Ana Sayfa / Çeviriler / Haber Çevirileri / Amerika / Ortadoğu’da Obama’nın Geride Bıraktıkları

Ortadoğu’da Obama’nın Geride Bıraktıkları

ABD’nin yeni başkanı, bölgedeki ‘’Daimi Savaş’’ı devralacaktır.

Salı günü yapılan seçimleri kimin kazandığı önemli değil, şu açık ki; analizcileri dediklerine göre, ABD, Ortadoğu’daki çatışmalara burnunu sokmaya devam edecektir.

Barack Obama büyük ölçekli askeri müdahaleden kaçındıysa da savaşta insansız savaş uçaklarını kullanmıştır. Arkasında derin tartışmaların, sayısız rakibin ve onlarla mücadeledeki derin krizin mirasını bırakan Obama’nın 8 yıllık başkanlık dönemi sona erecek.

Çatışmalar, Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de ve Libya’da şiddetli olmuş ve büyük saldırılar ise Türkiye’de, Lübnan’da ve Tunus’ta sahneye konulmuş ve Filistinliler İsrail’in 2014’teki bombardımanlarından kendilerini zar zor kurtarmışken, Batı Şeria’yı dolduran insanların arasında içten içe kaynayan bir ayaklanma yaşanmıştır.

Harvard’s Kennedy Okulu’nda uluslararası ilişkiler Profesörü olan Stephen Walt, Al Jazeera’ye verdiği demeçte: ‘’Obama’nın mirası…neredeyse tamamen başarısız olduğunu gösteren bir mirastır.’’açıklamalarında bulundu.

Stephen Walt, ‘’İsrail ve Filistin arasındaki iki-devlet çözümüne daha da fazla uzak kalınmıştır. Libya ve Yemen’deki müdahaleler başarısız iki devlet üretti. ‘’Essad gitmeli’’ konusunda ısrar ediyor ve Suriye iç savaşını kötü hale getiren diğer yapıları destekliyor.’’dedi. Ayrıca Walt, ‘’iki başkanlık döneminde de şartlarından biri olan Obama’nın tek başarı hikayesi; geçen yılki tarihi İran Nükleer Programı’dır. Yaptırımların kaldırılması karşılığında Tahran’ın nükleer programını sınırlandırmıştır.’’diye kaydetti.

Walt: “Clinton’ın Obama’nın politikasına benzer bir politika izleyeceğine inanıyorum. Ancak Clinton daha sağlam ve daha dayanıklı olmaya çalışacaktır. Ana risk onun güvenilmez eğilimlere sahip olması, Suriye ve diğer ülkelere müdahaleleri kademe kademe arttırmasıdır. Trump da dahil olmak üzere ikisinin herhangi birinin ne yapacağı konusundan hiçbir fikrimiz yok.’’diye ekledi.

Amerikalılar Salı günü sandık başına gittiklerinde ve geçen hafta Trump’ın giderek Hillary Clinton ile arasındaki farkı kapatması nedeniyle anketörler de tahminlerinin sonucu olarak sıkı bir yarışın olacağını öngörüyorlar. Clinton’ın kazanması hala büyük ölçüde beklenirken, Five Thirty Eight analiz sitesinde Clinton’ın kazanma şansının %70 olduğunu gösteriyor.

Arcadia Üniversitesi’nde uluslararası çalışmalar yapan Doçent Samer Abboud’a göre, ‘’Gelecek olan yeni başkan, Obama’nın bölgedeki ‘’daimi savaş’’ mirasını devralacak.’’ açıklamasında bulundu. Obama, Bush’un zarar verici döneminden sonra ABD’nin Ortadoğu’ya katılımını yeni bir vizyonla şekillendirerek göreve başlasa da, -Obama, Bush’un aksine, Irak ve Afganistan’a doğrudan asker yollamayı yönetimi boyunca önlemeye çalışmıştır. Fakat Washington, Irak ve Suriye’yi dahil olmak üzere bölge genelinde havadan müdahale etme konusunda sürekli görev yapmıştır.

‘’Bölgedeki İslamcı militanlarla savaşta oldukları fikri olduğu sürece iki aday da bölgede askeri güç kullanmaktan çekinmeyecektir ve maalesef bu durum iki adaydan da beklediğimiz bir şey.’’ Abdullah Al-Arian, Georgetown Üniversitesi’nde Tarih Bölümü’nde Yardımcı Doçent. Katar’da Dış Hizmetler Okulu.

Abboud Al-Jazeera’ye verdiği röportajda ‘’çünkü bu savaş türü olağanüstü ve yaygın bir askeri bir müdahale olmadığı için, bunun doğurduğu normalliği ve ortaya çıkardığı istisnai durumu büyük oranda göz ardı ettik. ABD, temelde terörle mücadele adı altında dünya çapında bombalama ve silahla dolaşma eylemlerine başlamıştır.” açıklamasında bulundu.

Analistlere göre, ABD yönetiminin başarısızlıklarından birisi, İsrail/Filistin dosyası üzerinde aynı derecede başarısız olmasıdır. Geçtiğimiz sekiz yılda İsrail, aynı zamanda Batı Şeria’daki yerleşim programını hızlandırırken, diğer yandan Gazze şeridini kuşatmak için üç savaş başlatmıştır. ABD dışişleri bakanı John Kerry’nin İsrail/Filistin barış sürecini hızlandırması için yaptığı girişimler başarısızlıkla sonuçlandı.

