerin yükseldiği ve ekonomik aktivitenin yavaşlayacağı, buna bağlı olarak büyüme rakamlarında ve istihdamda gerilemenin yaşanacağı gerçeğine rağmen Türk varlıklarına talebin sebebi aşikardır. Reel ekonomi ile finans piyasalarının yönü her zaman paralellik göstermez. Finans piyasalarının doğası gereği bu piyasalarda beklentilerin satın alınıp gerçekleşmelerin satıldığı gerçeği göz önünde bulundurulduğunda bu şaşırtıcı değildir.

 

 

 


Kaynakça

Borsagündem, IFF Başekonomisti: Türkiye’ye Büyük Bir Para Girişi Var, 03.12.2020, https://www.borsagundem.com/haber/iif-basekonomisti-turkiyeye-buyuk-bir-para-girisi-var/1534650, E.T: 01.02.2021

Manukyan, Şant, Fed Bilançosu Ne Anlatıyor, 08.05.2020, https://www.dunya.com/kose-yazisi/fed-bilancosu-ne-anlatiyor/469791 , E.T: 01.02.2021

Tradingview, https://www.tradingview.com/x/hEPyN80C/, 01.02.2021

Tradingview, https://www.tradingview.com/x/AOzZjceH/, 01.02.2021

https://invst.ly/tnxio, E.T: 01.02.2020