Yedinci Mühür 1 İntihar
Imdb'den Alınmıştır.

Ölüm ve İntihar Temalı 5 Film

1- The Seventh Continent (Der Siebente Kontinent) Yedinci Kıta, 1989

Yedinci Kıta İntihar
Imdb’den Alınmıştır.

Haneke filmleri dendiği zaman rahatsız edici öğelerle bezenen psikolojik filmler gelir akla. Yedinci Kıta’yı daha rahatsız edici yapan özellik, gerçek bir hikâyeye dayanmasıdır. Film intihar etmeye karar veren üç kişilik bir ailenin intihar etmek için hazırlanmalarını ve nihayetinde yaşamlarını noktalamalarını anlatmaktadır.

Filmi üç ana bölüme ayırabiliriz; ilk bölüm, geleceğin yok edilmesi. Rutin olarak değerlendirebileceğimiz dergi abonelikleri, rutin bir işleyişe sahip iş, okul gibi kurumlarla irtibatın kesilmesi söz konusudur. Ailemizin arkadaşları ve dostları ile iletişimi kesilir, belki de bu bölümün en can alıcı noktası, insanların yaşamlarının devamında ‘garanti’ olarak gördükleri bankadaki yatırımın tamamını çekmeleridir.  Bu paranın bir bölümüyle lüks ihtiyaç olarak nitelendirilen gıda maddeleri tedarik edilir ve tek gecede bu zevklerle vedalaşılır.

Filmimizin ikinci bölümü, en fazla şiddetin yer aldığı bölüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelecek yok edilmiştir, sırada geçmişin tasfiyesi vardır. Evlerinin içerisinde yer alan tüm eşyalar birer birer parçalanmaya başlar. Fotoğraflar, karneler, çizilmiş resimler, kıyafetler, elektronik cihazlar aklınıza gelebilecek her türlü şey korkutucu bir soğuk kanlılık ve titizlikle yok edilir. Belki de en can alıcı sahne akvaryumun parçalanmasıdır. Akvaryum parçalanır ve balıklar dışarıya saçılır, birer birer can çekişerek ölürler. Burada rutinleşen- ızdırap şeklini alan sistemden çıkışın tek yolunun ölüm olduğu mesajına varılabilir.

Ve filmin son bölümü, geçmiş ve gelecekten sıyrılan ailemiz için tek bir sıkıntı kalmıştır. Şimdiki zaman ve madden var olmak. İşte bu noktada bu sorunda çözülür ve ailemizin yedinci kıtaya yolculuğu başlar.

https://www.imdb.com/title/tt0098327/?ref_=nm_flmg_wr_17

2- Taste of Cherry (Ta’m e guilass) Kirazın Tadı, 1997

Kirazın Tadı 1
Imdb’den Alınmıştır.

İran sinemasının en başarılı yönetmenlerinden Abbas Kiyarüstemi’nin başyapıtlarından olan Kirazın Tadı, intihar etmeyi düşünen Badii (Homayan Ershadi), intiharı sonrası cesedini gömecek birisini aramaktadır.

Film bu süreçte yapılan araba yolculuğunu konu almaktadır. Arabaya ilk binen Kürt bir askerdir, ikinci yolcumuz bir ilahiyatçı, üçüncü yolcumuz ise hasta olan çocuğunu iyileştirmek için para kazanmaya çalışan bir Türk’tür. Binen ilk iki yolcumuz Badii’yi fikrinden vazgeçirme noktasında başarısız olur.

Genç ilahiyatçı intihar etmenin günah olduğunu açıklarken Mr. Badii son derece önemli bir söylemle karşılık verir: ”Mutsuzluk da günah değil mi?” Mr. Badii’nin son misafiri olan Bagheri Bey diğer iki yolcuya nazaran çok daha etkileyici bir konuşma ortaya koyar. Filmin en felsefi öğe barındıran ve ironik bölümü işte bu bölümdür. “Her şey bu kadar basit olabilir mi? Zorlaştıran biz olabilir miyiz?” sorusu Mr. Badii’nin ve izleyicinin zihninde dönüp durmaya başlar.[1]

Kirazın Tadı 2
Imdb’den Alınmıştır.

Filmin en ilginç yönü bize Badii’nin neden intihar etmek istediğini açıklamamasının yanı sıra filmin sonunda başarıp başarmadığı da anlaşılmamaktadır.

Kiyarüstemi, soruları cevaplamak yerine seyircinin hayal gücüne ve yorumuna bırakıyor. Filmde arabaya alınan oyuncuların ortak özelliği hepsinin amatör olması ve senaryo ile bağlı olmaması. Kiyarüstemi röportaj yaparcasına bir şaheser ortaya çıkarıyor.[2] Abbas Kiyarüstemi’nin klasik sinema algısı dışında bir metot benimsemesi onun özgün ve yaratıcı tarafını ortaya çıkarıyor. Kiyarüstemi, ”Filmlerim, kendilerini adamış seyircilerin, ticari sinema dünyasına yabancılaşmış insanlardır.” der.[3] Sanat anlayışı ile bu söylemin örtüştüğünü görmek son derece sevindirici bir durumdur.

https://www.imdb.com/title/tt0120265/?ref_=nv_sr_srsg_0

3- Eterniyt and A Day (Mia aioniotita kai mia mera) Sonsuzluk ve Bir Gün, 1998

Eternity and a day 1 İntihar
Medium.com’dan Alınmıştır.

Angelopulos filmleri, mitoloji ve metaforların iç içe geçmesi demektir. Neredeyse her filmi bu açıdan bolca sahneyi bünyesinde barındırır.

Film, ölümcül bir hastalığa yakalanan Yunan şair Alexandros’un son gününü anlatır. Filmi unutulmaz kılan Angelopulos farkıdır. Hem sinematografi hem kullanılan müzikler hem diyaloglar belki de sıradan olarak nitelendireceğimiz filmi şaheser olarak adlandırmamızı sağlar.

Film şairin son gününde geçmez, geçmişe gideriz, sürekli sorular sorarız daima hareket halinde geçer. . Özellikle şairimizin geçmişe yaptığı yolculuklar bize hem görsel hem metinsel bir şölen sunar. Bir otobüs sahnesi vardır ki içerdiği metaforlar hakkında ayrı bir yazı kaleme alınabilir.

Eternity and a day 2
Flagey’den Alınmıştır.

Bruno Ganz tarafından hayat verilen Alexandros, geçmişine dair pişmanlıklarla doludur. Bir sahnede ”Pişmanlık duyduğum tek şey, Anna, asla hiçbir şeyi bitirememiş olmam. Planlarım olduğu gibi kaldı. Anlamlarından yoksun sözcükler… Oraya buraya dağılmış.” ifadesi ile seyirciye yansıtır bu pişmanlığı.

Filmin bir sahnesinde kelime satın alan bir şair ile karşılaşırız, Alexandre’de kelimelerin peşindedir, son gününü beraber geçirdiği çocuk belki de filmimizi özetleyecek bir kelimeden bahseder: ‘’Argadini.” Anlamı çok geç demektir.

Ve filmin muhteşem son sahnesi: Alexandre yine geçmişe gider, arka fonda masmavi bir deniz uzanmaktadır. Kumsalda Şairimizin eşi ve dostları Eleni Karanindrou şaheseri eşliğinde dans etmektedir, Alexandre, eşine can alıcı soruyu sorar:

”+Yarın ne kadar diye bir soru sormuştum Anna, hatırladın mı?

-Sonsuzluk ve bir gün kadar…”

Filmin son sahnesi:

Eleni Karaindrou tarafından film için bestelenen muazzam parça:

https://www.imdb.com/title/tt0156794/?ref_=nv_sr_srsg_0

4- Living (İkuru), Yaşamak, 1952

İkuru İntihar
Imdb’den Alınmıştır.

Akira Kurosawa, İkuru’da yaşama eylemini odak noktasına alır. Ana karakterimiz yaklaşık 30 yıldır Tokyo Belediyesi’nde çalışan Kanji Watanabe’dir. Watanabe bedensel olarak aramızdadır ancak başka bir yaşamsal belirtiye sahip değildir. Rutinleşen iş ve özel hayatına hapsolmuş bir şekilde ‘yaşama’ devam etmektedir. Midesindeki şiddetli ağrı sebebiyle hastaneye gitmesi hayatı için dönem noktası olacaktır. Mide kanseri olduğunu öğrenen Watanebe’nin en fazla 1 yıl ömrü kalmıştır. İşte bu noktadan sonra Watanebe sokağa çıkması ile yaşadığının farkına varacaktır. Sokağa çıktıktan sonra arabaların sesini bir anda duyması, işte bu, farkındalığa işarettir. Watanabe bu durumu oğluyla paylaşmak ister ancak oğlu için para kaynağından başka bir değeri olmadığının bilincine varır.

Ertesi gün tüm parasını çeker, yaşamak istiyordur ancak nasıl yaşayacağı hakkında hiçbir fikri yoktur. Çareyi bara giderek içki içmekte bulur ancak bir noktada bunun da anlamsız olduğunu kavrar. Barda bir gençle tanışır genç onu dans kulübüne götürür. Watanabe ironik bir şekilde eski bir Japon şarkısı olan ‘Hayat Kısadır’ parçasının çalınmasını ister ve kendisi parçaya eşlik eder. Watanabe bu mekanların kendisine uygun olmadığını anlayarak dans kulübünü terk eder.

Ertesi gün iş yerinde çalışan bir genç olan Toyo ile vakit geçirir, Toyo’ya göre Watanabe yaşayan bir ölüdür. Filmin bu noktasında Watanabe’nin yeniden doğuşuna şahit oluruz. Genç olamayacağını fark ederek hayatının son dönemini yararlı şeyler yapmaya adamaya karar verir. Bir mahallede çocukların hastalıklarına neden olan lağımın kurutulup yerine park yapılması talebi bürokratik engellere takılmaktadır. Watanabe hayatının son dönemi için aradığı amacı böylelikle bulmuştur. Sonrasında Kurosawa hızlı bir geçişle bizi Watanabe’nin cenazesine götürür.

Parkın mimarının kim olduğu üzerine bir tartışmada buluruz kendimizi, her detay ortaya çıktıkça hayatının son evresini parkın yapılabilmesi adına mücadeleye adamış olan Watanabe’nin çaba ve gayretleriyle karşılaşırız. Filmde hem ciddi bir bürokrasi eleştirisi vardır hem de yaşama eylemi üzerine ciddi felsefi bir kafa yoruş. Filme dönecek olursak peki Watanabe gerçekten arzu ettiği yaşama duygusunu tadabildi mi? Filmin son sahnesi bunu açıklamaktadır. Yeni yapılan parkta kar yağışı altında salıncakta sallanan Watabane, ‘Hayat Kısadır’ şarkısını söylemektedir. Mutludur, yüzünde samimi bir gülümseme vardır.

Filmin son sahnesi:

5- The Seventh Seal (Det sjunde inseglet), Yedinci Mühür, 1957

Yedinci Mühür 1 Ölüm
Imdb’den Alınmıştır.

Yedinci Mühür, Veba salgını yüzünden perişan olan 14. yüzyıl Avrupa’sında geçer. Yaklaşık 10 yıl boyunca bilmediği topraklar üzerinde Tanrı adına savaşan bir şövalyenin hikayesi ile karşılaşırız. Uzun bir seferin ardından kendi toprakları İsveç’e dönen Şövalye, ölüm ile karşılaşır. Bu karşılaşma sonrası sinema tarihinin en ikonik sahnelerinden birisi olan ölüm (Azrail) ile satranç oynama sahnesi karşımıza çıkar.

Aralarında geçen ilk diyalog son derece manidardır.

”-Kimsin sen?

+Ölüm.

-Benim için mi geldin buraya?..

+Uzun zamandır senin yanındayım.”

Yedinci Mühür 2
Imdb’den Alınmıştır.

İnsanın ölüm karşısında varoluşsal mücadelesi ve ölümün mutlaklığı adeta tokat gibi seyircinin yüzüne çarpılır. Bergman ömrü boyunca varoluşsal sorgulamalar yapan bunun yanı sıra dogmaları ve inançları sorgulayan bir yönetmendir. Bu bakımdan film içerisinde yer alan diyalogların otobiyografik bir özelliğe sahip olduğu, daha doğrusu, Bergman’ın da cevap aradığı sorular olduğundan bahsedilebilir. Bu bakımdan Kilise’de ölüm ile şövalye arasından geçen diyalog son derece önemlidir:

”-İnsanın duyularıyla Tanrı’yı kavrayabilmesi o kadar imkânsız mı? Neden yarım vaatlerin ve görünmeyen mucizelerin ardına saklansın ki? Benim gibi inanmak isteyen ama yapamayanlar ne olacak? Tanrı’nın kendini göstermesini ve benimle konuşmasını istiyorum. Tüm yaşamım nafile bir arayıştan anlamsız konuşmalardan başka bir şey değildi.

-Karanlıkta ona doğru haykırıyorum ama sanki hiç kimse yok orada.

+Hiç kimse yoktur belki de.

-Yaşamak iğrenç bir yılgı öyleyse. Kimse ölümün karşısında, her şeyin bir hiç olduğunu bilerek yaşayamaz.

+İnsanların çoğu ölüm ya da yaşamın boşluğu üzerine kafa bile yormaz.

-Ama bir gün yaşamın o son anına varıp karanlığa doğru bakmak zorunda kalacaklar.

+O gün geldiğinde…

-Korku içindeyken, bir görüntü yaratırız, sonra da Tanrı deriz o görüntüye…”

Film genel olarak sorgulama üzerinden geçer. Film 14. yüzyılda geçse de sorgulanan şeyler günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Genel hatlarıyla karamsar cevaplarla karşılaştığımız filmde umut da vardır. Umut, alternatif bir kutsal aile portesi çizen akrobat Joseph, hayat dolu karısı Mary ve onların masum-sevimli çocukları üzerinden izleyiciye yansıtılır.[4]

Filmin ikonik son sahnesi filmi özetler niteliktedir. Bir tepe üzerinde Ölüm önde, kahramanlarımız arkasında ilerlemektedirler…

Son sahne:

https://www.youtube.com/watch?v=06pmVMUCC28

Kilise Sahnesi:

https://www.youtube.com/watch?v=FuOcTAYtABs


Dipnotlar

[1] Özge Yağmur, FilmLoverss, Kirazın Tadı – Ta’m e guilass, 07/08/2016, https://www.filmloverss.com/kirazin-tadi-tam-e-guilass/ (E.T: 14.01.2020).

[2] Steven Jay Schneider, Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film, Çev: Belma Baş, G. Deniz Vural, 5. Baskı, Caretta kitapları, 2015, 865.

[3] Paul Cronin, Abbas Kiyarüstemi ile Sinema Dersleri, çev: Pelin Arda, 1. baskı, Redingot Kitap, 2017, s: 47.

[4] Steven Jay Schneider, Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film, Çev: Belma Baş, G. Deniz Vural, 5. Baskı, Caretta kitapları, 2015, 326.

Kaynakça

Ingmar Bergman, Yedinci Mühür, Çev: Turan Oflazoğlu, 2. baskı, İz Yayınları, 2010.

Steven Jay Schneider, Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film, Çev: Belma Baş, G. Deniz Vural, 5. Baskı, Caretta kitapları, 2015.

Paul Cronin, Abbas Kiyarüstemi ile Sinema Dersleri, çev: Pelin Arda, 1. baskı, Redingot Kitap, 2017.

Özge Yağmur, FilmLoverss, Kirazın Tadı – Ta’m e guilass, 07/08/2016, https://www.filmloverss.com/kirazin-tadi-tam-e-guilass/ (E.T: 14.01.2020).