“Obama, her şeyin üstesinden gelmek için 38 milyar dolarlık askeri yardım paketi imzalayarak tarihte bir ülkenin yaptığı en büyük yardım anlaşmasını imzalamıştır. Bu imza, önümüzdeki on yılda İsrail’in yapacağı işgali, koloni kurmasını ve siyonizmi desteklemektedir.’’, The Electronic İntifada sitesinin kurucusu Ali Abunimah ve bir politika danışmanı olan Al-Shabaka bu açıklamalarda bulundu. Ayrıca ikili, hem Trump’ın hem de Clinton’ın İsrail’e olan sabit destek geleneğine devam edeceklerini söyledi.

Analizciler, Salı günkü seçimlerin ardından ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik politikalarının yeniden kalibre edilecek olmasına rağmen, bu dönüşümün boyutunu ve kapsamını tahmin etmenin çok zor olduğunu söylüyorlar.

Suriye’ye gelince, 6.yılına gelinen ve azalma belirtileri göstermeyen kanlı bir savaşın içinde olunduğundan, iki başkan adayı da doğrudan yapılan görüşlere karşı tavır takındı. Trump, geçen ay yapılan tartışmada, Suriye rejimi ve müttefiki olan Rusya ile birlikte İslam Devleti’ne karşı savaşacaklarını belirtti: ‘’Hiç kimseyi sevmiyorum – Suriye Başkanı Beşar Esad-, fakat Esad IŞİD’i öldürüyor. Rusya ve İran IŞİD’i öldürüyor.’’ Nitekim, rejim ve müttefikleri tarafından başlatılan hava saldırıları çoğu IŞİD’i değil, Suriye’li isyancılar hedef almıştır.

Bu arada Clinton, Rusya üzerinde ‘’baskı’’ oluşması için Suriye üzerinde uçuşa yasak bölge oluşturulması çağrısında bulundu.

Abdullah Al-Arian, Katar’daki, Georgetown Üniversitesi’nde Dışişleri Yüksekokul’unda tarih profesörüdür. “Hillary Clinton, açıkça sadece Suriye’dekilere değil başka çatışmalara karışma niyetini de belli etti. Aynı anda Trump, radikal İslam terörüne karşı bize inanılmaz derecede ağır söylemlerde bulundu.” diye belirtti.

“Adayların, İslam militanlarıyla bölge çevresinde savaşta olmaları fikri, onun, ABD ordusunun gücünü kullanmaktan utanmayacağı anlamına geliyor. Bu durum, maalesef iki adaydan da beklenebilir.” Ayrıca Al-Arian, Al Jazeera’ye “ABD’nin yıllardır bölgedeki çıkarları için yerli nüfusu harcaması, seçim günü kim seçilirse seçilsin Orta Doğu’da devam edecektir.” açıklamasında bulundu.

Kenneth Pollack, Brookings Enstitüsü’nde Orta Doğu politikalarının merkezinde kıdemli bir üyedir. Kenneth Pollack: ”Clinton orta yolu hedefleyecektir, bu orta yol Obama’nın bölgeden sözde ayrılması ve Bush’un bölgeye askeri müdahalesinin ortasında olacaktır.” diye ekliyor, ‘lanetli strateji’ diye de belirtiyor.

“Orta Doğu’daki problemlerin bir çoğu çok fazla orta yol olması veya kısıtlı olan seçeneklerin işleyememesi.” Pollack, Al Jazeera’ye söylüyor ve “Adaylar, durumu olduğundan daha kötü yapacaktır.” diye bitiriyor.

Analistler, “Trump seçim günü hazırlıklı olmalıdır. Orta Doğu dosyasının ileriye nasıl ilerleyeceği yönündeki tüm bahisler kapalıdır.” diyor.

Abboud: “Eğer Trump kazanırsa, ne bekleyeceğimizi söylemek çok zor.” diye belirtti. “Trump, savaş suçlarından tutun her şeye kadar bölgeden(Orta Doğu) ayrılacağını” söyledi. “Ciddi şekilde şüphelerim var ki Trump, bölgede askeri müdahaleyi güçlendirmek için bunları siyasi veya stratejik olarak kullanabilir.”

Steven Heydemann ise Amerikan halkı içinde, Amerika’nın Orta Doğu’daki rolüne karşı büyüyen bıkkınlık halinin aksine, bölge önemli bir şekilde yerini koruyacaktır. Önümüzdeki yıllarda Amerika’nın Dışişleri’nin takvimine göre domine edici güç bölgede kalmaya devam edecektir.” açıklamasında bulundu.

“[Obama] ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını göz ardı etti ve ABD’nin Ortadoğu’yu şekillendirici pozisyonuna önem vermedi. Obama, Ortadoğu’yu, Amerika’nın çıkarlarına özellikle de Asya’daki çıkarlarına daha fazla odaklanmasını engelleyen bir oyalanma olarak görme eğilimindeydi.” diye konuştu.

“İçimde bir his var, bir sonraki Devlet Başkanı, Orta Doğu’ya farklı yaklaşacak ve muhtemelen daha hızlı hareket ederek tekrardan farklı şekillerden Orta Doğu sahnesine etki edecektir.”

Kaynak: http://www.aljazeera.com/indepth/features/2016/11/election-affect-middle-east-policy-161105125945727.html

Çevirenler Hakkında 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir